1 den 4´e kadar. Toplam 4 Sayfa bulundu

Konu: Modern Sabahlar-Joy Türk

  1. #1

    Standart Modern Sabahlar-Joy Türk





    Müzik, eğlence ve güreş programı denince akla gelen ilk isim yıllardır hiç değişmedi. Ege Kayacan, Fahir Öğünç ve Oktay Demirci'nin hazırlamadan sunduğu Modern Sabahlar nezihlik ve yavanlık arasındaki son derece kalın çizgide mikrofonik maceralarına devam ediyor. İyi kalpli insanların programı Modern Sabahlar hafta içi her sabah 07.00 - 10.00 arası JoyTurk’te ve tüm Türkiye'de yayında! Dinleyin, dinletin, mahalleyi inletin!



    16 yıldır Ankaralıların sabahlarına 10'da bitecek şekilde eşlik eden radyo programının adıdır. Dinleyicilerine "iyi kalpli insanlar" diye hitap ederken "rak en rol" hayranları da olduklarını ekleyelim (özellikle Ege). Duyduğumuz sesler; Fahir Öğünç, Oktay Demirci ve Ege Kayacan'a aittir. Kendileri çok tatlı adamlardır. Anlatmakla olmaz dinlemekle olur.
    Eklenmiş Resmin önizlemesi Eklenmiş Resmin önizlemesi Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  modernsabahlar_3CKF6dF.jpg
Görüntüleme: 763
Büyüklüğü:  54,5 KB (Kilobyte)   Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  Eray Yıldız.jpg
Görüntüleme: 74
Büyüklüğü:  209,3 KB (Kilobyte)  

  2. #2

    Standart

    Oktay Demirci, Ege Kayacan ve Fahir Öğünç. Kendi tabirleriyle “radyocu ve mekan sahibi adamlar.” Üç ODTÜ’lünün, Radyo ODTÜ’de başlayan Modern Sabahlar programı, 1999 yılından günümüze uzanıyor. 2015 Haziran’ında Radyo ODTÜ ile yollarını ayıran ekip; 14 Aralık’tan bu yana ise hafta içi her sabah 07:00-10:00 arasında Joy Türk’te ulusal yayın yapıyor.


    16 yıldır modası geçmeyen, aksine giderek daha fazla popüler üçlüyle Famous Talks olarak Ankara’da buluştuk. Önce radyoda daha sonra da açıldığı gibi Ankara’nın popüler mekanlarından biri olan Gaga Manjero’da kendileri gibi samimi bir sohbet yaptık.
    Radyo ODTÜ ile neden yollarınız ayrıldı?
    Oktay Demirci: Radyo ODTÜ başka bir yola girmeye karar verdi- vermiş. Bunun akabinde de seviyeli ve nezih bir şekilde ayrıldık. Ama Radyo ODTÜ bizim için hala çok büyüktür, doğduğumuz yerdir. Bu tip ayrılıklarda anlatamadığınız, içinize sindiremediğiniz şeyler olur. Sessiz sedasız ayrılmak istemiştik fakat bu mümkün olmadı. Sağ olsunlar bizi her gün dinleyenler bu konuya sessiz kalmamayı tercih etti. Ama bizler yeni yerimizde yolumuza devam ediyoruz.
    Ege Kayacan: Aslında bizim radyodan ayrılmamızdan çok, programın bitmesi ses getirdi.
    Fahir Öğünç: İnsanlar kendileriyle özdeşleştirmişlerdi. 16 yıl çok uzun bir süre. Bizi ayıran; öğrencilik yıllarında bu programı dinlemeye başlayıp, daha sonra çoluğa çocuğa karışarak hayatın içerisinde mücadeleye devam ederken, aynı zamanda öğrencilik yıllarından bir parçanın hayatında devam etmesiydi diye düşünüyorum. Programın bitmesi belki de eskiye dair o güzel şeylerin bittiği anlamına geliyordu. Herkes bizim bir daha radyo programı yapmayacağımızı düşünüyordu. Fakat yeni yerimizde, yeniden karşılarında olunca onlar da bizler de çok mutlu olduk.
    Devam etmesi için kampanya niteliğinde bazı girişimler oldu. Ne hissettiniz?
    Oktay Demirci: Çok mutlu olduk. Bu yaşadığımız şeyler bırakın her insanı, her yayıncının yaşayabileceği şey değil gibi geliyor. Bizi mutlu eden, gururlandıran hatta şımartan duyguları yaşadık.
    Fahir Öğünç: En güzel tarafı buna yaşarken tanık olmaktı. Bu sevgiyi ve insanların sahiplenmesini içimizden birisini, bir kaçımızı ya da üçümüzü aynı anda kaybetsek anca o zaman bu tip şeyleri görebilirsiniz.
    Oktay Demirci: Ölmemizden mi bahsediyorsun Fahir!
    Fahir Öğünç: Evet abi, ölmemizden bahsediyorum. Ölseydik anca bu kadar olurdu. Sosyal platformlardaki tepkiyi bir kenara koyacak olursak bizim son programımızda gerçekten çok kalabalık bir güruh radyonun önüne gelip bizi yalnız bırakmamak adına orada oldular.
    Oktay Demirci: Onların oraya gelmesi tepki amaçlı değildi, bizi yalnız bırakmamak adınaydı. Sosyal medya platformlarından o kadar çok mesaj atıldı ki, aslında bilmediğimiz bir şey yaratmışız. Eğer şu an kaldığımız yerden devam edebiliyorsak bizim programda da bahsettiğimiz ‘iyi kalpli insanların’ bizim hakkımızdaki iyi düşünceleri, yine bizim başımıza iyi şeylerin gelmesine neden oldu. Onların sayesinde devam ettiğimizi söyleyebilirim.


