USLANMAM
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
Geri git   USLANMAM > NE ARARSAN KÖŞESİ > Uslanmam Dosyası
Google
 
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Uslanmam Dosyası Türkiye ve Dünya sorunlarıyla ilgili araştırma merkezi

 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02-22-2007, 12:40 PM   #1 (permalink)
Administrator
 
SuyunGizemi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Buyuk Kurdistan Gercek Mi Oluyor?

YORUM SİZİN...

Paranoya değil hepsi gerçek!
BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ
Kürdistan projesi

Güneydoğu Anadoluda 1984de PKKnın ilk teröre başladığı günlerde olduğu gibi dış dinamiklerin hassas olan iç dinamikleri istismar ederek ve tetikleyerek başlattıkları bir sürece doğru hızla ilerliyoruz. Bütün Türk vatandaşlarının oynanan oyunun niteliği konusunda uyanık olması gerekiyor. Bu ise kızgınlığı paniği küskünlüğü değil soğukkanlılığı bilgili olmayı ve cesur olmayı gerektiriyor.

Türk basınında Şemdinli ve sonrasında çıkan yüzlerce haber ve makale arasında dört tanesi olayların derin analizini yapmaya imkan veren önemli bilgi ve tahliller içeriyor. Bunlardan birisi Yeniçağ''da 28 Kasım 2005de Hasan Demir dostumuzun yazdığı Şemdinli provokasyonu İngiliz istihbaratının 700 bin dolarıyla mı gerçekleşti? başlığını taşıyor.

Hasan Demir çok kesin bilgilerle hadisenin İngiliz istihbarat servisi MI5in Bağdat ofisi tarafından aaagahlandığını isimler saatler vererek ortaya koyuyor. Acaba Hasan Demir''e bilgi veren çevreler ki bunların Türk istihbarat yetkilileri oldukları açık Hasan Demiri yanılmış olabilirler mi? Hiç sanmıyorum çünkü Demirin yazdıklarının teorik çerçevesi birbirleri ile hiç ilgisi olmayan köşe yazarları tarafından da onaylanıyor. Bir süre önce Washingtonda görüşmeler yapan Cüneyt Ülseverin 30 Kasım 2005de Şemdinli Üzerinden Kuzey Irak (ıı) başlıklı yazısı Demirin yazdıklarını doğrular nitelikte. Ülsever Washingtonda artık Pentagon ve Cumhuriyetçi Parti karşısında bile zor duruma düşmüş olan Yeni-Muhafazakarların Irakta 2006da başlayacak olan Amerikan geri çekilmesinden sonra bölgede kendi menfaatlerine çalışan unsurları bir nebze olsun koruyabilmek için Türkiyeyi işin içine sokmayı planlıyorlar. PKKnın son ataklarına Türkiyeye gel gel yapmak için göz yumulmaktadır demektedir.

Ülseverin ifadesinden PKK-ABD işbirliğini okumak mümkün. Gerçekten de gerek İran gerek Suriyede PKKnın ya da en azından KDP denetimine girmiş PKKlıların Amerikan çıkarlarını temsil eden bir çizgiye girdikleri görünüyor. Eldeki bir çok veri de bunu doğruluyor. Gündüz Aktanın yazısı bunlardan birisi. Aktan eski bir büyükelçi. Analizlerinin temelinde Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığının verilerinin bulunması hiç şaşırtıcı olmaz.

26 Kasım 2005de Radikaldeki köşesinde Büyük Pazarlık-3 başlıklı yazısında Gündüz Aktan ise Washingtonda gayri resmi çevrelerde ki bunlar stratejik araştırma merkezleri olsa gerek Büyük Pazarlık dedikleri bir kavramı ortaya attıklarını yazıyor. Nedir bu Büyük Pazarlık? ABD Iraktan zorunlu olarak çekilecek. (Bence Kuzey Irakta güçlü bir Amerikan askeri varlığı kalacak ve Türkiye üzerinden lojistik temin edecek) Amerikan çekilmesi sonrasında Irak üçe bölünür ve iç savaş çıkarsa Arapların nefret ettiği Kürtlerin Türkiyenin desteğine ihtiyacı olacak. Büyük Oyun burada başlıyor. ABD Türkiye istese de istemese de Kürtleri himayesi altına alacak koruma verecek diyor. Üstelik Kerkükte Türkmenlere yönelik etnik temizlik yapılmasını kabul edecek ve Kerkük-Ceyhan petrol boru hattını açık tutarak Kürtlerin petrol akıtmasına ve zenginleşmesine destek olacak.

Gerçekten Kuzey Irak her anlamda Türkiye''ye muhtaç. Barzani ABDye gitmek için bile İncirliki kullanmak zorunda. Ancak halen Türkiye değil Barzani sınırı etkili olarak kullanıyor. Türk Kızılayın Iraktaki durdurulan yardımları bile MİT Müsteşarı Emre Tanerin Barzaniyi ziyaretinden sonra başlayabildi.Özetle Türkiye büyük bir zaaf döneminden geçiyor. Sınırın Kuzey Irak tarafında etkisi yok. Türkiye tarafında da azalıyor. PKK Hakkari Valisini görevden alıyor. Memurlara buradan defolun deniliyor. Hal böyle iken ABD 1990lı yıllarda Çekiç Güç himayesinde büyüttüğü fiili Kürt Devleti için nasıl Türkiyeye baskı yaptı ise şimdi de federe Kürt devletini bağımsızlığa giden yolda yine Türkiyeyi kullanarak korumak ve kollamak istiyor. Aktana göre Türkiyenin bunu kabul etmesi için PKK eylemlere başladı. Ankara ABDnin Büyük Oyun aaaine direndiği sürece PKKnın eylemleri tırmanacak. Türkiye sert önlemler alacak ve AB süreci duracak.

Bu arada bölgeden gelen haberler PKKnın Kuzey Iraktaki alt yapısının bir kısmının Barzaninin denetimine girdiğini gösteriyor. DEHAPlılar bile daha önceleri aşağıladıkları ve sert tepki verdikleri Barzaniye artık açıkça saygı içeren ifadelerle anmaya başlamış durumdalar. Barzaninin PKK kadroları dışında zaten geleneksel olarak etkili olduğu Hakkari ve hemen çevresinde etkisi gittikçe artıyor.

Barzaninin ilerleyen etkisine rağmen bölgede PKK-Barzani çatışması devam ediyor. Öcalanın tamamen bittiğini düşünmek mümkün değil. Askeri kaynaklar TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyelerine verdikleri bilgide Temmuz ayından bu yana ilçede PKK-Barzani çatışmasının ürünü olan 11 bombalama yapıldığını 11 askerin şehit olduğunu ve 9 Kasım 2005de gerçekleşen patlamada kimsenin ölmemesi üzerine PKK dağ kadrolarının hesap sorduğu bilgisini vermiştir.(Milliyet 26 Kasım 2005)

Barzani bölgede kimlik dağıtmakla öğrenci davet etmekle kalmıyor. Türkiyeden Kuzey Iraka göçü teşvik ediyor. Türkiyedeki bütün mal varlığını satıp Kuzey Iraka yerleşen ailelerin sayısı gittikçe artıyor. Kuzey Irakta bulunan yeni petrol kaynakları ve 2007de Kerkükün Kürt denetimine hukuken de girmesinden sonra Kerkük-Ceyhan boru hattının açık kalması durumda Kuzey Irakta kişi başına düşen gelir hızla 8000 Doların üzerine çıkacak bazı hesaplara göre. O zaman kişi başına düşen gelirin 1000 Dolar olduğu Nüsaybin üzerinde Zahonun çekiciliği daha da artacak. Bütün bunlar olurken Mustafa Balbay 29 Kasım 2005de Güneydoğudaki Kanlı Bulmacanın Parçaları başlıklı yazısında Olaylar hep Vanın güneyinde yaşanıyor. Geçmiş dönemde terör örgütünün etkili olduğu iller var. Oralarda sessizlik hakim. Bunu da hayra yormak zor. Senaryo yazmaya girişirsek sonu gelmez ama insan ister istemez acaba Kürtlerin Türkiyedeki eylem sahası daraltıldı mı daha önce Kürtlerin doğal uzantısı saydığı illerle ilgili Sevr hayali mi var diye soramadan edemiyor.

Mustafa Balbayın sorusu haksız değil çünkü Kuzey Irakta hazırlanan Kürdistan Bölgesi Anayasa Taslağında açık bir şekilde Sevr Anlaşmasının çiğnendiğine dair atıflar bulunuyor.(Milliyet 26 Kasım 2005) Birileri Türkiyenin bölünme projeleri üzerinde çalışıyor.

Peki Ankarada birileri de Türkiyenin birliği projeleri üzerinde çalışıyor mu?

Benim bildiğim kadarı ile hayır.



Kürdistan projesi

Ümit Özdağ

ÇİN DE ARTIK KÜRTLERLE FLÖRT ETMEYE BAŞLADI
ÇİN ESKİDEN KÜRTLERDEN UZAK DURURDU...

Çinin temel bir politikası vardır ve uzun yıllardın değişmemiştir. O da ayrılıkçılığa kesinlikle karşı çıkmaktır.

Nedeni de çok açıktır: Aynı durumun kendi başlarına gelmesinden korkmaktadırlar.

