Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 28 Sayfa bulundu

Konu: psikiyatri

  1. #1
    D/üşüyorum ~
    SiyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart psikiyatri



    Panik Atak

    Insanlarin yasamlarini devam ettirmeleri, tehlikeli durumlardan korunmalari açisindan anksiyete ve stres oldukça önemlidir. Anksiyete kisaca kaygi veya bunalti olarak tarif edilebilir. Anksiyeteli kisi sikintili ve heyecanlidir, aniden kötü bir haber alacak veya kötü bir sey olacakmis gibi hissedebilir. Bu ruhsal belirtilere çarpinti, nefes darligi, terleme, titreme gibi bedensel belirtiler de eslik edebilir.

    Anksiyete normalde tehlikeli durumlarda kisinin kendisini korumasina yardimcidir ve belirli hedeflere ulasmak için zorlayici olmaktadir. Tehlikenin algilanmasi ile dögüs ya da kaç ilkesi uygulanir. Örnegin isirmak amaciyla üzerine kosarak gelen bir köpegi gören kiside ilk tepki köpekten kaçmaktir. Köpegin saldirisi tehlikelidir, bu saldiriya duyarsiz kalmak kisinin yaralanmasina sebep olur. Bu tehlikeyi sezerek korkmak kisinin kendisini koruma mekanizmalarini harekete geçirmek açisindan önemlidir. Benzer sekilde sinava girme kaygisi sayesinde sinavlara daha iyi hazirlanilir. Isinde basarisiz olma kaygisi olan kisiler isini daha dikkatli yaparlar.

    Saglikli kisilerde korku ve kayginin nedeni bellidir. Hastalik durumunda ise nedensiz korku ve kaygi duyulur. Hastalik düzeyinde kaygi tek basina olabilir ve bu anksiyete bozuklugu olarak adlandirilir veya depresyon, alkol-madde bagimliligi, tiroid bezi hastaliklari gibi çesitli bedensel ve ruhsal hastaliklara eslik edebilir.

    Kisinin yasami boyunca anksiyete bozuklugu geçirme orani % 25 dolayindadir. Çogu kisi bu hastaligi doktora basvurmadan kendi basina atlatmaya çalistigi için psikiyatriye basvuranlarin sayisi oldukça düsüktür.

    Ansiyete bozukluklari çesitlidir:

    Panik bozuklugu
    Yaygin anksiyete bozuklugu
    Sosyal fobi ve diger fobiler
    Obsesif kompulsif bozukluk
    Travma sonrasi stres bozuklugu
    1.PANIK BOZUKLUGU (PANIK ATAK)

    Anksiyete belirtileri ataklar halinde gelir. Ataklar genelde 15-30 dakika kadar sürer. Ataklarin sikligi ve siddeti tani açisindan önemlidir. Panik atagin ne zaman gelecegi bilinmez ve bu da kisilerin kaygisini artiran sosyal uyumunu bozan en önemli etmenlerden biridir.

    Genelde gençlik döneminde ortaya çikar. Gerçek nedeni bilinememektedir, ancak siklikla stres yaratan önemli yasam olaylari ile iliskisi vardir (okulu bitirmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak, yeni bir ise baslamak, yakinini kaybetmek, agir hastalik geçirmek gibi).

    Panik atagi sirasinda asagidaki belirtilerden en az dördü bir arada bulunmalidir:

    Çarpinti
    Terleme
    Nefes darligi, boguluyormus gibi hissetme
    Titreme
    Bas dönmesi
    Bulanti
    Yasadiklarinin gerçek olmadigi hissi
    Ates basmasi veya üsüme hissi
    Bedeni uyusuyormus gibi hissetme
    Gögüs agrisi
    Ölüm korkusu
    Aklini yitirme veya çildirma korkusu
    Panik ataklarda yukaridaki belirtiler yaninda asagidaki özellikler de önemlidir:

    Ataklar genelde aniden ortaya çikar, atak ortaya çiktiginda bunu durduracak bir yol yoktur.
    Kayginin siddeti ile yasanilan durum arasinda genelde baglanti yoktur.
    Atak genelde birkaç dakikada geçer, ancak bazen daha uzun süre devam eden ataklar olabilir.
    Ataklarin sikligi kisiye göre degisir, ayda bir iki tane olabilecegi gibi bazilarinda hemen her gün görülebilir veya sik tekrarlayan ataklardan sonra uzun bir süre atak görülmeyebilir. Panik ataklarinin ortaya çikisi belli bir nedene bagli olabilir veya nedensiz olarak kendiliginden ortaya çikabilir. Sadece bas dönmesi ve çarpinti belirtileri ortaya çikiyorsa sinirli belirtileri olan ataktan bahsedilir. Sinirli belirtileri olan ataklar iyilesme sürecinde olabilecegi gibi agir ataklarin öncü belirtileri de olabilir. Panik ataklar panik bozuklugunda görülmesinin yaninda fobiler ve travma sonrasi stres bozuklugunda oldugu gibi diger anksiyete bozukluklarinda da görülebilir.

    Ruhsal belirtilere bedensel belirtilerde eslik ettigi için hastalar genelde bedensel sorun oldugunu düsünür ve öncelikle baska branstan hekimlere basvururlar. Yasadiklarinin ruhsal bir sorun olabilecegini akillarina getirmezler veya kabul etmek istemezler.

