Sinop, M.Ö.4500 yıllarından başlayarak günümüze kadar uzanan değişik uygarlıkların izlerini taşıyan kaleler, kiliseler, camiler, hanlar, hamamlar, çeşmeler, medreseler, tabyalar, evler gibi eşsiz tarihi eserlerin adeta kucaklaştığı bir yurt köşemizdir.SİNOP ADI NEREDEN GELMİŞTİR inope Irmak Tanrısı Osopos'un güzeller güzeli kızıymış. Rivayete göre mutlu bir hayatı varmış. Bir gün Tanrılar Tanrısı Zeus kendisini görmüş ve o anda aşık oluvermiş. Zeus bu, gönlünü kaptırdığını elde etmek için yapmadığı üç kağıtçılık yokmuş. Ama Sinope, Zeus'un bile başını döndürecek bir güzellikteymiş. Eli ayağı, dili dudağı dolaşmış Tanrılar Tanrısının, Sinope'ye aşkına karşılık her istediğini yapacağını söylemiş. Korku içindeki genç kız, kendisine dokunmamasını kız olan kız kalmak istediğini söylemiş heybetli Zeus'a. Tanrılar Tanrısı, sözüne sadık kalmış ve Sinope'yi alıp en sevdiği yerlerden olan Karadeniz'in cennete benzeyen yemyeşil kıyılarına bırakmış. Yani bugün Sinop ilimizin bulunduğu yere.

TURİZM ALAN VE MERKEZLERİ :SİNOP - AKLİMAN - HAMSİLOS TURİZM MERKEZİ :
9 Nisan 1987 tarih ve 199426 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar kurulu Kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir. 19 Nisan 1989 tarih ve 20144 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile de turizm merkezinin sınırları genişletilmiştir. Yöre 1991 yılında Kültür Bakanlığı tarafından 1. derece doğal sit alanı ilan edilmiştir.


SİNOP KALESİ


SİNOP - AYANCIK - AKGÖL YAYLASI TURİZM MERKEZİ :
20 Eylül 1991 tarih ve 20997 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir.
SİNOP - GERZE - KOZFINDIK - BOZARMUT YAYLASI TURİZM MERKEZİ :
20 Eylül 1991 tarih ve 20997 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir.
SİNOP - TÜRKELİ - KURUGÖL YAYLASI TURİZM MERKEZİ
20 Eylül 1991 tarih ve 20997 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir.

AV TURİZMİ - BALIKÇILIK :

AVCILIK : İl ve ilçelerindeki ormanlık alanlarda her mevsim tilki, kurt, çakal, yaban domuzu avlanmaktadır. Yine mevsimine göre il genelinde yaban ördeği, yaban domuzu, su tavuğu, çuluk, bıldırcın, tavşan avlanmaktadır.
BALIKÇILIK : İl merkezi ile sahil ilçeler Ayancık, Gerze ve Türkeli de küçük ve amatör balıkçılıktan başka, büyük tekne, gırgır ve trol sahipleri dört mevsim balıkçılık yapabilmektedir. Ağustos-Kasım ayları arasında lüfer, palamut, kasım-Nisan ayları arasında hamsi, Mayıs-Temmuz ayları arasında ise mevsimine göre kalkan, kofana, orkinos ve köpek balığı avlanmakta olup yurt dışına ihraç edilmektedir.


