USLANMAM  

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
Geri git   USLANMAM > ÜYELER İÇİN > Tanışalım-Kaynaşalım/Geyik Bölümü
Google
 
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Tanışalım-Kaynaşalım/Geyik Bölümü Haydi Arkadaşlar Muhabbete Katılalım. Uslanmam Burada Geyik Yapıyor!


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-07-2007, 04:11 PM   #1 (permalink)
Mareşal
 
cHoLeRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: isTaNbuL
Mesajlar: 4.377
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 6655
Rep Derecesi : cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute
cong Hayata Daİr Hİkayeler,hayat Derslerİ...

sadece...

Sadece bu sabah için, içimden ağlamak geldiği halde yüzünü gördüğümde gülümseyeceğim Sadece bu sabah için, ne giymek istediğinin seçimini sana bırakacağım ve gülümseyerek ne kadar yakıştığını söyleyeceğim Sadece bu sabah, çamaşırları yıkamaktan vazgeçip seninle parkta oynamaya gideceğim Bu sabah bulaşıkları lavaboda bırakıp bulmacanın nasıl çözüldüğünü bana öğretmeni izleyeceğim. Öğleden sonra telefonun fişini çekip bilgisayarı kapatacağım ve arka bahçede oturup seninle köpükten balonlar uçuracağım Bu öğleden sonra dondurma arabası için çığlıklar attığında sana hiç kızmayacağım ve gelirse bir tane alacağım Bu öğleden sonra büyüdüğünde ne olacağın hakkında hiç canımı sıkmayacağım. Yada seni ilgilendiren konularda ikinci bir düşünce üretmeyeceğim Bu öğleden sonra kurabiye pişirirken bana yardım etmene izin vereceğim ve tepende dikilip düzeltmeye çalışmayacağım Bu öğleden sonra Mc Donald's a gideceğiz ve iki tane çocuk menusu isteyeceğiz ki, iki oyuncak alabilesin Bu gece seni kollarımda tutacağım ve nasıl doğduğunu seni ne kadar çok sevdiğimi anlatacağım Bu gece küvette suları sıçratmana izin vereceğim ve sana hiç kızmayacağım Bu gece geç saate kadar oturmana ve balkonda oturup yıldızları saymana izin vereceğim Bu gece yanına uzanıp en sevdiğim TV programlarını bir kenara bırakacağım Bu gece sen dua ederken parmaklarımı saclarında dolaştırıp bana en büyük armağanı verdiği için Tanrıya şükredeceğim Kayıp çocuklarını arayan anne ve babaları düşüneceğim Yatak odaları yerine çocuklarının mezarlarını ziyaret edenleri ve hastane odalarında donuk bakışlarla,daha fazla içlerinde tutamadıkları çığlıklarıyla hasta çocuklarını seyreden anne babaları düşüneceğim Ve bu gece yanağına iyi geceler öpücüğü kondurduğumda seni biraz daha sıkı ve biraz daha uzun tutacağım kollarımda Tanrıya senin için teşekkür edip bize yalnızca bir gün daha vermesi için yakaracağım.....

__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş

aŞk,

Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe

ne umutları mavi,ne huzuru yeşil

Arzuları da kırmızı değilmiş ki,

ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....."





cHoLeRa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Alt 08-07-2007, 04:16 PM   #2 (permalink)
Mareşal
 
cHoLeRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: isTaNbuL
Mesajlar: 4.377
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 6655
Rep Derecesi : cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute
Standart

anne kalbi

Delikanlı, katı yürekli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemişti. Ancak kız, korkunç bir şart ileri sürerek:

- Senin sevgini ölçmek istiyorum, dedi. Bunun için de köpeğime yedirmek üzere bana annenin kalbini getireceksin.

Delikanlı, tüyler ürperten bu teklif karşısında ne yapacağını şaşırmış ve uzun bir tereddütten sonra hislerine mağlup olup annesini öldürmeye karar vermişti. Annesi, belki de durumu farkettiği icin oğluna fazla direnmedi. Ve cocuk, annesini öldürerek kalbini bir mendile koydu.

