Alfabemde öylece kalmıştı siması. Yazdıkça, ifadeleri sözcüklere çeviriliyordu. Çevirdikçe, kelimeler ile şiircilik oynuyordu. Her zaman o imge olurdu bense herhangi bir sözcük. Kendi sözlüğümde anlamını bilmediğim sözcüklerin hepsiydi. Türlü hislerimle tercüme etmeye çabalardım onu. Suskunluk olurdu. Sessizliklere çevirince terk ederdi beni. Yalnızlık olurdu. Kaçışlarıma çevirince anlaşılmayışlarım olurdu. Ben onu tercüme ettikçe kendime, o kendini bensizliğe tercüme ederdi. Ben onu aşka tercüme etmiştim. O ise beni sevgisizliklerde anlamlardırmıştı. Bakışlarını umutlara tercüme edeyim desem, gözlerini gözlerimden alıp bir öykünün herhangi bir satır arasına gizlerdi. İnadına okurdum. İnadına arardım onu. Ama o her seferinde saklanırdı benden. Gözlerim şimdi müebbet bir karanlığın "Belki" diyen ifadelerine mahkum oldu...
Saklanırdık dizeler arasına. Bağıra bağıra susardım çocukluğuma kadar. Yazılmamış şiirlerin dağarcığına saklanırdı.
Bense onu hep yaşanmamış hislerin pişmanlıklarında arardım. Bulamazdım... Her seferinde bulmadan yitirirdim onu. Her seferinde sevgili olmadan ayrılırdık. Her seferinde sobelenirdim yalnızlığıma...
Uzaktan sevişirdim onunla. Dizelerle dokunurdum. Satır aralarında koklardım arsızca gülüşlerini.Tenine sinmiş titremeleri şiirlerimi yakarak dindirmeye çabalardım. Her defasında külleşen anlamlardı üşürdü...Üşürdü gözleri gözlerime değince. Gözlerinin hercai ifadesiydi şiirlerimin doğuşlarına sebep olan. Noktalama işaretleriyle soluklanırdım. O'ysa her seferinde büyük harf kokan başlangıçlarla devam ettirirdi yalnızlık ısrarlarını.
Beni sevmeyişiydi onu sevgili kılan. Sevgiler günden güne tükenirken, sevgisizlik tükenmiyordu. Her defasında yenileniyordu başka biçimlerde.
Yıkımında bir sabahın toz bulut içinde kaybolmuş geceleridir harabe şiirlerinde can verdiğim.
Yalancısın! ! ! söylendiğin dillerde ki dudak ısırtan tonunla değil, bilindiğin lisanlarda ki yüzünle; yalnızlığı içime saplayan kırılganlığınla; kağıtlara kanayan hicrinle; aynalarda susuz kalmış anlamlarınla ve koca bir kentin sokak arasında kalmış karanlığınla yalansın! Sevişmelerin uzak bir tendeki ihanetiyle; gözgöze gelmelerin yolculukları anımsatan heyecanıyla; ilk askın ortalarında yitirilen sonrasızlığı ile yalansın! ! !
Ben böyle aşık, böyle sevdalı olmasaydım hangi telafisiz hatamla öldürebilirdin ki beni? Kabul et sen beni kendi işlediğim bir suç ya da günahımla değil, senin özündeki tarih ile cezalandırıyorsun