1 den 6´e kadar. Toplam 6 Sayfa bulundu

Konu: Atatürk'ün manevi evlatları

  1. #1
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Atatürk'ün manevi evlatları



    Türk milletini oluşturan her fert, Yüce Atamızın bir evladı, O'nun bir parçasıdır..

    Fakat tarihte öyle isimler var ki, Onlar gerçekten Atanın bir evladı olma şerefine bahşedilmiş şanslı ve gururlu kişiler..


    İşte Onlar..
    Atatürk'ün manevi evlatları..





    Prof. Dr. Afet İnan


    Afet İnan, ilköğrenimini Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde, Ankara ve Biga'da tamamladıktan sonra, Bursa Kız Öğretmen Okulu'nu 1925 yılında bitirmiştir. İlk görevine 17 yaşındayken, babasının görevi gereği bulundukları İzmir'de Reddi İlhak İlkokulu'nda başlamıştır. Atatürk, Afet İnan'ın ailesinin Makedonya kolunu tanıdığından, kendisinin meslek ve durumu ile ilgilenir. Afet İnan'ın isteği, öğrenimini sürdürmek ve yabancı dil öğrenmektir. Bunun yerine getirilmesi için Atatürk, Afet İnan'ın babası ve annesi ile görüşerek, kendisini o yıl İsviçre'nin Lozan şehrine Fransızca öğrenmeye gönderir (1925 - 1927).

    Sonra, İstanbul'da Fransız Kız Lisesi (Notre Dame de Sion)nde bu öğrenimini sürdürür (1928-1929). Ortaöğrenim tarih öğretmenliği sınavına girerek öğretmenlik belgesini alır ve Ankara Musiki Öğretmen Okulu'na, Tarih ve Yurt Bilgisi öğretmeni olarak atanır (1929-1930). Türk Tarih Kurumu'nun kuruluş çalışmalarında yer almış ve orada uzun yıllar Asbaşkanlık yapmıştır. Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nün de müdürlüğünü yapmıştır. Akademik çalışmalarına devam eden Afet İnan, 1938'de lisans, 1939'da doktora çalışmalarını tamamlayarak 1942'de doçent ve 1950'de de profesörlüğe yükselir. Prof. Dr. Afet İnan'ın Atatürk ve Türk tarihi ile ilgili birçok yayını bulunmaktadır. 8 Haziran 1985 tarihinde ölmüştür.

    Atatürk vasiyetnamesinde Afet İnan için; "yaşadığı müddetçe şimdilik (şimdiki halde) ayda 800 lira verilecektir" diye vasiyette bulunmuştur.



    Sabiha Gökçen


    Sabiha Hanım 1913 yılında Bursa'da doğdu. II. Abdülhamid tarafından Bursa'ya sürgün gönderilen vilayet başkatibi Hafız Mustafa İzzet'in kızıdır. İlkokula gittiği yıllarda babasını kaybetti ve kardeşlerinin yardımıyla öğrenimini sürdürdü. Atatürk, 1925 yılında çıktığı Bursa gezisinde Sabiha Gökçen'le tanıştı ve içinde bulunduğu güç yaşama şartlarını öğrenince de onu evlat edindi. Ankara Çankaya İlkokulu'nu, daha sonra da Üsküdar Kız Koleji'ni bitiren Sabiha Hanım, Türk Hava Kurumu'nun Havacılık Okulu'na girdi (1935). Burada geçirdiği başarılı öğrenim hayatından sonra, yüksek planörcülük kurslarına katılmak üzere Sovyetler Birliği'ne gönderildi. Dönüşte Eskişehir Hava Okulu'na girdi, aynı zamanda 1.Tayyare Alayı'nda av ve bombardıman uçakları alanında uzmanlaştı.

    Sabiha Gökçen, 1937 Ege ve Trakya manevraları sırasında başarılı uçuşlar yaptı. Aynı yıl çıkan Şeyh Rıza İsyanı sırasında yapılan kara harekatını, Dersim ve çevresini havadan bombalayarak kolaylaştıran Sabiha Gökçen 1938'de yaptığı Balkan turuyla ününü Avrupa'ya yaydı. 1938'de Türkkuşu'nda başöğretmenliğe atandı ve 1955'te uçuculuktan ayrıldı. Türk Hava Kurumu Yönetim Kurulu üyesi oldu.