İNCE BURUN FENERİ


PLAJLAR-GEZİ VE MESİRE YERLERİ :
Sinop'un doğal yapısı, ilde bir çok mesire yerinin doğmasını sağlamıştır. Düzenlenen orman içi dinlenme yerleriyle bu doğal zenginlikler değerlendirilmiştir. Ormanlarla yan yana uzanan plajlar kilometrelerce uzanan pırıl pırıl kumsallarla kaplıdır.
HAMSİLOS FİYORDU : Yemyeşil ormanı rengarenk çiçekleri ile denizin bir nehir gibi içine girdiği hamsilos Türkiye'nin tek fiyordudur. Şehir merkezine uzaklığı 11 km. dir.SARIKUM : Deniz, orman ve gölün bir arada bulunduğu eşsiz bir piknik alanıdır. Şehir merkezine uzaklığı 21 km. dir. Çeşitli av hayvanları bulunmaktadır. Tabiatı koruma alanı ilan edilmiştir.AKLİMAN MEVKİİ : şehrin batısındadır. Deniz kenarında kilometrelerce uzunluğunda ve 15-20 m genişliğinde bir şerit gibi uzanan kumsalı ile meşhurdur. Orman İşletme Müdürlüğünce düzenlenen Akliman piknik yeri her türlü ihtiyaca cevap verebilecek niteliktedir. Ayrıca kumsal boyunca Motel Kamp ve mesire yerleri mevcuttur.ORMAN KAMPI : Şehrin girişinde iç limana bakan kısımda çam ağaçlarıyla kaplı bir alanda bulunmaktadır. Orman İşletme Müdürlüğünün sosyal tesisleri ile kabinler bulunmaktadır. Bütün yaz boyunca hem piknik yapılan hem de denize girilen güzel plajlardan biridir.YUVAM KAMPI : Orman kampının bitişiğindedir. Plaj ve tesisler Sinop Belediyesine aittir. Güzel bir piknik yeridir. Çadır ve kamp yerleri mevcuttur.KARAKUM YÖRESİ : İç limanda şehre 1,5 km uzaklıktaki Özel idareye ait tesislerde otel, pansiyon, bungalov tipi evler, çadır, kamp yeri bulunmaktadır.SOĞUKSU : Sinop-Boyabat karayolunun 47. kilometresindedir. Çevresi köknar ağaçlarıyla kaplıdır. Orman içinde yer alan içme suyu, şifalı olarak bilinmektedir.BEKTAŞAĞA KÖYÜ VE GÖLETİ : Sinop-Erfelek yolu üzerinde Sinop!a 20 km uzaklıktadır. Geleneksel şenlikleri, orman ve balık avcılığı yapılan göleti meşhurdur.




CAMİLER VE MESCİTLER :
ALAADDİN CAMİİ : Eski türk cami tiplerine güzel bir örnek teşkil eden Alaaddin camii, Sinop'un fethinden hemen sonra yapılmıştır. Rumların Sinop'a yaptıkları baskıda büyük zarar gören cami 1268 yılında Süleyman Pervane tarafından onarılmıştır. Daha sonraları Candaroğullarından Celaleddin Beyazıt ve İsfendiyar bey, Osmanlı çağında Mutasarrıf Tufan Paşa tarafından tamir ettirilmiştir. Zamanında türk taş oymacılığının bir şaheseri olan minberi ne yazık ki büyük kubbenin çökmesiyle yıkılmıştır.SARAY CAMİİ : Tersane Çarşısının arkasındaki sokakta bulunan cami, kesme taştan yapılmıştır. Tek kubbelidir. Cami 1374 yılında Candaroğullarından Celaleddin Beyazıt Bey'in zamanında yapılmıştır. Bu çağa ait işlemeli güzel bir mihrabı ile kitabesi vardır.
FATİH BABA MESCİDİ : Meydankapı çarşısında yer alan mescid 1353 yılında İsmail Bin Uslu Bey tarafından yaptırılmıştır. Mermerden yapılmış süslü küçük mihrabın çevresinde kabartma olarak ''Atetül Kürsi'' yazılıdır.
MEHMET AĞA MESCİDİ (CAMİİ) : Kaleyazısında bulunan cami, 1648 yılında yapılmıştır. 1910 yılında bir minare eklenmiştir.
CEZAYİRLİ ALİ PAŞA CAMİİ : Seyyid Bilal türbesine bitişik olan cami, Selçuklu çağına aittir. 1876 da Ali Paşa ve 1898 de Abdülhamit tarafından tamir ettirilmiştir.
KEFEVİ CAMİİ : Kefevi mahallesinde bulunan bu caminin kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Bilinen harab bir halde iken Sancak Mutasarrıfı Bekir Paşa tarafından 1896 yılında tadilat yaptırılmıştır.
MEYDANKAPI CAMİİ : Sakarya caddesi üzerinde bulunan bu caminin ilk yapılış tarihi belli değilse de Şeyh Ömer Efendi adında bir zat tarafından yaptırıldığı vakıf kaynaklarından öğrenilmektedir. Caminin ahşap minaresi Sinop minarelerinin en orjinalidir.İSKELE CAMİİ : Tersane çarşısında bulunan cami 1905 yılında Sinop eşrafından Hacı Ömer Efendi tarafından yaptırılmıştır.

