![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Ukala Adam Bütün Ukalalaar Buraya Toplandık. Ukalalık Etmenin Tam Zamanı. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Moderator
![]() |
Kısık sesli sözlerdi
çöp varilleri üzerinde yansıyan sokak lambaları. Kitap okumak için öksüzlerin merhamet dilendiği duvar diplerinde şimdi yeni yetme sübyanlar amansız öpüşüyorlar çoğunun ağzı esrar kokuyordu. İçsel duyguların ipe astığı çamaşırlar gibi en küçük esintide daha çok birbirlerini örtüyorlardı. Dalgalar kıyıda soyunup yeniden deniz ananın koynuna giriyordu. Birbirlerine öğrettikleri şeylerden ne çok hoşlanıyorlardı. Ben orada esrar satıcısını bekleyen bir müptelaydım. Kafamda bir gemi rüzgar bekliyordu.. Şüphe bulutlarının kustuğu lavabo olmak istemedim. Döşümden bir kıl çekip lamba direğine yasladım çok zamandır ağrılar içinde kıvranan sırtımı böyle ödüllendirmiştim hiç. İşler berbattı. Gelir üç rekattı gider kırk. Bazen insan hem kendine hem de çevrede olup bitenlere göz atar. Küçük tansiyonla büyük tansiyon boy ölçüşür. Seyrederiz.. Kendimi bir kere seyretmiştim ben. öteki zamanlarda seyretmek için aldığım biletleri hep yaktım. Onların tütsüsü mutlu kılardı göz bebeğimden ince bir kelebek havalanır kanatlarının üzerinde bir mavi göğe eriştirirlerdi. Polis arabası babasının yolu gibi abanmıştı sokağın ucundan. Kızlar daha cesurdu oğlanlar kaçmak istedikçe eteklerini alabildiğince yukarı çekip ha bire cesur öpücüklerle cephaneyi tümletiyorlardı .Benim gidecek hiçbir yerim yoktu. Nereye derlerse oraya gidecektim ama ıskaladılar beni.. Çocuklarla hırpaladılar can sıkıntılarını. Ay yummaya başladı gözlerini. Hava serinledi döşümden çektiğim tüy düştü Suçlandım.. Karanlıkla yalnızlıkla başa başa kaldığında vesvese kuşları emanete bıraktığımız çeyizleri taşırlar. Senelerce acısını çekip özgürlüğü yeniden boyamışken yüzünüze tam cezaevinin karşısında karşılaşırsınız onunla. Hiçbir şey olmamış gibi gülümsediğinde anlarsınız yıllarca yaşadığınız rezilliğin boşa gittiğini. Aşıklar sevişirken ben anladım seninle yaşadıklarımızın döşümden kopardığım tüy kadar olduğunu ve ayrılırken düşürdüğüm o tüy kadar hafiftin. Bir şey daha var söylemeden duramayacağım o tüy benim döşümde tek acıyan tüydü. Razıydım acıyla akran olmaya..Yine acıdı döşüm. Kalbimden cımbızla çekildi canım.. Arada bir genzimdeki hırıltı atlarının ipini çözer öksürürüm. Şimdi olduğu gibi bazen de onlar iplerinden kurtulurlar. Esrar beyin sinirlerimi azar azar imha ederken ciğerim iflasın eşiğinde debelenmekte. Bu öksürüğüm ciğerden gelmedi çok eski bir arkadaş biliyorum ergenliğin ilk senelerinde bugün ki gibi cep telefonlarının mektubun olmadığı zamanlardı dağda bir yerlerde çırayla ışıldayan küçük bir köyde yaşardık hoşumuza giden kızlar olursa öksürürdük onların duyacağı kadar. Çoğu bu öksürüğü büyüterek babalarının yada ağabeyleri duyacağı kadar yükseltirdi. Bu onun üstüme gelme lan babama söylersem seni gebertir anlamını taşırdı. Hangi çiçek temsil eder bana bakma istemem demeyi hala öğrenmiş değilim. Çoğu susardı. beklemeye alırdı onlar kararsızlardı bu yüzden onları her gördüğümüzde öksürürdük Onlar hep susardı.. Birde öksürüğe aynı tonda aynı ağız tadında cevap verenler vardı öhhü..Benim hiç olmadı böyle mektubum. Bu yüzden zamansız öksürürüm mektup yazar gibi arada bir. Taşların altına saklarım yazdıklarımı. Meçhule kanat çırpar kırlangıçlar bu yüzden hep. Alınganlığım üstümde bu gece. Başımı belaya sokmadan kaçmalıyım sokaklardan.. Aklıma