1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu

Konu: Afganistan'ın Tarihi

  1. #1

    Standart Afganistan'ın Tarihi



    Resmi adı: Afganistan İslam Cumhuriyeti
    Yönetim sekli: islam Cumhuriyeti
    Başkent: Kabii
    Diğer şehirler: Herat, Kunduz, Celalabad, Bagram, Kandahar, Mezar-ı Şerif
    Komşuları: Pakistan, Tacikistan, İran, Türkmenistan, Özbekistan, ÇHC
    Yüzölçümü: 652,230 km2 (Dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip 41. ülkesi)
    Nüfus: 29.835.392 (2011)Etnik dağılım: Pestu (%42), Tacik (%27), Hazara (%9), Özbekler (%9), diğer etnikgruplar (Aymak, Türkmen, Baloç-%13)Dil: Afgan Farsçası-Resmi Dil (%50), Pestu-Resmi Dil (%35), Türk Dilleri(Özbek-Türkmen %11),
    Diğer Etnik Diller (%4)Para birimi: Afgani*( Haziran 2011 itibariyle 1 USD = 46,50 Afgani )
    Saat dilimi: Türkiye’den 1,5 saat önde (GTM + 4,5)1)


    Tarihi Arka Planı

    Yaklaşık beş bin yıllık bir tarihi geçmişe sahip olduğu bilinen Afganistan toprakları, sahip olduğu coğrafi konum sebebi ile tarihin farklı dönemlerinde farklı milletlerin ve çeşitli devletlerin istilasına uğramıştır. Bu bağlamda milattan önceki yıllarda Pers(M. Ö. 500 – M. Ö. 33 ve Büyük İskender(M. Ö. 334 – M. Ö. 325) devletlerinden başlayarak,* Hindistan’daki Baburi Devleti’nin zayıflaması ve Nadirşah’ın ölümü ile İran’daki Afşar Türk Devleti’nin yıkılmasından sonra 1747’de bugünkü Afganistan’ın güneyindeki Kandahar bölgesinde kurulan Afgan Devleti‟ne kadar, çoğunluğu Türk olmak üzere farklı medeniyetlerin egemenliği altında kalmıştır.[1]18. yüzyıl başlarından itibaren Afganistan coğrafyasında kurulan bütün yönetimler, emirlikler ya da devletler, üzerinde kurulu oldukları topraklardan yeterli geliri elde edememiş, güvenliği sağlayamamış ve sonuçta başarısız olmuştur. Yönetim gücünü elinde tutan unsurlar bir şekilde dışarıdan destek arayışında bulunmuşlar ve kendi ülkelerinin ihtiyaçlarını ve güvenliğini sağlamadan ziyade destek ve yardım kaynağının çıkarlarını koruma eksenli politikalar gütmüşlerdir. Dışarıdan sübvanse edilen bir yönetici seçkin zümresi Afganistan siyasi tarihi içinde yerleşik bir olguya dönüşmüştür. Yabancı/dışarıdan unsurlar, tebaasının en temel ihtiyaçlarını bile sağlayamayan yönetici seçkinler üzerinde kolayca etki oluşturabilmişler ve sonuçta Afganistan bu güçlerin mücadele alanı haline dönüşmüştür. Yabancı güçlerin etkisinde ve onların mücadele alanı haline gelmiş ülkede güvenliğin sağlanması zor bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. 18. yüzyılın başında Afgan aşiretlerinin genişlemesine imkân veren ortam, bölgede Rus ve İngiliz güçlerinin yayılmacılığı ile sona ermiştir.Bu iki güçlü imparatorluğun bölgede kök salması ve genişlemesi Afgan aşiretlerinin işgal ve fetih yoluyla elde ettikleri gelire ket vurmuştur. Sonuçta Afganistan 19. yüzyılın büyük kısmını kargaşa ve belirsizlik içinde geçirmiştir. İngilizler Hindistan üzerinden kuzeybatıya yayılmaya çalışırken Afganistan’ı işgal etmeye çalışmış, ancak iki İngiliz-Afgan savaşından sonra ül***i Rusya ile arasında bir tampon bölge olarak bırakmaya karar vermiştir. Kabil ve Moskova’nın imzaladığı bir seri anlaşmalar zincirinin sonunda İngilizler Afganistan için*üç farklı*uygulamadan oluşan karmaşık bir sınır yapısı belirlemiştir.Bunlardan*ilki,*İngiltere kontrolündeki Hint alt kıtası ile Peştun aşiretlerinin kontrolü altındaki bölgeyi ayıran sınırdır. Günümüzde bu sınır Pakistan ile aşiret gruplarının federal yönetimi altında bulunan bölgeyi ayırmaktadır.*İkincisi,Durand çizgisi[2] olarak bilinen Peştun aşiretleri ile Afganistan emirliği arasında belirlenen sınırdır. Her ne kadar Pakistan ve uluslararası toplum Durand çizgisini Pakistan-Afganistan sınırı olarak lanse etmeye çalışsa da Afganistan bu dayatmayı hala kabul etmemektedir.Sonuncusu*ise İngiliz nüfuz alanı dikkate alınarak çizilen Afganistan’ın Çin, İran ve Rusya ile olan sınırlarıdır. Afganistan’ı bölgesel güvenlik içerisine bu şekilde yerleştiren İngiliz yönetimi aynı zamanda Afgan emirine kontrolü elinde tutması için gerekli silah ve para yardımı sağlamıştır.Bütün bunlar yetmezmiş gibi Sudan’dan kovulan El-Kaide lideri Usame bin Ladin’in bu ül***e gelip yerleşmiş ve Afrika’daki Amerika karşıtı bombalamalar ile başlayan ve 11 Eylül saldırıları ile tırmanan süreçte Afganistan dünya siyasetinin yeniden ciddi bir şekilde gündemine gelmiştir. Afganistan’da önceki dönemde Amerika – Suudi Arabistan – Pakistan eksenine oturan oluşum zaman içerisinde en fazla bu ülkeleri ve onların müttefiklerini tehdit eder hale gelmiştir.[3](Alıntı)