    Atatürk’ün manevi kızı, Türkiye’nin ilk kadın havacısı Sabiha Gökçen, tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi'nde (GATA) 22 Mart 2001 Pazartesi günü saat 08.15'te kalp ve solunum durması sonucu vefat etti.



    Ülkü Adatepe


    Atatürk’ün en küçük manevi kızı.

    Ülkü Adatepe, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukurluoğlu’nun kızıdır.

    Zübeyde Hanım’ın küçük yaştan itibaren yetiştirdiği Selanikli Vasfiye Hanım, Zübeyde Hanım’ın ölümünden sonra bir süre Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Hanım’la kalmış, Atatürk kendisini Gazi Orman Çiftliği’nde istasyon şefliği yapan Mehmet Tahsin Bey’le evlendirmişti. Vasfiye Hanım ile Mehmet Bey’in çocukları olacağını öğrendiğinde ona ister kız, ister erkek olsun Ülkü isminin verilmesini isteyen Atatürk, 9 aylıkken Ülkü’yü Çankaya Köşkü’ne aldırdı ve büyüdüğü zaman yurt gezilerine beraber götürdü. Ülkü 5 yaşındayken Atatürk öldü. Üsküdar Amerikan Koleji’nde başladığı öğrenimini maddi sıkıntılar nedeniyle tamamlayamayan Ülkü, genç yaşta evlendi. İlk evliliğini Sabiha Gökçen'in amcasının oğlu Üsteğmen Fethi Doğançay ile yaptı. 13 yıl süren bu evliliğinden 2 oğlu oldu. İkinci evliliğini ise işadamı Öke Adatepe ile yaptı. Şişli, İstanbul'da Doğançay Apartmanı'nda yaşamaktadır.



    Abdurrahim -----k


    Mustafa Kemal Atatürk'ün özel hayatında önemli bir yer teşkil eden, manevi evlatları arasında belki de en önemlilerinden biri olan Abdurrahim -----k.
    Zübeyde Hanım'ın koynunda büyüyen -----k, sadece Mustafa Kemal'in degil Zübeyde Hanım'ın ve Makbule Hanım'ın da hayatında önemli bir yer almıştır. Bunu daha iyi anlayabilmek için Dr. Behçet Uz'un agzından çözülmüş bant kayıtlarına göre, son günlerinde Zübeyde Hanımla arasında geçen olayı şöyle anlatmakta fayda vardir;

    "Güler yüzlü, metal çerçeveli gözlüklü, beyaz saçlı, benim boyumda {Behçet Uz kendi boyuyla kıyaslıyor}, başörtülü, Selanik şivesiyle güzel Türkçe konuşan, ilk görüşte herkese saygı telkin eden Zübeyde Hanım Efendi, kendisi hasta olduğu halde, hep yanındaki küçük bir erkek çocuğuyla ilgileniyordu. 6-7 ay kadar Zübeyde Hanım ve üzerine titrediği bu oğlanla hep ilgilendim… Beni 3 defa Gazi Paşa'nın Başyaveri Salih Bey aradı. Zübeyde Hanım ve yanındaki oğlanı sordu. Yazılı rapor istedi, yazdım" demektedir.
    Yukarıda dile getirilen bu ufak erkek çocuğu Abdurrahim -----k'tır.
    Atatürk tarafından Akaretlerdeki eve getirildiğinde kendi ifadesiyle üç yaşında olan -----k, Atatürk'ün, Zübeyde Hanım'a,"Bu çocuğu biz büyütelim. Bu çocuk bizim çocuğumuz olsun" diyerek annesinin yanına bıraktığı -----k'ı, Zübeyde hanım bir süre önce kaybettiği ve acısını unutamadığı kızı Naciye"nin yerine koyarak. "Naciyemin erkeciği" diyerek sevmiş ve kollamıştır.

    Mustafa Kemal'in çok yakınında bulunmasına ragmen hiç şımarmayan aksine o mütavazi tavrı ile Paşa'ya yaklışır bir terbiye ye yetiştirilen Tunçak bu ailenin en acı ve en mutlu günlerinde bulunma şerefine ermiştir. Abdurrahim -----k nüfus kütük kayıtlarına göre, 1324 (1908) yılında Diyarbakır'da dogmuş ve Atatürk tarafından istanbul'a getirtilmiştir.

