Acılara Tutunmak

Acı cekmek özgürlükse
Özgürüz ikimiz de
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizeler.
Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş,
Düşsel bir oyuncağı.
Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey varmış
Sevmek diye bir şey yokmuş
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım bir kaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Buğu diye gözlerinde
Gün batımı bulutlarmış.
Adı Bahtiyar
Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi gögsü türküler içinde
Rastlardım avluda hep volta atarken
Cigara icerken yahud coblanırken
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukca sevidiği çiçeği sularken
Diyarbakır'lıymış adi Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış ögrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül yüzlü bahtiyar
Yara aldığı yer de kalan sazı kadar.
Beni tez saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki Yozgat'ta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler
Gazetede çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı catlamış sazıyla
Biriler ona ölmedin diyordu
Ölümün yanında hüzünle gülüyordu
Diyarbakır'lıymış adi bahtiyar
Suçu saz çalmakmış ögrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül yüzlü bahtiyar
Yara aldığı yer de kalan sazı kadar
Adı Yılmaz
Dalyan gibi bir çocuktu
Benim gözümde küçüktü
Küstü de dağlara çıktı
İner mi inmez mi bilmem
Şimdi dağların tozudur
Belki isyanın sazıdır
Hala kalbimde sızıdır
Diner mi dinmez mi bilmem.
Adı Yılmaz kendi Yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlara soru sorulmaz
Döner mi dönmez mi bilmem.
Mavi gözleri boncuktur
Ölüm korkusu şuncuktur
Azrail atı kancıktır
Biner mi binmez mi bilmem.
Parkasına kar yağmıştır
Bir kenarda ağlamıştır
Belki elleri yanmıştır
Söner mi sönmez mi bilmem.
Adı Yılmaz kendi Yilmaz
Makamı özgür dem tutulmaz
Dağlara hesap sorulmaz
Döner mi dönmez mi bilmem
Ağladıkça
Dağlarda öfkeli başım
Serhat'ta hep akşam oluyor
Nasipsiz kıştan mı, yağmurdan mı yoksa aşktan mı
Ağladıkça, ağladıkça dağlarımız yeşerecek
Görecek, göreceksin
Ağladıkça, ağladıkça
Geceyi tutacağız göreceksin.
İlk yazda bitti telaşım
Alnımda hep kavga duruyor
Vakitsiz hırstan mı
Bahardan mı yoksa aşktan mı
Ağladıkça, ağladıkça bozkırlar yeşerecek
Görecek, göreceksin
Ağladıkça, ağladıkça
Güneşi tutacagız göreceksin.
Ağlama Bebeğim
Ağlama bebek, ağlama sende
Umut sende hersey sende.
Yağmur gibi gözlerinden akan yas niye
Bu kırgınlık bu dargınlık sıkıntın niye.
Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Bölüşülmeye hazır
Bir hayat var.
Ağlama bebeğim ağlama sende
Yarın sende herşey sende.
Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye
Bu suskunluk bu durgunluk kızgınlık niye.