    Oktay Demirci: “16 senedir program yapıyoruz ve hiç sahte olmadık.”

    Bu kadar uzun süre birlikte program yapacağınızı düşünmüş müydünüz? Artık yeter dediğiniz oldu mu?
    Ege Kayacan: Bu kadar uzun süreceğini hiç tahmin etmedik. Aslında sabah programı hayatı da çok şekillendiren bir şey. Hem program hoşumuza gitti hem de yaşam biçimi bizler de bu şekilde devam ettik.
    Oktay Demirci: Sanırım biraz da 3 kişi olmanın getirdiği bir şey galiba, 3 kişilik yapılar gruplaşmaya müsait yapılardır. 2 kişi bir araya gelip üçüncü kişiye karşı bir dedikodu, bir kuyu kazma, bir sinsilik tüm bunları yaptıktan sonra tüm sinirler geçiyor. Yayıncılık ve özel hayat arkadaşlığımızdan başka bir de Gaga Manjero’da ortaklığımız var. 2011 yılında Gaga Manjero’yu açarken herkes bize; ‘Ne güzel programınızı yapıyorsunuz. Şimdi aranıza para girecek, para her şeyi değiştirecek. İlişkinizi farklı bir konuma getirecek’ gibi şeyler söylediler ama şükürler olsun hiç öyle şeyler yaşamadık. Dört seneden bu yana da ortaklığımız devam ediyor.
    Fahir Öğünç: Rutin bir ilişkimiz olmadığı ve bundan da beslenen insanlar olduğumuz için bunca senedir birlikteyiz. Bu kadar uzun süredir bir arada program yapan başka birileri var mıdır? Açıkçası çok emin değilim, ama yoktur diye tahmin ediyorum.
    Fahir Öğünç: “Bize telkinde bulunmasalardı Modern Sabahlar ekibi 30-40 kişi falan olabilirdi.”

    Fahir ve Oktay sizler aslında haber menşeilisiniz. Farklı kulvara geçişiniz nasıl oldu?
    Fahir Öğünç: Aslında kafamızda hiç öyle bir şey yoktu. İlk olarak program Uyku Mahmuru adıyla başladı. Daha sonrasında üçümüzün bir araya gelmesiyle Modern Sabahlar adını aldı. Ben sabah haberlerini okuyordum. Ege yalnız kalmasın diye onun yanına gidiyordum. Gazete haberlerinden espriler, şakalar falan yapmaya başladık. Yıllarca yazılı bir metinden devam eden yayıncılık yaptığımız için, spontane, doğaçlama konuşmak en başta beni zorladı. Elektriğimiz tutuyordu, espri anlayışımız da hemen hemen aynıydı. Böyle olunca Ege’yle ikimiz programa başladık. Sonrasında; ‘Hem haber okuyorsun, hem de ardından espriler, şakalar yapıyorsun. Haberin ciddiyetini bozuyorsun. Sen sabah programına devam et, haberler için bir başkasını bulalım’ şeklinde yorumlarda bulundular. Biz de tamam deyince o dönem Oktay haber spikeri olarak görevi devraldı. Baktık Oktay’la da elektriğimiz tuttu, bu sefer de; ‘Tamam siz sabah programını üçünüz yapın. Ama bir tane daha haber spikeri alacağız. Onu da kendinize benzetmeyin, haber spikeri olarak kalsın’ dediler. Biz de tamam dedik Oktay’ı da yanımıza alarak başlamış olduk. Bize telkinde bulunmasalardı Modern Sabahlar ekibi 30-40 kişi falan olabilirdi.
    Oktay Demirci: Haber spikerliğinin yanında aynı zamanda haber koordinatörlüğü görevini de yürütüyordum. Modern Sabahlar başladığında bu göreve devam ettim. Hala da habere karşı bir ilgim ve merakım vardır. Radyo’ya giriş nedenim tamamıyla haberci olmaktı. Sonrasında bu şekilde evrildi, iyi ki evrilmiş açıkçası çok hoşuma gitti.
    Yeni dönemde Joy Türk’tesiniz, ulusal bir kanaldasınız. Hayatınızda ne değişecek, mesela yayına geç kalma lüksünüz olacak mı ?
    Ege Kayacan: Pek kalmadı. Çünkü tek araba gelmeye başladık.
    Fahir Öğünç: Bizim programımız yıllarca yazılı metinlerde sabah 7-10 arası olarak yer aldı ama gerçek hayatta hiç öyle bir şey yoktu. Artık biz işi edepsizliğe vurup ‘Başlangıç saati belli değil, ama kesin 10’da bitecek’ sloganıyla dinleyicilerle buluşmaya başladık. Bazen bize soruyorlardı ‘Bu program hiç 7’de başladı mı?’ diye hakikaten hatırlamakta zorlanıyorduk. Hatta kendi kendimize saat 7’de hayat mı başlar? İnsanlar bu saatte uyuyorlardır diyerek, programa saat 8- 8.30 gibi başlamayı alışkanlık haline getirmiştik.
    Oktay Demirci: Çok iyi bir slogan bulmuşuz. Bizden en çok tiksinen insanlar da gece radyoda program yapan arkadaşlardı. Bizler gelmeden radyoyu terk edemeyecekleri için hep bizi beklerlerdi. Bu vesileyle de onlardan helallik istiyoruz. Joy Türk’e başladığımızda saat 7-10 arası diye program anonsları geçmeye başladı. Bizi takip edenler ‘Yaa 7’de başlamasın, 10’da bitsin’ şeklinde yorumlar yapmaya başladı.

