Sayfa 1 Toplam 14 Sayfadan 12311 ... SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 136 Sayfa bulundu

Konu: Edip Cansever'in Şiirleri.

  1. #1
    Emektar Üye
    EXiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Edip Cansever'in Şiirleri.



    Aaaaaa !...



    Bir Süleyman gördüm hiçbir yanı kımıldamıyor
    Oturmuş bir iskemleye
    Pek de oturmuşluğu yok iskemle ayaksız
    O nasıl şey, bu adam soyut mu ne
    Baksan bir ilgisi var elleriyle
    Uzamış uzamış uzamış doğrusu elleri
    Sevmeye domuzlanıyor gittikçe
    Konuştum konuşmuyor
    Dürttüm dürtülmüyor
    Kızdım, bir bıçak salladım karnına
    Aaaa!
    Yok yahu bana mısın demiyor

    Şaşırdım, yokladım kendimi iyice
    Bir çağ mı değiştik sabah sabah ne
    Artık ölüm insanlardan olmuyor.

  2. #2
    Emektar Üye
    EXiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    ACABA



    Dönelim
    Döndürsün bizi
    Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
    Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
    Ve akılda kalan bir yokuştan
    Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
    Ve çocukluktan
    Dönelim
    Dönelim mi biz
    Gençlikten, oralardan
    Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
    Dönelim mi acıya
    Acıya, büyük acıya
    Ve soralım mı acaba
    Ey büyük yalnızlık insansan eğer
    Bir kaya
    Dalgalar yalarken onu
    O bakarken kaskatı kalabalıklara
    Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.

    Bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey
    Binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı
    Kedilerden örülmüş bir semtte
    Ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi
    Soğuk ve ayakta tutan çelişkileri
    Bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan
    Her şeyin, ama her şeyin çok dıştan farkedildiği
    Eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği
    Belki de genç bir şairden ödünç alınan.

    Yürüyor mu, yürümeyi mi düşünüyor Ruhi Bey
    Düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola
    Nereye gidecek ama, nereye varacak sanki
    Yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda
    Oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi
    Boşvermiş de sanki oyunun kurallarına
    Üstelik son bölümde, perdenin kapanmasına
    Azıcık vakit kalmış
    Ya da vakit var daha. Ama ne çıkar
    Gövdenin yazgıya başkaldırması mı
    Ruhi Beyin
    Başkaldırması mı yoksa?

    Vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
    Vaktinde anlamanın sevinci mi
    Ya da biraz geç kalmanın
    O gereksiz tedirginliği mi
    Hangisi?

    Ama belli ki sonundayız her şeyin
    En sonunda.

  3. #3
    Emektar Üye
    EXiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    ADINI FUNDA OTELİ KOY



    Adını funda oteli koy
    Aklından gelip geçen bir yazın
    Ve akşam güneşlerinde orda burda
    Bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda
    İnce ince gezinen turuncu adamların.

    Adını funda oteli koy
    Sevdamızın da adını
    Ayakları dibinde gün batımının.
    Ve ağzında binlerce güneşin tadı
    Dilinin ucunda yalnızca kendi adın.

    Çünkü sevdikçe beni sen, kendini tanıdın.

  4. #4
    Emektar Üye
    EXiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    ADSIZ BİR ÇİÇEK



    Rengini dünyaya ilk defa sunan
    Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
    Sevgilim
    Bana ´sen bir şairsin´ dediğin zaman.

    Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
    İstersen bir şiir gibi okuma
    Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
    Soğuklar başlayınca havalanıp
    Millerce yol katettikten sonra
    Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

    Ve yazmış olacağım bir de
    Her dönemde her çağda
    Sevdanın kendine özgü diliyle.

  5. #5
    Emektar Üye
    EXiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    AKDENİZ SALGINI



    -halikarnas balıkçısı´na-

    I

    Öyle bir alaşımdır ki seninle deniz
    Bir açık deniz
    Bakınca hiçbir şey göremediğin
    Gözlerini duyduğun yalnız

    Sözlerin var, dudak izlerin yok sözlerinde.