    Panik ataklari genelde tehlikeli degildir, ancak kisi kontrolünü yitirdigi duygusuna kapildigi için tedirgindir. Tedavi edilmedigi taktirde ciddi sonuçlar dogurabilir. Panik atagi geçirmis kisilerin en büyük korkusu ayni seyi tekrar yasamaktir. Bu nedenle panik yaratan durumdan uzak durmaya çalisirlar sonuçta fobiler ortaya çikabilir. Bunlarin içinde en önemlisi agorafobidir (açik alan korkusu). Kisiler disariya çiktiginda panik yasayacagi korkusu ile evde kalmayi tercih eder ve bir süre sonra hiç sokaga çikamaz olabilir. Bu durumda yasam kalitesi düser, sosyal aktiviteler ve hobiler için harcanan zaman azalir, kisi kendisini hasta ve diger kisilere bagimli hissetmeye baslar, yalniz basina evde duramaz veya sokaga çikamaz, çalisamaz veya isine gidemez duruma gelebilir. Hastalar panik ataklar sirasinda siklikla acil servislere basvururlar. Zamanla depresyon, alkol-madde bagimliligi ve intihar görülebilir.

    Aslinda bütün bunlarin olmamasi için bir an önce doktora basvurmak önemlidir. Sonuçta panik bozuklugu uygun ilaç tedavisi ile kolayca tedavi edilebilen bir rahatsizliktir.

    PANIK ATAKLARI NEDEN OLUR?

    Gerçek neden bilinememektedir. Neden olan faktörler kisaca biyopsikososyal olarak ifade edilebilir. Bu konuda çesitli teoriler vardir. Bazi arastirmacilar beynin temporal lobunun islev bozuklugu veya hastaligin ögrenme yolu ile gelistirilmis oldugunu ileri sürmektedir. Bazi arastirmalarda ise beyinde nörotransmitter (haberci) dedigimiz maddelerin düzenlenmesi ve islevlerinde bozukluk oldugu öne sürülmektedir.

    Stresli yasam olaylari panik ataklarin ortaya çikisini tetiklemektedir. Yakin dönemde kayip yasamis veya yakinlarindan, isinden veya bulundugu çevreden ayrilmis kisilerde yasamlarindaki bu degisikliklerle panik ataklarinin baslangici arasinda iliski oldugu gösterilmistir. Arastirmacilara göre stresli yasam olayi kisinin direncini düsürmekte ve bu dönem hastaligin ortaya çikisini kolaylastirmaktadir.

    Ailesel yatkinlik vardir. Panik hastalarinin yakinlarinda panik ataklar ve depresyon gibi baska ruhsal bozukluklar siktir. Hastalik genelde 25 yasindan önce baslar. Kadinlarda erkeklere göre iki kat daha fazladir. Çocuklarda da görülebilmektedir.

    Kafeinli gidalar ve kokain gibi uyaricilar atagi ortaya çikarmaktadir.

    Panik ataklar panik bozuklugunda oldugu gibi tek basina ortaya çikabildigi gibi kalp hastaliklari, solunum yolu ve endokrin hastaliklar gibi çesitli bedensel hastaliklara da eslik edebilir veya alkol madde bagimliligi ile birlikte görülebilir.

    PANIK BOZUKLUGU VE PANIK ATAKLAR NASIL TEDAVI EDILIR?

    Yapilan arastirmalar panik atak geçiren kisilerin psikiyatriye basvurmadan önce ortalama 10 ayri doktora basvurdugunu göstermistir. Bu hastalarin panik atagi geçirdigi genelde anlasilamamakta ve bu nedenle yanlis tani ve tedavi sik olmaktadir. Panik ataklar siklikla kalp krizi ile karistirilmaktadir. Bu hastalar atak sirasinda siklikla “kalp krizi geçiriyorum” kaygisi ile acil servise basvururlar. Ayni sekilde ataklar kalp hastaligi ile karistirilip buna yönelik tedavi baslanabilmektedir.

    Bu nedenle dogru tani konmasi önemlidir. Dogru tani koyabilmek için ayrintili fizik muayene, ruhsal muayene yapilmali, nörolojik, endokrin, kalp ve solunum sistemi hastaliklari arastirilmalidir. Bedensel bir hastaligin ortaya çikmasi panik atak olmadigini göstermez. Bazi bedensel hastaliklara panik ataklar da eslik ediyor olabilir. Bu durumda yine panik ataklari önlemeye yönelik tedavi baslanmalidir.

    Panik bozuklugunun en uygun tedavisi ilaç kullaniminin yaninda bilissel ve davranisçi terapi tekniklerinin kullanilmasidir. Gevseme egzersizlerinin de hastaya ögretilmesi faydali olabilir. Panik ataklari sirasinda ilaç kullaniminin pek faydasi olmaz. Uygun doz ve uygun süre ilaç kullanimi ile ataklarin tekrarlamasi önlenir. Yine diger terapi yöntemlerinde amaç ataklarin tekrarini önlemektir.

    Panik atagini uyaran gidalardan uzak durulmasi, uyku ve yeme aliskanliklarinin düzenlenmesi ataklari önlemeye yardimcidir

  2. #2
    D/üşüyorum ~
    SiyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Renklerle Terapi

    Renk Nedir?
    Insanoglu, kendini bildigi günden bugüne, renk hadisesine ne yazik ki bir kullanim araci veya obje olarak bakmis, ne güzel kirmizi döpiyes veya sari kazak deyip geçmistir. Ilerici görüs, hissedis sahipleri (empresyonistler) rengin farkliligini hissederek çalismalar yapmislardir. Hepsinin yola çikis tarzi önce isik sistemidir. Renk ve isik, Spektrumun radyan bir enerjisi veya en düsük elektromanyetik alani olarak kabul edilir. Beyaz isik bütün dalga uzakliklarinin karismasindan meydana gelen Spektrumun görünüsü ile orantilidir.

