![]() |
|
|
#31 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Aşk Çıkmaz Sokakta Kirlenir Yazıldığı can duvarını kurutur
“vermek aşkı yaratır” düsturu Gönül gözüne bağlanan mendil solgun ve sefil bekler saygıyla inanılmaz kusuru Kalbinin rüzgarı doldurur açık denizde hoyrat yelkenleri kendisi kıyıda oturur Kaldıkça yeniden filizlenir esaret O çok özlenen aşka has suret bahçede gül ölürken görülür Sadakatin çelik kutsallığı kendi çöplüğüne gömülür Kölenin bilenmiş antik bıçağı ilk düştüğü yerde açar kozunu kanar güz ömrün yaralı boynu Ekmek teknesine taşır korkusunu bedeni tarla sayılan kadının ufku Teslim kapısını açar resmi kurum açılan o aralıktan girer içeri dipsiz kuyuya atılan şiir Toprağın sırtında büyür uçurum esirdir esir şehirde ahali Aşk çıkmaz sokakta kirlenir Cümle insanlığı özgür kılarak çocuk sevincine kavuşabilir şehir Özgür kadın ruhunu bularak saf bereketle hayatı emzirebilir o dem olduğunda ancak aşkın tarihi insanlığın tarihi olacak |
|
|
|
|
|
#32 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Görüş Bitti... şimdi muhtemelen bu kör saatlerde dönüp durmaktasındır ranzanda belki elli kişilik koğuşta benden de muhtaçsındır bir tek candan Linkleri Üyelerimiz Görebilir. UslanmaM Üyeliği İçin Tıklayın sarılışına zaman ektiğini biçme zamanıdır pişmanlığın sivri ucu bükmektedir kitapların belini kesmektedir şakaların dilini elini eteğini de çekmiştir çoktan hayallerin zaman sigara dakikalarını artırma zamanıdır yine muhtemelen düşünce odalarında ben gezinmekteyim yine muhtemelen gamsız uçarı bir görüntü çizmekteyim onca sevgimi nasıl erittiğini gözlerine savurmaktayım zaman beni suçlama zamanıdır şu an ne yaptığımı düşünüyor olabilirsin muhtemelen isabettir tahminlerin yine de uzaktan şöyle bir “acaba? ” içini kıyıyordur zaman hesaplaşma zamanıdır pazar görüşlerini çoktan çıkardın da aklından epeydir mektuplarım da gelmiyor değil mi? yüzdesiz bir umuttasın bir zamanlar bana verdiğin gibi gözlerin bakamasa da gardiyana yüreğinden sesleniyorsun kendi adını alışkanlığına son mektuba kadardır sabrın ve başlamışsındır çoktan küfretmeye ya kadere ya bana ya aşka bu sevgi kendi başladı kendi kendini bitirdi sen yine günahsızsın zaman bahtına kahretme zamanıdır sana hiç beklemeyi öğretmemiştim her zaman vardım değil mi? sevgimde savurgandım öfkemde cimri... hala da öyleyim ama ne öfkem kaldı sana ne sevgim çoktan geçmişti bitirme zamanı da zaman erteleme zamanıydı masum hatam çekildim artık hayatından görüş bitti.... |
|
|
|
|
|
#33 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Ayaz Keskini Bıçak ne yeminler
ne yeminler bozdum. kaç kez tövbe kapılarından döndüm her seferinde bütün ihtişamınla karşımda sen-idin tutuksuz gecemin sansürü kaç kez ölüm kaç kez sorgu her bozduğum yeminde anladım ki ihanet kendine can... _______ve herkes kendinin tatli zehiri acı ilacı şimdi ayaz keskini bıçak hey uzak diyarı sevgili savaşsız bir dünya ayazım olsun |
|
|
|
|
|
#34 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