    II

    Denedin ki oralarda zaman olmayı
    Şimdi bir Akdeniz salgınısın sen
    Sonsuz bir otobüs yolcusu gibi, tam öyle gibi
    Her gün kırmızı bir bilet düşürürsün dişlerinden

    Ki senin bir yerin olmadı hiç, olmayarak soldu
    Diri bir sabahın eylülüsün birden
    Sonra bir solgunluğun yeniden solgunluğu
    Tırnakların dibine batar durup dururken
    Acılardan bir acının geri tepmesidir
    Sızar yüreğinden sevinç olarak
    Yani eylülden

    Acımaktan bir zamansın ki bazan susarsın
    Çocuklar büyükler gibi konuşur sefaletten.

    III

    Omurgasını kırmış bir balık yatar
    Seninle denizin üstünde
    Öpülmüş bir dudak gibi

    Derinlerden derinlerdedir yüreğinse
    Okşar gizli gizli deniz kızlarını
    Dondurulmuş güneşlerin içinde
    Öpmezsin, dudaklarını duyarsın yalnız.

    IV

    Sonra sonra yapıştırılmış pullar gibisin, öylesin
    Üstü uçaklı zarflara
    Ve alanlara tutturulmuş, çiçek sepetlerinin
    Kenarındaki kartlara
    Bir gider bir gelirsin, gider gelirsin
    Hızlı bir park akışından anısal bir yığıntıya

    Sayısız parmağın var, bir parmağın daha mavi
    Vurursun vurursun kapılara onunla
    Kapılar açıldı mı, avlular güne çarptı mı
    Boşalan bir güğümsündür her umutsuzluğa.

    V

    İki yaprak yerde konuşur ya, o zaman
    Tam o zaman bir sonbahar düğümü
    Yani bir gülüşün bir çay kaşığının sıradan ölümsüzlüğü
    Seni sürekli kılan
    Tam o zaman
    Bir limonluk hüznün olsun kal orda
    Her gün kendi kendinin oğlusun
    Bir nesne buluyorsun yerde, mutluluktur senin için
    Denizken üzerine atılan ağaç kökleri gibi
    Soyulmuş elma kabukları gibi
    Boş şişeler, çürümüş hayvan iskeletleri gibi

    Kekikler yemlikler arıyordun, kayalardan
    Yokluğa doğru yükselerek
    Çorbanı karmak için
    Ama görmedik bir kaşık içtiğini bugüne dek
    Olsa olsa ateşini yakıyordun yalnızlığın

    Biliyorsun, bizim her türlü yalnızlığımız
    Yeni bir dil olacak yarın.

    VI

    Uğurladık bir sabah seni
    Söz vermiştin geri döneceğine
    Anladık bakınca aldandığımızı
    Gerilerde küçük
    Kıyılara doğru büyüyen ayak izlerine

    Ötelerde, ama çok ötelerde
    Kocaman bir gözyaşıydın ey usta deniz
    Konuşuyordun, sözlerini bulamıyordun yalnız.

  6. #6
    Emektar Üye
    EXiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    ALÜMİNYUM DÜKKAN



    Bir göz atıyorum denize
    Çin çin ötüyor baliklar
    Bu bir giyilmiş ayakkabıdır diyorum
    Bu bir sulanmış peynirdir diyorum
    Bu bir haşlanmiış patates elinizdeki
    Bu insandaki ezgi
    Bu insandaki akıl
    Bu kanundur kanun
    Çileğin çilek oluşu gibi.

    İşte bu gerçektir diyorum siz de bilirsiniz gerçegi
    Bu çivinin çakılışı
    Bu ekmeğin sürülüşü
    Bu aşkın, bu ayıbın, bu insanin bilinişi
    Bu duymak, bu dşünmek, bu yüksünmek insanda
    Bu toplum içinde, bu toplum dışında
    Bu sizin durumunuz, bu tabiattaki iş
    Bu akılsız çiçek
    Bu bilisiz ağaç
    Bu düpedüz ileri görüş
    Bu su, bu nehir, bu rüzgar
    Bu taş, bu bulut, bu hava
    Bu bilinen, bu bilinmeyen
    Bu İsa´dan önce, bu İsa´dan sonra.

    İste bu yeninin yenisi insan
    Dizilmis kutu
    Bükülmüş teneke

  7. #7
    Emektar Üye
    EXiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    AMERİKAN BİLARDOSUYLA PENGUEN



    I.