    İlişkinize bir de Gaga Manjero eklendi. Birden sıkılıp ‘Hadi bir mekan açalım’ mı dediniz?
    Ege Kayacan: Popülerliğimizi değerlendirebileceğimiz yer olarak Gaga Manjero’yu açmaya karar verdik. Bunun en büyük nedenini de bu kadar uzun bir program yapalım, ulusal radyoya da bunu devam ettirelim kafasından uzaklaşmıştık. Radyoculuğun yanında hayatımızı devam ettirmek, para kazanabilmek için bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Bu işe girmekte bize en mantıklı yol olarak göründü.
    Oktay Demirci: Biz okulda tanıştık, üçümüz de okuduğu mesleği yapan insanlar değil, mezun olur olmaz diplomalarımız yakan adamlarız diyebiliriz. 7 sene TRT FM’de de program yaptık, bunun yanında televizyon projelerimiz de vardı. Bunlar sona erince elimizde Modern Sabahlar ve bolca vaktimiz kaldı. Bu yola girerken Fahir’in bize çok desteği oldu. Çünkü daha önce onun bu yönde bir tecrübesi vardı. Onun bizi ateşlemesiyle birlikte 2011 yılından bu yana ortaklığımız devam ediyor. Bu sektöre girmemizin en büyük nedeni aslında çok sevdiğimiz radyoculuğu devam ettirebilmekti.

    Oktay Demirci: “Programdaki samimiyeti Gaga Manjero’ya taşıdık.”

    Sözlüklerde Gaga Manjero için ‘Avrupa’da bile eşine az rastlanır’ yorumları var. Sanat eserleri, özel yemek bölümleri, posterler siz burayı yaratırken nereden ilham aldınız?
    Fahir Öğünç: Burası bizim ikinci dükkanımız, ilki Tunus Caddesi’nde yine Gaga Manjero olarak ufak bir yerdi. Sonrasında Filistin Sokak’ta şu an hizmet verdiğimiz binayı bulduk. Burası hep gözümüze kestirdiğimiz bir yerdi. Önünden geçerken ‘Burası ne güzel bir bina, keşke bizim olsa’ diye kurguladığımız düşünceler mantıklı gelmeye başladı. Bu binanın zaten kendine has bir mimarisi var, mimarı da zaten Behruz Çinici, aynı zamanda ODTÜ’nün ilk binasının da mimarlarından gerçekten önemli birisi kendisi. Her şeyine üçümüz beraber karar verdik. İç mimarımız Nejat Bey de bize çok yardımcı oldu. Daha sonra içerideki esprili yazıları, fotoğrafları posterleri aramızda karar verdik bu da çok beğenildi. Çalışanlardan, menüsüne, mimari tasarımına kadar samimi bir hava yarattığımıza inanıyoruz. Bahsettiğiniz övgülerin nedeninin bu samimiyet olduğunu düşünüyorum.
    Oktay Demirci: Programdaki o samimiyeti kaybetmememiz gerektiğini Gaga Manjero’yu açarken düşünmüştük. Ve aynı radyoda olduğu gibi samimiyeti göstermek istedik ve buraya taşıdık.

    Gaga Manjero’yu büyütme planı var mı?
    Fahir Öğünç: Bir markanın büyümesi, genişlemesi için zamana ihtiyacı var. Şu aşamada ilk düşüncemiz Gaga Manjero ile daha ufak dükkanlardan oluşan bir yapılanmaya gitmek. Bunun için ön çalışmamızı yaptık, hatta daha somut adımlar da var 2016’da bu söylediklerim gerçekleşecek. Bu Ankara’da da olabilir, başka şehirlerde de olabilir. Biz hiçbir zaman tek dükkan açalım demedik, sonuçta bu işin bir de ticari kısmı var. Burası bizim çocuğumuz gibi, üstüne titriyoruz. Onun için çok dikkatli adımlar atıyoruz.
    Ege Kayacan: Bu işin her kısmında var olduğumuz için tecrübelerimiz de birikiyor. Bu tecrübeleri değerlendirmek için başka yerlerde de var olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Yanlış ve erken bir adım buraya da zarar verir. Biz Gaga Manjero’yu büyütme planlarımızı parası olan insanlara göre değil yapmıyoruz. Bize dördüncü, beşinci ortak olacak insanları bulmaya çalışıyoruz.
    Ege Kayacan: “Misafirinizi tanımaz, dinlemez ve onlardan öğrenmezseniz ne yayıncılıkta ne de işletme sektöründe tutunamazsınız.”