    Abdurrahim -----k'ın babası, ALÎ, annesi olarak da, HAVVA olarak gösterilmektedir. Kendisi ile yapılan röportajda ise -----k şöyle demekte;
    "Ben ana da bilmem, baba da bilmem. Kendimi bildiğimde, annem olarak kabul ettiğim Zübeyde Hanım'ı, Halam Makbule Hanım'ı, bir de Paşamızı tanıdım..
    Benim ailem, bu aileydi. Ben kendimi bu ailenin çocuğu olarak kabul ettim ve hep de öyle kaldım. Gerçek annemin ve babamm kim oldugunu asla ögrenemedim. Kesin olarak bildigim, üç yaşındayken Mustafa Kemal Paşanın evinde olduğumdur.
    Beşiktaş da, Akaretlerdeki evimizdeydik. Evde annem (Zübeyde Hanım), Makbule Halam ve Mustafa Kemal Paşa ile birlikteydim" demektedir.


    Zübeyde Hanım vasiyetinde ( 7 şubat 1922 ) -----k'a da yer vermiştir.

    Zübeyde Hanım'ın Vasiyeti

    Vasiyetini, vefatından 1 yıl önce (7 şubat 1922) yazdırmıştı. Kendisini halsiz hissettiği günlerde Cemal Bolayır'a bu isteğini söylemiş ve yardimcı olmasını istemişti. Cemal Bey, üç tanık bulacak ve isteklerini yazacaktı. Hatim ve duaları için 450 lira ayırdığını, her cuma namazdan bir saat önce ezan okununcaya kadar uygun bir camide cemaate karşı iki cüz'i şerif okutulmasını istiyordu. Kurban Bayramı'nın birinci günü 5 adet kurban kesilmesini ve Öksüzler Yurdu'na verilmesini, bu harcamalar için 1800 lira para ayırdığını belirtmişti. Bir başka istegi de bir çeşme yaptırılmasıydı. Onarımı için de 474 lira ayırmıştı. Yanında çalışanları da unutmamıştı. Hayriye Hanım için 10 lira, manevi evladı Ayşe'nin çeyizi için 10 lira, Selanik'teki biraderi Hasan Ağa'ın oglu Abdurrahman'a 30 lira, yetim Abdürrahim'e 20 lira, Vasfiye isimli hizmetlisi için de 20 lira ayırdı."



    *Atatürk'ün ayrıca diğer manevi evlatları: Fikriye, Nebile, Rukiye, Zehra, Çoban Mustafa, İhsan'dır. ...
    [align=center]Atatürk'ün manevi evlatları[/align]


    Türk milletini oluşturan her fert, Yüce Atamızın bir evladı, O'nun bir parçasıdır..

    Fakat tarihte öyle isimler var ki, Onlar gerçekten Atanın bir evladı olma şerefine bahşedilmiş şanslı ve gururlu kişiler..


    İşte Onlar..
    Atatürk'ün manevi evlatları..






    Prof. Dr. Afet İnan


    Afet İnan, ilköğrenimini Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde, Ankara ve Biga'da tamamladıktan sonra, Bursa Kız Öğretmen Okulu'nu 1925 yılında bitirmiştir. İlk görevine 17 yaşındayken, babasının görevi gereği bulundukları İzmir'de Reddi İlhak İlkokulu'nda başlamıştır. Atatürk, Afet İnan'ın ailesinin Makedonya kolunu tanıdığından, kendisinin meslek ve durumu ile ilgilenir. Afet İnan'ın isteği, öğrenimini sürdürmek ve yabancı dil öğrenmektir. Bunun yerine getirilmesi için Atatürk, Afet İnan'ın babası ve annesi ile görüşerek, kendisini o yıl İsviçre'nin Lozan şehrine Fransızca öğrenmeye gönderir (1925 - 1927).

    Sonra, İstanbul'da Fransız Kız Lisesi (Notre Dame de Sion)nde bu öğrenimini sürdürür (1928-1929). Ortaöğrenim tarih öğretmenliği sınavına girerek öğretmenlik belgesini alır ve Ankara Musiki Öğretmen Okulu'na, Tarih ve Yurt Bilgisi öğretmeni olarak atanır (1929-1930). Türk Tarih Kurumu'nun kuruluş çalışmalarında yer almış ve orada uzun yıllar Asbaşkanlık yapmıştır. Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nün de müdürlüğünü yapmıştır. Akademik çalışmalarına devam eden Afet İnan, 1938'de lisans, 1939'da doktora çalışmalarını tamamlayarak 1942'de doçent ve 1950'de de profesörlüğe yükselir. Prof. Dr. Afet İnan'ın Atatürk ve Türk tarihi ile ilgili birçok yayını bulunmaktadır. 8 Haziran 1985 tarihinde ölmüştür.