MEDRESELER :
SÜLEYMAN PERVANE MEDRESESİ ( ALAADDİN MEDRESESİ ) : Alaaddin caminin kuzeyinde olan medrese Sinop'un düşman baskısından kurtarılmasının bir hatırası olarak1262 tarihinde Selçuklu Veziri Süleyman Pervane tarafından yaptırılmıştır. Binanın girişini mermer süslü bir portal süslemektedir. İçinde eyvan karşısında geniş avlu ortasında şadırvan vardır. Avlunun her iki yanında mermer sütunlu revak ve arkalarında 16 küçük oda bulunmaktadır.

TÜRBELER :SEYYİD BİLAL TÜRBESİ : Selçuklı çağında yaptırılmıştır. Seyyid Bilal'ın makam türbesi sonradan Çaça (çeçe) Türklerinden Tayboğa tarafından tamir ettirilmiştir. Türbe, Hz. Hüseyin soyundan ve Arap Ordusu komutanlarından Seyyid Bilal'ın şehit olduğu yerde yapılmıştır. Eskiden beri ahlkın önemli ziyaret yerlerindendir.GAZİ ÇELEBİ TÜRBESİ : Türbe Süleyman Pervane Medresesi'nin sağ taraf bitişiğindeki küçük bir bahçe içindedir. Pervane oğullarının son hükümdarı olan Gazi Çelebi, Mühessebüddin Mesut Çelebinin oğludur. 1322 yılında ölümü üzerine bu türbeye gömülmüştür.İSFENDİYAROĞULLARI TÜRBESİ : Alaaddin cami bahçesinde bulunan türbe Candaroğullarında Celaleddin Beyazıt ile oğlu İsfendiyar'ın oğlu İbrahim beylerle bu aileye mensup daha 8 zatın kabrini ihtiva etmektedir. Türbenin hangi tarihte ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. İçindeki sandukalar türk taş işleme oymacılığının eşsiz örneklerindendir.SULTAN HATUN TÜRBESİ ( AYNALI KADIN ) : Sinop müzesinin bahçesinde bulunan türbe 1335 tarihinde 1. Murat'ın kardeşi Süleyman Paşanın kızı İsmet Sultan Hatun için yaptırılmıştır.HATUNLAR TÜRBESİ : Candaroğulları zamanında yapılmış olan bu türbe Cezayirli Ali Paşa Camii yanında tek kubbeli ve kare planlı bir binadır. Celaleddin Beyazıt'ın oğlu İskender'in karısı ile kızı Ture Hatun için yaptırılmıştır.YEŞİL TÜRBE : Candaroğulları zamanında yapılmış olan bu türbe Sakarya caddesi üzerinde ve Alaaddin Camii'nin doğusundadır. Kare planlı ve tek kubbeli olup, kime ait olduğu belli değildir.

ŞEHİTLİK : Müze bahçesinde olan şehitlik 1853 Osmanlı - Rus Muharebesinde Sinop Limanındaki Osmanlı donanmasına Rusların ani bir baskını sonucu şehit düşen denizcilerimiz için yapılmıştır.




PAŞA TABYALARI : Sinop yarımadasının güney doğusunda Karakum yolu üzerinde 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yaptırılmıştır. Yarım ay şeklindedir. 11 top yatağı, cephanelik ve mahzenlerden ibaret güçlü bir yapıdır.

KORUCUK TABYALARI : Özel mülkiyet alanı içindedir.Güneydoğusunu deniz sınırlamaktadır. Sinop limanını korumak amacıyla 19. yüzyıl başlarında Osmanlılar tarafından yaptırılmıştır. Küçük bir kayalık tepe üzerinde kurulmuştur. Tabyaların top yataklarının 7 tanesi sayılabilmektedir. Tam üzerinde bir konut yer almaktadır.