    Renk göz ile yakalanan bir isik tesiridir. Isigin esya üzerine çarpmasiyla, yansiyan isinlardan gözümüzde meydana gelen duyumlarin her birine "renk" denir. Renk anlami; isik, göz ve beyinle idrak edilir. Bu sebeple renk anlami üç sistemde ele alinmalidir.
    a- Psikolojik sistemde renk: Beynimizde uyanan bir durumdur. Mavi duyum gibi.
    b- Fizyolojik sistemde renk: Çesitli isik cinslerinin göz retinasi üzerinde, sinirler vasitasiyla meydana getirilen, fizyolojik olaydir. Isigin görünüs hadisesi fizyolojiktir. Renk ise bizdedir. Renk bir duygudur. Yasayan varliklarin sinir sistemlerinde mevcuttur.
    c- Fiziksel sistemde renk: (Isikla spektrum ile) Ölçülerle ve rakamlarla genis olarak belirtilen bir olaydir. Isigin hangi dalga uzunlugunu hangi oranda bulundurdugu esastir. Fizik bakimindan renk türü titresimde isik dalgalarindan ibarettir. Bu isik - renk dalgalari degisik uzunluktadirlar. Kirmizinin en kisa, morun en uzun oldugu gibi.

    Rengin Tarihçesi:
    Insani insan kilan her deger dümdüz bir cam levha gibidir. Öyle ki her birinin içinden insani insan kilan o isik geçer. Rengarenk levhalar parlak günesin altinda parildar ve binbir çesitte renk verirler. Yine de insani insan kilan isik tektir.

    Renklerin psikolojik ve fizyolojik etkileri dalinda renkler ve kisilik gelisimi dallarinda arastirmalar yapan Living Colour (canli renkler) organizasyonunu kuran (1984) Howard Sun, çalismalarini Theophilus Helidor Gimbel'le yogunlastirdi. 1983 yilinda renk terapisti unvanini aldi. Insanlarin ruhsal ve insani psikolojileri konusunda tam bir deneyim kazandi. Insanlarin kisisel, fiziksel ve ruhsal dünyalari konusunda uzun ve yorucu arastirmalar yapti. Grup terapileri ile sistemin dogrulugunu insanlara aktardi. Renk analiz uzmanligini esi Dorothy Sun ile fevkalade gelistiren Howard Sun 1984 yilinda esi ile birlikte Ingiltere'nin ilk resmi terapi merkezini açti. Bu çalisma Ingiltere'de büyük ilgi gördü. Insanlar renkler ile kisilik ve iç dünyalarinin kesfine basladilar.

    Renk Bilimi Nasil Dogdu?
    Ingiliz fizikçi Isaac Newton (1642 - 1727) 1670'de günes isigini elmas bir prizmadan geçirerek, renkleri ayirmayi basarmistir. Bir odayi kararttiktan sonra günes isiginin ince bir delikten odaya girmesini saglamis, bu isigin önüne bir prizma koyarak parçalanis halini, tipki gökkusaginda oldugu gibi yedi rengi yukaridan asagiya dogru bir perdeye aksettirmeyi saglamistir. Günes isigini meydana getiren yedi rengin (renk tayfinin) görkemi, gizemi bugün üzerinde birçok incelemeler yapilan son derece olumlu sonuçlar alinan çalismalari ve arastirmalari beraberinde getirmis, Renk Bilimi'ni bir bilim dali olarak ortaya koymustur.

    Newton'dan sonra, Chevreul, Helmhotz, Young gibi fizikçiler ve de kimyagerler bu proje üzerine yogunlasarak çalismalarini hizlandirmislardir. Newton beyaz perde üzerindeki renklerin bir sira teskil etmesine Spektrum Solaers (Günes Tayfi) adini verdi. Spektrumun zaman zaman degisen, günesin hararet derecesine göre renklenen renk tayfinda asagidaki renkleri görürüz ve bütün renkler beyaz isiktan dogar:
    Kirmizi, Turuncu, Sari, Yesil, Mavi, Lacivert, Çivit Mavi, Menekse Moru

    Sari, kirmizi ve mavi renklere; Esas Renkler veya Meydana Getirilemeyen Renkler adi verilir.
    Yesil, turuncu ve mor renkler ise esas renklerin ikiserli karisimindan meydana gelirler.

    Örnegin:
    Sari + kirmizi = turuncu
    Sari + mavi = yesil
    Mavi + kirmizi = mor

    Böylelikle ortaya konan bu renk seridine Spektre - Solaire denir. Göz alisimi ile idrak edilen, bütün yasami ve varlik dünyasina renk veren renk, renkler ve bu olusumdan duyarliliga; renk tesiri (sansation) denir.

    Rengi görmeden duyarlilikla da hissetmek mümkündür. Bir örnek olarak bahsedecegim uygulamayi deneyebilirsiniz. Kendinize bir kirmizi ve bir de mavi kart hazirlayin. Gözlerinizi kapatarak hangi kartin hangi renk oldugunu bilmeden dizlerinizin üzerine yerlestirin. Yine gözleriniz kapali ellerinizi kartlarin üzerine yaklastirin konsantre olarak bir süre o sekilde durun. Belirli bir süre sonra kirmizi karttan sicak bir esinti mavi karttan ise daha serin bir esinti hissedeceksiniz. Kirmizi sicak renk grubunda, mavi ise soguk renk grubundadir ve bu enerjilerine aynen yansir.