***Dost***
Kırık kaldırımları adımlayan âmâ bir çocuk(muşum) çamurlu sokaklar olmuş atlasımız sinmiş is kokuları iki yüzlü rüzgarın soluksuz bıraktığı sokak lambalarına... Doğurgan karanlıkların sürdüğü izlerde siyah bir kumaşın ötesinde sırtını uçuruma dayayan alkış Sesi(sin) sen! avizeler kadar ırgat ışık kadar yetim… menfaatlerle dolu mayınlar döşenmiş dostluk yoluna gül bahçesi diye utanmadan sunarlarken bana yürümeliydim değil mi? Koşarcasına mayınlara -Korkum yok dost / Olamaz.. doyasıya güven(dim) sana - Hassas ama acıların nasırlaştırdığı yüreğim sen de parçalanıp dağılacaksa dosttan gelen / unutulmazım olacaksa razıyım mayınlara basıp virane olmaya Bir gölün duruluğunda sevişirken / gölge oyunları kaosta atan şah damarına tut / yalanlarını... bekle diline kurduğun köprüde yelkovan ve akrebin nazı / şahı kalktı neredeyse ne şafak kendine gelebildi / ne de sarmaşıklar gözlerimde yenilendi. Donup kaldım zaman seyrinde göz yaşlarıma bilenen gururum da yasakladı kahrolmamı.. -kilitlendim dilime- düğüm üstüne düğümdü gökten bir el. Nisyan kusuyordu el. Ayna(da) kendini gören kelime gözlerine mil / babil Açık bir kapı bırakmıştım / fıtratlara binaen susma (lar) daireler çizdi / öğüttü değirmen boşluğu yürek cellâdı / kan sundu kaf dağına kaf dağı devlerin imzası baş tacı eğil de bak / Linkleri Üyelerimiz Görebilir. UslanmaM Üyeliği İçin Tıklayın kervanı dostsuz … -Korkum yok dost / olamaz.. doyasıya güven(dim) sana- |
|
|
|
|
|
#35 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
**Yar Yarası Durun bana dokunmayın
Konuşturup hiç yormayın Doktor tabip çağırmayın Benim yaram yar yarası Yarim benden kaçar oldu Gönlüm yara duçar oldu Yarınlarım naçar oldu Benim yaram yar yarası Aylar geçti yar gelmedi Göz yaşımı dindirmedi Neden halim bilinmedi Benim yaram yar yarası Ömrüm geçti bu uğurda Yar yarası aha burda Dermanı da yok doktorda Benim yaram yar yarası Gelecekse o yar gelsin Göz yaşlarım biraz dinsin Bütün dünya alem bilsin Benim yaram yar yarası |
|
|
|
|
|
#36 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Aşk Yürekten düşen
bir tohum Boy verir gönül tarlasında Dalgalanır taze başaklar Uçar sevgi kelebekleri. Yüreğin aynası gözler Yankılanır bedende Isıtır can verir Yakar aşk ateşini.. Gönüller bir Dikenler gül olur. Sıcak bir sevda düşer Yüreklere. Yangınlara döner Akar Ateş ırmakları gibi. |
|
|
|
|
|
#37 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
-Kalbimden Sana Taç Mahal Yaptım- Sana ne verebilirdim?
Bülbülü versem Sabırsızdır sitemlidir. Gülü versem Gül yerinde güzeldir. Yıldızlar mı? Senin yanında sönük kalır. Ay; yüreğindeki mehtabı kıskanır.. Bendeki sana bakarak Başladım mabedimi yapmaya. Kalbinin temizliğini kullanarak Bembeyaz mermerler oluşturdum. Gözlerinden aldığım parlaklıkla Mermerlerin içine pırlanta koydum. Sevmeye doyamadığım ruhunla Kubbe var oldu tüm vakarıyla. İnsanca yaşamaktaki azminle Minareler göklere uzandı haşmetle. Bana akan sıcaklığınla Duvarların her yerine 'Seni seviyorum' yazdım. Yüreğinden taşan sevginle Öyle bir bahçe oluştu ki Kaşmir´deki Shalimar´dan görkemli. Şah Cihan görseydi Sana gıpta ederdi. Mümtaz´a olan sevgisi Seninkinin yanında azmış derdi. Üzgünüm canım.. İçimdeki seni Hiçbir kalıba sığdıramadım. Yere göğe koyamadım. Kalbimden sana yakışır Taç Mahal yaptım. Şahı sen Sultanı benim. Saltanatın ise Yüreğim...! |
|
|
|
|
|
#38 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Çığlıktı Düştü Geceydi Bir uzak şehirdi düşlerim
şimdi aşılmaz bir sınır sana dair şarkılar gibi duvarlara çarpardı çığlığım. _____ayazdı ay az gelirdi... bu yüzden olsa gerek gözlerin gelmez oldurdu geceme ___düştü geceydi çığlıktı duvardı __duvarlar üç adımda biterdi... bir gülüşlük mevsimdi akşamlar __________şimdi seni özledimli zamanlara bırakıyorum gül kokardı gülün gülmesiydi geceye... ayın yansimasıydı _________düştü ____düşün gülüşüydü akşamdı duvardı duvarların dili yoktu ___benim sesim yoktu aydı hatta ay kadar güzeldi tutsaktı çıglığı duvardı duvarlarin dili yoktu... benim sesim hic yoktu... |