TARİHİ CEZAEVİ : Cezaevi iç kalenin içinde ve eski tersane alanındadır. 1877 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Binanın önünde tek kubbeli bir Osmanlı hamamı vardır. Güneydeki sur duvarlarında 2 adet tersane kapısı vardır. Binayı çevreleyen burçlar Osmanlı devrinin zindanları olarak kullanılmıştır.

İL MERKEZİNDEKİ TARİHİ ÇEŞMELER :

Sinop il merkezi tarihi çeşme yönüyle hayli zengindir. 14 adet tarihi çeşmenin tamamı 1989 yılında onarılmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır :
OKULALTI ÇEŞMESİ : Yeni mahalle Okulaltı sokaktadır. 1902 yılında yapılmıştır.
RECİ ÇEŞMESİ : Yeni mahalle Varilci sokaktadır. 1908 yılında yapılmıştır.
ŞEHİTLER ÇEŞMESİ : Tersane caddesindedir. 1853 Osmanlı-Rus savaşında Rusların donanmamıza baskında şehit düşen askerlerimizin üzerinde çıkan paralarla Hicri 1270 yılında yapılmıştır.
ŞAHABÜDDİN AĞA ÇEŞMESİ ( TAYBOĞA ) : Camikebir mahallesi Tayboğa ( Aşağı Hamam ) yokuşundadır. 1430 yılında yapılmıştır. Selçuklu beylikler dönemi eseridir.
SARMISAKLI ÇEŞMESİ ( HACI RAMAZAN ÇEŞMESİ ) : sarımsaklı mahallesi Akyüz Sokağındadır. 1581 yılında yapılmıştır.
KETHÜDA MEHMET AĞA ÇEŞMESİ ( BALAT ÇEŞMESİ ) : Ada mahallesi Kemalettin Sami Paşa caddesindedir. Osmanlı dönemi eseri olup yapılış tarihi belli değildir.
ASLAN ÇEŞMESİ : Meydankapı mahallesi, Aslan sokağındadır. Hicri 688 yılında yapılmış olup, Selçuklu dönemi eseridir.
SARAY ÇEŞMESİ : Meydankapı mahallesi Ergül sokaktadır. Osmanlı dönemi eseri olup yapılış tarihi belli değildir.
TERAZİ ÇEŞMESİ : Sakarya caddesi üzerindedir. Osmanlı dönemi eseri olup yapılış tarihi belli değildir.




SİNOP' UN TARİHSEL VE KÜLTÜREL ÇEVRESİ:
Birçok medeniyetlerin gelip geçtiği Sinop' ta tarihi, kültürel ve arkeolojik değerlerle tabii güzellikleri bir arada görmek mümkündür.

