1 den 9´e kadar. Toplam 9 Sayfa bulundu

Konu: Kütahya

  1. #1
    Yönetici Ailesi
    RebelliouS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Kütahya



    KÜTAHYA



    Plaka kodu: 43
    Şehirlerarası Telefon kodu: 274




    TARİHÇE


    Ege Bölgesi’nin İç Batı Anadolu Bölümü’nde yer alan Kütahya, bilinen tarihi içinde Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı Dönemi uygarlıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne ulaşmıştır. Kütahya ili sınırları içinde kalan topraklarda yerleşen ve adı bilinen en eski halk Hitit’lerdir. Buna rağmen çevredeki Arkeolojik buluntular ilin yerleşim tarihini çok daha eskilere, ilk çağlara değin götürmektedir. Kütahya için kesin bir kuruluş tarihi verilememekle birlikte; Hitit metinlerinde geçen Assuva tarihiyle ilgili IV. Tuthaliya (M.Ö. 1256–1220) yıllıklarına dayanarak M.Ö. II. binin ortalarında kurulduğu söylenebilir. Kütahya, bugün de işletilen zengin maden yatakları dolayısıyla tarihin her devresinde ilgi görmüş, bu sayede geniş ticaret yollarına sahip olmuş, hızla gelişmiştir. Malazgirt Zaferi’nin ardından XI. yüzyılın sonunda Türk uygarlıklarıyla tanışan Kütahya, Germiyanoğlu Beyliği’ne başkentlik yapmış olup Osmanlı Devleti bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Ayrıca Kütahya “Türk ve dünya askerlik tarihi” nin en büyük zaferinin kazanıldığı yer olarak zengin bir kültürel mirasa sahiptir.

    Şehre Verilen Adlar

    Eski kaynaklara, sikke ve yazıtlara göre Kütahya’nın antik dönemdeki adı “Kotiaeion”dur. Ünlü Antik Çağ Coğrafyacısı Strabon bu adın, “Kotys’in Kenti” anlamına geldiğini belirtmektedir. Kotys, Trakya’da yaşayan Odrisler’den olup, Romalılar’ın M.S. 38’de Anadolu’ya gönderdiği bir komutanın adıdır. Kütahya Müzesi’nde bulunan bir sikkede bu ad “Koti” olarak geçmektedir. Kütahya adı, eskisine benzetilerek Türkler tarafından verilmiştir.


    Kütahya'nın İlk Kuruluş Yeri

    İlimizin ilk yerleşim yeri Kütahya kalesi ve çevresidir. Germiyanoğulları döneminde de kullanılan şehir merkezinde yapılan kazılarda Roma dönemi nekropol (mezarlık) alanları bulunmuştur. Ancak şehir merkezinde Frigler dönemine ait önemli bir buluntuya rastlanmamıştır. Kütahya’nın antik dönemdeki yerleşim alanı henüz kesin olarak belirlenememiştir. Ne zaman kurulduğu, nerede kurulduğu, ne zaman ve kim tarafından fethedildiği kesin olarak ifade edilemeyen Kütahya, bir sırlar kentidir.

    Yapılan Arkeolojik Kazılar ve Eski Yerleşim Merkezleri :

    Bugüne kadar Kütahya ve çevresinde yapılan sistematik kazı ve araştırma sayısı çok değildir. İngiliz Arkeoloji Enstitüsü adına Clive Foss - Kütahya Kalesi’ni, Epigraf Tomas Drew Bear - Yazıtları, David French - Roma Yolları ve Mil Taşlarını, İstanbul Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Turan Efe Antik Yerleşimlerden Höyük ve Tümülüsleri araştırmıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Aizanoi Antik Kentinde başlattığı sistematik kazı ve araştırmalar 1970 yılından beri devam etmektedir. Müze uzmanlarının Kütahya il sınırlarında yaptığı inceleme ve araştırma çalışmalarında yüzü aşkın höyük, tümülüs ve antik yerleşim saptanıp belgelenmiş, yapılan kurtarma kazılarıyla kentin tarihini aydınlatacak önemli arkeolojik malzemelere rastlanmıştır. Kütahya Merkez Seyitömer Höyük’te yapılan kurtarma kazılarında Eski Tunç dönemine uzanan toplu buluntular elde edilmiş olup Kütahya Arkeoloji Müzesi’nde ayrı bir salonda sergilenmektedir. Merkez Ağızören Köyü’nde 2000 yılında yapılan kazılarda Hitit yerleşimine ait nekropol (mezarlık) alanında önemli arkeolojik malzemeler ele geçmiştir. Kütahya’da Eski Tunç Dönemi’ne uzanan toplu buluntu veren en önemli merkez, 1977 yılında kömür çıkartma işlemi sırasında ulaşılan Tavşanlı Tunçbilek, Boyalık ve Gevence mevkileridir. İlin yerleşim tarihine ışık tutan Eski Tunç buluntu merkezleri Seyitömer, Tavşanlı - Kayı Köyü, Altıntaş - Üçhöyük, Domaniç - Elmalı, Simav, Emet ve Çavdarhisar yöreleridir. Buralarda ele geçen buluntular Bitynia dışında tüm Batı Anadolu’da rastlanan tipik Troya çanak - çömleği örneklerindendir. Gaga ağızlılar, üç ayaklı kaplar, depas türü maşrapalar dışında, Balıkesir, Bursa yöresine özgü Yortan kültürünün bezekli kaplarına rastlanması, Kütahya’nın kuzeyinde bu kültürün etkin olduğunu göstermektedir.


    KRONOLOJİK KÜTAHYA TARİHİ


    M.Ö.(1800-1200).................Hitit Dönemi,

    M.Ö.(1460-1200)..................Assuva Konfederasyonu içinde Kütahya,

    M.Ö.(1200-676)....................Frigler Dönemi,

    M.Ö.(607-546)......................Lidya Dönemi

    M.Ö.(546-334)......................Persler Dönemi,

    M.Ö.(334-281)......................İskender Dönemi,

    M.Ö.(281-133)......................Bergama Dönemi,

    M.Ö.(133)-M.S.(395)..............Roma Dönemi,

    M.S. 395...............................Bizans Dönemi’nin başlaması,

    M.S. 8.yy..............................Kütahya Kalesi’nin inşası,

    1078....................................Kütahya’nı n Selçuklularca alınması,

    1097....................................Haçlıların Kütahya’yı alıp Bizanslılara bırakması,

    1182....................................Kütahya’nı n yeniden Selçuklulara geçmesi,

    1197....................................Kütahya’nı n Bizanslılarca geri alınması,

    1233....................................Kentin kesin olarak Selçukluların eline geçmesi ve Kütahya Kalesine ilaveler yapılması,

    1260...................................Germiyanoğl u Aşiretinin Kütahya’ya yerleşmesi,

    1277...................................Kütahya’nın Germiyanoğullarına ikta olarak verilmesi,

    1300...................................Germiyanoğl u Devleti’nin kuruluşu,

    1314...................................Umur-Bin Savcı Medresesi’nin yapılması,

    1381...................................Germiyanlı Devlet Hatun’un Yıldırım Bayezid ile evlenmesi,

    1381-1389...........................Yıldırım Bayezid’ın Kütahya Valiliği,

    1390...................................Yıldırım Bayezid’ın Germiyanoğlu Devletine son vermesi,

    1402....................................Timur’un Germiyanoğlu Devleti’ni tekrar canlandırması,

    1410.....................................Yıldırım Bayezid’ın yapımını başlattığı Ulu Camii’nin tamamlanması,

    1411.....................................II. Yakup İmaret Külliyesi’nin yapılması,

    1429.....................................Germiyano ğlu II. Yakup’un ölümü ve vasiyetiyle topraklarının Osmanlılara geçmesi,

    1451.................................Anadolu Beylerbeyliği Merkezi’nin Kütahya’ya taşınması,

    1511..................................Şahkulu Ayaklanması,

    1542-1558...........................Şehzade Bayezid’ın Kütahya Valiliği,

    1558-1566...........................Sultan II. Selim’in Kütahya Valiliği,

    1766..................................Fincancılar Esnafı Anlaşması,

    1833..................................Mısır ordusunun Kütahya’yı işgali,

    1850-1851..........................Lajoss Kossuth’un Kütahya’da misafir edilmesi,

    10.09.1885..........................İlk telgrafın çekilmesi,

    1892...................................Demiryolunu n gelmesi,

    1905...................................Kütahya eski Hükümet Konağı’nın yapılışı,

    20.09.1919...........................Kütahya Kuva-i Milliye Teşkilatının kurulması,

    21.07.1920...........................Kütahya Milli Alayı’nın Kuruluşu,

    06.08.1920...........................Atatürk’ün Kütahya’ya İlk Gelişi,

    03.09.1920...........................Simav’ın işgali,

    05.09.1920...........................Gediz’in işgali,

    05.01.1921...........................Gediz’in Çerkez Ethem’den alınması,

    13.07.1921...........................Altıntaş’ın işgali,

    14.07.1921............................Tavşanlı’nın işgali,

    17.07.1921.............................Kütahya’nın işgali,

    28.07.1921............................Yunan Kralı Konstantin’in Kütahya’ya gelmesi,

    30.08.1922............................Dumlupınar Meydan Muharebesi Kütahya’nın Kurtuluşu s:18.00,

    01.09.1922.............................Gediz’in Kurtuluşu,

    03.09.1922.............................Emet ve Tavşanlı’nın kurtuluşu,

    24.03.1923............................Atatürk ve Latife Hanımın Kütahya’yı ziyaretleri,

    08.10.1923.............................Kütahya’nın il olması,

    30.08.1922............................Atatürk’ün Dumlupınar’a gelişleri,

    1926.....................................Kütahya’y a ilk elektrik verilmesi,

    1926.....................................Sümerbank Kiremit Fabrikası’nın Açılması,

    23-24.01.1933.........................Atatürk’ün Kütahya’yı ziyaretleri,

    21.06.1934..............................Atatürk ve Şah Rıza Pehlevi’nin Alayunt İstasyonu’nda dinlenmeleri,

    24.11.1954..............................Kütahya Şeker Fabrikası’nın açılması,

    1956......................................Tunçbile k Termik Santralı’nın üretime başlaması,

    1958.....................................SLİ Termik Santralı’nın üretime başlaması Emet Etibor İşletmeleri’nin Açılması,

    27.10.1961.............................TÜGSAŞ (Azot) Fabrikası’nın açılması,

    1976......................................Kütahya Manyezit Fabrikası’nın açılması,

    1981.......................................Gümüş Fabrikası’nın açılması,

    1992.......................................Dumlupı nar Üniversitesi’nin kurulması.

  2. #2
    Yönetici Ailesi
    RebelliouS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    COĞRAFİ YAPI


    İlin Konumu

    Kütahya, Ege Bölgesi’nin İç Batı Anadolu Bölümü’nde yer alır. İç Anadolu Bölgesi ile denize kıyısı olan Ege Bölümü arasında geçiş alanıdır. Kütahya ili, 38 derece 70 dakika ve 39 derece 80 dakika kuzey enlemleri ile 29 derece 00 dakika ve 30 derece 30 dakika doğu boylamları arasındadır. İlimiz 11.875 km²’lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yaklaşık %1,5’nu kaplamaktadır. Kütahya, kuzeyinde Bursa, kuzeydoğusunda Bilecik, doğusunda Eskişehir ve Afyon, güneyinde Uşak, batısında Manisa ve Balıkesir illerimizle çevrilidir

    Jeolojik Yapı

    Kütahya’nın Jeolojik bakımdan oluşumu çok eskilere dayanmaktadır. I.Jeolojik zaman ve III. Jeolojik zamanda bugünkü şeklini almıştır. Bu devirlerde çökmelere, yer yer volkanizmaya ve kıvrılmalara uğramıştır. Kıvrılmaya dayanamayan tabakalar kırılarak fay hatlarını oluşturmuştur. Kütahya il merkezi ve doğusu II.derece deprem kuşağı, merkezin batısında yer alan ilçeler I.derece deprem kuşağı içerisinde yer almaktadır. Bu fay hatlarının sonucu olarak, ilimiz yeraltı sıcak suları bakımından güçlü bir potansiyele sahiptir. Kütahya ilinin arazi yapısında kireç taşı, kil, kum taşı tabakaları oldukça yaygındır. İlimizin jeolojik yapısını oluşturan yer katmanları daha çok yatay ve yataya yakın şekilde sıralanmıştır.

    Yeryüzü Şekilleri

    Kütahya ilinde ortalama yükselti 1.200 metredir. Dağların ve platoların ağırlıkta olduğu ilimizde yeryüzü şekillerinin %57,5‘ini dağlar, %11 ‘ini ovalar, %31,5‘ini platolar oluşturmaktadır. Kütahya tek kütlevi dağlardan ve sıradağlardan oluşan yeryüzü şekillerinden ibaret değildir. Dağların uzanış biçimleri sistematik dağılış göstermez. Kütahya; kuzeydoğusunda Türkmen Dağı, batısında Karlık Tepe, kuzeybatısında Eğrigöz Dağı, güneybatısında Şaphane Dağı, güneyinde Murat Dağı ile çevrilidir. İlin önemli ovaları, Kütahya Ovası, Yoncalı Ovası , Köprüören Ovası, Aslanapa Ovası, Altıntaş Ovası, Tavşanlı Ovası, Örencik Ovası ve Simav Ovasıdır. Akarsuları: Felent Çayı, Porsuk Çayı, Murat Çayı, Kureyşler Deresi, Kokar Çayı, Avşar Deresi, Gediz Çayı, Emet Çayı, Bedir Deresi, Tavşanlı Çayı, Simav Çayı, Kocaçay’dır. İlin tek doğal gölü Simav Gölü; baraj gölleri ise Porsuk, Enne, Kayaboğazı, Söğüt ve Çavdarhisar baraj gölleridir. Göletler; Pazarlar, Çalköy, Belkavak, Sofular, Karagür, Çerte ve Kuruçay göletleridir.



    Tavşanlı KAYABOĞAZI Barajı

    a. Dağlar :

    Akdağ: Simav çöküntü ovasının kuzeybatısında yeralan kütle, Simav çöküntü oluğunun tabanından 1300 m yüksekliktedir. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Akdağ’ın en yüksek noktası 2089 m’dir. Dağın kuzey kesimlerinde yükselti azalır. Bu kesim akarsularla derin bir biçimde yarılmış bir yayla görünümündedir. Dağın doğu ve güney kesimleri daha yüksek olup, yine akarsularla parçalanmış durumdadır. Bu yamaçlarda yükselti, kademeli olarak düşer ve kademeler Simav çöküntü oluğuna doğru eğimlidir.

    Eğrigöz Dağı: Dağın güney uzantılarını oluşturan Katran ve Gölcük Dağları, Simav çöküntü oluğunu, kuzey-güney doğrultusunda uzanan Emet çöküntü oluğundan ayırır. Akdağ kütlesinde Kocadere Vadisi’yle ayrılan kütlenin doruğu 2181 m’ye ulaşmaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda olan Akdağ’ın kuzeyden güneye doğru, özellikle Simav çöküntü oluğuna dönük olan, batı ve güney-batı yamaçları derin vadilerle parçalanmıştır. Eğrigöz Dağı akarsularca derince yarılmış yanlarıyla bir plato özelliği gösterir.



    Emet Eğrigöz Dağı

    Yellice Dağı: Merkez ilçenin hemen güneyinden geçen fay çizgisinin gerisinde bulunan 1100 m. ortalama yükseltili dar plato alanının kıyısında yükselir. Dağın en yüksek noktası İncebel Tepesi’dir (1764 m). Genel görünümü ile üst kesimi hayli düz olan Yellice kütlesinin üzerinde, doğu-batı doğrultusunda dizilmiş bir takım tepeler mevcuttur. Bunlar, İncebel Tepesi’nin doğusundaki İminicik Tepesi (1699 m), batısındaki Bakırtepe (1758 m) dir.

    Gümüşdağ: Yellice Dağı’ndan bir plato alanını oluşturduğu boyun noktası ile ayrılan Gümüşdağ’ın en yüksek noktası Nalbant Tepesi’dir (1872 m). Dağın diğer önemli yükseltileri Karlıktepe (1890 m), Arapdede Tepesi (1872 m), Çayırgöztepe (1796 m), Almaalan Tepe (1731 m) ve Çalkıran Tepe (1762 m) dir. Doğu-batı doğrultusunda sıralanan bu tepeler, Kirazlı Köyü doğrultusundan başlayarak daha alçak ikinci bir tepeler dizisi ile güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda uzanır. Böylece, Gümüşdağ kütlesinin asıl yönü olan kuzeybatı-güneydoğu doğrultusu ortaya çıkar. İkinci diziyi oluşturan bu tepelerin başlıcaları, Gölgeliktepe (1760 m) Çatalçamtepe (1758 m),Böğülcektepe (1749 m) ve Oyuktepe (1774 m) dir.

    Yeşildağ: Kütahya, Köprüören ve Tavşanlı ovalarının kuzeyindeki en önemli yükselti Yeşildağ kütlesidir. Bu dağın yükseltisi olan Tepelcetepe 1533 m.dir. Diğer önemli tepeler doğudan batıya doğru; Sarıtaştepe (1346 m), Çıplaktepe (1430 m), Kocaeyrektepe(1426 m) ve Küçükhasantepe (1342 m.) dir. Yeşildağ, batıya doğru yükseltisi daha az tepelik bir alana dönüşür. Yeşildağ kütlesi, Porsuk Çayı’nın kuzey ve güneyden gelen kollarınca parçalanmıştır. Kuzey yamacında bu parçalanma daha belirgindir.

    Türkmen Dağı: İlin doğu kesiminde olan Türkmen Dağı’nın en yüksek noktası 1826 m dir. Kütlede kuzey-güney doğrultusunda dizilen tepelerin en önemlileri; Tekketepe (1429 m), Kocataştepe (1519 m), Tokmaklıtepe (1395 m), Sansartepe (1669 m), Kalegüneytepe (1693 m), Damlakale Tepesi (1631 m), Deliksınırtepe (1694 m), Yongalıgeyik Tepesi (1682 m), Ardıçlıktepe (1673 m) ve Kızılsivritepe’dir.

    Simav Dağları: Simav çöküntü ovasını güneyden sınırlayan bu dağlar, Saruhan-Menteşe eski kütlesinin kuzeyindedir. Bu dağların batı kesimleri Sındırgı’ya kadar uzanmakta ve burada Demirci dağları adını almaktadır. Simav dağları, kütlesel ve yüksek görünümdedir. Dağın Simav çöküntü alanının tabanına göre yükseltisi 800 m’yi bulur. Simav dağlarının doruğu olan Ziyaret Tepesi (1800 m) bu kesimdedir. Eteklerinde çöküntü alanına adını veren Simav ilçesi kurulmuştur. Simav kütlesinin yükseltisi doğudan batıya ve kuzeyden güneye doğru azalır. Bu eğimlere uyan akarsular kuzey yönünde akar. Simav Drenaj Kanalı ve Simav Çayı’nı besleyen bu akarsular dar ve derin vadiler açmıştır.

    Murat Dağı: Kütahya İlinin güneyinde, Gediz ve Altıntaş ilçeleri ile Uşak ili arasında doğu-batı yönünde uzanır. İlin en yüksek dağıdır (2309 m). İlin önemli kaplıcalarından olan Murat Dağı Kaplıcaları, dağın batı yamaçlarında ve 1550-1570 m. yüksekliklerinde bulunmaktadır


    Murat dağı


    b. Ovalar ve Vadiler :

    Kütahya ili toprakları, çok sayıda akarsu vadisiyle parçalanmıştır. İl alanının %11’ni kaplayan ovalar ise geniş tabanlı çöküntü alanları özelliğindedir. Ovalar; Porsuk Çayı Vadisi, Kocasu Vadisi ve Simav Çayı Vadisi içinde değerlendirilebilir.

    Kütahya Ovası: İlin kuzeydoğusunda geniş bir çöküntü alanının tabanında yeralan ova, 93 km2 lik bir alan kaplamaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 930 m’dir. Yer yer genişleyen ve daralan Kütahya Ovası’nın en geniş yeri Merkez İlçenin yer aldığı Plato kıyısı ve Porsuk Çayı’nın ova dışına çıktığı kesim arası olup, yaklaşık 5.5 km’dir. Doğuya doğru gittikçe daralan ovanın genişliği İkizhöyük ve Siner köyleri arasında 1 km’ye iner. Ova ve çevresinde geçim kaynağı tahıl tarımı ve bir ölçüde hayvancılıktır. Ova ve çevresi yağış rejimi ve kurak dönem süresi açısından Marmara Bölgesi, bitki örtüsü bakımından ise Ege, Marmara ve İç Anadolu Bölgesi özelliklerini taşır.

    Yoncalı Ovası: Kütahya Ovası’ndan alçak tepelerle ayrılan Yoncalı Ovası’nın ortalama yükseltisi 1000 m’dir. Ovadaki sıcak su kaynakları, orta kesimlerdeki kuzey ve güney doğrultulu kırık hat boyunca sıralanmıştır. Ova düzlüğü, Felent Çayı ve kolları tarafından önce doğu-batı, sonra kuzey-güney doğrultusunda aşındırılmıştır.

    Köprüören Ovası: Kütahya Ovası’nın kuzeybatısında ve yine bu ova gibi kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan, buna karşılık daha küçük ve genişliği ile uzunluğu arasındaki fark daha az olan (uzunluğu 6 km, genişliği 4 km) Köprüören Ovası’nın yükseltisi 1000 m civarındadır. Felent Çayı ile sulanan ova, çayın güneyden gelen kollarının oluşturduğu birikinti konileri nedeniyle kuzeye doğru hafifçe meyillidir.

    Aslanapa ve Altıntaş Ovaları: Porsuk Çayı tarafından sulanan bu ovalar, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanır. Aslanapa ve Altıntaş ovaları geniş bir çöküntü alanının tabanında gelişmiştir. Altıntaş Ovası’nın ortasını kaplayan bataklık sonradan kurutulmuştur.

    Tavşanlı Ovası: Kütahya’nın kuzeyindeki Tavşanlı Ovası, Köprüören ve Kütahya ovalarından daha alçaktır. Ovanın denizden yüksekliği 840 m’dir. Akarsu ağının sıklığı, Tavşanlı Ovası’nın doğu kesiminin fazla girintili çıkıntılı olmasına yol açmıştır.

    Örencik Ovası: İlin orta kesimindeki bir çöküntü alanına yayılan bu ova, Aslanapa Ovası’ndan bir eşikle ayrılır. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan bu ovadan Kocasu kaynaklanır.

    Simav Ovası: Kütahya’nın güneybatısında yer alan Simav Ovası, bir çöküntü alanının tabanında oluşmuştur. Ova; kuzeyden Akdağ, doğudan Eğrigöz, güneyden ise Simav dağları ile çevrilidir. Uzunluğu 90 km olan ovanın Çaysimav - Kalkan köyleri arasındaki uzunluğu 15.5 km, bu kesimdeki genişliği ise 8.5-9 km’yi bulmaktadır. Ovanın en dar yeri 3 km ile Yeşilköy - Gökçeler köyleri arasındadır. Yükseltisi yaklaşık 800 m olan Simav Ovası’nın en çukur kesimini Simav Gölü’nün tabanı oluşturur.