    TARİHİ ARKAPLAN


    »*KABİLE DEVLETLERİ*Asya’nın kalbi olarak da kabul edilen Afganistan, coğrafi konumu nedeniyle sadece bugün değil tarih boyunca dört bir yandan istila girişimlerine sahne olmuştur. Bölgeye yönelik bilinen ilk istila hareketi M.Ö. 500 yılında İranlılar tarafından gerçekleştirilmiştir.»*AFGANİSTAN DEVLETİ'NİN KURULMASI*1747’de Ahmet Şah Abdali (Durrani) bugünkü Afganistan’ın temellerini attı. Afganistan’da kabile devletlerinin ilk defa tek bir siyasi yapı altında toplandığı bu tarih, bugünkü Afganistan’ın başlangıcını oluşturmaktadır. Afganistan’da Peştunların Sadozay aşiretinin bir mensubu olan Ahmet Şah ve kardeşi ...»*KOMÜNİST DEVRİM VE SOVYETLER BİRLİĞİ'NİN İŞGALİEma****ah’ın reform çalışmalarına tepki gösteren halk, Habibullah Kalakani (Baça-ye-Sakka) önderliğinde toplanmıştır. Krala karşı başlatılan bu ayaklanmayı Sovyet birlikleri bastırmış, kral ise yurt dışına kaçmıştı. Böylelikle Ema****ah’ın ül***i terk etmesi üzerine Fransa’da sürgünde bulunan Nadir Şah ülkesine dönerek Afgan ordularının başına geçmiş ve ülkenin ileri gelenleri tarafından yeni kral ilan edilmiştir.»*KABİL'İN DÜŞÜŞÜ VE MÜCAHİTLER HÜKÜMETİ*Sovyet Kızıl Ordusu’nun Afganistan’dan çekilmesinin ardından mücahitler Necibullah hükümetine karşı savaşmaya başladılar. Rusların çekilmesinin ardından iyice zayıflayan Necibullah yönetimi, kentleri birer birer kaybetti. Mücahitler Kabil kapılarına dayandığında Necibullah’ın yanında en güçlü komutanlarından biri olan Özbek general Raşid Dostum kalmıştı.»*TALİBAN VE ABD İŞGALİ*1992 yılında Kandahar’da mahalli bir çete liderini öldürmesiyle gündeme gelen Taliban, 1994’ten Şubat 1995’e kadar kısa bir süre içerisinde Hikmetyar’ın kontrolü altında olan Kandahar’ı ve güney bölgelerini ele geçirdi. Dostum’un yardımı ile Herat’ı ve Eylül 1996’da Kabil’i ele geçirdi.»*AFGANİSTAN'DA BUGÜNKÜ YÖNETİM*ABD Sonsuz Özgürlük adını verdiği saldırıyla Afganistan’ı ele geçirmiş oldu. Taliban’a karşı Afganistan’da savaş sürerken, Aralık ayında Bonn’da da siyasi görüşmeler yapılıyordu. Afgan aşiretlerini temsil eden delegeler, Bonn toplantısında ...Geçmişte Horasan ve Sistan olarak bilinen bugünkü Afganistan topraklarının tarihi beş ana kırılma noktasından müteşekkildir. Bunlardan birincisi M.Ö. 500 yılından başlayıp 18. yüzyılın ortalarına kadar süren Afganistan’ın kabile devletleri tarihidir. İkinci kırılma noktası, 1747 yılında ilk kez farklı grup ve ırkları tek bir siyasi bünyede toplayan bir monarşi kurulmasıdır. Ahmet Şah Durrani’nin kurduğu bu monarşi, 1978 yılındaki komünist devrime kadar devam etmiştir. Komünist devrim Afganistan’da Sovyetlerin işgaline zemin hazırlamış ve 10 yıl süren bu işgal Afganistan’daki üçüncü kırılma noktasını oluşturmuştur. Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı terk etmesiyle birlikte mücahitlerin hükümet olduğu dönem ise dördüncü kırılma noktasıdır. Ve son kırılma noktasını, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun Afganistan’ı işgali oluşturur. Alıntı


