Adilhan, Sazlıdere ve Gökçetepe...Burası Saros Körfezi. Havaya doğanın parfümü çam kokusu hakim. En kısa tatillerde kara yolculuğu ile Güney sahillerimize inen ve 2 günü yollarda geçen tatilcilerin kulakları çınlasın. Burada güneyi aratmayacak güzellikteki bir doğaya 3 saat yolculukla kavuşabiliyor insan.Yalnız kalmak istediğiniz haftasonları olur ya, çekin aracınızı sahildeki çamların altına; ister hamak kurun, ister kıyıda dolaşıp temiz hava alın. Yok canınız balık tutmak isterse, balık tutun.İstanbul'dan yola koyulup Keşan'a dönünce havanın da bitki örtüsününde birden değiştiğini farkediyorsunuz. Yemyeşil çam ormanları arasından ılık esen Ege rüzgarı ile ilerlerken sağınızda Saros Körfezi, açıktaki üç adasıyla hemen karşınıza çıkıyor. Deniz seviyesine ulaştığınız zaman sağınızda Adilhan Köyü tabelası bulunan asfalt köye kadar devam ediyor. 250 haneli köyün sonrası toprak sahilden devam eden yol, 11 km sonra Sazlıdere Köyü'ne çıkıyor. Aynı yoldan 6 km sonra ise Gökçetepe'ye gelebilirsiniz. Yüksek tepelerden körfeze bakışta veya çam ormanı arasından ilerlerken kendinizi İstanbul Büyükada'daki Dilburnu'nda zannedebilirsiniz. Burada üç türlü hava var. Biri, iyot ve yosun kokulu deniz havası; diğeri, Kaz Dağı'ndan kopup gelen dağ havası. Çam ormanları üzerinden dönerken kokusunu da beraber taşıyan orman havası ise adeta burun deliklerinizi yakarken, bir nevi parfüm gibi adeta üzerinize siniyor. Rüzgar yönüne göre değişen hava (Lodos yada Poyraz) astım ve nefes darlığı çekenler için doğal tedavi görevi üstleniyor.Kuş çeşidi buralarda çok.
Camgöbeği, mavi, siyah tırtıllı tüyleri olan "Kestane kargası", kanat altı portakal ve fıstık yeşili, tüylü, papağan gibi rengarenk "arıkuşları" ise, sık görünen kuşlardan. Bölgeye Eylül ayında bıldırcın akını başlıyor. Çernobil'den gelen Karadeniz bıldırcınları Kuzey Avrupa'dan gelen bıldırcınlarla birleşip buradan Afrika'ya göç ediyorlar.Saros Körfezi'nde; üveyik porsuk, tilki, yaban domuzu gibi hayvanlara da astlanıyor.Bölgede Adilhan Köyü önünde bulunan Kocaçeşme, birinci balıkçı köyü. İkinci balıkçı köyü ise, Gökçetepe. Köy girişinde eski Rum mimarisini andıran taş evler ve Bizans döneminden kalma kale kalıntıları var. Köy meydanında eski gekenekleri sürdüren güleryüzlü köy sakinleri, dibekte bulgur dövmeye devam ediyorlar. Sahile yönelince son yıllarda adı "Kayıp Cennet" olarak anılan Orman Bakanlığı Milli Park ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü'nün kamp sahasını göreceksiniz. Gökçetepe dinlenme kampına sezon içinde kullanamak mümkün. Günübirlik piknilçiler için 07:00'de açılan kapı, 01:00'de kapanıyor. Burada ahşap masalarda piknik, ocaklarda ızgara yapılabiliyor. Kaynak suların karışımı ile yoğunluk farkının oluştuğunda denize baktığınızda ise, hareler görüyorsunuz.Bu kadar güzellik, avantaj bir arada olunca geleceği görenler boş durmamış tabi. Özelliklle Sazlıdere civarında assolistlerden (yada assolist geçinenlerden) tutun da sinema ve TV'den tanıdığımız bazı ünlülere, hatta eski futbolculara kadar arsalarını şimdiden almış bile.Saros'un denizi, kendi kendini temizleme özelliğine sahip üç denizde biri. Yani lodosun sahile getirip biriktirdiğini poyraz alıp götürüyor.Saros kıyılarında denizi kirletecek sanayi ve yapılaşma olmadığı için su altına meraklılar ve balıkadamlar burasını özellikle tercih ediyorlar. Büyük Kemikli, Küçük Kemikli, Bolayır Köyü, Anafartalar ve Güneyli Köyü ile çevrili bölge, sıfır koli basili oranıyla ünlü. Bu bölgede deniz içinde 20 metre görüş mesafesi var. Ekim ayı, deniz suyu sıcaklığı ölçümlerine göre Ege 20 derece civarında iken Akdeniz 26'ya kadar yükseliyor. Saros'un kum sahili açıklarında ise üç ada bulunuyor. En büyük olanı beyaz taşlarla işaretli olan Hedef Adası çevresinde, askeri tatbikatlarda gemiler denizden atış yapıyor.Tavşanların yaşadığı ortadaki ada, zeytinlik ve makilik kaplı. Adanın karabatakların yuvalandığı çevresi, dalışa müsait. Bir kayalık halindeki en küçük ada ise, iri martıları barındırıyor. Kıyılarında deniz kestanesi çok ve özelliksiz, üstelik taşlık.

Sarosa nasıl gidilir?


İstanbuldan gidiyorsanız tem otoyolundan kınalı yol ayrımına kadar yaklaşık 82 km giddikten sonra yol, daha sonra Tekirdağ, Malkara, Keşan yönüne dönüyor.Koru Dağları'ndan rampa aşağı inerken Çamlıca çıkışı veriyor. Bu yol sizi direkt olarak Gökçetepe'ye götürecektir. Az tozlu stabilize yolu kullanarak buradan Sazlıdere'ye geçebilirsiniz. Diğer bir seçenek ise, Koru Dağları'ndan inip Gelibolu istikametine giderken, Adilhan Köyü tabelasından dönüp sahil yoluyla Sazlıdere'ye ve Gökçetepe'ye ulaşmak.


Saros'da ne yenir?


Gökçetepe'de günübirlik piknik alanı ve kamp sahası ahşap masalar, ocaklar ve bir restoran
bulunuyor. Tedarikli geldiyseniz çam ağaçları altında denize karşı sonbahar pikniği yapabilirsiniz. Restoranın fırınında pide ve lahmacun yapılıyor. Izgara çeşitleri sipariş verilirse balıkçılarda günlük balıkları bulmak de mümkün. Gökçetepe köy içinde iki kır lokantası, market ve büfe bulunuyor. Kamp sahası içinde piknik yapacak olanların çoban ateşi yakmaları yasak. Sazlıdere Köyü'ndeki Seyhan Kamping, yazın restoran hizmeti verirken, Adilhan Köyü'nde market ve kahveler dışında fazla seçenek yok. Ancak doğal ürünleri köylerden alabilirsiniz.


Sarosda konaklayabileceğiniz otel, motel, pansiyon ve apartlar;


Gökçetepe günübirlik kamp alnında; çadır kurmaya ve karavan turizmine uygun düzenlenmiş restoran, duş, WC gibi üniteler var. 7 bungalova ek olarak 36 tane daha yapıldı. Tamamı 100 yataklı olan bu pansiyon tipi orman içi ev gibi kiralanıyor.Kamp alanı tesisine (0-284) 767 72 35 nolu telefondan ulaşabilirsiniz. Yılbaşına kadar açık kalacak kamp sahasına Milli Park statüsü uygulanıyor.