Farkında mısınız

son zamanlarda edebiyat dergilerinde

kitap eklerinde yeni bir yazma biçimi gelişti. Eskiden de vardı bu türde yazanlar

bir iki kişiydi; ama şimdi neredeyse her dergide karşımıza çıkıyor.
Yaşını başını almış

çoğu altmışını devirmiş kalem sahibi; kimi kitaplar

yazar ve şairler hakkında kısa kısa notlar

değinmeler

dokunmalar yazıyor. Bir tür günlük gibi

ama değil... Eleştiri desen hiç değil. Okuma notları da değil... Onu bir zamanlar Hilmi Yavuz yapar

hakkını da verirdi. Kısacık yazılardı ama 'külyutmaz' bir okurun dikkatlerini

eleştirilerini içeriyordu bu yazılar. Ne çok yazarın fiyakasını bozmuş

yere göğe sığdırılamayan ne çok kitabın kurt yeniğini ortaya çıkarmıştı Hilmi Yavuz! Sonra

'Okuma Notları' adıyla kitaplaştı o yazılar.
Eleştirmek

bir kitabın eksiğini gediğini ortaya çıkarmak için oturup emek vermek gerek. Bu sözünü ettiklerimin öyle bir derdi yok.
Onlar genellikle övmek

bazen de işlerine gelmeyen yazarları yerin dibine batırmak için yazıyorlar. Aslında kendilerince eğleniyorlar demek daha doğru. Emeklilik günlerinde hem hoşça vakit geçiriyor hem de (sözde) yazı hayatını sürdürmüş

edebiyat dünyasından kopmamış oluyorlar. Bir dergide sabit bir köşeye sahip olmak az şey mi!..
Elbette kimsenin köşesinde gözümüz yok

olamaz da. Şükürler olsun

bizim başımızı sokacak kadar bir köşeciğimiz var. Yazsınlar

hatta birden fazla dergide yazsınlar; fakat yazıyı can sıkıntısını gideren bir eğlencelik

o köşeleri de eşe dosta mavi boncuk dağıtan birer dükkân görmesinler. Ben bu 'emekli' yazar takımının yazdıklarının kendilerinden başka kimseye faydası dokunmadığını/dokunmayacağını düşünüyorum. Ne yapıyor bunlar? Mesela yeni çıkmış bir şiir kitabını alıp okuyor

sonra oradan kimi dizeleri birbiri ardına sıralayıp aralarına 'hislerini' serpiştiriyorlar. Al sana yazı... Şöyle cümleler mesela: "Akşam

filancanın şiir kitabını aldım elime. Şöyle bir dize vardı. Çok sevdim. Ne güzel şiirler yazıyor filanca..." Sonra başka bir kitap

başka hisler...
Kitabına 'değinilen' şaire

öykücüye nasıl bir faydası dokunur bu tür yazıların? Adı anılan şair ya da yazar

hele genç biriyse

bekler ki bir kusuru gösterilsin

bir kapı açılsın önüne

kitabı hakkında yeni bir şey söylensin. Bu yazıları yazanlar bir de anlı şanlı isimler

sözümona 'usta'larsa

'bir şey' söylemesi beklenir doğal olarak. Ama nafile! Onlar başkaları için değil

kendileri için yazıyorlar. Yazarken eğleniyorlar

yetmez mi!
Yakınageldiğim bu tutum

bütünüyle edebiyatı

yazıyı ciddiye almakla ya da almamakla ilgili bir durum aslında. Edebiyat

eşi dostu mutlu etme

ağırlama sanatı mıdır? Bol övgülü ve hislenmeli yazılara edebiyat denir mi? Denmezse

bu yazılar edebiyat dergilerinin magazin ihtiyacını mı karşılamaktadır?.. Soruları çoğaltabiliriz. Fakat ortada bir gerçek var ve şiirden

öyküden ya da çeviriden emekli olmuş kalem erbabı

oturup 'not'çu

'değinme'ci yazar oluyor. Durum bu ve hakikaten vahim...
Edebiyatın ciddiye alınmayışı bana dokunuyor. Bunu yapanlar bir de ak saçlı adamlarsa daha çok üzülüyorum. Yazacak bir şeyiniz

söyleyecek sözünüz kalmamışsa

köşenize çekilip kendinize daha faydalı işler bulmalısınız. Hobiler mesela

asude yürüyüşler... Ya da oturup güzel güzel okumalısınız. Rakı masasında ya da dedikodu meclislerinde konuşulanları edebiyat dergilerine yazmanın anlamı ve gereği var mı? Siz istediğiniz kadar 'gereği yok' deyin

değinmeci yazarlarımız çalışıyor! Demek ki bazı yazma biçimleri bulaşıcı

dergiden dergiye sıçrıyor

kısa sürede yayılıveriyor. Ya da ben yanlış düşünüyorum. Bunlar

çok faydalı

çok verimli ve okunma oranı çok yüksek yazılar. Bir dergide ya da kitap ekinde olunca

diğerleri kayıtsız kalamıyor

hemen onlar da bir tane 'notçu'

'değinmeci' yazar bulup yazdırıyorlar. Evet

durum hiç de bizim sandığımız gibi olmayabilir!