    TALİBAN VE ABD İŞGALİ


    »*Şah Mesud Suikasti*Ülkenin kuzeyinde Taliban güçleriyle Kuzey İttifakı güçleri arasındaki çatışmalar tüm hızıyla sürerken 9 Eylül 2001 tarihinde Afganistan’ın kuzeydoğusundaki Hoca Bahauddin kasabasından bir haber geldi. Kuzey İttifakı’nın lideri Ahmet Şah Mesud, uğradığı suikast sonucu öldürülmüştü.»*11 Eylül ve Afganistan'a Müdahale*Bu suikastten sadece iki gün sonra 11 Eylül 2001’de ABD’nin New York ve Washington kentlerinde gerçekleşen saldırılarda 3.000’in üzerinde insan öldü. Bu saldırı, Afganistan’ın, ABD’nin birinci hedefi haline gelmesine yol açtı. Saldırıdan hemen sonra bir televizyonda konuşma yapan ABD Başkanı George Bush ...»*Kuzey İttifakı*Taliban’ın kolayca devrilmesini sağlayan Kuzey İttifakı, Peştun olmayan etnik gruplardan oluşuyordu. Kuzey İttifakı’nın gücü kuzeydoğu kalesi Bedehşan, Tehar eyaleti ve Penşir Vadisi’ni koruyan Tacik ve Özbek askerlerine dayanmaktaydı.1992 yılında Kandahar’da mahalli bir çete liderini öldürmesiyle gündeme gelen Taliban, 1994’ten Şubat 1995’e kadar kısa bir süre içerisinde Hikmetyar’ın kontrolü altında olan Kandahar’ı ve güney bölgelerini ele geçirdi. Dostum’un yardımı ile Herat’ı ve Eylül 1996’da Kabil’i ele geçirdi. Hazaraların lideri de Taliban tarafından ele geçirildi.Taliban hareketi 1995 yılında Kabil’in güneyine yerleşen Hikmetyar’la anlaşarak başkent üzerine yürümüş, iki yıl süren çabalar 1996 yılının Eylül ayında Ahmet Şah Mesud’un askerlerini kuzeye çekmesiyle sonuç vermiştir. Kabil’i ele geçiren Taliban İslam devletini kurduğunu açıklayarak Molla Muhammed Ömer’i Halifet‘ül-Müslimin (İslam Halifesi) olarak ilan etmiştir. Kabil’de kontrolü sağlayan öğrencilerin aynı gün gerçekleştirdiği ilk icraat ise BM binasında dört yıldır saklanan eski devlet başkanı Necibullah’ı asmak olmuştur.Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesinin ardından, sadece ülkenin kuzey bölgelerinde kalan Taliban karşıtı gruplar, kuzey ittifakını oluşturmuş ve Ahmet Şah Mesud’u ittifakın başına getirmişlerdir. Bu dönemde özellikle Afgan cihadı sonrasında kendilerine Afgan Arapları denilen yüzlerce Arap, Kabil ve ülkenin güneyindeki aşiret bölgelerine yerleşmiş ve aileleriyle Afganistan’da yaşamaya başlamışlardır.Taliban yönetimi döneminde Afganistan, adeta kendi yağıyla kavrulan bir yalnızlıklar ülkesi haline geldi. Taliban yönetimi ülkede bireysel silahları halktan toplamaya başladı. Özellikle Kabil’in Taliban’ın eline geçtiği 1996 yılından düşüşüne kadar ülkede öne çıkan en önemli husus, güvenliğin tamamen sağlanması oldu. Taliban döneminde hukuki cezalarda İslam şeriatı uygulanmak istendiyse de yoksullukla mücadele eden halka yönelik bilinçsizce girişilen bazı uygulamalar halkın tepkisini çekti. Bu arada 1998 yılında ülkede başlayan ve tam üç yıl süren kuraklık da Afganistan’ı dış dünyanın yardımına muhtaç hale getirdi. Taliban açlık ve sefaletle boğuşan ülkede özellikle Batılı yardım kuruluşlarının misyonerlik faaliyetlerinde bulunması üzerine, ABD’li yardım kuruluşlarını sınır dışı etme kararı aldı.»*Şah Mesud Suikasti*Ülkenin kuzeyinde Taliban güçleriyle Kuzey İttifakı güçleri arasındaki çatışmalar tüm hızıyla sürerken 9 Eylül 2001 tarihinde Afganistan’ın kuzeydoğusundaki Hoca Bahauddin kasabasından bir haber geldi. Kuzey İttifakı’nın lideri Ahmet Şah Mesud, uğradığı suikast sonucu öldürülmüştü.»*11 Eylül ve Afganistan'a Müdahale*Bu suikastten sadece iki gün sonra 11 Eylül 2001’de ABD’nin New York ve Washington kentlerinde gerçekleşen saldırılarda 3.000’in üzerinde insan öldü. Bu saldırı, Afganistan’ın, ABD’nin birinci hedefi haline gelmesine yol açtı. Saldırıdan hemen sonra bir televizyonda konuşma yapan ABD Başkanı George Bush ...»*Kuzey İttifakı*Taliban’ın kolayca devrilmesini sağlayan Kuzey İttifakı, Peştun olmayan etnik gruplardan oluşuyordu. Kuzey İttifakı’nın gücü kuzeydoğu kalesi Bedehşan, Tehar eyaleti ve Penşir Vadisi’ni koruyan Tacik ve Özbek askerlerine dayanmaktaydı.Afganistan’da ekonomik zorluklar sürerken Kenya ve Tanzanya’daki ABD büyükelçiliklerine yönelik gerçekleşen saldırılar bu ül***i bir anda dünya gündeminin birinci maddesi yaptı. Bill Clinton başkanlığındaki ABD yönetimi her iki saldırının arkasında da Afganistan’da yaşadığı bilinen Üsame bin Ladin’in olduğunu açıkladı ve Afganistan ilk kez ABD’nin doğrudan hedefi haline geldi. Bin Ladin Nairobi ve Darüsselam’da eş zamanlı yaşanan bu saldırıları sahiplenmedi. Buna rağmen ABD 29 Ağustos 1998 tarihinde Ladin’in barındığı sanılan Host ve Celalabad kentlerine saldırı düzenledi. Ardından Ekim 1999’da zaten sefalet içinde bulunan Afganistan’a karşı ekonomik ve siyasi ambargo uygulanmaya başlandı.Önce Kandahar’da kontrolü sağlayan öğrenciler, ülkenin kuzeyindeki vilayetler dışındaki bütün kent ve kasabaları ele geçirdiler. Taliban’ın hızla yükselişi, nasıl ve kimler tarafından kurulduğu konusu her zaman tartışılmış, özellikle ABD ve Pakistan istihbaratının bu örgüt üzerindeki etkisi değişik zamanlarda kendisini göstermiştir. Birçok Afganistan uzmanının atladığı bir ayrıntı ise bu esrarengiz örgütün nasıl kurulduğu hakkında bize fikir vermektedir.ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA’nın Güney Asya’daki en büyük merkezi Taliban’ın ilk ortaya çıktığı Kandahar’a oldukça yakın bir kent olan Quetta’dadır. Bu hareketin ilk çıktığı günlerde Pakistan gazeteleri, Quetta’daki bazı önemli toplantılardan haber vermekteydi. Aralarında ABD’li, Pakistanlı ve eski Afgan subayların bulunduğu üst düzey toplantılarda nelerin konuşulduğu üstü kapalı olarak bu gazetelerde yer aldı. Bu toplantılardan çok kısa bir süre sonra Taliban hareketinin ortaya çıkması da elbette birçok uzmanın Taliban’a temkinli yaklaşmasına neden olmuştur.Alıntı


