1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu

Konu: Oktay en büyük hatasını itiraf etti

  1. #1
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Oktay en büyük hatasını itiraf etti



    üzyılın golünü atan bir dönemlerin yıldız futbolcusu Oktay Derelioğlu, başından geçenleri anlattı....



    Trabzon, Beşiktaş, F.Bahçe derken Atlas Okyanusu’ndan Hazar Denizi kıyılarına kadar meşin yuvarlağın peşinde koşan Oktay, başından geçenleri anlattı.

    ‘Aslında hiçbir şey yok. Hayatım boyunca yanlış diye nitelendirilenlerin hepsi abartı. Ben çok sade bir insanım. Kimle karşılaşsam hayatın hareketli diyor. Yahu ne olmuş söyleyin? Eee, eşin intihar etti diyorlar. Ne yapabilirim peki? Eşimin intiharını nasıl engelleyebilirdim? Bugün pek çok insan intihar ediyor. E diyorlar işte arkadaşının nişanlısıyla evlendin. Ben de diyorum ki yok öyle bir şey, benim birlikte olduğum kişiydi. İnsanlar sansasyonelin peşinde. Ben hangi gece kulübünde, hangi kumarhanede sabahladım diye düşünüyorum. Neyi anormal yaptım diye soruyorum kendime. Hiçbir şey bulamıyorum. Ama insanlar şunu bilmiyor: Hayatta insanın başına her şey gelebilir. Bugün zengin olan yarın fakir olabilir, bugün güçlü olan yarın güçsüz olabilir. Asıl olan gurur ve onurundan hiçbir şey kaybetmemektir. İnsanlar bunu düşünerek hareket etmiyor.’

    ‘BACAK KADAR ÇOCUĞA BAK’

    Oktay Derelioğlu denince çoğumuzun aklına eşinin intihar etmesi ve daha sonra futbolcu arkadaşı Serdar’ın nişanlısıyla evlenmesi gelir. Bir de Belçika’ya 7 kişiyi çalımlayarak attığı o enfes gol canlanır zihnimizde. Bugün bile eşinin neden intihar ettiğinin sır perdesi aralanmadı. Ancak, futbolcu arkadaşı Serdar’ın nişanlısıyla evlendiği yönündeki iddialar ona göre gerçek dışı. Oktay’ı sıra dışı kılan özellikler bunlarla sınırlı değil elbet. 14 yaşında Karagümrük PAF takımında oynarken Türk futbolunun gündemine bomba gibi düşmüştü. Bu çelimsiz çocuk 17 yaşında Avni Aker’de F.Bahçe ile oynanan bir maçta Trabzonspor formasını sırtına geçiriyordu. 18 yaşında Metin-Ali-Feyyaz’lı efsane Beşiktaş takımının sağ kanadında o vardı. 22 yaşında A Millî Takım formasıyla Belçika’ya attığı gol yüzyılın golü seçilecekti. Bir dönem F.Bahçe’de kadro dışı bırakılan oyunculardan biri de oydu. Bitmedi... Atlas Okyanusu’nun bir ucundan Hazar Denizi kıyılarına kadar geniş bir coğrafyada futbol topunun peşinde koşmak da ona nasip olacaktı.

    İkinci Lig A kategorisi takımlarından İstanbulspor’un çiçeği burnundaki oyuncusu, bu kadar sıra dışılıklara rağmen geçmişiyle ilgili yukarıdaki serzenişte bulunuyor. Peki, hiç mi hata yapmadı? “Yapmaz olur muyum” diyor. “Beşiktaş’tan ve sonrasında F.Bahçe’den ayrılmak büyük hatalardı.”

    Oktay Derelioğlu, Trabzonlu bir baba ile Erzincanlı bir annenin oğlu olarak 1975 yılında İstanbul’da doğar. Fatih semtinin daracık sokaklarında, günde 8-10 saat meşin yuvarlağın peşine koşarken bir gün annesinden zorla izin alarak Karagümrükspor’un seçmelerine katılır. “1985 yılıydı. 10 dakika oynamadan beni bir kenara ayırdılar. Birkaç gün geçmeden lisans çıkarttılar. 10 yaşındaydım. 15 yaşında ikinci ligde top oynuyordum. Rakipler sık sık ‘bacak kadar çocuğa bak bize gol atıyor’ diyorlardı.”

