![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Türk Kültürü Kültür zenginliklerimizi burada paylaşalım |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
Ritmik-melodik yapı ve tavır bakımından son derece zenginlik arzeden Anadolu halk müziği hakkında, bugüne kadar birçok araştırma yapılmış ancak bu araştırmaların çoğu Anadolu dışındaki Türklerin müzikleriyle bir bütün olarak değerlendirilmemiştir. Bölgeler, hatta birbirine komşu iller arasında görülen bu müzik farklılıklarına sebep olarak bugüne kadar birçok şey söylendi. Bunların başlıcaları, bölgede yaşayan başka halkların müzikleri, bölgenin sosyal yapısı, hatta iklimin tesirleri idi. Çevre kültürlerin müzik üzerindeki etkilerini küçümseyemeyiz. Ancak Anadolu'daki halk müziği zenginliğinin en önemli sebebi, farklı yollardan ve farklı zamanlarda Anadolu'ya gelen birçok Türk boyunun bir arada oluşudur.
Anadolu'daki Türk Halk müziği tarzlarının hemen hepsinin, Anadolu dışında yaşayan Türk boylarından en az birinin müziğine dayandığı görülmektedir. Her ne kadar Anadolu halk müziği büyük ölçüde Orta Asya'daki Oğuz-Türkmen müziği ile yakın akraba ise de, Kıpçak Türklerinin çoğunlukla pentatonik karakterdeki müziklerinin Anadolu'daki yaygınlığı küçümsenemez. Gerek Anadolu halk müziğinde Türk olmayan unsurları tesbit etmek, gerekse Türk müziğinin genel yapısını ortaya koymak için yapılacak ilk çalışma dünyadaki bütün Türklerin müziklerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmek olmalıdır. Çoğunlukla Oğuz-Türkmen kültürünün hakim olduğu yurdumuzun halk müziğinde yer yer Türkmen müziğinin genel yapısından farklı formlar gözlenmektedir. Özellikle Tokat'tan Bartın'a kadar olan şerit üzerindeki halk müziği incelendiğinde, melodik, makamsal ve ritmik yapının Tatar, Başkırt ve Orta Asya'daki birçok Türk boyunun müzikleriyle büyük benzerlikler gösterdiği görülmektedir. Yine Orta ve Batı Karadeniz halk müziğinin birçok örneği Gagauz, Kuman, Romanya, Batı Trakya ve Bulgar halk müzikleriyle önemli benzerlikler arzetmektedir. Orta Asya'daki halk müziğinin, Anadolu halk müziğinin temellerini oluşturması incelenirken Oğuz ve Kıpçak müziklerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Çünkü bu boylara ait ses sistemleri yalnızca Anadolu'da büyük ölçüde birleşmiştir. Kıpçak müzikleri konusuna girmeden önce Kıpçaklar ve Anadolu'daki varlıkları hakkında kısaca bilgi vermeyi uygun buluyorum. Bazı kaynaklar, Kıpçakları tarihdeki Kimek Türkleri'nin bir kolu olarak gösterirler.1 Uygur, Karluk ve Kıpçak kavimleri Moğol istilasından sonra Moğol boyları ile, karışıp kaynaşarak yeni boylar meydana getirmişlerdir. Bugünkü Doğu Türkistan, Özbekistan, Kazakistan, Kara Kalpak halkları, İdil boyu Türkleri, kısaca Orta Asya'daki Türklerin ezici çoğunluğu bu Türk-Moğol karışmasından meydana gelmiş kavimlerin torunlarıdır.2 Bütün bu Türk boyları bugün Kıpçak adı altında değerlendirilmektedir. Kıpçaklar, dokuzuncu yüzyılda batıya göçerek Tobol kıyıları ve ona yakın yerlerde yurt tutmuşlar ve bunlardan mühim bir kol Anadolu'ya gelmiştir. Halis bir Türk kavmi olan Kumanlara izafeten işgal ettikleri bozkırlar Deşti Kıpçak adıyla anılmıştır. Kıpçak bozkırları onüçüncü yüzyılın ortalarına kadar bu kavmin elinde kalmıştır. Sonraları Mısır Memlûkları adıyla maruf zümrenin büyük kısmını işte bu