    Platolar

    Yeryüzü şekilleri bakımından çeşitlilik arz eden Kütahya yöresinde, üç tane plato vardır.

    Sabuncupınar Platosu: Kütahya Ovası ile Eskişehir Ovası arasında bulunur. Bu plato üzerinde Frig Vadisi yer alır.

    Yazılıkaya Platosu: Kütahya ile Afyon illeri arasında yer alır. Sabuncupınar ve Yazılıkaya platoları Porsuk Çayı kolları tarafından parçalanıp meydana gelmişlerdir.

    Özbek (Sazak) Platosu: Merkez ilçenin güneyinde bulunan Yellice Dağı’nın eteklerinden itibaren başlayan Aslanapa Ovası’na kadar devam eden platodur. Yapısı kalkerli yapıdan meydana gelmiştir.

    c. Akarsular:

    Kütahya il alanı, Susurluk, Sakarya ve Gediz havzalarında kalmaktadır. Su toplama alanı 22.399 km2 olan Susurluk Havzası’nın yıllık ortalama su hacmi 4.16 milyar m3 dür. 529.455 hektardır. Ovalık alanı bulunan Susurluk Havzası’nda sulanabilecek alan miktarı 396.073 hektardır. Su toplama alanı 58.160 km2 olan Sakarya Havzası’nın yıllık ortalama su hacmi 4.09 milyar m3 tür. Havzanın ovalık alanı 2.075.100 hektar civarındadır. Gediz Havzası’nın su toplama alanı 18.000 km2, yıllık ortalama su hacmi 2.22 milyar m3 tür. 521.172 hektar ovalık alan bulunan havzada 386.013 hektar Sulanabilecek alan bulunmaktadır.

    Felent Çayıöprüören Havzası’nın kuzeybatısından Şahmelek yöresinde doğar, Enne Baraj Gölü’ne ulaşır. Daha sonra Kütahya’nın kuzeyinden Porsuk Çayı’na ulaşır. Uzunluğu 35 km, ortalama debisi 0.56 m3/s’dir.

    Porsuk Çayı: Porsuk Ovası’nın en önemli akarsuyu Porsuk Çayı’dır. Havza dışından doğan ve Çat Tepenin güneyinde havzaya giren Porsuk Çayı havza dahilinde Güvezdere, Çaydere ve Değirmendere’yi alarak Porsuk Baraj Gölü sahasına ulaşır. Porsuk Barajından çıktıktan sonra Kargın Deresi, Uludere ve Musaözü Deresini de alarak havzayı terk eder. Kuzeybatıda bulunan Koca Dere, Güvernaz Dere ve Kapaklı Dere, Yeniköy’de birleşir ve baraj gölü sahasına girer.

    Murat Çayı (Oysu): Murat Dağı’nın kuzeyinden doğar. Gediz Çayı’na ulaşır. Uzunluğu 35 km, ortalama debisi 2.5 m3/s’dir.

    Kureyşler Deresi: Yellice Dağı’nın batı eteklerinden doğan küçük debili kaynaklardan oluşur. Kuzeyden gelen Mantarlık, Kuruçayır, Oluklu, Eyrek ve Güvem derelerini içine alarak, Kureyşler Köyü’ne ulaşır. Bu noktadan sonra Çukurcaadaköy Boğazından Altıntaş Ovası’na ulaşır. Debisi 0.178 m3/s’dir.

    Kokar Çay: Dumlupınar ilçesi civarından başlar, Kızılca, Selkisaray ve Yıldırım Kemal İstasyonuna kadar batı-doğu yönünde akar. Daha sonra yön değiştirerek güneyden kuzeye akmaya başlar ve Beşkarış Köyü’nden ovaya ulaşır. Debisi 0.423 m3/s’dir.

    Avşar Deresi: Allıören Köyünün 3 km güneyindeki Karapınar ve Gökpınar kaynaklarından doğar. Zafertepeçalköy’ün doğusunda ani bir dirsek çizerek kuzeye doğru akmaya başlar. Bu noktada Çatak Deresi ismini alır, Karakaya ve Ürkmez Dere ile birleşerek Avşar Deresi ismini alır. Genişler Köyü ve Altıntaş ilçesinin 2 km kuzeybatısından Altıntaş Ovası’na ulaşır. Debisi 0.026 m3/s’dir.

    Gediz Çayı: Akkaya Köyü civarından doğar ve Akyarmadenoğlu ve Dereoğlu dereleri ile birleşerek Ege Denizi’ne ulaşır. İl sınırları içersindeki uzunluğu 45 km, ortalama debisi 82.5 m3/s’dir.

    Emet Çayı: Saruhanlar ve Aşıkpaşa köyleri yakınındaki kaynaklardan oluşup Kocadere adını alır. Doğanyakası Deresi ile Kayaköy altında birleşip Emet Çayı adını alır. Hisarcık, Emet ilçelerinden geçerek Uluçam Köyü yakınlarından il topraklarını terk eder. Uzunluğu 90 km, ortalama debisi 130 m3/s’dir.

    Bedir Deresi: Bedir Deresi güneybatı-kuzeydoğu yönünde akar. Yenisusuz’un 1 km kuzeyinden Çavdarhisar’dan geçerek, Zobu’nun 1 km güneydoğusundan akar. Barağı Deresi, İmam Deresi ve Çat Deresi ile birleşir. Ortalama debisi 0.178 m3/s’dir.

    Tavşanlı Çayı: Esatlar Köyü yakınındaki kaynaklardan doğar. Gökler Köyü’nün 2 km batısında Bedir Deresi ile birleşir, buradan kuzeye doğru akarak Tavşanlı Ovası’na ulaşır. İl sınırları içindeki uzunluğu 65 km, ortalama debisi 8 m3/s’dir.

    Simav Çayı: Gökçeler ve Muradınlar köylerinin güneyinde Kalkan Çayının bittiği yerden başlar, Beciler Köyünden sonra il sınırlarını terk eder. İl sınırları içindeki uzunluğu 40 km, ortalama debisi ise 68 m3/s’dir.

    Hamzabey Çayı (Kocaçay): Naşa kasabasının 5 km güneyinden doğar. Bedirler Köyü yakınlarında il sınırını terk eder, daha sonra Emet Çayı’na dökülür. Uzunluğu 45 km, ortalama debisi 31.46 m3/s’dir.


    İklimi

    Kütahya ili; Ege Bölgesi’nde yer almasına rağmen, denizden uzaklık ve yükseltiye bağlı olarak iklimi kıyı Ege’den daha farklıdır. Kütahya ve çevresinin iklimi Ege, Marmara ve İç Anadolu Bölgeleri arasında bir geçiş tipidir. İklim ve sıcaklık şartları bakımından, her üç bölgenin özelliklerini taşır. Sıcaklık şartları İç Anadolu, yağış şartları Marmara Bölgesi tesiri altındadır.

    a. Sıcaklık : İlde yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Kütahya ‘da yıllık sıcaklık ortalaması 10,5º dir. En sıcak aylar, temmuz ve ağustos, en soğuk aylar ocak ve şubattır. İlimizde ölçülen en yüksek sıcaklık, 38,6º dir. En düşük ölçülen sıcaklık ise –28,1º dir. Buradan da anlaşılacağı gibi, yıllık sıcaklık 66,7º ile büyük bir fark gösterir.

    b. Yağışlar: Kütahya’da yağışlar, karasal iklime bağlı olarak, kış, ilkbahar ve sonbaharda görülür. Yazları genellikle kuraktır. Yıllık ortalama yağış miktarı 565 mm.dir. En yağışlı ay aralık, en kurak ay ağustostur. Yağışların %38,8 i kış, %29,4 ‘ü İlkbahar, %12,5 ‘i yaz, %19,3 ‘ü sonbahar aylarında düşer. Kış aylarında, sıcaklığın düşük ve yükseltinin fazla olması nedeniyle yağışlar, genellikle kar şeklinde, diğer mevsimlerde yağmur şeklindedir. Kar yağışlı günlerin, yıllık ortalama sayısı 19 gündür. Kar kalınlığı ortalama 12 cm civarındadır.

    c. Basınç ve Rüzgarlar: Kütahya çevresinde ortalama hava basıncı, 904,7 milibardır. En düşük hava basıncı 873 milibar, en yüksek hava basıncı 928,4 milibardır. Kütahya, yaz aylarında bir alçak basınç merkezi olduğu için, özellikle kuzey sektörlü rüzgarlara açıktır. Kütahya’da hakim rüzgâr yönü, kuzeydir. Yıldız adlı kuzey rüzgârı, her yıl ortalama 2944 kez eser. Bunu kuzeybatıdan esen karayel izler. Daha sonra güneybatıdan esen lodos rüzgârı görülür. İlimizde ortalama rüzgar hızı 1,7 m/sn dir. Ölçülen en yüksek rüzgâr hızı değeri, kuzeybatıdan esen karayele ait olup 27,6 m/sn.dir.

    d. Göller ve Baraj Gölleri :

    Simav Gölü: İlimizin tek doğal gölüdür. İlçenin kuzeybatısında 5 km2 lik bir alana sahip olan gölün bir kısmı sazlık ve bataklıktır.

    Porsuk Baraj Gölü: Sulama ve taşkınları önleme amacı ile Porsuk Çayı üzerine kurulmuştur. Bir bölümü Eskişehir il sınırları içerisinde kalır. Yüksekliği 49,70 m. ve su depolama hacmi 525.000.000 m3 tür.

    Enne Baraj Gölü: Porsuk Çayı’nın bir kolu olan, Felent Çayı üzerinde kurulan Enne Barajından içme suyu olarak yararlanılmakta olup, Seyitömer Termik Santrali’nin soğutma ünitelerinde de kullanılmaktadır. Yüksekliği 24,50 m. olup, su depolama hacmi, 7.000.000 m3 tür.

    Kayaboğazı Baraj Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılan baraj göldür.

    Söğüt Baraj Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılan baraj göldür.

    Çavdarhisar Baraj Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılan baraj göldür.

    Yukarıda sözü edilen baraj göllerinin kapladığı alanlar iklime bağlı, yağışlar ve kar erimeleri miktarı ile orantılı olarak yıldan yıla değişmektedir.

    Bitki Örtüsü :

    İlimizde yer alan doğal bitki örtüsü Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin özelliklerini taşır. Kütahya’da kuru ormanlar çoğunluktadır. Bunu bozkır bitki toplulukları takip etmektedir. İlimiz ormanları, daha çok dağ eteklerindeki platolarda yer alır. Yerleşim birimlerine yakın ormanlık alanlar çeşitli amaçlarla bilinçsizce tahrip edilmiştir. Bu oran %2-3 civarındadır. Kütahya 1.279.000.000 hektarlık yüzölçümüne sahip olup bu alanın 611.592.000 hektarlık bölümü, orman sahasıdır. Sevinerek söyleyebiliriz ki, ilimizin %52,97‘sini ormanlık alanlar oluşturmaktadır. Orman alanlarımızın 296.464.000 ‘lik hektarı, %48’lik ekonomik değeri olan verimli ormanları oluşturur. Geri kalan kısmı ise, bozuk orman özelliği taşır.

    Kütahya’da Yer alan Ağaç Türleri

    %48 karaçam, %5 kızılçam, %1 kayın %14 meşe (Baltalık), %6 ardıç, %25 karışık orman, %1 sedir, kızılağaç, kestane, Kavak, köknardan ibarettir. Kütahya’da orman altı alanlarında toprak şartlarından dolayı bozkır bitki örtüsü hakimdir. Bozkır bitkileri içerisinde gelincik, yavşan, kuzukulağı, çoban çantası, aslanağzı gibi doğal bitkiler yer almaktadır.


    İlimizde Yetişen TOPÇAM
    ___________________

  3. #3
    Yönetici Ailesi
    RebelliouS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    KÜTAHYA'DA ALIŞVERİŞ


    İlimize girerken yada ayrılırken, Eskişehir yolu veya Afyon yolu güzergahında mola verme ihtiyacı duyduğunuzda uğrayabileceğiniz mekanlar, sevdiklerinize eş ve dostlarınıza almak istediğiniz hediyeler bulabileceğiniz yerler hakkındaki bilgileri bulacaksınız

    ]
    Dünyaca ünlü Porselen ve çinilerimizin bulunduğu satış mağazalarında alışveriş yapabilir, çeyizinizi alabilir yada sevdiklerinizi sevindirebilirsiniz...

    Bu mekanlar arasında Kütahya Porselen mağazamızda bulunan Saklı Dünya restaurant ya da Güral Porselen mağazamızda bulunan Güral Sofram restaurant dakahvenizi -------yabilir yada zengin yemek çeşitleri bulunan mönüsünden tadabilirsiniz.


    Yolunuzun üzerinde bulunan Kervansaray Çiniciler Çarşısından alacağınız hediyelerle sevdiklerinizi sevindirebilirsiniz... (Eskişehir Yolu)


    Eskişehir yolunda bulunan Yimpaş Mağazasında alışveriş yapabilirsiniz.

    Bu mekanlar arasında Yimpaş mağazamızda bulunan Yimpaş restaurant da kahvenizi -------yabilir yada zengin yemek çeşitleri bulunan mönüsünden tadabilirsiniz.


    1600'lü yıllarda Bozok yaylalarında ağaların sofralarında bulunan Testi Kebabı, odun ateşinde ve pişirilmiş topraktan testilerde sunuluyor.Bu kebabı tadabilirsiniz.

    Aynı zamanda Gözleme Salonu da bulunan Yimpaş restaurant da Kütahya' nın yöresel gözleme çeşitlerini de tadabilirsiniz.


    İlimize Afyon yolu güzergahından geldiğinizde Can Dinlenme Tesislerin de mola verebilirsiniz.

    Bu mekanda bulunan Şark köşesinde Türk kahvesi içmeye ne dersiniz.?


    Mekanın üst katında bulunan restoran da yemek ve dinlenme imkanı bulabilirsiniz.

    El emeği, göz nuru, duyguların desenlere taşındığı çinilerimizden zengin çeşitleri burada bulabilirsiniz. İster hediye, ister evinizin bir köşesini süsleyip gezi anılarınızı tazelesin istemez misiniz?

  4. #4
    Yönetici Ailesi
    RebelliouS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    İLÇELERİMİZ


    MERKEZ


    Kütahya Vazo


    Yerleşim tarihi yedi bin yıl önceye giden Kütahya, geçmişte bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İlin, Geç Miyosen dönemden başlayarak Neolitik, Kalkolitik, İlk Tunç Çağı, Hitit, Frig,Helenistik,Roma,Bizans,Selçuklu,Germiyan ,Osmanlı ve ilelebet sonsuza kadar yaşayacak olan Türkiye Cumhuriyetine kadar zengin bir kültürel mirası vardır.

    Kütahya’nın Roma Döneminde adının KOTIAEON olduğu yazılı kaynaklarda ve sikkelerde görülmektedir. Kütahya Bölgesinde yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalarda tespit edilen höyük (eski köy yerleşimi) ve anıtsal mezar yapı ve kalıntılardan oldukça yoğun bir yerleşime sahne olduğu anlaşılmaktadır.

    İlimiz topraklarına yerleşen en eski halk Hititler ve sonrasında Friglerdir. Küçük Asya olarak bilinen Anadolu’nun Frigya bölgesinin önemli kenti Kütahya, merkez, Ağızören’de yapılan kurtarma kazılarında, Hitit dönemine ait (M.S.17.y.y) mezarlığa rastlanmıştır. Frigya bölgesinde; Sabuncupınar, İnli, Söğüt, Sökmen, Fındık, Ahmetoluğu çiftliği, Ovacık- İnli gibi kaya yerleşim ve sığınaklarında Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar vardır. Tavşanlı- Harmancık karayolunun sağında Deliktaş’ta ise Friglerin işlediği anıtsal kaya anıtı (M.Ö.8.y.y) bulunmaktadır.

    Kütahya ili sınırları dahilinde kendi adına sikke basan şehir devletleri başta Kütahya olmak üzere, TİBERİOPLİS (Emet), SYNAUS(Simav), KADI (Gediz), ANKYRA Simav-Kiliseköy), ABYA (Altıntaş-Pınarcık), SOA (Altıntaş) gibi Roma kentleridir. KOTIAEION’un bu diğer şehir devletleri ile sıkı bir ticari ve ekonomik ilişkisi bulunmaktaydı. Kütahya kent merkezinde yapılan arkeolojik kazılarda Roma ve Bizans dönemlerinden mezarlık alanına rastlandıysa da, kentin mimarisine ait kalıntılara henüz rast gelinmemiştir. Hitit Devletinin yıkılmasından sonra, bölge Friglerin hakimiyetine geçmiştir

    Alyattes’in Lydia kralı olduğu dönemde, Kimmer egemenliğini yıkan Lydya’lılar yönetimi ele geçirdiler. M.Ö.546 da Anadolu’yu istila eden Persler, Lidya ordusunu yenilgiye uğrattılar M.Ö.334 yılında Biga çayı civarında Makedonyalı İskender, Persleri yenerek bölgede üstünlük kurmuş,onun ölümüyle Kütahya ve çevresi komutanlarından Antigonas’a geçmiştir. M.Ö.133 yılında ise Roma hakimiyeti altına girmiştir

    1078 yılında Anadolu Selçuklu devletini kuran, sanatsal değeri yüksek kaliteli seramikleriyle ünlü Hititlerin, barışçı bir toplum oldukları ve sanatçıları korudukları bilinen Friglerin, heykeltıraşlıklarıyla ünlü Roma ve Bizanslıların, anıtsal mimaride ileri gitmiş, edibi, şairi, mutasavvıfı bol Selçuklu, Germiyanlı ve Osmanlıların birikimini yansıtan Kütahya, tarihinin her döneminde önemli bir ilim ve kültür merkezi olma özelliğini sürdürmüştür.

    Masallar babası olarak bilinen Ezop'un doğum yeri olarak bilinir Kütahya. 14.y.y da Germiyanoğulları Beyliğinin başkenti, Anadolu Beylerbeyliğinin merkezi ve şehzadelerin (Yıldırım Bayezid ve II.Selim) valilik yaptığı kent olarak Osmanlı tahtının staj yerlerindendir. Ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin de memleketi olan Kütahya, Osmanlı sarayına gelin verdiği II.Yakup beyin kız kardeşi Devlet Hatun'un sayesinde sürekli İmparatorluğun himayesini görmüştür. Kütahya'dan yetişen çok sayıda bilim adamı ve sanatkar, şehzadelere hocalık yapmıştır. Bu durum, saray kültürünün Kütahya'da da yaşanmasını sağlamıştır.

    17 Temmuz 1921 tarihinde Yunan işgaline uğrayan Kütahya, Türk ordularının 26 Ağustos’ta başlattığı Büyük Taarruzla kesin zafer elde etmiş, sonsuza kadar yaşayacak Türkiye Cumhuriyetinin temelleri burada atılmıştır. Büyük önder Gazi Mustafa Kemal ‘’Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir İleri’’ emrini Dumlupınar İlçesinde vermiştir

    Döner Gazino


    ALTINTAŞ



    Coğrafi Durum ve Doğal Yapı :

    Altıntaş ilçesi Kütahya il merkezinin güney doğusunda ve 49 Km. uzaklığındadır. Yüzölçümü itibariyle 905 Km2 lik bir alanı kapsar. Batı yönü Murat Dağları, Doğu-Kuzey-Güney yönlerini geniş bir düzlük olarak Altıntaş ovası teşkil eder. Akarsu olarak Porsuk çayını besleyen Beşkarış ve Yeşilyurt çayları vardır. İklimi yazları sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlıdır. İlçe Kuzeyden Kütahya-Merkez, Güneyden Dumlu-pınar İlçesi, Doğudan Afyon ve bağlı İhsaniye İlçesi, Batıdan, Aslanapa ve Gediz İlçeleri ile çevrilidir. Oysu-Saraycık Köyleri civarında önemli bir orman varlığı da mevcuttur

    Tarihçe :

    Altıntaş yöresinde Kalkolitik buluntuların yanı sıra İlk Tunç Çağ’ına tarihlenen yerleşim yerlerine rastlanmıştır. Antik dönemde adı SOA olarak sikke ve yazılı kaynaklarda geçmektedir.Bu bölge arkeolojik açıdan en zengin bölgemizdir.Antik yerleşim tespit edilen yerler; Akçaköy, Çayırbaşı, Gecek, Yayla, Gökçeler, Üçhöyük, Altıntaş, Alibeyköy, Yalnızsaray, Oysu, Pınarcık, Aykırıkçı, Osmaniye, Beşkarış, Çakırsaz, Erenköy, Sevdiğin, Genişler,Yenikaraağaç köylerindedir. Bu antik yerleşim yerlerinin İlk Tunç çağından bu yana iskan gördüğü anlaşılmaktadır.

    Ayrıca bölgede zengin mermer yatakları rezervlerinin bulunması nedeniyle, antik dönemde de bu mermer ocaklarının işletildiği, yakınındaki AIZANOI antik kentinin tüm mermerlerinin buradan getirildiği bilinmektedir.Arkeoloji dünyasında bilinen kapı tipi mezar taşları ile ünlüdür. Pınarcık (antik adı Abya) bir Roma şehir devleti olup kendi adına sikke basmıştır. Osmaniye köyünde Müze Müdürlüğü tarafından yapılan arkeolojik kurtarma kazısında Roma dönemine (M.S.II-III.y.y) ait bir anıtsal mezar ortaya çıkarılmıştır.

    Sultan II.Bayezid zamanında çıkan Şah kulu ayaklanması sırasında, Osmanlı güçleri isyancılarla burada karşılaşmış ve ayaklanma bastırılmıştır. Germiyanoğlu II.Yakup’un yaptırdığı İmaretin (1411712) (halen Çini Müzesi) girişindeki taş vakfiyede Altıntaş’tan da bahsedilmekte, burada satın aldığı yerleri belirtmektedir.

    Kurtuluş Savaşı sırasında ‘’Başkumandan Meydan Muharebesi’’ savaş idare merkezi olarak kullanılan ve en şiddetli çarpışmaların geçtiği yer Çalköy’dedir. Milli Park sınırları içinde, Tarihi sit alanı olarak ilan edilmiştir


    İdari Yapı ve Nüfus :

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı resmi olmayan geçici sonuçlara göre, ilçe nüfusu 25.262 dir. Nüfusun 6.418’ i İlçe merkezinde, 18.844’ ü ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezi, 5 mahalleden ibaret olup, ayrıca 33 köy, 2 belde ve 1 köy bağlısı bulunmaktadır.

    Kültür,Turizm ve Spor :

    İllçede tarihi ve kültürel özelliği bulunan anıtlar ve yapılar şunlardır : Başkomutan Meydan Savaşının yapılıp kazanıldığı gerçek mekan olan Zafertepeçalköyde Zafer Anıtı, Şehit Sancaktar (Meçhul Asker) Anıtı, Yüzbaşı Şekip Efendi Anıtı.