Alnında dağ ateşi

Alnını dağ ateşiyle ısıtan dostum
Yüzünü kan ile yıkayan dostum
Senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
Benim yüreğimi harmanlayan isyan olsun.
Şimdi dingin gövdende büyüyen sessizlik
Ellerimde patlamaya sabırsız mavzer olsun
Başını omuzuma yasla
Göğsümde taşıyayım seni
Gövdem gövdene
Gövden gövdeme can olsun.
Arka Mahalle
Ağladım gözyaşlarım döndü denize
Ben derdimi kimseye söyleyemedim
Kurşunlara gelirken arka mahlede
Düştümde yerlere bir of demedim
Başıma neler geldi sana diyemedim
Beni kaç kere dövdüler
Adını söylemedim of of of of
Yıkılsın evin
Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe
Yine de bu yangını söndüremedim
Bağıra bağıra yazdım seni içime
Bir kez olsun yüzünü güldüremedim
Başıma neler geldi sana diyemedim
Beni kaç kere dövdüler
Adını söylemedim of of of of
Yıkılsın evin
Ayrılığın HediyesiŞimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız dolmuş gökyüzü ay aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım tenhasında gecenin
Hiç uyumamış bir ben
Şimdi gözlerime ağlamayı ögrettin
Ki bu yaslar
Utangaç boynun kolyesi olsun
Bu da benim sana
Ayrılırken hediyem olsun
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine sızabilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp
Asıyorum
Bu son olsun
Bu son olsun....
Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın
Işi gücü olanlar çoktan gittiler
Bir ben kaldım voltasında gecenin
Hiç uyumamış bir-ben
Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
Beyninin içindekilerini anlıyabilmek
Ve yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece dondurabilmek icin
Cıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun
Artık sigarayı günde üç pakete çıkardım
Olsun gözüm olsun
Ne olacaksa olsun !
Başım Belada
Bugün yine düşünemiyeceğin kadar başım belada
Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada
Iler-tutar yani yok
Fislenmişim adım-eşkalim bilinmekte
Üstelik göğsümde yani tam şuramda
Kirli sakkalıyla bir eşkiya gezinmekte
Basim belada
Adamin biri vurulmus sokakta
Cebinde adresim bulunmuş
Başım belada
Tabancamı unutmuşum helada
Nerden baksan tutarsızlık
Nerden baksan ahmakça
Sevdim inanamayacağın kadar seni esmer kız
Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
İhanetin adı yok
Neylersin ki çember daralmakta
Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
Yasal mermisiyle bir komser yaklaşmakta
Ben Beni
Seyyah oldum pazar pazar dolaştım
Bir tüccara satamadım ben beni
Koyun oldum kuzum ile meleştim
Bir sürüye katamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü.
Dostlar beni bir kazana koydular
40 yıl yandım daha çiğdir dediler
Ölceğimi gram gram yediler
Bir kantarada tartamadım ben beni.
Ben beni, kendimi, canımı özümü.
Deli gönlüm aktı gitti engine
Çok boyandım cok çiçekler rengine
Bir Mahsuni demiş oldum kendime
Olmaz olsun atamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü.

Nerden Bileceksiniz

Üstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nerden bileceksiniz.
Bir fidandım derildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum cok yoruldum
Siz benim neler çektiğimi
Nerden bileceksiniz.
Taş duvarlar yıkıp geldim
Demirleri söküp geldim
Hayatımı yıkıp geldim
Siz benim neden kaçtığımı
Nerden bileceksiniz.
Gökte yıldız kayar şimdi
Annem beni anar şimdi
Sevdigim var kanar şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nerden bileceksiniz.
Bir pınardım kan oldum
Yol kenarı han oldum
Yanıldım ah ziyan oldum
Siz benim neden sustuğumu
Nerden bileceksiniz.
Ben ardımda yaş bıraktım
Ağlayan bir eş bıraktım
Sol yanımı boş bıraktım
Siz benim kime küstüğümü
Nerden bileceksiniz.


Ölüm dörtlüğü

Ölüm her aklına geldiğinde
Ah edip vah edip inleme
Bu halinde tanrıyı incitmiş olacaksın
Ecel kapını çaldığı zaman
Evi telaşa verme
O geldiği zaman
Sen gitmiş olacaksın

Oy Havar

Yangınlar
Kahpe fakları
Korku çığlıkları
Ve irin selleri aç yırtıcılar
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın
Bir cana bir başa kalmışsın vay vay
Pasatsız duldasız üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim leylim
Cellat nisangahlar aynasındası
Oy sevmisem ben seni
Üsküdar'dan bu yana lo kimin yurdu
He canım
Çiçek dagı kıtlık kıran
Gül açmaz çagla dökmez
Vurur çakmak taşı kayalarıyla
Küfrünü medetsiz Munzur
Sahmurat suyu kan akar
Ve ben şairim...
Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi
Korkusuz pazarlıksız
Kül elenmemiş
Ne salkım bir bakış
Resmin çe---im
Ne kinsiz bir rüzgar
Mısra dö---im
Oy sevmişem ben seni !
Ve sen daha demincek
Yıllarda geçse demincek
Bıçaklanış dal gibi ayrı düştüğüm
Ömrümüm sebebi ustam , sevgilim
Yaram derine gitmiş
Fitil tutmaz bilirim
Ama hesap dağlarladır
Umut dağlarla
Düşün uzay çağında bir ayağımız
Ham çarık kil çorapta olsa da biri
Düşün olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda
Atıp bir kıyıya bir zamanı
Yarının çocukları gülleri için
Herbirinin ayva tüyü için çilleri icin
Koymuş postasını
Görmüş restini
He canım
Sen getir üstünü
Oy Havar
Muhammed Isa aşkına
Yattığım ranza aşkına
Deeey dagları un eder ferhadin gürzü
Benim de boş yanım hancer yalımı
Ve zulamda kan ter içinde ası
He desem koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni !


Öyle Bir Yerdeyim Ki

Öyle bir yerdeyim ki
Ne karanfil ne kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun calkalanır sularda
Bir yanım mavi yosun calkalanır sularda
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider allah allah kızım düşmüş sokağa
Anam gider allah allah dölüm düşmüş sokağa

Özgür Çağrı

Sana yalan söyleyemem
Darılırsın yavrucağım
Abin bir gün dağdan döner
Sarılırsın yavrucagım
Giden gelmez geri dönmez
Bilmiyorsun yavrucagım
Sen üzülme sıra bende
Gideceğim yavrucağım.
Elverirki coşku
Haylaz çocuklarını bogazlamasın
Avunmak elbette kolaydır
Şehri yiğit bir türkü gibi dolaşmak
Dağlara destanlar düşünmek kolaydır
Hapislere bir sevinç çığlığı gibi düşmek
Kızların diri göğüslerinde
Matbaalarda ve kongre zabıtlarında
Dünyayı tazelemek
Yeryüzüne depremler düşünmek kolaydır
Çünkü binlerce militanın rüzgarlı macerası
Bir kurşun bile degildir namusun mavzerine
Gönlün kahpeliğine tutsaksin açıkcası
Asıl savaş alanı suskundur arkadaş
Sahipsizdir
Asıl savaşcılar afyonlu, mütevekkil
Öyleyse
Şehrin girdabında çalkalanan zulüm
Halkın şanlı isyanına işaret degil
Bodrum duvarlarına öfkeli yazıları
Tırnaklarınla kazıyorsan da
Sana yalan söyleyemem
Darılırsın yavrucağım
Abin bir gün dağdan döner
Sarılırsın yavrucağım
Giden gelmez geri dönmez
Bilmiyorsun yavrucağım
Sen üzülme sıra bende
Gideceğim yavrucağım.
Bulvara dökülen bildiriler
Harcanan bunca emek bunca değer
Fokurdayan metal potası
İşleyen rotatifler
Cesetleri iğnelemek gibi bir şeydir
Ve zaman göz kırpıp usulca telaşına
Homurdanarak çekip gitmiştir.
Yani bu asağılık bir dramdır artik
Cünkü jarjuruna
Boş kovanları dolduran adam
En azından kendinden utanmalıdır
Yani yetsin diyorum
Şarkılarınızı dağlarıma sürün diyorum
Uzatın ellerinizi diyorum
Uzatın, tanışalım
HELALLAŞALIM !

Şafak Türküsü

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.
Kaç zamandır yüzüm traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne.
Yaşamak isterken delice
Ah..Verebilseydim keşke
Yüreği avcunda koşan herbir anneye
Tepeden tırnağa oğula
Ve kıza kesmiş
Bir ül---e armağan
Düşlerimle sınırsız
Diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca acı verdi yanağımda tomurcuk
Pir Sultan'ı düşün anne, Seyh Bedretinn'i
Börklüce'yi, Torlak Kemal'i
İnsanlari düşün anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşün ki o an güzel günlere inanan
Mutlu bir Yusufcuk havalansin
Yani benim güzel annem
Ala şafağında ülkemin yıldız uçurmak varken
Oturup yıldızlar içinde kendi buruk kanımı içtim
Ne garip duygu şu ölmek
Öptügüm kızlar geliyor aklıma
Bir açıklaması vardır elbet giderken dar ağacına
Geride masa üstünde boynu bükük
Kaldı kağıt kalem.
Bağışlar beni güzel annem
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye
Kızma bana.
Elleri değsin istemedim
Gözleri değsin istemedim
Ağlayıp kokluyacaktın
Belki bir ömür taşıyacaktın koynunda.
Yaşamak ağrısı asıldı boynumda
Oysa türkü tadında yaşamak isterdim
Ölmek ne garip şey anne
Bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
Sedef kakmalı bir kutu icinde
Vermek isterdim çocukların ellerine
Sonra, sonra benim güzel annem
Damdan düşer gibi vurulmak isterdim bir kıza
Gecenin kıyısında durmuşum
Kefenin cebi yok
Koynuma yıldız doldurmuşum
Koşun çocuklar koşun
Sabah üstüme üstüme geliyor
Kısacası güzel annem
Bir çiceği düşünürken ürpermek yok
Gülmek umud etmek özlemek
Ya da mektup beklemek
Gözleri yatırıp ıraklara.
Ölmek ne garip anne
Artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
Şaşkın umutlu şiirler yazamıyacağım
Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamıyacağım
Baba olamıyacağım örneğin
Toprak olmak ne garip şey anne.
Uçurumlar ki sende büyür
Dağdır ki sende göçer
Ben bayram derim çiçek derim
Cam diplerine açmış kanatlarını kozalak derim
Gül yanaklı çocuga benzer
Yinede oğlunu yitirmek ne garip şey anne
Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan
Her kadın toprağı tırnaklıyarak
Doğurur beni
Özlem benim, kavga benim aşk benim
Bekle beni anne.
Bir sabah çıkagelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapıyı
Adı başka sesi başka
Nice yaşıtım
Koynunda çiçekler
Çiçekler içinde yeni bir getirirler.[ASLA OLMAYACAK]


