![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Ukala Adam Bütün Ukalalaar Buraya Toplandık. Ukalalık Etmenin Tam Zamanı. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
DenemeModerator
![]() |
1 MAYIS’IN ANLAMI VE ÖNEMİ
Sitemizi takip eden herkes bilecektir ki bizler emek yanlısı tutum sergileyen insanlarız. Bu emek yanlısı tutumumuzun –sağdan ve soldan- saldırıya uğradığını da belirtmeden edemeyeceğiz. Mustafa Kemal’in emekçi halk yığınlarına hitap etmediğini iddia eden ve bu ortak paydada birleşenler için Türkiye’de Kemalistler açısından 1 Mayıs’ın neler ifade ettiğini anlatmaya çalışacağız. Tüm tarih incelendiğinde hayatı sınıflar arasındaki mücadelenin belirlediği görülür. Bu sınıfsal çatışmaların temelinin ezen-ezilen ilişkisinin olduğunu da belirtmemiz gerekir. Böyle bir ortamda Kemalistler sınıfsal bakmazlar “1 Mayıs” Kemalistlerin bayramı değildir diyerek sağdan-soldan saldırıya uğramamız düşündürücüdür. Emperyalizme ve kapitalizme karşı ulusal kurtuluşçu mücadele veren sosyal nizamı emek hukukuna dayandıracağını söyleyen sınıfsız toplum ülküsünü hedef olarak koyan Mustafa Kemal’in saldırıya uğraması karşısında vereceğimiz tepki dün olduğu gibi bu gün de bellidir. Bizler 1 Mayıs’ı bu temelde inceleyecek ve sizlerle düşüncelerimizi paylaşacağız. 1 Mayıs Emek Savunmasıdır 1 Mayıs dünyanın her yerinde işçi sınıfının haklarını savunmayı hedef edinmiş bir gündür. Bu açıdan 1 Mayıs emek savunmasıdır. Peki nedir bu “emek savunması”? Kimin “emeği kime karşı savunulacak”? Kemalistler “emeğe ve emeğin yüce değerine” nasıl bakmalıdır? Bu sorulara –sağdan ve soldan- Kemalist olmayanların verdikleri cevapların Kemalizm noktasında hiçbir geçerliliği yoktur. Hala Türkiye kapitalizminin kurucusu olarak gösterilen Kemalist Devrim’in gerçekte neye karşı neden yapıldığını birçok kez açıklamış da bulunuyoruz. “Milli burjuvazi yaratma” safsatasının da gerçekte ne olduğunu anlattık. Bu açıdan Kemalistler bu soruları çoktan aşmış durumdadırlar. Bu yüzden hala düzen içindeki verilerle “kemalizmi ve Mustafa Kemal’i” istedikleri yörüngeye sokmak isteyenlerin; bizim 1 Mayıs konusundaki düşüncelerimizi dikkatle takip etmelerini öneriyoruz. Konuyu dağıtmadan devam edelim. “HALKÇILIK NİZAMI İÇTİMAİSİNİ SA’YİNE (EMEĞİNE) HUKUKUNA İSTİNAD ETTİRMEK İSTEYEN BİR MESLEKİ İÇTİMAİDİR…” İlk önce Gazi’nin bu cümlesini değerlendirerek “emek savunmasının” ne olduğunu açıklamaya çalışalım. “Sosyal nizamı emeğin hukukuna dayandıran sistem” de ne demektir? Dünyada herhalde bunu başka bir lider söylese anında “komünist” damgasını vururlardı. Oysa ki bizim böyle bir iddiamız da yoktur ama iddialı olduğumuz bir nokta vardır ki o da Mustafa Kemal’in toplumsal nizamı “emeğe göre şekillendirmek” istediğidir. Mustafa Kemal’in anladığı “HALKÇILIK” budur. O halde söylemeliyiz emek savunması emekçi kitlelerin emeğini burjuvaziye karşı korur ve burjuvazinin sonunu getirmek için mücadele verir. “Türkiye’nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını derhal birlikte verelim: Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi gerçek üretici olan köylüdür. O halde herkesten çok refah saadet ve servete layık olan köylüdür. Binaenaleyh Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin iktisadi siyaseti bu temel hedefi gerçekleştirmektir.” Gazi’nin bu sözlerini de dikkatlice tahlil etmek gerekir. Ne “köylü” milletin efendisidir diyerek meyhane sosyalistliği yapmalı ne de bu sözlerin gerçek manasını gözden kaçırmalıdır. Gerçek nedir? Gerçek hiç şüphe yok ki emek verenin üretenin iktidarının savunulmasıdır. Gazi köylüyü gerçek üretici olduğu için en fazla ezilen sınıf olduğu için “milletin efendisi” yapmıştır. Peki neden “işçi sınıfı” değil de köylü? Bu da Mustafa Kemal Türkiye’sinin şartlarıyla alakalıdır. Sanayisiz yarı feodal-yarı sömürge bir memleket ele alan Mustafa Kemal’in Türkiye’sinde “işçi sınıfının” olmadığı gerçeğini gözden kaçırmamak gerekir. Peki günümüzde durum nedir? Şimdi kim diyebilir ki “Türkiye’de işçi sınıfı yoktur.”