    Selçuklu Eserleri :
    Çakırsaz Hanı,
    Altıntaş Köyü Kemerli Köprü,

    Germiyan Beyliği eserleri :
    Alıncık ve Işıklar Türbesi,

    Tarihi Bilinmeyenler :
    Akçaköy Aziz Dede Türbesi
    İlçe merkezinde Seyit Hamza Türbesi

    İlçenin doğusunda yer alan Çal Tepesi’nde Romalılardan kalma antik bir tiyatro ile harabe haline gelmiş yerleşim merkezi bulunmaktadır.İlçede sayısız höyük ve çok eski devirlerde kullanılmış antik mermer ocakları bulunmaktadır.

    Altyapı ve Ulaşım :

    İlçe merkezi Kütahya’ya 49 km. mesafede olup Eskişehir-İzmir, Denizli-İstanbul yol güzergahın-dadır. İlçenin tüm köyleri elektrik, su, yol ve telefon gibi hizmetlerden yararlanmaktadır.

    ASLANAPA



    Coğrafi Durum ve Doğal Yapı :

    Kütahya’nın güney batısında yer alan, İl merkezine 40 Km. uzaklıktaki İlçenin yüzölçümü 659 Km2 dir. Rakımı 980 metredir. Yeryüzü şekilleri bakımından dağlar Ovalar ve yaylalarla kaplıdır. Bitki örtüsü Makilik ve ormanlıktır. Ormanlarda çam ve meşe ağaçları hakimdir. İklimi karasal iklim karakteri taşır. Ayrıca Ege bölgesi ile İç Anadolu bölgesi arasında geçiş bölgesi olduğundan geçiş iklimi özelliği de gösterir.

    Tarihçe :

    Aslanapa en eski yerleşim yerlerindendir. Merkez, Örenköy, Ortaca, Aslıhanlar, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin köylerinde tespit edilen yerleşim yerleri ve Tümülüsler (anıtsal mezar yapıları) bulunmaktadır. Bu yerleşin yerlerinden en eskisinin İlk Tunç Çağına (M.Ö.300-2500 yılları) kadar gittiği tespit edilmiştir.

    İlçeye bağlı Karadiğin ve Ortaca köylerinde tespit edilen ve Müze Müdürlüğünce yapılan kurtarma kazılarında altı adet tümülüsün M.Ö.6.y.y’a ait olduğu buluntulardan anlaşılmıştır. Göynükören’deki taş ocaklarının Roma döneminde işletildiği ve buradan taş kesildiği izlerden anlaşılmaktadır. Altıntaş, Bizans döneminden sonra Türklerin eline geçmiş, Germiyan ve daha sonra da Osmanlının egemenliğine girmiştir.

    İdari Yapı ve Nüfus :

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı resmi olmayan geçici sonuçlara göre İlçe nüfusu 13.066’dır. Nüfusun 2352’si İlçe Merkezinde, 10.714’ü ise köylerde yaşamaktadır. İlçe Merkezi, 2 mahalleden ibaret olup, ayrıca 32 köy ve 1 köy bağlısı bulunmaktadır.

    Kültür,Turizm ve Spor :

    Aslanapa Belediyesine ait Halk Kütüphanesi okuyuculara hizmet sunmaktadır. Aslanapa Spor Kulübü amatör ligde faaliyet göstermektedir.

    Altyapı ve Ulaşım :

    İl merkezine 40 km uzaklıkta bulunan Aslanapa İlçesi Kütahya - Gediz Devlet Karayoluna 5 Km mesafededir. Yol, su, elektrik, kanalizasyon ve telefon hizmetlerinden yararlanmayan beldemiz kalmamıştır.

    ÇAVDARHİSAR

    AIZONAI - ZEUS TAPINAGI


    ANTiK BORSA


    Coğrafi Durum ve Doğal Yapı :

    Kütahya’nın güney batısında yer alan İlçenin yüzölçümü 298 Km2, rakımı ise 1004 metredir. Arazi genellikle ovalık ve bazı kesimleri de ormanlardan oluşmaktadır. İlçede Ege ile İç Anadolu’ nun karasal iklimi hakimdir.

    Tarihçe :

    Penkalas ırmağının yukarı kesiminde tanrıça Meter Steunene’nin kutsal mağarası civarında yaşayan Frigya’lıların öncülü olarak antik kaynaklarda adı geçen Azan adlı mitoloji kahramanının, su perisi Erato ile efsanevi kral Arkas’ın birleşmesinden ortaya çıktığı sanılmaktadır. İşte bu mitoloji kahramanından adından, Aızanoı kentinin adı kaynaklanmış olabilir.Aızanoı antik Frigya’ya bağlı olarak yaşayan Aizinitis’lerin ana yerleşmeleriydi.

    Kentin yüksek platosu üzerinde Zeus tapınağı çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö.3.Bin yıllarından yerleşme tabakaları ortaya çıkmıştır. Yakın zamanda ovanın birçok yerinde saptanan yerleşme tepeciklerinden biride, Anadolu’nun en erken dönemlerinde bu ana kutsal alanın yerindeydi. Helenistik dönemde bu bölge değişimli olarak Bergama’ya ve Bithinya’ya bağlı iken M.Ö.133 tarihinde Roma hakimiyeti altına girmiştir.

    M.Ö.2/1.y.y.dan ilk sikkeler bilinmekte AIZANEITON olarak adı geçmektedir. Roma İmparatorluk döneminde , tahıl ekimi, şarap ve yün üretimi sayesinde zenginleşmiş ve ünü bölge sınırlarını aşmış olan Aızanoı’de kesin kentleşme bulgularına ancak 1.y.y. sonlarına doğru rastlanmaktadır. Erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi iken 7.y.y dan itibaren önemini yitirmiştir. Tapınak düzlüğü Ortaçağ’da hisara dönüştürülmüştür.Sel çuk Beyliği döneminde Çavdar Tatarları boyu tarafından üs olarak kullanılmıştır.(13.y.y) Bu yüzden buraya Çavdarhisar adı verilmiştir.1970 yılından bu yana sistematik Arkeolojik kazı çalışmaları sürdürülmektedir.

    İdari Yapı ve Nüfus :

    2000 yılı Genel Nüfus Sayımı resmi olmayan geçici sonuçlarına göre İlçe nüfusu 15.218 dir. Nüfusun 5.162 si İlçe merkezinde, 10.056 sı ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezi, 4 mahalleden ibaret olup, ayrıca 22 köy ve 1 belde bulunmaktadır.

    Kültür,Turizm ve Spor :

    Kütahya’ya 58 km uzaklıkta bulunan Çavdarhisar, Uşak-İzmir Devlet Karayolu üzerinde kurulmuş bulunmaktadır.

    İlçeye bağlı 1 Belde ve 20 Köy mevcut olup, bu köylerden Efeler, Gökler, Çat ve Çakmak Köyleri hariç diğer köylerin yollarının tamamı asfalt kaplamadır. İlçeye bağlı köylerin ulaşım, içme suyu, elektrik ve haberleşme hizmetleri açısından önemli bir problemi bulunmamaktadır. Çamköy, Doğancılar ve Yeşildere köylerinde kanalizasyon şebekesi mevcut olup, diğer köylerde çalışmalar devam etmektedir

    Altyapı ve Ulaşım :

    Tahmini olarak İlçeye yılda 3000 civarında yerli ve yabancı turist gelmektedir. İlçeye Turistlerin konaklayabileceği otel, motel gibi tesisler olmadığından turizm hareketi günü birlik yaşanmaktadır.

    DOMANİÇ



    Tarihi Mizik Çamı


    Tarihi

    Ilçenin yerlesim tarihi M.Ö. 5500-3500 yillarina kadar uzanmakta olup, merkez ve köylerinde Bizans dönemine ait mezar tasi vb. kalintilar bulunmaktadir. Ilçeye ait ilk kesin bilgiler 13.yy. aittir. Bu dönemde Bizans hakimiyeti altinda bulunan Domaniç I.Alaattin Keykubat tarafindan 13. yüzyilin son çeyreginde Sögüt ile birlikte Ertugrul Gazi liderligindeki Kayi Boyu'na yayla olarak verilmistir. Bu dönemden sonra Ilçe topraklari Kayi Asireti Yörükleri tarafindan yayla olarak kullanilmistir.

    Domaniç'in ilk adi Hisarköy'dür. Sürmeliçukur'dan Anadolu'ya gelen Ertugrul Gaziye yaylak olarak verildiginde yöreyi gören Ertugrul Gazinin; �Bu yayla duman içinde Duman-içi yaylalari bizim yurdumuzdur.� dedigi Duman-içi ifadesinin zamanla Domaniç halini aldigi ilçenin isminin de buradan geldigi söylenmektedir.

    15 Temmuz 1921 tarihinde Yunan isgaline ugrayan Ilçe, 5 Eylül 1922'de isgalden kurtulmustur.1926 yilinda meydana gelen büyük bir yanginla Ilçe Merkezi tamamen yanmistir.

    Domaniç; Osmanli Imparator-lugu ve Cumhuriyet döneminde uzun yillar nahiye olarak Bilecik Ili-Sögüt Ilçesine, Bursa Ili-Inegöl Ilçesine ve 1932 yilinda da Kütahya Ili-Tavsanli Ilçesine bagli kalmis, 1 Nisan 1960 tarihinde Kütahya Ili'nin 6. Ilçesi olmustur.

    Osmanli Devleti'nin kurucusu olan Osmanli Ailesi, Oguzlar'in Kayi Boyu'na mensuptu. Oguz Türkleri, Türk Dünyasinin en önemli gruplarindan birisidir. Yirmidört boydan meydana gelir. Bu yirmidört Oguz Boyu'ndan biri de Kayi Boyu idi.

    Kayilarin bir kismi Türkiye Selçuklu Sultani I. Alâeddin Keykubat döneminde Anadolu'ya geldi. Selçuklu Sultani bunlari önce Ankara'ya yakin Karacadag yöresine yerlestirdi. Daha sonraki yillarda (XIII.YY. ortalari) buraya yerlesenlerin bir kismina Sögüt ve Domaniç bölgeleri yaylak ve kislak olarak verildi. Sögüt ve Domaniç'teki Kayi Boyu'nun basina XIII.YY. sonlarina dogru Ertugrul Bey geçti.

    Kayilarin, Bizans surlarina yakin bir bölge olan Domaniç'e yerlestirilmesinin sebebi; Selçuklu sinirlarini Bizans akinlarina karsi korumada basarili olmalaridir. Ertugrul Bey ve oglu Osman Bey burada zamanla güçlenmis ve giderek zayiflayan, Ilhanli Devleti'nin esaretinde kalan, Selçuklu Devleti'ne karsi bagimsizlik ilan ederek Osmanli Devleti'ni kurmustur.

    Domaniç'te Çarsamba Köyü'nde, Osman Gazi'nin Annesi'ne ait oldugu tahmin edilen Hayme Hatun Türbesi bulunmaktadir. Bu türbenin varligi da Osmanlilarin ilk Yerlesim yerlerinden oldugunu kanitlamaktadir.

    Coğrafi Durum ve Doğal Yapısı

    Kütahya'nin kuzeyinde yer alan ilçenin yüzölçümü 1.240 km2 rakimi 870 metredir. Yeryüzü sekilleri bakimindan daglar ve ormanlarla kaplidir. Bitki örtüsü çam ve kayin ormanlarindan olusmaktadir. Iklim bakimindan karasal iklim kusagindadir.

    İdari Yapı ve Nüfus

    Ilçe nüfusu 19.560 dır. Nüfusun 4.673'ü Ilçe merkezinde, 14.887'si köylerde yasamaktadir. Ilçe merkezinde 4 mahalle olup, ayrica 32 köy, 1 belde ve 8 köy baglisi bulunmaktadir.

    Ekonomik ve Sosyal Yapı

    Ilçe halkinin büyük çogunlugu SSK emeklisidir. Halen Tunçbilek linyit madenlerinde çalisanlar olup, gençlerin büyük bir çogunlugu Bursa Inegöl Ilçesindeki fabrikalarda mobilya isçisi olarak çalismaktadir.

    Ilçe topraklarinin yaridan fazlasi ormanlar ile kapli olup, geriye kalan arazi de tarima elverisli degildir. Tarimdan gelir elde edilememekte, halk, tarimi genellikle kendi ihtiyaçlarini karsilamak üzere yapmaktadir. Son yillarda süt ve besi sigirciligi, koyun ve alabalik üretimine ilgi artmistir.

    Eğitim ve Sağlık

    1 Imam Hatip Lisesi, 1 lise olmak üzere 23 egitim kurumunda 2.474 ögrenci ve 132 ögretmenle egitim ögretim devam etmektedir. Ilçemizde 1994 yilinda açilmis olan Dumlupinar Üniversitesi'ne bagli Domaniç Meslek Yüksek Okulunda 385 ögrenci ögretim görmektedir.

    1 SSK dispanseri, 9 saglik ocagi ve 3 saglikevi'nde toplam 4 hekim, 1 diş hekimi 1 Sosyal Hizmet uzmanı 6 saglik memuru, 2 çevre sagligi teknisyeni, 2 hemsire, 2 ebe, 1 soför ve 2 hizmetli ile saglik hizmetleri yürütülmektedir

    Kültür, Turizm ve Spor

    Ilçede Ilçe Halk Kütüphanesi mevcut olup; okuyuculara hizmet sunmaktadir. Ormanlarimiz piknik ve kamp alani olarak Turistik kullanmaya uygundur. Ilçe merkezinde 1 adet spor kulübü ve 1 adet de turizm ve folklor arastirma dernegi faaliyette bulunmaktadir.

    Altyapı ve Ulaşım

    Il merkezine 90 km. uzaklikta bulunan Ilçemizi ile baglayan yolun Domaniç-Tavsanli arasi dar ve bozuk olup yolun yapilmasi gerekmektedir. Ilçeyi Bursa Inegöl'e baglayan yolun Domaniç-Kocayayla arasi bakimsiz ve bozuk olup bu yolda da islah ve karla mücadele çalismalari yapilmasi gerekmektedir.

    Devletin temel altyapi hizmetlerinden; yol, su, elektrik ve telefondan tüm ilçe halki faydalanmaktadir.

    SARI KIZ EFSANESi

    Sefa köy üstündeki Dikili Kayi'ya çikanlar, dogu yönüne baktiklarinda Domaniç'i ve köylerini daglarin sinirlari içinde görürler.Destani bilenler bu cografi duruma dikkatle baktiklarinda Ergenekon'u hatirlayabilirler. Su, agaç, yesillik... Domaniç'te her an görülen unsurlardir. Bunlarla içiçe yasarsiniz.Tabii tarihle de.

    Kutlu Kayi boyunun fidani bu topraklarda dikilmis, suyunu buradaki pinarlardan alarak beslenmis, çinar dualarla büyümüs ve dünyanin dört bir yanina dallarini uzatmistir.

    Hayme Ana, Ertugrul Gazi, Osman Bey... Domaniç'in her kösesinde canli hatiralarla yasiyor. Halk, bu hatiralari kutsal emanetler gibi nesilden nesile aktariyor. Düzenlenen kültürel faaliyetlerde yüzyillardan beri her yil birkaç defa tekrarlaniyor.Domaniç ve çevre halki kendi topraklarinda yasayan ve yasatilan ulu-kisilerle övünç duyuyor.

    Kayi Boyu, Domaniç'e 1235 yilinda geldi. Buraya yerlestirmelerinin temel sebebi Domaniç'in uç olmasi, Çarsamba'da baspiskoposlugun bulunmasi idi. Domaniç, karis karis, tepe tepe fethedildi. Fetih Türk'e özgüdür. Neticesinde toprak, vatan olur. Daga tasa Türkçe isimler verildi.

    Ve menkibeler, efsaneler yer isimleri ile iliskilendirildi

    Sari Kiz Efsanesi Domaniç'te, Tavsanli'da Senlik Köyünde, Kütahya'da, Eskisehir'de, Afyon'da, Balikesir'de, degisik varyantlari ile anlatilir. Ama hepsinde Sari Kiz'in güzelligi, su, ermislik... ortak özelliklerdir.

    Sari Kiz'in babasi; bazen Kral Midas veya Alaaddin Keykubat, bazen bir hoca veya yoksul bir köylüdür.

    Sari Kiz; Karakeçili Türkmenleri arasinda yaygin bir efsanedir. Sari Kiz; güzelligi, iffeti, temizligi ifade eder. Bu durum O'nu ermislige kadar yükseltmistir.
    Efsanenin sonu bazen masallarda oldugu gibi mutlulukla sonuçlanir. Bazi efsanelerde ise sonuç hüsrandir.

    Ama sonu ne olursa olsun, bu efsane insanlarla beraber sonsuzluga kadar yasayacaktir.

    Simdi bu efsaneleri görelim:

    DOMANIÇ SARIKIZ EFSANESI

    Bursa-Keles taraflarinda bes erkek kardesin bacisi olan Sari Kiz güzelligi ile çevrede dillere destandir. Sari Kiz'in yüz güzelligi, endami yaninda iyilikseverligi de herkeste hayranlik uyarmaktadir. Delikanlilar onunla evlenmek için can atmaktadir.

    Ama Sari Kiz'in evlenmek gibi bir düsüncesi yoktur. O'nun bu düsüncesi yanlis yorumlanarak dedi-kodu yapmaya sebep olur. Yalan ve kötülük insanin cevherinde yok ise dedi-kodu yapilmasi ne gam. Ancak bes civanmert delikanli, kiz kardesleri hakkinda ileri-geri konusulmasina dayanamazlar. Çevreden kulaklarini doldururcasina; - sunlara bakin bir de adam gibi geziyorlar, diye söylenirler. Sari Kiz'in kötülügünü gören yoktur. Evlenmemesi ve ara-sira ortadan kaybolmasi dedikoducu insanlarin konusmalarina sebep olmaktadir.

    Güzeller güzeli Sari Kiz en çok agabeylerinin, anne ve babasinin üzülmesine dayanamamaktadir. Bir günahi ve suçu yoktur ki onu telafi etsin. Insanlarin agzi torba degildir ki büzsün.

    Aile meclisi toplanir. Agabeyleri, ruhunun da yüzü gibi temiz ve güzel olduguna inandiklari Sari Kiz'i Domaniç Ilicaksu'daki hocaya göndermeye karar verirler. Böylece dedi-kodu belli bir müddet sonra bitince bacilarini geri getireceklerdir.

    Sari saçli, gül endamli Sari Kiz, gecenin en karanlik vaktinde agabeyleri tarafindan yola çikarilir. Sari Kiz bagri kaba çalili tepelere bakar, göremez. Her gün su doldurdugu çesmeye bakar, göremez. Gördügü koyu bir karanliktir. Gittigi yer gibidir. Karanlik, binbir mechuliyeti içinde saklamaktadir. Geçmis ve gelecek türlü suallerle birbirine karisir. Ama O ., kaderine razidir.

    Agabeyleri dogruluguna ve dürüstlügüne inandiklari hocaya bacilarini emanet ederler. Sari Kiz, bilmedigi bir çevrede, tahmin edemeyecegi gelecegine teslim edilmistir.

    Saatler gün, günler ay olur. Ilicaksu'yun üzerine günes dogar ve batar. Her dogus binbir umutla baslar. Her batis bir muhasebeyi, kâr-zarar durumunu düsündürür. Birbirini tanima zamani geçince, ruh hallerini tahlil etme vakti baslar.

    Sari Kiz'in bazi davranislarina anlam veremezler. Hele aradiklarinda bulamayinca akillarindan yüzlerce yorum geçer. Sonunda Hoca ve esi, dedikodu yapilacagindan korkarak Sari Kiz'in agabeylerine Ilicaksu'ya çok acele gelmeleri için haber gönderirler.

    Hoca ve esi Sari Kiz'in ara-sira kayboldugunu belirterek �Bacinizi alip götürün derler.

    Agabeyleri alelacele Sari Kiz'in odasina girerler. Sari Kiz, kirk kiz ile beraber Husu içinde namaz kilmaktadirlar. Sari Kiz ile beraber kirk kiz sirlarinin ortaya çikmasinin telasi ile disari firlarlar.

    Simdiki suyun basinda bulunan kayanini içine girerek kaybolurlar. Tam bu sirada kayanini dibinden su çikmaya baslar. Kisa sürede su Ilicaksu derelerini doldurur. Suyun içinden her an çikan su kabarciklari Sari Kiz ile kirk kiz'in soluklaridir. Zira onlar ermislere karismislardir

    Ahmet URFALI - Tavsanli Anadolu Ögretmen Lisesi Müdürü

    DUMLUPINAR




    DUMLUPINAR’DA ŞEHİT ASKERİN MEZARI BAŞINDA

    Bu kabarmış toprağa yüzünü sür, kucakla;
    Elbette bağı vardır “olmuş”un “olacak”la.
    Dudağa değer gibi şimdi alnı her erin,
    Bu havada ruhları dolaşır şehitlerin.
    Biz, bu kutsi havanın içinde var olmuşuz,
    Biz bununla yoğrulmuş, biz bununla dolmuşuz.
    Sadece dövünmedik “Vatan! İstiklâl!” diye
    Sakarya boylarından çıktık Kocatepe’ye;
    Bu yol ki hürriyetin, kurtuluşun yoludur,
    Zincirsiz yaşamanın tek çıkar yolu budur.
    Bir daha nikah kıydık sevgili hürriyete;
    Kahramanlık Tanrıdan vergidir bu millete..

    Bir damla asil kanda bin mucize saklıdır,
    Bu topraklar Türklüğe inanmakla haklıdır.
    Akdeniz’e tank gibi koştu bütün kağnılar,

    Ey sevgili istiklâl, ey güzel Dumlupınar!
    Elbet yiğit olanlar layık böyle toprağa;
    Selam şanlı orduya, selam şanlı8 bayrağa.
    Selam istiklal için çarpışana, ölene,
    Selam toprağa düşüp ölürken de gülene...

    Selam ey Başkumandan Mustafa Kemal selam;
    Emanetin yaşıyor, güven, imanımız tam:
    Omuzlarımız hisar, başlarımız burç yurda,
    Can vermeye ant içtik hepimiz tek uğurda....

    Bir tarihten gelinir, bir tarihe gidilir;
    Yaşamak isteyenler savaşmasını bilir.
    Zamanın, kahramanlar gelebilir hakkından,
    Bize sesler geliyor uzaklardan, yakından.
    Duyuldu mu bir kere –Haydi silah başına!-
    Yeniden girişiriz istiklâl savaşına...

    Ödü varsa düşmanın, meydan açık, hazırız:
    Bu toprakta biz doğduk, biz yaşadık, biz varız!
    Kından sıyrılmış kılıç, top ağzında mermiyiz,
    Dumlu çocuklarıyız, hiç yoldan döner miyiz?

    Söz verip baş koymuşuz: İstiklâl bize haktır,
    Buna göz diken düşman, çıksın: Kahrolacaktır!

    Osman ATİLLA

    Coğrafi Durum ve Doğal Yapı :

    Dumlupınar ilçesi, Ege Bölgesi'nin doğusunda, Kütahya ilinin güney doğu bölümünde yer alır. Kütahya-Uşak-İzmir karayolu ile Afyon-Uşak-İzmir demiryolu üzerinde bir platoda kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1222 m.'dir. Yüzölçümü 305 km. karedir.
    İç Batı Anadolu eşiğinde yer alan Dumlupınar'ın, iklimi geçiş iklimi karakteri gösterir. Yazları serin ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır. (özellikle kar) Gece ile gündüz arasındaki ısı farkı oldukça fazladır.

