AZERBAYCAN ve Türkiye arasında bir kırgınlık var, bu kesin. Ankara’da ve Bakü’de üst düzeylerde dolaşan sözlere bakın:
- Türkiye ve Ermenistan kapıları açmayı da içeren bir protokol taslağı hazırladı! Ermeniler taslağı Ruslara verdi, Ruslar da Aliyev’e verdiler!
Başbakan Erdoğan da Ermenistan’la bu tür çalışmaların yapılabileceğini ama Karabağ sorunu çözülmeden imza atılmayacağını söylememiş miydi?!
Erivan’dan da Azerileri tedirgin eden açıklamalar gelmiyor mu?!
Bu tablo Azerileri tedirgin ediyor.
Türkiye ise hem soykırım baskısını hafifletmek hem Kafkasya ile ilişkilerini daha da güçlendirmek için Ermenistan’la ilişkilerini geliştirmek istiyor; bırakın kapılarını hemen açmayı, aksine, bu süreç boyunca kapılar kozunu “imza” noktasına kadar elinde tutarak!
Diplomasinin ince koridorları, hassas manevraları vardır. Hemen telaşa kapılmanın anlamı yok!

Sorunlar normaldir
Ankara ile Bakü arasında zaman zaman politika farkları olmasına iki taraf da alışmalı, bunların nasıl aşılabileceğine dair de pratikler geliştirmelidir!
Karabağ’dan Ankara’ya toprak getirerek hepimizi gerçekten duygulandıran Azeri Milletvekili Ganire Paşayeva, Avrupa Konseyi’nde KKTC üzerindeki izolasyonun oylandığı oturumda toplantıyı terk eden Azeri milletvekillerinden biriydi.
Zira Azerbaycan’ın o konjonktürdeki menfaati, Yunanistan’la, Rum yönetimiyle, AB ile çatışmaktan sakınmayı gerektiriyordu. Türkiye doğru bir politikayla bunu sorun yapmadı.
Gerçekten de Azerbaycan ve Türkiye sadece ‘kardeşlik’ değil, “büyük strateji” bakımından da çok büyük ortak çıkarlara sahiptir, küçük sorunlar yüzünden birbirinden vazgeçemez!
Bugün de benzer bir konjonktürden geçiyoruz. Ortak büyük çıkarları gözden kaçırmamak gerekir.
Kafkasya’daki sorunlar çok karmaşıktır, diplomatik manevralar elbette olacaktır.
Şu tabloya bakın: Dün Aliyev Moskova’da, Babacan Erivan’da idi. Sarkisyan son ziyaretini İran’a yapmıştı. Bir yılda Ermeni Cumhurbaşkanı Sarkisyan’la Abdullah Gül bir defa, İlham Aliyev üç defa görüşmüştür, dördüncüsü bekleniyor!

Ziyaret ve Eurovision
Prof. Aygün Attar Azeridir, Giresun Üniversitesi’nde Rektör Yardımcısı’dır. Bakü’den yeni döndü, orada bir “kırgınlık, alınganlık” olduğunu anlattı.
Azerilerin daveti üzerine CHP ve MHP milletvekilleri Bakü’ye gittiği halde AKP’nin hiç vekil göndermemesi, Azerilerde haklı olarak tedirginlik yaratan olaylardan biridir mesela...
Ama AKP’li Nihat Ergün diyor ki:
- Yanlış anlamalardan kaynaklanan böyle gergin ortamda gitmeyi doğru bulmadık. Hem bizim muhalefet hem bazı Azeriler, yararlı olmayacak bir tartışmaya sebep olurdu...
Nihat Ergün devam ediyor:
- Azeriler 24 Nisan’dan önce kapıları açacağımızı sanıyor; gerilim bundan. Kapıları açmadığımız, açmayacağımız görülsün, duygular sakinleşsin o zaman gideceğiz, Azeri kardeşlerimizle kucaklaşacağız.
Prof. Aygün Attar da diyor ki:
- Sorunlar var ama kardeşlik ve ortak çıkarlar daha güçlü. Azeriler, Eurovision’da Türkiye’ye oy verecek! Bunu bilerek söylüyorum.
Neticeten, tabii ki “iki ayrı devlet”in zaman zaman farklı siyasetleri olacak... Önemli olan “bir millet” dediğimiz beraberlik ruhu ve büyük ortak stratejik çıkarlardır; bunu kimse göz ardı edemez.