Tayvanı bir şekilde kaybetmişlerdir. Çinlilere göre Tayvanın yabancı güçler tarafından bağımsızlığa itilmesi hiçbir zaman unutulmayacak bir olaydır. Aynı şekilde Tibet ve Mongoliadaki ayrılıkçı güçler de Çini rahatsız etmektedir.

İşte bu çerçeveden bakılınca Çinin Kürt politikası çok net şekilde ontaya çıkmaktadır.

Çin hükümetinin resmi açıklamaları kitap ve belgeleri incelendiğinde Kürtlere karşı genel bir sempati duyulduğu hemen anlaşılmaktadır. Uzun yıllar boyunca tüm mücadelesine rağmen kendi ülkelerini oluşturamamaları bölgedeki güçler tarafından sürekli itilip kakılmaları trajedi olarak anılmaktadır.

Ancak Çinliler hiçbir zaman bu çizginin ötesine geçmemişlerdir. Özellikle 80-90lı yıllarda koşullar çok müsait olmasına rağmen örneğin PKKya maddi destek vermemişlerdir.

PKK ve Kuzey Iraktaki Barzani- Talabani hareketleri (Çin gizli servislerince el altından körüklenmişy olsalar dahi) resmi düzeyde cesaretlendirilmemişlerdir.

Gerekçesi de hep aynı olmuştur: Türkiye ve Irakın toprak bütünlükleri tehliaaae atılmamalıdır.

Ancak ABDnin Irakı istilası ve ardından ortaya çıkan manzara Çinin Irak Kürtlerine bakışını değiştirmeye başlamıştır.


ANCAK BU POLİTİKA YAVAŞ YAVAŞ DEĞİŞİYOR...

Çinin Kürt ayrılıkçı hareketlerinden siyasi partilerden mümkün olduğu kadar uzak durma politikası ABDin Irakı istilasından sonra yavaş yavaş değşimeye başladı. Özellikle Kuzey Irak Kürtlerinin elde ettikleri ve bağımsızlığa tek bir adım kalana kadar geniş tutulan otonomi Çinin hareketlenmesine yetti.

Ağustos 2003te Celal Talbaninin Beijinge gidişi ardından Çin Kominist Partisi heşetinin Kuzey Irakı ziyareti ve Barzaninin Bağdat;ta ilk defa Çin böyükelçisi ile buluşması ve resmi bir ziyaret için davet edilmesi eski politikaların değiştiğinin en belirgin işaretleriydi.

Çinliler bu temaslarında dahi son derece dikkatli davranmışlardır. İlişkilerini sürekli partiler arası temas veya ticareti geliştirme çerçevesinin dışına taşımamışlardır.

Ancak sinyaller artık çok nettir: Çin Kuzey Irak ile yakından ilgilenmektedir.

Bu ilginin nedenlerini şöyle özetleyebiliriz:

Irak tamamen parçalanmasa dahi büyük olasılıkla üç otonom belgeden oluşacaktır. Kürtler hem Irak hem de bölgedeki dengeleri etkileyebilecek konumdadır. Çin şimdiden pozisyon almakta ve ilerdeki oluşumlarda ABD ve Rusyayı yanlız bırakmak istememektedir.

Kuzey Iraktaki petrol rezervleri 130 milyar varil olarak hesaplanıyor. Çinin Kürtlere ilgisinin en önemli nedenlerinden biri de işte budur. Irakın yeni anayasası Kerkük ve civarındaki petrolün kim tarafından kullanılacağı konusunu çok muğlak bırakmıştır. İlerdi bir Şii-Sunni çatışması veya Kürtlere yönelik bir Arap baldırısı Kuzey Irakın petrol kuyularıyla birlikte bağımsızlığını ilan etmesiyle sonuçlanabilecektir. Çin bu olasılığı da dikkate almaktadır.

Çinin Kürt politikalarındaki değişikliğin bir diğer nedeni de Türkiyedeki gelişmelerdir.

UYGURA DOKUNURSAN PKKYA DOKUNURUM...

Çinin Kuzey Irak Kürtlerine ilgi duymaya başlamasının bir başka nedeni de Türkiyeyi dolaylı bir baskı altında tutmak hiç değilse bazı sinyalleri yollamak.

Eski politikalar değişmiş değil. Hala Türkiyenin toprak bütünlüğüne önem veriliyor. Bundan dolayı da PKK ile organik bağ kurulmuyor. Açıkça silah veya para yardımı yapılmıyor.

Ancak Çinin bir de kuşkusu var. O da Türkiyenin ayrılıkçı Uygur hareketleriyle ilgilenmesi.

Ankara kesinlikle yalanlıyor ancak Çin inanmıyor. Bazı ayrılıkçı Uygur grupların Türkiyeden gizli destek sağladıkları kuşkusu var. Bundan dolayı da Kuzey Irak Kürt partileriyle temas oluştururken dolaylı bir sinyal yollamış oluyor. Bölgeye yerleşmeye başladığı Kürt politikasında inci ayar yaptığı ilerde daha da farklı hareket edebileceği mesajlarını veriyor:

Uygur ayrılıkçı gruplara dokunursanız bizde PKKya dokunuruz.

Çinin kendi içindeki ayrılıkçı gruplar konusundaki duyarlığının artışında Çeçen grupların etkisiyle önemli ibr yer tutuyor.

Diğer bir neden de ekonomik gelişmenin getirdiği yeni koşullar: Yabancılarla temasın artışı ve eskisi gibi sert önlemlerin alınamaması. Uluslararası alanda İnsan Haklarına duyarlıkların yaygınlaşması...


Ankara bölgedeki Kürt oluşumunu hesaplarken bundan böyle Çine daha fazla dikkat sarfetmek zorunda kalacak.

Mehmet Ali BİRAND
28 02 2006


Kürtler diyor ki: Sınırlar yeniden çizilsin...!
9 partinin oluşturduğu 'Kürdistan İttifak Listesi' seçim programına Irak'taki Kürt bölgesinin sınırlarının yeniden çizilmesini de koydu.

Irak'ta aralarında Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Celal Talabani'nin başkanı olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) yer aldığı 9 partinin katılımıyla oluşturulan "Kürdistan İttifak Listesi"nin seçim programı "Kuzey Irak'ta Kürtlerin coğrafi sınırlarının yeniden çizilmesini" öngörüyor. Irak'ta 15 Aralık'ta yapılacak seçime katılacak siyasi partilerden bazıları güvenlik gerekçesiyle adaylarını açıklamazken Kürtler aday listeleri ve seçim programlarını yayımlayarak bölgenin geneline dağıttı. Irak genelinde seçimlere katılan Kürdistan İttifak Listesi Şii kentleri Necef Kerbela ve Basra gibi bölgelerde de propaganda faaliyetlerini hızlandırarak Şii Arap ve Kürtlerden oy almaya çalışıyor.
Kürt İttifak Listesi'nin programında "seçimlerden sonra Kuzey Irak'ta Kürtlerin sınırlarının yeniden çizilmesi" istenirken diğer bazı maddeler de şöyle sıralandı:

Irak Anayasası'nın tüm madde ve bentlerinin ve özellikle halkımızın hak ve istemlerine ilişkin olanların uygulanması ve onaylanması.
Kerkük Hanekin Mahmur Zummar Şengal ve tüm Araplaştırılmış şehir ve kasabaların Kürdistan bölgesine dönmesi için 58. maddenin uygulanması. (58. madde devrik Irak lideri Saddam Hüseyin yönetimi sırasında yerlerinden olan Kürt ve Türkmenlerin kendi bölgelerine dönmesini öngören düzenlemeyi içeriyor.)
Tarihsel siyasal ve coğrafi gerçekler ışığında Kürdistan bölgesinin coğrafi sınırlarının tespit edilmesi ve onaylanması.
Kürdistan halkının kendine has ve meşru kurumları olan bölge hükümeti ve parlamentosu yargı ve Kürdistan peşmerge kuvvetlerinin güçlendirilmesi.
Tüm Irak'ta Türkmen Keldani Asuri ve Süryanilerin bütün ulusal siyasal kültürel ve idari haklarının savunulmasına devam edilmesi.

Kerkük'e 'seçimkondu'

Kürtler Kerkük'ün dış mahallelerinde konut yapım çalışmalarını hızlandırdı.

Irak'ta perşembe günü yapılacak genel seçimler öncesi Kürtler Kerkük'e yerleşme çalışmalarını hızlandırdı. Kentin dış mahalleleri ile imara açılan arazilerde peş peşe temeller atılıyor ve hummalı bir inşa faaliyeti göze çarpıyor. Kürdistan Yurtseverler Birliği ve Kürdistan Demokratik Partisi'nin Federe Kürdistan Bölgesi'ne katma yönünde faaliyetlerini artırdığı Kerkük'e birçok bölgeden gelen ailelere Kürt yönetimince kolaylıklar sağlanıyor.


Namık Durukan - Kerkük

ABD Senatosunda 'Kürdistan' Skandalı

ABD senatosunda 'Kürdistan' skandalı


BAAS rejimine muhalif Suriyeli Kürt gruplar Washingtondaki Amerikan Senatosu binasında bir konferans düzenledi. Toplantıda dağıtılan broşürlerdeki haritada Trabzon Ankara ve Antalya da Kürdistan sınırları içerisinde gösterildi. Kürsüde ise Kuzey Iraktaki Kürt partilerin kullandığı tarihteki tek Kürt devleti olan Mahabad Kürt Cumhuriyetinin bayrağının asılı olması dikkat çekti.


