ŞANLIURFA HALK OYUNLARI HAKKINDA GENEL BİLGİ
Yaşantısının her kesitinde geleneksel bir yapıya sahip olan Şanlıurfa, folklorik özellikleri yönüyle de ince ve zevkli bir dokuya hakimdir. İnsan Şanlıurfa folklorunun hangi konusuna el atarsa atsın, kendisini bin bir çeşit çiçeklerin ve kokuların hakim olduğu eşsiz bir bahçede bulur ve bu bahçede inanın ki çoğu zaman kaybolur.

Şanlıurfa folklorunun en karakteristik özelliklerini taşıyan ve en önemli kollarından biri halk oyunlarıdır. Her yörede olduğu gibi Şanlıurfa’da da Halk oyunları düğün, nişan, kına gecesi, asbap gecesi[1], asker uğurlama, karşılama ve çeşitli kutlama, şenlik gibi törenlerde oynanır.

Şanlıurfa’nın musiki ile olan yakın ilgisi, halk oyunlarını da çok etkilemiştir. Bu nedenle halk oyunlarımızda çalınan müziklerde ezgi zenginliği hakimdir. Hele dörtlü değnek oyunundaki müzik zenginliği ve seyri ritimlerin çeşitliliği adeta bir müzik ziyafeti gibidir.





1946 yılında İstanbul'da konser veren Bandocu Osman Özsoy yönetimindeki Urfa Halk müziği ve Halk oyunları heyeti


Şanlıurfa da oynanan halk oyunları dizi halinde oynan oyunlar, tek kişi ile oynan oyunlar, karşılıklı oynan oyunlar gibi ayrıma tabi tutmak mümkünse de esas olarak halay türündeki oyunlar hakimdir. Hatta Şanlıurfa oyunlarına halayın harmanı da diyebiliriz. Halaylar; çok ağır figürlü olanlar; Girani, Hasan Dağı, hareketli olanlar; İki ayak, Abravi, Soseh gibi, bir olayı bir üzüntüyü anlatan; Kımıl, teşi, Derik, Terge sayılabilir. Bazı oyunlarda ise üzüntü ile sevinç birlikte yaşanır.

Halk oyunları hemen her zaman müzik eşliğinde oynanır, bu husus Urfa’nın müzikle yakın ilişkisine bağlanabilir. Hatta bir çok oyun türkülüdür ve türkü ile söylenir. Urfalıyam ezelden, Derik, Kımıl türkülü oyunlara örnek olarak gösterilebilir.

Şanlıurfalı olaylar karşısında çok duyarlıdır, sözlerle ifade edemediğini türkülere hoyratlara manilere döker. Bazen de bir sevgisini ayrılığını, yasını, sevincini, coşkusunu oyunlara dökmüştür. Böylece kelimelerle ifade edemediğini duygularını el ayak ve yüz ifadeleriyle yaptığı çeşitli figürlerle anlatmaya çalışmıştır. Bir “kımıl” oyununda oynayan ve seyreden gerçekten duygulanır ve çoğu zaman seyredenler oyuncularla birlikte ağlar. Kadınlar “zılgıt” [2], erkekler “hala he” sesiyle duyguları daha da coştururlar. Oyun her şeyden önce isteğe bağlı ve özgürce yapılan bir hareket olduğu için oyuncu duygularını en ince noktasına kadar ifade etme imkanı bulur. Oyuncu oyun oynarken, günlük yaşantının verdiği ağır stresten kurtulup adeta kendini bir kuş gibi hafif ve özgür hisseder.

Şanlıurfa’daki toylar, düğünler Şanlıurfalının bir parçası olmuştur. İnsanları birbirine bağlayan, kenetleyen, yaklaştıran ve kaynaştıran bir özelliğe sahiptir.

Oyunlar kadar kıyafetler de çok çeşitlilik arz eder. Kıyafet ve takılar bir renk armonisi içerisindedir. Kıyafetler ve takılar oyunların çarpıcı etkileyici coşkulu figürleri ve eşsiz müzikleriyle birleşince seyredilmesine oynanmasına doyum olmayan halk oyunlar ortaya çıkar.



Urfa kılıç kalkan ekibi






[1] Asbap gecesi: Düğünden bir gece önce, damat ve arkadaşlarının eğlendiği gece
[2] Zılgıt: Oyuncuları şenlendirmek için kadınların dil hareketiyle çıkardıkları sesler


kaynak: www.abuzerakbiyik.com