USLANMAM  

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
Geri git   USLANMAM > ÜYELER İÇİN > Ukala Adam
Google
 
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Ukala Adam Bütün Ukalalaar Buraya Toplandık. Ukalalık Etmenin Tam Zamanı.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-28-2007, 03:48 PM   #1 (permalink)
Mareşal
 
asiimelek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: ♥~♥ siyahın derinliklerinden ♥~♥
Mesajlar: 5.654
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 10532
Rep Derecesi : asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute
new ağlamak hakkında

AĞLAMAK-duyguların suyu

Bu nasıl bir kaynak böyle? Duyguların inişi ve çıkışıyla besleniyor, gözlerde buğuya, rahatlatıcı bir sele ya da hıçkırıklara dönüşüyor. Bedenimiz ve ruhumuz bu ıslak temizliğe neden ihtiyaç duyuyor? Araştırmacılar, ağlama davranışıyla ilgi sorulara yanıt ararken şaşırtıcı gerçeklere ulaştılar.

İstatistikler, insanın yaşamı boyunca 95 litre, yani yaklaşık 10 kova gözyaşı döktüğünü söylüyor. Bu veriler, kuşkusuz genel bir bilgi sunuyor. Çünkü konuya ilişkin rakamlar insana ve kültürlere göre değişiyor. Yetişkinler, duygu yoğunluklarını gözyaşına aktarmak için genellikle 19-22 saatleri arasını seçiyorlar. Oturup ağlamaya başladıklarında, kadınlar yaklaşık 5 dakika boyunca 50 damla gözyaşı akıtırken, erkekler olayı nemli gözlerle sınırlı tutmayı tercih ediyorlar. Bir damla gözyaşı 15 miligram ağırlığında. Öyle küçük göründüğüne bakmayın, yarattığı etki çok büyük. Özellikle ağlayan bir kadın ya da bir çocuk, herkesin şefkat ve koruma duygularını harekete geçiriyor. Ancak, bazen ters etki de yaratabiliyor. Araştırmacılar 274 tecavüz olayını mercek altına almışlar ve görmüşler ki; kurban ne kadar çok ağlarsa, suçlu da o oranda saldırganlaşıyor.

Ağlama, insanın doğuştan getirdiği bir davranış motifi. Avusturyalı davranış bilimci Irenaeus Eibl-Eibesfeldt, yeni doğan bebeklere bant kayıtlarından sesler dinletmiş. Bazı seslere bütün bebekler ağlayarak tepki vermişler. Yine, kör doğan bebekler de, gören bebekler gibi içgüdüsel olarak gülmüş ve ağlamışlar.Çocuk doktorları, yeni doğan bebeklerin ağlarken, yüzde 12 oranında daha çok enerji kullandıklarını belirtiyorlar. Ağlamak için yetişkin insanlar da dikkate değer bir zaman ve enerji harcıyorlar. Bu zahmete katlanmanın mutlaka bir nedeni olmalı değil mi? Var da. Bebekler, gözün kornea tabakasını nemli tutan ve enfeksiyonlara karşı koruyan gözyaşını doğuştan itibaren üretiyorlar. Ama, gözyaşı bezlerine giden sinirler altı haftalık olduklarında olgunlaşıyor. Gerçek gözyaşı dökmeye o zaman başlıyorlar. Bebekler, engel tanımadan ve toplumsal kuralları gözetmeksizin ağlıyorlar.

İhtiyaç duydukları ilgi kendilerinden uzun süre esirgendiğinde, gülme davranışı giderek kayboluyor, ağlama davranışı kalıyor. Yardıma muhtaç bebek için ağlama, önemli bir iletişim aracı. Anne, bebeğinin ses tonunu tamamen içgüdüsel olarak tanıyor ve süt üretimindeki artışla tepki veriyor. Terk edilmişlik duygusundan kaynaklanan ağlamanın, doğuştan gelen bir hayatta kalma stratejisi olduğu düşünülüyor. Tensel temas yaşayamayan bebek, unutulduğunu ya da terk edildiğini sanıyor. Kulakları tırmalayan bir ağıtla ebeveyninin ya da çevresinin dikkatini çekmeye çalışıyor.

