Ben bir Galatasaray taraftarı olsam da; ülkemdeki her futbol takımının

Şampiyonlar Ligi’nde

UEFA kupasında ve hatta Intertoto kupasında başarılı olmasını canı gönülden istiyorum. Çünkü Türk takımlarının başarısı ülke puanımızı etkilemekle kalmıyor

Türk Milli Takımı’nı da ileriye götürüyor. Düşünsenize; bundan 6 yıl önce en az bir şampiyonumuzun direk olarak katıldığı lige şimdi şampiyonumuz 1 ön öleme

diğer takımımız ise 2 ön eleme oynayarak katılıyor. Eğer böyle giderse de

ilk önce iki takımımız ikişer ön eleme oynamak zorunda kalacak

sonra zamanla tek takımla (o da iki ön eleme kazanırsa) şampiyonlar ligine katılacağız.
Hal böyleyken

özellikle üç büyük kulübün yöneticileri konuşurken mangalda kül bırakmıyorlar. Ancak bu üç büyük kulüp başkanı ve yöneticileri

özellikle tutarsız transfer politikalarına devam ederlerse; korkarım 5-10 yıl değil

önümüzdeki 100 yıl boyunca sadece Galatasaray'ın UEFA ve Süper Kupa Şampiyonluğu ile övüneceğiz ve kendimizi lig şampiyonlukları ile avutacağız.
Bir UEFA Şampiyonluğu veya bir Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu'nun tabii ki zor olduğunu bilmekle beraber bu kupaların kazanılmasının hiç de öyle tahmin edildiği gibi imkansıza yakın olduğunu düşünmüyorum.
Fakat bu durumda ne Fenerbahçe’nin

ne Galatasaray’ın

ne Beşiktaş’ın ne de Trabzonspor’un; Galatasaray'ın 2000 yılında kazandığı UEFA ve Süper Kupa Şampiyonluğu’nu kazanabileceğini hiç mi hiç tahmin etmiyorum. Bunun nedeni ise çok basit.
Dünyada başarıları ile tanınan bazı kulüplerin ortak durumlarına bir göz atalım. Hangi kulüplerdir bunlar? Mesela Manchester United

mesela Bayern Münich

mesela Bercelona

mesela Real Madrid

mesela Chelsee ve hatta mesela Galatasaray (1996-2000). Bildiğiniz gibi bu takımlar örneğin Ronaldo

Ronaldinho

Robinho

Beckam gibi yıldızları ile hep gündeme geliyorlar. Peki bu takımların başarılarının altında yalnız bu yıldızlar mı yatıyor ? Bu soruya benim cevabım koca bir "HAYIR" dır. Şimdi birazcık inceleyelim.
Bu takımların hepsi öncelikle gençlere çok önem veriyorlar. Bizler ise hala yabancı sınırlandırılması kaldırılmalı mı yoksa kaldırılmamalı mı tartışması yapıyoruz. Hatta bizim o ünlü yöneticilerimiz diyor ki "Manchester

Arsenal

Bayern Munich

Real Madrid ve Barcelona gibi takımlar ile boy ölçüşmek için yabancı futbolcu sınırının kaldırılması lazım". Vay be! Yani demek istiyorlar ki "Yabancı futbolcu sınırını kaldırın

bizde size Avrupa kupalarını getirelim". Yani futbolcu al

kupayı kazan. Peki bende bu futbol bilginlerine soruyorum : Acaba Barcelona’da

Manchester United’da

Real Madrid’de

Liverpol’da hatta ve hatta son zamanlarda yaptığı milyon paundluk transferlerle adından sıkça söz ettiren Chelsea’de bile kaç tane genç takımdan yetiştirilen genç futbolcu oynuyor biliyor musunuz? Bakın size bazı örnekler vereyim. Casillas

Guti

Raul

Real Madrid Genç

Gerard

Carragher

Wornock Liverpoll Genç

Victor Valdes

Puyol

Xavi

Iniesta Barcelona Genç

Neville

Giggs

Carrick

Alan Smith gibi futbolcular da Manchester United Genç Takımı’ndan yetişmiş futbolculardır. Hatta sürekli transferleri ile gündeme gelen Chelsea’de bile John Terry

