Jan Van Eyck, Flaman ressamıdır (1390'a doğru-1441). Jan Van Eyck, büyük bir olasılıkla, Liege yakınlarındaki Maaseik'te doğdu. Kendisi kadar ünlü bir ressam olmayan ağabeyi Hubert Van Eyck'ın etkisiyle resim yapmağa başladığı sanılıyor.

Genç yaşta Bayernli Johann'ın sarayına, daha sonra Bourgogne dükü iyi Philippe'in hizmetine girdi. Dostu olan İyi Philippe, ona İspanya ve Portekiz'de önemli diplomatik görevler verdi. Sonrada Brugge'ye yerleşen Van Eyck, Mistik Kuzu diye anılan mihrap arkalığını o tarihlerde yaptı (1432). Kısa sürede servete ve üne kavuşan sanatçı, ölünceye kadar zengin ve gösterişli bir büyük burjuva hayatı yaşayacaktı.

Tarihçi Vasari'nin, yağlıboya resmin icadını Van Eyck'a mal etmesi büyük bir yanılgıdır. Yalnız Van Eyck'ın bu resim tekniğini geliştirdiği kesin bir gerçektir. Reçineyle karıştırdığı boyayı ince tabakalar halinde üst üste sürerek, ışık oyunlarını ve renklerin açıklığını-koyuluğunu büyük bir kesinlik ve gerçeklikle vermeyi başarmış, sonradan bütün Flaman ressamları onun bu ustalığından yararlanmışlardır.

Fakat Van Eyck'ın en büyük özelliği, Ortaçağ geleneklerinden ayrılan ilk ressam oluşudur; o zamana kadar dinsel tabloların şaşmaz bir özelliği olan simgelerle anlatımı bir yana bırakmış, resimde ilk defa günlük hayata yer vermiştir. Doğa, kişiler, her gün kullanılan ev Eşyası onun fırçasında büyük bir önem kazanır; hem içten, hem de esrarlı yönleriyle yakalayıp tablolarına aktardığı bu öğeleri inanılmayacak bir kusursuzlukla işler. Bu bakımdan, portre ve «günlük yaşantıdan tablolar» (aile ve toplum hayatından alınmış sahneler) ressamı Van Eyck, Flaman okulunun kurucusu kabul edilebilir.

Bazı Eserleri

Şansölye Rolin'in Bakiresi, Karanfilli Adam, Meryem Triptiği, Sarıklı Adam, Üç Meryem İsa'nın Mezarı Başında.



(Solda) Gand'daki (Belçika) Saint-Bavon Katedrali'nde «Mistik Kuzu» adlı mihrap arkalığının orta panosundan bölüm. 1432'de yaptığı bu çok kanatlı tablo Jan Van Eyck'a haşarı kapılarını açtı. Desenin en ince ayrıntılarına kadar kusursuz işlenişi, canlı ve parlak renkler, görkemli düzenleme, doğayı ve insanları aydınlatan olağanüstü ışık, bu panoyu sanat tarihinin başeserlerinden biri değerine ulaştıran öğelerdir.

(Sağda) «Arnolfini ile Karısı» (1434). Karıkocanın evlerinde esen sakin ve mutlu havayı sanatçı, düzenlemedeki denge ve bakışımla, renklerin uyumu ve bir perdeden süzülmüşe benzer yumuşak ışıkla sağlamıştır. National Gallery, Londra.