    AFGANİSTAN'DA BUGÜNKÜ YÖNETİM


    ABD Sonsuz Özgürlük adını verdiği saldırıyla Afganistan’ı ele geçirmiş oldu. Taliban’a karşı Afganistan’da savaş sürerken, Aralık ayında Bonn’da da siyasi görüşmeler yapılıyordu. Afgan aşiretlerini temsil eden delegeler, Bonn toplantısında, dokuz gün süren görüşmelerin ardından Afgan Milli Meclisi*Loya Jirgatoplanıncaya kadar başbakan ve bakanlar kurulunu içeren geçici bir yönetim kurulmasını onayladı. Anlaşma, Kuzey İttifakı Heyeti Başkanı Yunus Kanuni, Roma Heyeti Başkanı Abdüssettar Siret, Peşaver Heyeti Başkanı Seyyid Ahmet Geylani ve Kıbrıs Heyeti Başkanı Humayun Cerir tarafından imzalandı. İmza törenine Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, BM Afganistan Özel Temsilcisi Laktar İbrahimi ile yardımcısı Fransc Vendrell katıldı. Bu konferansta Taliban sonrası Afganistan’da istikrarı sağlayabilecek bir lider arayışına gidildi. Başlangıçta Afganistan’ın eski kralı Muhammed Zahir bu işe uygun görülmüştü, fakat 1-3 Aralık 2001’deki Bonn Konferansı’nda 1992’de Prof. Dr. Sıbgatullah Müceddidi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapmış olan Hamid Karzai’nin sürpriz bir şekilde altı aylık geçici hükümetin başına getirilmesine karar verildi. Kral Zahir Şah’a yakınlığı ile bilinen ve Peştun olan Karzai, ABD’nin kendisine fazlasıyla güvendiği bir kişilikti.Geçici hükümette içişleri bakanlığı görevi Ahmet Şah Mesud’a yakınlığı ile bilinen Tacik asıllı Yunus Kanuni’ye verildi. Hamid Karzai’nin başbakanlığında kurulan geçici yeni yönetim, 22 Aralık 2001’deki yemin töreniyle Kabil’de göreve başladı.ABD yönetiminin yanı sıra Karzai’yi Kuzey İttifakı da büyük ölçüde desteklemekteydi. Bunun nedeni ise Sovyet işgali sırasında Karzai’nin aktif mücadeleye katılmış olmasıydı. 1992 yılına kadar Peşaver’de sürgün hayatı yaşayan Karzai, Necibullah hükümeti devrildikten sonra ül***e dönmüş ve dışişleri bakan yardımcısı olmuştu. 1996 yılında Taliban iktidara geldiğinde Taliban’la işbirliği yapmayı denediyse de babasının Taliban tarafından öldürülmesiyle Taliban’a karşı mücadeleye başladı. Sürgün döneminde kralın ül***e geri dönüşü için mücadele verdi.Geçici hükümetin görev süresinin bitmesinin ardından Haziran 2002’de toplanan Loya Jirga, Karzai’yi devlet başkanı seçti. Karzai’nin Loya Jirga’dan onay alan kabinesinde ağırlıklı olarak Kuzey İttifakı’nın önde gelen isimleri yer aldı. Bunlar arasında Burhanettin Rabbani’nin önde gelen iki adamı General Fehim Savunma Bakanı, Dr. Abdullah Abdullah da Dışişleri Bakanı olarak atandı. Loya Jirga, 2003 yılı sonlarında da yeni Afgan Anayasası’nı onayladı. Bu son iki toplantı kadınların da ilk defa katılım hakkı elde etmesi açısından öncekilerden farklılık gösteriyordu. Son toplantılarda delege sayısının yaklaşık %25’i kadınlara ayrıldı. Eylül 2004’te yapılan devlet başkanlığı seçimlerini Hamid Karzai oyların %55,4’ünü alarak kazandı. Eylül ayında Loya Jirga’nın 502 delegesi de seçildi. Ancak insan hakları örgütlerinin yaptığı açıklamalarda seçimlerin yeterince özgür bir ortamda gerçekleştirilmediği belirtiliyordu. İnsan Hakları İzleme Komitesi (HRW), adayları sindiren ve oy satın alan sayısız yerel ordu ve istihbarat kumandanını belgelerle kayda geçirdi. Kabil’de uluslararası güvenlik güçleri tarafından korunan istihbarat ve ordu memurları, bir seçim merkezinde adaylarla açıkça dirsek temasındaydı. Pek çok aday korku ve rüşvet ortamından şikayet ediyordu. Kabil dışındaki bölgelerde, birçok bağımsız aday, aday olmaya bile korkuyordu.Afganistan’da en demokratik seçim ise 18 Eylül 2005’de yapıldı. Afgan halkı, ülkenin yeni meclisini seçmek için oy kullandı. Yeni oluşturulan meclisin üyeleri, 19 Aralık’ta Kur’an-ı Kerim üzerine yemin ederek göreve başladı. Devlet başkanlığı sisteminin yürürlükte olduğu ülkede, Hamid Karzai’den sonra en güçlü lider meclis başkanlığına seçilen Yunus Kanuni oldu. Daha önceki hükümetlerde Eğitim Bakanlığı ve Karzai’nin iç güvenlik danışmanlığını yapan Kanuni, eski Cumhurbaşkanı Burhanettin Rabbani’nin partisindendi. Yeni hükümette de bakanlıklar ülkedeki etnik yapı dikkate alınarak dağıtıldı.Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Karzai hükümeti, henüz ülkede güvenliği tam olarak sağlayabilmiş değil. Özellikle ülkenin güney bölgelerinde yaşayan Peştun halkın, Taliban hareketine desteği her geçen gün artıyor. Taliban güçleri, eski merkezleri Kandahar’da yeniden toparlanmaya ve ABD güçlerine karşı saldırılarını artırmaya başladı. Taliban dönemi konusunda farklı etnik unsurlar değişik görüşlere sahip olsa da, hareketin tabanı halen önemli bir faktör olmaya devam ediyor.Bunun yanı sıra ABD’nin desteğiyle Taliban’a karşı kısa sürede güçlenen Kuzey İttifakı’nın başarı kazanması, çoğu kez suni bir başarı olarak nitelendirildi. Karzai Hükümeti’nin kurulmasından yaklaşık bir yıl sonra Afganistan’da parçalanmalar eskisine nazaran daha hissedilir olmaya başlamıştı. Afganistan’da birliği sağlama, Karzai ve ekibi kadar diğer gruplar tarafından, özellikle de Kuzey İttifakı’nın bir kısım liderleri tarafından benimsenmemişti. General Fehim ve Karzai arasındaki rekabet “Geçici Yönetim” zamanında oluşmuştu. Bu yüzden Afganistan’da mevcut Afgan hükümetinin etkinlik sağlayamamasının bir sonucu olarak güç mücadelesi halen devam etmektedir.Ülkede Taliban rejiminin 2001 yılında devrilmesinden bu yana güvenlik, yoksulluk ve uyuşturucu ticareti büyük bir sorun teşkil etmektedir. Afganistan’da devam eden bu istikrarsızlık, Bonn Konferansı sonrasında vaat edilen yardımlarla ülkede gerçekleştirilmesi beklenen dönüşümün hayal kırıklığıyla sonuçlanmasına neden oldu. Afganistan’ın en son Londra’da toplanan uluslararası konferansla yeni bir döneme girmesi gündeme geldi. 70’e yakın ülkeden temsilcinin iştirak ettiği ve ev sahipliğini Tony Blair’in yaptığı konferansa BM Genel Sekreteri Kofi Annan, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai katıldı. Bu konferansta ülkenin yeniden inşası konu edilirken, 2007’ye kadar illegal milislerin ortadan kaldırılması ve 2010’a kadar İngiliz birlikler tarafından tüm bölgede güvenliğin sağlanması kararlaştırıldı. Afgan hükümetinin bu konferansta yabancı birliklere 5–10 yıl daha ihtiyaç duyacağını ifade etmesi ülkede ne derece etkin olduğunu gözler önüne serdi.