    Elleri el gibi kocaman
    Beyazda bir nokta gibi kocaman
    Kocaman boşluğun küçülttüğü her şey gibi
    Biriyle kendini artırıyor durmadan
    Biriyle koyunlar gibi güdüyor ötekini
    Ayaklarını gizliyor bir köpekle
    Evine dönerken sonsuza geçen
    Göğü kullanıyorken maviye
    Günümüzden sesler alıyor, sesleri
    Sürekli, dingin, acısız
    Acımaktan kurtulmuş yerlerine
    Sonra duvardan duvara çizilerek
    Ölü bir korkunçluğu taşıyor
    Sen, hey, duvarlar gibi öldürülmek!
    En yeni tam-tamları dünyamızın
    Ya da kendisiyle bırakılması insanın
    Sizi
    Sizleri selamlıyor işte.

    Doğrusu elinizden ne gelir ki
    Siz dolgun yaşamaya bakın günleri.


    II.

    Çıkacaksanız çıkın, daha karar vermediniz mi?
    Baktıkça bakıyorsunuz kendinize
    Yetişir! bu da hiç konuşmayan adam yapıyor sizi
    Körükler, dev kapılar, balık solungaçları gibi
    Emiyor sizi yalnızlık
    Kurtarıp rahata geçirin ellerinizi
    İşte bir kadın kadına geçiyor yürürken
    Sizi alıyor, sizi ölçüyor, sizi yapıyor kendinize
    Açığa koyuyor sizi
    Bilip de söyleyemediklerinizi
    Eve dönmeyi, yemek yemeyi, uykuya dalmaları
    Bana sorarsanız ters çevirin uykuları
    Alın şu adını ´ben´ koyduğunuz geceyi
    Bakınca göreceksiniz, daha bakınca bir ötekini
    Geceler, işte geceler
    Gündüzler, işte gündüzler
    Beyaza siyah penguen sürüleri gibi.

    Ama elinizden ne gelir ki
    Siz dolgun yaşamaya bakın günleri.


    III.

    Bu gözler onunla az mı yaşadınız gözleri
    Bu dudaklar onunla az mı seviştiniz
    Bana kalırsa gözleri saklamalı
    Eliniz yok mu, bastonla iş görmeli
    Ya da boşluğa takılmış bir eldiven
    Asılın, kurtarın hemen
    Az şey mi kurtarıp rahat etmek
    Ellerle gözleri
    Bir penguen
    Nişanla pengueni
    Siz kırmızı yerler, kırmızı saçlar severdiniz
    O penguen
    Bir anahtar, bir pencere, bir horoz tüyü
    O penguen
    Çay masaları, öğle yemekleri, gezintiler
    O penguen
    Ölmek mi diyoruz, susturun ölümleri
    O penguen
    Penguen penguen
    Hiçlikle kesilen tahin helvaları gibi
    Güneşi eriten çocuk başları gibi
    Bir tramvay gibi, günümüzde köşe başları yapan
    Serüvenler, hafta tatilleri
    Penguen
    Vur düşür pengueni

    Ama elinizden ne gelir ki
    Siz dolgun yaşamaya bakın günleri.


    IV.

    Her evde bir çekirdek gibi insan ağaçları
    İnsan elleri
    O penguen
    Penguen penguen
    Soğuk su tadında kadın yüzleri
    Bir sabah denizinde belirsizliğe giden
    Dörtnala atlar gibi bitmezlik içinde
    Örülmeden kazağınız
    Dokunmadan çorabınız işte
    Hayata yerleşen peşin iplikler gibi
    Sevinme iplikleri
    Kıskançlık iplikleri
    Beni biliyorsunuz ya, öyle sakin
    İplikleri
    Penguen penguen
    Vur düşür pengueni
    Ama nasıl, daha karar vermediniz ki.

    Doğrusu elinizden ne gelir ki
    Siz dolgun yaşamaya bakın günleri.


    V.