    Atatürk vasiyetnamesinde Afet İnan için; "yaşadığı müddetçe şimdilik (şimdiki halde) ayda 800 lira verilecektir" diye vasiyette bulunmuştur.



    Sabiha Gökçen


    Sabiha Hanım 1913 yılında Bursa'da doğdu. II. Abdülhamid tarafından Bursa'ya sürgün gönderilen vilayet başkatibi Hafız Mustafa İzzet'in kızıdır. İlkokula gittiği yıllarda babasını kaybetti ve kardeşlerinin yardımıyla öğrenimini sürdürdü. Atatürk, 1925 yılında çıktığı Bursa gezisinde Sabiha Gökçen'le tanıştı ve içinde bulunduğu güç yaşama şartlarını öğrenince de onu evlat edindi. Ankara Çankaya İlkokulu'nu, daha sonra da Üsküdar Kız Koleji'ni bitiren Sabiha Hanım, Türk Hava Kurumu'nun Havacılık Okulu'na girdi (1935). Burada geçirdiği başarılı öğrenim hayatından sonra, yüksek planörcülük kurslarına katılmak üzere Sovyetler Birliği'ne gönderildi. Dönüşte Eskişehir Hava Okulu'na girdi, aynı zamanda 1.Tayyare Alayı'nda av ve bombardıman uçakları alanında uzmanlaştı.

    Sabiha Gökçen, 1937 Ege ve Trakya manevraları sırasında başarılı uçuşlar yaptı. Aynı yıl çıkan Şeyh Rıza İsyanı sırasında yapılan kara harekatını, Dersim ve çevresini havadan bombalayarak kolaylaştıran Sabiha Gökçen 1938'de yaptığı Balkan turuyla ününü Avrupa'ya yaydı. 1938'de Türkkuşu'nda başöğretmenliğe atandı ve 1955'te uçuculuktan ayrıldı. Türk Hava Kurumu Yönetim Kurulu üyesi oldu.

    Atatürk’ün manevi kızı, Türkiye’nin ilk kadın havacısı Sabiha Gökçen, tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi'nde (GATA) 22 Mart 2001 Pazartesi günü saat 08.15'te kalp ve solunum durması sonucu vefat etti.



    Ülkü Adatepe


    Atatürk’ün en küçük manevi kızı.

    Ülkü Adatepe, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukurluoğlu’nun kızıdır.

    Zübeyde Hanım’ın küçük yaştan itibaren yetiştirdiği Selanikli Vasfiye Hanım, Zübeyde Hanım’ın ölümünden sonra bir süre Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Hanım’la kalmış, Atatürk kendisini Gazi Orman Çiftliği’nde istasyon şefliği yapan Mehmet Tahsin Bey’le evlendirmişti. Vasfiye Hanım ile Mehmet Bey’in çocukları olacağını öğrendiğinde ona ister kız, ister erkek olsun Ülkü isminin verilmesini isteyen Atatürk, 9 aylıkken Ülkü’yü Çankaya Köşkü’ne aldırdı ve büyüdüğü zaman yurt gezilerine beraber götürdü. Ülkü 5 yaşındayken Atatürk öldü. Üsküdar Amerikan Koleji’nde başladığı öğrenimini maddi sıkıntılar nedeniyle tamamlayamayan Ülkü, genç yaşta evlendi. İlk evliliğini Sabiha Gökçen'in amcasının oğlu Üsteğmen Fethi Doğançay ile yaptı. 13 yıl süren bu evliliğinden 2 oğlu oldu. İkinci evliliğini ise işadamı Öke Adatepe ile yaptı. Şişli, İstanbul'da Doğançay Apartmanı'nda yaşamaktadır.