    KABİL'İN DÜŞÜŞÜ VE MÜCAHİTLER HÜKÜMETİ


    Sovyet Kızıl Ordusu’nun Afganistan’dan çekilmesinin ardından mücahitler Necibullah hükümetine karşı savaşmaya başladılar. Rusların çekilmesinin ardından iyice zayıflayan Necibullah yönetimi, kentleri birer birer kaybetti. Mücahitler Kabil kapılarına dayandığında Necibullah’ın yanında en güçlü komutanlarından biri olan Özbek general Raşid Dostum kalmıştı. Hem kendi bölgesi Mezar-ı Şerif’i hem de Kabil’i mücahitlere karşı savunan Dostum, 1992 yılının başlarında Cemiyet-i İslami Afganistan adlı gruba bağlı Ahmet Şah Mesud’la anlaşarak mücahitlerin 17 Nisan’da Kabil’i ele geçirmelerinin önünü açtı. Devlet Başkanı Necibullah ülkeden kaçma girişiminde bulunsa da daha sonra mücahitlerin Kabil’e girmesine kısa süre kala Kabil’deki BM binasına sığındı.Necibullah iktidarının devrilmesinin ardından Afganistan iç savaşın içine düştü. Bütün gruplar Kabil’de otoriteye hakim olmak istiyorlardı. Ahmet Şah Mesud komutasındaki mücahit birliklerinin Kabil’e girmesinin ardından, kent dışında mücahit gruplar arasında çatışma başladı. Kabil dışında bir yandan Rabbani ve Şah Mesud birlikleriyle Hikmetyar birlikleri arasında çatışmalar yaşanırken, diğer yandan şehir merkezinde de Şii Hazaralardan oluşan Abdulali Mezari liderliğindeki Hizb-Vahdet (Hazara) ile Abdurrab Resul Sayyaf liderliğindeki İttihadi İslami (Peştun) birlikleri arasında çatışmalar yaşanıyordu. Bu çatışmalardan kısa bir süre sonra General Dostum birlikleri (Özbek ve Türkmen) saf değiştirerek Hazaraların yanında yer aldı. Tacik Ahmed-Şah Mesud birlikleri ise Peştun asıllı Resul Sayyaf birliklerini destekledi. Dostum birlikleri ve Hazaralar, Kabil için kısa bir süre önce savaştıkları Hikmetyar ile anlaşarak Afganistan’da Rabbani ve Şah Mesud’un başını çektiği Afganistan İslam Devleti ve Hikmetyar ile General Dostum’un başını çektiği Muhalif Gruplar olmak üzere çatışan iki grubun ortaya çıkmasına neden oldular. Ancak bu çatışmaların ardından Dostum birlikleri başarısızlığa uğrayarak bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.Nisan 1992’de Pakistan’ın Afganistan sınırındaki Peşaver kentinde toplanan mücahit gruplar, Afganistan İslam Devleti’nin kurulduğunu açıkladılar. Ancak iki büyük grup Hikmetyar’ın Hizb-i İslami’si ve Rabbani’nin Cemiyet-i İslami’si arasındaki ihtilaflar nedeniyle devlet başkanlığı daha tarafsız biri olarak görülen Cephe-yi Necat-ı Milli Afganistan grubunun Tacik asıllı başkanı Sıbgatullah Müceddidi’ye verildi. Gülbeddin Hikmetyar başbakan, Rabbani’nin Cemiyet-i İslami grubunun bir yan kolu olan Şura-yı Nazar’ın Tacik komutanı Ahmet Şah Mesud da savunma bakanı oldu. Ancak bu durum bile ihtilafları azaltmadı. Mücahit gruplar özellikle İslam alimlerinin devreye girmesiyle aralarında tam dört anlaşma yaptı. Ancak bu anlaşmaların uygulamaya geçirilmesi kısa süreli olarak imkan buldu. Örneğin Peşaver Anlaşması gereği altı ay cumhurbaşkanı olarak kalan Müceddidi, yerini Rabbani’ye bıraktıktan sonra 1993 yılında Rabbani ve Hikmetyar, Afganistan’ın yeniden yapılandırılması için harekete geçerek önce İran’ı sonra Suudi Arabistan’ı ziyaret ettiler ve yardım sözü aldılar. Ancak Hikmetyar’ın Celalabad kentinde yapılması planlanan kabine toplantısına, kendisine yönelik suikast planlandığını öne sürerek katılmaması, ortamı yeniden gerdi ve çatışmalar yeniden başladı.Hikmetyar 1993 yılında çekildiği Kabil’in güneydoğusundaki Çarasyab bölgesinden başkenti bombalamaya başladı. Bir yandan Burhaneddin Rabbani ve Şah Mesud birlikleriyle Hikmetyar birlikleri arasında Kabil’in dışında çatışmalar yaşanırken diğer yandan küçük gruplar Kabil içinde çatışmalara başladı. BM’nin Afganistan özel temsilcisi Mahmud Mestiri ve Pakistan’ın da devreye girmesi çatışmaları önleyemedi. İki lider arasındaki bir başka çatışma konusu da şüphesiz cumhurbaşkanlığı görevini sekiz aylığına üstlenen Burhaneddin Rabbani’nin ülkede karışıklığın olduğu gerekçesiyle görevini bırakmaması ve verilen yetkiyi iki yıl daha uzatması oldu. Bu dönemde başkent Kabil savaş zamanında bile rastlanmayan büyük bir yıkıma uğradı, binlerce kişi bombardıman ve çatışmalar sonucu hayatını kaybetti. Ülkede önü alınamayan bir iç savaş sürerken 1994 yılının Kasım ayında güneyde Peştunların yoğunluklu olarak yaşadığı Kandahar’da Diyobend medresesine bağlı Molla Muhammed Ömer adındaki din adamının etrafında toplanan öğrenciler, Taliban*(öğrenciler) hareketi ile kuzeye doğru ilerlemeye başladı.