    Tarihçe :

    Yerleşim tarihi çok eskiye giden Dumlupınar’da tespit edilen en eski yerleşim yerleri arasında; Kızılcaköy, Merkez,Ulualan, Yörük, Allıören, Ağaçköy, Arpalı gibi yerler bulunmaktadır. Allıören Höyüğün İlk Tunç çağında (M.Ö.3.000-2500) yerleşim olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Yine bu bölgede Roma döneminden kalma Nekropol alanları bulunmaktadır.

    Selçuklu devletinin akıncı beylerinden Cafer Gazinin Bizans üzerine akınlar yaptığı sırada şehit düştüğü, şu andaki Dumlupınar’daki Şehitliğin bulunduğu tepede yakın zamana kadar mezarının olduğu bilinmektedir. Kaçak kazılar sırasında bu mezar tahrip edilmiştir. Kurtuluş savaşında önemli bir merkez olmuş ve tarih sayfalarına Afyon-Dumlupınar Muharebeleri olarak geçmiştir. Halen Mili Park sınırları içinde yer alan bu bölge aynı zamanda Tarihi sit alanı olarak tescillidir

    İdari Yapı ve Nüfus :

    2000 yılı Genel Nüfus Sayımı resmi olmayan geçici sonuçlara göre, İlçe nüfusu 5490 dır. Nüfusun 3.301 'i İlçe merkezinde 2.189' u ise köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezinde, 4 mahalle olup, ayrıca 10 köy ve 1 köy bağlısı bulunmaktadır.

    Kültür,Turizm ve Spor :

    Dumlupınar'ın , Kurtuluş Savaşı-mızda çok büyük bir yeri vardır. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun gelecek kuşaklara aktarılmasında çok büyük bir öneme sahiptir. İlçenin tamamına yakını "Tarihi Sit Alanı" olarak tescil edilmiştir.

    Büyük Taarruzun 70. yıldönümü olan 26 Ağustos 1992 yılında " Dumlupınar Şehitliği" büyük bir törenle hizmete açılmıştır. Ayrıca İlçe merkezinde "Atatürk Evi", " Dumlupınar Anıtı" ve " Başkomutan Tarihi Milli Park Müzesi" vardır.

    Altyapı ve Ulaşım :

    İlçenin elektrik şebekesi 1970 yılında yapılmıştır. İlçe merkezinin içme suyu Murat Dağı'ndan getirilmiş, köylerinin tamamı da içme suyu şebekesine kavuşturulmuştur.

    İlçe merkezini il merkezine bağlayan yol asfalt olup, 83 km.dir. Yolun çok dar ve virajlı olması nedeniyle özellikle kışın ulaşımda güçlük çekilmektedir. Toplam 142 km. köy yolu ağı olup,bunun büyük bir bölümü asfalttır. Ayrıca ilçenin demiryolu ulaşımı da mevcuttur

    EMET



    Emet Kaplıcaları

    Coğrafi Durum ve Doğal Yapı :

    Ülkemizin İçbatı Anadolu bölgesinde yer alan Emet İlçesinin yüzölçümü 1046 km2' dir. Doğusunda Çavdarhisar, batısında Simav, güneyinde Hisarcık ve kuzeyinde Tavşanlı İlçeleri yer almaktadır. Rakımı 888 metredir. İlçenin belli başlı yükseltileri Emet-Simav doğal sınırını meydana getiren 2072 metre yüksekliğinde Eğrigöz dağı, 1850 metre yüksekliğindeki Gölcük dağı ve 1800 metre yüksekliğindeki Düşecek dağıdır. İlçe sınırları içerisindeki Örencik Ovası, İlimizin de önemli ovalarındandır. Şaphane dağından çıkan Emet Çayı ilçenin en büyük akarsuyudur. İlçenin iklim yapısı çeşitlilik gösterir. Ege, Marmara ve İç Anadolu Bölgesi iklim tipleri arasında bir geçiş iklimine sahiptir

    Tarihçe :

    Emet’in ilk yerleşim tarihi Kalkolitik (M.Ö 5000) dönem sonrası Tunç çağından bu yana sürmektedir.Bu yörede Bithinya dışında tüm Anadolu’da rastlanan tipik Troya pişmiş toprak kap örnekleri tespit edilmiştir.Eğrigöz’de bulunan Roma dönemi kalesi Bizans döneminde de kullanılmış olup sarp bir yerdedir. Emet’in antik dönemlerde isminin TİBERİOPOLİS (Tiberius’un şehri) olduğu yazılı kaynaklarda ve sikkelerde belirtilmektedir.

    Selçuklu ve Osmanlı döneminde önemini korumuş bir ilçemizdir. Osmanlı döneminde voyvodalık olan Emet, bir ara Simav’a bağlanmıştır. Emet 1921 yılında Yunan işgaline uğramış acı ve zulüm dolu günlerden sonra 27 Nisan 1922’de Emet’te saldırıya uğrayan Yunanlılar intikam için geri gelmişler ve Cevizdere’de tekrar bozguna uğramışlardır.Bu olaydan bir hafta sonra Yunan birlikleri yeniden gelmişler ve Emet’i yakıp yıkmışlardır. Emet 3 Eylül 1922 de özgürlüğüne kavuşmuştur.

    İdari Yapı ve Nüfus :

    2000 yılı Genel Nüfus Sayımı resmi olmayan geçici sonuçlara göre, İlçe nüfusu 45.059 dur. Nüfusun, 19.350 'si ilçe merkezinde, 25.079 'u ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezinde 7 mahalle olup, ayrıca 33 köy, 1 bucak, 6 belde, 21 belde ve köy bağlısı bulunmaktadır.

    Kültür,Turizm ve Spor :

    İlçenin en önemli kültür faaliyeti, "3 EYLÜL" kurtuluş ve bağımsızlık günüdür. Bu organizasyon 1940 yılından beri devamlı olarak yapılmaktadır. İlçede yer alan kültürel ve tarihi eserler arasında Kazıklı Voyvodanın bir süre zindanda tutulduğu rivayet edilen Eğrigöz kalesi, miladi 1905 yılında Osmanlılarca yapılan Merkez Ulu Cami sayılabilir.

    İlçede 1 Halk Kütüphanesi, 1 Gülten - Cevdet Dayıoğlu Çocuk Kütüphanesi, 500 kişilik modern bir kapalı spor salonu, futbol sahası ve halı saha Emet halkına hizmet vermektedir.

    Altyapı ve Ulaşım :

    Emet ilçesi, İl Merkezine 93 km. mesafededir. Köy yollarının 178 km' si asfalt, 98 km' si stabilize kaplamadır. 33 köyde kapalı şebeke içme suyu, 19 köyde kanalizasyon şebekesi mevcuttur.

    İlçe Merkezinin alt yapı sorunu bulunmamaktadır.

    GEDİZ


    Coğrafi Durum ve Doğal Yapı :

    İlçenin yüzölçümü 1733 Km2, Denizden yüksekliği 736 metredir. Kütahya - Uşak - İzmir karayolu güzergahında bir transit merkezidir. Kütahya İline 98, Uşak İline 57 Km. mesafededir. İlçenin en yüksek yeri Murat Dağıdır. Gediz Nehri ve Porsuk Çayı bu dağın eteklerinden doğarlar. İlçenin iklimi İç Anadolu - Ege iklimi karakterini taşır.

    Tarihçe :

    Gediz en eski yerleşim yerlerindendir. İlk Tunç Çağ ve Hitit (M.Ö.1800-1200) dönemlerinde iskan gördüğü höyüklerde yapılan yüzey araştırmasından anlaşılmaktadır. Çavdarhisar’daki AIZANOI antik kentinde yaşayan halk ile ticari ve ekonomik bağı bulunmaktaydı. Kendi adına sikke basan ve sikkeler üzerinde KADOHNON olarak (KADI) adı geçen Gediz, Roma döneminde (M.S.II.-III.y.y) Aızanoı gibi bir şehir devletiydi. Atina Olimpiyatlarının küçük bir benzeri burada yapılıyordu. Sikkeler üzerinde SEBASTA OMOBOMIA olarak bu oyunlar yazılmıştır.

    Murat dağları eteğinde olması nedeniyle antik kaynaklarda bu dağın adı DİNDAMOS olarak geçmektedir. Afrodit’in buraya geldiğinden bahsedilmektedir.Gediz’de tespit edilen eski yerleşim yerleri ve mezarlık alanları olarak ; Eski Gediz, Fırdan,Gökler, Yenikent, Ece, Altıntaş,Gümüşlü, Yağmurlar, Çeltikçi, bulunmaktadır. Bizans döneminde piskoposluk merkezi olmuş,Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde sancak olarak yönetilmiştir.

    1429 tarihinde Osmanlı’ya geçmiştir.1911 yılında önemli bir yangın geçirmiştir.5 Ağustos 1920 de Yunan işgaline uğramıştır. Abide olarak biline Kocahan’da çarpışmalar olmuş Yunan kuvvetleri bozguna uğratılmıştır. Bu savaşta şehit olanlar için bir abide dikilmiş ve Kocahan adı ‘’ABİDE’’ olarak değiştirilmiştir. 1Eylül 1922 de düşman işgalinden kurtarılmıştır.

    İdari Yapı ve Nüfus :

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı resmi olmayan geçici sonuçlara göre, İlçe nüfusu 95.869 dur. Nüfusun 27.503' ü İlçe merkezinde, 68.366' sı ise, belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezinde 9 mahalle olup, ayrıca 51 köy, 14 belde ve 36 mahalle ve köy bağlısı bulunmaktadır

    Kültür,Turizm ve Spor :

    Kültür Varlıkları olarak İlçenin Eskigediz Beldesinde tarihi hamam, su kemeri ve köprü bulunmaktadır. Yine Abide Köyünde Abide Şehitliği adı altında şehitlik bulunmaktadır.

    Gediz İlçesinde Merkez Belediyesine ait Ilıca Kaplıcası ile Turizm Bakanlığına ait Murat Dağı Kaplıcaları bulunmaktadır. Ilıca Kaplıcasından dört mevsim, Murat Dağı kaplıcasından yaz sezonunda yararlanılmaktadır. Yine Murat Dağı'nda Kızılay'a ait dinlenme ve gençlik kampı bulunmaktadır.

    İlçede şehir stadı, semt spor sahası, halı saha, Eskigediz spor sahası ve Yeşilçay futbol sahası olmak üzere dört adet tel örgü ihatalı spor sahası ve 250 kişilik bir adet kapalı spor salonu bulunmaktadır. Gediz İlçesini 1.Amatör kümede 9 takım, 2'nci amatör kümede ise 6 takım temsil etmektedir. 15 klüpte toplam 715 lisanslı oyuncu mevcuttur.

    Altyapı ve Ulaşım :

    İlçe Merkezi Kütahya-Uşak-İzmir karayolu güzergahında bir transit merkezidir. Kütahya İl merkezine 98 Km.dir. Bu yolun tamamı asfaltla kaplıdır. İlçenin altyapı sorunu bulunmamaktadır. Kasaba ve köylerinin 30 adedinin yolu asfalt kaplama olup, 21'inin stabile kaplamadır. 16 adet köyde kanalizasyon olup, 35 köyde kanalizasyon bulunmamaktadır. Ayrıca köylerin tamamında içme suyu mevcuttur.


    HİSARCIK



    Coğrafi Durum ve Doğal Yapı :

    Hisarcık ilçesi İç batı Anadolu bölgesinde (İç Ege) yer almakta olup yüzölçümü yaklaşık 329 KM2 dir. Doğu ve Kuzeyinde Emet İlçesi, Güneyinde Gediz ve Simav İlçeleri, Batısında Simav İlçesi bulunmaktadır. Arazi yapısı dağlık ve engebeli bir karakterde olup, denizden ortalama yüksekliği 825 M. dir. İlçede toplam 31.819 Ha. Orman alanı bulunmaktadır. Şaphane Dağından doğan Emet çayı İlçe sınırları içinden geçmektedir. Ege ve İç Anadolu iklimlerinin (geçiş iklimi) özelliklerini taşıyan Hisarcık'ta yazlar sıcak ve kurak kışlar soğuk ve yağışlıdır.

    Tarihçe :

    Hisarcık adını buradaki Kale’den almaktadır. Bölgede yapılan yüzey araştırmalarında Hasanlar Beldesinde Roma dönemi yerleşimi tespit edilmiştir.Yenipınar köyünde bir sur duvarı ile çevrili yerleşim alanı bulunmaktadır.Yüzey buluntularına göre Frig( M.Ö.850) dönemindendir. Hisarcık İlçesi, Kocaçay yakınlarında Osmanlı dönemi mezarları tespit edilmiştir. Hisarcık yakınlarında Tiberiopolis antik kentinin olduğu kaynaklarda ve sikkelerde yer almaktadır.

    İdari Yapı ve Nüfus :

    2000 yılı Genel Nüfus sayımı resmi olmayan geçici sonuçlara göre İlçe nüfusu 23.412 dir. Nüfusun 7.388'i İlçe merkezinde, 16.024'ü ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezinde 5 mahalle olup, ayrıca 21 köy, 4 belde ve 5 mahalle ve köy bağlısı bulunmaktadır.

    Kültür,Turizm ve Spor :

    İlçeye bağlı Hamam köy de bulunan Termal Sular bir çok hastalığa iyi gelmektedir.

    Yine ilçede Hisarcık Belediye Spor kulübü bulunmakta olup Birinci amatör kümede mücadele etmektedir.

    Altyapı ve Ulaşım :

    Hisarcık ilçesi Kütahya'ya 110 Km. mesafede olup, ilçenin komşu ilçelere bağlantı yolları asfalttır. İlçede Telefonsuz, elektriksiz köy bulunmamaktadır.


    PAZARLAR


    Coğrafi Durum ve Doğal Yapı :

    Coğrafi ve doğal yönden güzel bir görünüm ve yerleşim alanına sahip Pazarlar ilçenin, deniz seviyesinden yüksekliği 900 m, yüzölçümü ise 182 km2 dir. Arazi bakımından engebeli bir görünüm arz etse de arazinin % 85'i ekilip dikilmeye elverişlidir.

    Bölgede Ege, İç Marmara ve Batı Anadolu iklimlerinin ettikleri görülmektedir. En düşük ısı Ocak ayı içerisinde -8, en yüksek ısı ise 34 derece ile Temmuz ayı sonlarındadır. Yıllık yağış ortalaması 380 mm'dir.

    Pazarlar ilçesi, Kütahya il merkezine 135 km. mesafe olup, Kütahya'nın Güneybatısında yer almaktadır. Doğusunda Şaphane İlçesi, Güneyinde Manisa İli Selendi İlçesi, Kuzeybatısında ise Simav İlçesi ile komşudur.

    Tarihçe :

    Simav ilçesine çok yakın olması nedeniyle Simav tarihi ile yakın ilgisi vardır. Önceleri Simav İlçesine bağlı idi. Antik dönemlerde Synaus ile yakın ticari ve ekonomik ilişkisi olduğu tahmin edilmektedir. Roma ve Bizans dönemine ait kalıntılar bulunmaktadır. Pazarlar çevresindeki Ekitçe, Derinceöz, Pazarcık ve Çelce yerleşim yerlerinde yaşayan halkın bugünkü yerleşim yeri Pazarlar’a gelmesi oluşmuştur. 1429 dan önce Germiyanoğullarına ve daha sonra Osmanlı İmparatorluğuna bağlanmıştır.

    İdari Yapı ve Nüfus :

    2000 yılı Genel Nüfus Sayımı resmi olmayan geçici sonuçlara göre ilçe nüfusu 14.448 dir. Nüfusun 6.606 'sı İlçe merkezinde, 7.842'si ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezinde 6 mahalle olup, ayrıca 6 köy, 2 belde ve 3 mahalle ve köy bağlısı bulunmaktadır.

    Kültür,Turizm ve Spor :

    Pazarlar İlçesinde 1994 yılından beri, her yıl Haziran ayında Altın Kiraz ve Vişne Festivali düzenlenmektedir.


    Altyapı ve Ulaşım :

    Simav-Kütahya karayoluna 5 Km yol ile bağlanmaktadır. Pazarlar halkı, Telefon, Yol, Su ve Elektrik gibi temel alt yapı hizmetlerinden faydalanmaktadırlar.

    SİMAV



    Coğrafi Durum ve Doğal Yapı :

    Kütahya ilinin batısında yer alan Simav ilçesinin yüzölçümü 1557 km2 rakımı 800 m.dir. Simav, Ege ve Marmara Bölgeleri arasında bir sınır konumundadır.

    Tarihçe :

    Simav yöresinde Kalkolitik Çağ ve İlk Tunç çağından kalma buluntular ele geçmiştir. Şimdiki Boğazköy yakınında Ankyra (Kiliseköy) ve Simav’ın adını aldığı Synaus antik kenti bu ilçemizdedir. Kendi adına sikke basan bir şehir devleti idi. Simav hem bir dağ eteğinde yamaçta kurulmuş hem de göl kenarındadır.. Boğazköy’ün bulunduğu göl arazisi sonradan kurutulmuş olup şimdilerde tarım arazisi olarak kullanılmaktadır

    Roma ve Bizans yerleşimlerinin olduğu höyükler yüzey araştırmalarında tespit edilmiştir.

    Süleyman Şah zamanında Germiyanoğlu topraklarına katılmış ve sonra dan II.Yakup’un vasiyetiyle 1429 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Simav kurtuluş savaşı döneminde işgalcilerle milli güçler arasında iki kez el değiştirmiştir. 4 Eylül 1922 de İlçe işgalcilerden kurtarılmıştır.

    İdari Yapı ve Nüfus :

    2000 yılı Genel Nüfus sayımı resmi olmayan sonuçlara göre, İlçe nüfusu 124.152 dir. Nüfusun 37.279'u İlçe merkezinde 86.873' ü ise, bucak, belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezinde 16 mahalle olup, 71 köy, 1 bucak, 21 belde ve 42 mahalle ve köy bağlısı bulunmaktadır.

    Kültür,Turizm ve Spor :

    Simav ilçesinde kaplıca turizmi gelişmiştir. Toplam 700 yatak kapasiteli oteller ve apart şeklinde konaklama tesisleri mevcuttur. Ayrıca ilçe merkezinde 2200 konut jeotermal kaynaklı ısıtma sistemi ile ısıtılmaktadır. Eynal Kaplıcaları sağlık turizmi açısından ülkemizin sayılı tesislerinden biri olarak kabul edilmektedir. Eynal kaplıcaları suyunun muhtelif hastalıklara iyi geldiği ifade edilmektedir

    Altyapı ve Ulaşım :

    İlçenin eşya ve yolcu taşımacılığı karayolu ile yapılmaktadır. İlçe ekonomisinin canlanmasını engelleyen en önemli faktör karayollarının yetersiz olmasıdır.

    İlçe içinde bulunan cadde ve sokaklar asfalt ve beton parke ile döşenmiştir.


    ŞAPHANE



    COĞRAFİ DURUM VE DOĞAL YAPI

    Kütahya’nın Güney batısında yer alan İlçenin yüz ölçümü 251 km2 dir. 2120 m. Yüksekliğindeki adını aldığı Şaphane dağının batı eteklerine kurulmuştur. Engebeli bir araziye sahiptir. Akdeniz iklimiyle, karasal iklim arasında geçiş özelliği gösteren bir iklime sahiptir.

    TARİHÇE

    Simav yakınlarında olması nedeniyle antik dönemde Synaus şehir devleti egemenliği altında bulunduğu tahmin edilmektedir. Dolayısıyla Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olduğu, kalıntılardan bilinmektedir.13.-14.yy da Germiyanoğulları beyliği egemenliği altındaydı.1429 yılında Osmanlıya geçmiştir.

    Şaphane bugünkü şap sitesi yerinde Kayran mevkiinde Boncuktaş adı ile kurulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Şap deve kervanları ile Balkan devletlerine ve Fransa’ya gönderilerek yerine şeker ve ipekli kumaş getiriliyordu.Bu dönemde İstanbul’a bağlı Şaphane-i Amire Müdürlüğünce işletiliyordu.

    İDARİ YAPI VE NÜFUS

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı resmi olmayan geçici sonuçlara göre ilçe nüfusu 12.761 dir. Nüfusun 5.456 sı ilçe merkezinde, 7.305’i ise belde ve köy bağlısı bulunmaktadır.

    EKONOMİK VE SOSYAL YAPI

    İlçe ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. İlçe merkezinde bulunan Dostel A.Ş adındaki şap fabrikasının da ilçe ekonomisine büyük katkısı bulunmaktadır.

    İlçeye bağlı belde ve köylerde besicilik ve özellikle süt hayvancılığı önemli ölçüde yapılmaktadır. İlçe merkezi belde ve köylerde özellikle vişne kiraz ve elma büyük miktarda üretilmektedir. Özellikle.

    KÜLTÜR TURİZM SPOR

    İlçe merkezinde Kültür Bakanlığına bağlı 1 Halk Kütüphanesi ile Meslek Yüksek Okulu ve Çok Programlı Cumhuriyet Lisesi bünyesinde 1’er adet kütüphane bulunmaktadır.

    İlçe merkezinde yapım tarihi tam olarak bilinmeyen tarihi Kocasey----ah Camisi bulunmaktadır.

    İlçe merkezinde 1 adet futbol sahası ile voleybol ve basketbol sahaları mevcuttur

    TAVŞANLI



    Coğrafi Durum ve Doğal Yapı :

    Kütahya'nın Kuzey Batısında yer alan Tavşanlı İçesi Marmara ve Ege Bölgelerinin birleşim yerindedir. İlçenin yüzölçümü 1804 km2 rakımı 86 mt.dir. İlçe alanının %56.9 una tekabül eden 102 hektarlık kısmı ormanlık, ve bitki örtüsü olarak da oldukça zengindir. Bölgede karasal ve kısmen Ege ikliminin etkisi görülmektedir.

    Tarihçe :

    Adranos çayı yakınlarında kurulan Tavşanlı İlçe merkezinde bölgenin en büyük höyüklerinden birisi olan Tavşanlı Höyük yer almaktadır. Ayrıca bölgede eski yerleşim yerlerinden Başköy,Tepecik, Kuruçay, Gazelyakup, Köprücek, Moymul, Karacakaş, Kayı, Örenköy, Beyköy, Göbel’de antik köy yerleşimleri ve buralarda yaşayanların anıt mezarlarına ait buluntuları vardır. Tunçbilek beldesinde kömür ocaklarında Kalkolitik döneme (M.Ö 5000) ait kalıntılara rastlanmıştır. Bizans egemenliğinden sonra Germiyanoğullarına geçen Tavşanlı, daha sonra Osmanlı hakimiyeti altına girmiştir. Tavşanlı merkezde sivil mimarlık örneği evlerin özgün ve güzel örneklerini görmek mümkündür.

    İdari Yapı ve Nüfus :

    2000 yılı Genel Nüfus Sayımı,resmi olmayan geçici sonuçlara göre, ilçe nüfusu 100.539 dur. Nüfusun 47.174 'ü İlçe merkezinde, 53.365'i ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezinde 14 mahalle olup, ayrıca 96 köy, 7 belde ve 23 belde ve köy bağlısı bulunmaktadır.

