![]() |
![]()
|
|
||||||
| Tanışalım-Kaynaşalım/Geyik Bölümü Haydi Arkadaşlar Muhabbete Katılalım. Uslanmam Burada Geyik Yapıyor! |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#101 (permalink) |
|
Mareşal
![]() |
öpücük... Adam 3 yaşındaki kızını, gayet pahalı bir hediyelik kaplama kağıdını ziyan ettiği için azarlamıştı. Küçük kız, koskoca bir paket altın yaldızlı kağıdı bir kutuyu eğri büğrü sarmak için kullanmıştı... Yılbaşı sabahı küçük kızı, paketi getirip: "- Bu senin babacığım" dediğinde çok üzüldü. Acaba gereğinden fazla mı tepki göstermişti kızına. Bir gece evvel yaptığından utanarak, kutuyu açtı. Fakat kutunun içi boştu. Kızına gene çıkıştı: "- Birisine bir hediye verdiğinde, kutunun içinde bir şey olması lazım. Bunu da mı bilmiyorsun küçük hanım?.." Küçük kız gözlerinde yaşlarla babasına baktı. "- O kutu boş değil ki baba! İçini öpücüklerle doldurmuştum!.." Babası o kadar çok üzüldü ki, koştu, kızına sarıldı. Beraberce ağladılar. Adam o kutuyu ömrünün sonuna kadar sakladı. Ne zaman aaafi kaçsa, ne zaman morali bozulsa, ne zaman kendini kötü hissetse, kutuya koşar, içinden minik kızının sevgi ile doldurduğu hayali öpücüklerden birini çıkarırdı. Aslında bütün insanlara böyle bir kutu mutlaka verilmiştir. Zor zamanlarda bu kutuyu çıkarıp içine bakabilmeyi başarmak, Mutluluğun anahtarlarından biri olsa gerek. Umarım hayat boyu Zor zamanlarında sizi mutlu edebilecek, böyle sayısız kutularınız olur. Birini ben gönderiyorum size. İçini dostluğumla, sevgimle doldurdum. Onu iyi saklayın...
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş aŞk, Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe ne umutları mavi,ne huzuru yeşil Arzuları da kırmızı değilmiş ki, ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....." ![]() |
|
|
|
|
|
#102 (permalink) |
|
Mareşal
![]() |
Fare öyküsü...
Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü. Kendi kendine; “İçinde hangi yiyecek var acaba?” diye düşündü. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı. “Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı. Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı; “Zavallı farecik... Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın” dedi. Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu; “Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” diye adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama; “ Çok üzgünüm fare kardeş, ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol” dedi. Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü. “Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” dedi. İnek; “Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor.” Dedi. Sonunda farecik, başı önde umutsuz bir şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anlamıştı. O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu. Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti. Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı. Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu. Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu. Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler. Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti. Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü. Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı. Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi. “Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise hepimizin aynı tehlikede olabileceğini hatırlayalım.Hepimiz yaşam denilen bu yolculukta yer alıyoruz. Diğerimiz için bir gözümüzü açık tutmalı ve diğerlerini cesaretlendirmek için çaba harcamalıyız..”
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş aŞk, Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe ne umutları mavi,ne huzuru yeşil Arzuları da kırmızı değilmiş ki, ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....." ![]() |
|
|
|
|
|
#103 (permalink) |
|
Mareşal
![]() |
Balon...
Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi. Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak: -Baloncu amca, dedi. Biliyormusun benim hiç balonum olmadı. Adam çocuğu söyle bir süzdükten sonra: -Paran var mı? Diye sordu. Sen onu söyle. -Bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak. -Öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim. Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan ayırmadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Bir kaç adim attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı. Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı. Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken, baloncu ona doğru dönerek: -Küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm. Yapılan teklif, yavrucağın aklini basından almıştı. Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine adim-adim yaklaşırken duyduğu heyecan, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu. Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı. Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı. Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa, dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu. İster istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adam dönerek: -Birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o? Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra: -Seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. İstersen çık al. Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı. Kaldırım kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak: "Olsun", diye mırıldandı. "Olsun." Ağacın üzerinde kalsa da, bir balonum var ya artik...
