![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Türk Askerinin Güçü ve Mehmetciğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri Hakkında Herşey |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#21 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
8. Büyük Taarruz Şehitliği
Şehitlik Afyonkarahisar'a 16 km. uzaklıkta Milli Park karşısındaki Işık Tepe (Sarıkız) üzerindedir. 26-29 Ağustos 1922 tarihlerinde şehit düşen 275 subay ve 2150 Mehmetçik anısına sembolik olarak 1993 yılında yapılmıştır. Şehitliğin giriş bölümünün solunda namazgah sağda bir şadırvanı arka bölümünde Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün anıtı anıt kaidesinde taarruza katılan komutanların isimleri anıtın iki tarafında savaş günlerini anlatan rölyeşer giriş bölümünde sembolik mermer mezar taşları yer almaktadır. Mezar taşı kitabelerinde şehitlerin memleketi adı doğumu ve kaç yaşında şehit oldukları yazılıdı9. Bolvadin Kurtuluş Savaşı Şehitliği Bolvadin ve çevresinde İstiklâl Savaşı'nda şehit olanlar genelde buradaki Şehitler Mezarlığı'na gömülmüşlerdir. Bu şehitlerin anısına makam olarak XX. yüzyıl sonlarında ilçede yeni bir şehitlik yapılmıştır. Şehitlikte İstiklâl Şehitleri abidesi ile sembolik şehit mezarları yer almaktadır.10. Emirdağ Suvermez Şehitliği Şehitlik Emirdağ ile Suvermez Köyü arasındaki Yarım Hatıl mevkiindedir. Kitabesinde "İstiklâl savaşı Şehitleri Niğde Aksaray'dan Er Ali oğlu Hasan Meçhul Er. 21 Ekim 1922" yazılıdır. Emirdağ'da ayrıca Çatallı Köyü ve aaaköy'de birer şehitlik bulunmaktadır. |
|
|
|
|
|
#22 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
11. Cumhuriyet Şehitliği
Cumhuriyet dönemi şehitlerinin bir kısmı Hava Şehitliği'nde diğer bir kısmı da şehit ailelerinin yaşadığı yerlerdeki mezarlıklardadır. 1999 yılında Afyonkarahisar-İzmir yolu üzerinde şehre 10 km uzaklıkta hakim bir tepeye şehitlerin anısına sembolik bir şehitlik yapılmıştır. Sonuç olarak Afyonkarahisar'ın Türkler tarafından fethinden Osmanlı döneminin sonuna kadar müstakil şehitlikler görülmemektedir. Ancak şehrin fethi sırasında şehit olduğu düşünülen bazı şahsiyetlerin müstakil mezarları bulunmaktadır. İlk müstakil şehitliklere ise Osmanlı'nın son döneminde rastlanılmaktadır. Millî Mücâdele'de çeşitli savaşların merkezini teşkil eden Afyonkarahisar'da Anadolu'nun her yöresinden binlerce insan şehit olmuştur. Şehitlerin anısına il bazında çeşitli şehitlikler yapılmıştır. Bunların bir kısmı asıl diğer bir kısmı ise makamdır. Zira şehitlerin gömüldükleri yerler geniş alanları kaplamakta aynı zamanda kimin nerede gömülü olduğu tam olarak bilinmemektedir. Bu sebeple onların anısına savaşın yapıldığı yerlere sembolik şehitlikler yapılmıştır. Bununla birlikte anıtı yapılmayan ferdî ve toplu şehit mezarlar da bulunmaktadır. |
|
|
|
|
|
#23 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
