Uzun zaman oldu masallarla ve şiirlerle arınmaya çalışmaya başlayalı. Uzun zaman oldu pek sık olmasa da olsa birinin gözlerinin içine bakabilmeyi öğreneli. Sahi birinin gözlerine öylece bakabildiğini fark etmek, arınmak ihtiyacı hissetmek ve beklenenlerin gelmeyeceğini öğrenmek neden bu kadar canını yakıyor insanın? Neden aslolanı reddediyor bünyemiz ve neden bazılarımızın vücutlarında bu denli kuvvetli semptomlara yol açıyor gerçeklik? Neden neredeyse bütün insanlarda görülen yaralara ”travma” deniyor, neden tüm bunlar birer hayat gerçeği olarak kalamıyor ki. Neden bizi oluşturan pek çok şeyi böyle hastalıklı kabul ediyoruz? Bildiğimiz bütün fobiler, insanları özel kılan takıntılar ve onları olduğu kişi yapan acılar her biri birer hastalık sayılıyor. Ve buna rağmen insanlar deli yaftası yemekten korkuyorlar. Bir şeyler yapmaktan korkuyorlar, sivrilmek ve gerçek kimlikleriyle bilinmektense ölmeyi tercih ediyorlar mesela. Binlerce yıldır herkes hata yapıyor ve kimse başkalarının hatalarına tahammül edemiyor. Binlerce yıldır herkes yaşamak yerine koskocaman bir balçığa bulanıyor ve ışık saçmaya çabalıyor. Şu an bizim için birer hikaye olan tüm o intiharlar, cinayetler hatta savaşlar, şu an için absürd sayılan ahlak kuralları ve namus gösterileri, gelecek nesillerin muhtemelen yadırgayacakları ömrümüzü adadığımız tüm bu şeyler ne için? Ve nasıl başladık? Bunca insan iyi ve doğru olmaya çalıştıysa neden bu kötülük ve bencillik hiç eksilmiyor ? Ve iyi veya kötü değilsek, siyah ya da beyaz değil de tamam grinin zilyon tonuysak neden bu yorgunluk gecelerimi zaptediyor? Neden pek çoğumuz ucube olduğumuzu hissediyoruz sebepler hiç de yeterli değil ve şartlar gayet de normal koşullardayken hatta delil yetersizliğinden kendimi azmedesim varken?

*Bu gece yine karanlıkta ruhumu gördüm ve bir kez daha en önce kendimden başladım sövmeğe.