? Kim diyebilir ki “köylü temel üretici olma işlevini yitirmiştir”? Herkes kabul etmelidir Türkiye’de “sınıflar” oluşmuştur ve temel üretici güç “işçi-köylüdür”. İlginçtir ki Gazi’nin hedeflerine ulaşılamamış ve üretici güçler “efendi” değil şehirlerde “çağdaş” köle köylerde “sadece köle” olmuştur. Emek Savunması Sınıfsaldır Bunun sebebi Mustafa Kemal’in “toplumcu-kamucu” anlayışının yıkılması değildir de nedir? Bu yüzden Mustafa Kemal emek savunucusudur. Emek savunuculuğu ise sınıfsal bir meseledir. Şimdi -sağdan ve soldan- meczuplar diyeceklerdir ki Mustafa Kemal “sınıf” kavramını reddetmiştir bu yüzden meselelere “sınıfsal” bakmaz. Mustafa Kemal’in sözleriyle bunu ispatlamaya kalkanları görebiliriz. “Biz sınıfsız bir milletiz halkımız sınıflara göre değil; meslek gruplarına göre ayrılmıştır.” İlginç gelebilir belki ama bu bile Mustafa Kemal’in sınıfsal baktığının göstergesidir. “Sınıfların gerçekten oluşmadığı” bir toplumda “sınıfsal bakış açısı” budur ve bu olmalıdır. Bu noktada birkaç kendini bilmez Kemalizm özürlüsü Mustafa Kemal’in “milli burjuvazi” yaratmak istediğini Mustafa Kemal’in sınıfsal bir bakışı olsa da bunun burjuvaziden yana olduğunu söyleyebilir söyleyemese de bunu bir şekilde dillendirebilir. Bu noktada birçok kez gerçekleri söylediğimizi yukarıda anlatmıştık. Fakat bu konuyu yine de kısa bir şekilde değerlendirmek gerekecektir. İlk önce Mustafa Kemal’in hangi şartlarda “milli burjuvazi” yaratmaya çalıştığını ve bu çalışmalar sonucunun nereye vardığını görmemiz gerekir. Diyorlar ki Gazi sınıfsal bakmazmış ama milli burjuvazi taraftarıymış. Bu cümlenin kendi içindeki çeliksi şimdilik konumuz dışındadır esas meselemiz iddia edilen Gazi’nin milli burjuvazi yaratma hevesidir. Her şeyden önce şunu belirtmemiz gerekir Gazi Türkiye’nin o koşullarında “milli kapitalist” bir sistem dahi uygulasa gerici değil ilerici bir hamle yapmış olurdu. Bu olay Gazi’nin sınıfsal bakmadığını veyahut da Gazi’nin emek yanlısı olmadığını göstermez. Karl Marks’ın “Serbest Ticaret Sorunu Üzerinde” isimli yazısında “serbest ticaretin tutucu anlayışa göre daha ileride olduğunu” savunduğunu ve ismi geçen Marks’ın bilimsel sosyalizmin kurucusu olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Bunun böyle olması bile Gazi’nin kapitalizm yanlısı emek düşmanı ve sınıfsal bakış açısını reddeden birisi olduğunu göstermediği gibi gerçekte Mustafa Kemal; tam olarak bunu da gerçekleştirmek istememiştir. Gazi sınıfların oluşmadığı bir toplumda sınıfsız-sömürüsüz bir toplumun hedefini kurmuştur ki; devletçilik-halkçılık ilkeleri bu anlayışın teminatıdır. Sınıf Mücadelesi Milli Mücadeledir Bunun yanı sıra Mustafa Kemal’in “milli sınıflar” üzerinde bir düzen kurmaya çalıştığını da tahlil etmemiz gerekir. Şimdi herkes çıkar diyebilir ki “milli sınıflar” nedir? Sınıfsallık ile milliliğin ne alakası olabilir? Bunu diyenler sağdan ise onlara sadece acıyoruz. Soldan ise onlara Lenin’i daha iyi takip etmelerini ve anlamalarını önermekten başka yapabileceğimiz hiçbir şey yok.