    Kültür,Turizm ve Spor :

    Tavşanlı, çok eskiye dayanan zengin bir kültürel yapıya sahiptir, İlçenin çeşitli yörelerinde yapılan araştırmalarda yerleşimlerin tarihin ilk çağlarda başladığı, neolitik ve eski tunç dönemlerine ait buluntulara rastlanılmıştır.

    İlçe Merkezine 5 km mesafede frig kaya mezarı, henüz kazı yapılmamış Tavşanlı höyüğü ve yakın çevredeki üç höyük mevcut bulunmaktadır.

    İlçe merkezi yerleşim alanı içerisinde mevcut tarihi binalar, Tavşanlı evleri kültür ve tabiat varlıkları olarak tespit ve tescilleri yapılarak korumaya alınmış kültürel değerlerdir.

    Ülkemizin kültür ve tabiat varlıkları arasında önemli bir yere sahip olan Orman kaynakları içerisinde, Vakıf köyü ve civarında EHRAMİ KARAÇAM (Pinus Nigra Pyramidata - Pinus Nigra Şeneryana) ağaçları ile kaplı 685 Hektar miktarındaki Ormanlık alan 28.05.1993 tarih ve 2873 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Milli Parklar Kanunun 3.maddesinin 2. paragrafına göre Tabiat Koruma Alanı olarak korumaya alınmış zaman zaman yurt içi ve yurt dışından gelen ziyaretçiler tarafından gezilmektedir.

    İlçe merkezine 6 km mesafede çıkan ve Tavşanlı Belediyesince işletilen Göbel Kaplıcası muhtelif hastalıklara şifa vermektedir.
    İlçemizde Şehir Stadyumu, Semt sahası, kapalı spor salonu ve dört adet halı saha bulunmaktadır, 1. ve 2. Amatör Kümeye ait 29 spor kulübü faaliyet göstermektedir.

    Altyapı ve Ulaşım :

    İlçe İl merkezine 48 km. uzaklıkta bulunmaktadır, Toplam 96 köyden 42 sinin yolu asfalt, 54 ünün yolu stabilize kaplamadır. Köylerde altyapı hizmetleri iyi düzeydedir.

    22 köyde tek hatlı telefon acenteliği olup diğer köylerin tamamında telefon görüşmeleri otomatik santral ile yapılmaktadır.
    İlçe'den İzmir'i Kütahya üzerinden Ankara'ya bağlayan demiryolu geçmektedir

  5. #5
    Yönetici Ailesi
    RebelliouS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Birazda Foto



  6. #6
    Yönetici Ailesi
    RebelliouS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    KÜTAHYA'DA EL SANATLARI


    1-KÜTAHYA VE ÇİNİCİLİK:

    Kütahya’ nın sembolü olan ve onu bütün dünyaya tanıtan çinicilik, önemli bir sanat kolu olmanın yanı sıra, Kütahya’ da aynı zamanda bir geçim kapısıdır. Geçmişi Friglere kadar uzanan seramik yapımı zaman içinde sürekli gelişme göstermiştir.

    Kütahya' da seramik sanatı 14.yy. 'ın son yarısında kırmızı hamurlu malzeme ile başlamıştır. Motifleri ve renkleri o dönemin İznik çinileri ile benzerlik göstermektedir. Bu ilk örneklerde kobalt mavisi, manganez moru, firuze ve siyah renkler kullanılmıştır. Renkler İznik işlerine nazaran daha koyu tonlardadır ve bu özelliği ile Anadolu Selçuklu çinileri ile benzerlik gösterirler. Kırmızı hamurlu seramiklerden mavi-beyaz imalata geçiş Kütahya' da İznik ile aynı zamana ve 15. yy. ortalarına rastlar. Kırmızı hamur yerine beyaz, sert hamurlu porselene benzer mavi-beyaz seramiklerle yepyeni, şahane bir üslup başlar. Kütahya çiniciliğinin 16 ve 17.yy.' daki durumu, hakkında teferruatlı bir


    16.yy. 'ın son yarısında İznik çiniciliği canlı ve parlak renklerle gelişen en son ve en parlak devrine ulaşmıştır. 17 .yy .da Kütahya çiniciliği hakkında, kendisi de Kütahya' lı olan Evliya Çelebi bilgi vermektedir. Kütahya çinilerinden bahsederken; kase ve fincanı ve günagün (türlü türlü) maşraba ve güzeleri (çömlekleri) ve çanak ve tabakları bir diyara mahsus değildir (benzeri görülmemiştir). İznik 'te çini sanatının tamamen kaybolduğu 18.yy.da Kütahya atölyeleri İznik' in aradan çekilmesi ile hız kazanarak kuvvetli bir üslupla serbest fırça işi, çok sevimli modern anlayışlı yepyeni bir seramik sanatı geliştirmişlerdir.


    Sert beyaz hamurlu, sır altı tekniğinde yapılan bu seramikler, fincan, sarf, kase, hokka ve matara kapaklı ibrik, kulplu ve kulpsuz kupa, gülabdan, kandil, sürahi, buhurdanlık, limonluk, süs topuzları ve tabaklar gibi küçük boy zarif seramikler, serbest ve hafif fırça süslemeleri ile klasik seramiklerden farklı mahalli bir sanat karakteri taşırlar. Bunlar damavi, kırmızı, sarı, mor, yeşil, eflatun, lacivert renklerle küçük çiçekler, bitki motifleri, yapraklar, sarmaşıklar, damlalar ve madalyonlardan ibaret bir süsleme görülür bunun yanında kuş balık ve mahalli kıyafette insan figürleri kullanılmıştır. Ancak 18.yy. ikinci yarısında renkler ve motifler ve şekil bakımından Kütahya çinilerinin kalitesi bozulmuştur. Bu kötü gidiş uzun süre devam etmiştir. 1905' de Kütahya' da vali (mutassarruf) olan ve çini süslemeli kagir hükümet konağını yaptıran Giritli Fuat Paşa, daha sonra merkeze gönderdiği bir raporda şunları yazmıştır; "Kütahya' da üç asır evvel üç yüzü mütecaviz (aşkın) çini imalathanesi varmış. 1795 tarihinde imalathanelerin sayısı yüze inmiş. 1902 senelerine doğru Hafız Emin ve Hacı Minasyon Efendilerin imalathaneleri de kapanmıştır. II.Dünya Harbi esnasında ihtiyaç karşısında Kütahya çiniciliği bir defa daha canlanmış olup, bu gün de gelişimi sürdürmektedir. İznik çiniciliği ise tamamen ölmüştür. Ancak İznik' te kurulan Çinicilik Fakültesi sayesinde yeniden canlandırılmasına çalışılmaktadır.

    Kütahya' da ise Endüstri Meslek Lisesi çinicilik bölümüne ilaveten bir "Seramik Yüksek Okulu" nun açılmış olması olumlu bir gelişmedir. Bu konuda Ressam Ahmet Yakuboğlu Bey' in ifadeleri adeta çiniciliğimizin fotoğrafını çekmektedir. "Çinicilik asıl milli ve manevi sanatımızdır. En garip devrinde dahi adeta milli bir dava gibi vazgeçilmemiş ve üzerinde sebatla, feragatla çalışılmış, Kütahya' nın bugün dünya çapında bir sembolü olmuştur. Bu işte ressamlardan, tezyinatçılardan bir ordu, zevkle ve hevesle kendini bu işe adamıştır. Güzel sayfalar, vitrinler, birbiri peşi sıra caddeli adeta ışıltılı bir cennet döndürmektedir. Hususi atölyelerde hem istidatlı gençler yetişmekte, hem de güzel zevkli, zengin renklerle çiniden, kıymetli eserler meydana getirilmektedir. Bunun yanında, yıllarca hasreti çekilmiş birde "Porselen Sanayi" doğmuştur. İçeriden dışarıdan Iüzümsuzluğu gösterilen menfi gayretlere rağmen, bu estetiğe yönelik iş kolu da olan özel teşebbüsün zaferi ile Kütahya' ya kazandırılmıştır. Esasen burada bir "Nakkaşlar Ordusu'' her daim temel unsur olarak bu işleri göğüslemeye amade bulunmuştur. Yeter ki onların huzurla çalışabileceği zemin hazırlansın... Önlerine düşen iş sahibiyle san'atkarının aralarındaki birbirine muhabbet saygının baharına samyeli dokunmasın.'' Bu görüşlere ve bu dileğe harfiyen katılmamak mümkün mü? Kütahya çinileri bugün dalga dalga tüm dünyaya yayılıyor.. İstanbul' un kapalı çarşısından Akdeniz sahillerinin hediyelik eşya satan dükkanlarına, oradan Nevşehir' e, Kapadokya' ya kadar her yerde yurdumuzu ziyarete gelen turistlere pırıl pırıl, gülen bir çehre ile gülümsüyor, "Hoşgeldiniz" diyor. Sonra turistin çantasında bizleri temsil etmeye devam etmek üzere yola çıkıyor. Bizim el emeğimiz, göz nurumuz, gururumuz, uğurumuz olarak...

    Günümüzde yurdumuzun ihraç malları arasında yer alan, desen ve renk zenginliği kazanan çiniciliğimiz, bilhassa 1980' li yıllardan itibaren önemli bir gelişme göstermiştir. Günümüzde küçüklü büyüklü beş yüze yakın atölyede üretilen çiniler Türkiye ve dünyada bir çok evi süslemekte, yeni yapılan camii ve mescidler Kütahya çinileriyle güzelliğine güzellik katmaktadır. Çini sanatımızın gelişip yaygınlaşarak devam ettirilmesi, yerli yabancı birçok insanın takdirini kazanmaktadır.Bunlardan birinin N.Nur Avlupınar' ın görüşlerini aktarırsak söylemek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.

    "Asırlar boyu çeşitli devirlerin farklı zevk ve üslup uygulamalarıyla değişen... Türklerin İslamiyeti kabulü ile erişilmesi zor bir zirveye ulaşan çini sanatımız, devlet çapındaki gerileyiş ve duraklayışa paralel olarak iniş ve çıkışlar arz etse de, o günleri geride bırakmış ve akıp gelmişlerdir. Atalar yadigarı bu milli, tarihi malzemeyi şerefle yaşatan hatta bayraktarlık yapan Kütahya; taşıdığı yükün ağırlığını müdrik görünüyor. Bir "irfani gelenek" halinde sürüp gidecek olan Kütahya çinciliği, dileriz yeni nice usta sanatkara ilham verip, mektep olacak gayreti de gösterir. Hem gösterecektir de... Çünkü kaynağı aşk olan topraklar, daima bereketlidir; meyveleri de boldur." Kütahya çinciliği, geçmişiyle, bugünüyle başlı başına bir araştırma konusu olacak genişliktedir. Dileriz böyle bir çalışma yapılır.

    Alıntı:
    cindycate tarafından gönderildi.
    1 - Kütahya Çini Sanatı



    Kütahyanin simgesi ve onu bütün dünyaya tanıtan "Çinicilik" Kütahya 'da önemli bir sanat olmanın yanında bir geçim koludur da.
    Kütahya 'da Friglerle başlayan seramik yapımı Bizans Devri sonuna kadar sürekli gelişme göstermiştir. Kütahya 100 yılı aşkın bir süre Selçuklularla Bizanslılar arasında tampon bölge olarak kalmıştır. Bu devirde çinicilik Bizans ve Selçuklu Sanatının özelliklerini birlikte kullanmıştır. Daha sonra Beylikler Devrine giren Kütahya 'da Osmanlı etkisi görülmeye başlamıştır.
    1314 tarihli Vacidiye Medresesindeki Abdülvacit Efendinin Sandukasında 1428 tarihli Yakup Bey Türbesi 'nde ilk Osmanlı Devri renkli sırlı çini tuğlalar kullanıldığı görülmektedir. 15. yy. Osmanlı seramik ve çini sanatı mavi beyaz grubu çinileri ile dikkati çeker. Bu orijinal mavi beyazlar Hisarbey Camii (1487), Kükürt Köyü Camiin (1697) de görülmüştür. 15. yy mavi beyaz çiniler Kütahya 'nın bazı yapıları yanında İstanbul ve Kudüs mimari eserlerinde de kullanılmıştır. 16.yy da Kütahya Çini ve Seramik sanatı faaliyetlerinin yavaşladığı görülmekle beraber İstanbul ve diğer önemli merkezlerde yapılan mimari eserlerde Kütahya çinilerinin kullanıldığı görülür. 1528 - 1529 tarihli Gebze - Çoban Mustafa Paşa Türbesinde, 1522 tarihli Manisa Valide Sultan Camiinde, Topkapı Sarayının çeşitli ünitelerinde Kütahya mavi beyaz çinileri kullanılmıştır.
    Günümüzde ihraç malları arasına giren desen ve renk zenginliği kazanan Kütahya Çiniciliği olumlu bir yoldadır. 30 kadar irili ufaklı atölyede yapılan çalışmalar sonucu yapılan çiniler Türkiye ve Dünyanın pek çok eserini süslemektedir.

    2- Kütahya 'da Çinicilik Yöntemleri
    Çinicilikte kullanılan hammaddeler, Kütahya ve komşu illerden sağlanmaktadır. Bu hammaddeler, plastik ve plastik olmayanlar diye ikiye ayrılır. Plastik hammaddeler grubuna "Kırklar Toprağı", "Gri Bilecik Kili", "Maya" ve "Çamaşır Kili", Plastik olmayan hammaddeler grubuna "Çakmak Taşı", "Beyaz Bilecik Kili" ve "Tebeşir" girmektedir.
    Bu hammaddelerin belli oranlarda karıştırılmalarıyla "Çark", "Döküm" ve "Pres" diye adlandırılan üç tür harman hazırlanır. Çark harmanında; düz duvar tabağı, vazo, saksı ve şekerlik, döküm harmanında; biblo, bardak, tabak ve küllük, pres harmanında; düz yada desenli duvar plakaları yapılır. Ocaklardan gelen hammaddeler önce öğütülür, çakmak taşı ile bir değirmende kuru olarak karıştırılır. Plastik hammaddeler harman yapılarak, havuzlarda 1-2 gün bekletildikten sonra elek ya da bezden geçirilerek 20-25 gün dinlendirilir. Plastik olmayan hammaddeler de kaynatılarak süzülür ve harmana eklenir. Dinlendirilmiş harman, kapalı suyu alındıktan sonra alçı kalıplara dökülür yada eski fırın plakaları üzerine yayılır. Böylece, harmanın bileşimindeki su oranı ile plastik maddelerin bileşimindeki su oranı eşitlenir. Döküm harmanı, çoğunlukla imalathanelerdeki çark harmanında hazırlanır. Kimi imalathanelerde, çark harmanına belli oranlarda çakmak taşı eklenir. Pres harmanı ise, kuru olarak hazırlanır.

    Harmana "Çark", "Torna", "Döküm" ya da "Pres" ile biçim verilir. Çarkların çoğu ayak ile işletilir. Pres kalıplarının çoğu ahşaptır. Alçı kalıplarında kullanılan alçının niteliği çok düşük ve teknoloji ilkeldir.
    Kurutma, kışın kapalı yerlerdeki raflarda, yazın ise açık havada yapılır. Plakalar püskürtme, diğer ürünler daldırma yoluyla sırlanır.
    Değişik büyüklükte tuğlaların dizilmesi ile silindir biçiminde yapılan fırınlar, ateş hane ve pişirme bölümlerinden oluşur. Pişirme bölümünde raflar kurutulmuştur. Ateş hane bölümünün her iki yanında, sırçanın pişirildiği, pişirme bölümünün "Göz" penceresinden kontrol edilir. Pişirme sıcaklığı 11-14 saatte 800 - 950 dereceye ulaşır. İlki daha düşük ısıda olmak üzere "Çift Pişirme" uygulanır. Çini yapımında kullanılan boyalar yerli ve yabancı kaynaklardan sağlanır.


    Yerli boyalar, genellikle oksitlerden yapılan açık yeşil, turkuaz, kırmızı ve siyah, yabancı boyalar ise sarı, koyu yeşil ve laciverttir. Boyama, sulama ve pişirme ilkel yöntemlerle yapıldığından zayıf türdeş olmayan ve birbirine karışan değişik renkler oluşturulur.

    ÇİNİ DESENLERİNİN YAPILMASINDA BAŞLICA YÖNTEMLER

    Sır Altı Tekniği
    Kapların fırınlanmadan önce bezenmesine dayanan teknik. Bu teknikte bezeme, yüksek ısıya dayanıklı boyalarla doğrudan kabın üzerine yapılır. Daha sonra üzerine sır çekilen kap, yüksek ısıda fırınlanır. Fırınlama sırasında sır saydamlaşır ve altındaki bezeme ortaya çıkar. Kobalt mavisi, yüksek ısıya en dayanıklı renk olduğu için sır altı bezemede en çok kullanılan renk olmuştur. Bu teknik daha çok Osmanlılar’ca kullanılmıştır.

    Sır Üstü Tekniği
    Kapların fırınlandıktan sonra bezenmesine dayalı tekniktir. Genellikle saydam olmayan sırlar kullanılır. Sırın üzerine bezeme yapıldıktan sonra kap, düşük ısıda bir kez daha fırınlanır. Fırınlama sırasında desenler ısıyla yumuşayan sırın altına geçer. Bu teknik daha çok Selçuklular’ca kullanılmıştır.

    Minai tekniği
    Sır altı ve sır üstü tekniklerinin birlikte kullanılmasıdır ve daha çok İran’da yaygındır.


    Çini Müzesi

    Avukat S.Sadık ATAKAN 'ın babası Hacı Bahattin ATAKAN 'dan kalma, Kütahya 'nın ilk Defterdarının oturduğu elli yıllık ev "S.Sadık ATAKAN Özel Çini Müzesi" olarak ziyarete açıldı. Müzede son ikiyüzelli yılın en güzel çini örneklerini görmek mümkün. En iyi çini ustalarının eserlerinden oluşan binlerce eser, uzun yılların sonunda toplanmış. Ayrıca müzede bir çok antika eşyayı da görmek mümkün. Mutfak eşyaları, Kütahya 'ya gelen ilk radyo, ilk daktilo, dikiş makinası ve mutfak gereçlerini izleyenler nostaljik bir ortamın içinde buluyor kendisini. Ücret ödemeden gezilebilen ve geçmiş ile gelecek arasında bir köprü olan bu ilk özel çini müzesi yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline gelmiştir.

    Ve Bir Kac Resim



    Meshur topkapi Fincanlari

    Cinili Camii

    Cinili Cesme





    Cinili Vazo


    2-EL İŞLEMECİLİĞİ:

    Eskiden beri sürdürülen el işlemeciliği yöre kadınlarının hünerlerini, zevklerini yansıtır. Günümüzde Kütahya Müzesinde sergilenen peşkirler, uçkurlar, danaler (yemeni), çevreler, para, tütün ve saat keseleri, bunların özgün örnekleridir. Keseler pembe başta olmak üzere sarı, yeşil, al ve ak işlemelidir. Çevre, aba, arabiye, kaftan, kavuk gibi eşyalarda altın ve gümüş ipliklerle çeşitli motifler işlenmiştir. Bugün yok olma tehlikesi yaşayan sanatımızın bu bölümünün canlandırılması gereklidir.

    3-OYA İŞLEMECİLİĞİ:

    Çeşitli renklerde ipliklerin işlenilmesi ile meydana gelen oyalar harikulade bir renk ve biçim manzumesi oluştururlar. Kınalı eller, büyük bir zevk ve özençle adeta tabiatın bütün çiçeklerini toparlamışlar, oya haline getirip dane kenarlarına işlemiş ve çiçekten bir taç gibi özenle başlarına koymuşlardır.Cinslerine göre isim alırlar ki bu isimlerin her biri pek çok manalar ifade eder. Kütahya yöresinde kadınlarımız ve genç kızlarımız tarafından bilinen ve halen yaşatılan 300' ü aşkın oya çeşidi vardır ve bu sayı günden güne artmaya devam etmektedir . Kütahya' da düğünlerde, bayramlarda çeşitli törenlerde elbiseye uygun oyalı örtünmek yaygındır. Renk renk, çeşit çeşit oyalarla süslü büyükçe bir ''dane'' kolleksiyonu, her genç kızın çeyizinin ayrılmaz bir parçası olup, bunlar akvaryuma benzer camdan kutularda saklanırlar. Üç yüzden fazla çeşidi olan oyaların isimleri oldukça ilginçtir. Bunlardan birkaç örnek verelim: Şafak Yıldızı, Hanım Kirpiği, Yar Yara Küstü Yar Ardına Düştü, Al Atlas, Kiremit Sattıran, Mecnun Yuvası, Küçük Hanım, Meclis Kuruldu, Cimcik Oyası, Gülhatmi, Gümüş Gerdan, Süheyla Güzeli, Yahya Paşa, Çam Pülçeği gibi...

    4-ELMAS İŞLEMECİLİĞİ:

    Kütahya' da ziynet eşyalarına büyük önem verilir. Altın, pırlanta, gümüş yanında özellikle elmas takılar çok rağbet görür. Kütahya, Türkiye' de elmas işlemeciliğinin yapıldığı tek merkezdir.

    İlimizde faaliyet gösteren Şapçılar Sarrafiye tabiatta bilinen en sert maddeye mükemmel bir şekil ve güzellik vermeye çalışan Türkiye 'de sahasında tek firma olma özelliği taşımaktadır. Elmas işlemeciliği başlı başına bir sanayi dalı olmuştur günümüzde. Şapçılar Sarrafiye elması mücevher yapma işiyle ilgileniyor. Elmas işlemeciliğinin kendi içinde bölümleri vardır. Bu alt bölümler şunlardır:

    Mıhlama, Sedefkarlık, Minecilik El kalemi, Krapanyacılık, Ajurculuk, Foya çakmacılık, Cilacılık, Kumla eskitme, Kalibrecilik, Kalıpçılık. Şimdilerde bit pazarı olarak faaliyet gösteren Küçük bedesten, Osmanlı döneminde ağır elbise ve elmas işlemeciliğinin merkezi durumundaydı. Buradan İmparatorluğun her yerine dağıtım yapılırdı. Şu anda Kütahya' da bu işle yalnızca Şapçılar Sarrafiye meşgul olmaktadır. Bu ata sanatımızın korunması ve yaşatılması gerekmektedir.

    5-PORSELEN

    Kütahya'daki ilk porselen fabrikası 1974 yılında faaliyete başlamıştır. Yüzyıllardır çinilerde sergilenen maharetler porselenlerde de yaşamaya başlamıştır. Günümüzde Türkiye'nin her yerine gönderilen porselenler pek çok ülkeye de ihraç edilmektedir


  7. #7
    Yönetici Ailesi
    RebelliouS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    CAMİLER

    ANALCI MESCİDİ:
    Kütahya' nın erken tarihli önemli yapılarındandır. Tek kubbeli, kare planlı küçük bir yapıdır. 1369 yılında Germiyanoğlu Süleyman Şah zamanında Yusuf oğlu Hacı Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Kitabesinin süleyman Şah' ın saltanatına ışık tutması açısından önemi vardır.