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş aŞk, Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe ne umutları mavi,ne huzuru yeşil Arzuları da kırmızı değilmiş ki, ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....." ![]() |
|
|
|
|
|
#106 (permalink) |
|
Mareşal
![]() |
Bir uçak yolculuğu sırasında, bir hanım zenci bir adamın yanında oturuyordu. Hanım sinirliliğini belli edercesine hostesten başka bir yer bulmasını istedi. Öylesine antipatik ve itici bir insanın yanında oturmak istemediğini söyledi.
Hostes bunun üzerine, tüm uçağın dolu olduğunu, fakat 1. sınıfta bir yer olup olmadığına bakacağını söyledi. Diğer yolcular şaşkınlık ve tiksintiyle olayı izliyorlardı. Bu kadının sadece terbiyesizliğine değil, bir de birinci sınıfta yolculuk edeceğine hayretle şahit oluyorlardı. Zavallı adamcağız, çok kötü bir duruma düşmesine rağmen, cevap vermemeyi tercih etti. Bu yüksek tansiyondaki durumda ise kadın, birinci sınıfta ve o adamdam uzak uçabileceğinden tatmin olmuştu ve susmuştu. Bir kaç dakika sonra hostes kadına dönerek: " Özür dilerim gerçekten de uçakta yer yok. Ama birinci sınıfta bir yer bulduğum için çok mutlu oldum, zira bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı ve bu değişiklik için de pilottan izin almam gerekiyordu. Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmaya mecbur tutulamaz dedi ve bu değişikliğe izin verdi " dedi. Diğer yolcular kulaklarına inanamıyorlardı. Bu esnada kadın da, bir zafer kazanmış edasıyla yerinden kalkmaya hazırlandı. Sonra hostes oturmakta olan zenciye dönerek: " Beyefendi, sizi uçağın birinci sınıfındaki yeni yerinize götürebilmem için beni takip edermisiniz lütfen. Seyahat firmamız adına kaptan pilotumuz sizden, böyle nahoş bir olayı yaratan kimsenin yanında oturmak mecburiyetinde bırakıldığınız için çok özür diliyor " dedi. Tüm yolcular uçak personelini alkışlayarak tebrik ettiler ve o yıl kaptan pilot ve hostes, bu davranışlarından dolayı firma yetkilelirince ödüllendirildi İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler... İnsanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler... Ama insanlar, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutamazlar
__________________
".....öğrendim ki renk körüymüş aŞk, Ne hayalleri beyaz,ne düşleri pembe ne umutları mavi,ne huzuru yeşil Arzuları da kırmızı değilmiş ki, ßeyazda başlayıp siyahta bitermiş aŞk....." ![]() |
|
|
|
|
|
#108 (permalink) |
|
Tuğgeneral
![]() ![]() |
teşekkürler...
__________________
>>>DeqeRi 3 kUrU$LuK biRiNe, 5 kUrU$LuK DeqeR VeriRseN KaLaN 2 KuRu$a sEnİ SaTaR>>><<<kiMsEyE dEqEriNdEn fAzLa dEqER VeRmEyiN sOnUnDa üZüLeN yİnE sİZ oLuRsUnUz<<< ![]() [Linkleri üyelerimiz görebilir.Üyeyseniz Mailinizi OnaylayınBurayı tıklayarak üyemiz olabilirsiniz.] Gelişsin |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | UslanmaM | Cevaplar | Son Mesaj |
| Dİnİ Hİkayeler(1) | HeLiN | Dini Hikayeler | 0 | 04-04-2007 05:54 PM |
| En GÜzel Dİnİ Hİkayeler (aaaa) | screamforce | Dini Hikayeler | 0 | 02-11-2007 10:55 PM |
| Swish DERSLERİ YAZI | BoDyGuArD | Programlama | 0 | 02-09-2007 12:34 PM |
| Dİn Felsefesİ Derslerİ | ByemonaR | Felsefe Bilimi | 0 | 10-29-2006 01:13 AM |