    Yine benzer bir deneyle herhangi bir rengin komplamanterini yani tamamlayicisini bulmak bilimsel açidan mümkündür. Daire seklindeki bir kartonun yarisini yesile boyayin. Diger yarisi ise beyaz kalsin. Bu daireyi hizla kendi etrafinda döndürürsek bir süre sonra beyaz kismini pembe olarak görmeye baslayacaksiniz. Çünkü yesilin komplamanteri pembedir. Hatta beyaz kismi pembe olarak boyayip ayni deneyi yapsak bir süre sonra kartonun beyaz renk alacagini görecektik. Tüm bunlardan varilan sonuç sudur ki renk bir enerjidir ve renk bilimi pozitif bir bilimdir.

    Gözün Rengi Algilamasi:
    Göz ve Görme:
    Insanda en gelismis organ gözdür. Gözün bir bölümü olan retina bazi bilim çevrelerince beynin bir uzantisi olarak degerlendirilir. Ayni zamanda göz, optik bir organdir. Bir dizi karmasik islemden geçirilen görsel uyarim beyinde belirtilerek görme saglanmis olur. Görme olayinin asamalarini asagidaki gibi siralayabiliriz:
    a- Isik ve nesneler
    b- Görme olayi ve göz
    c- Gözün fizyolojik yapisi
    d- Beyinde tamamlanan görsel uyarim

    a- Isik ve Nesneler: Görme olayinin en önemli elemani isiktir. Görmek için az veya çok, isiga ihtiyaç duyariz. Bazen ay isigi bile yeterli olurken renkli görüntüyü elde edebilmemiz için daha fazla isik gücüne ihtiyaç duyariz. Görme olayini saglayan göz, isik uyarimlarini belirli islemlerden geçirerek algilamayi saglar. Göz için isigi degerlendiren temel sistem deyimini de kullanabiliriz.

    b- Görme olayi ve göz: Görsel algilama isik uyariminin karmasik islemler ile degerlendirilmesidir. Gözde isiga duyarli alici bir tabakanin varligi esastir. Göz bebegi ise küçülüp büyüyerek isik alimini ayarlar. Isik uyumlarini toplayan sinir lifleri tüm uyarimlari düzenleyerek, görme siniri denilen ileticiyle beyne gönderir. Beyinde ise bütün veriler normal bir isleyisle degerlendirilir. Sonucunda olusan ise görsel algilamadir.

    c- Gözün fizyolojik yapisi: Insan için en gelismis organlardan biri göz demistik. Küreye benzeyen yapisini da dikkate aldigimizda kafatasinin içerisinde çok özel bir yerlesim mimarisi meydana gelmistir. Göz kaslari ile de siki baglanti içindedir. Göz kapaklari ise birçok fonksiyonunun yani sira koruyucu özelliktedir.

    Son derece karmasik sekilde çalisan göz, iç içe üç tabakadan meydana gelir. Göz aki (cornea), Renkli tabaka (koroit) ve Agsi tabaka (retina)

    En dista bulunan göz aki, sert ve tümüyle saydam olup gözün ön kismindadir. Bu tabakadan dolayi göz küresinin önünde kabariklik meydana gelir. Gözün disa baglantisi bu bölümde meydana gelir. Isigin bir mercek gibi kirildigi kisim burasidir. Renkli tabakada ise kan damarlari bulunur. Iris bu bölümde bulunmaktadir. Irisin görevi göz bebeginin büyüyüp küçülmesini saglamaktir. Yani yeterlilige göre isik miktarini ayarlamaktir. Agsi tabakada ise göz merceginden çikan iplikçikler, retinayi bir ag gibi sarar. Bu yüzden agsi tabaka gözün iç bölümünde kiracidir. Seklinden ötürü konik ve çubuk hücreler denilen isiga duyarli alici sinirler ile donatilmistir. Konik hücreler, renklere karsi duyarli iken renkleri algilayip görmeye yönelik görev yaparlar. Belirgin bir isik sistemi bu sinirlerin görev yapmasi için önem tasir. Isik olmadigi zaman bu sinirlerin görev yapma olanagi yoktur.

    Kirmizi, yesil ve maviyi ortaya koyan üç tip konik hücre vardir. Isigin yetersiz oldugu durumlarda ise çubuk hücreler devreye girer. Bu hücreler gece görme olanagimizi saglar. Ne var ki bu çubuk hücreler ile gece ay isiginda görmemiz mümkünken renkleri göremeyiz. Isik arttiginda konik hücreler devreye girer ve renkleri algilamaya baslariz. Bazi hayvanlarda konik hücrelerin olmamasi ve renkleri algilayamamalari buna örnektir.

    d- Beyinde tamamlanan görsel uyarim: Beyine giden görüntü degerlendirilir. Hafizadaki görüntüler ile karsilastirilir. Yorumlanir. Ayrica beyine kadar gelen ters görüntü düzeltilerek algilanir. Sonuçta görme saglanmis olur.

    Renginiz, Sevginiz Açik ve Aydinlik olsun derken kendinden emin, agir ve istikrarli olusan ve büyüyen 'RENK KARDESLIGI' ile tanismanizi ve renkle iyi gelecegi,sevgiyi, mutlulugu, sagligi hatta uzun ömrü yakalamanizi öneririm.

    RENK KARDESLIGI SIZI ÇAGIRIYOR!

  3. #3
    D/üşüyorum ~
    SiyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Otizm nedir??

