Mor yaram
Dalgalar boğdu sular
Kırdı dalgakıranlar, kaba taşlar
Düşlerimi kırdın düş kıran, mor yaram
Ellerindir dalgalar gibi çığlık çığlığa ufalanan
Ellerim kendine kıyan
Ufuklar boğazına sarılmış günün
Güneştir ellerimde can veren
İstanbula benzedi yüreğim
Sevdam kangıren
Neresine bulaşsan gövdemin kesilip atılan
Denizde başladı akşamüstü
Boğazda akıntılar kanamalar
Eksildi dalgalar
Eksildi içimde sular
Yine haziran sonu kuraklık, kıyım
Bildik nakarat, ayrılık, gayrılıkla noktalanan
Hüznümdür gözyaşımdan önce ıslanan
Yüreğimde sararan yıkılan darmadağınık denizlerce kalan
Haziran gecemdi kaykılan ama kalkamayan
Kazım yoldaşta katıldı hazirana nazımca
Yine yılların büyüklüğünde devrilen
Günce devrilen güneşçe..
Yüreğimdi bir haziran sonu karanlıkta kalan mor açılan
Bir sancı gibi kaldım beyoğlunun boş böğründe ovup duran
Yüreğimde mapushane türkülerim yalnızlığıma çoğalan
Sevdam yedi kol demirindeki gibi alamutta boğulan
Umudum surun dışındaki iklime firara kurulan
Yorgun naçar uykusuz talan
Bir tek ellerindir avucumda emanet kalan

Gerisi lalıhar gerisi yalan
Çocuklar gibi gülümseyen ellerim
Havada ıhlamur kokusu bir haziran
Ne bahar kaldı yüreğimde
Ne yaprak güneşte kızaran
Mırıltısı anlaşılmayan sevdadır
Toparlanıp gitmeye hazırlanan
Birde gençliğim geriye hazan bırakan
Hani gözlerin kıyıya çekecekti
Safrasını denize boşaltan
Çıması pahasıyla batan yüreğimi
Bırak sularda kalsın
Suların kucağında kadavram
Sevdama murdarsın mor yaram
Birde yüreğim alsa apansız gidişleri anlasa
Böyle yanmayacak türküce
Işıklarım söndü
Gökyüzü senle vardı geceleri
Sustum tamamen sustum
Sadece susmak yetiyor gerisi çıldırmak
Öyle bakma üşüyorum
Susuşum üşümeden de get ha de get..