![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Anam Gelir Sakalıma kır düştü Söylemeyin anama. Üzülürde ağlar Ağlar sonra bilirim. Hepsi hepsi üç tane Üç tel ne ki sakalda Üzüldüğüne değmez Değmez sonra bilirim. Gözlerime bir baksın Bir baksın anam şöyle. Derdi gözümden okur Okur sonra bilirim Yine İstanbul anlatırım Anlatırım neşeyle. Neşemde hüzün bulur Bulur sonra bilirim. Ana bir şey yok derim Sen dua et gizlice. Anam hep dua eder Eder sonra bilirim. Ölüm haberim gelir Bir gün bir gazetede. Peşimden anam gelir Hemen gelir bilirim. Bedirhan Gökçe |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Ayasofya Garipti
Dolaştım İstanbul'u sabaha karşı Aşiyan Eyüp Sultan Kapalıçarşı İçimdeki hüzünle durdum önünde Ayasofya garipti ben ağlamaklı. Şimdi Eyüp'teyim ben sabah namazı Hiçbir yerde bulamam burdaki hazzı. İndim Sultan Ahmet'e bir hüzün sardı Ayasofya garipti ben ağlamaklı. Gözlerim kan çanağı çıktım dışarı Caminin tam önünde simitçi hacı. Kan kırmızı o çayda yine o vardı Ayasofya garipti ben ağlamaklı... Bedirhan Gökçe |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Dilin Yalan Söylüyor Tohumdun yüreğimde fidan oldun büyüdün Ağaç idin bağımda çınar oldun yürüdün. Nasıl söküldün öyle çatır çatır içimden Köklerin yüreğimde kan revan oldu birden. Çalı çırpı bıraktın giderken yüreğimde Hepsi bir kıymık gibi beynimin her yerinde. Dilin ne derse desin gözün öyle demiyor Seni sevmedim derken dilin yalan söylüyor. Burası Ulus parkı karşımız Anadolu Gönlümün öbür yanı ondan böyle sır dolu. Yalnızım bu şehirde hem de yapayanlızım Boğuluyorum gitme şair olur bir yanım. Yok böyle demiştim ben yanlış anladım hemen Bunun hepsi hikaye baştan komiğiz zaten. Kendimizi kandırdık kargalar güler buna Birde ciddiye aldık karganın papuç damda. Bu koca alemde biz varla yok arasıyız Olmasak da olurdu varsak yaşamalıyız. Olmayacak duaya amin demeyelim biz Herkes kendi yoluna biz hep böyle gideriz... Bedirhan Gökçe |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Dohtor Bey
Verdigin perhize budur gayratım Bundan başka uyamayong dohtor bey Üç sepet yımırta sabah kahvaltım Teker teker sayamayong dohtor bey! İki leğen pilav bir yayıg ayran İster yağlı olsun ister yavan Yanına keseyong beş kilo sovan Yeyong yeyong doyamayong dohtor bey! Üç tencere bamya yirim bişince Yirmi tas su içip biraz koşunca Her yanı sökülür garnım şişince Sağlam göynek geyemeyong dohtor bey! Sinciye acımdan çogtan ölürdüm Sağolsun gomşular ediyo yardım Bi guzudan fazla yimem söz virdim Ayıp olur cayamayong dohtor bey! Bazı az geliyo beş kasa hurma Yedi lahanadan yapıyoz sarma Onuda mı yeding deye hiç sorma Utaneyong deyemeyong dohtor bey! Günde iki çuval unum gideyo Avradım her sabah ekmek edeyo Bir gazan fasille gönül ye deyo Artırmaya gıyamayong dohtor bey! Senede gırk dönüm bostan ekering Benden başka kimse yimesing dirim Gavını garpızı gabıglı yirim Acelemdeng soyameyong dohtor bey! Bilmem gara Memmed nereye gider Buyumuş gısmatım buyumuş gader Bi günde yediğim işte bu gadar Daha fazla yeyemeyong dohtor bey! Bedirhan Gökçe |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Eski Bir Sancı
Eski bir sevdayı anlatır Çalan her şarkı. Her nağmede gizlidir Eski bir sancı. Bazen hüzzamdır sessiz Hüzünlüdür eskiden. Bazen sabadır sensiz Mistik ve de derinden. Sen ki hasret yüklü gemide Yanımdayken özlemim. Sen ki özlem yüklü sevdada Yurt yurt gezindiğimsin. Ne sen bil bunu Nede ben söyleyeyim. Aşık maşuktan ayrı Acı çeker bilirim... Bedirhan Gökçe |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Eylül Memleket havalarından bir haber ver
