Kendinizden tanıdığınız o olay ,herkes gibi, benim de başıma geldi. Muhtemelen doğru bildiniz: Ayrılık. Evet, ne diyebilirim ki? Çok bir şey yok, beraber değiliz belki hiç tam anlamıyla olamadık. Zaten belliydi başından böyle olacağı. Bunu başlatırken ikimiz de büyük bir ihtimal ayrılacağımızı biliyorduk. Bile bile sordu, bile bile kabul ettim. Sonlandırırken de zor olacağını biliyorduk. Biliyorduk da işte ne yazık ki yaşamak bilmekle aynı değil. Teori pratikle uyuşmuyor. Çoğu olayın sorunu bu zaten, kafamızda tasarladığımız gibi yürümemesi ama buna girmicem.

Gerçekten ayrılmamızdan önce bir kere daha benden ayrılmaya çalışmıştı. Mesajla yapmıştı ve tabi ki onu kalması için zorlamadım. Kalıp ne yapacaktı? Sevmiyorsa ya da yürümeyeceğini düşünüyorsa kalması beni daha da üzerdi. Hatta üzmekten çok nefret ederim. Her şekil kötü bir şekilde ayrılırdık. Halbuki ben onu güzel bir anım olarak hatırlamak istiyordum. Mesajla ayrılması beni fena üzmüştü ve dayanamayıp aramıştım. Aradığımda açamadı, sonradan beni geri aradı. Otobüste olmama karşın ağlamaklı bir ses tonuyla konuştum. Bana neden mesajla ayrıldığını anlattı. Sesime dayanamıyordu. Beni duymak ona sevgisini hatırlatıyordu ve belki anıları. Her ne olduysa bana ayrılmak istemediğini ve anlık aldığı bir karar olduğunu söyledi. Çünkü o çok hızlı parlardı. Hemen kızar, sonrasında yumuşar ve pişman olurdu. Benden ayrılalı iki saat falan olmuştu. Demek ki düşünmüştü. Alışıktım zaten inat edip yanlış olduğunu bildiği kararlar almasına. Ben de deli miyim neyim, seviyordum bu yönünü. Fazla akıllıydı, aynı zamanda bilgili. Ama kısa devre yapıyordu ve çocuk gibi davranıyordu. Bense onu bu karakteriyle benimsemiş ve aşık olmuştum. Benim için mükemmel insan oydu, kim ne derse desin ondan daha akıllı, daha yakışıklı veya daha uyumlu biri benim için daha mükemmel değildi. Neyse, o gün ayrılmadık ve o akşam ona gerçekten aşık olduğumu fark ettim. Benim için çok değerliydi, düşündüğümden de fazla. Onu kaybetme korkusu beni bitirmişti ve birlikte olmak tekrar hayata döndürmüştü. Çünkü beni seviyordu. Beni benden çok seviyordu, ben de bunu çok seviyordum. Bana olan sevgisi beni ona bağlamıştı. İlk başlarda çok uğraşmıştım bağlanmiyim diye çünkü sonuçta biticekti ve çok üzülücektim. İyi de devam etmiştim ama o olay bütün duvarları indirdi ve ben hiçbir güvenlik olmadan bağlandım. Asıl sorun ne mi? Doğru biraz uzattım ama geldik oraya da. Ne yazık ki beni artık eskisi gibi sevemediğini söyledi. Beni değiştirmeye çalışıyormuş ve böyle olmaması gerekiyormuş. Beni değiştirmek istiyorsa beni gerçekten her şeyimle sevmediği çıkarımını yapmış yani. Beni bağlayan sevgisi kaybolmuştu ama ben çoktan bağlanmıştım ve öylece kalakaldım. Arkadaş kaldık çünkü arkadaşım olmasını çok istedim. Ayrılmıştık tamam ama hem sevgilimi hem arkadaşımı kaybetmek bana çok ağır geldi. Neden hayatımdan tamamen çıkması gereksin ki ?
Bir süre kötüydüm baya ama sonradan ona artık aşık olmadığımı anladım. Seviyordum elbet ama aşk değildi. Fakat şimdi, bana bakışlarını yakalıyorum bazen ve eğer diyorum eğer bana dönmek istese ben naparım? Kendimi bu zamana kadar tuttum ama bana gelip gözlerime bakıp sevdiğini söylerse nasıl tutucam? Her sorana geri almam diyorum ama işin gerçeği hiç emin değilim. Peki söyleyin bana tekrar aynı kişiye aşık olunur mu? İkimiz ya da birimiz bir şekilde tekrar aşık olabilir mi? En önemlisi ise olursa ne yapıcaz?

Çok büyük bir beklentim yok zira buraya kadar okumuş olmanız bile yeterli. Kafamdaki düşüncelerle boğuşmak yerine bunları düzenleyip yazmak bana huzur verdi. Yazarken ağlamadım değil ama yine de o filmlerin sonlarındaki üzücü ama huzurlu bir havam var. Bunu okuyan varsa gerçekten ona çok teşekkür ederim.