    Gaga Manjero’nun her şeyiyle yakından ilgilendiğinizi söylediniz. Trendleri yakından takip ediyor musunuz? Son zamanlarda yükselen bir kokteyl trendi var örneğin…
    Fahir Öğünç: Trendleri, sırf trend olduğu için takip etmiyoruz. Biz biraz da o trendleri belirleyen bir mekan olduğumuzu düşünüyoruz. Bunun en önemli örneği Sangria’dır. Bugün Ankara’da pek çok mekanda bunu görebiliyoruz. Sangria’nın bu kadar popüler olmasını bizler sağladık. Kokteyllerimize çok özen gösteriyoruz. Ankara’yı baz alacak olursak, kokteyl konusunda sayılı mekanlardan bir tanesiyiz. Tabi ki dünyada neler olup bitiyor, onları da takip ediyoruz. Ama dediğim gibi biz daha çok kafamıza yatanı buraya uyarlamaya çalışıyoruz.
    Ege Kayacan: Biz misafirlerimizi de çok dinliyoruz. Onların talepleri de bizim için çok önemli. Aslına bakarsanız biraz radyoculuğa da benziyor. Tamamen misafirinizi tanımak, dinlemek ve öğrenmekle ilgili, bunları yapamıyorsanız hem yayıncılıkta ve işletme sektöründe tutunamazsınız.


    Gaga Manjero’nun müşteri kitlesini nasıl tarif edersiniz?
    Fahir Öğünç: Üniversitede okuyan 20’li yaşlarında müşterilerimiz de oluyor fakat, asıl portföyümüz 30 yaş üzeri, kendi parasını kazanan beyaz yakalı tabir edilen kişilerden oluşuyor. Bunun yanında 50 yaş üzerinde birisinin gidebileceği çok mekan yoktur. Ama Gaga Manjero öyle bir yer değil. Genelde bu yaş grubundan insanlar, restaurant-bar dediğimiz yerlerde pek vakit geçirmezler, fakat burada 50 yaş ve üzeri çok müşterimiz var.
    Ege Kayacan: Sanırım her yaş gurubundan müşterimiz olmasının en büyük nedeni kimsenin kimseden rahatsız olmaması ve yadırgamaması. Herkes evindeymiş gibi rahat eder. Bunu da hissettiği için gelmeye ve arkadaşlarını da getirmeye devam ediyorlar.
    Oktay Demirci: Müşterilerin bir diğer ortak noktası da sanırım, eğitim seviyelerinin aynı olması. Üniversite mezunu ya da şu anda da okuyan pek çok müşterimiz var.
    Ege Kayacan: “Senin işin ne diye sorsalar ‘Ünlü olmak’ diyebilecek bir çok insan var.”

    Sizin için ‘ün’ nedir?
    Oktay Demirci: Ün, şan, şöhret herhalde bunları birleştirebiliriz. Ün kavramı çok zor bir kavram, hele Türkiye’de daha da zor bir kavram. Ün dediğiniz zaman kolayca herkesin yargılayabileceği, eleştirebileceği, laf sokabileceği bir şey geliyor. O yüzden ünlü kişilerin yükü çok ağır. Özel alanı bile yok denecek kadar az. Bu işin bir tarafı, ama bir de diğer tarafı var. Ünlü kişi denilince benim aklıma hemen tamam ünlü de neden ünlü? sorusu geliyor. Ülkemizde o ‘ün’ kelimesinin altı dolu değil. Bizim için ‘ünlü’ denmesinden çok ‘Bu adamlar radyocu, mekan sahibi’ denmesi açıkçası benim daha çok hoşuma gider. Bunun tam tersini yapan insanlar da var, ama bana sadece kekin üzerindeki krema gibi geliyor. Önce o altı doldurmak lazım, en son kremasını koymalısınız ki temeli sağlam olsun.
    Fahir Öğünç: Aynı Famous Grouse gibi değil mi Oktay? Ünlü kelimesini kullandığınız kişi bence rüştünü ispat etmiş olması gerekir. Bu kadar basit bir şekilde ve herkes için kullanılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu durum yurt dışında da var ama onların kavramları farklı onlar herkese ‘famous’ (ünlü) demiyorlar. Daha çok ‘celebrity’ (şöhret) kelimesini kullanarak ayrıştırmışlar. Bizde maalesef öyle bir durum yok.
    Ege Kayacan: Aslında celebrity kelimesinin Türkçe tam bir karşılığı olmadığı için bizde de herkese sanatçı diyorlar. Saçma sapan sanatla alakası olmayan, bir şekilde ‘şöhret’ olmuş herkese sanatçı diyoruz. Ün ise Oktay’ın dediği gibi, yaptığın bir iş varsa, onun insanlara duyurulmasını sağlayan bir şeydir. Ama önce yaptığın bir işin olması lazım, o iş ile senin ‘ünlü’ olman gerekli. Yoksa altı boş kalıyor. Yeni medya düzeninin getirdiği bir iş kolu sanırım. Senin işin ne diye sorsalar ‘Ünlü olmak’ diyebilecek bir çok insan var.
    Eklenmiş Resmin önizlemesi Eklenmiş Resmin önizlemesi Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  modern5.jpg
Görüntüleme: 15
Büyüklüğü:  50,8 KB (Kilobyte)  

