Sizofreni, genç yasta baslayan, insanin kisiler arasi iliskilerden ve gerçeklerden uzaklasarak, kendine özgü içe kapanik bir dünyada yasadigi; düsünüs, duyus ve davranislarda önemli bozukluklarin görüldügü bir psikozdur.Sizofreni kisilik bölünmesi, zayif kisilikli olma, zeka geriligi veya tembellik degildir. Önemli ruhsal hastaliklarindan birisidir. Hastalarda genelde gerçekle hayal dünyasini ayirt edememe, mantiksal düsünme yetenegi kaybi, normal duygusal tepkiler verememe ve toplumsal kurallara uyamama görülür.Ayni zamanda hatirlama ve normal konu?ma yetenegi genelde kaybolur. Diger bedensel ve ruhsal hastaliklarda oldugu gibi organik nedenleri vardir.Bu gün sizofreninin ortaya çikisinda rol oynayan dopamin ve serotonin sistemi gibi beyinde yer alan tasiyici (nörotransmitter) sistemlerin rol oynadigi arastirmalarla gösterilmektedir. Toplumda %1 oraninda sizofreni görülmektedir. Siklikla 15-25 yaslari arasinda ortaya çikmaktadir. 12 yasindan önce ve 40 yasindan sonra görülmesi enderdir.Günümüzde kullanilan ilaçlar belirtileri büyük oranda kontrol altina alabilmekte ancak bazi semptomlar çogu hastada yasam boyu sürmektedir. Bu hastaligi tümüyle atlatan hasta sayisi tüm hastalarin ancak 1/5’idir. Bazi hastalar sadece bir defa atak geçirmekte, bazi hastalarda ara dönemleri normal olan ve tekrarlayan ataklar olmakta, bazi hastalarda ise belirtilerde artma ve azalma ile giden ancak hiçbir zaman normale dönmeyen bir seyir görülebilmektedir.Ilaç kullanimi ile çogu belirti kontrol altina alinabilmektedir, buna karsin bazi hastalar halen var olan ilaç tedavilerinden faydalanamamakta, ekonomik nedenlerle ilaçlari temin edememekte veya ilaç yan etkileri nedeni ile tedaviye devam etmek istememektedir.


Veya; kiside en az bir aylik sure icinde asagidaki belirtilerden en az ikisinin varligi ( sanrilar; varsanilar; konusma ozellikleri ve kalitesinde bozulma;asiri olcude garip ve anlamsiz sekilde dagilmis davranislar;negatif belirtiler dedigimiz duygusal yuz ifadelerinde azalma,dusunce ve fikir uretimi ve yapisinin kisirlesmesi,enerji ve birseyler yapmaya hevessizlik hali)


Bu durumdaki kiside hastaligin sureci icinde sosyal ,mesleki ,ailesel iliskilerinde ve kendine bakim gibi alanlarda belirgin bozulmalar olusur. Bu belirtiler en az 6 ay suredir var olmalidir.


Varsani Nedir:


Olmayan bir takim uyaranlari var gibi algilama durumudur. Bu hastalikta en cok isitsel varsanilar ( kendisi ile konusan sesler,gurultuler duyma gibi)bulunmaktadir. Ayrica gorsel varsanilar (duvarda cizgiler, kendine bakan yuzler ,yaratiklar gorme gibi); koku varsanilari ( iyi ya da kotu ama baskasinin duymadigi kokular duyma) ; dokunma varsanilari ( vucudunda birseyler geziyor gibi hisler); vucutsal varsanilar ( beden yapisinin, bolgelerinin degistigi seklinde) olabilir.


Sanri Nedir:


Hastanin sabit bir fikir ile baglandigi, aksi yondeki soylemlere karsin ikna edilemeyen ve mumkun olmayacak derecede icerige sahip olan yanlis inanclardir. Baslica tipleri arasinda kotuluk gorme ( persekusyon ), uzerine alinma ( etrafindaki her olayin kendisi ile iliskili oldugu seklindeki referans sanrilari ); kontrol edilme; dusunce sokulmasi, cekilmesi ya da yayinlanmasi ; dini sanrilar; vucutsal; sucluluk - gunahkarlik ve buyukluk sanrilari sayilabilir.