Kürt muhalifler Ortadoğuda demokrasi ve özgürlüklere verdiği destekten dolayı ABD Başkanı George W. Busha ve ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Ricea da ayrı ayrı teşekkür etti. Konferansta söz alan konuşmacılar bölgede esen özgürlük rüzgarlarının Suriyeye de ulaşmasını diledi.

TALABANİNİN OĞLU DA KATILDI

Suriyede Kürt göstericiler ile güvenlik güçleri arasında Mart 2004te yaşanan Kamışlı olaylarının ikinci yıldönümünde gerçekleştirilen konferansa Suriye dışındaki Kürt örgütlerin temsilcileri de katıldı. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile arası açıldıktan sonra ülaaai terk ederek muhalif bir hareket oluşturan eski Devlet Başkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddamın da bir destek mesajı gönderdiği konferansa Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabaninin oğlu Kubat Talabani de katıldı.

MİLLİYETten alıntıdır
İÇİŞLERİ BAKANI AKSUDAN BAŞBAKAN ERDOĞANA TEHDİT

Aksu'dan Erdoğan'a tehdit

Cumhuriyet Gazetesinin haberine göre İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı tehdit etti

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre 'Lojman Cinayeti' konusunda komisyona bilgi veren Alaattin Çakıcı İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun'nun Başbakan Erdoğan'a "Beni görevden alırsan partinin içindeki bütün Kürt milletvekilllerini alır giderim" diye tehdit ettiğini öne sürdü.

Çakıcı'nın "Özellikle Aksu mafyanının üzerine gitmek istiyorsa önce kendi oğlunu kontrol etmeli" 'dediği de haberde yer aldı.
Bu görüşmede Çakıcı'nın " Mesut Yılmaz için söylüyorum o bu ülaaai kumar masasnıdan idare etti. Bu ülkede ne o ne Çiller ne de Erbakan hiçbiri tertemiz değil" sözlerine de yer veriliyor.

Çakıcı Yüce Divan yargılamalarını da eleştirip senaryo olarak görüyor ve yeni değerlendirmeler yapıp "Diyorlar ki mevcut 22 bakanın 12 tanesi Kürt kökenli.
Türkiye'nin her yerinde her pozisyonda Kürtler güçlendiriliyor. Kürt düşmanı asla değilim ama bu ülaaai bölmek isteyenlere düşmanım." diyor.

AKP'yi karıştıran haber
Lojman Cinayeti Komisyonu'na bilgi veren Alaattin Çakıcı'nın İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun Başbakan Erdoğan'ı "Beni görevden alırsan partinin içindeki bütün Kürt milletvekilllerini alır giderim" diye tehdit ettiği öne sürüldü
Alaattin Çakıcı'nın TBMM " Lojman Cinayeti" Araştırma Komisyonu'na bilgi verirken yaptığı öne sürülen açıklamalar Ankara ve AKP'yi karıştırdı.
Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Komisyon'a bilgi veren Çakıcı İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı tehdit etti. Çakıcı Aksu'nun Erdoğan'a "Beni görevden alırsan partinin içindeki bütün Kürt milletvekilllerini alır giderim" dediğini öne sürdü.

Cezaevinde görüşme
Eski milletvekili Erol Gügör'ün oğlu Mustafa Güngör'ün Meclis lojmanlarında öldürülmesi olayını aydınlatmak üzere kurulan komisyon geçtiğimiz günlerde Çakıcı ile cezaevinde görüşüp bilgisine başvurdu.

Yılmaz'a suçlama
Bu görüşmede Çakıcı'nın "Şimdi Ankara'da Yüce Divan'da bir senaryo oynanıyor. ANAP eski Başkanı Mesut Yılmaz'ın bu ülkede başka yasadışı oluşumlara sırt verdiği bilinmektedir. O bu ülkede suçlu ama Türkbank olayında suçlu değil.
Bizimle işbirliği değil o kendi ekibini almak istilyordu. Mesut Yılmaz için söylüyorum o bu ülaaai kumar masasnıdan idare etti. Bu ülkede ne o ne Çiller ne de Erbakan hiçbiri tertemiz değil" dediği öne sürüldü. Çakıcı'nın "Yılmaz'ı isteseydim vururdum'dediği de açıklandı

Oğlunu kontrol etsin
Aksu sözlerine devamla " Diyorlar ki mevcut 22 bakanın 12 tanesi Kürt kökenli. Türkiye'nin her yerinde her pozisyonda Kürtler güçlendiriliyor.
Kürt düşmanı asla değilim ama bu ülaaai bölmek isteyenlere düşmanım. Başbakan'ın zorda olduğunu biliyorum.Başbakanımızı tehdit ediyor İçişleri Bakanı...
Bakanı görevden almak istiyor. Ancak Başbakan'ı tehdit ediyor. Diyor ki 'Beni alırsan partinin içerisindeki bütün Kürt milletvekillerini alır giderim.
'Erdoğan'ın durumu çok zor. Özellikle İçişleri Bakanı mafyanının üzerine gitmek istiyorsa önce kendi oğlunu kontrol etmeli.


Mali Kaynak Hazırlanmasına Yardımcı olan Kürt Mafyası Yakında İstanbula da Hakim Olacak
ÇOK YAKINDA İSTANBULA da KÜRT MAFYASI HAKİM OLACAK!

Kürt mafyasının yavaş yavaş AMA HERGEÇENGÜN DAHA FAZLA etkili olmaya başladığı öne sürülüyor. Kürt mafyası daha ideolojik bir yapıya sahip. Polise göre PKK'yı finanse eden Kürt mafyası. Bu yüzden popüler ismi Öne çıkmış lider üzerinden yürümüyor işleri. Kürt mafyası denilince Diyarbakırlılar grubu olarak anılan çetenin etkin olduğu ama vitrinde bir ismin tespit edilemediği belirtiliyor. Veliefendi'deki at yarışlarında da Kürt mafyasının yavaş yavaş etkili olmaya başladığı öne sürülüyor. Şu an cezaevinde bulunan Delibaş Grubu liderinin etrafına söylediği "l mi EN büyük ben olacağım" yönündeki sözleri kayda değer! Bu arada küçük bir not: Karadenizli Kürşat Yılmazın gözaltına alındığında emniyet koridorlarında siyasi iktidara 'kan kusması' hakaret ve ağır küfürler sarf etmesi İktidarı Kürt Mafyasına sanki destek verdiği düşüncesi ile 'büyük isyanlarda' olduğuna ilişkin bir ayrıntı! Çünkü "Karadeniz mafyası bitiriliyor" spekülasyonundan etkilendiği söyleniyor!



29 Eylül günü saat 16:00 sıralarında 'babaların avukatı' olarak bilinen Malay Cebesoy 5 kursunla öldürüldüğünde işin adı basında yeni bir 'mafya savası' olarak kondu. Sedat Şahin Alaattin Çakıcı Haluk Kırcı Abdullah Uçmak gibi isimlerin avukatlığını yürüten Atalay Cebesoy'un öldürülmesi aslında kanlı hesaplaşmanın organize suç gruplarının kendi arasındaki 'kan davası'nın son halkasıydı. Bu savaş son bir yılda karşılıklı çekilen silahlarla sürüp gidiyor. Sedat Şahin ile Saral Ailesi arasında süren hesaplaşma geçen yıl bir haraç mevzuu yüzünden patlamıştı İki grup arasında çıkan çatışmada Sedat Şahin'in yeğeni şoförü önemli adamı Zekeriya Kocaman'ın yaralanıp sakat kalmasıyla 'fitil ateşlendi'. İddiaya göre Hüseyin Saral'ın bu yılın ocak ayında İtalya'da öldürülmesinin arkasında da yine Sedat Şahin vardı. Saral Grubu liderinin öldürülmesi kalabalık bir aile olan Saralları cifeden çıkardı. Avukat Ccbesoy'un öldürülmesinden bir hafta önce Uğur Mumcu suikastı sanıklarından Sedat Şahin'in adamı Muzaffer Dağdeviren'in de Saral Grubu tarafından öldürüldüğü öne sürülüyor. Yalnızca iki grup arasındaki intikam savaşından öteye geçmeyen hesaplaşmada sırada Sarallardan birinin olduğu İddia ediliyor. Trabzon Oflu Sarallar İle Samsun Bafra lı Sedat Şahin arasındaki çatışmanın aslında bir 'etkinlik' savaşı olduğunun da altını çizmek gerek. Polise göre çoğunluğu cezaevinde yatan babaların bıraktığı boşluğu doldurma gayreti de var hu savaşta liir po-lis yetkilisine göre Sedat Şahin: Peker ve Çakıcı'dan bile daha güçlendi. Son bir yılda adını sürekli gündemde tuttu.