    Abdurrahim -----k


    Mustafa Kemal Atatürk'ün özel hayatında önemli bir yer teşkil eden, manevi evlatları arasında belki de en önemlilerinden biri olan Abdurrahim -----k.
    Zübeyde Hanım'ın koynunda büyüyen -----k, sadece Mustafa Kemal'in degil Zübeyde Hanım'ın ve Makbule Hanım'ın da hayatında önemli bir yer almıştır. Bunu daha iyi anlayabilmek için Dr. Behçet Uz'un agzından çözülmüş bant kayıtlarına göre, son günlerinde Zübeyde Hanımla arasında geçen olayı şöyle anlatmakta fayda vardir;

    "Güler yüzlü, metal çerçeveli gözlüklü, beyaz saçlı, benim boyumda {Behçet Uz kendi boyuyla kıyaslıyor}, başörtülü, Selanik şivesiyle güzel Türkçe konuşan, ilk görüşte herkese saygı telkin eden Zübeyde Hanım Efendi, kendisi hasta olduğu halde, hep yanındaki küçük bir erkek çocuğuyla ilgileniyordu. 6-7 ay kadar Zübeyde Hanım ve üzerine titrediği bu oğlanla hep ilgilendim… Beni 3 defa Gazi Paşa'nın Başyaveri Salih Bey aradı. Zübeyde Hanım ve yanındaki oğlanı sordu. Yazılı rapor istedi, yazdım" demektedir.
    Yukarıda dile getirilen bu ufak erkek çocuğu Abdurrahim -----k'tır.
    Atatürk tarafından Akaretlerdeki eve getirildiğinde kendi ifadesiyle üç yaşında olan -----k, Atatürk'ün, Zübeyde Hanım'a,"Bu çocuğu biz büyütelim. Bu çocuk bizim çocuğumuz olsun" diyerek annesinin yanına bıraktığı -----k'ı, Zübeyde hanım bir süre önce kaybettiği ve acısını unutamadığı kızı Naciye"nin yerine koyarak. "Naciyemin erkeciği" diyerek sevmiş ve kollamıştır.

    Mustafa Kemal'in çok yakınında bulunmasına ragmen hiç şımarmayan aksine o mütavazi tavrı ile Paşa'ya yaklışır bir terbiye ye yetiştirilen Tunçak bu ailenin en acı ve en mutlu günlerinde bulunma şerefine ermiştir. Abdurrahim -----k nüfus kütük kayıtlarına göre, 1324 (1908) yılında Diyarbakır'da dogmuş ve Atatürk tarafından istanbul'a getirtilmiştir.

    Abdurrahim -----k'ın babası, ALÎ, annesi olarak da, HAVVA olarak gösterilmektedir. Kendisi ile yapılan röportajda ise -----k şöyle demekte;
    "Ben ana da bilmem, baba da bilmem. Kendimi bildiğimde, annem olarak kabul ettiğim Zübeyde Hanım'ı, Halam Makbule Hanım'ı, bir de Paşamızı tanıdım..
    Benim ailem, bu aileydi. Ben kendimi bu ailenin çocuğu olarak kabul ettim ve hep de öyle kaldım. Gerçek annemin ve babamm kim oldugunu asla ögrenemedim. Kesin olarak bildigim, üç yaşındayken Mustafa Kemal Paşanın evinde olduğumdur.
    Beşiktaş da, Akaretlerdeki evimizdeydik. Evde annem (Zübeyde Hanım), Makbule Halam ve Mustafa Kemal Paşa ile birlikteydim" demektedir.


    Zübeyde Hanım vasiyetinde ( 7 şubat 1922 ) -----k'a da yer vermiştir.

    Zübeyde Hanım'ın Vasiyeti


    Vasiyetini, vefatından 1 yıl önce (7 şubat 1922) yazdırmıştı. Kendisini halsiz hissettiği günlerde Cemal Bolayır'a bu isteğini söylemiş ve yardimcı olmasını istemişti. Cemal Bey, üç tanık bulacak ve isteklerini yazacaktı. Hatim ve duaları için 450 lira ayırdığını, her cuma namazdan bir saat önce ezan okununcaya kadar uygun bir camide cemaate karşı iki cüz'i şerif okutulmasını istiyordu. Kurban Bayramı'nın birinci günü 5 adet kurban kesilmesini ve Öksüzler Yurdu'na verilmesini, bu harcamalar için 1800 lira para ayırdığını belirtmişti. Bir başka istegi de bir çeşme yaptırılmasıydı. Onarımı için de 474 lira ayırmıştı. Yanında çalışanları da unutmamıştı. Hayriye Hanım için 10 lira, manevi evladı Ayşe'nin çeyizi için 10 lira, Selanik'teki biraderi Hasan Ağa'ın oglu Abdurrahman'a 30 lira, yetim Abdürrahim'e 20 lira, Vasfiye isimli hizmetlisi için de 20 lira ayırdı."