    KOMÜNİST DEVRİM VE SOVYETLER BİRLİĞİ'NİN İŞGALİ


    Ema****ah’ın reform çalışmalarına tepki gösteren halk, Habibullah Kalakani (Baça-ye-Sakka) önderliğinde toplanmıştır. Krala karşı başlatılan bu ayaklanmayı Sovyet birlikleri bastırmış, kral ise yurt dışına kaçmıştı. Böylelikle Ema****ah’ın ül***i terk etmesi üzerine Fransa’da sürgünde bulunan Nadir Şah ülkesine dönerek Afgan ordularının başına geçmiş ve ülkenin ileri gelenleri tarafından yeni kral ilan edilmiştir.Nadir Şah Afganistan’da kontrolü ele geçirir geçirmez Afgan Hava Kuvvetleri’ndeki Sovyet uzmanlarına ihtiyaç duyulmadığı gerekçesiyle onları geri göndermişti. Bunun sonucunda Sovyet-Afgan ilişkilerinde büyük bir gerginlik ortaya çıktı. Bir suikaste kurban giden Nadir Şah’ın ölümünden sonra 19 yaşındaki oğlu Muhammed Zahir Şah 1933 yılında tahta geçti ve 1973’e kadar tahtta kaldı. Zahir Şah Afganistan’ı, 1946 yılına kadar babasının politikalarını devam ettiren amcası Serdar Muhammed Haşim Han’ın yardımıyla yönetti. 1946’dan sonra ise Zahir Şah’ın diğer amcası Serdar Şah Mahmud Han başbakan oldu. Onun döneminde ülkede büyük ölçüde bir siyasi özgürlük tecrübesi yaşandı. Fakat bu durum uzun sürmedi.1953 yılında içeride ve dışarıda meydana gelen gelişmeler bu yıldan itibaren adeta ülkenin kaderini çizdi. Tecrübeli bir devlet adamı olan Şah Mahmud sağlık nedenlerinden dolayı görevi bıraktı. Onun yerine Zahir Şah’ın amcasının oğlu Muhammed Davud Han başbakan olarak atandı. Davud Han bu dönemde orduyu güçlendirmek için ABD’den silah alma talebinde bulundu. Davud Han’ın bu teklifi reddedilince, o da Sovyetler Birliği’ne yöneldi. Rusya’da ise Stalin öldü ve yerine Nikita Kruşçev geçti. Stalin’den sonra Kruşçev ile birlikte Sovyetler’in baskıyla nüfuz politikalarının yerini siyasi nüfuz politikaları aldı. Bu nedenle Sovyetler Afganistan’la yakınlaşma yoluna gitti. Sovyetler’in Stalin döneminden farklı olmak üzere bu dönemdeki Afganistan politikası, ikili işbirliği ve Sovyet yardımı olarak tezahür etti.Sovyetler Afganistan ekonomisini hakimiyetleri altına alarak ülkenin kendilerine bağımlı hale gelmesini amaçladılar. Afganistan, Sovyetler’in Ortadoğu’da bulunan dünyanın en zengin petrol bölgeleri ve açık denizlerle arasındaki en büyük engeldi. Bu arada Afganistan’ın Pakistan ile ilişkilerinde de bir gerginlik yaşandı. 1961 yılı başlarında her iki ül***i birbirine bağlayan sınır üzerinde çatışmalar yaşanmış, neticede iki ülke diplomatik ilişkilerini kesmişti.Pakistan’la yaşanan gerginlik Afganistan’da ekonomik krize neden oldu ve Davud Han 1963’te görevi bırakmak zorunda kaldı. Peştunistan ayaklanmaları Pakistan ile Afganistan’ı işbirliği yapmaya itti. Bunun üzerine 1963 yılında görevden alınan Davud Han’ın yerine Muhammed Yusuf atandı. Yusuf hükümeti Amerika başta olmak üzere Batılı ülkelerle ikili ilişkiler içine girdi. Bundan sonraki dönemde (1963–1973) Zahir Şah Afgan siyasetinde daha etkin bir hale geldi. Pakistan’la bozulan siyasi ilişkilerini düzeltmeye gitti. İran’la yakınlaşmalar başladı. Ancak 1973 yılında Davud Han, ordudaki komünist subayların da yardımıyla Zahir Şah yönetimini devirdi ve monarşiyi ilga ederek Afganistan’da cumhuriyet rejimini kurdu. İsmi Afganistan Halk Cumhuriyeti olarak değişen ül***e devlet başkanı olan Davud Han’ın Afganistan’da ikinci kez yönetime gelişi, bugünkü dramatik gelişmelerin başlangıcını oluşturdu. Bu arada 1965 yılında gizli yollarla kurulan Afganistan Komünist Partisi de Perşem ve Halk cephelerinin güçlerini birleştirerek Afgan Demokratik Halk Partisi (ADHP) ismini aldı. Bu partinin kurucu üyeleri arasında Babrak Karmal, Hafızullah Emin ve Nur Muhammed Terakki gibi ileri gelen komünist liderler bulunmaktaydı. Ülkenin güneydoğusunda yaşayan Peştunlar Halk Cephesi’ni oluştururken, Farsça konuşan komünistler Perçem cephesinde yer alıyorlardı. Babrak Karmal Perçem Cephesi’ni, Hafızullah Emin ise Halkileri temsil ediyordu.Zahir Şah’ı deviren Davud Han’ın Sovyetler ile ABD arasındaki çelişkili ilişkileri sonunu hazırladı. ABD ile ilişkilerini güçlendiren Davud Han, Sovyetlerle gergin bir siyaset izledi. Bu arada Ruslar Amerika’da basın ataşesi olarak bulunan Afganistan Demokratik Halk Partisi Başkanı Nur Muhammed Terakki’nin Afganistan’a dönmesini sağlamak için Davud Han’a baskı yaptılar.»