    KURŞUNLU CAMİİ:
    Kütahya' da Paşam Sultan mahallesindedir. 1377-1378 yılında Germiyanoğlu Süleyman Şah zamanında Ahilerden Şeyh Alaaddin oğlu Şeyh Muhammed tarafından yaptırılmıştır. Osmanlılar zamanında 1520' de Anadolu Beylerbeyi Kasım Paşa tarafından onarıldığı için Kasım Paşa Camii olarak da bilinir. Onarım sırasında önceden kiremitle örtülü olan kubbe kurşunla kaplandığı için "Kurşunlu Camii" adını almıştır.

    ÇATAL ÇEŞME CAMİİ:
    Servi Mahallesinde Germiyanoğlu Süleyman Şah döneminde Hacı Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Mescit daha sonraları son cemaat yeri ve minare eklenerek yenilenmiştir. Tek kubbeli, kubbesi tuğladan, kiremit örtülü, küçük bir yapıdır.

    BALIKLI CAMİİ:

    Kitabesinden ilk yapılış şeklinin, Selçuklu devrinde Kütahya fatihi olarak kabul edilen Hezar Dinarı tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Dönem olarak Anadolu Selçuklu Sultanı II.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanına (1237-1246) rastlamaktadır. 1237 yılındaki inşasından 150 yıl sonra 1381-1382 yıllarında Germiyanoğlu Süleyman Şah zamanında Özbek Subaşı tarafından onarılmıştır.
    Çifte şerefeli minaresi 1642-1643 tarihini taşır. Kaidesi kesme taş arasında üç sıra tuğla örülüdür. Pabuç ve gövde kısmı tamamen tuğladandır.
    Camii daha sonraları da bir kaç kez tamir görmüştür.

    HIDIRLIK MESCİDİ:

    Kitabesinden 1243-1244 yılında Gıyaseddin Keyhüsrev devrinde Anadolu Selçuklu emirlerinden İmaüddin Hezar Dinarı tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.
    Kütahya' nın güneyinde Hıdırlık tepesinde ağaçlar içerisinde kaya blokuüzerine ıturtulmuş olan yapı 1980 yılında ressam Ahmet Yakupoğlu tarafından restore edilmiş, kubbenin üzeri karo seramikle geometrik desenli olarak kaplanmıştır. İç kısmına da karo mozaik döşenmiştir. Kütahya' daki ziyaret yerlerindendir.

    HEZAR DİNARİ MESCİDİ (ERGUN ÇELEBİ TÜRBESİ):

    Ulu camiinin doğusunda "Dönenler Camii" adı ile anılan mevlevihanenin semahane mescidine batıdan bitişiktir. Ergun Çelebi'nin buraya gömülmesinden sonra bunu diğerleri izlemiş ve burası mevlevihanenin türbesi durumunu almıştır.
    Kütahya Mevlevihanesi’nin ilk çekirdeğinin bu mescide kurulduğu geleneği yaşatılmaktadır. Yine geleneğe göre Hezar Dinari' ye mal edilen mescidin 1243-1244 yıllarında yapılmış olması muhtemeldir. Yapı özellikleri bu devre uymaktadır.
    Kütahya' da Anadolu Selçuklu Döneminden kalma bir de Hezar Dinari tarafından yaptırılan bir sakahane olup bugün Saaddettin Camii'nin altında bulunmaktadır. Bir çok kereler tamir görmüştür. Ayrıca Servi Mahallesindeki Çatalçeşme'nin de Hezar Dinari vakfı olduğu bilinmektedir.


    YONCALI HAMAMI VE MESCİDİ:
    Yoncalı kaplıcasındaki hamam ve camii Selçuklu Sultanı II.Alaaddin Keykubat zamanında (1233) yapılmış ve devrinin özelliklerini büyük ölçüde koruyan eserlerdendir.

    ULU CAMİİ:


    Gazi Kemal mahallesinde Vacidiye medresesi (bugünkü Kütahya Müzesi) ile II.Yakup Çelebi İmaret Mescidi (Eski Vahitpaşa İl Halk Kütüphanesi) arasında yer alır. 45*25 metrelik bir alanı kaplar. Kütahya' nın en geniş iç hacmine sahip tarihi yapısıdır. Avlusuzdur. Tamamen kesme taştan yapılmıştır. İki tam kubbe ve 6 yarım kubbe ile desteklenmektedir. Dikdörtgen biçimlidir.
    Minaresinin kaidesi kesme taş, gövde kısmı tuğladandır. Yapının bugünkü halinde doğu, batı ve kuzeyden olmak üzere üç girişi vardır. Beş bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Batı tarafındaki bir bölüm 19.yüzyılda örülerek "Vahitpaşa Kütüphanesi" olarak kullanılmıştır. Dikkat çekici keçeli, saraçlı kapı örtüsü vardır.
    Kapılardan girildiğinde iç mekan ayrımı geniş, aydınlık ve ferah bir etkiye sahiptir. Yüksek kaideler üzerine yerleştirilmiş, hafif yivli, antik altı büyük sütun geniş mekanı görmeyecek şekilde iki kubbe ile altı yarım kubbeyi taşımaktadır. Sütun başlıkları sade, üstleri ise yastıklıdır. Kemerler ise koyu kırmızı ve gri olmak üzere iki renkli işlenmiştir. İki tam, altı yarım kubbe yanı sıra köşelerde de dört küçük kubbesi vardır.
    Caminin ortasında bir şadırvan vardır. Şadırvan üzerine altı küçük sütuna oturtulmuş ahşap tavanlı bir müezzin mahfili vardır. İç mekanın arka kısmının üstü boydan boya mahfilidir. Cami iç mekanında bütün yazı ve istif levhaları ile kalem işleri yoğun bir şekilde kullanılmış olmasına rağmen dağılışları göze batmayan dengeli bir süsleme oluşturmaktadır. Yapının bugünkü sahip olduğu mekan ferahlığı yanında kalem işleri 19.yüzyıl sonunda gerçekleştirilen en başarılı yapılardan biri olarak tanımlanmaktadır. Ancak çiniler diyarının bu muhteşem eserinde mihrabın sağında dört kareden meydana gelmiş kabe tasvirli çini kompozisyonu dışında çini bulunmaması dikkat çekicidir.
    Ulu Caminin ilk şekli ağaç direkli bir cami olarak Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmaya başlanılmış, Ankara savaşından (1402) sonra oğlu Musa Çelebi tarafından tamamlanmıştır. (1410) Vakıf kayıtlarında camiden Yıldırım Beyazıt Han Camii olarak bahsedilmektedir. Ünlü seyyah Evliya Çelebi caminin Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından tamir edildiğini de belirtmektedir.
    Kanuni, Rodos (1522-1523) ve Irakeyn (1534-1535) seferlerinde bir süre Kütahya' da bulunmuştur. Bu sırada binanın onarımı için seferlere katılmış olan Mimar Sinan' a talimat vermesi mümkündür.
    Bundan sonra da bazı onarımlar geçirmiş olmakla birlikte cami son şeklini 1893' de Sultan II.Aldülhamit Han zamanında almış ve bu son büyük onarım sırasında cami kubbeli olarak yapılmıştır.
    1888' de başlayıp 1893' de bitirilen bu onarımda duvarlar temellere kadar yıkılıp, yeniden kesme taştan yapılmış, Aizanoi (Çavdarhisar)' dan getirilen sütunlar ve mermer plakalar kullanılarak kubbeli şekilde yeniden yapılmıştır.
    Ulu Camii, bundan başka sonuncusu 1961-1962' de olmak üzere küçük onarımlar da geçirmiş, zaman zaman kurşun kaplamalar değiştirilmiştir.

    TAKVACILAR CAMİİ (Timurtaş Paşa Camii):
    Yıldırım Beyazıt' in ilk Kütahya valiliğinden sonra Kosova savaşına katılmak üzere Murad Hüdavendigarın yanına gittiği sırada Kütahya ve civarının muhafızlığına görevlendirilmiş olan Timurtaş Paşa tarafından 1389-1402 yılları arasında yaptırılmış olmalıdır. Aradan geçen uzun zaman içerisinde pek çok tamir görmüş olması gerekir. 1761 tarihlerinde Silahtar Mehmet Paşa tarafından onarım ve değişiklik yapılmıştır. 1834 yılında Kütahya Muaccelat nazırı Salih Efendi tarafından tekrar tamir ettirilmiştir.
    Yalnız Camii değil, İmaret, Medrese ve mescid olarak yapılmıştır. Bir yandan kuyumcular çarşısı, diğer yandan bedesten ve kavaflar çarşısı ile çevrili olduğundan, çarşının ortasında kaybolmuş, dış görünüşü ile kendini belli etmeyecek durumdadır. Uzaktan sadece 18.yy.' da eklenen kesme taş minaresi ile seçilebilmektedir. Mimari tekniği itibariyle diğer camilerden farklı olarak basık bir yapıdır.

    MEYDAN CAMİİ (Aslan Bey Camii):
    Kayıtlarda "Aslanzade Mescidi" olarak geçmektedir. Şimdilerde Meydan Camii olarak tanınmaktadır.
    Kesme taş ile taş-tuğla kullanılarak yapılmış olup, kare planlı tek kubbelidir. Üç bölümlü son cemaat yerine sahiptir. Minaresi son cemaat yerindeki duvara bitişiktir. Dere kenarında ve oldukça kalın duvarlara sahiptir.
    Evliya Çelebinin "Meydan Mahallesinde Bey Camii" dediği yapı olması muhtemel Aslan Bey Camii'nde kitabe yoktur. Bicar Bey oğlu Aslan Bey' in Osmanlı emirlerinden olduğu anlaşılmaktadır. Geyve ve Tokat taraflarında da eserleri bulunan ailenin Selçuklu Dönemi devlet adamlarına dayandığı anlaşılmaktadır. 15.yy.' ın 2.çeyreğinde (1425-1450) yapıldığı tahmin edilen camiinin pek çok onarım geçirmekle birlikte ana hatlarıyla günümüze ulaştığı söylenebilir.

    SARAY CAMİİ (Hisar Bey' i oğlu Mustafa Camii):
    Saray mahallesinde, tarihi hükümet konağının arka kapısındadır. Kütahya' da Saray Camii olarak bilinir. Asıl adı Hisar Bey' i oğlu Mustafa camiidir. Kitabeye göre camiyi yaptıran, II.Yakup Bey'in Subaşısı Hisar Bey'i Oğlu Mustafa Bey' dir.
    Duvarları bir kat kesme taş, bir kat 3 sıra tuğla ile örülmüştür. Tek kubbeli kare planlıdır. Orijinal mermer bir mihrabı, yine orijinal taş kesme ve çinilerle kaplı minberi vardır. Kütahya'daki en zengin çinili anıt eserlerden biridir. Osmanlı Döneminde Kütahya'nın üç cuma camisinden biri olarak görev yapmıştır. Sonuncusu 1957' de olmak üzere bir çok kez tamir görmüştür.

    SAADETTİN CAMİİ (Saadet Camii):

    Büyük bedestenin kuzey çıkışı karşısında köşededir. Bodrum katında Hezar Dinari tarafından yaptırılmış olan bir sakahane vardır. Sakahanenin üzerinde bir de mescid bulunduğu ve Hezar Dinarinin burada gömülmüş olduğu bilinmektedir. Camii 1700' de yangında yok olmuş, 1824' de Derviş Mehmet Paşa tarafından tekrar yapılmış ancak 1866' da tekrar yanmıştır. Camii son şekli ile 1870 yılında İşkodralızade Hasan Hakkı Bey önderliğinde halktan toplanan paralarla kargir olarak yeniden, altında vakıf dükkanları ile birlikte yaptırılmıştır. Ufak tefek onarımlarla bugüne kadar gelmiştir.

    KARAGÖZ AHMET PAŞA CAMİİ VE MEDRESESİ:

    Cumhuriyet Caddesi üzerinde küçük çarşı denilen semttedir. Camii, medrese ve sübyan mektebi ile imaret bir arada planlanmıştır.
    Beylerbeyi ve Anadolu valisi Karagöz Ahmet Paşa 1509 yılında kurduğu vakıfla burada yaptırmaya başladığı camii, medrese, mektep ve imaret bitmeden Şah Kulu isyanında asiler tarafından şehit edilmiştir (1511). Vasiyeti üzerine hanımı, yarım kalan camii, medrese ve mektebi tamamlamış, imaret bitirilememiştir.
    Tamamen kesme taş kaplamalı büyük, tek kubbeli, revaklı son cemaat yeri bulunan, minare gövdesi tuğladan bir yapıdır. Eskiden kiremit çatılı iken sonradan çatı kaldırılarak (1970) onarımda kubbe ortaya çıkarılmış ve kurşunla kaplanmıştır.

    KÜPECİK CAMİİ:
    Hamidiye mahallesi üzerinde taş köprü civarında, müderris yolu üzerindedir. 1911-1912 yapımı, iki katlı, alt katının eskiden sübyan mektebi olduğu bilinen bir yapıdır. Minarenin kaide kısmında tek çini üstünde Sultan Mehmet Reşat Tuğrası, caminin tavan göbeğinde sekizgen çerçeve içine alınmış dört parçadan meydana gelen çini levha dikkati çeker.

    SULTAN BAĞI MESCİDİ:
    Gediz caddesi üzerinde, ara sokak başındadır. 19.yy.'ın ilk yarısında yapıldığı tahmin edilen yapı, son yıllarda onarım görmüş ve birde taş minare eklenmiştir.

    ŞENGÜL CAMİİ (Celal Efendi Mescidi):
    Börekçiler mahallesinde Şengül Hamamının arkasındadır. Bitişiğinde bir çeşme ve çamaşırlık vardır. Camii girişindeki sundurmada bir sübyan mektebi olduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Çeşme duvarlarına kitabe sanılarak şair Pesendinin bir bilmecesi iki parça mermer halinde yerleştirilmiştir.
    Ammeten gördüm babamdan küçük amma etlice,
    Kaldım aç, hemen çektim yedim lezzetlice,
    Zahida korkma ya sende Rabbinden ruhsatlıca
    Ara bul bahsi hadiste aç gözün dikkatlice.
    Şair Pesendi' ye ait bu bilmecenin cevabını Ak Takke Hoca Efendi bulabilmiştir; "ÇEKİRGE".
    Şengül camiine, haziresinde yatan Molla Celal Efendi' den ötürü "Celal Efendi Mescidi" de denilmiştir. Kare planlı tek kubbeli ve kiremit çatı ile örtülüdür. 16.yy.' ın ilk çeyreğinde yapıldığı tahmin edilmektedir.

    LALA HÜSEYİN PAŞA CAMİİ:
    Lala Hüseyin Paşa mahallesindedir. Karşısında hamamı ile geniş bir avlu içinde ağaçlar arasındadır. Tek kubbeli, beş bölümlü son cemaat yerine sahip, avlusunda iki şadırvanı, haziresi, tuğla minaresi vardır. Mimar Sinan tarafından yaptırılmış olması kuvvetle muhtemeldir.
    Lala Hüseyin Paşa II.Selim' in Lalası olup, onun padişah olması ile 1566' da Kütahya valisi, daha sonrada 1566-1568 arasında Anadolu Beylerbeyi olmuştur. Camiinin yapımına bu yıllarda başlanmış olmalıdır. Cami ile birlikte bugün artık olmayan bir sübyan mektebi de yaptırılmıştır.
    Kesme taş kaplamalı yapı dengeli görünümü ile dikkat çeker. Minberi de taştır. 16.yy. Osmanlı mimarisinin klasik özelliklerini taşır.

    HATUNİYE CAMİİ:
    Mecidiye mahallesi hatuniye sokağından girişi bulunan cami, yüksek tuğla mimarisi ile dikkati çeker. Planı asimetrik bir düzene sahiptir. Tek kubbeli caminin batısına kubbeli kare bir mekan daha eklenmiştir. Burası bu gün türbe halindedir. Son cemaat yerinin kubbeleri oldukça geniştir. 16.yy. sonlarında yapılmı, 17.yy. ortalarında Rabia Hatun tarafından onarılıp minare eklenmiştir. Türbesinde Rabia Hatun ve kızının yattığı söylenmektedir.

    SULTANBAĞI HİSARALTI MESCİDİ (Dükkancılık Mescidi):
    Macar evinin karşısında harap vaziyettedir. Kitabesi ve hakkında bilgi yoktur.

    SULTANBAĞI ÇATALÇEŞME MESCİDİ (Ahi Arslan Mescidi):
    Sultanbağı mahallesinde, şimdi kapatılmış olan derenin kuzeyindedir. Güney kısmının altında çamaşırlık vardır. Geiş saçakları ve külahlı ahşap ezan balkonu ile küçük mahalle mescidlerinin güzel örneğidir. 16.yy.' ın ikinci yarısında yapılmış olması muhtemeldir.

    ÖZBEK CAMİİ:
    Hamidiye mahallesindedir. Külahlı şişkin taş minaresi ile dikkati çeker. 1699' da Müderris yaylası sırtlarında çadır kuran Özbek aşiretinden İbrahim Ağa tarafından bir çeşme ve sonradan da mescid olarak yapıldığı bilinmektedir. 1946' da onarım görmüştür. 1974' de mihrabı Vedat Çinicioğlu imalatı çinilerle kaplanmıştır. Bugünkü durumunu 18.yy. sonlarındaki onarımdan sonra almıştır.

    ALİ (Alo) PAŞA CAMİİ:


    Cumhuriyet caddesi üzerinde, Gazi Kemal (Eski Şehreküst&#252 mahallesinde bulunmaktadır. Kagir, ahşap çatılı, kiremit örtülü, külliye halinde yapılmış olan yapının bugün medrese, sübyan mektebi ile eski şadırvanı ortada yoktur.Ahşap olduğu anlaşılan bu bölümler, yandıktan sonra bir daha ele alınmamış sadece camii bölümü yenilenmiştir. Kareye yakın dikdörtgen plan ile, buna batıdan bitişen ahşap eklerden meydana gelmektedir. Seyyit Süleymanağaoğlu Anadolu valisi Ali Paşa 1796' da yaptırmıştır. Kitabesi yoktur. Caminin çinilerle süslü mavi-beyaz kandil motifli orijinal bir mihrabı vardır. Bugünkü şekli Şeyh Hacı Ömer Efendi' nin öncülüğü ile halkın yardımları ile yüz sene kadar önce yapılmıştır.

    MOLLABEY CAMİİ VE KÜLLİYESİ:

    Kütahya' da 19.yy. ortalarında yaptırılan en önemli külliye olarak ele alınabilir. Medrese, camii ve kütüphaneden müteşekkildir. Sadettin camii gibi fevkani (üst katı olan) bir yapıdır. Kütahya müftüsü Andız Köylü Abdurrahman Efendinin oğlu olan ve babasından dolayı ''Müftüzade Molla Bey'' olarak tanınan İbrahim Ethem Bey tarafından 1855-1856 tarihinde tamamlanan yapı halen Molla Bey Kur'an kursu ve camii olarak kullanılmaktadır. Kütahya' da külliye yaptırma geleneğinin son halkalarındandır. İbrahim Ethem Bey üç yıl kadar Kütahya kaymakamlığı yapmış, külliyenin minaresini annesi Fadik Hanım adına yaptırmıştır.

    AHIRARDI CAMİİ (Dilsizoğlu Hacı İbrahim Camii):
    Onarım görmüş olmasına (1965) karşın, karakterini korumuş yapılarındandır. ilk şekli ile 1876 öncesinde Osmanoğlu Dilsizoğlu Hacı İbrahim tarafından yaptırılmıştır. 1965 onarımında mihrabı, vaaz kürsüsü ve mihrab duvarı Kütahya çinileriyle kaplanmıştır.

    YEŞİL CAMİİ:

    Eski hükümet caddesi üzerinde Cumartesi pazarının girişindedir. Kare planlı, tek kubbeli, iki sütuna oturtulmuş kubbeli bir girişi bulunan yapı, kesme taştan onikigen gövdeli, köşklü minaresi ile dikkati çeker. Minare bu şekli ile Kütahya' da tektir. Ana mekanın içi, kubbe kilidinden zemine kadar adeta boş yüzey bırakılmadan ağır bir süsleme ile bezenmiştir. Alçı sıva üzerine kalem işi, yağlıboya, temperra, alçı kabartma malakari, altın yaldız, duvardan gelişen ve çok kollu kristal aplik ve avizeler, mahfilde kasetli, kakmalı bir tavan bulunmaktadır. Önceleri Recep Ağa Mescidi olarak bilinen bu yapının yerine Yahya Paşa genişletip yenileyerek ahşap fevkani bir yapı yaptırmıştır. Bu yapı yanınca 1858' de ahşap olarak tekrar yaptırılmış, sonunda Kütahya Mutasarrıfı Fuat Paşanın önderliği ve ilgisi ile 1905 yılında bugünkü şekli ile yapılmıştır.

    KADİTLER CAMİİ:
    Lala Hüseyin Paşa caddesi üzerinde, hasır pazarı olarak bilinen bölgede çarşı içinde, üst katı tamamen kagir ve ahşap tavanlı olarak yapılmıştır. Yapının kuzeyinde su tesisleri özelliklerinden olan küçük bir sakahenesi bulunması dikkati çeken geleneksel yapı unsurlarındandır.

    BÜLBÜL MESCİDİ (Yakup Çavuş Mescidi):
    Mecidiye mahallesinden Hamidiye mahallesinden geçişte yer almaktadır. Son yıllarda taş bir minare eklenen yapının kitabesi yoktur. 19.yy. başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir.

    DEVE YATAĞI MESCİDİ:
    Hamidiye mahallesi Deve Yatağı sokağındadır. Son onarımlarla eski karakterini tamamen kaybetmiş, sonradan yeni bir minare eklenmiş, mihrabı ve duvarların bir kısmı karo çinilerle kaplanmıştır. 19.yy. başlarında yapıldığı sanılmaktadır.

    CEDİD MESCİDİ (Yeni Mahalle Mescidi):
    Nallı medrese karşısında yer almaktadır. Bugün harap bir haldedir. 1571'de yapıldığı bilinmekle birlikte 19.yy. başlarında yeniden ele alınıp onarılmıştır.

    KARADONLU MESCİDİ (Pirler Mahallesi Mescidi):
    Pirler mahallesi, karadonlu sokağı köşesinde Şükrü Şeker evi ile Karadonlu Canbaba türbelerinin karşısındadır. 16.yy. sonralarında aynı yerdeki başka bir mescidin yerine yapılmıştır. 1980'de tamamen onarım görmüş, ahşap Ezan Köşkü yerine betondan yenisi yapılmıştır.

    AHİ EVREN MESCİDİ (Hacı Evren Mescidi):
    Ahi Evren mahallesi cennet sokağındadır. 16.yy. sonlarında yapılan mescid 1917' de yenilenmiş 1956-1957'de onarılarak minare eklenmiştir. Mihrabı eski özelliğini korumuş olup karşı sokakta da bir zikir yeri bulunan Ahi Evren Türbe ve Tekkesi vardır.