Kıpçak Türkleri teşkil etmiştir. Kumanlardan birçokları yerli Slav halkıyla karışarak Ukrayna halkının oluşumunda rol almıştır. Kumanların bir kısmı 1240'ta Macaristan'a çekildikleri gibi bir kısmı da Bulgar eline gelmiştir. Kumanlar bugünkü Kazan Türklerinin teşekkülünde önemli rol oynamışlardır.3 Anadolu Selçuklularının kuruluşunda ve Beylikler dönemindeki etnik yapı hakkındaki bilgiler pek azdır. Ancak özellikle orta ve batı Karadeniz bölgesinin Kıpçak unsurları ile olan ilgisini Beylikler döneminden daha öncelere götürmek mümkündür. 13. yüzyıl ortalarına kadar Anadolu içinde kendini gösteren Türk-Bizans münasebetleri bakımından Kıpçak unsurları üzerinde durulmalıdır. Bizans imparatoru J. Vatatzes'in (1222-1254) Hristiyanlaştırılmış bu bin göçebe Türk unsurunu Trakya'dan Anadolu'ya aktarıp sınır boylarına yerleştirdiği bilinmektedir. Bundan başlıca Çobanoğulları devrindeki bazı siyasî gelişmeler doğrudan doğruya Kastamonu Beyliği ile Kıpçaklar arasındaki münasebetlere dayanmıştır. Al Umari, Mesalik al-Absar'da Sinop'tan bahsederken buranın Kıpçak alanına en yakın bir bölge olduğunu kaydediyor. Bu konuda Kastamonu'daki Çobanoğulları zamanında Kefe ite Anadolu kıyı bölgeleri arasında kayıkçılık yapıldığı ve Deşti Kıpçak'tan Anadolu’ya on bin hanelik Kıpçak Türklerinin geldiği yolunda Timuriler devrine kadar ulaşan bir rivayeti de yabana atmamak gerekir.4 Anadolu'nun Türkleşmesinde mühim bir rol oynâyan Kıpçaklar, elbette müziğin şekillenmesinde de etkiÎi olmuşlardır. Şimdi Kıpçak müziğini Oğuz müziğinden ayıran özellikleri inceleyelim. SES SİSTEMLERİ Kıpçak Türklerinin İdil Ural bölgesi ve doğusunda yer alan boyları çoğunlukla pentatonik müzik icra etmektedirler. Pentatonizm, Sözcük anlamı olarak beş dereceli ya da beş sesli demektir. Pentatonik dizide, bir oktavda beş ses bulunur. Bu beş sesin dizi içindeki dağılımı esas olarak üç şekilde olabilmektedir. a- Oktavı beş eşit parçaya bölen diziler, b- İçerisinde yarımton ve büyük üçlüler barındıran diziler, c- Yarımtonlara yer vermeyen, o yüzden dereceleri arasında iki yerde geniş açıklık kalan diziler. Pentatonik müzik, çalgıların gelişimini tamamlamamış olduğu birçok ilkel toplumun halk müziğinde görülüyor ise de Orta ve Doğu Asya'da durum farklıdır. Burada diatonik tarzda müzik yapma imkanına sahip halk çalgıları olmasına rağmen pentatonik müzik yapılmaktadır. Birkaç çeşit pentatonik dizi bulunmakla beraber biz Kore, Moğol, Çin ve Orta Asya Türklerinin kullandıkları, içerisinde yarımton bulunmayan tür üzerinde duracağız. Türk Müziği Pentatonik midir ? Yıllarca bu soruya cevap aranmış, Ancak kesin olarak bir şey söylenememiştir. Bu konuda ilk ilmî araştırmayı yapan Adnan Saygun, 1934'te hazırlayıp Tarih Kurumuna verdiği bir raporda özetle şöyle diyor. 1- Pentatonizm her ırkta müşterek bir yol değildir. Tamamiyle ırki bir hususiyettir. 2- Pentatonizm: Türk'ün musikideki damgasıdır. 