Buharalı Mehmetçikler Kurtuluş Savaşı’nda Türkistan’dan gelen Türkiye için canını veren gönüllüler vardı. Sayıları çok değildi ama anlamı büyüktü bu desteğin. Ayrıca tarihe “Rus altınları” olarak geçen altınlar da aslında Buhara’dan gelmişti. Ve Sakarya Zaferi sonrası yine Buhara’dan gönderilen üç kılıç ve el yazması Kur’an-ı Kerim Ankara’ya büyük moral veriyordu. Gelen heyet ise “İzmir” diyordu. Bugünkü Özbekistan’ın Margilan şehrine bağlı Kumtepe köyünden kalkıp hac vazifesi için Hicaz yollarına düşer. Anadolu’ya geldiğinde Balkan Harbi’nin patlak verdiğini öğrenir. Bunun üzerine hac yolculuğunu yarıda keserek bir grup arkadaşıyla gönüllü olarak Osmanlı ordusuna katılır. Önce Balkan sonra da Birinci Dünya Savaşı’nda yer alır canla başla savaşır. 1918’de savaşın bitmesiyle birlikte gerçekleştiremediği hac vazifesini yerine getirir. Geri dönüşte tekrar Anadolu topraklarına uğrar. Ancak geldiği Çukurova Fransız işgali altındadır. Bu sefer Kuva-i Milliye’ye girerek milli mücadele saflarına katılır. 2. Kavaklıhan Savaşı’nda eline geçirdiği makineli tüfekle Fransız birliklerini durdurarak savaşın seyrini değiştirir. Bu yenilginin ardından Fransızların Tarsus yakınlarındaki Ballıca köyünde sivil halka karşı giriştikleri kıyımı önlemek için başlatılan taarruzda sağ bileğinden aldığı yara sonucu 29 Mayıs 1920 tarihinde şehit düşer.Orta Asya’dan kalkıp gelerek Türkiye için şehit düşen bu kahraman Milli Mücadele’nin sembolü Türkistanlı Hacı Yoldaş’tır. Şimdi Tarsus şehir mezarlığında yatmakta olan Hacı Yoldaş ve diğer Türkistanlı arkadaşlarının adına Tarsus şehir mezarlığının girişine dikilmiş bir anıt bulunmaktadır.O ve onun gibi çok sayıda Türkistanlı Milli Mücadele’de Türk ordusu saflarında yer almış hiçbir karşılık beklemeden bağımsızlık mücadelesine kanıyla canıyla destek vermişti.TRT Televizyonu Cumhuriyet’in kuruluşunun 82. yılı dolayısıyla hazırladığı yeni bir belgeselle Milli Mücadele’nin bu farklı bir cephesini bilinmeyen Türkistanlı kahramanlarını mercek altına alıyor. “Kurtuluş Savaşı’nda Türkistanlılar” isimli belgesel iki yıl önce yayımlanan ve büyük ilgi gören 13 bölümlük “Milli Mücadele-Son Tanıklar” belgeselinin yapım ve yönetimini üstlenen Abdulhamit Avşar’ın imzasını taşıyor. Üç bölümden oluşan belgesel Türkiye-Türkistan ilişkilerini geçmişten Kurtuluş Mücadelesi’ne kadar bütün yönleriyle ele alıyor.“Kurtuluş Savaşı’ndaki Türkistanlılar” belgeseli düşüncesinin “Son Tanıklar” belgeselinin çekimleri sırasında ortaya çıktığını belirten Abdulhamit Avşar “Genel merkezi Adana’da bulunan Kuvva-i Milliye Mücahit ve Gazileri Derneği’nin arşivlerini incelerken ilginç bir husus dikkatimizi çekti. Üyelerin bazılarının doğum yerlerinin karşısında ‘Türkistan’ yazıyordu. Bu bizim çıkış noktamız oldu. Araştırmalarımız derinleştikçe hiç ummadığımız büyüklükte bir tablo ortaya çıktı. Dönemin Türkiye-Türkistan ilişkileri yalnızca gönüllülerin Çukurova Kuvva-i Milliye hareketlerinde yer almaları ile sınırlı kalmıyor siyasi ve diplomatik ilişkilerden ekonomi ve eğitim sahasına kadar uzanıyordu. Bunun üzerine konuyla ilgili bir belgesel yapmaya karar verdik.” diyor. Avşar ve ekibi belgesel için araştırma ve çekimler dahil yaklaşık 2 5 senelik bir çalışma yapmış. Kuvva-i Milliyecilerin yakınları tespit edilip 47 kişi ile yüz yüze görüşülmüş. Ayrıca konunun uzmanı 15’e yakın akademisyen ve yerel tarih araştırmacısının bilgilerine başvurulmuş. Birçok kişi ve kuruluşun arşivlerinden istifade edilmiş TBMM tutanakları ve dönemin gazeteleri taranmış. Bu çalışmayla Milli Mücadele’nin farklı bir cephesine küçük bir pencere açmaya