    MOLLA HALİL MESCİDİ (Kazasker Mescidi):
    16 yy. başlarında yapılan medrese bugün ayak- ta değildir. Sadettin cami köşesinden balıklıya giden yolda, Muvakkithane'nin arkasındaki boşlukta, Pamuk Hanı'nın doğusunda kalmaktaydı. Yeri 20 yll öncesine kadar Kütahya Müftülüğü idi. Halili diye meşhur olan Halil Bin Mahmut Germiyani, İstanbul'da müderrislik yaptıktan sonra Kütahya'ya gelmiş, burada kurduğu Medreseye hamamını da vakf etmiştir. Yapının durumu hakkında da kayıtlarda bilgi yoksa da, avlulu bir medrese olması gerekmektedir .

    MEVLEVİHANE DÖNENLER CAMİİ (Ergun Çelebi Zaviyesi):

    Eskiden 'Eski Kapan Altı' denilen yerde Ulu caminin doğusunda; Eydemir hamamı yanındadır. Bu gün Dönenler Camii adıyla anılan Semahane bölümü 1959 yılında vakıflar tarafından onarılarak ibadete açılmıştır Mevlevihane Asitane olarak bilinirdi.
    Hezar Dinari Mescidi çekirdek baz alınarak etrafına semahane, dede hücreleri, meşruta ve kütüphane bina edilmiştir. Semahane, sonradan mescit olarak da kullanılmaya başlanınca Hezar Dinari Mescidi türbe haline getirilmiştir Türbe de Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin torunu Ergun Çelebi ve yakınlarının sandukaları bulunmaktadır. Kütahya, Konya ve Afyon'dan sonra mevlevilik tarikatının üçüncü büyük merkezi olarak bilinir. Mevlana'nın torunu Ergun Çelebi' den başka oğlu Sultan Veled' de Kütahya' yı şereflendiren ve Kütahya'yı gerçekten seven beğenen meşhurlar arasındadır. Sultan Veled Kütahya için:
    "Kütahya'da bir ay kalana ne mutlu,
    İki ay kalacak olursanız, daha fazla müstefid ve münfeyiz olursunuz.
    Kütahya kusursuz bir güzeldir.
    Böyle kusursuz güzele zeval olur mu?
    Ya Rab, bu memlekete kaza-bela verme,
    Cennet Kütahya'nın ya altındadır ya üstünde,
    Feda olsun Lahor, Keşmir, Tebriz Kütahya' ya."
    demiştir. Bu sözleri Mehmed Dumlu Hoca, Feridun Nafiz Uzluk beyden,nakletmiştir. Bu gazel "Divan-ı Sultan Veled" de mevcut olup yayınlanmıştır. Semahanenin kütüphanesi sonradan Vahit Paşa Kütüphanesine devredilmiştir
    İçeride türbeye açılan kemerin sağında "Adli" mahlası ile sultan II.Mahmud' un tuğrası ve iki tane kitabe vardır. Birinci 1812, ikincisi 1841' deki onarımlara ait kitabelerdir. Son onarım tarihi 1959' dur. Dede hücreleri olan kısım bu gün Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından fakirlere yemek dağıtımda aşevi olara kullanılmaktadır. Kütahya mevlevihanesi, Konya ve Afyon' dan sonra erken dönem mevlevihaneleri içinde ve mevlevi dergahlarından 76 zaviye ve 14 asitaneden birisi olarak bilinirdi

    ÇİNİLİ CAMİİ:


    1973 yılı yapımı olan camii, iki katlı olup içi ve dışı tamamen çinilerle kaplıdır. Orta Asya Türk Mimarisi örnek alınarak yapılan camii, tek kubbeli ve sekizgen biçimli yapısı ile dikkat çekicidir.
    Kubbenin içi hat sanatı örnekleriyle süslenmiştir. Dünyada ve Türkiye' de bir benzeri olmayan camii, şehrimize pek çok hizmeti geçmiş meşhur Kütahyalı Ressam Ahmet YAKUPOĞLU'nun şehrimizin kültür ve sanat koleksiyonuna kattığı orijinal ve müstesna bir eserdir.
    Atalarımızın bizlere bıraktığı zengin tarihi ve kültürel mirası, bizim de sonraki nesillere ulaştırabilmemiz için, bir yandan da bu örnekte görüldüğü gibi yeni, ancak geçmişin zevk süzgecinden geçmiş şaheser niteliğinde eserler yapılması gereklidir.
    Bu kabil eserlerin çoğalması en büyük temennimizdir

  8. #8
    Yönetici Ailesi
    RebelliouS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Kütahya-MÜZELER

    1-KÜTAHYA ARKEOLOJİ MÜZESİ



    Ulu Cami yanında Umur-bin Savcı Medresesi olarak bilinen yapıda 1965 yılında ziyarete açılmıştır. Medrese binası 1314 yılında Germiyan Beylerinden Umur Bin Savcı tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan inşa edilen yapının portali Selçuklu sanatının özelliklerini gösterir.
    Kapıları, kubbeli orta mekana açılan dokuz küçük odası vardır. Müzede yer alan vitrinlerde geç Miyosen döneminden itibaren, Paleolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler teşhir edilmektedir.Restorasyonu ve yeni teşhir düzenlemesi yapılarak 5 Mart 1999 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır
    .
    Arkeoloji Müzesi Tel : 0 274 224 07 85
    Pazartesi hariç Her gün Açık
    Saat : 09.00 – 17.00
    Yabancı Ziyaretçi Ücreti : 2.000.000.TL
    Yerli Ziyaretçi Ücreti : 1.000.000.TL

    2-KÜTAHYA ÇİNİ MÜZESİ


    Germiyan Beyi II. Yakup (1387-1429) külliyesinin imaret bölümü olan bu yapı Kültür ve Turizm Bakanlığınca restore edilerek, Çini Müzesi olarak 5 Mart 1999 tarihinde ziyarete açılmıştır. Kubbeli ve şadırvanlı orta mekana, üç yönde kubbeli eyvan ile iki oda açılmaktadır. Türbe bölümünde II. Yakup Bey’in çinili sandukası bulunmaktadır. Yıkılan Medresenin taş kitabesi giriş kapısının solundaki nişe yerleştirilmiştir. Müze içinde yer alan vitrinlerde 14.yüzyıldan başlayarak günümüzde yapılan örneklere kadar olan çini eserler sergilenmektedir.

    Çini Müzesi Tel : 0274 2236990
    Pazartesi hariç Her gün Açık
    Saat : 09.00 – 17.00
    Yabancı Ziyaretçi Ücreti : 2.000.000.TL
    Yerli Ziyaretçi Ücreti : 1.000.000.TL

    3-KÜTAHYA KOSSUTH MÜZESİ

    Macar Sokak’ta bulunan 18. yüzyıl Türk evidir. Macar evi olarak da bilinir. Macar Özgürlük savaşının önderlerinden Lajos Kossuth (1850-1851) yılları arasında bu evde misafir edilmiş ve Macaristan Anayasası tasarısını bu evde hazırlamıştır.
    Bahçe içinde yer alan iki katlı ve 7 odalı olan ahşap ev, Kültür ve Turizm Bakanlığınca restore edilerek Lajos Kossuth anısına müze olarak 19 Eylül 1982 tarihinde ziyarete açılmıştır. Müzede Lajos Kossuth’a ait eşyalar ile klasik Tük evine ait etnografik eşyalar teşhir edilmektedir.

    Kossuth Müzesi Tel : 2236214
    Pazartesi hariç Her gün Açık
    Saat : 09.00 – 17.00
    Yabancı Ziyaretçi Ücreti : 2.000.000.TL
    Yerli Ziyaretçi Ücreti : 1.000.000.TL


    ÖZEL MÜZELER

    SADIK ATAKAN ÖZEL ÇİNİ EVİ


    Avukat Sadık Atakan tarafından düzenlenen Kütahya evinde, son 250 yılın en güzel çinileri sergilenmektedir. Değerli çini ustalarının eserlerinin ücretsiz olarak görülebildiği ev, geçmiş ile gelecek arasında bir köprü oluşturmaktadır

    DUMLUPINAR ATATÜRK EVİ MÜZESİ


    1929 yılında Yüzbaşı Salahattin tarafından yağlı boya tablosu yapılan, Kurtuluş Savaşımız sırasında Başkumandan Gazi Mustafa Kemal’in kaldığı, Dumlupınar Başkumandanlık Karargahı olarak da kullanılan ev aslına uygun olarak restorasyon ve düzenlenmesi yapılmıştır. Dumlupınar Atatürk Evi, 30 Ağustos 2003 tarihinde Kütahya Valisi Gazi ŞİMŞEK tarafından ziyarete açılmıştır. “Halide Edip Adıvar, Türkün Ateşle İmtihanı adlı eserinde Kurtuluş Savaşı sırasında Dumlupınar’da Mustafa Kemal Atatürk ve Nurettin Bey ile birlikte kaldıkları zamanı şöyle anlatır. “…. Mustafa Kemal Paşa: Bana ayrılan odayı size veriyorum. Ben Çadırda yatacağım…” dedi, sonra Nurettin Paşa’ya dönerek ‘Kızılcadere’ye gösterin ona…..” diye ekledi.

    DUMLUPINAR KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ



    Dumlupınar ilçe merkezindedir. Orman Bakanlığı, Afyon Başkomutan Tarihi Milli Parklar Müdürlüğü’ne bağlı olup Kültür ve Turizm Bakanlığının denetimindedir Müzede Kurtuluş Savaşına ait çeşitli silah, kılıç vb. gibi malzemeler ile o günleri yansıtan fotoğraflar ve eserler vardır. Müzenin toplam 71 adet eseri bulunmaktadır.

    ALTINTAŞ BELEDİYESİ AÇIK HAVA MÜZESİ

    Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izni ile 25.03.1991 yılında ziyarete açılmıştır.Altıntaş Merkezi Belediye parkında bulunmaktadır. Toplam 51 adet eseri mevcuttur. Müzeyi 2003 yılında toplam 750 kişi ücretsiz ziyaret etmiştir.

    TAVŞANLI BELEDİYE MÜZESİ

    Tavşanlı ilçe merkezindedir. Müzede yöreye ait arkeolojik ve etnografik eserler sergilenmektedir.Müze İki katlı Tavşanlı evinin üst katındadır

  9. #9
    Yönetici Ailesi
    RebelliouS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    KÜTAHYA'NIN TÜRKİYE TURİZMİ İÇİNDEKİ YERİ




    Kütahya, Hitit medeniyeti ile başlayan ve Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyan ve Osmanlı dönemlerini içeren 5000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Germiyan Beyliğine 130 yıl başkentlik, Osmanlı Anadolu Beylerbeyliğine 400 yıl merkezlik yapan şehir, Dünya çiniciliğinin de merkezi olan ilimizde, Tarihimizdeki bir çok önemli olay İlimizde gerçekleşmiştir:

    Ulusal Kurtuluş Savaşımızı zaferle sonuçlandıran Başkomutan Meydan Savaşı 30 Ağustos 1922 tarihinde Dumlupınar'da kazanılmıştır.

    Beylikten imparatorluğa uzanan yolda, Osmanlı Devleti'nin temelleri Domaniç Yaylalarında atılmıştır. Yine, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi'nin büyükannesi, Hayma Ana'nın türbesi Donamiç'in Çarşamba Köyü'ndedir. Dünya'nın ilk borsası, İlimiz Çavdarhisar İlçesinde bulunan, AIZANOI Antik Roma Kenti'nde kurulmuştur.

    Macar Milli Kahramanı Lajos KOSSUTH 1850-51 yılları arasında Kütahya'da barınmış ve ilk Macar Anayasası Taslağını, daha sonra müze haline getirilen, kaldığı KOSSUTH Evi'nde yazmıştır.
    Tarihte "İlk Toplu İş Sözleşmesi", fincancı ustaları ile kalfalar arasında, 13 Temmuz 1766'da Kütahya'da imzalanmıştır.

    Alternatif turizm olanaklarının bir çoğuna sahip olan İlimiz, 5000 yıllık arkeolojik, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle KÜLTÜR TURİZMİ, şifalı kaplıcalarıyla SAĞLIK TURİZMİ, % 53'ünü kaplayan ormanlarıyla, Frig Vadisi ve günübirlik mesire yerleriyle DOĞA TURİZMİ açısından büyük bir potansiyel arz etmektedir.

    Son yıllarda Ülkemizde hareketlenen turizm potansiyelinden İlimiz yeterli olmasa da payını almaya başlamıştır. Konaklama istatistiklerine bakıldığında, İli ziyaret eden turistlerin % 90'ı yerli, % 10'u yabancı olduğu görülmektedir. Ortalama kalış süreleri yerli 1.67, yabancı 1.88 gündür.

    Söz konusu turizm aktivitelerinin, İlin ekonomik kalkınması ile paralel olarak geliştirilmesi, turizm yatırımlarının da bu doğrultuda yaygınlaştırılması, Kütahya'da turizm hareketliliğini daha da arttıracaktır.
    Kütahya'da Turizm genellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında yoğunlaşırken, Termal tesislerinden 12 ay boyunca yararlanmak mümkündür.

    ULAŞIM İMKANLARI

    Kütahya, Ege bölgesinin "İç Batı Anadolu bölümünün" doğusunda, İç Anadolu'yu Ege'ye, Marmara'yı Ege ve Akdeniz bölgesine bağlayan kara ve demiryollarının kavşağında yer almaktadır. Ayrıca kuzey güney transit taşımacılığı güzergahı üzerinde bulunmaktadır.
    İl, karayoluyla tüm komşularına doğrudan bağlıdır. İl içi ulaşım gelişmiştir. İldeki demiryolu ulaşımı ise daha sınırlıdır. İl dışı demiryolu taşımacılığı gelişmiş; fakat il içi demiryolu ağı yetersizdir.

    a) Karayolu Ulaşımı : Kütahya'nın komşusu İllere düzenli karayolu bağlantısı vardır. İl merkezinden ilçelere ve ilçelerin birbirlerine karayolu bağlantıları muntazamdır.

    b) Demiryolu Ulaşımı : Demiryolları açısından da bir kavşak niteliğinde olan Kütahya'da, özellikle maden rezervleri, demiryolu taşımacılığını önemli bir ulaşım aracı haline getirmiştir. İl sınırları içersinde toplam demiryolu uzunluğu 233 km.dir.
    Kütahya sahip olduğu 18 istasyon ile dört ana güzergahta hizmet vermektedir. Kütahya, Eskişehir üzerinden kuzeye ve doğuya, Balıkesir üzerinden batıya, Afyon üzerinden güneye ve iç Anadolu'ya bağlanmaktadır.

    KONAKLAMA İMKANLARI
    e
    Kütahya sahip olduğu zengin turizm potansiyeline rağmen yeterli konaklama imkanına sahip değildir. Alternatif turizm çeşitleri içinde ele alınan termal turizm de aynı durumdadır. Türkiye'de altı termal turizm merkezine sahip tek il Kütahya olmasına rağmen bu merkezlerden yalnızca Yoncalı Termal Turizm Merkezinde Turizm Bakanlığı'ndan işletme belgeli otel ve kür merkezi bulunmaktadır. Yine ilimizde apart, karavan ve pansiyon tipi konaklama imkanları henüz gelişmemiştir. İlimizde Turizm Bakanlığı'ndan işletme belgeli 4 tesis; 492 yatak, yatırım belgeli 5 tesis; 690 yatak kapasitesine sahiptir. İlde Turizm İşletme Belgeli Oteller şunlardır:

    Tesis Adı Yıldızı
    TÜTAV Termal Otel ****
    Otel Erbaylar ***
    Hotaş Otel **
    Gönen Otel *

    Ayrıca İlimizde oldukça kaliteli belediye belgeli otel ve lokantalar bulunmaktadır.
    Belediye Belgeli Termal Tesisler şunlardır:
    Harlek Otel
    Simav Eynal
    Gediz Ilıcasu
    Emet Kaplıcaları

    Tütav Termal Otel


    TERMAL KAYNAKLAR
    Türkiye : 474
    Kütahya : 17
    TERMAL TURİZM MERKEZLERİ
    Türkiye : 31
    Kütahya : 6

    TURİZM ÇEŞİTLİLİĞİ İÇİNDE KÜTAHYA


    Kütahya'da turizm; kültür turizmi, termal turizm ve doğa turizmi, olmak üzere üç ana başlık altında toplanır. Kütahya çinisi, porseleni ve yöresel yemekleri, turistleri İlimize çeken önemli turizm ürünleridir.

    A) Kültür Turizmi

    Kütahya'da tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar çok çeşitli medeniyetler ve devletler hüküm sürmüştür. Ev sahipliği yaptığı bu medeniyetlerin hemen hepsinden pek çok kültürel değer günümüze miras olarak kalmıştır.

    Friglerden günümüze kadar ulaşan binlerce barınma ve korunma amaçlı mağaralar, erken Hıristiyanlık dönemi şapel ve kiliseleri, Romalılardan kalan Aizanoi antik kenti, ilk hali Bizanslılardan kalan Kütahya Kalesi, Selçuklulardan kalan Hıdırlık Mescidi, Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu topraklar olan Domaniç, Germiyanoğullarından kalan Vacidiye Medresesi ve II.Yakup İmaret Külliyesi, etnik kültürün son şahidi Yeni Mahalle Rum Ortodoks Kilisesi, Osmanlılardan kalma Ulu Camii, Adliye Binası (Eski Hükümet Konağı) ve Kütahya Lisesi ile Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı ve Başkumandan Meydan Savaşı'nın kazanıldığı Dumlupınar ve Altıntaş - Zafertepe Çalköy'deki Şehitlikler ve Anıtlar bu topraklarda yaşayan medeniyetlerin bizlere bıraktıkları kültürel mirasın ilk akla gelenleridir.

    1) Müzeler


    Kütahya, müzeler açısından zengin bir ildir. Arkeoloji Müzesi, sahip olduğu eserler açısından emsalleri arasında önemli bir yere sahiptir. Çini Müzesi, Türkiye ve Dünyadaki ilk olma özelliğine sahiptir. Kossuth Müzesi, tarihi değerinin yanı sıra etnografya müzesi olarak da nitelenebilecek bir konumdadır. Ayrıca İlimizde Tavşanlı Belediye Müzesi ile Dumlupınar Kurtuluş Savaşı Zafer Müzesi de bulunmaktadır.

    2) Sadık Atakan Çini Evi


    Avukat Sadık ATAKAN tarafından düzenlenen evde, son 250 yılın en güzel çinileri sergilenmektedir. Değerli çini ustalarının eserlerinin görülebildiği ev, geçmiş ile gelecek arasında bir köprü oluşturmaktadır.

    3) Frig Vadisi


    Kütahya-Eskişehir karayolunun 26. km'si yakınlarındaki Sabuncupınar'dan başlayıp Ovacık Köyüne kadar, İlin doğusu boyunca uzanan ve büyük bölümü çam ormanları arasında kalan alana "Frig Vadisi" denilmektedir.

    Frig Vadisi iki ana bölümde incelenebilir. Birinci bölüm; Sabuncupınar, Fındık, İncik, İnli, Söğüt mağaralarının bulunduğu kuzey bölümüdür. İkinci bölüm ise, daha güneydeki Ovacık Köyü, İnlice mahallesi ve çevresidir.

    Kütahya'nın doğusunda, eski bir yanardağ olan Türkmen Dağı'nın tüfleri ile örtülü olan Frig yaylaları, eski çağlardan beri çeşitli kavimler tarafından iskan edilmiştir. Volkan tüfünün kolay işlenebilir bir kaya çeşidi olması, bölgenin en eski halklarından biri olan Frigler'in, bunları oyma ve yontma yoluyla çeşitli amaçlar için kullanmalarını sağlamıştır. Frigler'in ana tanrıçası Kybele'ye adanmış açık hava tapınakları ile savunma amaçlı yapılar, en çok göze çarpan eserler arasındadır. Bunların yanında Roma devrinde kayaları oymak suretiyle meydana getirilmiş çeşitli barınaklar, mezar odaları, ağıl ve ahır olarak kullanılan mekanlar, sarnıçlar ve ambarlar da bulunmaktadır. Erken ve Geç Bizans devirlerinde ise bunlara ilaveten kilise ve şapeller de inşa edilmiştir.

    Frig Vadisi'nin ikinci bölümü ise Kütahya'ya 55 km. uzaklıkta bulunan Ovacık Köyü'nün İnlice Mahallesi'nin doğusunda başlayan çam ormanları arasındadır. Bölgenin bilinen tarihi M.Ö. 900-600 yıllarında Frigler, daha sonra Romalılar ve Bizanslılar tarafından kullanıldığı şeklindedir. Frig Vadisi'nde kayalara elle oyulmuş kaya mezarlar, kiliseler ve sığınma-barınma amacıyla kullanılmış yüzlerce mağara bulunmaktadır.

    4) Aizanoi Antik Kenti

    Aizanoi antik kenti, Kütahya'ya 57 km. uzaklıktaki Çavdarhisar İlçesindedir. Efes ile çağdaş olan kent Penkalas ırmağının iki yakasına kurulmuştur. Kentin ismi Su Perisi Erato ile efsanevi kral Arkas'ın birleşmesinden ortaya çıkan Azan isimli mitoloji kahramanından kaynaklanmaktadır. Aizanoi antik kenti Frigya'ya bağlı yaşayan Aizanitislerin ana yerleşmeleriydi.

    - Kent alanı M.Ö.3000 yıllarından itibaren yerleşmeye sahne olmuştur.
    - Helenistik dönemde Bergama Krallığı ile Bitinya arasında el değiştirmiştir.
    - M.Ö. 133'de Roma egemenliğine girmiştir.
    - Erken Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olan Aizanoi 7.yy.da önemini yitirmiştir.
    - Ortaçağ'da (13.yy) Çavdar Tatarları'nın üssü olan kent daha sonraları Çavdarhisar ismini almıştır.

    Antik kentte; Zeus Tapınağı, Antik Borsa, Stadyum ve Anfi Tiyatro ile Mozaikli Hamam, Antik Köprüler ve Sütunlu Yol görülmeye değerdir.

    ZEUS TAPINAĞI :


    ANTİK BORSA : Dünyanın ilk borsası Aizanoi Antik Kentindedir. M.S. 2.yüzyılın 2. yarısında tahıl pazarı olarak kullanılmıştır. 1971 yılında kazısı yapılan borsa binasının kısmen onarılan duvarlarında M.S. 4.yüzyılın başlarında İmparator Diocletian'ın 304 yılında enflasyonla mücadele için yaptığı ücret tespitlerinin bir kopyası vardır. Bu yazıtta imparatorluk pazarlarında satılan tüm malların fiyatları yer almaktadır. Örneğin; kuvvetli bir köle iki eşeğin fiyatına, bir at ise üç köle fiyatına eşittir


    STADYUM VE ANTİK TİYATRO: Aizanoi'deki Stadyum - Tiyatro kombinasyonunun dünyada benzeri yoktur. Yapımına M.S. 1. yüzyılda başlanmış ve aralıklarla 3.yüzyıla kadar sürmüştür. Stadyumun oturma grupları hafif çokgen biçimli olduğu için yapı orta kısımda genişlemektedir. Stadyum ile tiyatroyu ayıran duvarın stadyum cephesi mermerlerle kaplı olup tiyatronun sahne kısmı ise zengin mermer bezemelerle kaplıydı. Bu bezemeler depremler sonucu oturma basamaklarının ortasına yıkılmışlardır.