Aslında Türkiye'deki organize suç örgütleri 2000'den bu yana gücünü etkinliğini ve en önemlisi de 'parasını' kaybediyor. Organize suç örgütü kurmakla suçlanarak cezaevine gönderilen isimler hep büyük grupların liderleri... Alaattin Çakıcı Sedat Peker Kürşat Yılmaz... Organize suç yetkililerine göre bu büyük grupların elleri kolları bağlandı. Çünkü gruplar artık deyim yerindeyse 'cepten yiyor'. Yüzlerce adamın geçimi sağlanıyor masraflar büyüyor gelir düşüyor. Son dönemde öne çıkan yeni bir unsur Kürt mafyası gerçeği. Üst düzey bir emniyet yetkilisine göre Türk mafyasının bıraktığı boşluk. Kürt mafyası tarafından dolduruluyor. Ancak Kürt mafyası da değişik bir özellik gösteriyor. Uyuşturucu trafiğini yönetip otoparktan haraca tüm mafya alanlarında etkin olmaya başlayan Kürt mafyası daha ideolojik bir yapıya sahip. Polise göre PKK'yı finanse eden Kürt mafyası. Bu yüzden popüler ismi Öne çıkmış lider üzerinden yürümüyor işleri. Kürt mafyası denilince Diyarbakırlılar grubu olarak anılan çetenin etkin olduğu ama vitrinde bir ismin tespit edilemediği belirtiliyor. Veliefen-di'deki at yarışlarında da Kürt mafyasının yavaş yavaş etkili olmaya başladığı öne sürülüyor. Şu an cezaevinde bulunan Delibaş Grubu liderinin etrafına söylediği "l mi büyük ben olacağım" yönündeki sözleri kayda değer! Bu arada küçük bir not: Karadenizli Kürşat Yılmazın gözaltına alındığında emniyet koridorlarında siyasi iktidara 'kan kusması' hakaret ve ağır küfürler sarf etmesi 'büyük isyanlarda' olduğuna ilişkin bir ayrıntı! Çünkü "Karadeniz mafyası bitiriliyor" spekülasyonundan etkilendiği söyleniyor!

Türkiye'de organize suç örgütleri aslında bilinen büyük isimlerden ibaret değil! 2000 yılıyla birlikte polisin resmi raporunda da altı çizildiği Üzere büyük gruplar 'taşeronlar kullanmaya başladı. Özellikle İstanbul'da 50'nin üzerinde büyük grup var. Tempo'nun ele geçirdiği İstanbul'da ilçe ilçe hazırlanan polisin organize suç raporunda o kadar isim var ki küçük haraç ya da çek-senet çeteleri bunlar. Her birinin kendi içinde ittifakı ya da hesaplaşması söz konusu. Bir grup kimi zaman Peker'ın yanında yer alırken çıkar çatışması nedeniyle başka bir gruba geçebiliyor. Tempo hukuksal engel gereği yalnızca grup adlarıyla bu isimleri açıklıyor.

ORGANİZE

1) Çek senet tahsilatı en standart yöntemleri. Polise göre çeteler istihbaratçı elemanları ya da avukatları yoluyla kendilerine intikal eden çek-senet ve elden alacaklar için borçluya 2 veya 3 silahlı kişi gönderiyor. Borçlunun daha önce tespit ettikleri çocuklarının sayısı gittikleri okul eşleri çalışıyorsa eşlerinin İşyerini bildiklerini ima ederek özellikle eş ve çocuklarını tehdit ediyorlar. Bazı gruplar ise borçluya 2-3 silahlı kişi göndererek genellikle cezaevinde bulunan liderlerini telefonla arayarak "x reisi veriyorum" diye borçluyu liderleriyle görüştürüp hangi grubun mensubu olduklarını söylüyorlar. Polise göre bu yöntemi en çok kullananlar Süt Grubu Başak Grubu Dönmez Grubu Ergin Grubu Kara Grubu.

2) Alacak tahsili ya da zengin bir kişiyi kendilerine borçlandırıp parasını almak amacıyla hedeflerindeki ismi ya da birinci derecedeki yakınını silahlı şahıslarca ve çoğunlukla çalıntı ve sahte plakalı arabalarla kaçırıp kişiye boş senet çek imzalattırıyor veya ailesinden fidye istiyorlar.

3) Bazı borçlular devreye organize suç örgütlerini sokarak alacaklının alacağından vazgeçmesini sağlamaya çalışıyor özellikle iflas eden işyeri sahiplerinin işyerlerine suç örgütleri elemanları gelip oturuyor ve alacaklıları silah teşhiri veya dövme suretiyle yıldırıyorlar.

4) Orman arazi vasfını kaybeden alanların orman köylüsüne satışının düzenlendiği biliniyor. Bazı emlakçılar organize suç örgütleriyle birlikte öncelikle arazinin orman arazisinden çıkartılmasını sağlayan komisyondan başlayarak o köyde en az 20 yıldır ikamet eden köylüleri ve Tapu Kadastro görevlilerini tehdit para verme gibi yöntemlerle yanlarına alıyor görünüşte yasal olan bu organizasyonlarla rantı çok yüksek arazileri üzerlerine geçiriyor ve fahiş fiyatlarla satıyorlar. Polise göre Köymen Ak ve Çolak grupları bu konularla ilgili faaliyet yürütüyor.

5) Organize suç örgütleri özellikle kendi örgütlerine mensup olan avukatlar vasıtasıyla miras şirket ortaklığı gibi hukuki ilişkisi bulunup da sorun yaşayan şahısları bulup ortaklarından birinin hakkını yasal olarak devir alıyor daha sonra diğer ortağı ya hakkını cüzi bir miktara kendilerine devretmeye ya da kendi haklarını fahiş bir fiyata almaya zorluyor. Polise göre bu tarz tahsilatı en çok Peker vt Yılmaz grupları uyguluyor.

6) İstanbul'da özellikle pazarcılar ser-visçiler minibüsçüler odası gibi legal kuruluşları ele geçiren organize suç mensupları bu iş kollarında çalışanlardan valilikçe yasaklanmasına rağmen aidat adı altında makbuzsuz para topluyor vermeyenleri işe çıkarmayıp dövüyor ya da silah kullanıyorlar.

7) Ambarlı Kumport Limanı ile Dilova-sı Kumport Lİmanı'nda taşıma kooperatifleri kuran organize suç mensupları kamyon başına aidat alıyor vermeyenlere karşı öldürmeye varan zor kullanma eylemine başvuruyorlar. Polis Sedat Şahin grubunun bu konuda en etkili örgüt olduğunu belirtiyor.

8 ) Grupların kamu görevlilerini yanlarına almak için uyguladıkları belli başlı yöntemlerse şunlar: Rüşvet vermek aynı ideolojik görüşü paylaşmak yapılan işten kâr payı vermek hemşericilik örgüt adına açılan işyerlerine gizli ortaklık.

9) Şu an İstanbul'da faaliyet gösteren büyük çıkar amaçlı suç örgütlerinin klasik örgüt şemasının dışında eylemlerinde kendilerini belli etmemek için 2000 yılından itibaren taşeron silahlı gruplar kullanmaya başladıkları belirtiliyor. Polis örnek olarak Çakıcı ve Peker grubunu gösteriyor.

10) Şu an İstanbul'da faaliyet gösteren büyük çıkar amaçlı suç örgütlerinin klasik örgüt şemasının dışında eylemlerinde kendilerini belli etmemek için 2000 yılından itibaren taşeron silahlı gruplar kullanmaya başladıkları belirtiliyor. Polis örnek olarak Çakıcı ve Peker grubunu gösteriyor.

İŞTE İSTANBULDAKİ RESMİ KAYITLARI OLAN ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTLERİ
İŞTE İSTANBULDAKİ ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTLERİ

1- Uçmak ve Bora Grubu
2- Cantürk Grubu
3- Çakıcı Grubu
4- Yaka Grubu
5- Kaya Grubu
6- Yıldırım Grubu
7- Korkmaz Grubu
8- Kuleberoglu Grubu
9- Özkaynak Grubu
10- Aydın Grubu
11- Baştuğ-Karakaya Grubu
12- Kara Grubu
13- Saral Grubu
14- Sincan Grubu
15- Süleymanoğulları Grubu
16- Çillioğlu Grubu
17- Kırcı Grubu
18- Heybetli Grubu
19- Malkoç Grubu
20- Başak Grubu
21- Sungur Grubu
22- Güven Grubu
23- Çakar Grubu
24- Yazoğlu Grubu
25- Çelik Grubu
26- Karakaya Grubu
27- Köymen Grubu
28- Sincar Grubu
29- Burcu Grubu
30- Ak Grubu
31- Ergin Grubu
32- Aslanoğlu Grubu
33- Yılmaz Grubu
34- Pazarcılar Grubu
35- Onuk Grubu
36- Çakır Grubu
37- Şahsuvaroğlu Grubu
38- Peker Grubu
39- Şahin Grubu
40- Ertek Grubu
41- Topal Grubu
42- Soylu Grubu
43- Öztel Grubu
44- Cesur Grubu
45- Eşme Grubu
46- Çetinkaya Grubu
47- Kasımlar Grubu
48- Yılmaz Grubu
49- Süt Grubu
50- Selvi Grubu

Bunların hepsi organizede kayıtlara geçen suç çeteleridir. Üç-beş tanesi dışında diğerlerinin menşei kürttür.
TEMPO
Dergisinden alıntıdır.
Barzani Türkiyedeki Kürtlere Kürdistan Hüviyeti dağıtıyor

Barzani yönetimi Türkiyedeki Kürtlere Kürdistan damgalı nüfus kâğıdı ve pasaport dağıtıyor.

Tempo Dergisinin istihbarat birimlerinden elde ettiği bilgiye göre nüfus kâğıtları ve pasaportlar büyük gizlilikle ve bir öncelik sırasına göre dağıtılıyor. Dağıtım listesinin en başında PKKnın üst düzey sözde yöneticileri yer alıyor. Onları PKK yandaşı olan Kürt aşiretleri izliyor. Arkadan da sınır ticareti yapan bazı işadamları geliyor.