çalıştıklarını belirten Abdulhamit Avşar “Elbette bunlar Anadolu insanının fedakarlıkları ve mücadelesi ile karşılaştırıldığında sembolik sayılabilecek destekler. Fakat Türkiye Türklerinin en zor zamanlarında yapılan bu desteklerin kardeşlik hislerinin büyüklüğü ve derinliğini göstermesi açısından özel bir önem taşıyor.” diyor.Evet kimisi hacca giderken kimisi öğrenci olarak gelmiş Türkiye’ye. Ama hepsi de ülkelerine geri dönmeyip Türkiye’nin bağımsızlığı için savaşmış gazi ya da şehit olmuşlar.Türkistan’ın Milli Mücadele’ye verdiği destek gönüllü mücahitlerle sınırlı değil tabii ki. Ne yazık ki tarihe Rus yardımı olarak geçen fakat gerçekte Buhara Cumhuriyeti’nin gönderdiği 100 milyon altın ruble tutarındaki yardım vardır. Zor zamanda gelen bu yardım Ankara Hükümeti için büyük moral ve güç kaynağı olur. Moskova’ya giden Türk heyetinin maddi yardım talebine Lenin olumsuz cevap verince devreye Buhara Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Osman Bey (Kocaoğlu) girer Buhara’ya döner dönmez de yardım teklifini Meclis’e sunar. Buhara Meclisi teklifi tereddütsüz onaylayarak Timur Hazinesi’nden 100 milyon ruble değerindeki altının Türkiye’ye yollanmasına karar verir. O dönem için oldukça yüklü bir miktar olan yardım Taşkent’ten vagonlara yüklenerek Moskova aracılığıyla gönderilir. Moskova bu yardımların ancak 11 milyon altınlık kısmını 1920-1922 yılları arasında parça parça teslim eder. Geri kalan kısmı ise kendi hazinesine aktarır. Bu destek sebebiyle Atatürk Buhara Cumhuriyeti’nin 1922’de Ruslar tarafından işgal edilmesi üzerine Türkiye’ye yerleşen Buhara Cumhurbaşkanı Osman Kocaoğlu’na sıcak ilgi gösterir ölünceye kadar milletvekili maaşı bağlatır. İzmir Fatih’ine Buhara kılıcı Buhara Anadolu’daki mücadeleye gönülden destek verirken bir yandan kendisi de Rus tehdidi altındadır. O yüzden Türkistan topraklarında da mücadele başlamıştır. Bu sefer de Ankara devreye girer ve milletvekili İsmail Soysallıoğlu Özbek tekkesi Şeyhi Ata Bey ve birkaç kişiden oluşan bir heyeti “vezaif-i mahsusa” ile yani özel bir görevle gayr-i resmi olarak Buhara’ya gönderir. Bu heyetin gayretleriyle orada “Milli Türkistan Birliği” adıyla bir teşkilat oluşturulur.Bu heyetin gidişinden sonra Buhara’dan Ankara’ya bir heyet gelir. Maksat Sakarya Zaferini kazanan Türk ordusunu tebrik etmek destek mesajlarını iletmektir. Türkistanlı heyet getirdiği mesajın yanısıra üç kılıç ve “fevkalade ince bir suretle aaahip edilmiş” el yazması bir Kur’an-ı Kerim getirir. Kılıçlardan biri Atatürk’e diğeri İnönü’ye üçüncüsü ise İzmir’e girecek komutanadır. Yani Buhara halkı da “İzmir” demektedir. Bu orduya ve Meclis’e büyük moral verir. Mustafa Kemal Paşa bizzat mecliste bu yardımı ve hediyeleri öven bir konuşma yapar ve şöyle der: “Dindaş ve karındaş Buhara halkının arzusunu yerine getirmek bu Kitab-ı Mukaddes’i millete seyf-i azizi (kutsal kılıcı) de İzmir fatihine teslim edeceğim. Allah’ın inayeti ile İnönü ve Sakarya muzafferiyetlerini kazanan milli ordumuz İnşallah pek yakında bu kılıncı da kazanmış olacaktır.” 26 Ağustos 1922 günü başlayan Büyük Taarruzla birlikte Türk ordusu 9 Eylül sabahı İzmir’e girer. Yunan bayrağını indirip Türk bayrağını göndere çeken askerlerin başında ise Yüzbaşı Şerafettin Bey vardır. Kılıcın sahibi o olur. Ama ne garip bir tecellidir ki İzmir’i hedef gösteren Buhara kısa bir süre sonra 68 yıl devam edecek Rus işgaline uğrar. Kadir Dikbaş (Aksiyon) |