SİNOP MÜZESİ: Müze, Sinop' un merkezi yerindedir. Hükümet binasının kuzeyinde yer alır. Bahçesinde Şehitler Anıtı, Aynalı Kadın Türbesi ve Serapis Mabedi bulunur. Yurdumuzun en eski Müzecilik faaliyetlerinden biri de 1921 yılında Sinop' ta başlamıştır. Önceleri eserler Mekteb-i İdadi'nin bahçesinde toplanmıştır. Zamanla şehrin çeşitli yerlerinden çıkan eserler 1932 yılında memurluk, 1947 yılında Müdürlük olmuştur. 1970 yılında yeni binasına taşınmıştır.
Bu modern binada eserler, kronolojik bir sıra içinde 4 teşhir salonu bulunmaktadır. Zemin katta bulunan birinci salonda Sinop çevresinden derlenen ve 1953 yılında Sinop' a 16 km. uzaklıkta bulunan Demirci Köyü Karagöz Höyük kazısından çıkan eski Tunç Çağı' na ait (M.Ö. 3000) buluntulardan, pişmiş topraktan yapılmış objeler ile Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devri sikkeler teşhir edilmektedir. İkinci salonda kronolojik sıra ilie Hitit (M.Ö. 1200-695), Arkeik (M.Ö. 650-480) ve 5. , 4. yüzyıla ait eserler, Helenistik, Roma, Bizans çağına ait (M.Ö. 330-M.S. 1453) pişmiş topraktan yapılmış objeler ile Roma döneminin çeşitli cam eserleri Üçüncü salon etnoğrafik eserler salonudur. Burada Sinop çevresinin giyim, kuşam, el işleme, örme, dokuma örnekleri ile çeşitli ziynet eşyaları, çini, porselen, ateşli ve delici silahlar, yazı takımları, fildişi sedef kakmalı çekmece ve mutfak eşyaları teşhir edilmektedir.
Üst kat salonlarında XVll.-XVlll. Yüzyıllara ait halı seccade örnekleri ile Osmanlı dönemi dokuma çeşitlerinden çatmalar, al yazma Kur'anlar, hat sanatına ait yazı çeşitleri, cilt kapakları, fildişi kakmalı rahleler sergilenmektedir. Bunların yanında müzenin kendisine has özelliklerinden biri de Bizans sanata üslubundaki zengin bir İkon koleksiyonuna sahip oluşudur. Çeşitli boy ve ebatta İsa, Meryem, Melek ve azizler ile ilgili konuları içeren ve altın yaldız boya ile yapılan 27 adet ikonlar, Müzenin ikinci katındaki salonda sergilenmektedir.
İL HALK KÜTÜPHANESİ: İl Halk Kütüphanesi Dr. Rıza Nur Vakfı' na ait binada hizmelerini sürdürmektedir. Kütüphane 9 Ekim 1924 yılında yani Cumhuriyetin 1. yılında hizmete girmiştir. Kurucusu Dr. Rıza Nur' dur. Merhum Rıza Nur Bey, Sulh Murahhası olarak gittiği Rusya ve İsviçre' de ayrıca hayatının bir bölümünü geçirdiği Mısır ve Fransa' da Türklük ve Türkiye hakkında yazılan kitapları toplayıp, kurduğu bu kütüphaneye göndermiştir. Bunlar arasında tarihi belge niteliğini taşıyan eserler vardır. Kütüphanede halen 38.455 kitap bulunmaktadır.