Delikanlı , kızın isteğini yerine getirmiş olmanın heyecanıyla yolda koşarken, ayağı bir taşa takıldı. Kendisi bir tarafa, mendil icindeki kalp bir tarafa fırladı. Canının acısından, ağzından ister istemez "Ah anacığım!" sözleri döküldüğünde annesinin tozlara bulanan ve hala soğumamış olan kalbinden bir ses yükseldi:


- Canım yavrum, bir yerin acıdı mı?
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş

aŞk,

Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe

ne umutları mavi,ne huzuru yeşil

Arzuları da kırmızı değilmiş ki,

ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....."





cHoLeRa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-07-2007, 04:17 PM   #3 (permalink)
Mareşal
 
cHoLeRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: isTaNbuL
Mesajlar: 4.377
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 6655
Rep Derecesi : cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute
Standart

ben anneyim...

" Seni,bir hücreden yaşamaya layık bir canlı haline getiren benim.Seni ıstırapların en büyüğü ile doğurdum;sevinçlerin en büyüğü ile kollarıma aldım.Sana ilk davranışı,ilk gülüşü, ilk bakışı, ilk heceyi ben öğrettim.Seni karşılıksız , menfaatsiz , ilk ben sevdim.

Sana hayatta lazım olacak ilk dersleri ben verdim.Senin yüzünden ilk acıyı ben duydum.İlk ağlayışlarını benim göğsümde dindirdin.İlk sırrını bana açtın.İlk dost beni edindin.

Ben anneyim!
Bana herzaman güvendin.İlk aşkını ben hissettim.Üzüntülerin benim üzüntülerim oldu.Seni pencerelerde bekledim, gelişinle kapılara koştum.Seni herzaman aynı duygularla bağrıma bastım, seninle iftihar ettim , seninle taçlandım, şereflendim.

Ben anneyim!
Ben,Allah'ın en büyük lutfuna layık görülmüşüm.Ben bereketim, yeryüzünde iyi ve güzel, kötü ve çirkin herşeyin mesuliyetini taşıyorum.Medeniyet benim, mazi benim , gelecek günlerin ümidi benim.

Ben anneyim!
Ben insanlığın başı ve sonuyum.Ben hayata şekil veren sanatkarım.İstediğim renkleri kullanır , istediğim gibi yontarım.Beynine ilk nakşolacak sözler, kalbine ilk yerleşecek duygular benim duygularımdır.Ben cennet ve cehennemim.Ben istersem sevgi, kardeşlik ve dostlukla büyütürüm;istemezsem kinle , düşmanlıkla içini doldururum.Ben dünyaya nizam veren iradeyim.


Ben anneyim!
Ben sabır ve tahammülüm.Ben en yumuşak ve en sertim.Cesur olmayı nasıl benden öğrendiysen , korkuyu da ben sana öğrettim.Seni ilk öpen ve ilk döven benim.Sevmek, aşık olmak, şefkat, kin, dostluk ve düşmanlık duygularının hepsi bende..

Ben anneyim!
Bir acı duyarken beni çağırırsın.Ben teselliyim.Ölsem bile gözüm arkamdadır.Ben endişelerin derin kuyusuyum, kendi içime düşerim.Ben bütün alakaların mihrakıyım.Cömert olduğum kadar hasis, kıskanmaz göründüğüm derecede kıskancım.


Evet, seni kıskanırım!Sen benim eserimsin, sen benim emeğimsin.Sen benim güzel günlerim, geçen ömrüm, bütün hatıralarımsın.Seni kıskanırım.Seni bu duyguyla bunaltır, isyan ettirir, üzerim.Seni kendime hasretmek isterim.Bunun için kıskanırım seni.


Ben anneyim!
Ben saygının mihrabıyım.Önümde diz çökmeni, gönlünde yer etmeyi isterim.Hakkım ödensin isterim.Unutulmaktan korkarım.Baş üstünde ve baş köşende yerim.
Bu benim hakkım!


Ben anneyim!
Ve son nefesimde...Her zaman..
Sütüm ve hakkım helal olsun yavrum derim. "
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş

aŞk,

Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe

ne umutları mavi,ne huzuru yeşil

Arzuları da kırmızı değilmiş ki,

ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....."





cHoLeRa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-07-2007, 04:18 PM   #4 (permalink)
Mareşal
 
cHoLeRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: isTaNbuL
Mesajlar: 4.377
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 6655
Rep Derecesi : cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute
Standart

küçük itfaiyeci...