-Kürdistan pasaportları yurtdışında da denenmek isteniyor. Bir Türk istihbarat yetkilisi geçen günlerde üst düzey bir PKK yöneticisinin üzerinde taşıdığı Kürdistan pasaportu ile Almanyaya giriş yapmak istediğini belirtiyor.

-Ancak Alman gümrük yetkilileri pasaportu geçerli kabul etmeyerek bu kişiyi geri çevirdi.

-Tempo dergisinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görüştüğü ve aralarında milletvekillerinin de bulunduğu birçok isim nüfus kâğıdı ve pasaport dağıtımının yapıldığını duyduklarını söylüyorlar. Sayıları az da olsa gördüğünü söyleyen de var.

-Bu arada Irakta sık sık saldırıya uğraşan TIR şoförlerinin de korunma amacıyla bu pasaportlara sahip olmak istedikleri söyleniyor.

-Kürdistan nüfus kâğıdı ve pasaportları konusu TBMMye de yansıdı.

AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez Nisan 2005te İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksunun yanıtlaması için verdiği soru önergesinde şöyle dedi:

Hakkâri ve civarında yaşayan vatandaşlarımıza Irakın kuzeyinde yaşayan peşmergelerin liderlerince sözde Kürdistan Devleti kimliği verilmekte olduğu bilgileri doğru mudur? Bu bilgi doğruysa şu ana kadar kaç kişiye verilmiştir? Bu çalışmaların arkasındaki güçler kimlerdir? Bu tip çalışmaların önüne geçmek için neler yapacaksınız?'' AKP Milletvekili Turhan Çömezin verdiği bu soru önergesinin üzerinden yaklaşık 6 ay geçti ancak hiçbir yanıt yok.

İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu Vekil Çömezin bu sorusunu yanıtlamadı.

Baskentimiz Ankarada PKKya saygı duruşu!

Demokratik Toplum Hareketi adı altında siyasallaşmaya çalışan Zana ve ekibi ilk toplantılarına teröristleri anarak başladı.

DTH Kurucular Kurulu Ankara Kocatepe Kültür Merkezinde yeni partilerinin tüzüğünü eş başkanlarını ve yönetimini belirlemek üzere toplandı.
Toplantıda verilen ilk mesaj ise Kürt sorunu çözülmeden AB müzakere süreci ilerlememelidir oldu.

İstiklâl Marşımızı yine okumadılar

TÜRKİYE Cumhuriyeti Devletinin üniter yapısının simgesi olan İstiklal Marşını okumayarak ayrılıkçılık mesajı verdiler.

Türk Bayrağına arkalarını döndüler

TÜrk Bayrağını kasten salonun giriş kapısının yan tarafına astılar. Oturma düzenine göre de Türk Bayrağına sırtlarını döndüler.

Teröristlere özgürlük şehitleri dediler

Demokrasİ ve özgürlük şehitleri adı altında örtülü olarak PKKlı teröristler için saygı duruşunda bulundular.

İmralıya dolaylı mesaj gönderdiler

TerÖrİst elebaşısı Abdullah Öcalanın söylemi olan Demokratik Cumhuriyete vurgu yaparak aynı ifadeyi kullanan Başbakan Erdoğan ve İmralıya mesaj gönderdiler.

TBMMye girmek için barajı aşmak istediler
Seçİm barajının indirilmesini talep ederek ayrılıkçı görüşlerini Türkiye Büyük Millet Meclisine sokmayı hedeflediler.


Zanagillerin Ankara şovu

Partileşmek adına biraraya gelen Zana ve arkadaşları ilk toplantılarında teröristleri anıp İstiklal Marşını okumayarak ayrılıkçılık mesajı verdiler. Türk bayrağına ise sırtlarını döndüler.

Siyasallaşarak Meclise girmeyi amaçlayan Leyla Zana önderliğindeki eski DEPliler kuracakları partinin adını amblemini programını tüzüğünü eş başkanlarını ve yönetimini belirlemek üzere dün Ankara Kocatepe Kültür Merkezinde toplandı. 2 gün sürecek toplantıda önce teröristler anıldı saygı duruşunda bulunuldu. Demokratik Toplum Hareketi adı altında birleşmeye çalışan terör yandaşları Türkiye Cumhuriyeti Devletinin üniter yapısının simgesi olan İstiklal Marşını okumayarak ayrılıkçılık mesajı verdiler. Türk Bayrağını kasten salonun giriş kapısının yan tarafına astılar.

SEÇİM BARAJI DÜŞSÜN

Oturma düzenine göre de bayrağımıza sırtlarını döndüler. Toplantıda konuşan Selim Sadak Türkiyenin ABye üyeliğini önemsediklerini anlattı. Sadak seçim ve Siyasi Partiler Yasasının değiştirilmesi ve yüzde 10 seçim barajının kaldırılmasının önemli hedefleri olacağını vurguladı. Toplantıda 480 kişilik Kurucular Kurulu üyeleri yer aldı. 5 kişilik Divan Başkanlığına Doğan Erbaş seçildi. Erbaş uzun süre Abdullah Öcalanın da avukatlığını yapmıştı. Bugünküi toplantıda ise yürütme organlarının seçimleri yapılacak. Bu yürütme organları partinin 1.inci Olağan Genel Kuruluna kadar geçirilecek sürede hazırlıklarını yapacak.

Kimler katıldı

Zana ve Doğanın alkışlarla karşılandığı toplantıda ayrıca DEP milletvekilleri Orhan Doğan Selim Sadak yeni partinin Genel Başkanı olması öngörülen Ahmet Türk Özgür Toplum Partisinin önceki başkanı Ahmet Turan Demir eski milletvekili Sırrı Sakık katıldı. Partinin Hazırlık Komisyonunda yer alan DEHAPın Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da toplantıda yer aldı.


İstiklal Marşı okunmadı

Terör yandaşı eski DEPli Leyla Zana ve arkadaşları partinin kurulmasından önce yaptıkları son toplantıda yine çirkin yüzlerini gösterdiler. Toplantının açılışında teröristleri anmayı onlar için saygı duruşunda bulunmayı ihmal etmeyen Zanagiller Türkiye Cumhuriyeti Devletinin simgesi İstiklal Marşını okumadılar. Öte yandan teröristbaşının kardeşi Mehmet Öcalanın da katıldığı toplantıya Leyla Zana ve arkadaşları gecikmeli geldi.

APOya saygı sundular

28 Ekİmde partileşmesi beklenen Leyla Zana ve arkadaşlarının partisi ad vermeden terör örgütü liderinin bir sözüne sahip çıktı: Türkiyeyi Demokratik bir Cumhuriyet haline getirmek. Söylemlerinde de teröristbaşının ağzını kullanan Zanagillere salonda büyük destek vardı.

Salonda sarı kırmızı ve yeşil renklerle yazılmış Tecrit değil demokratik diyalog-- Savaş değil kalıcı barış için DTH& afişleri dikkat çekti.
Partinin logosunun gül meşe yaprağı ya da güneş olması bekleniyor.


Kars'ta Neler Oluyor?
Kars'ta Neler Oluyor?

Dost ve müttefiğimiz (!)
Amerikanın Global Heritage Fund (Küresel Miras Fonu) isimli kuruluşu
şu aralar harıl harıl Kars ilimizde faaliyet göstermekteymiş.
Kuruluşun binlerce dolar harcısansür yaptığı restorasyon planına "Kars
Osmanlı bölgesi koruma planı" adı verilmiş ve bu kapsamda Kars
ilimizin Osmanlı mirası tarihi eserleri ve kültürel anıtları restore
edilerek Kars Kafkasya bölgesinin çok kültürlü ve çok etnik gruplu
geleceğinin bir örneği haline getirilecekmiş. Kars Belediyesi ve
geçenlerde sayın Erdoğan'ı "Kürt sorunu" hakkında bilgilendiren
aydınlar arasında bulunan işadamı Osman Kavalanın yönetimindeki
Anadolu Kültür A.Ş'nin desteğinde yürütülen bu projeyle Kars ilimiz
uluslararası bir turizm merkezine dönüştürülecekmiş. Küresel Miras
Fonunun projeyi tanıtan sitesinde "2005 senesinde Ermenistan
sınırının açılmasıyla projenin hız kazanacağı da önemle belirtilmiş"
benim cahilliğime verin herhalde ben kaçırmış olabilirim ama birileri
2005 senesinde Ermenistan sınırının açılacağına dair söz vermiş
galiba aman yanlış anladıysam hürmetli büyüklerimiz beni düzeltsin.