|
|
|
|
|
#24 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
Kütahya İli Kütahya Anıt ve Şehitlikleri Şehit Sancaktar (Meçhul Asker) Anıtı (Altıntaş) Kütahya Altıntaş ilçesinde Çalköy’e 2 5 km. Dumlupınar’a 15 km uzaklıkta Şehit Sancaktar Mehmet Anıtı bulunmaktadır. 30 Ağustos Zaferi’nin ertesi günü Atatürk savaş alanını gezerken Berberçamı denilen yerde bir top mermisinin açtığı çukurda karışık halde Türk ve Yunan askerlerinin cesetlerini görmüştür. Bunların arasında bir kolu kaskatı havada kalmış elindeki Türk Bayrağı’nı bırakmayan bir Türk şehidi ile karşılaşmıştır. Gördüğü bu olaydan son derece etkilenen Atatürk Yunan askerlerinin cesetlerine bakarak “Çocuk burada ne işin vardı” dedikten sonra yanındakilere yerdeki Yunan bayrağını göstererek “bayrağı buradan kaldırın. O bir milletin şerefidir” diyerek eli havada bayrağı bırakmayan Türk şehidine yaşlı gözlerle bakmış ve kimliğinin araştırılmasını istemiştir. Ancak askerin üzerinde künyesi bulunamamış ve kimliği öğrenilememiştir. Bunun üzerine savaş sonrası burada yapılacak anıta ismi bilinmediğinden Şehit Mehmet adının verilmesini istemiştir. Bu anıtın temeli Zafertepe’de Atatürk tarafından 1924 yılında atılmış Mimar Hikmet ve Taşçı Kadri’nin yapmış olduğu anıt 1927 yılında törenle açılmıştır. Tören açılışını yapan Atatürk şu konuşmayı yapmıştır: “Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk Devleti’nin temeli burada atıldı. Ebedi hayatı burada taçlandırıldı bu sahada bu semada dolaşan şehit ruhları devletimizin ebedi muhafızlarıdır. Burada temelini attığımız Şehit Asker Anıtı işte o ruhları o ruhlarla beraber Gazi arkadaşlarını fedakâr ve kahraman Türk milletini temsil etmektedir. Bu Anıt Türk Vatanına göz dikenlere Türk’ün 30 Ağustos günündeki ateşini süngüsünü savletini kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır”. Bu anıt 1964 yılında çıkan 220 sayılı yasa ile Zafertepe’de yeni bir zafer anıtının yapılması kararlaştırılmıştır. Bunun üzerine Şehir Asker Anıtı’nın mermer parçaları ve sancağı Zafertepe’deki yerinden sökülerek 1979 yılında olayın geçtiği yerde Berberçam Tepesi’ne dikilmiş ve Tümgeneral Ali Özveren tarafından törenle açılmıştır. Anıt mermer dikdörtgen bir kaide üzerinde olup mermer basamaklarla çıkılmaktadır. Anıtın çevresi çeşitli dekoratif elemanlarla süslenmiş etrafı mermer parmaklıklı bir platform ile çevrilmiştir. Burada Şehit Mehmetçik’in kolu ve tuttuğu sancak sembolize edilmiştir. Zafer Anıtı-Zafertepe Çalköy (Altıntaş) Kütahya Altıntaş ilçesi Çalköy’de 30 Ağustos 1922’de Atatürk’ün idare ettiği Başkumandanlık Meydan Savaşı’nda 1 Eylül 1922’de “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir İleri” emrini verdiği 1.181 rakımlı Zafertepe’de Zafertepe Anıtı bulunmaktadır. Bu anıt 30 Ağustos Zaferi ve Kurtuluş Savaşı’nı Türk Milleti’nin birlikte oluşturduğunu sembolize etmektedir. Anıtın yapılmasına 1964 yılında karar verilmiş ve 30 Ağustos 1972 yılında tamamlanmıştır. Kurtuluş Savaşı’nı sembolize eden bu anıt değişik yöndeki üçgen bloklardan meydana gelmiştir. Bununla Türk Milleti’nin diğer milletlerin gösterdiği haksızlığa feveranını ve Anadolu’yu işgal eden düşman kuvvetlerine karşı tek vücut halinde birleşerek kazandığı zaferi simgelemektedir. |