Anne, altı yaşındaki lösemiyle savaşan oğluna bakarken dalıp gitmişti. Kalbi, acı içinde olmasına rağmen, kararlılık duygusunun da etkisini hissediyordu. Her ebeveyn gibi o da oğlunun büyümesini ve umutlarını gerçekleştirmesini istemişti. Ama bu, artık mümkün değildi. Löseminin buna fırsat tanıması olası değildi. Oysa o oğlunun hayallerini gerçekleştirmesini istiyordu. - "Bob! Büyüyünce ne olmak istediğini hiç düşündün mü? Hayatında neler olmasını dilediğin ve hayal ettiğin oldu mu?" diye sordu. - "Anneciğim, ben büyüyünce hep itfaiyeci olmak istedim". Anne gülümsedi ve.. ''Dileğini gerçekleştirebilecek miyiz bir bakalım'' dedi. Daha sonra, Arizona'daki itfaiye müdürlüğüne gitti ve orada yüreği en az Arizona kadar büyük itfaiyeciler ile tanıştı. Ona oğlunun son isteğinden söz etti ve oğlunun itfaiye arabasına bınip şehirde küçük bir tur atmasının mümkün olup olmadığını sordu. - ''Bundan daha iyisini de yapabiliriz. Eğer oğlunuzu Çarşamba sabahı saat yedide hazır ederseniz, onu o gün şeref konuğu yapar, itfaiyeci kimliğine büründürürüz. Bizimle itfaiye müdürlüğüne gelir, bizimle yemek yer, yangın söndürmeye gelir. Hatta bize ölçülerini verirsen, ona üzerinde Arizona itfaiyecilerinin sarı renk üzerine işlenmiş ambleminin olduğu gerçek bir itfaiyeci kostümü diktirir, lastik botları ısmarlarız. Hepsi Arizona'da üretiliyor.'' Üç gün sonra, itfaiyeci Bob'u aldı, ona elbisesini giydirdi ve hasta yatağından itfaiye arabasına kadar eşlik etti. Bob, itfaiye arabasına kuruldu ve müdürlüğe doğru yol almaya başladı. Kendini çok mutlu hissediyordu. O gün Arizona'da tam üç yangın ihbarı olmuştu. Değişik itfaiye arabalarına, hatta itfaiye Müdürlüğünün özel arabasına da binmişti.Yerel televizyonlar da onu izleyip, çekmişlerdi. Hayallerinin gerçek olması, gösterilen sevgi ve ilgi, Bob'u o kadar etkilemişti ki, doktorların söylediğinden tam üç ay daha fazla yaşamıştı. Bir gece bütün yaşam belirtileri dramatik bir şekilde yok olmaya başlayınca, hiç kimsenin yalnız ölmemesi gerektiğine inanan başhemşire, aile bireylerini hastaneye çağırdı. Daha sonra Bob'un itfaiyede geçirdiği günü hatırladı ve itfaiye müdürlüğüne telefon açıp Bob'un bu dünyaya veda ederken yanında, özel kıyafetleri içinde bir itfaiyecinin bulundurulmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Itfaiye Müdürü; - ''Bundan daha iyisini de yapabiliriz. Beş dakika içinde oradayız. Bana bir iyilik yapar mısınız? Sirenlerin çaldığını duyduğunuzda, yangın olmadığı anonsunu yaptırabilir misiniz? Sadece itfaiyecilerin önemli bir meslektaşlarını ziyarete geldiklerini söyleyiniz ve lütfen onun odasının penceresini açınız'' diye yanıtladı. Yaklaşık beş dakika sonra hastaneye çengel ve merdiven taşıyan kamyonet ulaştı. Merdiveni açtı ve Bob'un 3.kattaki odasına doğru yaklaştı. Tam ondört itfaiyeci Bob'un odasına tırmandılar. Annesinin izniyle onu kucakladılar ve ona onu ne kadar sevdiklerini söylediler. Ölümle pençeleşen Bob itfaiye müdürüne baktı ve; - ''Efendim ben şimdi gerçekten itfaiyeci miyim?'' diye sordu. - ''Bundan şüphen mi var Bob?'' diye yanıtladı müdür. Bu kelimelerden sonra Bob gülümsedi ve gözlerini sonsuza dek kapattı. Belki unuttunuz, belki hatırlamıyorsunuz, belki de çok duygusuz, çok katı oldunuz; ama bilin ki "HAYAT, SEVGI VE UMUT SAÇMAKTIR." Eğer bunu okuyunca gözleriniz dolmuyorsa sizin için yapılacak bir şey kalmamış demektir.. Yok eğer doluyorsa o zaman sevdiklerinizin kıymetini bilin ve gerçek sevginizi ortaya koyun..
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş

aŞk,

Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe

ne umutları mavi,ne huzuru yeşil

Arzuları da kırmızı değilmiş ki,

ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....."





cHoLeRa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-07-2007, 04:20 PM   #5 (permalink)
Mareşal
 
cHoLeRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: isTaNbuL
Mesajlar: 4.377
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 6655
Rep Derecesi : cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute
Standart

sevgi sofrası...

