Prof. Dr. Alfred Marchionini 1950 senelerinde Anadolu'daki temizlik durumu ile alâkalı bir etüd yapmış, tebliğini Londra'da X. Beynelmilel Dermatoloji Kongresi'nde vermiştir (1) . Prof. Marchionini şöyle demektedir: "Anadolu'da makat ekzema ve kaşıntılarının azlığı dikkatimizi çekmiştir. Bunun sebebi, büyük abdestden sonra olan temizliğin hususi şekilde yapılmasından olup, bu da "İslâm Dini"nin emirlerindendir. Müslümanların çömelmeye mahsus abdesthanede makat nahiyelerini esaslı surette temizlemelerinin en mühim noktası, hemen hemen bütün pislik bakiyesini bu nahiyeden bertaraf etmeleri ve taharetlenmede kâğıt kullanmamalarıdır. Bu suretle makat nahiyesi deri ve mukozasının hiçbir mekanik ve iltihabi tahrişine meydan verilmediği gibi, mikropların üremesine müsaid fizikoşimik vasatların husulünden sakınılmış olur. Aynı hijyenik ve-sayaya riayet eden diğer kavimlerde de (Araplar, Endonezyalılar vs.) makat ekzema ve kaşıntılarına ya hiç rastlanmamakta veya pek az rastlanmaktadır. Bu müşahedenin terapötik neticesi olarak kendi arz dairemiz halkından, makat ekzema ve kaşıntısına yakalananlara, büyük abdestten sonra kağıtla taharetlenmek hususunda mutad usulün bırakılmasını tavsiye etmekteyiz."
Prof.Dr. Lütfi Tat'ın araştırmasına göre (2) , (3) "Analpruriler (kaşıntılar) ve ekzemalar bizde, batıya göre çok daha az rastlanmaktadır. Bunun sebebi, büyük abdestden sonra yaptığımız su ile temizlenme ve kurulanmadır. Bu suretle makat bölgesinde kalan dışkı artıkları bertaraf edildiği için onların ve kokuşma mahsullerinin makadi bölge derilerinde yol açabilecekleri rahatsızlıklara zemin hazırlanmamış oluyor. Batı ülkelerinde bu bölgenin kağıtla temizlenmesinden dolayı, kağıdın veya yazılı kağıt kullanıldığında mürekkebin kimyevi yapısı dolayısıyla meydana gelecek hipersansibiliteden de (aşırı allerjik reaksiyon) korunmuş bulunmamızın, bu bölgelerde olacak kaşıntı ve ekzemaların azlığındaki rolünü hatırlamamız lazımdır. Yine taharet tarzımızın hususiyetinden dolayı, taharetten sonra bölgeyi kurulamayanlarımızda çok sayıda rastladığımız skrotal (husye) ekzemalarını burada söylememiz gerekir."
Bu hususta batı literatürü, Avrupa'nın büyük bir hata içinde olduğunu çeşitli raporlarla ifade etmektedir.
Sidney Hurwitz (4) "Primer irritan dermatitis (tahriş neticesi ekzema) büyük abdest ve idrarla oluşabiliyor. Diaper der-metitis, anogenital bölgenin uzun süre büyük abdest veya idrar artıklarının tahrişiyle meydana gelebilir." şeklindeki sözleriyle bizdeki usulün methini yapmış oluyor.
Thomas Fitzpatrick (5) "Anüs kaşıntısı sıklıkla barsak hareketlerinden sonra olur, tuvalet kağıtları kullanılması tetik çekici bir kaşıntı stimulusudur. Uzun süre olan kaşınmayla deride kalınlaşma olur. En iyi tedavi hijyendir. Suyla taharet yapılmalı, tuvalet kağıdıyla yapılmamalı. İdrardan sonra dikkatli temizlik gereklidir" demektedir.
Samman (6) "Perianal (makat çevresi) deri büyük abdest ve idrar neticesi tahriş olabilir. Anal kaşıntı durumunda doktorun düşüneceği bir durum da büyük abdestden sonraki temizlik durumudur." diyerek batının bu mevzudaki gafletini vurgulamaktadır.
Stewart (7) "Uygunsuz parianal temizlik anal kaşıntı sebebidir. " der.
Domonkos (8) "Anal kaşıntı tedavisinde dikkatli tuvalet bakımı kaşıntıyı giderir. Büyük abdest artığı kalmamalıdır. İhtiyaçtan sonra suyla temizlik yapılmalıdır." diyerek dinimizin temizlik hususundaki üstünlüğünü göstermiş oluyor.
Açıkçası 1400 sene evvel dinimizin vazettiği temizlik seviyesine batı henüz erişmiş değildir.