Vucut dismorfik bozuklugu (dismorfofobi): Devamli vucutlari ile ugrasan,vucutlarinda bir seylerin kotu,cirkin,yanlis, eksik- fazla olmasi seklinde dusuncelerin oldugu bir kaygilanim bozuklugudur. Kiside cok hafif bir kusur olsa bile, bu durum cok abartilarak, korkulacak bir konu haline getirilir.Hissedilen kusur nedeniyle olusan gerilim ve kaygi ,beklenilenin cok uzerindedir .Sosyal iliskilerden kacinabildikleri gozlenmistir. Bu kisiler gorunumlerini kozmetik olarak degistirmekte, ameliyatlar olmaktadirlar. Kisinin odaklandigi bolge genellikle yuz bolgesi olup, burun, kulaklar, cene ya da bu bolgedeki sivilceler gibi degisebilmektedir. Kadinlarda gogusler, karin bolgesi, boyun bolgesi on cildide onde gelen odak noktalaridir. Bazi durumlarda boy kisaligi ya da saclarinin azaldigi dusuncesi, karin bolgesinde yaglanma, ciltte kirisiklikler , goguslerin buyuklugu konu edilmektedir.


Bu kisilerde ozguven eksikliginin bulundugu, depresyon, obsesif- kompulsif bozukluk ve sosyal fobi gibi ek psikiyatrik rahatsizliklarin birlikte bulunabildigi gozlenmistir.


BELIRTI ve BULGULAR:


Sizofreni hastalari dünyayi degisik algilar. Normalde çevrede varolan uyaranlar disinda olmayan sesler, hayaller, garip kokularla dis dünya karisik ve anlasilmazdir.Bu ortamda hastalarda anksiyete artisi, heyecan ve korku siktir. Bu duygularla genelde normal olmayan davranislar sergilerler.


Sizofreninin ortaya çikisi degisik sekillerde olabilir. Bazi hastalarda aniden ortaya çikabilecegi gibi çogu hastada sinsice yavas yavas gelisir. Yavas seyir gösteren sizofrenide baslangiçta dikkat toplama güçlügü, toplumsal ilgiyi kaybetme, içine kapanma, kendine bakimda azalma, dini ugrasilarda artma veya kara sevdaya tutulma gibi belirgin olmayan ve ilk bakista sizofreniyi düsündürmeyen belirtiler görülebilir ve siklikla baska psikiyatrik hastaliklarla karistirilir. Bu baslangiç belirtilerinin ardindan birkaç ay veya yil içinde de tüm belirtileri ile hastalik ortaya çikar. Hastalar siklikla garip davranislar ve konusmalar sergilerler.Gerçekte olmayan sesler isitmeye ve hayaller görmeye baslarlar. Bazi hastalarda garip pozisyonlarda uzun süre durma, bazilarinda hiç hareket etmeksizin uzun süre sessiz kalma veya asiri hareketlilik görülebilir. Yavas seyir gösteren sizofreninin yaninda hizli seyir gösteren sizofreni de olabilir. Bu hastalarda ise belirtilerin çogu bir arada aniden ortaya çikar.Bazi hastalarda belirtiler hafif seyrederken bazilarinda siddetli semptomlar olabilir ve bu durumda hastalari kontrol etmek güçlesebilir. Sizofrenide görülen belirtiler iki baslik altinda toplanir: pozitif belirtiler ve negatif belirtiler. Her hastada bu belirtilerin tümü bir arada görülmez.


Sizofreninin tipine göre belirti kümeleri de degisir. Örnegin paranoid sizofrenide süphecilikle ilgili belirtiler baskindir. Paranoid sizofrenlerde sik görülen temalardan bazilari sunlardir: kendisine kötülük yapmak isteyen kisiler veya güçler vardir, bununla ilgili sesler isitmektedir, bu nedenle evde perdeleri kapatip oturmakta, yemek yerken zehirlenme riski oldugunu düsünerek yemegi kendi önünde hazirlatmakta veya kendi yaptigi yemegi yemektedir. Odasina dinleme cihazlari yerlestirilmistir, bu nedenle odasinda temkinli konusmaktadir, esi kendisini aldatmaktadir, v.b. Basit sizofrenide ise toplumsal çekilme, içine kapanma, sosyal aktivitelerde azalma, kendine bakimin düsmesi gibi belirtiler disinda fazla bulgu olmayabilir. Pozitif belirtilerde; süphecilik, isitme varsanilar ve garip davranislar siktir.Hastalarda düsünce ve konusmada kopukluk görülebilir. Konusurken konudan konuya atlama, içerik olarak bir anlam ifade etmeyen sözcükleri birbiri ardina siralama sonucu dinleyenler tarafindan bir anlam ifade etmeyen sözcük salatasi dedigimiz içerigi bos, anlamsiz ve karmasik konusma biçimi görülebilir. Bazende hastalar kendileri kelime uydururlar, bu kelimeler kendilerince bir anlam ifade etmektedir.Aslinda anlamsiz gibi görülen konusmaya dikkat edilirse çokta anlamsiz olmadigi içeriginin oldugu görülebilir. Bu konusma biçimi kisinin çagrisimlarinin hizlanmasi ile ilgilidir. Düsüncede bu hizlanmanin yaninda duraklamalar da görülebilir.