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: -Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? -Bakın göstereyim, demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da 'derviş kaşıkları' denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş sofradakilere, "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz." diye bir de şart koymuş. Peki!" deyip içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. > Bunun üzerine, "Şimdi.." demiş ermiş: -Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun." denilince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte!" demiş ermiş ve eklemiş: -Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz ve şunu da unutmayın, hayat pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş

aŞk,

Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe

ne umutları mavi,ne huzuru yeşil

Arzuları da kırmızı değilmiş ki,

ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....."





cHoLeRa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-07-2007, 04:26 PM   #6 (permalink)
Mareşal
 
cHoLeRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: isTaNbuL
Mesajlar: 4.377
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 6655
Rep Derecesi : cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute
Standart

35 yaş...

Otuz beşime bastım geçen hafta... İlk yarı bitti : Hayat:1 Ben:0...!!!... Ama belliydi böyle olacağı Nicedir başlamıştı belirtiler: Yolda çocuklar "Amca su topu atıversene" diye seslendiklerinde kuşkulanmıştım ilkin... Sonra saçlarımdaki beyaz teller tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü, Baktım; lise fotoğraflarım sararmış, sınıf arkadaşlarım yaşlanmış. Eski dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur olmuş, seyahat ve aşk yerine... Gök gibi gürlemeye alışkın müzik setimin ses düğmesini kısar olmuşum, içimdeki uçurtmanın ipini çekercesine... Bizim zamanımızda diye başlayan nutuklar atmaya başlamışım mezuniyet törenlerinde, Hayret daha dün değil miydi benimkisi? Yıllar yılı dudak büktüğüm "ölümden sonra hayat" masallarına kulak kabartmaya başlamışım gizliden gizliye... İple çektiğim Haziranlara sırt çevirmişim. Yaşamın orta sahasına girmişim, irkilmişim... Ruhumun ikizleri yine çekiştiriyorlar kollarımdan; Biri, "daha ne gördün ki" diyor yüzünde papatyalarla, asıl şimdi başlıyor hayat!... Bundan sonrası rahat!" Lakin "Buydu görüp göreceğin" diye efkarlanıyor öteki... ikinci yari geçer hızla, yaslanırsın zamanla... Yaşı genç olanlar 35'e uzak durduklarını sanarak "Sahi oldu mu o kadar? Hiç göstermiyorsun" tesellisindeler. 35'le çoktan tanış olanlarsa "Hayata hoş geldin" pankartlarıyla karşılamadalar... İlk yarı sadece bir ısınmaymış meğer: asıl ikinci yarıda anlaşılırmış tadı, hayatın... kavganın... aşkın... Bense şaşkın... devre arası bilançolarındayım. Son dönemde kim bilir kaç kez eski anıları yaralı ele geçirdim,belleğimin derinliklerinde?... Kim bilir kaç kez kendime yakalandım, kendimden kaçarken?... Ve sustum vicdan sorgularında... Aksi sedamla bile dertleşmedim. Meğer ne yaman serüvenmiş hayat? Bazen yediveren gülleri gibi bereketli... Sanki hayat değil, Körfez Krizi mübarek: Bir koyup, beş alıyorsun... Yaşıyor, seviyor ve seviliyorsun... Bazense kıtlıktan kırılıyor ortalık, şaşıp kalıyorsun... Oysa herkes bilmezden gelse de- skoru belli oyunun: 30'larda dedeni ve nineni kaybediyorsun, 40'larda anneni ve babanı... Ve 70'lerde kendini... Şimdi devre arası, yolun yarısı... Bugüne dek ancak tanıştık hayatla... Ben ona kendimi tanıttım, O bana kendini... Göğsüme madalya gibi dizdim hatalarımı... Zaferlerim onlar benim, olgunluğumun yapıtaşları... Ve derin bir yara gibi sakladım başarılarımı... Asansör çıkarken yukarı, dönüp bakmadım bile aşağı...Dönmesin diye başım... Ben istikballe arkadaşım... Ne var ki her şey yarım... Hayat da yarım, sevdalar da... Daha diyeti ödenmedi sevinçlerin... İhanetlerin hesabı sorulmadı... Nazım'ın dedidiği gibi "Kopardım portakalı dalından ama, kabuğu soyulmadı, sevdalara doyulmadı..." "Doydum diyen görmedim ki ben zaten..." Lakin gel de zamana anlat bunu...Sahi nedir bu telaş, bu kin? Sanki ölüye can yetiştireceksin... Baktım ikinci yari kapıda... ve hayatın ceza sahası yakın... Doldurdum bir kara kutuya 35 yılın hesabını. Acılar, sancılar bir çekmecede sevdalar diğerinde... Bir yerde hüzünler ve korkular, bir üstte sevinçler ve zaferler... Kat kat, dizi dizi dizdim kullanılmış takvimlerimi, Sabırla kapattım kutuyu, sevgiyle mühürledim ağzını... İlk yarı bilançom o benim: Yangında ilk kurtarılacak... Kazada ilk açılacak... Yarımlar tam olduğunda kara kutuyu açıp bakanlar teşhis koyacaklar halime... "Çok mutlu ölmüş, fazla yüksekten uçmuş zavallı" diyecekler Ya da, "Sebepsiz alçalmış... Bile bile vurmuş kendini dağlara!..." Fakat kara kutu ancak bir kısmını söyleyecek hikayenin... Kalanı benimle gelecek...Dağların yamaçlarına savuracağım en mahrem hatalarımı... Reyhanlar saklayacak sırlarımı... Skoru bir tek Ege'nin suları bilecek... Denize kavuşabilirse eğer içimdeki nehir... HAYAT : 0 BEN : 1
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş

aŞk,

Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe

ne umutları mavi,ne huzuru yeşil

Arzuları da kırmızı değilmiş ki,

ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....."





cHoLeRa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-07-2007, 04:28 PM   #7 (permalink)
Mareşal
 
cHoLeRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: isTaNbuL
Mesajlar: 4.377
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 6655
Rep Derecesi : cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute
Standart

dizimdeki yara izleri...

Yaşı yeterince olgun olanlar hatırlarlar.. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir ülkede mahalleler varmış. Bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş. Dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa, uçarak aşağı iner, beraber olacakları anları iple çekerlermiş. Kavga etseler de kin tutmaz, her gün yeniden dünyalar kurarlarmış. Herkeste paylaşma duygusu, sevgi ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş. O zamanlar çocuklar okula servis ile değil, köşe başında buluşarak giderlermiş. Onların yolunu gözlememiş evdeki bilgisayar, şehrin en iyi dershanesi, hazırlık kursları. Bilmezlermiş hamburgeri, MTV'yi, interneti, cep telefonunu, tetrisi,nintendoyu... Bilirlermiş duvarların üzerinde sohbet etmeyi, hatıra defterleri doldurup sevgileri keşfetmeyi. Bilirlermiş horoz sekercisini, elleri kirli macuncunun tornavida ile koyduğu rengarenk macunları. Eve gitmeyi unutmayı, hava kararınca dayak yemeyi, sonra bir ıslıkla tekrar aşağıya kukalı saklambaca kaçmayı. Bilirlermiş o hakkında türlü şeyler söylenen evdeki garip adamdan korkmayı, küsmeyi, ayni kıza asılmayı, torbalarla misket toplamayı, gıcır köstek ayırmayı, değiş tokuş, kaybedince kapişi, Teksas'ı, Tommiks'i, Konyakçi'nin dişlerini... İç içe konan naylon topları, tastan kale direklerini. Üç korner bir penaltıyı. Üzerine apartman yapılan top sahalarını, sonra o apartmana taşınan yeni dostları ve onları kapma yarışını... Otobüsteki biletçinin lastik silgi sarili kalemini, yoğurtçuyu,kalaycıyı, hallacı.. Evlerin arkasındaki odun kömür depolarını. Yakar topun yakısını. Mantarlı gazoz kapaklarını, yaldız kazımayı. Yandaki mahalle ile alınan kavgayı, her kavganın çıkardığı kahramanı-ödleği. Kan kardeşliğini, ip atlama, lastiğe basma, topaç virtiözlügünü, çelik çomağı, kırılan camları, toplanan paraları.. Açık hava sinemalarını, frigo-buzu... Sonra zamanla bu güzel ülkede durumlar değişmeye başlamış. Yaslar ilerledikçe bu birliktelik, koruma kollama duyguları bu mahallenin çocuklarının başlarına çok isler açmış. Daha sonra işsizlik, hayat pahalılığı, enflasyon, köseyi dönme, adamını bulma, mali götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde hayatin yenilgisi, çaresizlikleri,tatminsizlikleri ile başbaşa kalmış. Çocukları mi? Çocukları simdi koca koca apartmanların arasında, nefes alınmaz bir havada, evlerinde, sanal bir dünyada, emniyet içinde ve yalnız yaşıyorlar. Anneleri babaları onları çok seviyor. Beta kapmasınlar diye kalabalık ortamlara hiç sokmuyor. Hafta sonları hep beraber Karum ya da Galleria'dalar. Okul servisleri çocukları neredeyse yataklarından alıyor Çocuklar trafik kaygısıyla kösedeki markete dahi gönderilmiyor. Babalar şirketlerin bilançolarını, çocuklar da dershane reytinglerini izliyorlar. Hepsi birer test uzmanı, sayısal-sözel yuvarlanıp gidiyorlar. :-):-):-):-)ek oynamayı değil ama taban puanları çok iyi biliyorlar. Hayata açılan pencereleri; Windows 95, 98... Onlar ekrana, ekran onlara bakıyor ve koca bir hayat dışarıda akıp gidiyor... Ve şehrin dışında ağaçlar; tırmanacak, salıncak kuracak, kalp kazıyacak mahalle çocuklarını bekliyor. Paylaşmayan, yalnız, bencil, kafesler içinde, gürbüz, güvendeki çocukları... Hiç sopa yememiş,ağaçtan düşmemiş, topu yandaki bahçeye kaçmamış,dizlerinde yara kabukları olmamış çocukları..