    Çocuk dendiginde aklimiza nese, canlilik, bitmek ve tükenmek bilmeyen bir enerji gelir. Genellikle çevremizde bu tip çocuklarla karsilasir ve onlarin oyun ve hayal dünyalarini hayretler içinde seyrederiz.. Aslinda çocuklari sevimli ve cana yakin yapan bu özellikleridir. Ancak çevresinde olup bitenlere karsi ilgisiz , dis dünya ile adeta bagini koparmis, kendi dünyasinda yasamaya çalisan çocuklar da vardir. Bu çocuklarin en belirgin özellikleri sosyal iliski kurmadaki yasadiklari güçlüklerdir. Bu nedenle bebeklik dönemi sonrasi toplum içinde bu çocuklari hemen fark edebilirsiniz. Etraflarinda örülü o kalin duvari asmak hatta bir pencere olsun açabilmek için hayli zorlanacaginiz bu çocuklara otistik çocuklar denmektedir.

    Yeni dogan her bebek yasamin ilk günlerinde dogal otistik bir dönem geçirir.Yani çevresindeki insan ve esyalara karsi ilgisiz ve disaridan gelen uyarilara karsi tepkisizdir. Ancak normal gelisim sürecinde bu dönem bir kaç hafta kadar devam eder ve giderek çocuk dis dünyaya açilmaya ve çevresiyle ve özellikle insanlarla ilgilenmeye ve iliskiye girmeye baslar. Otistik çocuklarin çogu normal sayilan ve çok kisa süren bu dönemi bir türlü asamaz ve disa açilamazlar. Karsisina anne geldiginde kimse yokmus gibi tepkisiz kalan ve adeta bir gülücügü dahi esirgeyen bu çocuklar dikkatli bir gözlemci tarafindan hemen fark edilebilirler.

    Hastaligin Belirtileri:

    Genellikle bebekligin ilk iki yili içinde otizme ait belirtilerin baslamasi beklenir. Nadiren bu belirtiler daha geç yasta da baslayabilir. Otizm belirtileri çocugun yasina ve gelisim düzeyine göre çok farkliliklar gösterebilir. Bebekligin ilk dönemlerinde annelerin ilk fark ettikleri çocuklarinin diger çocuklara nazaran daha az güldükleridir. Annenin bedensel temasi, çocugunu kucaklamasi ve öpmesi her çocugun arzuladigi bir islev olmasina karsin bu çocuklari rahatsiz eder. Adeta sevilmekten hoslanmazlar ve tepki gösterirler. Ana babanin seslenmesine karsi yanit vermemeleri nedeniyle çogu aile çocuklarinin sagir oldugunu dahi düsünebilir. Çevredeki insanlarin görünümleri, giysileri dikkatlerini çekmez. disaridan izlendiginde adeta odada kimse yokmus gibi davranirlar. Insanlarla göz göze gelmekten kaçarlar. Yalnizligi severler ve yalniz birakilmaya tepki göstermezler. Normalde çocuklar uyumadiklari dönemlerde yatakta kalmak istemez anneden ilgi beklerler. Ancak bu çocuklar uyumadiklari halde saatlerce yatakta sessizce kalabilirler. Ilk dönemlerde anne ve babayi diger insanlardan ayirmakta güçlük çekmelerine karsin yaslari ilerledikçe anne babaya bagliliklari asiri derecede artabilir ve ayrildiklarinda yogun sikinti yasayabilirler.

    Otistik çocuklar en çok konusma gecikmesi sikayeti ile hekime getirilirler. Bedensel gelisimi yasina uygun olan çocugun konusmasi yasitlarina göre oldukça geridir. 5 yasina geldiklerinde ancak % 50 si tek kelimelerle konusabilir. Konusmayi iliski kurmaktan çok ihtiyaçlarin giderilmesi için kullanirlar. Bir kismi ise ileri yaslarda dahi konusamaz ya da konustuklari anlasilamaz. Konusmanin geriligi yaninda bu çocuklarda söylenen sözcükleri tekrarlama ve kelime uydurma gibi konusma bozukluklari görülebilir. Konusmadaki bütün bu gerilik ve bozukluklar çocugun iliski kurmadaki zorlugunu bir kat daha artirir.

    Her yas çocugu kendi yasitlariyla oynamaktan hoslanir. Yasitlariyla bir araya geldiginde onlarla ilgilenir ve oyun kurmaya çalisir. Otistik çocuklar ise hep yalniz olmayi tercih eder, çocuklarin içine karismaz, hep bir kösede yalniz basina oynarlar. Kendi özel davranis biçimleri ile diger çocuklardan hemen ayirt edilebilirler. Örnegin kendi etraflarinda defalarca dönme, tek ayak üzerinde ziplama ve odanin içinde bir köseden digerine kosma gibi amaçsizca tekrarlanan hareketleri vardir. El çirpma, tüm bedeni sallama gibi olagan disi beden hareketleri dikkat çekicidir. Ilgi alanlarinin kisitliligi nedeniyle belirli oyuncaklariyla hep ayni biçimde ve tekrar tekrar oynarlar. Evde bulunan bazi nesnelere asiri ilgi gösterebilirler. Mekanik aletlere ve dönen nesnelere ilgileri büyüktür. Bazi nesnelere karsi duygusal olmayan ve bize göre anlamsiz asiri bagliliklari vardir. Bir parça sicim ya da gazoz kapagi onlar için vazgeçilmez birer nesne olabilir. Yasam içindeki olagan degisimlere karsi direnç gösterirler. Ev içinde bir esyanin yerinin degismesine izin vermez, eve alinan yeni bir esyayi kullanmak istemezler. Degisime karsi bu direnç ailenin hayatinda kisitlamalara neden olacak derecede rahatsizlik verici olabilir.