  3. #3

    Standart

    Oktay Demirci, Ege Kayacan ve Fahir Öğünç. Kendi tabirleriyle “radyocu ve mekan sahibi adamlar.” Üç ODTÜ’lünün, Radyo ODTÜ’de başlayan Modern Sabahlar programı, 1999 yılından günümüze uzanıyor. 2015 Haziran’ında Radyo ODTÜ ile yollarını ayıran ekip; 14 Aralık’tan bu yana ise hafta içi her sabah 07:00-10:00 arasında Joy Türk’te ulusal yayın yapıyor.


    16 yıldır modası geçmeyen, aksine giderek daha fazla popüler üçlüyle Famous Talks olarak Ankara’da buluştuk. Önce radyoda daha sonra da açıldığı gibi Ankara’nın popüler mekanlarından biri olan Gaga Manjero’da kendileri gibi samimi bir sohbet yaptık.
    Radyo ODTÜ ile neden yollarınız ayrıldı?
    Oktay Demirci: Radyo ODTÜ başka bir yola girmeye karar verdi- vermiş. Bunun akabinde de seviyeli ve nezih bir şekilde ayrıldık. Ama Radyo ODTÜ bizim için hala çok büyüktür, doğduğumuz yerdir. Bu tip ayrılıklarda anlatamadığınız, içinize sindiremediğiniz şeyler olur. Sessiz sedasız ayrılmak istemiştik fakat bu mümkün olmadı. Sağ olsunlar bizi her gün dinleyenler bu konuya sessiz kalmamayı tercih etti. Ama bizler yeni yerimizde yolumuza devam ediyoruz.
    Ege Kayacan: Aslında bizim radyodan ayrılmamızdan çok, programın bitmesi ses getirdi.
    Fahir Öğünç: İnsanlar kendileriyle özdeşleştirmişlerdi. 16 yıl çok uzun bir süre. Bizi ayıran; öğrencilik yıllarında bu programı dinlemeye başlayıp, daha sonra çoluğa çocuğa karışarak hayatın içerisinde mücadeleye devam ederken, aynı zamanda öğrencilik yıllarından bir parçanın hayatında devam etmesiydi diye düşünüyorum. Programın bitmesi belki de eskiye dair o güzel şeylerin bittiği anlamına geliyordu. Herkes bizim bir daha radyo programı yapmayacağımızı düşünüyordu. Fakat yeni yerimizde, yeniden karşılarında olunca onlar da bizler de çok mutlu olduk.
    Devam etmesi için kampanya niteliğinde bazı girişimler oldu. Ne hissettiniz?
    Oktay Demirci: Çok mutlu olduk. Bu yaşadığımız şeyler bırakın her insanı, her yayıncının yaşayabileceği şey değil gibi geliyor. Bizi mutlu eden, gururlandıran hatta şımartan duyguları yaşadık.
    Fahir Öğünç: En güzel tarafı buna yaşarken tanık olmaktı. Bu sevgiyi ve insanların sahiplenmesini içimizden birisini, bir kaçımızı ya da üçümüzü aynı anda kaybetsek anca o zaman bu tip şeyleri görebilirsiniz.
    Oktay Demirci: Ölmemizden mi bahsediyorsun Fahir!
    Fahir Öğünç: Evet abi, ölmemizden bahsediyorum. Ölseydik anca bu kadar olurdu. Sosyal platformlardaki tepkiyi bir kenara koyacak olursak bizim son programımızda gerçekten çok kalabalık bir güruh radyonun önüne gelip bizi yalnız bırakmamak adına orada oldular.
    Oktay Demirci: Onların oraya gelmesi tepki amaçlı değildi, bizi yalnız bırakmamak adınaydı. Sosyal medya platformlarından o kadar çok mesaj atıldı ki, aslında bilmediğimiz bir şey yaratmışız. Eğer şu an kaldığımız yerden devam edebiliyorsak bizim programda da bahsettiğimiz ‘iyi kalpli insanların’ bizim hakkımızdaki iyi düşünceleri, yine bizim başımıza iyi şeylerin gelmesine neden oldu. Onların sayesinde devam ettiğimizi söyleyebilirim.


    Oktay Demirci: “16 senedir program yapıyoruz ve hiç sahte olmadık.”