Bizim Osmanlı geçmişimize bizden daha fazla ilgi gösteren bu kardeş
Küresel Miras Fonunun yönetimine bir bakalım isterseniz. Marj
Chandlier global turizm şirketi Expedianın halka ilişkiler müdürü ve
aynı zamanda Cizvit papazlarının sahibi olduğu Regis üniversitesinin
yönetim kurulu üyesi. Bonnie Cohen başkan Clintonun ekibinden Yahudi
asıllı bir bayan. Clinton zamanında dışişleri bakanlığının dünya
çapındaki elçiliklerinin tüm operasyonlarını yönetiyordu. Kendisi
ayrıca Uluslararası Yatırımcılar Konseyi kurucu üyesidir. Şu an
Küresel Miras Fonunun başka bir yöneticisiyle birlikte Wellsford
emlak şirketinde görev yapıyor. Johannes Linn ise bir başka Miras
Fonu yöneticisi. Kendisi dünya bankası başkan yardımcısıyken Kemal
Dervişle ünlü kredi anlaşmalarımızdan birine imza atmıştı. Dünya
bankasından emekli olduktan sonra dünyaca ünlü think tanklardan
Brookings Enstitüsünde görev yapıyor. Jeffrey Lynford ise Wellsford
Properties isimli gayrimenkul şirketinin sahibi ve biraz önce
bahsettiğim bayan Bonnie Cohenle birlikte çalışmakta. Başka bir emlak
şirketi sahibi üye ise Richard Maltzman. Küresel Miras Fonunun
başkanlığını ise yılların şehir planlama uzmanı ve Stanford
üniversitesi Ekonomi Politikaları Enstitüsü üyesi Jeff Morgan
yapmakta. Kısacası sevgili dostlar bu tarihi eserlere çok meraklı ve
Kars ilimizi toptan restore etmeye niyetli kurumun başındakiler
turizmemlak sektörüAmerikan Devleti ve Dünya Bankasının
temsilcilerinden oluşmakta. Düşünün bakalım bu odakların herbirinin
ortak çıkarları ne olabilir.

Şimdi bir de Küresel Miras Fonunun Türkiye'den ortağı Anadolu Kültür
A.Ş ye bakalım. Başbakanımızla görüşen aydın işadamımız Osman
Kavalanın başında bulunduğu Anadolu Kültür A.Ş Diyarbakır Sanat
Merkezini açarak ismini duyurmuştu. Bu Diyarbakır Sanat Merkezinin
çok ilginç çalışmaları var. Mesela son olarak ünlü eser "Bir Delinin
Güncesinden" uyarlanan tiyatro oyununu Kürtçe olarak sahnelediler
tabi ismi de "Rojniviska Dînekî oldu". Kelime haznesi biraz zayıf
Kürtçe'yle böylesine önemli bir eseri sahneye koymak biraz zor
olmuştur herhalde. Kendileri şimdi de Kars Kültür merkezini açtılar
bakalım oralarda ne türlü kültürel faaliyetler gösterecekler merakla
bekliyoruz. Anadolu Kültür A.Ş'nin destekçileri arasında kendi
sitelerinde verdikleri bilgilere göre British CouncilGoethe
Enstitüsü Sorosun Açık Toplum Enstitüsü Avrupa Birliğine bağlı
Europan Cultural Foundation ve Diyarbakır Rotary Kulübü gibi
hayırsever kurumlar bulunmakta. Evet sevgili dostlar durum bu ama
itiraf etmeliyim ki Kars'ta Osmanlı kültürünü canlandırmak için
biraraya gelen bu arkadaşların ilgilerinin sebebini ben pek anlamadım
umarım Kars Belediye Başkanımız veya hürmetli büyüklerimiz duruma bir
açıklık getirirde biz de olayı iyice anlarız.

Şimdi soruyoruz:
Sayın Büyüklerimiz
Kars'ta neler oluyor ?


Osman Baydemir denilen adam ne iş yapar?
Belediye Başkanı mı?
Yoksa bahsedildiği gibi hükümet üstü
BÖLGESEL BİR LİDER mi?

Varan 1
Baydemir Bölgesel Lider sıfatıyla ABD'ye gitti.
Amerika'yla Baydemir krizi

Diyarbakır Belediye Başkanı'na ABD'den üst düzey davet Ankara-Washington hattında tansiyonu bir anda yükseltti.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in yarın ABD'ye yapacağı gezi Türk- Amerikan ilişkilerinde yeni bir sıkıntıya neden oldu... Türkiye'den ilk kez sadece bir ilin belediye başkanının adeta "bölgesel lider" gibi davet edilmesi Ankara'da rahatsızlık yarattı.

TEPKİ ÜZERİNE GERİ ADIM
Baydemir ve beraberindeki sadece Diyarbakırlılar'dan oluşan heyeti ayrıca ağırlamayı düşünen Türk Amerikan Konseyi ise Ankara'nın tepkisi üzerine bundan vazgeçti. Türkiye'nin Washington'daki en büyük lobi gücü sayılan dernek "bölgesel" heyete olan davetini iptal etti.

DIŞİŞLERİ'YLE TEMAS EDECEK
Baydemir'in son dönemdeki Roj TV çıkışı ve partisinin PKK çizgisiyle arasına mesafe koymakta isteksiz oluşu Ankara'nın bu ziyarete sert tepki vermesinin temelini oluşturuyor. Osman Baydemir Washington'da ABD Dışişleri yetkilileriyle üst düzey toplantılar da yapacak.



Washington'la Baydemir krizi

Baydemir'in Washington'da üst düzey ABD yetkilileri ile görüşecek olması Ankara'da rahatsızlık yarattı. Türkiye bastırınca diğer davet iptal edildi.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Aydemir'in Washington'a üst düzey daveti Ankara-Washington ekseninde yeni bir sıkıntı konusu oldu. Üst düzey bir devlet yetkilisi Baydemir'in "bölgesel lider" gibi davet edilmesini eleştirerek Türk-Amerikan ilişkilerinde daha önce bu tarz bir davetin gerçekleşmediğini belirtti. Aynı yetkili "Amerikalılar ne yapmak istiyor bilmiyorum" dedi. Baydemir ve beraberindeki Diyarbakır delegasyonu onuruna Türk Amerikan Konseyi tarafından Washington'da verilmesi planlanan davet ise Ankara-Washington ekseninde yaşanan gerilim nedeniyle son dakikada iptal edildi. Ancak bugün ABD'ye gidecek olan Baydemir ve beraberindeki Diyarbakırlı işadamları davette ABD başkentinde karar vericiler ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle biraraya gelecek.

TEK BAŞINA DİYARBAKIR
ABD hükümeti yerel yönetimlerin güçlenmesi ve Türk-Amerikan ilişkilerinin gelişmesi amacıyla geçmişte düzenli olarak yerel belediyeler ve belediye başkanlarını ABD'ye davet etti. Ancak Baydemir'in ziyareti ilk kez Diyarbakır belediye başkanının Türkiye'nin diğer bölgelerinden ayrı tutularak davet edilmiş olması dolayısıyla tepki topladı. Baydemir'in son dönemde Roj TV konusundaki çıkışı ve partisinin PKK çizgisiyle arasına mesafe koymakta isteksiz oluşu Ankara açısından bu ziyaretin "sıkıntılı" bulunmasına neden oluyor. Ankara açısından bir diğer rahatsızlık konusu da Türkiye'nin Washington'daki en büyük lobi gücü sayılan Türk Amerikan Konseyi'nin (ATC) Baydemir onuruna üst düzey bir davet veriyor oluşu. 6 Şubat Pazartesi için planlanan davet Ankara-Washington ekseninde yaşanan gerilim nedeniyle son dakikada iptal edildi. Bağımsız bir ABD derneği pozisyonundaki Türk Amerikan Konseyi iki ülke arasındaki en önemli köprü sayılıyor. Geleneksel olarak savunma ve enerji alanlarında faaliyet gösteren ATC geçen aylarda Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt onuruna davet vermişti. ATC'den bir kaynak davetin iptal edilmemesi durumunda dernekten üst düzey istifalar olabileceğini söyledi. Baydemir ABD'ye Diyarbakır'dan şu isimlerle gidiyor:
* Diyarbakır İşkadınları Derneği Başkanı Ferda Cemiloğlu.
* Diyarbakır Ticaret Odası Başkanı Abdülselam Odabaşı.
* Müsiad Diyarbakır Başkanı Ahmet Fikret Öcal.
* GÜNSİAD Diyarbakır Şube Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu.
* Diyarbakırlı Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Raif Türk.
* Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kutbettin Arzu.
* DİYAR Şirketi Genel Başkanı Rasim Kaan Aytoğu.

Varan 2
Baydemir Bölgesel Lider sıfatıyla
TBMM'deki Vekillere Bayram Tebriği gönderdi.
Milletvekillerine "Kürtçe bayram tebriği"
Anavatan Partisi İstanbul Milletvekili Emin Şirin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in bazı milletvekillerine Türkçe Kürtçe ve İngilizce bayram tebriği gönderdiği iddialarını Meclis gündemine getirdi.


Şirin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na sunduğu yazılı soru önergesinde Baydemir hakkında soruşturma başlatılıp başlatılmayacağı ve hazırlanan tebriklerin parasının belediye tarafından ödenip ödenmediğini sordu.

Öte yandan Şirin Baydemir'e de bir yazı göndererek Anayasa'nın 3. maddesine göre Türkiye'de resmi dilin Türkçe olduğunu hatırlattı ve "Siz resmi sıfatınızla TBMM üyelerine bayram tebriği yollayacaksanız Türkçe'yi kullanacaksınız. Hele hele bu tebriklerin parasını belediye ödüyorsa..." dedi.
Habertürk

Varan 3
Baydemir PKKlı teröristlere ambulans tahsis etti.
Ölen PKKlı teröristlerin evlerini Bölgesel Lider sıfatıyla ziyaret etti.
Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir Türkiye kin kusuyor ama hala görevde.

PKK'lı teröristlere ambulanSlar tahsis etti. Türkiye'yi Avrupa'ya şikayet etti. Son olarak da Öcalan'ı "İsyan'ın lideri" ilan etti.