Bir başka varsayıma göre, bebekler hayatta kalabilmek için bu yolla kardeşlerini dışlamaya çalışıyorlar. Yeterli besin maddesinin bulunamadığı dönemlerde kardeşler önemli bir rakipti: Anne, bebeğe her ağladığında meme verdiği için, buna bağlı gerçekleşen hormon üretimi, yeni bir kardeşe dönüşecek yumurtanın olgunlaşmasını engelliyordu. Ayrıca, eski çağlarda ağlayan bebek çevrede bulunan vahşi hayvanların dikkatini çekeceğinden, susturabilmek için annesi sürekli yiyecek bir şeyler veriyordu.

Peki yetişkin insanları ağlamaya iten şey ne? Akraba ya da arkadaşların ölümü, aşk acısı, ayrılık, kavga, dışlanmışlık gibi acı deneyimler; evlenme, terfi, ödül gibi mutluluklar; müzik, duygusal filmler...

Hayvanlara bakıldığında, onlar bu nedenlerle gözyaşı dökmüyorlar, ama her geçen gün daha çok insan, fillerin ağladığına tanık olduğunu iddia ediyor. Hayvan terbiyecisi George Lewis, kızdığı için Sadie adlı genç filin gözyaşına boğulduğunu söylüyor. Serengeti Ulusal Parkı'nın yöneticisi Dr. Michael Boer, acı çektiklerinde ya da sevindiklerinde fillerin ağladığından emin. "Timsah gözyaşları" deyimi aslında gerçeklere dayanıyor. Yalnız, gözyaşları çeşitli duygusal heyecanlar nedeniyle değil, avını yemek için gösterişli ağzını açtığında ortaya çıkıyor. Bu hareket, gözlerine o kadar büyük baskı yapıyor ki, hayvanın gözyaşı dışarı akmak zorunda kalıyor.

Ağlamak evrensel bir olgu. Her kültür, duygusal gözyaşını tanıyor. Bu konudaki en eski edebi bulguya, Sümerlerin yaklaşık 4000 yıl önce yazdığı Gılgamış Destanı'nda rastlanıyor: Karamsarlığa kapılan Gılgamış'ın nasıl gözyaşı döktüğü ayrıntılı tasvir ediliyor.Ağlama konusuna Eskiçağ'da yaşayan bilgeler de açıklık getirmeye çalışmışlardı. Sokrates ile aynı dönemde yaşayan Yunanlı hekim Hippokrates, M.Ö. 5. yüzyılda ağlamanın nedeniyle ilgili şöyle bir tahmin yürütmüştü: "Ağlamanın merkezi beyinde gizli. Gözyaşı dışarı akarken beyindeki fazla sümüksü sıvıyı da birlikte atıyor ve beyni hasta olmaktan koruyor." Dönemin bilimsel bilgilerine göre, insanın karakterini belirlediği düşünülen dört vücut sıvısı (kan, sümüksü sıvı, siyah ve sarı atık) vardı. Bu sıvıların dengesi bozulduğunda insan hastalanıyordu.

İyileşebilmesi için fazlalığın dışarı atılması gerekiyordu. Hippokrates, bu olayı tanımlamak için, "temizlenmek" anlamına gelen "katarsis" kelimesini kullanmıştı. Sümük birikimi olmasa bile, ağlamak yararlıydı. Ne de olsa sürekli gözyaşı üretiliyor ve bunların dar kafatasından dışarı atılması gerekiyordu. Bu düşünce, Avrupa'da geçerliliğini Rönesans dönemine kadar korudu. Bu başarının nedeni, aaain insan fizyolojisiyle uyumlu olmasıydı: Ağlamak da kusmak, dışkı ve idrar atımı gibi işliyordu. Dolayısıyla, neden o da istenmeyen atıkları vücuttan uzaklaştırıyor olmasın? Gerçi gözyaşı diğerleri gibi kötü kokmuyordu, hem zaten duygular kötü kokamazdı ki...

Vücut sıvılarıyla ilgili bu aaa, bilimsel çalışmalara 17. yüzyıla kadar temel oluşturdu.1662 yılında Danimarkalı anatomi uzmanı Niels Stensen, kadavra üzerinde çalışırken gözyaşı bezlerini keşfetti. Nihayet, gözyaşının nereden geldiği ortaya çıkmıştı. Ancak ağlama eyleminin nedeni aydınlatılamadı.