birden Ahmet Kaya’nın seslendirdiği BİR acayip adam şarkısı geldi. Gizli bir sigara sarardı diyerek başlayan. Şimdi anladım o gizli cıgaranın ne olduğunu. Şarkının devamını unuturum Aklıma bir çelme takar acılarım devrilirim bildiklerimin üzerine. Yaşamak aaaifli olmaktan çok evvel çıkmıştı insan kendini kendine nasıl anlatır hem bunun ne faydası olur ki? Yitiktir ay suyumu ılıştırmaya yetmez göğün mavisi ayrılıklardan büyüttüğüm çocuklarla avuturum gönlümü. Her sevgili ayrılırken kucağımıza bir hırçın bebek verir.. Zamanla öyle çok çocuklarımın olduğunu keşfettim ki utandım sevdalarımdan. Her sevdamda yanılmışım doğrusu. Bütün ayrıntılarıyla yüzlerini anımsıyorum hepsinden bir parça almışım yamadığımda ortaya çıkan görüntü korkunç. Senelerce ezber bir sevdayı hatmetmişim kulağım uğulduyor. Derin bir iç çekişle yüreğimi dinliyorum çarpmadı kalbim hiçbir özneye.. Hiçbir şeye anlam veremedim hala. Kötümserlik deyip yüzüme kapatırsın sözü. Ne çok söz bırakmış atalar ne çok acının sorusunu devretmişler bize. Tuz yalar gibi yaladığımız umutlara bakın. Kim kendi evinden acının evine taşınmak ister ki. Babam annemi çalar gece. Annem kısık sesle radyo dinler: Kim bilir yüreğinde hangi sancı fol aramaktadır mutluluğa. Ben gördüm geçenlerde tiner yalamış bir çocuğun hz. Hüseyin gibi kufenin yolunu tuttuğunu ben gördüm bazı mektupları yazmak için kağıt ve kalemin gerektiği gibi ruhun ve canın gerekliliğini. Bu yüzden bazen mektupları anlamak için ruhu ve canı öne sürmeyi bilmeliyiz. Savaştan sonra iki görüş vardır hep şimdi dünyanın bir yarısı Hüseyin gibi yürümekte çölün ortasında ve Hüseyin gibi bilmemekte neler uğruna ölüneceğini. Kötümserim işte. Can çıkmadan huy çıkmaz. Esrar satıcısı kız gelmedi hala belli ki O bu gece başka bir keşin koynunda yatıya kaldı. Bir nefes duman için yapamayacağı yoktur. Bu onun tek zevki. Derin ırmaklara şato inşa etmektir ya Gidecek hiçbir yer kalmadığında hayale yatıya kalırsınız. Güç bela tasarladığınız bir telaş olur ayaz üşürsünüz bir yaz gecesi. Gece kimin koynunda uyuduğunuzun önemi yok sabah uyandığınızda gövdenizin içine tekrar hapis olduğunuza tanık olacaksınız delirmiş olmalıyım suratıma bakmak ister mi siniz? Benim gövdem delik deşik bir şilep batıyor. Donup kalmışım. Hayal gücünüzü yitirdiğinizde ölürsünüz. Gelmez satıcı kız.. Harmanım iç döngüsünde bağımlılığınHece kız derim ona her gece yarısı dağlardan kayalıkların en çetin kıvrımlarından şiir getirir. Bazen şiir olmaz eli boş gelir. Mahzundur teselliye sevgiye şefkate ihtiyacı vardır ağlayıp durur; sümüğünü boşaltır hiç aralıksız. Onun ilk yaratılan kadın olduğunu ve ilk olan şeylerin nasıl yaban nasıl görgüsüz nasıl hayvan olduğunu his edersiniz sevişirken birbirinizi yeniden yaratır gibi yorgun düşüp adeta en ağır havalelerinden birinden daha sağ çıktığınız için şükür dersiniz. Böylede hoyrat biri işte benim esrar satıcım. Bazen de şiirle gelir suyunuzu ılıştıran gök olur.2 Ona gidiyorum. Açlığımı bastırmalıyım. Körelen duygularımızı ihmallerimiz deyip istifleriz en olmadık yerlere.Gündelik yaşamın büyüsü kalmamıştır ömrümüz inşaata çevrilmiştir önyargılarımızla yükselttiğimiz duvarları pekleştirmek için ihaleler açarız ustalar işçiler mimarlar çalıştırırız.Yargısız infazlarda yitirdiğimiz sevinçlerimizi korumak adına..Gece kızın evindeyim yaşamak için akla gelecek en son yer burası.Bir apartman dairesinin amaçsızca yapılmış bodrum katlarından birinde koridor sonu bir odacık.Kör karanlık torbacılığını yaptığı zevk dünyasının ona bağışladığı görkemli sığınak yüzü koyun yatıyor.