    *Atatürk'ün ayrıca diğer manevi evlatları: Fikriye, Nebile, Rukiye, Zehra, Çoban Mustafa, İhsan'dır. ...[align=center]Atatürk'ün manevi evlatları[/align]


    Türk milletini oluşturan her fert, Yüce Atamızın bir evladı, O'nun bir parçasıdır..

    Fakat tarihte öyle isimler var ki, Onlar gerçekten Atanın bir evladı olma şerefine bahşedilmiş şanslı ve gururlu kişiler..


    İşte Onlar..
    Atatürk'ün manevi evlatları..






    Prof. Dr. Afet İnan


    Afet İnan, ilköğrenimini Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde, Ankara ve Biga'da tamamladıktan sonra, Bursa Kız Öğretmen Okulu'nu 1925 yılında bitirmiştir. İlk görevine 17 yaşındayken, babasının görevi gereği bulundukları İzmir'de Reddi İlhak İlkokulu'nda başlamıştır. Atatürk, Afet İnan'ın ailesinin Makedonya kolunu tanıdığından, kendisinin meslek ve durumu ile ilgilenir. Afet İnan'ın isteği, öğrenimini sürdürmek ve yabancı dil öğrenmektir. Bunun yerine getirilmesi için Atatürk, Afet İnan'ın babası ve annesi ile görüşerek, kendisini o yıl İsviçre'nin Lozan şehrine Fransızca öğrenmeye gönderir (1925 - 1927).

    Sonra, İstanbul'da Fransız Kız Lisesi (Notre Dame de Sion)nde bu öğrenimini sürdürür (1928-1929). Ortaöğrenim tarih öğretmenliği sınavına girerek öğretmenlik belgesini alır ve Ankara Musiki Öğretmen Okulu'na, Tarih ve Yurt Bilgisi öğretmeni olarak atanır (1929-1930). Türk Tarih Kurumu'nun kuruluş çalışmalarında yer almış ve orada uzun yıllar Asbaşkanlık yapmıştır. Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nün de müdürlüğünü yapmıştır. Akademik çalışmalarına devam eden Afet İnan, 1938'de lisans, 1939'da doktora çalışmalarını tamamlayarak 1942'de doçent ve 1950'de de profesörlüğe yükselir. Prof. Dr. Afet İnan'ın Atatürk ve Türk tarihi ile ilgili birçok yayını bulunmaktadır. 8 Haziran 1985 tarihinde ölmüştür.

    Atatürk vasiyetnamesinde Afet İnan için; "yaşadığı müddetçe şimdilik (şimdiki halde) ayda 800 lira verilecektir" diye vasiyette bulunmuştur.



    Sabiha Gökçen


    Sabiha Hanım 1913 yılında Bursa'da doğdu. II. Abdülhamid tarafından Bursa'ya sürgün gönderilen vilayet başkatibi Hafız Mustafa İzzet'in kızıdır. İlkokula gittiği yıllarda babasını kaybetti ve kardeşlerinin yardımıyla öğrenimini sürdürdü. Atatürk, 1925 yılında çıktığı Bursa gezisinde Sabiha Gökçen'le tanıştı ve içinde bulunduğu güç yaşama şartlarını öğrenince de onu evlat edindi. Ankara Çankaya İlkokulu'nu, daha sonra da Üsküdar Kız Koleji'ni bitiren Sabiha Hanım, Türk Hava Kurumu'nun Havacılık Okulu'na girdi (1935). Burada geçirdiği başarılı öğrenim hayatından sonra, yüksek planörcülük kurslarına katılmak üzere Sovyetler Birliği'ne gönderildi. Dönüşte Eskişehir Hava Okulu'na girdi, aynı zamanda 1.Tayyare Alayı'nda av ve bombardıman uçakları alanında uzmanlaştı.