    Bu kadar uzun süre birlikte program yapacağınızı düşünmüş müydünüz? Artık yeter dediğiniz oldu mu?
    Ege Kayacan: Bu kadar uzun süreceğini hiç tahmin etmedik. Aslında sabah programı hayatı da çok şekillendiren bir şey. Hem program hoşumuza gitti hem de yaşam biçimi bizler de bu şekilde devam ettik.
    Oktay Demirci: Sanırım biraz da 3 kişi olmanın getirdiği bir şey galiba, 3 kişilik yapılar gruplaşmaya müsait yapılardır. 2 kişi bir araya gelip üçüncü kişiye karşı bir dedikodu, bir kuyu kazma, bir sinsilik tüm bunları yaptıktan sonra tüm sinirler geçiyor. Yayıncılık ve özel hayat arkadaşlığımızdan başka bir de Gaga Manjero’da ortaklığımız var. 2011 yılında Gaga Manjero’yu açarken herkes bize; ‘Ne güzel programınızı yapıyorsunuz. Şimdi aranıza para girecek, para her şeyi değiştirecek. İlişkinizi farklı bir konuma getirecek’ gibi şeyler söylediler ama şükürler olsun hiç öyle şeyler yaşamadık. Dört seneden bu yana da ortaklığımız devam ediyor.
    Fahir Öğünç: Rutin bir ilişkimiz olmadığı ve bundan da beslenen insanlar olduğumuz için bunca senedir birlikteyiz. Bu kadar uzun süredir bir arada program yapan başka birileri var mıdır? Açıkçası çok emin değilim, ama yoktur diye tahmin ediyorum.
    Fahir Öğünç: “Bize telkinde bulunmasalardı Modern Sabahlar ekibi 30-40 kişi falan olabilirdi.”

    Fahir ve Oktay sizler aslında haber menşeilisiniz. Farklı kulvara geçişiniz nasıl oldu?
    Fahir Öğünç: Aslında kafamızda hiç öyle bir şey yoktu. İlk olarak program Uyku Mahmuru adıyla başladı. Daha sonrasında üçümüzün bir araya gelmesiyle Modern Sabahlar adını aldı. Ben sabah haberlerini okuyordum. Ege yalnız kalmasın diye onun yanına gidiyordum. Gazete haberlerinden espriler, şakalar falan yapmaya başladık. Yıllarca yazılı bir metinden devam eden yayıncılık yaptığımız için, spontane, doğaçlama konuşmak en başta beni zorladı. Elektriğimiz tutuyordu, espri anlayışımız da hemen hemen aynıydı. Böyle olunca Ege’yle ikimiz programa başladık. Sonrasında; ‘Hem haber okuyorsun, hem de ardından espriler, şakalar yapıyorsun. Haberin ciddiyetini bozuyorsun. Sen sabah programına devam et, haberler için bir başkasını bulalım’ şeklinde yorumlarda bulundular. Biz de tamam deyince o dönem Oktay haber spikeri olarak görevi devraldı. Baktık Oktay’la da elektriğimiz tuttu, bu sefer de; ‘Tamam siz sabah programını üçünüz yapın. Ama bir tane daha haber spikeri alacağız. Onu da kendinize benzetmeyin, haber spikeri olarak kalsın’ dediler. Biz de tamam dedik Oktay’ı da yanımıza alarak başlamış olduk. Bize telkinde bulunmasalardı Modern Sabahlar ekibi 30-40 kişi falan olabilirdi.
    Oktay Demirci: Haber spikerliğinin yanında aynı zamanda haber koordinatörlüğü görevini de yürütüyordum. Modern Sabahlar başladığında bu göreve devam ettim. Hala da habere karşı bir ilgim ve merakım vardır. Radyo’ya giriş nedenim tamamıyla haberci olmaktı. Sonrasında bu şekilde evrildi, iyi ki evrilmiş açıkçası çok hoşuma gitti.
    Yeni dönemde Joy Türk’tesiniz, ulusal bir kanaldasınız. Hayatınızda ne değişecek, mesela yayına geç kalma lüksünüz olacak mı ?
    Ege Kayacan: Pek kalmadı. Çünkü tek araba gelmeye başladık.
    Fahir Öğünç: Bizim programımız yıllarca yazılı metinlerde sabah 7-10 arası olarak yer aldı ama gerçek hayatta hiç öyle bir şey yoktu. Artık biz işi edepsizliğe vurup ‘Başlangıç saati belli değil, ama kesin 10’da bitecek’ sloganıyla dinleyicilerle buluşmaya başladık. Bazen bize soruyorlardı ‘Bu program hiç 7’de başladı mı?’ diye hakikaten hatırlamakta zorlanıyorduk. Hatta kendi kendimize saat 7’de hayat mı başlar? İnsanlar bu saatte uyuyorlardır diyerek, programa saat 8- 8.30 gibi başlamayı alışkanlık haline getirmiştik.
    Oktay Demirci: Çok iyi bir slogan bulmuşuz. Bizden en çok tiksinen insanlar da gece radyoda program yapan arkadaşlardı. Bizler gelmeden radyoyu terk edemeyecekleri için hep bizi beklerlerdi. Bu vesileyle de onlardan helallik istiyoruz. Joy Türk’e başladığımızda saat 7-10 arası diye program anonsları geçmeye başladı. Bizi takip edenler ‘Yaa 7’de başlamasın, 10’da bitsin’ şeklinde yorumlar yapmaya başladı.

