Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
11 den 15´e kadar. Toplam 15 Sayfa bulundu

Konu: İngilizce Türkçe Şiirler

  1. #11

    Standart

    Yaşamak


    I

    Biliyorum, kolay değil yasamak,
    Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
    Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
    Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
    Söyle bir fırsat bulup yarim gün,
    Yan gelebilmek Camlıca tepesine...
    -Bin turlu mavi akar Bogaz'dan-
    Her şeyi unutabilmek maviler içinde.

    II

    Biliyorum, kolay değil yasamak;
    Ama iste
    Bir ölünün hala yatağı sıcak,
    Birinin saati isliyor kolunda.
    Yasamak kolay değil ya kardeşler,
    Ölmek de değil;
    Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.


    Orhan Veli Kanık



    LIVING



    l

    I know living isn't an easy thing to do

    Or falling in love and singing of your girl

    Taking a stroll under the stars at night

    Warming up in the sunshine by day

    Sneaking out for half a day to take it easy

    On top of Istanbul's loveliest hill

    - Countless shades of blue flow in the Bosphorus -

    And to forget all in the legions of blues.



    II

    I know living isn't an easy thing to do

    But look

    The bed of a dead man is still warm,

    A dead man's wrist watch is ticking.

    Brother, living is no easy affair,

    But dying isn't easy, either.

    Leaving the world isn't easy at all.

  2. #12

    Standart

    EĞER...

    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması
    mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

    Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
    en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

    Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

    Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.

    Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

    O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

    Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

    Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.

    Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

    Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

    Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

    Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

    Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

    O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yasanmış olsaydı eğer.

    O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

    Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

    Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

    Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

    Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

    İssiz bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

    Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

    İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
    kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

    Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

    Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
    Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

    Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
    ya canım ellerini tutmak isterse...

    Evet Sevgili,
    Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

    CAN YUCEL
    ----------------------------------

    IF...

    It is not that important to leave and go
    if it didn't leave gaps behind
    that are impossible to fill.

    Even the big separations are not that hard to endure,
    if they were started at the best moment.

    Crying is not something to be ashamed of,
    if the tears are coming from the heart.

    Stealing is not disgraceful,
    if it is the heart of somebody that is stolen.

    Love has nothing to be afraid of,
    if one could get rid of all skins.

    A known voice would not make one so upset,
    if it was never heard.

    The leakproof embraces would perhaps be forgotten more easily,
    if they were not wrapped with passionate love.

    The big hazel eyes would head to uncertainty as time passes,
    if they didn't look so crazy.

    It would perhaps be easy to forget the burning taste of a wet kiss,
    if the heart did not press on the rib cage that hard.

    The long night conversations could be replaced by something else,
    if the last cigarette was not shared breath by breath.

    It wouldn't snow even on the dreams,
    if the fears had not wounded love in the battles.

    Time, still as if it will never pass, would fly like an arrow,
    if the one that's worth waiting for would come at the end.

    Even the color of the hair in the dreams would fade away with time,
    if their inexpressible smell had not stuck on the pillows.

    Even that huge, that splendid end, death, would lose its meaning,
    If everything worth living was already lived.

    Loneliness would not be that unbearable,
    If the final glimmer of hope had not faded away.

    The spring sun perhaps would not heat this much,
    if life did not start again after every loss.

    It would perhaps not be necessary to smoke before breakfast,
    if a giant wave of longing did not challenge.

    Maybe the thin waist would remain in memories,
    if even the shameless tea was not given in a thin-waisted glass.

    Sleeplessness would not ruin that badly right after short naps,
    if the silk skin to touch was not that far away.

    Even a jobless home could turn to paradise maybe,
    if it was heated by a warm smile.

    Poems with the taste of aged wine would not feel as poor,
    if there was someone to whisper them to.

    It would perhaps not be possible to believe that every love hides a separation deep inside,
    if it did not have on its calling card the label 'first degree perpetrator of so many separations'.

    Daisies would not really look down,
    if they did not have their shares from your betrayal.

    Coasts would not surrender to solitude,
    if you did not try to console yourself with aimless strolls on your own faint coasts.

    I will be alone after you go.
    and I am not afraid of being alone,
    but what if I want to hold your hands...

    Yes sweetheart,
    Who would miss the smell of the sweat inside your palms,
    who would want to lie along your thin fingers,
    if these eyes had not witnessed a splendid period in their past!!

    Can YUCEL

  3. #13

    Standart

    CEVİZ AĞACI

    Başım kopuk kopuk bulut, içim dışım deniz,
    Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
    Budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
    Ne sen bunun farkındasin, ne polis farkında.

    Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
    Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
    Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril.
    Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil
    Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var,
    Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
    Yapraklarım gözlerimdir. Şaşarak bakarım.
    Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
    Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

    Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
    Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

    WALNUT TREE

    My head foaming clouds, sea inside me and out
    I am a walnut tree in Gulhane Park
    an old walnut, knot by knot, shred by shred
    Neither you are aware of this, nor the police

    I am a walnut tree in Gulhane Park
    My leaves are nimble, nimble like fish in water
    My leaves are sheer, sheer like a silk handkerchief
    pick, wipe, my rose, the tear from your eyes
    My leaves are my hands, I have one hundred thousand
    I touch you with one hundred thousand hands, I touch Istanbul
    My leaves are my eyes, I look in amazement
    I watch you with one hundred thousand eyes, I watch Istanbul
    Like one hundred thousand hearts, beat, beat my leaves

    I am a walnut tree in Gulhane Park
    neither you are aware of this, nor the police

    Nazım HİKMET

  4. #14

    Standart

    Nazim Hikmet
    (1902, Salonica - June 3, 1963, Moscow)
    Bugun Pazar

    Bugun pazar.
    Bugun beni ilk defa gunese cikardilar.
    Ve ben omrumde ilk defa gokyuzunun
    bu kadar benden uzak
    bu kadar mavi
    bu kadar genis olduguna sasarak
    kimildamadan durdum.
    Sonra saygiyla topraga oturdum,
    dayadim sirtimi duvara.
    Bu anda ne dusmek dalgalara,
    bu anda ne kavga, ne hurriyet, ne karim.
    Toprak, gunes ve ben...
    Bahtiyarim...

    NAZIM HIKMET

    TODAY IS SUNDAY

    Today is Sunday.
    For the first time they took me out into the sun today.
    And for the first time in my life I was aghast
    that the sky is so far away
    and so blue
    and so vast
    I stood there without a motion.
    Then I sat on the ground with respectful devotion
    leaning against the white wall.
    Who cares about the waves with which I yearn to roll
    Or about strife or freedom or my wife right now.
    The soil, the sun and me...
    I feel joyful and how.


    NAZIM HIKMET

  5. #15

    Standart

    Nazim Hikmet
    (1902, Salonica - June 3, 1963, Moscow)
    DON KISOT

    Ölümsüz gençligin sövalyesi,
    ellisinde uyup yüreginde çarpan aklina
    bir Temmuz sabahi fethine çikti
    güzelin, dogrunun ve haklinin:
    Önünde magrur, aptal devleriyle dünya,
    altinda mahzun ve kahraman Rosinant'i.

    Bilirim, hele bir düsmeye gör hasretin halisine, hele bir de tam okka
    dört yüz dirhemse yürek, yolu yok, Don Kisot'um benim, yolu yok,
    yel degirmenleriyle dövüsülecek.
    Haklisin, elbette senin Dulsinya'ndir dünyanin en güzel kadini,
    elbette sen haykiracaksin bunu
    bezirganlarin suratina,
    ve alasagi edecekler seni
    bir temiz pataklayacaklar seni.
    Fakat sen, yenilmez sövalyesi susuzlugumuzun, sen, bir alev gibi
    yanmakta devam edeceksin
    agir, demir kabugunun içinde
    ve Dulsinya bir kat daha güzellesecek.

    1947
    Nazim Hikmet

    DON QUIXOTE

    The knight of immortal youth
    at the age of fifty found his mind in his heart
    and on July morning went out to capture
    the right, the beautiful, the just.

    Facing him a world of silly and arrogant giants,
    he on his sad but brave Rocinante.
    I know what it means to be longing for something,
    but if your heart weighs only a pound and sixteen ounces,
    there's no sense, my Don, in fighting these senseless windmills.

    But you are right, of course, Dulcinea is your woman,
    the most beautiful in the world;
    I'm sure you'll shout this fact
    at the face of street-traders;
    but they'll pull you down from your horse
    and beat you up.
    But you, the unbeatable knight of our curse,
    will continue to glow behind the heavy iron visor
    and Dulcinea will become even more beautiful.

    Nazim Hikmet

Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 22
    Bölüm Listesi: 01-30-2009, 07:46 AM
  2. İngilizce Şiirler - Türkçe Tercümeleriyle Birlikte
    By RebelliouS in forum Yabancı Dil Sözlük
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 08-13-2007, 11:12 PM
  3. Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 11-22-2006, 09:13 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]