Birçok filozof, bilim insanı ve şair, gözyaşının bir "katarsis", yani temizlik etkisi olduğu fikrinde birleşiyorlardı. Fransız filozof René Descartes, ağlayabilen insanın sevme ve merhamet etme becerisine sahip olduğunu düşünüyordu. Ağlayamayan insanın içi sürekli artan bir nefret ve korkuyla doluyordu. Romalı şair Ovidius, 2000 yıl önce: "Ağlamak, öfaaai siler", demişti.

Erkekler ağlamaz, değil mi?
Ünlü filozof Aristoteles'e göre, kadınlar erkeklerden daha heyecanlı yapıya sahip; yıkılmaya ve ümitsizliğe daha yatkın ve "utanma, özsaygı" gibi duygulara sahip olmayan canlılardı. Daha çok ağlamalarının nedeni de buydu. Bugün araştırmalar, ağlayan kadınların hayata, erkeklerden daha olumlu baktıklarını gösterdi.
Öyleyse farklılık biyolojik yapı farklılığından mı kaynaklanıyordu? Uzmanlar, kısa süre önce gözyaşı bezlerinin cinsiyete göre değişiklik gösterdiğini ortaya çıkardılar. Ama bu bulgu, bazı şeyleri aydınlatmak yerine daha da karmaşık hale getirdi, çünkü erkeklerin gözyaşı üretim sistemi kadınlara göre çok daha belirgin bir yapıya sahipti.
Ağlamak konusundaki davranış farklılığı, belki de hormonlara, örneğin prolaktine bağlıydı. Çocuklar ve gençlerde prolaktin düzeyi cinsiyetlere göre farklılık göstermiyor, ağlama davranışlarında da bir farklılık yok. Kadınlar ancak 13 yaşından sonra erkeklerden daha fazla prolaktin üretmeye başlıyorlar. Gözyaşındaki değişiklikler de bu yaştan itibaren başlıyor. Bu aaae hamile kadınlar da uyuyor: Çok fazla prolaktin hormonu üretiyor ve daha sık ağlıyorlar. Ancak, bu aaa henüz somut kanıtlarla desteklenemedi. Hollanda'da yapılan bir araştırmada, bir hastalık nedeniyle normalden çok daha fazla prolaktin üreten kadınlar, sağlıklı kadınlara oranla daha fazla ağlamıyorlardı.
Geleneklerin etkisini de unutmamak gerek. Birçok kültürde aileler erkekleri sert, kadınları zayıf ve narin yetiştiriyor. Yine istatistiklere göre, Çinli erkekler ancak üç ayda bir kez, Amerikalı erkekler aynı dönemde 5-6 kez, Alman erkekler 4-5 kez, İspanyol erkekler 1-2 kez ağlayabiliyorlar.
Yaşanan zamanın koşulları ve din kültürü de dikkate alınmalı. 16. yüzyılda hem kadınlar hem erkekler çekinmeden ağlıyorlardı. Bu, güçlü dini duyguları ve güçlü bir kişiliği simgeliyordu. Müslümanlarda da, söylenen ilahiler, vurgulu okunan Kur'an ve dini öyküler cinsiyet farkını hemen ortadan kaldırıyor. Dini inancı güçlü kişiler ibadetlerini gözyaşıyla daha da pekiştiriyorlar.
Yaşamımıza makinelerin girmesiyle birilikte, ortaya çıkan rekabetçi ve acımasız koşullara kariyer basamaklarını hızla tırmanmaya çalışan kadınlar da uyum sağladılar...