    İlişkinize bir de Gaga Manjero eklendi. Birden sıkılıp ‘Hadi bir mekan açalım’ mı dediniz?
    Ege Kayacan: Popülerliğimizi değerlendirebileceğimiz yer olarak Gaga Manjero’yu açmaya karar verdik. Bunun en büyük nedenini de bu kadar uzun bir program yapalım, ulusal radyoya da bunu devam ettirelim kafasından uzaklaşmıştık. Radyoculuğun yanında hayatımızı devam ettirmek, para kazanabilmek için bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Bu işe girmekte bize en mantıklı yol olarak göründü.
    Oktay Demirci: Biz okulda tanıştık, üçümüz de okuduğu mesleği yapan insanlar değil, mezun olur olmaz diplomalarımız yakan adamlarız diyebiliriz. 7 sene TRT FM’de de program yaptık, bunun yanında televizyon projelerimiz de vardı. Bunlar sona erince elimizde Modern Sabahlar ve bolca vaktimiz kaldı. Bu yola girerken Fahir’in bize çok desteği oldu. Çünkü daha önce onun bu yönde bir tecrübesi vardı. Onun bizi ateşlemesiyle birlikte 2011 yılından bu yana ortaklığımız devam ediyor. Bu sektöre girmemizin en büyük nedeni aslında çok sevdiğimiz radyoculuğu devam ettirebilmekti.

    Oktay Demirci: “Programdaki samimiyeti Gaga Manjero’ya taşıdık.”

    Sözlüklerde Gaga Manjero için ‘Avrupa’da bile eşine az rastlanır’ yorumları var. Sanat eserleri, özel yemek bölümleri, posterler siz burayı yaratırken nereden ilham aldınız?
    Fahir Öğünç: Burası bizim ikinci dükkanımız, ilki Tunus Caddesi’nde yine Gaga Manjero olarak ufak bir yerdi. Sonrasında Filistin Sokak’ta şu an hizmet verdiğimiz binayı bulduk. Burası hep gözümüze kestirdiğimiz bir yerdi. Önünden geçerken ‘Burası ne güzel bir bina, keşke bizim olsa’ diye kurguladığımız düşünceler mantıklı gelmeye başladı. Bu binanın zaten kendine has bir mimarisi var, mimarı da zaten Behruz Çinici, aynı zamanda ODTÜ’nün ilk binasının da mimarlarından gerçekten önemli birisi kendisi. Her şeyine üçümüz beraber karar verdik. İç mimarımız Nejat Bey de bize çok yardımcı oldu. Daha sonra içerideki esprili yazıları, fotoğrafları posterleri aramızda karar verdik bu da çok beğenildi. Çalışanlardan, menüsüne, mimari tasarımına kadar samimi bir hava yarattığımıza inanıyoruz. Bahsettiğiniz övgülerin nedeninin bu samimiyet olduğunu düşünüyorum.
    Oktay Demirci: Programdaki o samimiyeti kaybetmememiz gerektiğini Gaga Manjero’yu açarken düşünmüştük. Ve aynı radyoda olduğu gibi samimiyeti göstermek istedik ve buraya taşıdık.

    Gaga Manjero’yu büyütme planı var mı?
    Fahir Öğünç: Bir markanın büyümesi, genişlemesi için zamana ihtiyacı var. Şu aşamada ilk düşüncemiz Gaga Manjero ile daha ufak dükkanlardan oluşan bir yapılanmaya gitmek. Bunun için ön çalışmamızı yaptık, hatta daha somut adımlar da var 2016’da bu söylediklerim gerçekleşecek. Bu Ankara’da da olabilir, başka şehirlerde de olabilir. Biz hiçbir zaman tek dükkan açalım demedik, sonuçta bu işin bir de ticari kısmı var. Burası bizim çocuğumuz gibi, üstüne titriyoruz. Onun için çok dikkatli adımlar atıyoruz.
    Ege Kayacan: Bu işin her kısmında var olduğumuz için tecrübelerimiz de birikiyor. Bu tecrübeleri değerlendirmek için başka yerlerde de var olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Yanlış ve erken bir adım buraya da zarar verir. Biz Gaga Manjero’yu büyütme planlarımızı parası olan insanlara göre değil yapmıyoruz. Bize dördüncü, beşinci ortak olacak insanları bulmaya çalışıyoruz.
    Ege Kayacan: “Misafirinizi tanımaz, dinlemez ve onlardan öğrenmezseniz ne yayıncılıkta ne de işletme sektöründe tutunamazsınız.”