Sel dağ

Bu hasretlik kalır gitmez tenimden
Eksilmez acılar ezik yüreğimden
Alma başını nasırlı ellerinden
Sen istedin gültenimde yaralar
Bu ayrılık hem seni
Hem beni yaralar.
Sel dağda birleşince
Dağda güller ezilince
Yara açtı gültenimde
Ağlar dağlar
Dağlar ağlar
Yüreğimi sancı sarar.
Sel dağda kalır gitmez
Sel altında güller bitmez
Gültenimde yara geçmez


Senin Derdindeyim

Kapıya vurdun ardımdan
Ölecektim ben kahrımdan
Beni vursalar alnımdan
Yine senin derdindeyim
Geçip karşımda dursan
Hem bagırsan hem de kızsan
Beni kaleş ile vursan
Yine senin derdindeyim
Kaleşnikof ile vursan
Yine senin derdindeyim

Sen yanma diye

Ben çürümüş bir asayım
Zindanlara yol eyledi dert beni
Çarmıha gerilmiş bir İsa'yım
Çivilere zapteyledi dert beni
Pir Sultan'ı darda gördüm
Darağaca vur eyledi aşk beni
Hacı Bektas'ı kırda gördüm
Bir ceylana pir eyledi aşk beni
Her yangına her ataşa
Köz eyledi dert beni
Bu dağlara bu yollara
Toz eyledi aşk beni
Ben yanarım aşk için
Ben yanarım gül çin
Bu ateş sönmesin diye
Ben yanarım kim için
Ben yanarım sen için
Bari sen yanma diye
Ben yakılmış bir ozanım
Yangınlara kül eyledi dert beni
Kerbela çölünde bir Hüseyin'im
Damla suya kul eyledi dert beni
Ben Yunus'u nurda gördüm
Dergahina gül eyledi aşk beni
O Mecnun'u firarda gördüm
Bir Leyla'ya deleyledi aşk beni


Söyle

Söyle yağmur çamur
Değmedi yüreğime
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde
Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde
Dışarda kar yağıyor
Benim içime yağmur
Ağlama göz bebeğim
Biraz daha dur
Yüreğime basa basa
İçimden yar gidiyor
Ağlama iki gözüm
Biraz daha dur.
Ay ay ay yanıyor ömrüm
Vallahi yağmur çamur
Değmedi yüreğime
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde.
Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde.
Söyle yağmur söyle
Değmeden yüreğime
Söyle gökyüzüne
O nerde
Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle gökyüzüne
O nerde
Söyle baksın gece
Dağlardan hasretime
Söyle bilmesen de
O nerde
Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle gökyüzüne
O nerde
Ay ay ay yanıyor ömrüm.
Vallahi yağmur çamur
Değmedi yüreğime
Söyle ben nerdeyim
O nerde
Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle gökyüzüne
O nerde

Süryani

Bir alev çıktı kavından
Tutuşturdu her yanı
Bir o yanı bir bu yanı
Heyyo savgan eg bu yani
Mahlemizde hoş süryani
Öpeydim sol yanağini
Bir o yanı bir bu yanı
Gel öpem sol yanağından
Koy çatlasın öbür yanı
Bu alev yandırdı canı
Kül etti canı c:-):-):-):-):-)
Ne kül kaldı ne dumanı
Heyyo savgan eg bu yani
Mahlemiz dolu süryani
Öpeydim sol yanağini


Suskun

Rüya,bütün çektiğimiz
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram.
Sus, kimseler duymasın.
Duymasın ölürüm ha.
Aymışım yarı gecede
Yağar bir yağmur sonra...
Yağıyor yeşil.
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
İki yitik hasret,
İki parça can.
Sus, kimseler duymasın
Duymasın ölürüm ha
Aymışım yarı gecede
Seni bulmuşam sonra