3- Pentatonizm nerede varsa: a) Orada oturanlar Türk'tür. b) Türkler eski çağlarda orada bir medeniyet kurarak yerlileri tesirleri altında bırakmışlardır.5 Bu son derece iddialı rapordan sonra Anadolu'da ancak birkaç pentatonik türkü bulunmuş, bunların hangi boylara ait olduğu konusu araştırılmamıştır. Üstelik temelleri Orta Asya'da atılmış olan Klâsik Türk müziği tamamen dışlanmıştır. Çok geniş bir coğrafyaya yayılmış ve bir çok farklı kültürle iç içe yaşamış olan Türklerin, müziklerinde de elbette farklılıklar gözlenecektir. Ancak, bütün Türk boylarının halk müzikleri karşılaştırmalı olarak dikkatle incelendiğinde ezgi ve ritim yönünden büyük benzerlikler göstermekle birlikte ses sistemleri açısından kabaca iki farklı sistemle karşılaşırız. Bunlardan birincisi Anadolu ve Anadolu dışındaki Oğuz boyları tarafında kullanılan, makama dayalı ve komalı sistem, diğeri ise umumiyetle Kıpçak boylarının kullandığı beş sesli pentatonik musikidir. Bu grup içerisinde Tatar, Başkırt, Kazak, Kırgız, kısmen Özbek ve Uygurlar, Moğolistan'a yakınlığı münasebetiyle Tuva ve Sakaları zikredebiliriz. Orta Asya Kıpçaklarının halk müziklerinde pentatonizmin izleri yoğun olarak gözlenmekle birlikte aksine örneklere çokça rastlanmaktadır. Oysa İdil-Ural Türkleri ve Çuvaşlar, bugün dahi tamamiyle pentatonik müzik icra etmektedirler. Çin müziğinin pentatonik olup olmadığı konusu da pek net değildir. Çinli müzikologların bir kısmı pentatonizmin kendilerine Türklerden geçtiğini iddia ediyor ise de, bu görüşe şüphe ile bakmak gerekir. Zira pentatonik dizi müzik için oldukça kısır bir dizidir. Kazakistan'ın kuzey ve doğu bölgelerinde yoğun olarak karşılaştığımız pentatonik örnekleri güney ve batı bölgelerinde aynı yoğunlukta bulamamaktayız. Kazak Türklerinin halk çalgısı olan sıbızgı ile hep pentatonik nağmeler çalınırken yine Kazaklara Dede Korkut'tan yani Oğuzlardan geçtiği söylenen kıl kopuzun nağmeleri hiç de pentatonik değildir. Doğrusu tarihin çok eski dönemlerinde Türk müziğinin pentatonik olup olmadığını bilmek mümkün değildir. Ancak müziğin tesbit edilebildiği dönem için şunu söyleyebiliriz; 1- Oğuz müziği pentatonik değildir. 2- Türk-Moğol etkileşiminin daha yoğun olarak görüldüğü Kıpçak boylarının müzikleri pentatonik karakter gösterirken İdil-Ural bölgesinden daha batıdaki Kıpçakların müzikleri pentatonik olmamakla beraber makamlar ve ritmik yapı bakımından Oğuz müziğinden ayrılır. Anadolu'da Kıpçak halk müziği dizilerinin en yoğun olarak görüldüğü bölge Orta ve Batı Karadeniz bölgesidir. Niksar merkez olmak üzere Tokat, Reşadiye, Ordu, Zonguldak, Sinop ve.Bartın bölgelerinin türküleri çoğunlukla pentatonik karakterdedir. (Keltepenin Taşları, Müdür Beyin Yeşil Kürkü, Yaylalar, Ah Nenecuğum) Yine aynı yörelerde yaygın olarak kullanılan ikinci dizi de Kuman-Kıpçakların Avrupa'da yayıldıkları bütün bölgelerde yaygın bir dizi olup, minör kalıbına uygun bir karakterdedir ve bazı türkülerde klasik müziğimizdeki nikriz makamı kalıbındadır. (Kiraz Aldım Dikmeden, Yayladan mı Geliyon, Ben Giderim Batum'a, Sen Bu Yaylaları Yaylıyamazsın) İçerisinde iki tane hicaz dörtlüsü olan ve batıda Macar minörü diye bilinen dizinin de Kuman-Kıpçaklarda yaygın olan dizilerle benzerliği dikkat çekicidir. RİTMİK YAPI Aksak usüller özbeöz Türk ölçüleri olup atalarımızın gidebildiği Her yere yayılmıştır. Bu üsullerden 5, 7, 8 ve 11'li olanlar bugünkü Türkmenistan ve Horasan'da, 10 zamanlı olanlar da Kerkük'te oldukça yaygın iken, 9 zamanlı aksak ölçüler Anadolu dışındaki Türkmen boylarının hiçbirinde görülmemektedir. Bu durum 9 zamanlı aksak ölçünün Anadolu'ya Karadeniz'in kuzeyinden Kıpçaklarla geldiği sonucunu doğurmaktadır. Anadolu'daki Türkmen müziğinde de yerini alarak zengin ifade gücü getiren bu usûl, Anadolu'dan daha fazla orta ve batı Avrupa'da yaşayan Kıpçak kökenli Türklerde yaygındır. 