Ölümü diri mi?Belli belirsiz alıp verdiği nefeslerle işaretliyor derin uykusunu.Rahatsızlık vermeden çıkmak istiyorum daha çok kusmak hiç alışmadığım bir mahzen burası..Dirilerin gömüldüğü mezarlar olduğunu kendimden biliyorum.Başına yastık yaptığı nesneyi fark ediyorum.Daha çok bir kitap yada resim albümü.Belki de esrar sakladığı zula çekip alıyorum canını acıtacağım yada burada ne aradığımın bir açıklaması olmadığı halde yapıyorum.Evet bu bir albüm.Bir kaç sayfasını açıp öylesine göz gezdirdim olağan üstü bir şey yoktu farklı zamanlarda albüme yerleştirilmiş kimi solgun kimi daha renkli resimlerdi orta sayfalara doğru ilerledim resimlere bakmaktan çok belki bir tekli yada çiftli çarşafa rastlamak için yoktu albümü açıp boğazında ekmek kırıntısı kalmış bir çocuğun sırtına helal helal deyip vurmak gibi vurdum birkaç resimden başka dökülen hiçbir şey yoktu onları yeden almak için eğildiğimde kendi resmime takıldım birden efsunlu bir hal almıştı albüm.Bu kızın albümünde ne işim olabilirdi ki ispiyoncumuydu yoksa? Kurtların saldırısına uğradı zihnim kemiren dişleyen uluyan kurt sürüsü..Kaçmak istedim ayaklarım çakıldı adeta..Baştan aşağıya albümdeki resimleri incelemeye aldım kendimle onlar arasında ki bağı çözmeye çalışıyordum sabıkalılar listesinde suçlara göre dizilir ya liste.Eğer sahiden böyleyse durum çoğunu tanımam gerekirdi.Kız teneşir masasında boylu boyunca uzanmış yatan bir ölüydü ben panik içinde gözü dönmüş bir şüpheli şaşkın ve korkaktım üstelik.ya orda ki resim ne kadar güleç duruyordu öyle..O bendim..Garip tekrar tekrar baktığım o insan yüzleri o gözler o burunlar hepsi yabancıydı bana tanımıyordum hiç birini korkutucu ve itimatsız adamlardı arada bir rastladığım çocuk ve kadın yüzleri de öyleydi hepsi canavar gibi bakıp ölümüne tehditler savuran dudaklara sahipti bir ben gülüyordum onlarca fotoğraf arasında..anladım Benim gece kız dediğim esrar satıcımın albümünde ki tek gülen adamdım.. Kendi albümümü düşündüm var mıydı böyle gülen birisi?3 İki nefes esrar çekmeliyim bulutlardan / tsunami felaketinden önce.Birazdan dev dalgalarla vurulacak kıyılarım gerilere çekilip pusuya yatmış ağrılarımla yüz göz olacağım.Derin çığrışacak döşüne uzandığım kadın.Eflatun koşularında omuz başlarını ısırdığım kır çiçekleri destelenip evlatlık gidecekler Salı pazarlarına..seyrek dişli bir çocuk yan cebine sakladığı bütün servetini aaagaha koyup annem için istiyorum diyecek.mutlanacak öykü. Serçeler yeni baştan onaracak baharı.Kim bilir hangi ölünün yerine atandığı mı?Hem sonra insan usul usul çalar bir başkasının hayatını.Gizemsiz bir hırsızlığı örgütlüyoruz karınca kolonisi gibi.Sevip sevmediklerimizi dahi Başkalarının yargılarıyla mühürlüyoruz. Körü körüne yurtlandığımız yaşam parsellerinde inşa ettiğimiz o kadar çok eğreti yapı var ki ? anlamak için örümcek ağını yırtmak gerekiyor. Ölümlülerin inanç ekseninde döndürdüğü bir daha yaşamaktan başka ne olabilir ki? Zorunluluklarımızı giydirip sokaklara salıyoruz güven duygularını teminatlandırıp öyle avlanıyoruz.Sana gelmem bir zorunluluk..Çarmıhtaki adamın göz yaşı..Dişiliğin mi ? yalanına kapıldığın rüzgar.Ya da susarak örttüğün gönlün. Yüreğim çıplak Yan cebimde kanamalı bir hasta gibi taşıyorum yaşadıklarımdan kazandıklarımı.Yalvarsam üste kır çiçeklerine evlatlık verirler belki beni.Son sözleri duyuruyorum işiteceğin bu başka yok..güle güle çocuk.güle güle aşk..güle güle.. |
|
|
|