    Ondaki gol atma becerisi A Genç Millî Takımı’nın hocalarının da dikkatini çeker. A Genç’lerin 1992 yılında Avrupa Şampiyonluğunu elde ettiği kadroda o da vardır. 1992 yılına kadar Karagümrük’te oynayan Oktay, artık 1. Lig kulüplerinin transfer listesindedir. O yıllar gençlere önem veren Trabzon ile Beşiktaş Oktay için kapışır. Beşiktaş bir yıl sonra A takım garantisiyle, Trabzonspor ise hemen A takım kadrosuna almak şartıyla maddi imkânları da Beşiktaş’a göre daha iyi bir teklifte bulunur. 17 yaşında Trabzon’un yolunu tutar. Ancak Trabzon’da tutunamaz. “Tesislerde kalıyordum. Ailemden uzak olmak zor geldi. Yöneticilere gitmek istediğimi söyledim. Trabzon beni 100 bin dolara aldı, 1 milyon dolara Beşiktaş’a sattı.” Trabzon seferi onun için beklenmedik bir şekilde bitse de orada çok tecrübe edindiğini söylüyor Oktay. Çünkü yeni takımı Beşiktaş’ın Metin-Ali-Feyyaz’lı kadrosunda dönemin teknik direktörü Gordon Milne’nin forma verdiği oyunculardan biri de odur.

    Beşiktaş’ın Trabzon’u 1993 yılında 7-1 yendiği o unutulmaz maçta iki gol atar, üç gol de attırır Oktay. Gazetelerde ‘Trabzon’dan intikam aldı’ şeklindeki manşetleri bugün gibi hatırlıyor. “Hayır, ortada intikam falan yoktu. Denk geldi sadece. Trabzon’dan kötü bir şekilde ayrılmadım. Orada bana yanlış yapılmadı. Ama herkes intikam aldı diye yazdı.”

    Beşiktaş’ta 7 sene oynar. Bu kulüpte sıra dışı olaylar yaşar. Bu olaylardan biri eşinin intihar etmesidir. “Niye intihar etti, sebebi nedir, bugün hâlâ bilmiyorum. Hepsi yaşandı bitti. Bir yıkım oldu benim için. Çocuğum doğalı 2-3 ay olmuştu…” Ama Oktay gözlerini bir noktaya dikerek konuşmasını sürdürdüğü bu bölümde ısrarla bir şeyin altını çiziyor: “Hayatta her şey olabilir.”

    Daha sonra yaptığı ikinci evliliği de olay olur. Gazetelerde günlerce, takım arkadaşı Serdar’ın nişanlısıyla evlendiği yazılır. Basın toplantısı yapar, olayın böyle olmadığını dile getirir ancak kimse onun sözlerine inanmak istemez. “Çünkü basın sansasyonel haberin peşindeydi. ‘Arkadaşının nişanlısıyla evlendi’ daha çok satardı. Terbiyesizlik bende değil ondaydı (O dediği Serdar). Bu olayda, gidip nişanlısını alma falan yok. Olay bana yapıldı. Ama neyse açmayalım. Nişanlısını almak cazip geliyor topluma. Öyle kabul ettik. Aldım iyi yaptım. Problem değil.”

    FENER’DEN AYRILMAK SAÇMALIKTI

    Yine Beşiktaş’ta forma giydiği yıllarda Dünya Futbol Tarihi’ne geçecek bir olaya imza atar Oktay. 1997 yılında Belçika ile oynanan A Millî maçta tam 7 Belçikalıyı (bir oyuncuyu iki kere çalımlamak kaydıyla) geçerek meşin yuvarlağı Belçika filelerine bırakır. Bu gol geçtiğimiz aylarda Soccerclips.net sitesi tarafından yüzyılın golü seçildi. Maradona’nın İngiltere’ye attığı gol ise ikinci sırada. “Öyle bir gol attığım için Allah’a şükürler olsun. Dünyada o kadar çok kişi çalımlanıp atılan tek gol sanırım. Orta sahanın sağ köşesindeydim. Baktım pas verecek kimse yok. Kimse de top almaya gelmiyor. Önüme geleni çalımlamaya başladım. Her defasında kaleye daha da yaklaşıyordum. Bir tanesi düşürmeye çalıştı, omuz attı ama düşmedim. Ceza sahası içine girer girmez ayak içiyle topu köşeye bıraktım. Çok güzel bir gol oldu.”