Eylül yağmuru nasıl düşer toprağa? Kemah’ın kapalı dar yollarında Hangi kuş hatıra çizdi dal uçlarına? Yanıp sönen mavi ışıklarla kaybolan Yusuf Geri döndü mü yurduna? Ya Viranşehirli Yakup Çaykaralı Musa? Onlarda döndü mü yurduna? ... Hani sen; Aşkı bir üveyikten satın almıştın Sadri. Ne oldu ona? Bıçak kesmez oldu ağzını... Susar oldun yazmaz oldun daha... Oysa yüreğimizi koymuştuk ortaya. Hani taşırdı be usta! Bak yine bir Eylül havası var Sadri İkibin’e doğru 97 Mart’ında. O gün doğan İsmail bugün delikanlı çağında İlkbaharda sonbahar bu nedir usta? Maltepe cigarasının adı mı var bugün? Üç bardak çayın hatırımı kaldı? Tornacının yanında çıraktı dayın O günlerden yüzünde eser mi kaldı? Gel yine bir gurbet türküsü uçuralım. Munzur’dan İstanbul’a Fırat’ın suyundan bulgur aşına Serin göze başından Eylül ayına. Üç gurbet türküsü tutturalım Dostluk adına... Bilirsin sende de bende de Eylül’ün acı bir tadı vardı. Şiire Eylül dediysek Elbet; Bir maksadı vardı. Elbet |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Git
Ayrılığın nağmesi bu duyduğumuz Bakışların gönlümü caydırmadan git. Ne bir hatıran kalsın ne de bir umut Duruşların gönlümü yandırmadan git. Bütün resimlerini sök at duvardan Sana ait ne varsa çıkart odamdan. Kitabın arasında şöyle canından Bir gül bırakmıştın ya soldurmadan git. Hani bir şarkı vardı mazide kalan Öyle içten acıklı öylesi nalan. Göğsüme yaslanıp da sevince boğan Yeşermiş tüm aşkları kurutmadan git. Nasıl güzeldi herşey hatırlasana Nasıl gülüşürdük biz dert ortasında. Ekmek paramız yokmuş ne gam ne tasa Güzel hatıraları zehretmeden git. Hani mevsimlerden hep biri bahardı Hani gökten her cemre bize yağardı Hani kış ortasında mevsim bahardı Şu inanmış gönlümü kandırmadan git. Allah aşkına bırak öldürmeden git... |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Gitme Gideceğim diyorsun
Gitme be Ali gitme. Bu gidiş bitirir tüketir seni Hırsla kalkan zararla oturur Ali. Gel lanet et şeytana gitme Gitme be ali Biz sahil kahvelerin Romantik havasıyla Otantik havasıyla sevdik. Tavşan kanı çayı Titreyen elleriyle sunan İhtiyar balıkçının Gülümseyen yüzüyle sevdik. Sen gideceğim diyorsun Gitme be Ali Hayallerimiz var Geleceğimiz var Dualarımız var. O kızı alacağız Ali Hem de istediğin Bir “ebruli akşamda” Sarı saçlarına Ankara’yı takıp Ver elini İstanbul... Yine gideceğiz O sahil kahvesine. Tavşan kanında çay Yosun tadında köy. Çaydanlıkta demimiz muhabbet Şekerimiz sohbetin olacak. Sonra ijtiyar balıkçı gelecek Oturtup ihtiyarı ona çay ikram edeceğiz. Ardından uzaklara dalacak gözleri Ve hazin hikayesini anlatacak. Kim bilir belki de Hikayesi sana benzeyecek Sonu “yanlıştı” diye bilecek... Gitme be Ali gitme. Bak bana şiir yazdırdın. Gel yine hayallere dalalım Düşüp sokaklara sürüyelim Ankara’yı. Tamam mı Ali tamam mı? At şu paltoyu Çaylar iki oldu Kerim! Çaylar iki oldu. Çankaya 1996 |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Tümgeneral
![]() ![]() |
Kar Nasıl kar yağdı bugün gece sabaha karşı Ortalık bembeyazdı sanki bir gelin gibi. Tane tane döküldü göklerin sevda marşı Günahtan arındırdı tüm günahkar yüzleri... Yüzünde güller açtı kar yağınca herkezin İlk kez böyle günahsız ilk kez böyle neşeli. Çocuklar gibi gülşen çocuklar gibi şen Gökten armağan gibi döküldü her tanesi... Sokak lambalarından süzüldü tane tane Usul usul indiler bir birine değmeden. Melekler indirirmiş her bir kar tanesi Annem öyle derdi de inanmazdım küçükken. Bir iken bin oldular on binlere karıştı Çoğaldı da yerden bir karış açtı. İnsanlar döküldüler yollara birer birer Değen her ayak izi bir günah gibi kaldı... Allah kar gibi yağdı kullarının üstüne Temizledi akladı bembeyaz bir kuş gibi. Her birimiz yıkandı katran katran üstüne Bakamaz olmuştuk biz aynalara gün gibi. İnsanlar kötü artık zaman hiç değişmedi Geçen zaman ne yapsın biz ettik kendimize. Bu karda yağmasaydı halimiz ne olurdu? Allah yine acıdı bak yetişti bizlere... Kar da bembeyaz yağar anamızın sütü de Gelinlik de beyazdır giydiğimiz kefen de Birinde ağlarız biz diğerinde güleriz Beyazdan ak beyazı buyurun sıyırın işte... |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|