    Gaga Manjero’nun her şeyiyle yakından ilgilendiğinizi söylediniz. Trendleri yakından takip ediyor musunuz? Son zamanlarda yükselen bir kokteyl trendi var örneğin…
    Fahir Öğünç: Trendleri, sırf trend olduğu için takip etmiyoruz. Biz biraz da o trendleri belirleyen bir mekan olduğumuzu düşünüyoruz. Bunun en önemli örneği Sangria’dır. Bugün Ankara’da pek çok mekanda bunu görebiliyoruz. Sangria’nın bu kadar popüler olmasını bizler sağladık. Kokteyllerimize çok özen gösteriyoruz. Ankara’yı baz alacak olursak, kokteyl konusunda sayılı mekanlardan bir tanesiyiz. Tabi ki dünyada neler olup bitiyor, onları da takip ediyoruz. Ama dediğim gibi biz daha çok kafamıza yatanı buraya uyarlamaya çalışıyoruz.
    Ege Kayacan: Biz misafirlerimizi de çok dinliyoruz. Onların talepleri de bizim için çok önemli. Aslına bakarsanız biraz radyoculuğa da benziyor. Tamamen misafirinizi tanımak, dinlemek ve öğrenmekle ilgili, bunları yapamıyorsanız hem yayıncılıkta ve işletme sektöründe tutunamazsınız.


    Gaga Manjero’nun müşteri kitlesini nasıl tarif edersiniz?
    Fahir Öğünç: Üniversitede okuyan 20’li yaşlarında müşterilerimiz de oluyor fakat, asıl portföyümüz 30 yaş üzeri, kendi parasını kazanan beyaz yakalı tabir edilen kişilerden oluşuyor. Bunun yanında 50 yaş üzerinde birisinin gidebileceği çok mekan yoktur. Ama Gaga Manjero öyle bir yer değil. Genelde bu yaş grubundan insanlar, restaurant-bar dediğimiz yerlerde pek vakit geçirmezler, fakat burada 50 yaş ve üzeri çok müşterimiz var.
    Ege Kayacan: Sanırım her yaş gurubundan müşterimiz olmasının en büyük nedeni kimsenin kimseden rahatsız olmaması ve yadırgamaması. Herkes evindeymiş gibi rahat eder. Bunu da hissettiği için gelmeye ve arkadaşlarını da getirmeye devam ediyorlar.
    Oktay Demirci: Müşterilerin bir diğer ortak noktası da sanırım, eğitim seviyelerinin aynı olması. Üniversite mezunu ya da şu anda da okuyan pek çok müşterimiz var.
    Ege Kayacan: “Senin işin ne diye sorsalar ‘Ünlü olmak’ diyebilecek bir çok insan var.”

    Sizin için ‘ün’ nedir?
    Oktay Demirci: Ün, şan, şöhret herhalde bunları birleştirebiliriz. Ün kavramı çok zor bir kavram, hele Türkiye’de daha da zor bir kavram. Ün dediğiniz zaman kolayca herkesin yargılayabileceği, eleştirebileceği, laf sokabileceği bir şey geliyor. O yüzden ünlü kişilerin yükü çok ağır. Özel alanı bile yok denecek kadar az. Bu işin bir tarafı, ama bir de diğer tarafı var. Ünlü kişi denilince benim aklıma hemen tamam ünlü de neden ünlü? sorusu geliyor. Ülkemizde o ‘ün’ kelimesinin altı dolu değil. Bizim için ‘ünlü’ denmesinden çok ‘Bu adamlar radyocu, mekan sahibi’ denmesi açıkçası benim daha çok hoşuma gider. Bunun tam tersini yapan insanlar da var, ama bana sadece kekin üzerindeki krema gibi geliyor. Önce o altı doldurmak lazım, en son kremasını koymalısınız ki temeli sağlam olsun.
    Fahir Öğünç: Aynı Famous Grouse gibi değil mi Oktay? Ünlü kelimesini kullandığınız kişi bence rüştünü ispat etmiş olması gerekir. Bu kadar basit bir şekilde ve herkes için kullanılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu durum yurt dışında da var ama onların kavramları farklı onlar herkese ‘famous’ (ünlü) demiyorlar. Daha çok ‘celebrity’ (şöhret) kelimesini kullanarak ayrıştırmışlar. Bizde maalesef öyle bir durum yok.
    Ege Kayacan: Aslında celebrity kelimesinin Türkçe tam bir karşılığı olmadığı için bizde de herkese sanatçı diyorlar. Saçma sapan sanatla alakası olmayan, bir şekilde ‘şöhret’ olmuş herkese sanatçı diyoruz. Ün ise Oktay’ın dediği gibi, yaptığın bir iş varsa, onun insanlara duyurulmasını sağlayan bir şeydir. Ama önce yaptığın bir işin olması lazım, o iş ile senin ‘ünlü’ olman gerekli. Yoksa altı boş kalıyor. Yeni medya düzeninin getirdiği bir iş kolu sanırım. Senin işin ne diye sorsalar ‘Ünlü olmak’ diyebilecek bir çok insan var.

  4. #4

    Standart

    Oktay Kanadaya gitmiş yoklğuda belli oluyo programda ne diyelim ...

Benzer Konular

  1. Modern Türk Şiirinde İkinci Yeni
    By ABYSS in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 08-14-2007, 02:37 AM
  2. Modern Türk Heykeli’nden bir seçki
    By ABYSS in forum Türk Kültürü
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-26-2006, 07:28 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]