|
|
|
|
|
#39 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Sakarya Türküsü İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan hep basamak basamak; Benimse alın yazım yokuşlarda susamak. Her şey akar su tarih yıldız insan ve fikir; Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir. Akışta demetlenmiş büyük küçük kâinat; Şu çıkan buluta bak bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka yokuş mu çıkıyor ne Kurşundan bir yük binmiş köpükten gövdesine; Çatlıyor yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur Sırtına Sakaryanın Türk tarihi vurulur. Eyvah eyvah Sakaryam sana mı düştü bu yük? Bu dâva hor bu dâva öksüz bu dâva büyük! .. Ne ağır imtihandır başındaki Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal Yalnız acı bir lokma zehirle pişmiş aştan; Ve ayrılık anneden vatandan arkadaştan. Şimdi dövün Sakarya dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! Hani Yunus Emre ki kıyında geziyordu; Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? Nerede kardeşlerin cömert Nil yeşil Tuna; Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna? Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! Bütün bunlar sendedir bu girift bilmeceler; Sakarya kandillere katran döktü geceler. Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya! İnsan üç beş damla kan ırmak üç beş damla su; Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu. Geldi ölümlü yalan gitti ölümsüz gerçek; Siz hayat süren leşler sizi kim diriltecek? Kafdağını assalar belki çeker de bir kıl! Bu ifritten sualin kılını çekmez akıl! Sakarya sâf çocuğu mâsum Anadolunun Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! Sen ve ben gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız; Rengimize baksınlar kandan ve çamurdanız! Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma böyle gelmiş bu dünya böyle gider! Bana kefendir yatak sana tabuttur havuz; Sen kıvrıl ben gideyim Son Peygamber Kılavuz! Yol onun varlık onun gerisi hep angarya; Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya! .. |
|
|
|
|
|
#40 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
*Uyan Zaman sükût etti
hesabın ağırlığıyla Cahil ve zalimane sırtladık emaneti Emanet ki İhanetle titredi Titredi dağlar taşlar İnsan tuğyana köle Zulümle sarmaş dolaş Ve arkadaş Arkadaş sokağımın duvarlarıdır yanan Yanan üç beş hece ile kelime Kelimeler utancından kızarmış Azgınlığı bulvarımızı sarmış Sarmış kokuşmuş ahlak Arsız ve hayâsızca magazin sayfasını Mahkûm kalmış aydın söz Yürek kara ama göz Gözde yosun yüreği sırılsıklam Sırılsıklam buluttan insanlığa su sıksam Sıksam mermerden ruhu Acaba yumuşar mı? Yumuşar mı? Vurgun yemiş iki başlı ejderha Ejder nefesi yangın kıtaları aşar mı? Kutlu yolun gemisi Kuşanmış sevdaları Almak için iffet hayâ heybemi Heybem hayat dağıtsın Dağıtsın umutsuza Umutsuzun hamisi mi? Serseri Serserice caddeleri arşınlar sabah akşam Akşam yaşlı ve yorgun Bakar sarar kucaklar Gölgeler gecenin içine gömülünce Loş ışığın altında Kayar ayak izleri İzleri takip etse görür çirkin yüzleri Kimi kemirir sözü Olmuş zulme payanda Zalimden arta kalan dişlerinden sızan kan Kan kaybediyor gemi uyan insanlık uyan! |
|
|
|