Yuşa Türbesi (Beykoz)
İstanbul ili Beykoz ilçesi, Yuşa Tepesi’nde bulunan bu türbenin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Ancak, burada 28 Çelebizade Mehmet Said Paşa 1755 yılında bir mescit yaptırmış ve Yuşa Nebi Hazretleri’nin mezarı etrafını da bir duvarla çevirmiştir. Mescit yangın sonucunda zarar görmüş 1863–1864 yılında, Sultan Abdülaziz döneminde (1861–1876) aslına uygun olarak yenilenmiştir. Bu arada Yuşa Nebi Hazretlerinin mezarı da onarılmıştır. Sonaraki dönemlerde buraya bir de Yuşa Tekkesi olarak ismi geçen bir Nakşibendî dergâhı yapılmıştır.

Yuşa Nebi Hazretleri MÖ.1605 yılında, ölmeden önce İsrailoğulları’nın başına geçen bir peygamberdir. İsrailoğulları’nı Tih Çölünden çıkararak Arz-ı Mev’ut (Filistin), Şam bölgesine sonra da Kudüs’e yerleştirmiş ve ülkesini on iki kabile arasında bölmüştür. Yuşa Hazretleri kendisine karşı olanları mucizeleri ile susturmuştur. İsrailoğulları’nı Tevrat hükümlerine göre 27–29 yıl yönetmiş, 1580 yılında bir söylentiye göre, 110, bir başka söylentiye göre de 127 yaşında ölmüştür.

Yuşa’nın mezarı konusunda iki ayrı görüş bulunmaktadır. Bunlardan birisine göre Nablus ve Halep yakınındaki Maarra şehrinde, diğerine göre de Beykoz’da Yuşa Tepesi’nde gömülüdür. Büyük olasılıkla Beykoz’daki mezar bir makamdır. Buradaki mezarın Tevrat’ta ismi geçen Yuşa Peygamber ile bir bağlantısı bulunmamaktadır. Hüseyin Ayvansarayi’nin Hadikat’ül Cevâmisi’ne göre, burada gömülü olan kişinin bir Bizans havarisi veya Osmanlı dönemindeki bir şeyhe ait olduğu sanılmaktadır.

Buradaki mezarın böylesine büyük olması eski inançlardan kaynaklanmaktadır. Mitoloji’ye göre dağların zirvelerinde yaşamış devlerin sonraki dönemlere yansımasından başka bir şey değildir.

Beykoz Yuşa Tepesi’ndeki mezar 17.00x4.00 m. ölçüsünde olup, üzeri açıktır. Yuşa Tepesi kutsal bir yer olarak kabul edilmiştir. İlk Çağlarda burada bir Zeus sunağı bulunduğu, Bizans döneminde VI. yüzyılda İmparator I. Iustinianus zamanında Hagios Mikhael adında bir kilise yapılmıştır. Osmanlı döneminde ise buraya bir mescit ve tekke yapılmış ve yanına da Yuşa Nebi’nin mezarı eklenmiştir. Böylece bu tepenin kutsallığı Osmanlı döneminden itibaren de sürmüştür.