KALELER:
Anadolu' nun, Karadeniz kıyısında, hemen en eski şehirlerinden biri olan Sinop' un tarihi eserleri arasında en çok dikkati çekeni kaleleridir. Şehrin yalı ve Kefevi mahaleleri ( eskiden Varoş denilen kısımdır) hariç olmak üzere büyük bir kısmını çepeçevre kuşatan Sinop Kalesi, Meşrutiyetin ilk yıllarına kadar pek az yıkılmış bir halde idi. Bugün birçok kısımları çökmüş, tamamen harabolmuş bir durumdadir. Sinop' un bu meşhur kalelerinin yapıldığı tarih kesin olarak bilinmemektedir. İlk müve, Sinop' u bir şehir haline sokmuş olan Milatlılır (İyonya müstevlileri) tarafından vücuda getirilmiştir. Bununla beraber, Milattan önce ilk yüzyıl başlarında ( Pontus ) kralı meşhur " Büyük Mihridat' ın esasen doğduğu yer olan Sinop' ta mabet, tiyatro, cimnazyum, darphane ve saray yaptırmak suretiyle burayı imar ettiği ve önüne getirilecek olursa, bugünkü kalelerden büyük bir kısmının bundan iki bin yıl kadar önce yapılmış olduğunu kabul edebiliriz.
Sinop kalesi, bugünkü durumuna göre kuzeyden (800), güneyden (400), doğudan (500) ve batıdan (273) metre uzunluğundaki duvar (beden) lardan vücuda getirilmiştir. Bu duvarların kalınlığı 3 metre kadardır. Yüksekliği, türlü burç ve bedenlerin yapılışına göre 30-40 metre arasında değişir. Bugün eski halini en çok muhafaza etmekte olan beden ve burçlar, güneyden park, derin boğaz ağzı ve hapishane yakınındakilerle iç kalenin kuzeybatısındaki burçlardır. Kalenin eski şeklini muhafaza eden yalnız kapısı (Lonca-Kumkapı) kalmış, ötekiler yıkılmıştır.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi' nde o zaman sağlam bir halde bulunan kale kapılarını birer birer saymaktadır. " Kum Kapısı, Meydan Kapısı, Tersane Kapısı, Yenicçe Kapı, Tabakhene Kapısı, Lonca Kapısı, Gizli Kapı ve Deniz Kapısı". Bu kapıların ikişer kanatlı demir kapılar olduğunu belirtmektedir,
İÇKALE: Şehrin batı tarafında ve Kaleyazısı ile kumluk denilen sahanın arasındadır. Güney ve kuzey tarafları denizdir. Bu kale, Selçukluların Sinop ' u aldıklarından bir yıl kadar sonra, esas kısmı doğu tarafından uzun bir sur ilavesi suretiyle çevrilip yapılan yerdir. Bu kısım yapılırken şehrin eski mabet , saray gibi enkazından da istifade edilmiştir ki ,bir çok sütunlar, sütun başlıkları ve mabet yazıtlarını havi taşlar duvar aralarında konulu bulunmaktadır. İçkale , doğu tarafından geniş bir hendekle de tekrar ayrılmıştır.
İçkale , kuzey ve güney olmak üzere iç içe iki bölümden ibarettir.kuzey , bölümünün genişliği 16.875 ve güney bölümünün ise 65.000 m2 dir. Güney bölümü içinde Sinop'un meşhur tarihi hapishanesi bulunmaktadır.
Selçuklular, Sinop'u aldıktan sonra kalenin batı tarafından bu kaleyi meydana getirdiler. Komutanlar iç kalenin yapılmasını üzerlerine alarak bu büyük işi bir yıl kadar bir zaman zarfı da başarmış ve her komutan kendine düşen kısmı bitirerek o kısım üzerine hükümdar İzzeddin Keykavus ile kendi ad ve vilayetlerini yazdırmışlardır. Sinop 611 yılında alındığı halde , içkale yazıtları 612 yılını taşımaktadır. Buda gösteriyor ki ;içkale , savaşa iştirak eden komutanlar tarafından vücuda getirilmiş ayrı bir kısımdır. İç kalenin içinden bugünkü yol geçirilmeden önce bu kısım , yeni kalenin doğu taraf bedin tamam durumda olduğundan içkaleye şimdiki askerlik şubesi yanındaki dehlizli büyük kapıdan girilirdi. İçhisarın lonca kapısı denilen kapısıdır.


SERAPİS MABEDİ: Sinop Müzesi bahçesindedir. Güneyinde altarı olan mabed dikdördgen planlıdır. Helenistik çağına aittir. Romalılar tarafından da kullanılmıştır.

HAMSİLOS




İL HARİTASI



ERFELEK TATLICA ŞELALELERİ :

Sinop il merkezine 42 km uzaklıkta, Erfelek İlçesi Tatlıca Köyü sınırları içerisindedir. Aynı vadi içinde art arda sıralanmış 30'a yakın irili ufaklı şelaleden oluşmuştur. Bu özelliğiyle Dünyada benzeri yoktur. Dar ve 2 km uzunlukta bir vadi içinde, şelaleler kenarında kayın ormanları içinde yapılacak 2 saatlik yürüyüş oldukça zevkli ve heyecanlıdır. Doğal sit alanı olan bölgede trekking, piknik, gezi ve av turizmi olanakları sağlamaktadır.