    ANTİK KÖPRÜLER : Penkalas denilen Koca Çayın üzerindedir. Antik çağda iki yakayı birbirine bağlayan 5 köprü mevcuttu. Bunlardan birisi yayalar için yapılmış olan ahşap bir köprü, diğer dördü ise kemerli taş köprüleridir. Günümüze bunlardan sadece iki tanesi ulaşmıştır.


    SÜTUNLU YOL : 1992 -1995 yılları arasında yapılan kazılarda ortaya çıkartıldı. M.S. 400. yıllara tarihlenmektedir. Restore edilerek ayağa kaldırılan cadde kenarlarındaki sütunlar erken antik yapılardan sökülmüştür. Dükkan kapıları bu sütunlu yola açılmakta olup yakınında onunla ilişkili borsa yapısı bulunuyordu.

    5) Germiyan Sokak (Eski Kütahya Evleri)


    Merkez Pirler mahallesinde 18. yüzyıl Kütahya evlerinin topluca korunduğu Germiyan Sokak, Arnavut kaldırımlı yolu, elektrik ve telefon direkleri ile tellerinin bulunmadığı, Kütahya'daki tarihi kent dokusunun en güzel örneğidir.

    Germiyan Sokak'taki Kütahya Evleri iki veya üç katlı ahşap evlerdir. Payandalarla desteklenmiş çıkmaları, çiftli koca kapıları, kafesli pencereleri ile ahşap Anadolu mimarisinin en güzel örneklerini oluşturur. 17. ve 18. yüzyıl Kütahya evleri açık sofalıdır. Sofalar odalar arası bağlantıyı sağlar. Ayrıca sofalarda seki yada köşk adı verilen dinlenme mekanları bulunur.

    Giriş katlarına taşlık denir. Evlerin ön kapıları dışında geniş arka bahçelere açılan arka kapıları da vardır.
    Depo, kiler samanlık hatta ahırlar buradadır. Birinci katta günlük yaşama ait odalar vardır. Bunlar oturma odası, mutfak ve yatak odasıdır. İkinci katta ise misafir odaları ve gelin odaları bulunur. 19. ve 20. yüzyıl Kütahya evleri kapalı sofalıdır. Önceki dönemlerin aksine, bu dönem evlerinin dışları, saçakları, pervazları ve payandaları süslenirken, iç mekanlar aksine sade tutulmuştur. Yine bütün Kütahya evleri payanda destekli çıkartmalara sahiptir. Bu çıkartmalar yola uyum ve iç mekanı düzeltme amaçlı yapılmıştır.

    Alıntı:
    cindycate tarafından gönderildi.
    Tarihi Kütahya evlerinin çoğu bahçelidir. Bahçelerinde çiçeklerle meyve ağaçları birbirini tamamlar. Sarmaşıklar, Gülfatmalar, Hanımellleri arnavut kaldırımlı taşlı sokaklara dökülür. Yaz başlangıcında bu bahçelerden yükselen leylak kokusu insanı kendinden geçirir. Bahçelerde tadı ve kokusuyla Kütahya' ya mahsus "Hüsnü -Yusuf'' armudu yetişir. Çok lezzetli ve sulu bu armut, dallarında salıncak kuran çocukların kucağına düşer. Son baharda Sultanbağı bahçelerinde yetişen yine Kütahya' ya mahsus "Gelincik elması" da elmalar içinde adından söz etmeye değer bir meyvedir. Gelincik elmasının şifalı olduğuna inanılır. Konak tabir edilen üç katlı, geniş cepheli, bir dönemin kültür birikimi olan ve zaman ve mekanın iç içe estetik görünüm kazandırdığı evlerde ahşap işçiliği zirveye çıkmıştır.

    Özellikle odalardaki dolaplar, pervazlar, tavan göbekleri çok seçkin bir zevkin izlerini taşırlar. Odalar insana ferahlık verir. Bu evlerin en büyük mimari özelliklerinden birisi de mevsimlere göre odaların bulunmasıdır. Kışın kullanılan odalar genellikle orta katta olup kolay ısınması için alçak tavanlı yapılmışlardır. Bir üst kattaki odalar ise, sıcak yaz günleri için rahat, havadar serin mekan ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. Cumbalar, bu evlerin sokağa açılan dünyalarıdır. Ağaç payandalı evlerden komşu kadınlar birbirlerine söz atarlar.Kütahya evlerinin yan yana gelmesiyle oluşan dar sokaklar, uzun perspektif içinde uzar giderler.Cumbalar, ağaç payandalar, kafesli pencereler, kabartmalı kapılar, çeşit çeşit ağaç, madeni tokmaklar, geniş saçaklı evler, geçmişten yarınlara uzanan bir köprü gibi durular.






    7) Bedestenler


    Gedik Ahmet Paşa Vakfı olarak XV. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılan bedestenler iki tanedir. Büyük Bedesten dört kapılıdır. Yapının içinde ortada bir şadırvan ve onyedi dükkan vardır. Kapı girişi üstünde madalyon içinde hayat ağacı ve aslan motifleri altında 1868 tarihi yazılıdır. Diğer kapı üstündeki madalyonda ise denizkızı figürü yer alır. Halen sebze bedesteni olarak kullanılmaktadır. Küçük Bedesten; iki kapılı olup duvarları tuğla ve saç örgüden yapılmıştır. Uzunlamasına dikdörtgen geniş alanın iki kenarında karşılıklı dörder geniş niş bulunmaktadır. Eskiden ağır elbiselerin ve elmas işlemeciliğinin yapıldığı yapı günümüzde eski eşya pazarı olarak kullanılmaktadır.

    8) Kütahya Kalesi (HİSAR)


    Antik çağlardan günümüze kadar yerleşimin olduğu Hisar Tepesindedir. 70 burca sahip olan Kütahya Kalesi üç bölümden oluşur. Bunlar Kale-i Bala, Kale-i Sagir ve dış surlardır. Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyan ve Osmanlı izleri görülen kalede herhangi bir döneme ait kitabe yoktur. Fakat yapılan incelemeler sonucunda 8.yy Bizans, 12.yy Bizans, 13/14.yy Türk dönemlerine ait inşaat özelliklerine rastlanmıştır. Kalede bilinen son inşaat Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılmıştır. (1451-1481) Kale'de iki çeşme, iki mescid vardır. Kütahya Kalesinde, kendi ekseninde 45 dakika da bir tur atan Döner Gazino 1973 yılı yapımıdır. Lokanta olarak hizmet veren Döner Gazino'nun altındaki Kır Kahvesi yaz aylarında açıktır.

    9) Kara Ahmet Bey Türbesi

    Ünlü Seyyah Evliya Çelebi'nin dedesi olan Kara Ahmet Bey'in türbesi, Şehir merkezindedir. Evliya Çelebi'nin Kütahyalı olduğunu ve dedesinin mezarının yerini, Kütahya'yı da anlattığı ünlü Seyahatname'sinin 9.cildinden öğreniyoruz.

    10) Ulu Cami



    Kütahya'nın en güzel ve en büyük camisi olan yapı Yıldırım Beyazıt zamanında başlanmış, Şehzade Musa Çelebi tarafından 1410 yılında tamamlanmıştır. Mimar Sinan tarafından tamir edilmiştir. Ortalama 45x25 m2'lik bir alanı kaplayan cami avlusuzdur. Caminin 3 kapısı, 64 penceresi, 2 kubbesi, 6 yarım kubbesi ve 5 bölümlü son cemaat yeri vardır. Caminin içindeki 4 sütunlu müezzin mahfeli ve mihrabın sağındaki Kabe tasvirli pano görülmeye değerdir.

    11) Adliye Sarayı (Eski Hükümet Konağı)


    Yapımına 1905 yılında Fuat Paşa zamanında başlanan ve 1907 yılında tamamlanan Eski Hükümet Konağı, son dönem sivil Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden birisidir. Üç katlı yapının, giriş bölümü ile doğu ve batı kanatları hafif çıkıntılıdır. Girişi dört yüksek sütun ve ortadaki geniş üç kemerle bağlanmıştır. İki renkli taş tekniği, iki katı ayıran korniş hattı ve çinileriyle cephe örgülü bir görünüme sahiptir. Vali Odasının bacaları ortaya ayyıldız gelecek şekilde çini kaplıdır. Bina içinde tamamen çini kaplı bir mescit de yer almakta olup, 1998 yılında restore edilerek Adliye Sarayı olarak kullanılmaya başlanmıştır

    12) Hayme Ana ve Osman Gazi Anıtı


    Hayme Ana Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin ninesi, Ertuğrul Gazi'nin annesidir. Ertuğrul Gazi, Sürmeliçukur'dan Anadolu'ya geldiğinde kendisine Söğüt kışlak, Domaniç yaylak olarak verilmiştir. Yılın beş ayını geçirdiği Domaniç'te bir yayla mevsiminde Hayme Ana'yı yitiren Ertuğrul Gazi, annesini her yıl çadır kurduğu Çarşamba'da bir tepeye defnettirmiştir. Sultan, II. Abdulhamit, l886'da Devlet Ana diye anılan büyük büyük ninesi Hayme Ana'nın kabrini buldurarak üstüne bugünkü türbeyi yaptırmıştır. Kütahya Valiliği, Osmanlı Devletinin kuruluşunun 700.Yılı dolayısıyla bu türbe ve müştemilatını restore ettirerek çevre düzenlemesine tabi tutmuş, her yıl Hayme Ana adına törenler yapılan alana 2500 kişilik tribün yaptırmış, 100 bin fidanlı 700.Yıl Koruluğu kurdurarak, bir Osmanlı Çeşmesi ve iki Kütahya evi yaptırmıştır.

    14) Başkumandan Tarihi Milli Parkı

    Kurtuluş Savaşımızın geçtiği Zafertepe Çalköy ve Dumlupınar'daki bu topraklar 137.000 şehidimizin aziz hatırasına şehitlik, müze ve anıtlarla donatılmıştır. Milli parktaki bu anıt,müze ve şehitlikler şunlardır:
    Zafertepe Çalköy'de; Zafer Anıtı, (Başkumandan Meydan Savaşı Komuta Yeri), Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı, Yüzbaşı Harputlu Şekip Efendi Anıtı, Atatürk Anıtı,
    Dumlupınar İlçemizde; Atatürk Anıtı, Dumlupınar Kurtuluş Savaşı Müzesi, Dumlupınar Şehitliği ve içinde; Mehmetçik Anıtı, Şehit Baba ve Oğul Anıtı, Milis Anıtı ve Gazi Mustafa Kemal-İsmet Paşa-Mareşal Fevzi Çakmak Anıtları bulunmaktadır

    B) Sağlık Turizmi

    6 Termal Turizm Merkezi ile Türkiye'nin en zengin termal kaynaklarına sahip olan Kütahya, romatizmadan, felç hastalıklarına, kadın hastalıklarından, sinirsel rahatsızlıklara kadar bir dizi hastalığa derman olan termal suları ile yerli ve yabancı turistlere şifa dağıtmaktadır

    1) Ilıca-Harlek Kaplıcaları:

    Kütahya'nın kuzeyinde yer alan Ilıca Harlek Kaplıcaları Kütahya - Eskişehir karayolunun 2l.km.sinden 4 km. içeridedir. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ilıca Harlek Kaplıcaları Bakanlar Kurulu tarafından 23.03.1989 tarihinde "Termal Turizm Merkezi" ilân edilmiştir. Kaplıca suları 25-43 C derece sıcaklıkta olup oligo:-):-):-):-)lik sular grubuna girer. Kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat içeren kaplıca suları muhtelif hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde 10 apart, 57 oda ve 168 yatak kapasiteli Harlek Otel, Belediye Belgeli diğer otel ve moteller, 3 hamam, 2 kapalı 4 açık havuz, spor tesisleri ve konferans salonu bulunmaktadır.


    2) Yoncalı Kaplıcaları:

    Kütahya'nın batısında yer alan Yoncalı kaplıcaları merkeze 16 km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Yoncalı Kaplıcaları 17.09.1993 tarihinde "Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir. Kaplıca suları 42 C derece sıcaklıkta olup bikarbonatlı sular grubuna girer. Kalsiyum, magnezyum ve kükürt içeren kaplıca suları muhtelif hastalıklara iyi gelmektedir. Ayrıca parafin banyosu, seliluit tedavisi vb. uygulanmaktadır. Yoncalı Termal Turizm Merkezi'nde S.S.K'ya ait 200 yataklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi bulunmaktadır. Kaplıca merkezinde 73 oda ve 180 yatak kapasiteli 4 yıldızlı Yoncalı TÜTAV Termal Otel ve kür merkezi ile 4'er kişilik 37, 2'şer kişilik 20 apart, Belediye belgeli otel ve moteller, 4 hamam, 3 kapalı, 2 açık havuz bulunmaktadır.


    3) Emet-Yeşil ve Kaynarca Kaplıcaları:

    Kütahya'nın batısında bulunan kaplıcalar Emet ilçe merkezindedir. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamam olan Yeşil ve Kaynarca Kaplıcaları 17.09.1993 tarihinde "Termal Turizm Merkezi" ilân edilmiştir. Kaplıca suları 43-56 C derece olup, hipotonik sular grubuna girer. Sülfat, bikarbonat, kalsiyum ve magnezyum içeren kaplıca suları muhtelif hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde Belediye Belgeli 4'er kişilik 36 apart, 3 hamam, 3 kapalı havuz, 1 açık havuz, Osmanlı Hamamı, sauna, özel banyolar, spor tesisleri, botanik parkı ve bir karavan parkı (kamping) bulunmaktadır


    4) Gediz-Ilıcasu Kaplıcaları:
    Kütahya'nın güneyinde Gediz'e 18 km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ilıcasu Kaplıcaları 18.03.1897 tarihinde "Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir. Kaplıca suları 65-98 C derece sıcaklıkta olup hipotonik sular grubuna girer. Sülfat, bikarbonat, sodyum ve magnezyum içeren kaplıca Suları muhtelif hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde Belediye belgeli 4'er kişilik 40 apart, 3'er kişilik 52 apart, 22 ahşap baraka, 10 betonarme baraka, 1 buhar banyosu, 1 çamur banyosu, 2 hamam ve 2 havuz bulunmaktadır. Kaplıca merkezinde seracılık başlamıştır.

    5) Gediz-Muratdağı Kaplıcaları:

    Kütahya'nın güneyinde Gediz'e 30 km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Muratdağı Kaplıcaları 18.03.1987 tarihinde"Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir. Kaplıca suları 29-50 C derece sıcaklıkta olup, meteorik vadoz sular grubuna girer.


    6) Simav-Eynal Kaplıcaları:
    Kütahya'nın güney batısında Simav'a 4 km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Eynal Kaplıcaları 23.03.1989 tarihinde "Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir. Kaplıca suları 70-90 C derecedir. Kalsiyum, sodyum, bikarbonat ve sülfat içeren kaplıca suları muhtelif hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde, Belediye belgeli biri 37, diğeri 30 odalı iki otel, 440 yataklı 125 apart, özel banyolar, 2 hamam ve l kapalı havuz bulunmaktadır. Kaplıca Merkezinde seracılık gelişmiş olup ilçe merkezi Jeotermal enerji ile ısıtılmaktadır


    7) Hisarcık - Esire Kaplıcaları:

    Kütahya'nın batısında Hisarcık'a 10 km. uzaklıktadır. 51 C derece sıcaklıktaki kaplıca suları içme uygulamaları ile değişik rahatsızlıklara iyi gelmektedir.


    8) Tavşanlı-Göbel Kaplıcaları:

    Kütahya'nın batısında Tavşanlı'ya 7 km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. Kaplıca sularının sıcaklığı 32 C derece olup muhtelif hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde moteller ve 2 hamam bulunmakta olup, yöre havasında oksijen oranı yüksek olduğundan astımlı hastalar kış aylarında dahi motellerde konaklamaktadırlar.


    9) Simav Çitgöl Kaplıcaları:

    Simav'a 5 km. uzaklıkta olan kaplıca suyunun sıcaklığı 162 C olup, muhtelif hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde Belediyeye ait 60 daireli moteller ve spor kompleksi vardır.

    10) Dereli Kaplıcaları:
    Dereli Kaplıcaları Emet-Tavşanlı yolu üzerinde olup, Günlüce Beldesine 20 km. uzaklıktadır. Kaplıca suları 38-40 C olup, muhtelif hastalıklara banyo yolu ile iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde 3 adet havuzlu hamam, özel banyolar ve moteller mevcuttur.

    11) Diğer Kaplıcalar:

    Kütahya'da başka termal kaynaklar da mevcuttur. Bunlar; Emet'te Samrık Ilıcası, Hisarcık'ta Sefaköy Kaplıcaları ve Yukarı Yoncaağaç Mürdesenk Suyu, Simav'da Naşa Kaplıcalarıdır.

    C) Doğa Turizm

    Kütahya topraklarının % 53'ü ormanlarla kaplı olduğu için ilin her köşesi zengin doğa güzelliklerine sahiptir. Bu güzellikler güçlü bir çevre bilinciyle korunmakta, günübirlik olduğu kadar uzun süreli dinlenme ve kamp imkanları içinde faydalanılabilmektedir. Yayla turizmi için önemli imkanları olan ilimiz, trakking için de aynı potansiyele sahiptir.

    1) Çamlıca:

    Kütahya'nın batısında, şehir merkezine 5 km. uzaklıktaki Çamlıca, orman içi dinlenme yeri olarak düzenlenmiştir. Orman İşletmesince yapılan altyapısı, piknik yerleri ve hizmet birimleri özelleştirilmiştir. Çamlıca çam ağaçları, soğuk suları, temiz havası ve insanı rahatlatan manzarası ile geniş bir mesire yeridir.

    2) 1000 Yıllık Kestane Ağacı:

    Kütahya'nın 7 km. güneyindeki Kumarı Köyü Boyacılar mevkiinde bulunan 3 adet kestane ağacı halen meyve vermekte olup özellikle bir tanesi 8 m.'yi bulan çevresi ve 20 m.'ye yaklaşan yüksekliği ile 1000 yıldır ayakta durmaktadır.


    3) Hıdırlık : Kütahya merkezdeki en önemli mesire yerlerinden birisidir. Aynı isimle anılan mescidin de, bulunduğu mesire yerinin altyapısı ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. Hıdırlık Mescidi'nin restorasyonu ünlü ressam Ahmet YAKUPOĞLU tarafından 1984 yılında yapılmıştır.

    4) Gölcük Yaylası: Kütahya'nın güneybatısındaki Gölcük Yaylası, Simav'a 10 km. uzaklıktadır. Çam ormanları arasındaki yayla, her türlü altyapıya sahip olup, 1450 m. yükseklikte harika bir piknik yeri olarak hizmet vermektedir.



    5) Vakıf Ormanları: Kütahya - Tavşanlı karayolunun güneyinde, Kütahya'ya 40 km. uzaklıktadır. Piramidial Karaçamlar'ın orman olarak bulunduğu tek yer olan Vakıf Çamlığı koruma altındadır.

    6) Muratdağı : Kütahya'nın güneyindeki Muratdağı Gediz'e 30 km. uzaklıktadır. 23l2 m. yükseklikteki Muratdağı, Kütahya'nın olduğu gibi İç Ege'nin de en yüksek dağıdır. Kestane, meşe ve çam ormanlarından oluşan zengin bir bitki kuşağına sahip olan Muratdağı, temiz havası, soğuk suları ve özellikle zengin termal kaynaklarıyla çok önemli bir merkezdir. Muratdağı yayla turizmi için uygun bir merkezdir.

    7) Porsuk Barajı : Kütahya'nın kuzeydoğusunda şehir merkezine 20 km. uzaklıktadır. Porsuk Çayının taşkınlarından çevreyi korumak amacıyla yapılmış olan baraj son yıllarda balıkçılığın da önemli bir merkezi haline gelmiştir. Porsuk Barajında, Softça Köyü civarında su sporları (sörf, kürek, yelken vb.) için sabit iskele ve yüzey iskele, alt yapı ve sosyal çalışmaları tamamlanmakta olup 2002 yılında hizmete sunulacaktır.


    8) Mızık Çamı:Domaniç'in Domur Köyü'ndedir. Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Gazi'nin bebeklik beşiğinin kurulduğu bu çam koruma altına alınmıştır. Zaman içinde yıkılan bu tarihi ve anıtsal çam ağacı özel bir kaide üzerine alınarak ziyarete açılmıştır.


    9) Domaniç Ormanları: Kütahya'nın kuzeyindeki Domaniç Ormanları ilçenin çevresinde çok geniş bir alana yayılmış durumdadır. Çok zengin bir bitki örtüsüne sahip olan Domaniç Ormanlarında pek çok endemik tür ve anıtsal değerde birçok ağaç bulunmaktadır.

    10) Kuruçay Göleti: Tavşanlı'nın güneyinde, ilçeye 7 km. uzaklıktadır. Sulama amaçlı yapılmış olan gölet, asıl işlevinin yanısıra temiz çevresi ile önemli bir piknik yeridir.

    11) Enne Barajı: Kütahya'nın batısında şehir merkezine l8 km. uzaklıktadır. Seyitömer Termik santralının su ihtiyacını karşılamak için yapılan baraj zamanla olta balıkçılığının da yapıldığı güzel bir mesire yeri haline gelmiştir


    D) Yaban Hayatı (Avcılık)

    Zengin bitki örtüsünden dolayı, ilin yaban hayatı da hayli zengindir. Kurt, çakal, tilki, yaban domuzu ve tavşan en çok rastlanan yabani hayvanlardır. Kütahya kuşlar açısından da zengindir. Bıldırcın, keklik, ve bazı su kuşları oldukça boldur. Kütahya'da iki geyik üretme sahası ve bir adet toy kuşları koruma sahası mevcuttur. Ayrıca Türkmen Dağı, Domaniç Ormanları ve Şaphane Dağı gibi sahalarda sürekli av yasağı uygulanmaktadır. Kütahya'da göl yoktur. Fakat baraj göllerinde, göletlerde ve akarsularda balıkçılık yapılabilmektedir. Özellikle sazan, aynalı sazan, kızılkanat, dargın ve yayın balıkları en çok avlanan balıklardır. İlimizin Gediz ve Domaniç İlçelerinde modern alabalık üretim tesisleri bulunmaktadır.

    EL SANATLARI (Turistik ve Hediyelik Eşyalar)

    Daha önceki postlarda geniş biçimde anlatmıştık.

Benzer Konular

  1. KÜtahya KÖftesİ
    By HellGuardian in forum Etli Yemekler
    Cevaplar: 1
    Bölüm Listesi: 03-22-2008, 07:10 AM
  2. KÜtahya' Nin TarİhÇesİ
    By ABYSS in forum Genel Tarih
    Cevaplar: 1
    Bölüm Listesi: 01-09-2007, 01:28 AM
  3. KÜtahya KÖftesİ
    By DJ ESRARENGİZ in forum Etli Yemekler
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 01-03-2007, 12:41 AM
  4. Kütahya CAMİLER
    By ABYSS in forum Türk Kültürü
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-26-2006, 08:47 PM
  5. KÜtahya
    By BoDyGuArD in forum Türkiyeden Resimler
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-04-2006, 03:40 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]