    Ve gelelim Beşiktaş’tan ayrılışına. Futbol kariyerinde çok temel yerlerde çok ağır hatalar yaptığını söylüyor Oktay. ‘Meğer taş yerinde ağırmış’ diyor. Önemli dönemeçlerde sakin, kontrollü davranamadığını dile getiriyor. Ama ona göre ‘Hatalar insanlar içindir.’ Kariyeri boyunca en büyük hatalarından ilkini Beşiktaş’tan ayrılmakla yapar. “1999-2000 sezonuydu. O sezon hayatımın en büyük hatasını yaptım. Delilik, cahillik derler ya. İşte o hesap. Beşiktaş’tan beni kimse kovmadı. Yok Serdar’la problemleri yüzünden kovuldu falan dediler. Böyle bir şey olmadı. Kendim ayrılmak istedim. Hatta kulüp bir-bir buçuk ay beni göndermemek için direndi. Ama gittim. Gitmek çok büyük hataydı. Şimdi o hatayı yapmasaydım hâlâ Beşiktaş’taydım.”

    O yıllar Türk futboluna jet gibi giren Siirt Jet-Pa Oktay’ın bonservisini alır. Oktay, Siirt’te oynamadan G.Antep’e gider. Oktay’ın da golleriyle G.Antep ligi üçüncü sırada tamamlar. Sezon sonu F.Bahçe’dedir. Sarı-Lacivertli formayı hiç giymeden İspanya’nın Las Palmas takımından aldığı transfer teklifiyle Kanarya Adaları’nın yolunu tutar. “Çok cazip teklifti. Ama bugün baktığım zaman Fener gibi bir takımı bırakıp İspanya’ya gitmek büyük bir saçmalık. Bu da hata.” diyor. İspanya macerası kısa sürer. Topu topu 4 maç oynar. Menajerleri onu dolandırmıştır; “Ben sözleşmemdeki rakamların netten yazıldığını zannetmiştim. Ancak ödeme günü bir baktık ki rakamlar brütten ve de yüzde 52 vergi kesilecek. Menajerler açıktan para almış. Konsantrasyonum dağıldı. Bu şartlarda orada kalamazdım.” Bir Türk bir İtalyan menajerin kendisini aldattıklarını dile getiriyor Oktay. Menajerlere hiçbir şey yapamadığını çünkü resmi belgelere göre onların haklı olduğunu söylüyor: “Türk olanının ismi Hikmet Dağcı, İsviçre’de yaşıyor. Allah var. Yapacak bir şey yok. Öbür dünyada hesaplaşırız onlarla.”

    MİLLİ TAKIM; NEDEN OLMASIN?

    İspanya’dan sonra Oktay’ın yolu bir kez daha Trabzon’a düşer. Dönemin başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Sergen’le beraber onu da kadroya katar. “Trabzon’a bu gelişimde her şey çok daha güzeldi. İyi bir sezon geçirdim. Ancak Mehmet Ali Yılmaz’ın yerine başkanlığa Özkan Sümer gelince ücretimde indirim istedi. Başkan’a ‘zaten transfer parası almadım ki’ dediysem de beni Trabzon kamuoyuna ‘gitmek istiyor’ gibi göstermeye başladı. Ben de Trabzon’dan ayrılarak F.Bahçe’nin teklifini değerlendirdim ve bu takıma gittim.” F.Bahçe’deki bu seferi de tıpkı Trabzon’daki ikinci dönemi gibi daha parlaktır. 34 kez Sarı-Lacivertli formayı giyer ancak Lorant’ın ayrılıp Oğuz Çetin’in takımı çalıştırdığı dönemde Ogün, Abdullah, Ali Akdeniz, Hakan Bayraktar, kaleci Oğuz ile birlikte o da kadro dışı bırakılır. “Fener’de kadro dışı bırakmak modaydı. Sebebini bilmiyorum. Yönetim öyle bir karar aldı. Bizi kadro dışı bıraktılar.”

    F.Bahçe’den sonra Samsun’a gider. Oradan Belçika’nın Beerschot Anvers takımının idmanlarına katılır. Ancak Almanya’nın Nürnberg takımıyla anlaşır. Nürnberg ikinci ligdedir. 5 maç oynar, 2 gol atar, fakat Almanya’da aradığı ortamı bulamaz. Burada yapamayacağını anlayınca sözleşmesini karşılıklı feshederek bir kez daha Türkiye’nin yolunu tutar. Bu seferki durağı yine Trabzon’dur. Ama bir farkla, takım A.Sebat’tır. İlk sezon her şey gayet iyi gidiyordur. İkinci sezon ise kulüpte para problemi çıkar. Oktay’ın şimdiki rotası Azerbaycan’dır. Hazar Denizi’nin kıyısında, İran sınırına yakın bir yerde Hazar-Lankeran takımıyla şampiyonluk yaşar. 20 maçta 18 gol atar bu ligde. Ancak mutlu değildir. Çünkü izlenmek istiyordur. Ona göre işin şov kısmı eksikti. “Gol atıyordum, para kazanıyordum ama bu beni tatmin etmiyordu. Azerbaycan liginde coşku ve heyecan yoktu.”

