Vedat Yenerer'in bir yazısındaki ayrıntı dikaktimi çekti

aktarıyorum...
"...Değerli okurlar
Reşat Altay’ı uzun yıllardır tanırım. Türkiye’nin yetiştirdiği çok değerli
vatansever bir emniyetçidir. Sicili başarılarla doludur. Tek bir pürüz bulamazsınız. 1977-78 olaylarında daha genç bir polisken başarılı icraatlarına başlamıştır. Daha sonra İstanbul’da Terörle Mücadele Şubesi’nin başındayken DHKP-C’ye en büyük darbeyi vurmuş
bizzat elinde silahı ile göğüs göğüse çatışmalara girmiş
örgütü temelinden çökertmiş cesur bir polistir. Reşat Altay
Tokat Emniyet Müdürü iken bizzat onunla beraber TİKKO militanlarına yönelik operasyonlara katılan gazetecilerden biriyim. Özel Harekat Timleriyle birlikte teröristlere kök söktürmüştü. Bölücülerin pek çok sığınağını ortaya çıkartmış ve milis kadrosunu çökertmişti..."
Merhum Dink'in katlinde de olay yerinde "anında" biten adamlar da bu emniyet müdürümüzün mücadele ettiği örgütlere mensup değil miydi? Bu kadarı biraz fazla tesadüf olmuyor mu?
Durmadan üstelenen hayali faşist terör ile kafalar bulandırılırken bu tesadüfler daha gerçek ve günel bir durumu sizc ortaya koymuyor mu? Bir zamanlar Kuseyri'yi öldüren mensuplarının suçunu

karşı tarafa yıkmağa çalışanlar da aynı örgütlerin eski mensupları değil miydi?