Hastalar konusurken ani duraklamalar, bloklar genelde buna baglidir. Düsünceler genelde çocuksu ve büyüseldir. Hastalarda gerçekle baglantisi olmayan inanislar görülebilir. Bu hastalarda görülen bazi düsüncelere su örnekler verilebilir; telefonlari dinlemekte, insanlar kendisini takip etmekte, herkes düsüncelerini bilmektedir, kötülük yapmak isteyen kisiler vardir, hatta ev içindeki yakinlari bile kötülügünü istemekte ve kendisine zarar vermek için planlar yapmaktadir,televizyondan mesajlar almakta, herkes kendisine manali manali bakmaktadir, iç organlari parçalanmis ve yok olmustur, telepatik güçleri vardir, uzaylilar kendisi ile baglanti kurmaktadir v.b. Gerçekle baglantisi olmayan sesler isitilebilir. Bazen bu sesler bazi komutlar vermekte, alay etmekte veya kötü sözler söylemektedir. Yine gerçekte olmayan hayaller görülür. Garip sekiller, korkunç yaratiklar olabilir. Hastalar bu ses ve görüntülerin gerçekte olup olmadigini ayirt edemez. Çogu zaman bunlardan rahatsiz olurlar ve korkarlar. Bunlari kendi beyinlerinin bir ürünü olarak kabul etmez ve genelde disaridan birileri tarafindan yapildigini düsünürler. Bazen bu seslere yanit verir, konusmaya baslarlar veya görüntüleri takip ederler.Hastalarin bu hareketleri disaridan gözlendiginde kendi kendine konusuyormus veya sabit bir noktaya bakiyormus gibi gelir. Negatif belirtilerde; toplumsal çekilme, içine kapanma, ilgi ve istek azligi,kendine bakimda azalma, konusma ve hareketlerde azalma gibi belirtiler görülür.Duygulanimda azalma görülür. Hastalarin jest ve mimiklerinin azaldigi görülür.Olaylara uygun tepkiler veremezler. Çogu zaman yüzlerine maske giymis gibi tepkisiz bir görünüm sergilerler. Bazen de uygunsuz tepkiler verdikleri görülür, aglanacak


yerde güler veya gülünecek yerde aglayabilirler. Genelde hareketler azalmistir.


Harekete baslama güçlügü görülür. Ileri evrelerde hareketsiz uzun süre durduklari görülebilir. Bu hareketsizligin nedeni siklikla ileri derecede kararsiz kalmakla ilgilidir. Bazen bu uzun süreli hareketsizligin ardindan ani beklenmeyen bir hareketlilik olabilir, hasta yaydan firlamis ok gibi eyleme geçebilir. Hastalar toplumsal olaylara ilgi ve isteklerini genelde kaybederler. Toplumsal çekilme, okul ve ise devam edememe, arkadaslardan uzaklasma, yalniz kalmayi tercih etme sik görülür. Dikkat toplama güçlügü vardir, hastalar bir konuya odaklanamazlar.


Sizofreni hastalarinda saldirganlik sik görülen belirti degildir. Ancak sizofreni belirtileri ortaya çikmadan önce saldirgan kisiligi olanlarda hastalik ortaya çiktiktan sonra saldirganlik görülebilmektedir. Bunun disindaki hastalar genelde içine kapaniktir. Süpheciligi olan hastalar ilaç kullanmiyorlarsa saldirgan olabilirler. Genelde aile içinde veya arkadas ortaminda saldirgan davranislar gösterirler. Yine alkol ve madde bagimliligi olan sizofrenlerde saldirganlik görülebilir. Sizofrenide intihar riski normal topluma göre fazladir. Hastalarin %10’unda intihar girisimi görülebilmektedir. Hangi hastanin intihar edecegini önceden kestirmek genelde güçtür.


Özet Olarak:


Genel görünüm ve disa-vuran davran Hastalarin çogunda belirgin vurdumduymazlik, duygu küntltgü, ilgisizlik, donukluk ve çekingen görünüm vardir.