    Tepkileri ani ve yersiz olabilir. Öfke patlamalari, kendine zarar verici davranislar ya da uygunsuz sevinç nöbetleri gözlenebilir. Yas ilerledikçe çocugun çevresiyle aktif iliskiye girmesi artabilir ancak sinir koyamama gibi uygunsuz davranislar devam eder. Daha ileri yaslarda zekasi normal olan çocuklarda önceden olan olaylari detayli hatirlama ve akilda tutmalar görülebilir. Müzik, hafizada tutma ve okuma gibi bazi özel alanlarda garip ve akil almaz becerileri olabilir.

    Otistik çocuklarin aile tarafindan hekime ilk getirilme nedeni genellikle konusmalarindaki gecikmedir. Oysa daha ilk yil içinde çocugun dis dünyaya kapaliligi ilgili bir anne tarafindan fark edilebilir. Kendisi ile dis dünya arasinda kalin bir duvar olan bu çocuklar annelerinin gösterdigi sevgi ve ilgiye adeta kayitsiz kalirlar. Bir annenin bunu fark etmemesi mümkün degildir. Ancak çocuguna karsi ilgisiz ve sevgisini gösteremeyen anneler bu bozuk gidisi anlamayabilirler.

    Otistik çocuklarin bir çogunda zeka düzeyi normalin altindadir. Bu çocugun genel olarak islevselligini azaltan bir faktördür. Yapilan arastirmalar otizmin toplumda yaklasik 10.000 çocuktan 4 ünde görüldügünü göstermistir. Erkek çocuklarda kizlara oranla 4-5 kat daha fazla siklikta görülür. Otistik çocuklarin kardeslerinde bu hastaligin görülme sikligi normal çocuklara oranla daha fazladir

    Otizmin Nedenleri

    Otizmin gelisimsel bir hastalik oldugu düsünülmekte ve nedeni konusunda arastirmalar hala devam etmektedir. Birlikte zeka geriligi ve epilepsi nöbetlerinin sik bulunmasi biyolojik nedenlerin daha ön planda oldugunu göstermesi açisindan dikkat çekicidir. Kardesler ve ikizler üzerinde yapilan arastirmalar genetik faktörlerin önemli oldugunu düsündürmektedir. Uzun yillar otizmin nedeni olarak anne bebek arasindaki iletisimsizlik konu edilmis ve bu çocuklarin annelerine çocukla duygusal iliski kurmada yetersizliklerini anlatmak için buzdolabi anne yakistirmasi yapilmistir. Ancak daha sonra ayni anne babadan dogma diger çocuklarda benzer sorunlarin olmamasi ve tüm otistik çocuklarin annelerinin de buzdolabi anne modeline uymamasi bu görüsü destekleyen verilerin yetersiz kaldigi fikrini dogurmustur. Otizmin ensefalit, frajil x sendromu, fenilketonüri ve dogumsal kizamikçik enfeksiyonu gibi bazi tibbi durumlarla birlikte de daha sik görülebilmesi ve bu çocuklarin yaklasik % 25 inde epilepsi nöbetlerin de bulunmasi nedeni nörobiyolojik alanda arama zorunlulugunu gündeme getirmistir.

    Otizmin Tedavisi

    Nedenin kesin olarak bilinememesi tedavi yaklasimlarini sinirlamaktadir. Surasi unutulmamalidir ki otizm tedavisinin ilk ve en önemli asamasi ailenin hastalik hakkinda bilgi sahibi olmasidir. Çünkü tedavi içinde aile aktif olarak rol almalidir. Bunun için tedavi ekibi ile isbirligi yapmak zorundadirlar. Gerginligini üzerinden atamamis, sabirsiz ve beklentisi yüksek olan ailelerin tedaviyi sürdürebilmeleri imkansizdir. Hastaliga özgü bir ilaç henüz yoktur. Ancak kendine ya da etrafina zarar veren, huzursuz, uykusuz, asiri hareketli çocuklara bazi ilaçlar kullanilmaktadir. Su anda asil olarak üzerinde durulan çocuklari otistik halden çikarmaya yönelik davranis ve egitim programlaridir. Burada amaç çocugun sosyallesmesini ve iliski kurabilmesini saglamaktir. Çocugun zeka düzeyine göre konusma ve okuma yazma egitimi verilebilir. Bu çabalarin asil amaci çocugun dis dünyaya uyumunu saglamaktir. Bu programlarin yetkili ve ehliyetli insanlarin katkisiyla sürdürülmesi gerekir. Kisa vadede sonuç beklemek dogru olmaz. Tedaviden alinacak sonuç çocugun zeka düzeyi ile yakindan ilgilidir. Zeka düzeyi düsük , konusmasi geri çocuklarin tedaviden yararlanma oranlari oldukça düsüktür. Otistik çocuklarin ancak % 10 u ileriki yasamlarinda baskalarina muhtaç olmadan yasamlarini sürdürebilirken büyük kismi yardimsiz ve bagimsiz yasayamaz.