    Sabiha Gökçen, 1937 Ege ve Trakya manevraları sırasında başarılı uçuşlar yaptı. Aynı yıl çıkan Şeyh Rıza İsyanı sırasında yapılan kara harekatını, Dersim ve çevresini havadan bombalayarak kolaylaştıran Sabiha Gökçen 1938'de yaptığı Balkan turuyla ününü Avrupa'ya yaydı. 1938'de Türkkuşu'nda başöğretmenliğe atandı ve 1955'te uçuculuktan ayrıldı. Türk Hava Kurumu Yönetim Kurulu üyesi oldu.

    Atatürk’ün manevi kızı, Türkiye’nin ilk kadın havacısı Sabiha Gökçen, tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi'nde (GATA) 22 Mart 2001 Pazartesi günü saat 08.15'te kalp ve solunum durması sonucu vefat etti.



    Ülkü Adatepe


    Atatürk’ün en küçük manevi kızı.

    Ülkü Adatepe, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukurluoğlu’nun kızıdır.

    Zübeyde Hanım’ın küçük yaştan itibaren yetiştirdiği Selanikli Vasfiye Hanım, Zübeyde Hanım’ın ölümünden sonra bir süre Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Hanım’la kalmış, Atatürk kendisini Gazi Orman Çiftliği’nde istasyon şefliği yapan Mehmet Tahsin Bey’le evlendirmişti. Vasfiye Hanım ile Mehmet Bey’in çocukları olacağını öğrendiğinde ona ister kız, ister erkek olsun Ülkü isminin verilmesini isteyen Atatürk, 9 aylıkken Ülkü’yü Çankaya Köşkü’ne aldırdı ve büyüdüğü zaman yurt gezilerine beraber götürdü. Ülkü 5 yaşındayken Atatürk öldü. Üsküdar Amerikan Koleji’nde başladığı öğrenimini maddi sıkıntılar nedeniyle tamamlayamayan Ülkü, genç yaşta evlendi. İlk evliliğini Sabiha Gökçen'in amcasının oğlu Üsteğmen Fethi Doğançay ile yaptı. 13 yıl süren bu evliliğinden 2 oğlu oldu. İkinci evliliğini ise işadamı Öke Adatepe ile yaptı. Şişli, İstanbul'da Doğançay Apartmanı'nda yaşamaktadır.



    Abdurrahim -----k


    Mustafa Kemal Atatürk'ün özel hayatında önemli bir yer teşkil eden, manevi evlatları arasında belki de en önemlilerinden biri olan Abdurrahim -----k.
    Zübeyde Hanım'ın koynunda büyüyen -----k, sadece Mustafa Kemal'in degil Zübeyde Hanım'ın ve Makbule Hanım'ın da hayatında önemli bir yer almıştır. Bunu daha iyi anlayabilmek için Dr. Behçet Uz'un agzından çözülmüş bant kayıtlarına göre, son günlerinde Zübeyde Hanımla arasında geçen olayı şöyle anlatmakta fayda vardir;

    "Güler yüzlü, metal çerçeveli gözlüklü, beyaz saçlı, benim boyumda {Behçet Uz kendi boyuyla kıyaslıyor}, başörtülü, Selanik şivesiyle güzel Türkçe konuşan, ilk görüşte herkese saygı telkin eden Zübeyde Hanım Efendi, kendisi hasta olduğu halde, hep yanındaki küçük bir erkek çocuğuyla ilgileniyordu. 6-7 ay kadar Zübeyde Hanım ve üzerine titrediği bu oğlanla hep ilgilendim… Beni 3 defa Gazi Paşa'nın Başyaveri Salih Bey aradı. Zübeyde Hanım ve yanındaki oğlanı sordu. Yazılı rapor istedi, yazdım" demektedir.
    Yukarıda dile getirilen bu ufak erkek çocuğu Abdurrahim -----k'tır.
    Atatürk tarafından Akaretlerdeki eve getirildiğinde kendi ifadesiyle üç yaşında olan -----k, Atatürk'ün, Zübeyde Hanım'a,"Bu çocuğu biz büyütelim. Bu çocuk bizim çocuğumuz olsun" diyerek annesinin yanına bıraktığı -----k'ı, Zübeyde hanım bir süre önce kaybettiği ve acısını unutamadığı kızı Naciye"nin yerine koyarak. "Naciyemin erkeciği" diyerek sevmiş ve kollamıştır.