Uçurumdan uçuruma düşen, köpüklü suların oluşturduğu 30'a yakın şelelesiyle kayıp bir vadi…Ihlamur, gürgen ve meşelerin göğü hapsettiği bir ormanda, sararan yaprakların suyla muhteşem sonbahar düeti… İki yıl önce keşfedilen sarp vadide uğuldayan şelaleleri, muhteşem doğası ve bakır yaylalarıyla göz kamaştıran Erfelek, Sinop'un ilçesi.
Şamı Şelaleleri'nin aktığı vadideki eski su değirmeni, şelalelere de adını veren Şamı (Tatlıca) köyüne ait. Eski değirmen 1.5 kilometreyi aşan şelale tırmanışı için kerteriz noktası. Şelalelerden tırmanarak değirmene gelindiğinde yol yarılanmış oluyor. Geri dönmek isteyenler için değirmenden aşağıya patikayla inmek mümkün. Değirmenden sonra vadi daha da sarplaşıyor.
Sorgun, Erfelek'e yaklaşık 15 kilometre mesafede bir orman köyü. Sık ormanların çevrelediği bir ovada korulu köyde, diğer köylerde de olduğu gibi geleneksel taş örtülü eski evler hızla yok oluyor. Taş örtü, özellikle direkler üstünde duran ahşap tahıl ambarlarında ve tarlalardaki küçük kulübelerde görülüyor. Zira taş örtü çatıları, sert Karadeniz rüzgarına karşı daha dayanıklı kılıyor.
Kayın, ıhlamur, gürgen ve meşe ormanından gökyüzünün görünmediği dar Şamı Vadisi, Karasu üzerine kurulan baraj çalışmaları sırasında keşfedilmiş. Şelaleler, döküldükleri noktalarda bazen dört beş metre derinliğinde ve rengarenk gölcükler oluşturuyor.
Gebegüneyi yaklaşık 1050 metre yükseklikte bir yayla. Sonbahar, orman ağaçlarının yanı sıra ormanaltı bitki örtüsünü de göz alıcı renklere boyuyor. Atlas'ın koyduğu adla "Belikliduvar", vadinin hemen hemen ortalarına denk düşüyor. On metreye yakın dik duvardan yosunlar ve ormanaltı bitkileri de suyla birlikte akıyormuş hissi uyandırıyor.
Vadide zaman zaman küçük kollara ayrılan su, birleşip aynı gölcüğe dökülürken muhteşem görüntüler yaratıyor."Saklıseki' bu ayrılış ve yeniden birleşişin en güzel örneği. Gebe güneyi Yaylası sonbahar renklerinin en görkemli izlendiği noktalardan. Ormanaltı bitki örtüsünün en baskın rengini yine eğreltiotları veriyor.
Soğuk suların uğultularla döküldüğü Şamı Şelaleleri'nin her biri ayrı biçimde. Sonbaharda da su, hatırı sayılır seviyenin altına inmiyor. Sonbahar renklerinin hızlı değişimi en açık biçimiyle yapraklara yansıyor.
Erfelek'in Abanoz Mahallesi'ndeki asma köprü çelik halatlar üzerinde duruyor. Abanozluların ürkütücü köprüden hayvanlarını geçirebilmek için eşekle önden gitmesi gerekiyor. Erfelek, kendine özgü lezzetiyle ve piştikten sonra iç kabuğundan kolay ayrılan kestanesiyle ünlü. Olgunlaşan kestaneler uzun sırıklarla ağaçlara çıkılarak silkeleniyor.











AKGÖL:
Ayancık Boyabat karayolunun 31. km sinden 4 km içeride yer almaktadır. Çevresinde sık çam ormanlarının oluşturduğu Çangal ve Akgöl ormanları bulunmaktadır. Göl çevresinde piknik ve trekking alanları mevcuttur.






İNALTI MAĞARASI:
Ayancık ilçesinin 50 km güneyinde, İnaltı Köyü yakınında Akgöl'e 6km uzaklıkta denizden 1070 metre yuksekliktedir. Araştırmalarda 2200 metre uzunlukta bir yere ulaşılan mağaranın kesin uzunluğu bilinmemektedir. ortlama yüksekliği 15 metre genişlği 12 metreyi bulmaktadır.
Mağara içinde bulunan sarkıt ve dikitlerin oluşumu devam etmektedir.İnaltı mağarası kireç taşları içindeki çatlak fay sistemine bağlı olarak gelişmiştir. Mağaraya gidiş yolu üzerinde eşsiz ormanların, derin vadilerin güzelliklerini seyretmeniz mümkündür.