    Otistik Çocuklarda Dikkat Çekici Bazi Özellikler: Kendisini çevresinden uzaklastirma ve kendi dünyasinda yasama Cansiz nesnelere insanlardan daha fazla ilgi gösterme Sebepsiz gülümseme, gülme ve aglamalar Söylenen sözleri anlamsizca tekrarlama Konusmasi yasitlarina göre gerilik Cümle içinde kelimelerin yerlerini yanlis kullanma Anlamsiz yeni kelimeler uydurma Göz göze gelmekten israrla kaçinma Kucaga alinmayi beklememe Degisikliklerden kaçinma Arka arkaya anlamsizca bazi hareketlerin tekrari Hafiza, müzik ve okuma gibi alanlarda garip becerilerinin olmasi Kendine zarar verici hareketler Dis uyaranlara (isik , ses gibi ) anormal cevap verme Belli nesnelere asiri baglanma (ip parçasi, gazoz kapagi gibi) Diger çocuklarla iliskiye girememe Asiri korkulu ve tedirgin bir hal içinde olma

  4. #4
    D/üşüyorum ~
    SiyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    özel egitim..


    Özel Egitim ve Farkli Gelisenler
    Kisiler arasinda çok çesitli bireysel farkliliklar vardir. Fiziksel yapisindan, yapabildikleri ve gelisimi açisindan söz konusu bu ayricaliklara, çevresel ve kültürel etmeleri de ekleyecek olursak , her bireyin kendine has bir varlik oldugunu görürüz. Tabi ki bu ayricaliklarin hepsi ögrenim ve egitim açisindan ayni oranda önemli degildir. Bizim egitim sistemimize göre milli egitimin egitim ögretim imkanlarindan yararlanabilen çocuklar normal olarak kabul edilirse, bedensel, zihinsel, görme, isitsel bazi davranis bozukluklari gösteren ve egitim sisteminden yararlanamayanlar ise farkli gelisen ayricalikli çocuklardir.

    SINIFLANDIRMA

    1 - BEDEN GELISIMI VE ÖZELLIKLERI AÇISINDAN FARKLILIK GÖSTERENLER

    · Görme özürlüler, isitme özürlüler, halk arasinda yaygin olarak spastik diye adlandirilan beyin felci olanlar, sara gibi öncelikle beyin ve sinir sistemi ile iliskili olan özürler.
    · Dogustan ya da sonradan sonradan edinilmis iskelet yapisi hastalik ve sakatliklari olan topallik, çolaklik, kanburluk, kemik veremi ve benzerleri bu alt kümeye girer.
    · Uzun süreli bakim ve tedaviyi gerektiren hastaliklari olanlar. Kalp ve dolasim bozuklugu olanlar, verem gibi solunum hastaliklari, diabetikler bunlara örnektir.
    · Çesitli konusma bozukluklari

    2 - ZIHINSEL GELISIMLERI AÇISINDAN AYRICALIK GÖSTERENLER

    · Zeka geriligi olanlar
    · Üstün zekali, dahi olanlar
    · Zeka bölümleri normalin üstünde olan " müzik, resim, fen bilimleri, matematik " gibi bir ögrenim alaninda üstün özel yetenekli olanlar.

    3 - DAVRANIS VE UYUM AÇISINDAN AYRICALIK GÖSTERENLER

    · Korunmaya muhtaç olanlar ve sokak çocuklari
    · Suça yönelmis veya suçlu durumuna girmis olanlar
    · Hareketli ya da davranissal bozukluklari olanlar

    4 - ÖGRENME AÇISINDAN AYRICALIK GÖSTERENLER

    · Okuma, yazma, hesaplama gibi temel ögrenim dallarinin birinde, çesitli nedenler yüzünden ögrenme zorlugu olanlardir.

    5 - BIRDEN FAZLA AYRICALIGI OLAN ÇOCUKLAR

    · Bu grupta kisi hem sagir, hem kör olabilir. Hem zihinsel geriligi, hem hiperaktivitesi olabilir

    Otizm
    Otistik çocuklarin ayri bir grup olarak siniflandirilmasi ilk kez 1943 yilinda, Amerikali bir çocuk psikiyatristi olan Leo Kanner tarafindan yapilmistir. Otizm kelimesi Yunanca “kendi” anlamina gelen “autos” kelimesinden gelmektedir. Kanner bu ismi, otistik çocuklarin kendi içlerine kapanik görünmesi ve diger insanlara ilgi göstermemeleri, onlarla iliski kuramamalari nedeni ile kullanmistir.

    GENEL BILGILER

    Otizm, genellikle yasamin ilk üç yili içinde ortaya çikan ve yasam boyu devam eden bir özürlülük durumudur. Otizmin, beyin yapi ve fonksiyonlarindaki bozukluklarla birlikte olduguna dair güçlü bulgular mevcuttur. Otistik kisilerde iletisim ve sosyal etkilesim siddetli bozukluk gösterir. Gelismede bir uyumsuzluk vardir, öyle ki, müzik veya matematik gibi sinirli alanlarda yetenekli olabilirken, diger yandan günlük yasamla ilgili basit becerilerde eksiklikler mevcuttur.
    Birçok otistikse zeka özürü veya epilepsi gibi diger bozukluklar vardir. Bazi bebekler bebekliklerinin erken döneminde otizm semptomlari gösterirler. Otistik kisileri tanimlamak için kullanilan birçok davranis özellikleri vardir. Genellikle, hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü yoktur ve genellikle hepsi ayni zamanda görülmez. Amerikan Otizm Dernegi’nin kriterlerine göre, bir çocukta asagidaki listedeki semptomlarin en az yarisi varsa, otistik olarak teshis edilebilir.