__________________







OoOoOo Tedavisi mümkün görülmeyen
Şizofren bir aşktı bizimkisi
Hangi doktora gittiysek
Ayrılık yazdı reçetemize
Ve ekledi
Hergün düzenli olarak
Ölünecek oOoOoO














asiimelek isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Alt 11-28-2007, 04:18 PM   #2 (permalink)
Moderator
 
_gamzeli_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Mersiiiiiiiiinnn
Mesajlar: 4.816
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 12294
Rep Derecesi : _gamzeli_ has a reputation beyond repute _gamzeli_ has a reputation beyond repute _gamzeli_ has a reputation beyond repute _gamzeli_ has a reputation beyond repute _gamzeli_ has a reputation beyond repute _gamzeli_ has a reputation beyond repute _gamzeli_ has a reputation beyond repute _gamzeli_ has a reputation beyond repute _gamzeli_ has a reputation beyond repute _gamzeli_ has a reputation beyond repute _gamzeli_ has a reputation beyond repute
Standart

Vaaaavvvvvvv ilginçmiş gerçekten....Eline sağlık.............
__________________

Tut Elimi Sımsıkı
Titreme Kıyamam Sana
Gözyaşın Gözyaşım Olur
Karışır Isyana
Sakın Bükme Boynunu
Küsme Hayata
Ben Varım Bundan Sonra
Yeminliyim Sana.
_gamzeli_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-28-2007, 04:38 PM   #3 (permalink)
Mareşal
 
asiimelek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: ♥~♥ siyahın derinliklerinden ♥~♥
Mesajlar: 5.654
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 10532
Rep Derecesi : asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute
Standart

Teşekkürler canıııım.............
__________________







OoOoOo Tedavisi mümkün görülmeyen
Şizofren bir aşktı bizimkisi
Hangi doktora gittiysek
Ayrılık yazdı reçetemize
Ve ekledi
Hergün düzenli olarak
Ölünecek oOoOoO














asiimelek isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-28-2007, 10:53 PM   #4 (permalink)
Kurmay Yarbay
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 402
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 106
Rep Derecesi : kayahano will become famous soon enough kayahano will become famous soon enough
Standart

tesekkurler
kayahano isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-28-2007, 10:53 PM   #5 (permalink)
Kurmay Yarbay
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 402
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 106
Rep Derecesi : kayahano will become famous soon enough kayahano will become famous soon enough
Standart

guzeldi nerdeyse
kayahano isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-28-2007, 10:53 PM   #6 (permalink)
Kurmay Yarbay
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 402
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 106
Rep Derecesi : kayahano will become famous soon enough kayahano will become famous soon enough
Standart

yani fena deil
kayahano isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-29-2007, 08:14 AM   #7 (permalink)
Mareşal
 
asiimelek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: ♥~♥ siyahın derinliklerinden ♥~♥
Mesajlar: 5.654
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 10532
Rep Derecesi : asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute asiimelek has a reputation beyond repute
Standart

teşekkürleer.............
__________________







OoOoOo Tedavisi mümkün görülmeyen
Şizofren bir aşktı bizimkisi
Hangi doktora gittiysek
Ayrılık yazdı reçetemize
Ve ekledi
Hergün düzenli olarak
Ölünecek oOoOoO














asiimelek isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan UslanmaM Cevaplar Son Mesaj
AĞlamak ABYSS A Harfli Rüya 6 04-07-2008 12:37 AM
AĞlamak SonDamla Amatör Aşk Şiirleri 0 08-31-2007 09:58 PM
AĞlamak Zor... SonDamla Amatör Aşk Şiirleri 0 06-12-2007 02:23 PM
Gerçekten ağlamak... Yalancıktan ağlamak ABYSS Dini Bilgiler 0 05-07-2007 10:06 PM
Ağlamak mı Gülmekl mi? HeLiN Deneme, Hikaye 0 04-20-2007 10:42 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:39 AM .
Üyelerimiz görüşlerini önceden onay olmadan anında yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, UslanmaM yoneticileri itina ile icerik kontrolleri yapmaktadir, yine de UslanmaM' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız İLETİŞİME veya 0555 582 46 56 numaralı telefona bildirebilirsiniz, gereği yapılacaktır.
English Explanation: Our users can give their opinions without getting any approval in our site, all the responsibilities which can rise from these articles belong to these users, the managers of UslanmaM control the contents very carrefully, but if you find any item opposite to the rules CONTACT or dial +90555 582 46 56


Powered by vBulletin Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Doktor
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0 RC5
[Gizlilik Bildirimi]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]
UslanmaM Rss Alexa
Sagopa Kajmer*Komik Resimler*ForumeX*TEKplatform*kadınlar*MaxiCep