Petrol fiyatlarındaki yükselişin de baskısıyla dünya otomotiv sektörü

özellikle de ABD ciddi sıkıntılar yaşıyor. Amerikan otomotiv devi General Motors

bir süre önce 10 binden fazla insanın çalıştığı 4 fabrikasını kapatma kararı aldı.
Gerekçe

satışların düşmesi. Chrysler ve Ford da

satışlarının yüksek oranda gerilediğini açıkladı. Chrysler

bir fabrikasını kapatmaya

2000'den fazla işçi çıkarmaya hazırlanıyor. Avrupa'da da benzer olumsuzluklar hissediliyor. İsveçli Volvo

ilk çeyrekte 90 milyon Avro zarar ettiğini

1.500 kişinin işine son vereceğini bildirdi. Bunların yan sanayiye

çalışanlara vs. pek çok kesime zincirleme etkisi söz konusu...
Dünyanın batı yakasında bunlar olurken Türk otomotiv sektöründe neler oluyor? İç pazarda ciddi daralma göze çarpsa da

ihracattaki yüksek oranlı artışlar

üretim artışının devam etmesini sağlıyor. Otomotiv

şu an en fazla üretim artışının olduğu sektörlerden.
Otomotiv Sanayii Derneği'nin verilerine göre

yılın ilk 6 aylık döneminde toplam taşıt aracı üretimi

geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 31

8 oranında artarak 708 bin 962 adede ulaşmış. İhracat

adet bazında yüzde 36'lık büyüme ile 557.533'e çıkmış. Ortaya çıkan belirsizliğe rağmen

haziran ayındaki üretim artışı yüzde 12

9

ihracat artışı yüzde 24

1.
İç pazardaki toplam taşıt aracı satışı

yılın ilk altı ayında yüzde 12 artış göstermiş. Ancak haziranda yüzde 4

4'lük düşüş söz konusu. En fazla daralma

yılın ilk altı ayını dikkate aldığımızda

yüzde 51 ile midibüs pazarında. Traktör satışlarında yüzde 17

1

kamyon satışlarında da yüzde 5

3 küçülme var. Ticarî araç satışlarında düşüş

son aylarda kapatma davası sonrası ekonomide beklentilerin bozulması

belirsizlik ortamıyla yakından alakalı. Tüketici güven endeksindeki gerileme malum.
İhracattaki artış önemli. Geride bıraktığımız ocak-haziran döneminde üretilen 709 bin aracın 557 bini ihraç edilmiş. Üretimin yüzde 79'u demek bu. Adet ve oran bugüne kadar ulaşılan en yüksek seviye.
Bununla birlikte

önümüzdeki dönemde iç pazarda daralmanın süreceği

yıl sonu itibarıyla geçen yıldan daha az araç satılacağı tahmin ediliyor. ABD'deki kredi krizi ve Avrupa'ya yansımalarının Türkiye'nin Avrupa pazarını şu an için fazla etkilememiş görünüyor olsa da

şirket kârlarındaki olumsuzluklar ve petrol fiyatlarının artması etkilenmemizi kaçınılmaz hale getirebilir. Bazı ülkelerde şimdiden sıkıntı görülmeye başlamış. O sebeple yeni pazar arayışları gündemde.
Bu arada içerideki otomobil satışlarının çoğunluğunu yerli üretim değil ithal otomobillerin oluşturduğunu belirtmemiz gerekiyor. Maalesef

altı ayda satılan 164.445 otomobilden 108.718'i

yani yüzde 66'sı ithal. Hafif ticarî araçlarda da ithal araç oranı yüzde 46 civarında. Bu işte bir gariplik olsa gerek. Madem Almanya

Fransa

İspanya

İngiltere ve İtalya'dan sonra Avrupa'nın en büyük otomotiv üreticisiyiz

bunca otomobil üretiyoruz

bu kadar ihracat yapıyoruz. Öyleyse insanlar niye yerli değil de ithal otomobili tercih ediyor? Evet döviz kuru düşük

fiyat cazip ama içeride üretilenler ithalden pahalı değil. En fazla otomobil ithalatı

sırasıyla Ford

Opel

Volkswagen

Toyota ve Peugeot modellerinde. Hafif ticarî araçlarda da Volkswagen ile Renault açık ara önde. Yurtiçindeki üretimi başkaları tutuyor

yerli müşteri tutmuyor sanki. Yoksa içeriye başka

dışarıya başka üretim mi söz konusu? Bu işte bir tuhaflık var. Durum böyle olmakla birlikte

ihracat artışıyla gerçekleşen olumlu bir gelişmenin de altını çizmemiz gerekiyor. 2006 yılına kadar net dış ticaret açığı veren otomotiv sektörü

artık "fazla" veriyor. Geçen sene 12

4 milyar dolarlık ihracata karşılık 15

9 milyar dolarlık ihracat yapılmıştı. Bu yılın ilk beş ayında da 9

1 milyar dolarlık ihracat

5

7 milyar dolarlık ithalat söz konusu. İç ve dış pazarda daralma devam etse de bu dengenin tersine dönmesi beklenmiyor. Umarız bu gelişme

yakın gelecekte yerli müşterilerin daha fazla tercih ettiği ve güvendiği üretim kalitesine ulaşılmasının yanı sıra

yerli markaların da oluşmasını sağlar.