|
|
|
|
|
#25 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
Yüzbaşı Şekip Efendi Anıtı (Altıntaş)
Kütahya Altıntaş ilçesi Zafertepe-Çalköy’de Yüzbaşı Şekip Efendi Anıtı bulunmaktadır. Harputlu Yüzbaşı Şekip Efendi (1886-1922) 14.Süvari Tümeninin 3.Alayı subaylarından olup 29 Ağustos günü Yunanlılara hücum ederken şehit düşmüştür. Aynı alaydan olup şehit olan Düzce-Üsküp’ ten Veysel Ömer Keskin-Yağlıker’ den Veli Mehmet Akhisar-Tatasut’ tan İbiş Ömer de bu şehitlikte gömülüdür. Anıt Başkumandanlık Meydan Savaşı’nda 29 Ağustos 1922’de Yunanlılara hücum eden Türk Süvari Kolordusu’nun bu civarda verdiği şehitler adına yapılmıştır. 14.Süvari Tümeninin 3.Alayının 2.Bölük Komutanı olan Yüzbaşı Şekip Efendi Altıntaş’da kendilerine hücum eden Yunan kuvvetlerine karşı çevre savunması yaparken 2.000 kadar askeri esir almıştır. Daha sonra Yunan topçu birliğini ele geçirmek için hücum ettiğinde yoğun bir top ateşi ile karşılaşmış ve bir kısım erleri ile birlikte şehit düşmüştür. Yübaşı Şekip Efendi adına 1972’de dikilmiş olan bu anıt mermer bir kaide üzerinde bir dikilitaş şeklindedir. Anıtın mermer kaidesi üzerinde Latin harfleri ile şunlar yazılıdır: “29 Ağustos 1922 Muharebesinde Yunanlılara Hücum eden Türk Süvari Kolordusunun bu civarda verdiği şehitler namına yapılmıştır”. Aynı sözcükler eski harflerle obeliskin diğer yüzünde de yazılıdır. Bunun dışında anıtın diğer yüzlerinde; ”İşgal altındayken bu yer uğrunda can verdin vatana sen çok büyüksün şehit asker ne yapılsa azdır hatırana”; ”14.Süvari fırkasından 3.Alaydan Yüzbaşı Harputlu Şekip Efendi yine 3.Alaydan nefer Düzce’nin Üsküp Nahiyesinden Veysel Ömer Keskin’in Yağlıker köyünden Veli Mehmet Akhisar’ın Tatasut Köyünden İbiş Ömer” yazılıdır. |
|
|
|
|
|
#26 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
Kurtuluş Savaşı Şehitliği (Dumlupınar)
Kütahya Dumlupınar ilçesinde Kültür Bakanlığı Kurtuluş Savaşı şehitlerinin anısına üç şehitlik yaptırmıştır. Bu şehitliklerden ilki 30 Ağustos 1922 Başkomutan Meydan Savaşı’nda şehit düşen askerler için yaptırılan Cafer Gazi Tepe eteklerindeki Dumlupınar Şehitliği’dir. Bu şehitliğin projesi Y.Mimar Nejat Dinçel tarafından çizilmiştir. Şehitlik namazgâh şadırvan ve mezarlık bölümlerinden oluşmaktadır. Bu şehitlikte 100 subay 500 er ve erbaşın mezar taşı bulunmaktadır. Bu şehitliğin çevresine ayrıca dört anıt daha dikilmiştir. Bunlardan biri Prof.Tankut Öktem’in yapmış olduğu Atatürk İnönü ve Fevzi Çakmak’ı birlikte gösteren heykeldir. Bunun yanında Prof.Haluk aaaonar’ın yapmış olduğu Kurtuluş Savaşı Anıtı ile Şehit Baba ve Oğul Anıtı bulunmaktadır. Bu şehitlik 30 Ağustos Büyük Taaruz’un 70.yıldönümünde 26 Ağustos 1992’de düzenlenen bir törenle açılmıştır. Haymeana ve Osman Gazi Anıtı (Domaniç) Kütahya Domaniç ilçesi Çarşamba Köyü’nde Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin ninesi Ertuğrul Gazi’nin annesi Hayme Ana’nın anıtı bulunmaktadır. Ertuğrul Gazi Anadolu’ya geldiğinde kendisine Söğüt Kışlak Domaniç de Yaylak olarak verilmiştir. Hayme Ana Domaniç’te