Lampard

Joe Cole

Manchinne gibi futbolcular Chalsea Genç Takımı’nda yetiştirilmiş sonra çeşitli kulüplerde oynatıldıktan sonra geri alınmıştır. Peki 2000 yılında Galatasaray’da durum farklı mıdır? Tabii ki hayır. O zamanda Okan

Suat

Emre ve Bülent Korkmaz Galatasaray'ın yetiştirdiği genç yıldızlardı. Önce futbolcu yetiştirmesini bilin

sonra yabancı futbolcu sınırlandırmasını tartışın.
Peki sırf gençlerle her takım şampiyonluğa koşabilir mi? Eğer durum böyle olsaydı

Ajax her sene Avrupa Kupası’nı alırdı. Tabi ki bu gençlere tecrübesi ile yardımcı olabilecek ve o takımda senelerdir oynayan orta yaşlı iyi futbolcular gerekir. Bunlara da bazı örnekler verelim. Galatasaray'dan Arif

Hakan Şükür

Küçük Hakan ve Ergün. Bu futbolcular Galatasaray'ın genç takımından yetişmeseler bile Galatasaray'a 20’li yaşlarda gelmiş

takımda devamlı yer alan ve Galatasaray'la özdeşleşmiş futbolculardır. Bu tip futbolculara örnek olarak yine Real Madrid'den Helguero

Carlos ve Zidan'ı sayabiliriz.
Avrupa'da başarı için tabi ki bunlar da yetmez. Ülkemize ayak uydurabilecek

seyirciyi ateşleyebilecek

Türk futbolcularla arkadaşlık kurabilecek gerçek yıldız futbolcular da lazım elbette ki. Yine Galatasaray'dan Hagi

Popescu ve Tafarel'i böyle futbolcular olarak sayabiliriz. Popescu'yu Galatasaray transfer ettiği zaman

Popescu Barcelona'nın kaptanıydı. Hagi; Barcelona ve Real Madrid gibi takımlarda top oynamış bir futbol profösürüydü. Tafarel ise iki kere Dünya Kupası’nda oynamış

Brezilya'ya bir çok maç kazandırmış bir kaleciydi. Tabi bizde durum böyle iken yukarıda saydığım takımlarda

Beckham'lar

Ronaldo'lar

Robinho'lar

Ronaldinho'lar ve Balack'lar boy göstermektedir.
Dolayısıyla bir takımın Avrupa'da başarılı olması için; hem gençleri yetiştirmesi

hem kendisinin yetiştiremediği bazı gençleri transfer edebilmesi

hem de takımı ileriye taşıyabilecek çok iyi yıldız veya yıldız adayı yabancı futbolcuları kadrosunda bulundurması gerekir.
Galatasaray gençleri yetiştiriyor

takımında Hakan Şükür

Necati

Ümit Karan gibi futbolcuları barındırıyor. Ama gelin görün ki

4 senedir iki tane Hagi ve Popescu kalitesinde

takımı ve taraftarı ateşleyecek

Avrupa kupalarında başarılı olacak tek bir futbolcu transfer edemedi. Diyeceksiniz ki "Galatasaray'da para yok". Ben para yüzünden transfer yapılmadığına inanmıyorum. Bu bir vizyon işidir. Gelelim Fenerbahçe'ye. Fenerbahçe'de Galatasaray'a nispeten daha iyi futbolcular transfer etti. Peki bu yeterli miydi? Son senelerde Semih haricinde kimi yetiştirdiler? Bu sene büyük bir çıkış yaparak Can ve Kerim'i oynattılar. Can'ı medya yiyor ve yemeye de devam edecek; yeni yapmış olduğu transferler ile bence Kerim'e de yedek kulübesi göründü. Büyük umutlarla alınan Selçuk ve Kemal ne oldu? Beşiktaş'ta da durum çok farklı değil. Onlarda bu sene Fenerbahçe ile transfer yarışına girdiler ve bir çok futbolcu aldılar.
Bu yüzden diyorum ki "Galatasaray

Fenerbahçe ve Beşiktaş bu anlayışla Avrupa’da başarılı o l a m a z".
Sevgiyle kalın