    Oktay, Evliya Çelebi misali meşin yuvarlak peşinde dolaşmaya devam ediyordur. Kısa süreliğine Sakarya’ya uğrar. Burada da beklenen performansı gösteremez. Derken geçen yıl D.Bakır’ın yolunu tutar. Başarılı olamaz. D.Bakır ikinci lige düşünce oradan ayrılmak onun için en iyisidir. Bu kadar çok dolaşmak onu yıpratmıştır. “Bu en kötü dönemimdi. Süper Lig’den teklif yoktu ama ikinci ligden 20-25’e yakın takım beni istedi.” Artık dingin bir hayatın zamanıdır onun için. Ailesi İstanbul’da yaşıyordur ve onlardan ayrı kalmak istemiyordur. Bu sebeple birçok takımın teklifine rağmen İstanbulspor kapılarından içeri atar kendini. Belki de 31 yaşındaki oyuncu için burası son duraktır.

    Şu an hayata karamsar bakmıyor Oktay. Sadece olması gereken yerde olmadığı için bir sıkıntı var içinde. Özellikle insanların ‘sen neden millî takımda yoksun’ diye sormaları onu çok üzüyor. Dünyayı dolaşan, hayata dair bayağı tecrübe edinen, tabanla tavanı gören Oktay’ın son sözleri, “Hiç belli olmaz belki yine A Millî Takımda oynarım. Neden olmasın?” oluyor.

    AURELİO’NUN MİLLÎ TAKIMDA OYNAMASI YANLIŞ

    18 defa A Millî takım forması giyen ve 9 gol atan Oktay, Fatih Terim’in Aurelio’yu millî takıma almasını yanlış buluyor. “Aurelio futbol hayatı bittikten sonra burada mı yaşayacak? Hayır. Milli takım ne para ne başka bir şey. Kulüp takımında yabancı oynasın, o ayrı. Ama millî takımda oynayanın o ülkenin kanı canı olması lazım diye düşünüyorum. Söz bulamıyorum o işe. Olmaması gereken bir şey. Bence yanlış. Açıkçası ben gurbetçi oyuncularımızın Alman takımında oynamalarına da karşıyım. Bizim Mustafa Doğan Alman millî takımında oynuyor. Onu da yanlış buluyorum. Bu seçimi yapıyorsan senin benliğin o zaman Alman. Bence ligde yabancı oyuncuları da serbest bıraksınlar. O zaman A Millî takımı da ikinci lig A ve B gruplarındaki oyunculardan seçelim!”

    ALMAN USULÜ TAKIM YEMEĞİ

    Nürnberg’de oynuyorum. Dediler ki bu akşam takım yemeği var. Yemeğe gittik. Yemek bitti. Ben kalkıyordum. Kaptan geldi. Parayı vermeyecek misin diye sordu. ‘Nasıl yani’ dedim. ‘Burada herkes kendi yediğinin ücretini verir’ diye cevapladı.

    Ben şaka yapıyor zannettim. Ama gayet ciddi para vermemi bekliyordu. Parayı öderken, ‘Niye takım yemeği oluyor o zaman’ dedim. ‘Burada bu hep böyle olur’ dedi. O gün Alman usulünü anladım. Takım yemeğinde hayatımda hiç para ödememiştim. Tek tek her futbolcudan yediği yemeğin parasını aldı.

  2. #2
    Yeni Üye

    Standart

    dallama takim arkadasinin nisanlisini araklar sa olacagi bu

  3. #3

    Standart

    Nişanlısını almak cazip geliyor topluma. Öyle kabul ettik. Aldım iyi yaptım. Problem değil.”

    yakışmamış oktay gibi birine bu sözler öyle olmasa bile!!!!

Benzer Konular

  1. Oktay Rİfat
    By ABYSS in forum Yazarlarımız
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-21-2006, 12:03 AM
  2. Ahmet Oktay
    By ABYSS in forum Yazarlarımız
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-20-2006, 06:05 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]