ölmüş ve Ertuğrul Gazi tarafından Çarşamba’daki bir tepeye gömülmüştür. Sultan II.Abdülhamid Devlet Ana olarak anılan Hayme Ana’nın mezarını 1886 yılında buldurmuş ve üzerine bir türbe yaptırmıştır. Kütahya Valiliği Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 700.yılında bu türbeyi ve çevresindeki yapıları restore ettirmiştir. Ayrıca buraya Hayme Ana’nın bir anıtını yaptırmış ve çevresine de bir çeşme ile iki Kütahya evi yaptırmıştır. Her yıl burada Hayme Ana adına törenler düzenlenmektedir. Hayme Ana Anıtı dikdörtgen mermer bir kaide üzerindedir. Bu kaide üzerinde Hayme Ana oturur durumda kucağında da torunu Osman Gazi küçük bir çocuk olarak tasvir edilmiştir. |
|
|
|
|
|
#27 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
BİR ASLANIN HİKAYESİ HASAN TAHSİN İzmir Basını'nın gururla andığı sembolü Şehit Gazeteci Hasan Tahsin aynı zamanda Türk Kurtuluş Hareketinin ilk kurşununu sıkarak bir milletin destanını başlattı. 1919 Yılı 15 Mayıs'ında İzmir Limanını dolduran Yunan Donanmasının içinden karaya ayak basmak için sabırsızlanan Yunan Efzun alayını yaşlı gözlerle izleyen İzmirliler tarihin en karagününü yaşıyordu. Mavi - Beyaz bayraklarla donatılmış Kordonboyu o sabah hiç de ışıldamıyordu. Rum kızları eteklerini savurarak şarkılar söyleyip dans ederken Yunan Efzun Alayı karaya ayakbastı. Bando önde Başpapaz Hristamos önderliğindeki Efzun Alayı arkada Kordon boyunda gövdegösterisine başlamıştı. Hemen orada bir kıraathanede saçları dağınık esmer tenı güneşten iyiceyanmış bir genç kendi kendine söyleniyordu 'Kollarını sallaya sallaya mı girecekler? Olmaz... Olamaz ki. Sonunda ölüm var .. Kan var. .Bunu anlamalılar. Bu genç Selanik'ten İzmir'e göç etmiş Recep oğlu Osman Nevres beyden başkası değildi.Hasan Tahsin takma adını kullanıyordu. Selanik'te 1888 'de dünyaya gelen Hasan Tahsin orada Fevziye Lisesi'ni bitirdi. Devlet sınavını kazanıp Paris'te Sourbonne Üniversitesi Siyasi İlimlerAkademisi'ni bitirdi. İstanbul'a döndükten sonra Osmanlı Devleti aleyhine Balkanları karıştıranİngiliz Buxton kardeşlerin bu faaliyetlerini önlemekle görevlendirildi. Buxton kardeşlere Bükreş'te birtünelde suikast düzenleyen Hasan Tahsin 10 yıla mahkum edildi. Birinci Dünya Savaşında Bükreş'in Osmanlı Devleti ve müttefik Almanya tarafından alınmasından sonra 2 yıl hapis yattığıbu yerden 1916 yılında kurtuldu. Mütarekenin karanlık günlerinde İzmir'e geldi. Osmanlı Sulh veSelamet Cemiyeti'nin sözcülüğünü yapan Hukuk-u Beşer (İnsan Hakları) Gazetesi'nin başyazarlığınıyapmaya başladı. Hukuk-u Beşer Gazetesi'nin başyazarı vatanperver Hasan Tahsin takma isimli Osman Nevres ogüne kadar kalemiyle eylemleriyle bu istila akıbetini göstermeye çalışmış bir gazeteciydi. İştekorktuğu başına gelmiş Efzun Alayı Kordonboyunda zafer çığlıkları atıyordu.Birden yerinden fırladı aynı anda kendisini Yunan işgal askerlerinin karşısında buldu. Az önce kalemini hırsla kıranparmakları arasındaki Rovelver silahı ile ilk kurşunu attı. Kalabalığı yarıp tek başına fırlayan uzunboylu siyah elbiseli adamın attığıilk kurşun Efzun Alayının sancaktarını yere serdi. Sancaktar boğukbir sesle yere yıkılırken o elindeki Rovelverle peşi sıra kurşun sıkmaya başladı. Hiç beklenmedik buateş karşısında önce