7 zamanlı ölçülerden üçlünün sonda olan şekli, bütün Türk boylarında kullanılmakla beraber Kıpçaklarda daha yaygındır. Sinop'un Ben Giderim Batuma türküsü, Kırım'ın kaytarması ve Rumeli'nin Mandıra oyun havası ile hem ritmik hem de melodik yapı olarak büyük benzerlik gösterir. GRUPETTO MORDENT VE GLİSANDO Bir notayı üst ve alt seslerine çarptırarak bir kümecik oluşturma olan grupetto ve sadece üst ya da alt sese çarpma olan mordent, özellikle İdil Ural Kıpçak müziğinin en belirleyici özelliklerindendir. Grupetto ve alttan ınordent Tokat ve Ordu yöresi türkülerinde oldukça dikkat çekicidir. 18. yüzyılda Kazan bölgesinden göçerek Konya-Cihanbeyli'nin Böğrüdelik Köyü'ne yerleşen Tatarların pentatonik yırları da grupetto ve mordentlerle süslü iken Anadolu'nun Türkmen bölgelerinde bu süslemelere rastlamıyoruz. Bir notadan diğerine kaydırarak geçmek olan glisando ise Anadolu'da yine Tokat bölgesinde yaygın iken Anadolu dışında Tuva Türkleri ve Moğollarda rastlanan bir özelliktir. Glisandonun güneybatı Anadolu'daki Türkmen boylarının türkülerinde de yaygın oluşunu araştırılmaya değer görüyorum. ÇALGILAR Türklerin en eski vatanları olan Orta Asya'da toşbulur, Kazakistan'da dombıra Özbekistan, Doğu Türkistan ve Türkmenistan'da dutar Anadolu'da ise, bağlama adı ile bilinen çalgının temelde aynı enstrüman olduğu muhakkaktır. Ancak Kazakistan'ın kuzeydoğusunda sıbızgı, İdil-Ural bölgesinde kuray adı ile bilinen dilsiz kaval ailesi buralarda ve Avrupa Kıpçaklarında telli çalgıları unutturarak daha önemli bir çalgı haline gelmiştir. Anadolu'da kavalın bağlamadan daha yaygın olduğu ve maharetle çalındığı bölgelerde Kıpçak etkisinden bahsedilebilir ki bu yörelerin başında Tokat zikredilebilir. Sonuç olarak; 1-Türk Müziği'nin sistematiğini ortaya koyabilmek için dünyadaki bütün Türk bölgelerinin müzikleri değerlendirilmelidir. 2-Anadolu Türk Halk Müziğindeki farklılıklar yörelerle ilgili değil, Türklerin boyca kökenleri ile ilgilidir. 3-Türk dünyası müziklerinin Anadolu'nun çeşitli yörelerinde araştırılması Türk boylarının göçleri konusunda önemli ip uçları verecektir. DİPNOTLAR * Kültür Bakanlığı, Türk Halk Müziği Korosu Sanatçısı, Ankara-TÜRKİYE. 1 Akdes Nimet Kurat, Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara 1972. s. 69. 2 Faruk Sümer, Oğuzlar, T.D.A.V.. İstanbul 1992. s. 2. 3 Akdes Nimet Kurat, Türk Dünyası El Kitabı, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara 1992. s. 18. 4 Zeynep Korkmaz, "Bartın Yöresi Ağızlarındaki Lehçe Tabakalaşması, Türkoloji Dergisi, II. Cilt. I. Sayı, Ankara Üniversitesi Basımevi, 1965, s. 227. 5 Ahmed Adnan, Türk Halk Musikisinde Pentatonism, İstanbul, Numune Matbaası, 1936. konuyu yazan İrfan GÜRDAL dan alıntıdır |
|
|
|

![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | UslanmaM | Cevaplar | Son Mesaj |
| Anadolu Ve İran'da KarŞilaŞtirmali TÜrk Halk İnanÇlari | ABYSS | Türk Kültürü | 0 | 12-26-2006 09:43 PM |
| Anadolu TÜRK Keramik Sanatı | ABYSS | Türk Kültürü | 0 | 12-26-2006 08:44 PM |
| Orta Çağ Anadolu TÜRK Mimarisi ve Mistisizm | ABYSS | Türk Kültürü | 0 | 12-26-2006 08:27 PM |
| GÜney Anadolu Halk KÜltÜrÜ | ABYSS | Türk Kültürü | 0 | 12-26-2006 03:53 PM |