    Siz değil, o kadar ayrı gidiyor ki sizden
    O ne mi, yaşadıklarınız belki
    Bir umut oluyorlar sizden önce
    Bir aşk oluyorlar, belki de bir ürperti
    Siz sabahları şehirlere bakarsınız
    Siz sabahları dünyalara bakarsınız şehirlerden
    Bir deniz, bir itfaiye eri
    Bir pencere sokağa girdi girecek
    Damları çiziyordur istemenin elleri
    Bir çocuk kiremitlerle karışıyordur
    Cam kırıklarıyla bir kedi
    Bir vapur girintiler yapıyordur anılarda
    Yaşamanın hızları gibi
    Eski bir gündüzü açıyordur bacaklarınız
    Ve elleriniz
    Sevişenleri avlıyordur bir bitmeyende
    Ölüler gülüyordur ölüler
    Kırın şu sürahileri !
    Soğukta durdurulmuş boyunlar gibi
    Ve işte
    Sizi gösteriyordur sizi
    Bu yoksulluk odası
    Bu kupkuru tahta
    Tahtaya geçiyordur düşünme sürüleri
    Bir yağmur bir yağmur.

    Ama elinizden ne gelir ki
    Siz dolgun yaşamaya bakın günleri.

  8. #8
    Emektar Üye
    EXiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    ANISINDAYIM



    Hafifçe ısırılmış bir elmanın dilimindeyim
    Elmanın kokusundayım
    Anısındayım -kimbilir kimin-

    Anılarda görünür, düşlerde görünmez insan
    Düşlerde görünen anlamlardır
    Özelliklerdir bir de belli belirsiz.

    Ve
    İnsansız anı yoktur. Var mıdır?

    Edip Cansever

  9. #9
    Emektar Üye
    EXiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    ARMALAR..



    -I-

    O sabah, orada, bir başıma
    Var mıydım, yok muydum, anlamıyordum ki
    Kalakalmış gibiydim aklımda.

    -II-

    Yalnızken ve senden bu kadar uzakta
    Öyle soğuk, öyle anlamsız ki her şey
    Sevilen bir insan yüzünde ne yoksa.

    -III-

    Duyuyorum çıtırtısını gözlerimde
    Önümde uzayıp giden kumsalın
    Bir deniz minaresinin diliyle
    Farkındayım sessizliğe ve
    Sonsuzluğa çağrıldığımın.

    -IV-

    Onlar mı, dedim, kendi kendime
    Ne olacak deniz kelebekleri işte
    Doldurmuşlar erkenden kumsalı
    Oyaladı saatlerce beni bu
    Görünen bir şeyle görünmeyen bir şeyin pazarlığı.

    -V-

    Yağmur yağmur yağmur
    Uçsuz bucaksız bir deniz
    Anısız, sonrasız, bizbizeyiz
    Devinimsiz bir yüz gibi terlemekte

  10. #10
    Emektar Üye
    EXiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    AY KIRMIZI AYLAR KIRMIZI



    Benim yüzüm budur sanıyorum
    Çirkin mi diyorum, değil korkulu
    Tarife göre bir atımlık tedirgin
    Gününe göre azıcık anlaşılmaz
    Geceye sorarsanız bir yere yolcu.

    Belki bir sevme olayında kayıp
    Bakınca anlaşılır gözlerimin çokluğu
    Şarabıma gidiyorlar tek kelimeyle
    Her şarap bir bitendir tarife göre
    Yani bir aşk mevsimidir bardağın sonu.

    Bütün yüzler budur sanıyorum
    Çok kaybettim niye olduğumu
    Oynasam kazanırdım kendime göre
    Belki de bir Tanrı bulup sığınır ellerime
    Büyütür dururdur korkunçluğumu.

    Onu gezdiriyorum şimdi; o garip, anlaşılmaz
    Ben ki ölmedim daha, ölümün yüzü bu
    Bir çiçek kırılsa, bir dal eğilse
    Yok diyecek doğrusu ölümün zaferine
    Yani bu uzaklık zorunlu

Benzer Konular

  1. Edip Akbayram
    By ABYSS in forum Yerli Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 01-23-2007, 04:46 AM
  2. Edip Akbayram - Sarki Sözleri
    By ByemonaR in forum Yerli Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 11-28-2006, 11:44 PM
  3. Edip Akbayram - Sarki Sözleri .
    By ByemonaR in forum Yerli Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 11-28-2006, 11:43 PM
  4. Edip Akbayram Akorları
    By ABYSS in forum Akor-Tab-Nota
    Cevaplar: 1
    Bölüm Listesi: 10-26-2006, 03:19 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]