(Mustafa Kemal’i anlamalarını önerirdik ama önyargılarıyla bunu başarabilecek zeka seviyesine sahip olmadıklarını düşünüyoruz) Bu noktada ezilen-mazlum ulusların –yani kapitalizmi yaşamamış ulusların- verecekleri sınıf mücadelesinin tam manasıyla verecekleri “milli mücadele” olduğunu görmemiz gerekir. “BİZ; HAYATINI İSTİKLALİNİ KORUMAK İÇİN ÇALIŞAN ERBABI SA’YIZ (EMEKÇİLERİZ) ZAVALLI BİR HALKIZ. MAHİYETİMİZİ BİLELİM. KURTULMAK YAŞAMAK İÇİN ÇALIŞAN VE ÇALIŞMAYA MECBUR BİR HALKIZ!...” Mustafa Kemal’in “milli mücadelemizin” açıklayıcısı bu düşünceleri bizlerin tespitlerinin doğruluğunu da ispat etmektedir. “Tümüyle mazlum ve mağdur” olan bir halkın evlatları olarak bizim İstiklal Harbi’nde ve sonrasında verdiğimiz “sınıfsal mücadele” “milli mücadele” olarak cereyan etmiştir. Milli Kurtuluş Hareketlerinin de önemi işte tam bu noktada ortaya çıkmıştır. Peki günümüz Türkiye’si açısından durum nedir? Buna göre değerlendirme yapmak herhalde her kemalistin yapması gereken en önemli iştir. Evet kabul ediyoruz Türk Halk’ı hala mazlum ve mağdurdur. Evet kabul ediyoruz Türkiye’de sınıflar da oluşmuştur. Fakat kabul etmek gerekir ki Türkiye’de milli sınıfların varlığı söz konusu olduğu gibi gayri milli sınıfların varlığı da söz konusudur. İşte tam bu noktada biz kemalizmi Türkiye’de “milli sınıflara” dayandırma zorunluluğunu kendimizde görmekteyiz. Daha da açmak gerekirse Türkiye’de Kemalizm komprador burjuvazinin değil(başka türlü olması zaten beklenemez) emekçi Türk HALKI’nın ideolojisi haline gelmelidir. Bu geçmişte zaten böyleydi günümüzde bunu derinleştirmek ise bizim görevimiz olmalıdır. Milli mücadelenin sınıfsal mücadele ile olan ilişkisi de tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. Buraya gelmişken milli mücadelenin “vatan savunması” olduğunu da görmezden gelmemek gerekir. Vatan savunması ise vatan topraklarında bağımsızlıkçı ve eşitlikçi bir düzen kurmaktan geçmektedir. Tüm üçüncü dünya ülkelerinde var olan gerçek budur. 1 Mayıs’ın bizdeki anlamı da işte tam olarak burada şekillenir. 1 Mayıs vatan savunmasıdır dolayısıyla mazlum Türk Halkı’nın Türk emekçisinin haklarının savunmasıdır. Mustafa Kemal İstiklal Harbi’mizde ve daha sonraki dönemde bu yolda ilerlemişti bu yüzden bu gün biz Kemalistlere düşen görev de bu yolu sınıfsal bakış açımızla derinleştirmektir. 1 Mayıs bu yüzden biz Kemalistler için önemlidir. Ve yine bu yüzden 1 Mayıs mağdur ve mazlum olan Türkiye Halkı’nın bayramıdır ve bu bayrama Kemalistler sonuna kadar sahip çıkacaktır. Hem Türkiye Halkı’nı sömüren ve köleliğe mahkum eden sermayeyi kıracağız hem de bu sebeple bağımsızlığımızı elde etmek için doğal olarak HALKÇI olacağız emekten yana olacağız. Bu yüzden haykırıyoruz: Yaşasın 1 Mayıs… Yaşasın Bağımsız ve Eşitlikçi Türkiye..! Yaşasın Kemalizm...! (alıntıdır) |
|
|
|

|
|
#2 (permalink) |
|
Teğmen
![]() ![]() |
Yaşasın 1 Mayıs… Yaşasın Bağımsız ve Eşitlikçi Türkiye..! Yaşasın Kemalizm...!
1 mayıs'ta polislerin halka müdalesi şaşırtıcıydı...Gözlerimle tanık oldum çünkü...Bu kadar sert çıkışa ne lüzumu vardı ! Bu halk ne yaptıki bu tepki niye ! Bu arad söylemeden edemiyeceğim ölüm_meleği açtığın konuların hepsi birbirinden anlamlı teşekkürler |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
DenemeModerator
![]() |
öncelikle teşekkürederim......
ama yorumunuzda söylemiş olduğunuz polisin tepkisini siyasi düşüncemizden arınıp düşünmeliyiz sanıyorum ki yani biraz daha yansız bakmalıyız....... çünkü bir çok şehirde 1 mayıs amacından çok saptırılmış ve provekötörlerin meydanı haline gelmiştir ve bunun sonucunda 1 mayısın çok çok dışında bulunan insanlarda zarar görmüştür buyüzden polisi de biraz da anlamak gerekir...... teşekkrüler....... ![]() |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) | |
|
Banned
![]() |
Alıntı:
![]() |
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|