Konusma ve iliski kurma: Hastada baglantisiz, belli bir hedefi olmayan konusmalar gözlenir. Söylenenlerden belli bir anlam veya belli bir maksat çikarilamayabilir. Bazen cümle içindeki kelimelerin birbiri ile ilgisi olmayabilir (kelime salatasi). Hasta sözlükte olmayan kelimeler kullanabilir (neolojizm). Konusmada düzensizlik, tutukluk, hizlanma, yavaslama, fakirlesme olabilir. Ayni kelimelerin sürekli tekrari mümkündür. Çok konusma veya hiç konusmama (mutizm) gibi degisik belirtiler gözlenebilir. Hastalarla iliski kurmak genellikle çok zordur.

Duygulanim: Duygularda azalma, siglik ve küntlük; ilgi azalmasi, duygusal reaksiyonlarda degiskenlik ve uyumsuzluk gözlenir.

Bilissel yetiler: Bilinç açik, bellek ve yönelim genellikle yerindedir ama önemli algi bozukluklari vardir. Çogunlukla isitme, bazen görme, koku, tad ve temas halüsinasyonlari görülür. Sizofren hastalar bazen kulaklarina gelen seslerin etkisi altinda asiri siddet halleri gösterebilirler.

Düsünce: Düsüncenin biçimi ve akiminda bozukluk görülür. Kelime salatasi ve neolojizme sik rastlanir. Hastalarda gerçege uymayan ve mantikli tartisma ile degistirilemeyen sanrilar (hezeyan) vardir.

Hareket: En sik rastlanan belirtiler agir ilgisizlik, eylem azligi ve toplumdan çekilmedir. Hastalarda yogun bir içe-kapanim (otizm) gözlenir.

Fizik ve fizyolojik belirtiler: Baska bir hastalik yoksa fizik muayene bulgulari normaldir. Hastalarda uyku ve uyku-uyaniklik düzeni çok bozulabilir. Cinsel isteksizlik ve iktidarsizlik sik görülen bir belirtidir.

NEDENLERI:

Olusum mekanizmasi henüz kesin olarak aydinlatilabilmis degildir. Görüsler, "organik" ve "psikososyal" faktörlerin beraber rol oynadigi yönündedir. Artik bilinmektedir ki sizofreni tek tip bir hastalik degildir. Genel kani, genetik faktörlerle belirlenen ve beyindeki dopamin adli maddeyi etkileyen bir mekanizma üzerinde yogunlasmaktadir.

TANI KRITERLERI:

Sizofrenide görülen belirtiler baska psikiyatrik hastaliklarda da görülebilir.

Hiçbir belirti tek basina tani koydurucu degildir. Tani psikiyatri uzmani tarafindan hastanin ruhsal muayenesi, hasta yakinlari ile görüsme ve çogu zaman hastanin klinik izlenmesi sonucu konur.

Sizotipal kisilik bozuklugu, sizoaffektif bozukluk, bipolar duygulanim bozuklugu sizofreni ile siklikla karisan bozukluklardir.


Bazi bedensel hastaliklarin seyri sirasinda da benzer belirtiler görülebilir, bu nedenle ayirici taniyi yapabilmek için fizik muayene ve kan tahlillerinin yapilmasi gerekir.


Alkol ve madde bagimliligi olan veya bazi ilaçlari kullanan kisilerde de benzer belirtiler olabilir. Hastanin öyküsünün alinmasi sirasinda buna dikkat edilmeli ve öyküde bu durumlardan bahsediliyorsa buna yönelik tetkiklerin yapilmasi gerekmektedir.


Özet Olarak:

Sizofreni tanisi koyabilmek için; asagidaki belirtilerden en az ikisinin, en az bir ay süreyle hastada mevcut olmasi gerekir:

Gerçege uymayan sanrilar (hezeyanlar, delüzyonlar),

Isitme, görme, koku, tad ve temas halüsinasyonlari

Konusma bozuklugu, konusmada düzensizlik,

Taskinlik, balmumu esnekligi, karsitçilik, konusmama gibi katatonik davranislar,

Ilgi kaybi, amaçsizlik, yalniz kendiyle olma ve toplumdan çekilme gibi negatif belirtiler.

TÜRLERI:

- Paranoid tip


-Katatonik tip


-Desorganize tip


-Farklilasmamis tip


-Residuel tip.