Telgrafcı Akif

Hüseynik'ten çıktım seher yoluna
Can ağrısı tesir etti koluma
Yaradanım merhamet et kuluna
Yazık oldu yazık şu genç ömrüme
Bilmem su feleğin bana çevri ne
Telgrafın direkleri sayılmaz
Atık hanım baygın düştü ayılmaz
Böyle canlar teneşire koyulmaz
Yazık oldu yazık şu genç ömrüme
Bilmem şu feleğin bana çevri ne
Lütfü gelsin telgrafın başına
Bir tel vursun Musul'da gardaşıma
Yazık oldu yazık şu genç ömrüme
Bilmem şu feleğin bana çevri ne
Yazık oldu yazık şu genç ömrüme
Bilmem şu feleğin bana çevri ne

Turuncu Gemi

Gülüm gülüm,gülüm gülüm
Akşam oldu bugün yine
Gülüm gülüm,gülüm gülüm
Hava bozdu birden bire
Turuncu gemide yoldaşlar gidiyor
Tüfekleri ellerinde
Kalk gidelim evimize karlar yağacak
Bugünde böyle geçti sanma
Yarın neler olacak.
Gülüm gülüm,gülüm gülüm
Hava bozdu birden bire
Gülüm gülüm,gülüm gülüm
Gözündeki yaş niye
Turuncu gemi dönmeyecek geri
Gözündeki yaşlar niye.
Deniz kenarı soğuk
Hemde karanlık basıyor
Havada tam kar havası ha
Gidilmesi zor yer var gidilmesi gereken
Hadi gülüm toparlan gidiyoruz
Yaşamak için ölmek sırası bizde
Gitmeden yetişelim gemiye çabuk

Tutuşur dizelerim

Yiğidim yiğit olmasına yar
Yanık türkülere vurmayın beni
Tutuşur dizelerim sonra
Her biri yıldız kendi halinde.
Geceleri inen sessizlik
Umarsız açan eski yaradır
İşte yine yükseldi duvarlar
Etme gözlerin koru kendini
Sayıklasam dizelerimden
Acıyı.....Duvar nemini
Kirli gömleğimi koklarmış annem
Koklasın türkümü sıcak bir ekmek gibi.


Yaşamadın Sen

Sensiz geçmiyor bu günler biliyormusun
Yüreğine beni beni soruyormusun
Öyle yalnız kaldım biliyormusun
Türküler söyledim sana duyuyormusun
Yıllar oldu oralarda çıkamıyorsun
Bağlanmış elin ayağın çıkamıyorsun
Bir kuş oldun gökyüzünde
Uçamadin sen
Nehir oldun ırmak oldun
Taşamadin sen
Çocuk oldun sokaklarda
Oynamadın sen
Doğdunda büyüdün
Ama yaşamadin sen.


Yetiş Nerdesin

Ne dağlar yıkılır ne de duvarlar
Of çeker ağlarım yetiş nerdesin
Kurumuş pınarlar gelmez baharlar eyvah eyvah...
Ah eder ağlarım yetiş nerdesin
Canım nerdesin sen gülüm nerdesin sen
Bekle ben öyleyim ki o zaman gelesen
Beyaz mintanına bos yastığına
Yüs sürer ağlarım yetiş nerdesin
Yandım atasına kul oldum yana Allah Allah!
Diz çöker ağlarım yetiş nerdesin


Yorgun Demokrat

Karanlık yollardan geçtik
Zehir gibi sular içtik
Bir yanımızda ölüm
Bir yanımızda yar sevdik
Bir değil bin bir kere
Sırat köprüsünden geçtik
Cehennem de ne milletin
Ta göğsünü deldik geçtik
Bu yolda dönemler oldu
Mum gibi sönenler oldu
Yar göğsüne baş koymadan
Vurulup düşenler oldu
Bir sen kaldın geride
Ah akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni
Artık susma Yorgun Demokrat
Şarkılar küsmüş dudağa
Ömründe gecikmiş hasad
Karışmış çoluk çocuğa
Geçim derdinde demokrat
İçlenir hatırladıkça
İzlerini o günlerin
Düşe kalka bata çıka
Yaşadığı o depremin.


Zeytin Karası

Gül diyorum
Yoksul acıların gölgesinde
Güllerin solsun istemiyorum
Ay diyorum sonra
Ay n'olur
Bir vaktinde gecenin
Hangi sevda vurmuş seni
Hangi delikanlı
Gönlüne
Salvo bakışlarla...
Soramam
Zeytin karası gözlerini
Yoluma yatırma
Dayanamam.