*Afgan Cihadı*1978"de Afganistan"da komünist hükümetin idareyi ele almas n n ard ndan ülkede Sovyetler"in bask...Davud Han’ın iktidarı döneminde tüm anayasal özgürlükler askıya alındı. Geniş çaplı işkence ve terör yöntemlerinin kullanıldığı Poliçerhi Hapishanesi bu dönemde açıldı. Muhammed Davud Han, 1975 yılında komünistleri yönetimden uzaklaştırmak için sert önlemler aldı. Aralarında Perçem Cephesi’nden Babrak Karmal ve Nur Muhammed Terakki gibi ileri gelen çok sayıda ADHP yöneticisi de tutuklanarak hapse atıldı.Ancak kendisine koltuğu kazandıran komünistler, 27 Nisan 1978’de marksist subaylar ile anlaşarak yönetime el koydu. Muhammed Davud Han Kabil’deki sarayında kıstırıldı. Havadan ve karadan bombardımana tutulan sarayda Davud Han, ailesi ve çocuklarıyla birlikte öldürüldü. Nisan Devrimi adı verilen olayın ardından hapisten çıkarılan Nur Muhammed Terakki devlet başkanı oldu. Perçem Cephesi’nden Babrak Karmal onun yardımcısı ve başbakan yardımcısı, Hafızullah Emin de devlet başkanı ikinci yardımcısı ve dışişleri bakanı oldu. Nisan devrimi sonunda Sovyetlerin Afganistan’ı işgaline kadar giden süreç başlamış oldu. Halka özgürlük getireceklerini söyleyerek yönetime el koyan komünistler, ülkede baskıcı bir rejim kurma yoluna gittiler. İbadet eden insanlar gözaltına alınmaya, Kuran kursları kapatılmaya başlandı.Bütün Afganistan vilayetlerinde büyük idari değişikliğe gidildi. Bu değişiklikle vali, emniyet müdürü, eğitim müdürlükleri, savcı, hakim vb. bütün idari ve mesleki teşkilatlara tecrübesiz ve inançsız kişiler atandı. Bu kadroların işbaşına gelmesiyle her çeşit yolsuzluk gündeme geldi. Halk, Sovyet yanlısı diktatör Terakki’ye büyük tepki gösterdi. Fakat halkın tepkisini ortaya koyduğu ayaklanmalar kanlı bir şekilde bastırıldı ve binlerce Müslüman katledildi.Terakki’nin liderliğindeki komünistler, halkı memnun etmek için de bir toprak reformu yapma kararı aldılar. Çiftçilerin borçlarını sildiler ancak zamansız yapılan reform halk arasında kabul görmedi. Bir yandan Müslümanlara karşı baskılarını artıran Nur Muhammed Terakki diğer yandan Afgan-Sovyet ilişkisini geliştirmek için sık sık Moskova’ya gidiyordu. İki ülke arasında imzalanan dostluk anlaşmasına göre taraflar karşılıklı olarak, ülkelerinin güvenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumak için birbirleriyle dayanışma içinde olacaklar ve karşılıklı mutabakat ile gerekli tedbirleri alacaklardı. Bu arada Afganistan Demokratik Halk Partisi’nde yeni bir darbe hazırlığı başladı. Hafızullah Emin başkanlığındaki darbeciler, Devlet Başkanı Nur Muhammed Terakki’yi yönetimden indirerek idam ettiler. Komünist yönetimin üçüncü adamı Babrak Karmal Sovyetler Birliği’ne sürgün edildi. Ancak Hafızullah Emin de devlet başkanlığında uzun süre kalamadı. Rus ordusunun Afganistan’a davet edilmesini isteyen Moskova yönetimi, bu talebi reddeden Emin’i, Kabil’deki Lagman Sarayı’na yolladı ve bir gece sessiz bir şekilde Kabil yakınlarına inen 3000–4000 kişilik paraşütçü birliği ile kuşatıp hem kendisini hem de ailesini katletti. Hafızullah Emin’in sürgün ettiği Perçem lider Babrak Karmal, sürgünde iken devlet başkanlığını ilan etti. Komünist yönetim uyguladığı baskı politikasına rağmen kontrolü sağlamayamadı ve ülkedeki anarşi olaylarına karşı müdahale etmesi için Sovyetler Birliği’nden yardım talep etti. 27 Aralık 1979’da “Fırtına 333” harekatı ile Sovyet birlikleri Afganistan’a girdi. Tüm dünya radyo, televizyon ve gazeteleri Rusların Afganistan’a girdiğini ilan ediyorlardı.Afganistan Savaşı dört aşamada gerçekleşti. 1979–1982 yılları arasında Sovyet birlikleri ül***i işgal etti. Savaşın en zorlu aşaması ise 1982–1986 yılları arasında yaşandı. 1986–1989 yılları arasında da Sovyet birlikleri geri çekildi. Afganistan’da sürekli olarak 200 bin Sovyet askeri tutulmaktaydı. 1989–1992 yılları arasında vuku bulan savaşın son aşamasında devletin başına Muhammed Necibullah getirildi. Bu dönemde Sovyet birlikleri geri çekildi.