BASLANGIÇ YASI:


Genellikle 16-25 yas arasinda gorulse de cocukluk yaslarinda ya da 40 yas sonrasi da gorulebilmektedir. Kadinlarda erkeklere gore daha gec yasta baslamaktadir.Baslangic yasi erkeklerde 15-25 arasi, kadinlarda ise 25-35 yas arasindadir.


Hastalarda belirlenen risk faktorleri:


Genel olarak toplumda % 1 oraninda gorulmektedir. Erkek ve kadinlarda esit oranda gorulmektedir. Hastalar arasinda bekarlik yuksek orandadir. Evli ciftlerde ise bosanma orani toplum ortalamalarindan fazla bulunmustur. Kentsel yerlesim alanlarinda daha cok gorulmektedir.


Kalitimin Rolu:


Hastanin anne-babasindan birinde bu hastalik varsa cocuklarda risk % 12 'ye cikarken, her ikisi de hasta ise % 44'e yukselmektedir.


Hastaligin cinsiyete göre belirti farkliliklari:


Kadinlarda kaygi ,depresif belirtiler ve gerginlik on planda iken, erkeklerde negatif belirtiler belirgindir. Kadinlarda cevresinden kuskulanma gibi paranoid konular ve kendine zarar verme on planda iken , erkekler zarari daha cok cevrelerine vermektedir.


Hastaligin Seyri:


Hastalik kadinlarda erkeklere gore, daha az sayida ve surede hastanede yatisa yol acmakta ; hastalik daha az kotulesme donemleri ile seyretmektedir. Kadin hastalar daha az intihar etmekte, evliliklerini erkeklere gore daha fazla surdurebilmektedirler.


Hastalik Kimlerde Daha Iyi Seyretmektedir ?


-Gec baslangic yasi (20 ve sonrasi)


-Yuksek sosyo-ekonomikduzey


-Hastalik oncesi toplumsal iliskileri ve islevselligi iyi olan,isi olanlar.


-Ailede sizofreni hastaligi olmamasi


-Zekanin normal sinirlarda olmasi


-Baslangicin bir olayi izleyerek olmasi


-Yavas yavas degil,aniden baslamasi


-Tedavi icin gecen surenin kisa olmasi


- Duygulanimda silinme ve uygunsuzlugun olmamasi.


Hastalik Nasil Seyretmektedir?


Tedaviye gec baslanmadiginda ,az ve kisa sureli yatislar ile kisinin topluma uyumu saglanabilmekte, hasta toplum icinde bir takim gorev ve sorumluluklar alabilmektedir. Ancak negatif belirtilerin uzun sure devam ettigi hallerde bu sosyallesme ve islevsellik


bozulmaktadir.Bazi sizofren hastalarda gorulebilen kendine bakimda azalma, sagliksiz ortamlarda bulunma ve alkol-madde kullanimlari nedeniyle enfeksiyon hastaliklari daha cok gozlenmekte ve yasami kisaltmaktadir. Sizofrenlerin % 10 kadarinda intihar sonucu olum saptanmistir. Sizofreni hastalarinin bu nedenlerle, diger insanlarla karsilastirildiginda, 10 yil daha az yasam suresine sahip olabilmektedir .


Hastaligin baslangic yasi:


20'li yaslarin basinda ya da ergenlikte baslamaktadir.


Belirgin tekrarlayici davranislari:


Kisiler yineleyici bir sekilde aynaya bakmakta, vucutlarini kontrol etmekte, yakin cevresindekilere bu konunun varligi ve derecesi hakkinda tekrarlayan sorular sormakta ve konu ile ilgili cesitli doktorlara basvurmaktadirlar.

TEDAVI:

Tedavide amaç; hastalarin baskalariyla normal iliskiler kurmasina yardimci olmak, hastayi toplum içinde yasayabilecek hale getirmek ve hastaligi küçük dozlardaki ilaçlar kullanarak kontrol altinda tutabilmektir. Hastalarda genellikle ilaç tedavisi ve psikoterapi birlikte uygulanir.

Akut vakalar hastaneye yatirilmalidir.

Chlorpomazin ve butyrophenon grubu çesitli nöroleptik ilaçlar kullanilabilir. Kronik vakalarda, ilaç almayi reddedenlerde kas içine prolixin kullanilabilir. Durgun olan vakalarda ise thioridazine tercih edilir.

Asiri taskinlik gösterenlerde ve katatonik vakalarda, her gün veya gün asiri elektrosok denenebilir.Ilac tedavisi ve bireysel destekleyici tedavi yanisira grup terapileri hastanin islevselligi ve sosyallesmesini arttirmakta , gidisi olumlu hale getirmektedir.