paniğe uğrayan Yunanlılar gerilediler peşlerindeki Rum kalabalığıarasından denize düşenler görüldü. Fakat karşılarında ateş edenin yalnızca bir kişi olduğunu farkedenYunan Efzun Alayı hemen karşı ateşe başladı. Silahlardaki kurşunlar biten Hasan Tahsin süngüdarbeleriyle şehit edildi. Hırslarını Hasan Tahsin'in vücudunu paramparça etmekle de alamayanEfzunlar bu defa sağa sola tüfekle mitralyözle ateşe başladılar hatta denizden Yunan torpidolarıda ateşe katıldı. Bu sırada sivil halk arasından çok sayıda can veren oldu.Hasan Tahsin şehit edildiğinde 31 yaşındaydı. Güler yüzlü neşeli bir vatansever olaraktanımlanan Hasan Tahsin işgal acısına dayanamayan yüreğinin sesini dinleyip tek başına da olsa bir alaya savaş açacak kadar cesurdu. Atılan bu kurşun Türk Kurtuluş Savaşının meşalesiniyakarken bütün dünyada Türk ulusunun bu işgali hazmedemeyeceğinin mesajını veriyordu. Bugün Konak Meydanı'nda bir elinde bayrağı diğer elinde Rovelveri ile anıtlaşan bu genç TürkBasınının bir sembolü olarak tarihe gülümsüyor.Hasan Tahsin 15 Mayıs 1919 günü Konak Meydanı'nda İzmir'i işgal eden istilacı güçlere ilk kurşunu atan kahraman bir gazetecidir. Şehit olacağını bile bile ilk kurşunu atan Hasan Tahsin Türk basınının gurur kaynağıdır. İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin öncülüğünde Türk ulusunun katkı ve desteğiyle 1974 yılında Şehit Gazeteci Hasan Tahsin ve arkadaşlarının anısına İzmir'in Konak Meydanı'nda "İlk Kurşun Anıtı" yaptırılmıştır. İlk Kurşun Anıtı düzenlenen görkemli bir törenle zamanın Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından açılmıştır. İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından her yıl 15 Mayıs'ta İzmir'in Konak Meydanı'nda İlk Kurşun Anıtı önünde düzenlenen törenle Şehit Gazeteci Hasan Tahsin minnet ve şükranla anılmaktadır. |
|
|
|
|
|
#28 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
VİZELİ ŞEHİTLER
Çanakkale savaşında şehit düşmüş bir Türk'ün erişebileceği en onurlu mertebeye erişmiş isimsiz arslanlarımızın ikisine Çanakkale Şehitleri Abidesine gidilen yoldaki kitabelerde rastladık. İkiyüz kadar şehidin isimlerinin yazılı olduğu kitabelerde iki Vize'li vardı: Mehmet oğlu Rasim ve Halil oğlu Ali. Bu iki şehidimizin nezdinde Çanakkale Savaşlarında Balkan Savaşlarında Allahüekber'de Trablusgarp'ta Yemen'de Kurtuluş Savaşı'nda şehit düsmüş tüm isimsiz hemşerilerimizi rahmetle anıyoruz. .Aydın İli Aydın İstiklal Savaşı Anıtları Kurtuluş Savaşı Şehitler Anıtı (Merkez) Aydın Belediyesi’nin karşısında Kurtuluş Savaşı sırasında Aydın için savaşırken şehit düşenlerin anısına 1926 yılında yapılmıştır. Anıt beş basamaklı merdivenler üzerinde altı parçalı mermer bir sütun halindedir. Anıtın dört yüzünde de 7 Eylül 1922’de Aydın’ın Yunanlılardan kurtuluşuna ait Osmanlıca yazılmış yazılar bulunmaktadır. Caddeye bakan yüzünde: “Burası bağrı yanık ninelerin öksüz ve yetim çocuklarının memleketidir. Onları unutma. 7 Eylül 1338”. Anıtın kuzeyde Hükümet Binasına bakan yüzünde: “Ey zair bu abidenin önünde dur vatan için aşk ve rüyalarına veda etmiş kurbanları düşün. 7 Eylül 1338”. Anıtın diğer yüzünde: “Burası istiklal ve Hürriyet için şehit düşen mukaddes Türklerin mabedidir. 7 Eylül 1338”. Diğer yüzünde: “Burası istiklâl tarihini kanı ile yazmış Türklerin mabedidir. 7 Eylül 1338.” Yazılıdır. |