Osman Baydemir teröristbaşının serbest bırakılmasını aksi halde şiddetin artacağı tehdidini savurarak "Öcalan 29. isyanın lideridir" diyecek kadar ileri gitti.



DİYARBAKIR Belediye Başkanı Osman Baydemir teröristbaşının serbest bırakılmasını aksi halde şiddetin artacağı tehdidini savurarak "Öcalan 29. isyanın lideridir" diyecek kadar ileri gitti. Her konuşmasınde Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü tehdit edici kelimeleri sarfeden Baydemir'e bugüne kadar hükümet kanadından tepki gelmedi. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun bu son sözler karşısında ne gibi işlem yapacağı merak ediliyor.

Baydemir yine çizmeyi aştı


Bebek katilini lider kabul eden Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir Öcalan'a uygulanan tecritin kaldırılmasın istedi.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir bölücülüğe yönelik demeçlerini halen sürdürüyor. Türkiye'nin birliğine kin kusan teröristler için ambulanslar tahsis eden PKK'nın sesi Roj TV'nin kapatılmaması için AB liderlerine mektup yazan Baydemir bebek katili Öcalan ile ilgili olarak lider tanımını kullanıp tecrit altında tutulmasına karşı olduğunu söyledi. Tempo dergisine açıklamalarda bulunan Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir kanlı terör örgütü PKK'nın kurucusu Abdullah Öcalan için " Öcalan 29. isyanın lideridir" diyerek Öcalan'ın serbest bırakılmasını "tabuları aşarak yol alınma" olarak yorumladı.

Bu ilk değil

Daha önce terör Roj TV'de canlı yayına katılan Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir'in bölücülüğü yönelik eylemler içinde olduğunu gazetemizde yayınlamış ve susturulması için gerekenin yapılmasını istemiştik. Ancak demeçlerine hergün bir yenisini ekleyen Baydemir şimdide eli kanlı caninin liderliğini savunup serbest bırakılmasını açıkça dile getirerek "Öcalan'a uygulanan tecriti kabul etmek mümkün değil. Devamı şiddeti derinleştir" dedi.

Hükümet sessiz

Bölücülüğe hizmet ettiği açıkça belli olan Osman Baydemir Türkiye'de belediye başkanlığı görevinden çok PKK'nın sözcülüğünü yapmakta. Teröristlerin ailelerine yardımdan televizyon ekranlarında PKK'yı destekleyen demeçlere kadar haddini aşan Baydemir son olarakta bebek katilinin serbest bırakılmasını ve tecritin kaldırılmasını istedi. Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü tehdit edeci kelimeleri sarfeden Baydemir'e hiçbir kurumdan henüz bir tepki yok.

Şimdi İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun bu sözler karşısında ne gibi işlem yapacağı merak ediliyor.

Hakkari Belediye Başkanı:
''PKK Terör Örgütü Değildir'' dedi...!!!

Hakkari Belediye Başkanı'ndan ŞOK SÖZLER

(Osman Baydemirden sonra şimdi de bu mahlukat çıktı piyasaya.
Zamanında Osman efendiye İçişleri Bakanlığı hiçbir işlem yapmadı görmezden duymazdan geldi. Bakın şimdi arkası geliyor.
Buna da işlem yapılacağını görevden alınacağını ceza falan verileceğini zannetmiyorum ya bakalım............
Ulan bu memleketin bu milletin bu devletin ekmeği ile doyuyor karnınız nankör adamlar Allah belanızı versin.
İnsan yemek yediği tasa pisletir mi mikrop mahlukaaat.)


Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu yeni bir krize sahne oldu. Komisyona çağrılan Hakkári Belediye Başkanı Metin Tekçenin "PKK terör örgütü değildir" dediği ortaya çıkınca Ankara Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlatıp tutanakları PKKyı övme suçu işlendiği gerekçesiyle Şemdinli Komisyonundan istedi.


Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonunun gizli oturumunda üyelerin sorularını cevaplayan Hakkári Belediye Başkanı Metin Tekçenin konuşması şok etkisi yarattı. Tekçenin "PKK terör örgütü değildir" ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksuya yönelik "Kürtlüğü benim için beş para etmez" sözleri nedeniyle Ankara Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı. Tekçenin bazı gazetelerde özeti yer alan bu değerlendirmeleri tutanaklara şöyle yansıdı:

İNSANLARIN HAKKINI DİLE GETİRİYOR

Metin Kaşıkoğlu: Halklar dediniz savaş dediniz size çok somut bir şey sormak istiyorum. PKK sizce terör örgütü müdür yoksa hakkını arayan meşru bir kuvvet midir?

Metin Tekçe: Yani benim sonuçta yapmış olduğumuz raporumda iletmiştim. Hakkáriyi biraz daha tarihi boyutlarıyla ele alışımın ekonomik ve sağlık boyutlarında örnekler verişimin sebeplerinden birisi budur.

Metin Kaşıkoğlu: Bu çok zor bir soru mu sizce? Sayın Başkan net bir cevap verin. PKK bir terör örgütüdür veya değildir. Terör örgütü değilse sizce nedir? Çok kısa ve net.

Metin Tekçe: Bana göre geçmişte çıkışı ne olursa olsun ama şu anda Kürtlerin temel alanda bazı düşünceleri de ifade eden ya da ben kendi açımdan söyleyeyim benim şu anda siyaset yürütmüş olduğum siyasi partinin düşüncesinin demokratik zeminde Kürt sorununun çözümünde barışçıl bir ortamın yakalanmasına dönük söylemlerde eğer bir ortaklaşma veya bir yerde buluşuyor ise yani bana göre o insanların belirli haklarını da dile getiren bir örgüttür diyorum.

Metin Kaşıkoğlu: PKK terör örgütü müdür değil midir?

Metin Tekçe: Değildir bana göre.

Enver Yılmaz: Avrupada da başta Almanya olmak üzere PKKyı muhtemelen yakın zamanda da ABD PKKyı yıllarca terör örgütü ilan etti ve ilan ediyor. Sizin başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri ve Amerikadan farklı bilgileriniz var mı ki PKK terör örgütü değildir tanımını yapıyorsunuz?

Metin Tekçe: Hayır yani sonuçta benim bu soruya cevap vermek istemezdim. Yani eğer siz sadece iki seçenek önüme bırakırsanız ve ikisinden birini tercih etmemi istiyorsanız ben tabii ki öyle ifade ettim.

Musa Sıvacıoğlu: Peki PKK hiçbir şey yapmıyor mu? Bombalama adam kaçırma haraca bağlama uyuşturucu kaçakçılığı gibi böyle şeyler yapmıyor mu?

Metin Tekçe: Bunu ben bilmem. Ben PKKnın bir üyesi değilimdir. Ben sonuçta yani bütün şiddet uygulamalarına karşıyım. Kim yapıyorsa buna karşıyım. Yapıyor yapmıyor ben bilmem.

DEVLETİN BELLİ GÜÇLERİ YAPTI

Şükrü Önder: Yani daha önceki olayları da devletin belli güçlerinin yaptığını mı ima ediyorsun?

Metin Tekçe: Evet!

Şükrü Önder: Bunu ispatlayabilir misin?

Metin Tekçe: Hayır.

Şükrü Önder: Yorumla mı konuşuyorsun?

Metin Tekçe: Oradan çıkan bilgi ve belgeler basına yansıyan bilgi ve belgelere baktığımızda bunu tahlil etme boyutlarıyla söyleyebilirim. Belki yorumdur.

1984 TEN 1999 A SAVAŞ

Musa Sıvacıoğlu: Savaş dönemi derken neyi kastediyorsunuz?

Metin Tekçe: 1984 ten 1999 yılına kadarki dönem bana göre Türkiyede bir savaş dönemi.

İbrahim Özdoğan: Teröre savaş diyor.

Metin Tekçe: Bu benim görüşümdür ama.

Musa Sıvacıoğlu: Savaş deyince ayrı iki tane güç olur. Silahlı güçler olur onlar da savaşır. Yani terörü mü kastetmiş oluyorsunuz?

Metin Tekçe: Eğer karşılıklı bir çatışma yaşanmışsa ben buna savaş derim.

Musa Sıvacıoğlu: Savaşta iki taraf olur taraflar kim?

Metin Tekçe: Bu ortadadır. Yani bu dönen içinde sonuçta Silahlı Kuvvetler olsun güvenlik kuvvetlerimizle dağda faaliyet yürüten çatışmalara giren ve birlikte birbirlerini öldürmüş olan bir PKK gerçekliği vardır bunlar arasındaki çatışma olarak geçer.

MASKELİLER EVLERİ BASTI

Metin Tekçe: Bombalama olaylarıyla Hakkáride gözle görülür bir uygulama arama noktaları panzerlerin sokaklardan geçtiği sirenlerin marşların çalındığı mahallelerde ev baskınlarında maskeli insanların gidip kapıları kırdığı döneme girildi.

Musa Sıvacıoğlu: Ne marşı?

Metin Tekçe: Mehter Marşı farklı marşlar sirenler. Bunu Hakkári Valisine söyledim; Ben duymuyorum dedi.

Türklüğümle gurur duymam Türk değil Türkiyeliyim

Metin Tekçe: Daha önce de söyledim şimdi de söylüyorum. Ben Türkiyeliyim gurur duyuyorum. Ama Türklüğümle değil. Çünkü ben Türk değilim. Kürtüm. Lazı var Rumu var. Bakın onlar sonuçta Türkiye halkıdır Türkiye halklarıdır. Türkiyeyi oluşturan halklardır. Bunların oluşturduğu bir üst de bana göre Türkiye olmalıdır. Ve ben Türkiye olmakla gurur duyuyorum.