    Mustafa Kemal'in çok yakınında bulunmasına ragmen hiç şımarmayan aksine o mütavazi tavrı ile Paşa'ya yaklışır bir terbiye ye yetiştirilen Tunçak bu ailenin en acı ve en mutlu günlerinde bulunma şerefine ermiştir. Abdurrahim -----k nüfus kütük kayıtlarına göre, 1324 (1908) yılında Diyarbakır'da dogmuş ve Atatürk tarafından istanbul'a getirtilmiştir.

    Abdurrahim -----k'ın babası, ALÎ, annesi olarak da, HAVVA olarak gösterilmektedir. Kendisi ile yapılan röportajda ise -----k şöyle demekte;
    "Ben ana da bilmem, baba da bilmem. Kendimi bildiğimde, annem olarak kabul ettiğim Zübeyde Hanım'ı, Halam Makbule Hanım'ı, bir de Paşamızı tanıdım..
    Benim ailem, bu aileydi. Ben kendimi bu ailenin çocuğu olarak kabul ettim ve hep de öyle kaldım. Gerçek annemin ve babamm kim oldugunu asla ögrenemedim. Kesin olarak bildigim, üç yaşındayken Mustafa Kemal Paşanın evinde olduğumdur.
    Beşiktaş da, Akaretlerdeki evimizdeydik. Evde annem (Zübeyde Hanım), Makbule Halam ve Mustafa Kemal Paşa ile birlikteydim" demektedir.


    Zübeyde Hanım vasiyetinde ( 7 şubat 1922 ) -----k'a da yer vermiştir.

    Zübeyde Hanım'ın Vasiyeti


    Vasiyetini, vefatından 1 yıl önce (7 şubat 1922) yazdırmıştı. Kendisini halsiz hissettiği günlerde Cemal Bolayır'a bu isteğini söylemiş ve yardimcı olmasını istemişti. Cemal Bey, üç tanık bulacak ve isteklerini yazacaktı. Hatim ve duaları için 450 lira ayırdığını, her cuma namazdan bir saat önce ezan okununcaya kadar uygun bir camide cemaate karşı iki cüz'i şerif okutulmasını istiyordu. Kurban Bayramı'nın birinci günü 5 adet kurban kesilmesini ve Öksüzler Yurdu'na verilmesini, bu harcamalar için 1800 lira para ayırdığını belirtmişti. Bir başka istegi de bir çeşme yaptırılmasıydı. Onarımı için de 474 lira ayırmıştı. Yanında çalışanları da unutmamıştı. Hayriye Hanım için 10 lira, manevi evladı Ayşe'nin çeyizi için 10 lira, Selanik'teki biraderi Hasan Ağa'ın oglu Abdurrahman'a 30 lira, yetim Abdürrahim'e 20 lira, Vasfiye isimli hizmetlisi için de 20 lira ayırdı."



    *Atatürk'ün ayrıca diğer manevi evlatları: Fikriye, Nebile, Rukiye, Zehra, Çoban Mustafa, İhsan'dır. ...
    Gelişmiş editöre geç

  2. #2
    pet
    Yeni Üye

    Standart

    zehra yı unututmayın

  3. #3
    Binbaşı
    saypo_kız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Bir de manevi olarak evladı olmasa bile Avrupa'da okuttuğu Çoban Mustafa'yı da unutmayalım.

  4. #4
    Gökyüzüne Aşık Bir Adam…
    CaLaMiTy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    tesekurler

  5. #5
    Binbaşı
    emirfb29 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Saol paylaşım için teşekkürler

  6. #6
    Yeni Üye

    cong

    Teşekkürler Ödevime Çok Lazımdıı

Benzer Konular

  1. Manevi değerler miniklere nasıl öğretilir?
    By ABYSS in forum Çocuk Eğitimi
    Cevaplar: 1
    Bölüm Listesi: 01-22-2011, 12:31 PM
  2. Atatürk'ün Soyağacı
    By ABYSS in forum Ulu Önderimiz M.Kemal Atatürk
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 01-08-2007, 01:50 AM
  3. ABDURRAHiM -----K manevi evlatlı
    By ABYSS in forum Ulu Önderimiz M.Kemal Atatürk
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 01-07-2007, 08:13 PM
  4. Atatürk'ün Anıları
    By ABYSS in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-28-2006, 09:23 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]