    KABİLE DEVLETLERİ


    Asya’nın kalbi olarak da kabul edilen Afganistan, coğrafi konumu nedeniyle sadece bugün değil tarih boyunca dört bir yandan istila girişimlerine sahne olmuştur. Bölgeye yönelik bilinen ilk istila hareketi M.Ö. 500 yılında İranlılar tarafından gerçekleştirilmiştir. İran hükümdarı Dara’nın orduları Afganistan’ı işgal ederek yaklaşık 200 yıl bölgeye hükmetmiştir. Afganistan’daki İran hakimiyeti M.Ö. 300’lerde Makedonya Kralı Büyük İskender’in doğu seferine çıktığı sırada sona ermiştir. İskender’den sonra bu topraklarda Yunanlıların kurduğu Baktriana Devleti hüküm sürmüş ve bu devlet, kurulmasından yaklaşık bir asır sonra Hindistan’da bulunan Çandragupta Devleti ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Daha sonra da kuzeyden gelen baskılar sonucu M.S. 50’de yıkılmıştır. Horasan ve Sistan olarak ikiye ayrılan Afgan toprakları M.S. 50 yılından sonra Türkler’le tanışmıştır. M.S. 50’de Türk asıllı oldukları tahmin edilen İskitlerin (Sakalar) hakimiyetine giren topraklar daha sonra M.S. 125 ila 480 yılları arasında Kuşanlar tarafından idare edilmiştir. 480 yılından sonra bu kez Halaç Türkleri (Akhunlar) Afganistan’da devlet kurmuş ve bu devlet Göktürklere karşı izlediği yanlış politikanın sonucu olarak Göktürkler tarafından 7. yüzyılın sonlarına kadar sürekli zayıflatılmıştır.Hz. Osman’ın halifeliği döneminde İslam orduları Afganistan’a fetih seferleri düzenlemiş ve kısa süren fetihler sırasında Halaç Türkleri’nin kontrolündeki halk, İslam’ı kolayca benimsemiştir. 635 yılında Hz. Osman Medine’de kuşatma altında tutulduğu sırada Horasan’ı terk ederek halifenin yardımına koşan İslam ordularının yokluğunu fırsat bilen Heytal Türkleri’nden Karin, isyan çıkarmış ve etrafına topladığı 40 bin kişilik orduyla Müslümanları Herat’tan çıkarmıştır. Bunun üzerine Abdullah bin Hazim Es-Sülemi 4000 kişilik ordusuyla Karin’le savaşa girmiş ve galip gelerek onu öldürtmüştür. Bu durum Müslüman Araplar’ın Afganistan’a girmesine ve bölge halklarının da İslam diniyle tanışmasına zemin hazırlamıştır. Böylelikle 7. yüzyılın sonlarında Afganistan toprakları bugüne değin süregelen İslam geleneğiyle tanışmıştır. Bu yüzden bazı kaynaklarda İslam ordularının Afganistan’a, Kabil’den girdiği varsayılsa da yaygın olan görüş fethin Horasan’ın iki önemli şehri Herat ve Belh üzerinden yapıldığı yönündedir. İslam fetihleri sonrasındaki dönemlerde Halife Ömer bin Abdulaziz’in Afganistan’da yeni Müslüman olmuş insanlardan haraç vergisini kaldırması da bölgede İslam’ın yayılma hızını arttırmıştır.Arapların ardından Afganistan’da merkezi otoritenin bulunmamasından dolayı yüzünden kendilerine “Şah” adı verilen yerel yöneticiler hüküm sürmüşler, ardından burada Samani, Gazneli, Büyük Selçuklu Devleti ve Harzemşahlar gibi Müslüman-Türk devletleri hakim olmuştur. 10. yüzyılın sonlarında Samani devletinin bir asırlık hakimiyeti son buldu ve Sebüktegin 977 yılında Gazne’de bir devlet kurdu. Komşu Hint devleti, çevresini birleştiren Sebüktegin’e karşı savaş ilan etmiş ancak Hintliler, Sebüktegin’in oğlu Mahmud (Gazneli) tarafından bozguna uğratılmıştır. 1030’a kadar Asya’nın en büyük sultanı olarak kalan Gazneli Mahmud, Hindistan’ı Afganistan üzerinden fethetti ve Lahor’da bir üs kurdu. Kumandanlarını Pencap ve Multan’ı da içine alan birçok bölgenin yöneticileri olarak atadı. Buradan İslam yayılma imkanı buldu. Gazneli Mahmud’un oğlu Gazneli Mesud ordularıyla Keşmir’e ulaştığında kendisini karşılayan Müslüman bir cemaat buldu.Afganistan 1040 yılında Selçuklu hakimiyetine girdi. Selçuklu Sultanı Sencer’in 1157 yılındaki vefatının ardından Afganistan’da Gurlular ve Harzemşahlar bir müddet hüküm sürdü. Nihayetinde 1220 yılındaki Moğol istilası bu toprakları yeni bir yönetimle tanıştırdı. Bundan sonra bölge 14. yüzyılın sonlarından itibaren yeniden Türk hakimiyetine girdi. Parçalanmış bir şekilde Asya’nın muhtelif bölgelerinde devam eden Moğol hakimiyeti, Orta Asya’da kalan Türk boylarını bir araya getirerek kendi adını verdiği güçlü bir devlet kuran Emir Timur tarafından yıkıldı. Emir Timur Devleti 1405’e kadar devam etti. Emir Timur’un torunu Şaruh, 1477’ye kadar Türkistan’ın büyük bir bölümünde hüküm sürdü. Şaruh başkent olarak Herat’ı seçti. Şaruh’tan sonra Sultan Hüseyin Baykara 1506’ya kadar hakimiyeti elinde tuttu. Timur’un kurduğu devlet, ölümünden sonra dağılmışsa da torunlarından Muhammed Babür’ün bölgede kurduğu Türk devleti uzun süre yaşadı. Babürlüler de diğer devletler gibi Hindistan’ı ele geçirmeyi hedefledi ve sınırlarını Hindistan’ın içlerine kadar genişletti. Babür Devleti içerisindeki kabileler arasında meydana gelen anlaşmazlıklar, 18. yüzyılda bu devletin zayıflamasına neden oldu ve Gılzay gibi bazı kabilelerin Babür, Abdaliler gibi bazılarının da İran tarafında yer almaları ülkedeki karışıklığı arttırdı.Afganistan 16., 17. ve 18. yüzyıllarda üç kısma ayrılmıştı. Kuzey Özbeklerin, batı Perslerin ve doğu da Moğol İmparatorluğu’nun yönetimindeydi. Afganlar ya da daha dar bir ifadeyle Gılzay Peştunları, 18. yüzyılda Pers hükümranlığına karşı ayaklandı. Pers ordusu bozguna uğradı ve daha sonraki yıllarda Afganlar tüm Pers İmparatorluğu’nu ele geçirdi. Daha sonra Gılzay Peştunları Durrani Peştunları tarafından bozguna uğratıldı ve Durraniler Afganistan’ın yeni hakimleri oldu.



    Afganistan Buddhas Heykeli


    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  Afganistan-Budha-Heykeli-1931.jpg
Görüntüleme: 1926
Büyüklüğü:  400,7 KB (Kilobyte)


    Afganistan Yöresel Kıyafetleri

    İsim:  afganistan-halkı-nb13818.jpg
Görüntüleme: 2191
Büyüklük:  59,0 KB (Kilobyte)
    İsim:  pe__eli_afgan_kad__nlar__.jpg
Görüntüleme: 1466
Büyüklük:  31,5 KB (Kilobyte)
    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  kiyafet.jpg
Görüntüleme: 6076
Büyüklüğü:  68,5 KB (Kilobyte)
    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  Afghan_Schoolchildren_in_Kabul.jpg
Görüntüleme: 3170
Büyüklüğü:  367,5 KB (Kilobyte)
    İsim:  afghanistan2yd4.jpg
Görüntüleme: 930
Büyüklük:  20,7 KB (Kilobyte)

    Afganistan Kültür Sanat Evi


    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  cj4irmur.jpg
Görüntüleme: 748
Büyüklüğü:  461,9 KB (Kilobyte)


    Afgan Evleri

    İsim:  181110_ha_kabil123.jpg
Görüntüleme: 2124
Büyüklük:  80,3 KB (Kilobyte)


    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  15833uv.jpg
Görüntüleme: 230
Büyüklüğü:  41,0 KB (Kilobyte)
    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  2e1gl01.jpg
Görüntüleme: 419
Büyüklüğü:  56,9 KB (Kilobyte)
    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  2q9kzte.jpg
Görüntüleme: 288
Büyüklüğü:  38,4 KB (Kilobyte)
    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  Afganistan-Budha-Heykeli-1931.jpg
Görüntüleme: 1926
Büyüklüğü:  400,7 KB (Kilobyte)
    Konu Sergei Dragunov tarafından (03-15-2014 Saat 08:44 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Canim Pardon
    Guest

    Standart

    Sovyetler ve Amerika'nin buraya olan müdahelesinden hic bahsedilmemis. Burasi tarih ile ilgili kulüp, yetersiz bilgi vermeyelim.

  3. #3

    Standart

    Detaylı Paylaşımınız İçin Teşekkürler, Elinize Sağlık ..

Benzer Konular

  1. Afganistan
    By John Korey in forum Dünya Ülkeleri
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 05-15-2009, 05:18 PM
  2. Afganistan
    By RebelliouS in forum Eski Uygarlıklar ve Dünya Tarihi
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 08-01-2007, 11:04 PM
  3. Afganistan
    By xCaLiBrEx in forum Coğrafya
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-15-2006, 01:27 AM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]