|
|
|
|
|
#29 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
BİR ANTEP DESTANI ŞAHİN BEY Şahin Bey'in Antep-Kilis Yolundaki Faaliyetleri Fransızlar başlangıçta Antep'lilerden pasif direniş görüyorlardı. Antep ve köylüleri Fransızlar ve Ermenilerin tahıl ve tahkimat ihtiyaçlarının karşılanmaması amacıyla erzak ve kereste satmıyorlardı. Antep'ten erzak tedarik edemeyeceklerini anlayan Fransızlar yiyecek maddelerini diğer bölgelerden getirmek zorunda kaldılar. Fransızlar ikmallerini devamlı olarak Antep-Kilis yolunu kullanarak yaptıklarından burası önem taşımaktaydı. Heyet-i Merkeziye aldığı tedbirlerle Maraş yolunu Fransızlara kapattıktan sonra Fransızların tümen karargahı olan Katma'dan ve Kilis Garnizonu'ndan Antep'e gelecek yardımlar önlenmiştir. Antep-Kilis yolunun müdafaası görevi ilk önce Mısırzade Nuri Bey'e verilmişti. İşte tam bu sıralarda Şahin Bey Antep'e gelmişti. Şahin Bey'e bu lakap halk tarafından verilmiştir. Asıl adı Mehmet Sait'tir. 1877'de Gaziantep'in Bostancı Mahallesinde doğmuş 1899'da Yemen'e er olarak gitmiştir. Yemen'de vazifesinde gösterdiği başarı neticesinde başçavuş olmuştur. 1911'de Trablusgarp Savaşlarına gönüllü olarak katılmıştır. Balkan Savaşlarında Birinci Dünya Savaşında Çanakkale Romanya Filistin cephelerinde savaşmıştır. 1917 Ekim'inde ise Sina Cephesinde görev almış ve rütbesi teğmenliğe yükselmiştir. Bu arada İngilizlere esir düşmüş ve Mısır'da Seydi Beşir Kampı'nda Aralık 1919'a kadar kalmıştır. Mütarekeden sonra İngilizler Türk esirleri serbest bırakmışlar ve Şahin Bey de 13 aralık 1919'da İstanbul'a gelmiştir. Ali Rıza Paşa kabinesinde Harbiye Nazırı olan Cemal Paşaya müracaat ederek Antep'e yakın olan Birecik İlçesi Askerlik Şube Başkanlığı'na tayin olmuştur. Bu esnada Fransızlar Antep'teki konumlarını güçlendirmek için Katma-Kilis-Antep yolu ile takviye kuvvetleri getirmekte ve bu yol üzerinde serbestçe hareket etmekteydiler. Antep Savunması'nı her şeyin üstünde tutan Şahin Bey Çapalı Köyüne giderek burayı merkez yaptı 100 kişilik bir kuvvet oluşturdu. Bir süre sonra Ulamasere gibi üç önemli yerde siperler kazdıran Şahin Bey yolun kontrolünü tamamen sağladı. 3 Şubat 1920 tarihinde Kilis'ten Antep'e hareket eden iki bölüğün himayesindeki 150 arabalı bir Fransız erzak kolu Şahin Bey kuvvetleri tarafından Kertil'de pusuya düşürülerek geri dönmek zorunda bırakılmıştır. 4 Şubat 1920'de Kilis yoluna hakim olan milli kuvvetler telgraf hatlarını tahrip ederek Fransızların Kilisler olan her türlü irtibatını kesmişlerdi. Bu esnada Antepliler bir taraftan Şahin Bey'e cephane ve erzak göndermekte diğer taraftan şehir içi teşkilatının tanzimine çalışmaktaydılar. Fransızlar 18 Şubat ‘ta bu yoldan geçmeyi bir daha denediler fakat Şahin Bey kuvvetlerince mağlup edilerek Kilis'e geri çekildiler. Şahin Bey'in Şehit Düşmesi Fransızlarla ilk önemli çarpışma Kızılburun tepelerinde Kilis Kuvâ-i Milliye kuvvetlerinin de işbirliği ile yapıldı. İkinci büyük çarpışma Kertil civarında oldu. Fransızlar Türk birliklerinin bulunduğu sahaları top ateşi ve makineli tüfek yağmuruna tutmaları üzerine Türk birlikleri çekilmek zorunda kaldılar. Savaşın üçün |