(can yücel)
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş

aŞk,

Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe

ne umutları mavi,ne huzuru yeşil

Arzuları da kırmızı değilmiş ki,

ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....."





cHoLeRa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-07-2007, 04:29 PM   #8 (permalink)
Mareşal
 
cHoLeRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: isTaNbuL
Mesajlar: 4.377
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 6655
Rep Derecesi : cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute
Standart

sahip olduklarımızın değerini bilmek...

Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar. “Eski gazeteniz var mı, bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim, ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de, size kakao yapayım” dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. Fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu. Erkek çocuğu bana döndü ve “Bayan, siz zengin misiniz?” diye sordu. “Zengin mi?Yo hayır!” diye yanıtlarken çocuğu, gözlerim bir an yağımdaki eski terliklere kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve “Sizin fincanlarınız ve fincan tabaklarınız takım” dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi, ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı. Pişirdiğim patateslerin tadına baktım. Sıcacıktı patatesler, başımızı sokacak bir evimiz vardı. Bir eşim vardı ve eşimin de bir işi. Bunlar da fincanlarım ve fincan tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların sandaletlerinin çamur izleri halının üzerindeydi hala. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de. Olur ya unutuveririm ne denli zengin olduğumu
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş

aŞk,

Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe

ne umutları mavi,ne huzuru yeşil

Arzuları da kırmızı değilmiş ki,

ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....."





cHoLeRa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-07-2007, 04:30 PM   #9 (permalink)
Mareşal
 
cHoLeRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: isTaNbuL
Mesajlar: 4.377
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 6655
Rep Derecesi : cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute cHoLeRa has a reputation beyond repute
Standart

çok geç diye bir zaman yoktur...

Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra "Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri, bakalım bulabilecek misiniz? dedi... Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el omzuma dokundu.. Döndüm.. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi bana gülümseyerek bakıyordu... "Ben Rose" dedi... "Benim adım Rose, yakışıklı... 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?." Güldüm.. "Tabii" dedim.. "Hadi sarıl bana.." Öyle sımsıkı sarıldı ki... "Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin?" diye şaka yaptım... Minik bir kahkaha ile yanıtladı: "Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım.." Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık.. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestr boyunca Rose kampusun ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu.. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu.. Sömestre sonunda, Futbol Balosu'na davet ettik, Rose'u konuşma yapması için... Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok... Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi... "Ne kadar beceriksizim, değil mi? Özür dilerim... Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz.. Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil... Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?" Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı: "Yaşlandığımız için, eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz.. Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır: Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak... Bir rüyanız olmalı mutlaka... Rüyalarınızı kaybettiniz mi, öl