Metin Kaşıkoğlu: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıyla mı gurur duyuyorsun?

Metin Tekçe: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ile Türkiyeliyim bana göre aynıdır. Ama bakın Türklük değil. Çünkü ben Türk değilim.

İçişleri Bakanı Kürt ise Kürtlüğü beş para etmez

Metin Tekçe: Müthiş bir hakaret ve böyle müdahale etmeye dönük adımlar oldu. Ne oluyor size falan. Aynen kurdukları cümle şu oldu: Sizin İçişleri Bakanınız gidecek! Bakın aynen geçmesini de istiyorum tutanaklara; Sizin İçişleri Bakanınız gidecek siz Belediye başkanlarıyla ondan sonra hesaplaşacağız dediler bize. İşte yani buradaki temel düşünce şu İçişleri Bakanı Kürt olarak. İşte biz de Kürtüz ya.

Musa Sıvacıoğlu: Kim söyledi tanıdığınız yok mu?

Metin Tekçe: Polisler. Oradaki temel görüş zaten oydu hakimdi. İçişleri Bakanını bile sanki beni Kürt olarak görerek işte İçişleri Bakanı. Belediye başkanları. Benim bakışım o değildir. İçişleri Bakanı benim için hiçbir şekilde Kürtlüğü Kürt ise bile Kürtlüğü benim için beş para etmez. Ben bunu açıkça söyleyeyim. İnsan olması benim için önemlidir. Ama genel bakışı ortaya koyuyorum ben.

Tutanaklar savcılığa verilecek

Komisyon Başkanı Musa Sıvacıoğlu Ankara Cumhuriyet Savcılığının talebini önceki günkü toplantıda komisyon üyeleriyle paylaştı.

CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin "Van Savcısına tutanak yollarken bize sormadınız. Şimdi soruyor haber veriyorsunuz. Bu yaptığınız ilk uygulamadaki hatanızın sizin tarafınızdan tescilidir" dedi.

ÖNÜNE GELEN İSTEYECEK

Bazı komisyon üyeleri de "Yaptığınız hata nelere mal oluyor. Şimdi önüne gelen savcılık tutanak istiyor isteyecek. Siz Van Cumhuriyet Savcısı;na tutanak vermeseydiniz böyle olmayacaktı. Bu gelişmelerden sonra kim davetimize icap eder kim gelir burada özgürce bilgi verir" itirazında bulundular. Başkan Sıvacıoğlu da tüm bu eleştirilere "Yargı istemiş. Çaresiz göndereceğiz. Yargı istedikten sonra vermemek adaleti engellemek olur" diye cevap verdi.



Okan KONURALP
OLDU BİTTİLERLE BURALARA KADAR GELDİK.
AMA NASIL GELDİK BU DURUMA KİMLER GETİRDİ VEYA KİMLER SEBEP OLDU?
ŞİMDİ ONA BAKALIM...
Başbakana '' Kürt Sorunu '' kavramını telaffuz ettiren
Bu kavram doğrultusunda siyasi açılımlara zemin hazırlayan
Kuzey Irakta ilerde yaşanabilecek gelişmelere zemin hazırlatan danışmanlar...!
1) MÜCAHİT ASLAN

Tarih 28 Mart 1994.
İstanbul Aksaray'da oto galerisi yeleklerinin
üzerinde "polis" yazan 8 kişi tarafından basıldı. 42 yaşındaki galeri sahibi ve 32
yaşındaki yeğeni dükkanda bulunan müşteriler ve konukların gözleri
önünde "karakola gitmemiz gerekiyor" diye alınıp götürüldü. Galeri sahibi daha
önce de uyuşturucu kaçırdığı PKK'ya parasal yardım ettiği iddialarıyla
gözaltına alınmıştı. Bu nedenle karakola götürülmesini hiç yadırgamadı.

Ertesi gün.
Kınalı - Sakarya TEM otoyolunda Hendek gişelerine bir
kilometre kala şakağına sıkılan tek kurşunla öldürülen galeri sahibi ile
kalbine üç kurşun sıkılmış gözleri bağlı yeğeninin cesedi bulundu...O günler
PKK'ya yardım eden Kürt işadamlarının öldürüldüğü günlerdi...

Aradan yıllar geçti.

Öldürülen Kürt işadamının bir başka yeğeni bugün
Başbakan RecepTayyip Erdoğan'ın danışmanı. Öyle sıradan bir danışman değil ama; 10
Aralık 2002 tarihinde Beyaz Saray'da ABD Başkanı Bush ile AKP Genel
Başkanı R.T. Erdoğan'ın yaptığı toplantıya katılan birkaç isimden biri.
Babası milletvekili. Babası bir dönem insan hakları meseleriyle çok
yakından ilgiliydi; dernek başkanıydı; fırsat buldukça da İstanbul-Ankara
belediyelerinin köprü yol ihalelerini alırdı. Ailece S-300 Mercedese
biniyorlar...
Danışmanın üniversite mezunu bile olmadığı söyleniyor.
Başbakan Erdoğan'ın bu danışmana özel bir sevgisi olduğu biliniyor.



2) CÜNEYD ZAPSU

Bu danışman Güneydoğu'nun en büyük Kürt aşiretinin
üyesi. Dedesi ilk Kürtçe tiyatro eseri yazan bir edebiyatçı. Ehl-i Sünnet
dergisinin sahibi.
Türkçe-Kürtçe yayınlanan "Jin" dergisinin önde gelen
isimlerinden. Danışmanın halası faili meçhul bir cinayete kurban giden
Kürt hareketinin önde gelen isimlerinden Musa Anter'in eşi. Danışmanın
eniştesi öldürüldüğünde Abdullah Öcalan başsağlığı mesajı yayınladı.
Öldürülen bu Anter'in yeğeni milletvekili de yine faili meçhul bir
cinayete kurban gitti. Danışman yakın akrabaları gibi Doğu ve Güneydoğu'da gezmiyor.
O'nun bir ayağı hep Amerika'da. Orada da sıradan yerlere gitmiyor. Örneğin
bugünlerde Florida TAMPA'da ABD Askeri Komuta Merkezi'nin bulunduğu Mac
Dill Hava Üssü'ne sık sık uğradığı söyleniyor. Biliyorsunuz ABD'nin Irak
işgalini komuta ettiği 9 merkezden biri burası. TÜSİAD üyesi bu danışman
Başbakan Erdoğan' ın özellikle yurt dışındaki tüm resmi-özel görüşmelerinde bulunuyor.
Erdoğan'ın "aklının yarısı" olduğu iddia edilen bu danışman işin tuhaf yanı daha çok Korkut Özal'a yakın.

3) ÖMER ÇELİK

Bu danışman aslen Diyarbakırlı. Ama doğum yeri başka.
Fakat Kürt olduğunu saklamıyor. Gazi Üniversitesi Kamu yönetimi mezunu. Dil
bilmiyor sayılır. Bir dönem radikal ıslamcıydı. Yaşar Kaplan'ın aylık
Düşünce Edebiyat dergisinde editörlük yaptı. Buradan daha ılımlı Ali
Bulaç'ın Bilgi ve Hikmet Dergisi'ne geçti. Ali Bulaç sayesinde R.T. Erdoğan ile
tanıştı. Sonra Yeni şafak gazetesine geçti köşe yazarı oldu. Bir ara
Dinç Bilgin grubunda sonra Aydın Doğan grubunda ve son olarak da Uzan
grubunda çalıştı... Yoksuldu; üniversitede yurtta kalıyordu; şimdi lüks
otellerden çıkmıyor 100 bin dolarlık jeeplere biniyor. Bekar. Kırık bir
aşk hikayesi var. Yazmam ama... Meclis kulisinde dedikodu yapmayı seviyor:
iki yıl önce Lale Mansur ile flört ettiğini söylüyordu şimdi de Deniz
Akkaya ile 6 ay birlikte olduğunu... Sohbetleri renkli olsa da AKP Grubu bu
danışmanı hiç sevmiyor. Öyle ki "Grupta ikinci aaakereyi geçirmek için
Amerikayı göklere çıkaran konuşmaya kızıp hayır oyu verdim" diyen AKP
milletvekilleri var!
Bu danışman-milletvekili Başbakan Erdoğan'a özellikle Ortadoğu
konusunda danışmanlık yapıyor...

4) EGEMEN BAĞIŞ

Babası Güneydoğu'da bir şehrin belediye başkanıydı. O
ise Beyaz Saray'ın yeminli müşaviriydi. Nerden nereye... ABD vatandaşı
olduğu iddia ediliyor. Ama şimdi o hem danışman hem milletvekili.

Uzatmayalım. Başbakan Erdoğan'ın tüm danışmanlarının Kürt
olmaları tesadüf mü? Öyle kabul edelim! Peki hepsinin bir şekilde ABD
ile yakın temas içinde olmalarını nasıl açıklayacağız? Bilmem.

Ama bildiğim şudur: Ağrı Diyadin DEHAP ilçe Başkanı
Mehmet Nuri Sarı'nın Abdullah Öcalan'a "Sayın" dediği için 2 yıl 1 ay
hapse mahkum edilmesinin bugün hiçbi