AB

1 Ocak itibarıyla

Romanya ve Bulgaristan’ın katılımıyla biraz daha büyüdü. Üye sayısı 27’ye çıktı. Ancak bu genişleme AB içerisinde sevinçten çok kaygı yarattı. DW editörlerinden Klaus Dahmann’ın yorumu...
“Karşılama biraz daha sıcak olabilirdi. AB üyeliği sadece Romanya ve Bulgaristan’da kutlandı. Oysa iki buçuk yıl önce

10 yeni üye katıldığında tüm AB başkentlerinde ne şaşaalı etkinlikler düzenlenmişti. Ve bu soğuk karşılamanın

bu sefer sadece iki ülkenin AB’ye girmiş olmasıyla alakası yok. Ayrıca iki yeni üye Romanya ve Bulgaristan’ın yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadelede henüz istenilen düzeye ulaşamamış olmalarıyla da ilgili değil aslında. AB’deki moral bozukluğunun sebebi çok daha derinlerde yatıyor...
Birçok AB vatandaşı

genişlemenin faturasının kendilerine kesileceğini düşünüyor: Yeni üyelerden Batı’ya ucuz işgücü akını başlayacak. Bununla birlikte girişimciler

üretimin daha ucuz olduğu Doğu’ya kayacak. Sonuçta da eski ve daha zengin olan AB üyesi ülkelerdeki işsizlik oranı artacak.
Vatandaşların korkuyor olması normal. Ne de olsa ‘AB’yi dünyanın en dinamik ekonomisi haline getirme’ planından henüz ortada eser yok. Örneğin Almanya: İstatiksel verilere göre

Alman ekonomisi son dönemde yeniden ivme kazandı. Fakat bu ivme Almanların cüzdanlarına hiçbir şekilde yansımadı.
Tabii artan üye sayısıyla birlikte AB’deki sistem de giderek hantallaşıyor. Karar çıkartmak

ileriye doğru adım atmak zorlaşıyor. Buna en güzel örnek Avrupa Anayasası projesi. Fransa ve Hollanda’da yapılan Avrupa Anayasası referandumlarından ‘hayır’ oyu çıkanca

proje de çıkmaza girdi. Kimse de bu projeyi nasıl kurtarcaklarını bilmiyor. Oysa AB’de acilen yeni bir temel belgeye ihtiyaç var. Zira Nice Anlaşması

Romanya ve Bulgaristan’ın katılımından sonra yetersiz kaldı.
AB’de işler el yordamıyla hallediliyor. Bükreş ve Sofya’nın birliğe katılım tarihleri çok önceden belirlendi

fakat iki ülke de katılım tarihine kadar maalesef aaaalerini tamamlamadı. Bu nedenle de AB iki yeni üyeyi izlemeye aldı; ki Romanya ve Bulgaristan henüz üye adayıyken de yapılan farklı değildi. Dolayısıyla bu izleme

Romanya ve Bulgaristan’da suç oranlarının azalacağını garanti etmiyor.
Siyasetçilerin iğreti çözümlerle Avrupalıların güvenini yeniden kazanmaları mümkün değil. Ve halkın güveni olmadan da siyasetçiler artık “genişleme” sözcügünü telaffuz bile etmeye cesaret edemez...“