    1) Diger çocuklarla iliski kurmada güçlük
    2) Isitmiyormus gibi davranma
    3) Ögrenmeye direnç gösterme
    4) Gerçek tehlikelerden korkmama
    5) Günlük hayattaki degisikliklere direnç gösterme
    6) Ihtiyaçlarina jestlerle isaret etme
    7) Yersiz gülme veya kikirdama
    8) Kucaklanmaktan hoslanmama ve karsi koyma
    9) Bariz fiziksel asiri hareketlilik
    10)Göz temasindan kaçinma
    11)Cisimleri çevirme, döndürme
    12)Cisimlere alisilmadik baglilik
    13)Tekrarlanan tekdüze oyun
    14)Topluma katilmama

    Otizmin rastlanma sikligi, teshis kriterlerine göre 10.000 dogumda 5 ile 15 olarak tanimlanmistir. Bu da hemen hemen görme veya isitme özürlülerin sayisina esittir. Örnegin klasik “otizm” veya Kanner sendromu 10.000 dogumda 5’tir. Insidans otistik benzeri davranislari olan digerlerinin de eklenmesiyle artar. Otizm erkek çocuklarda kizlara oranla 4 kat fazladir ve genellikle 3 yasindan önce ortaya çikar. Otizmin tek bir sebebi olmadigindan, bir hastalik olarak tanimlanamaz. Otizm, bir sendrom olup, atipik davranis özelliklerinin bir karisimi ile kendisini gösterir.
    Otizmin çok sayida bilinen ve süphelenilen sebepleri vardir. Arastirmalar bazi otizm formlarindan güçlü bir genetik komponent olabilecegini göstermektedir. Bir ailede birkaç otistige birden rastlanmasi oldukça nadir olmasina ragmen, birçok böyle aile bulunmustur. Bir ailede bes otistik çocugun tesbit edildigi dahi olmustur. Fragile X sendromu ile otizm formu vardir.
    Bazi virüs infeksiyonlarindan sonra otistik davranislar görülür. Bu, özellikle gebeliklerinde kizamikçik ve sitomegalovirüs infeksiyonu geçiren annelerin çocuklarinda görülür. Çok erken bebeklik dönemindeki siddetli infeksiyonlarin da otizm ile iliskisi vardir.
    Otizmin, psikojen sebeplere bagli, anne-baba problemleri ile iliskili olduguna dair geçerliligini yitirmis çok sayida literatür hala bulunabildigi halde, bu teorilerin yanlis oldugunu bugün biliyoruz. Otizmin, bilinen psikolojik sebepleri yoktur. Anne-babalarin kisilik yapilarinin da saglikli çocuklarinkinden farklilik göstermedigi saptanmistir.
    Erken çocukluk otizmi kronik bir seyre sahiptir. Henüz kesin tedavisi yoktur.
    Özel metodlarla, uzman kisilerce sosyal ve temel beceriler (giyim, yemek yeme) verilebilmektedir. Bazilari da okuma, yazma, matematik, el becerileri ögrenebilirler.
    Prognoz konusunda, önemli göstergeler 5 ile 6. yaslardaki zeka ve konusma gelisimidir. Bu sürede çocuklarin konusmalari ve zeka gelisimleri iyi ise, iletisimi kurmaya yetebilecek dil kullanimi varsa, ayni sekilde olumlu bir prognoz söz konusudur.
    Otistik her 100 çocuktan 5 ile 10’u eriskinler gibi yardimsiz yasamini sürdürebilecektir, 25 ile 30’u iyi bir gelisme gösterebilecektir fakat hala destek ve süpervizyona gereksinimleri olacaktir. Geriye kalanlarin ileri derecede özürlü ve bagimli olarak kalmalari söz konusudur.

  5. #5
    D/üşüyorum ~
    SiyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Kisilik Bozukluklari


    Kisilik Bozukluklari
    DSM IV'de kisilik bozuklugu söyle tanimlanmistir. Kisinin içinde yasadigi toplumdan önemli ölçüde sapmalar gösteren, sürekli bir davranis biçimidir; yaygindir ve esnekligi yoktur. Ergenlik ya da genç eriskinlik yillarinda baslar, zamanla kalici olur. Sikintiya ve islevsellikte bozulmaya yol açar.

    DSM IV, onbir tane kisilik bozuklugu tanimlamistir.

    1- Paranoid Kisilik Bozuklugu
    Baskalarinin davranislarinin kötü niyetli yorumlanmasi, kuskucu düsünce biçimi. (Bakiniz Paranoid Kisilik Bozuklugu)

    2- Sizoid Kisilik Bozuklugu
    Toplumsal iliskilerden kopma, duygulari göstermede bir kisirlik ve siglik yasama. (Bakiniz Sizoid Kisilik Bozuklugu)

    3- Sizodipal Kisilik Bozuklugu
    Yakin iliskilerde birden bir rahatsizlik yasama, bilissel ve algisal çarpikliklar ve siradisi acayip davranislar. (Bakiniz Sizodipal Kisilik Bozuklugu)

    4- Antisosyal Kisilik Bozuklugu
    Baskalarinin haklarini görmezlikten gelme ve baskalarinin haklarina saldirma. (Bakiniz Antisosyal Kisilik Bozuklugu)

    5- Borderline (Sinir) Kisilik Bozuklugu
    Kisilerarasi iliskilerde, benlik algisinda ve duygulanimlarda tutarsizlik, dürtüsel davranma. (Bakiniz Borderline Kisilik Bozuklugu)

    6- Histerionik Kisilik Bozuklugu
    Asiri duygusallik ve sürekli ilgi çekme arayisi. (Bakiniz Histerionik Kisilik Bozuklugu)

    7- Narsisistik Kisilik Bozuklugu
    Büyüklük duygulari, begenilme ihtiyaci ve karsisindakinin duygularini anlamak istememek, anlamamak. (Bakiniz Narsisistik Kisilik Bozuklugu)

    8- Çekingen Kisilik Bozuklugu
    Toplumsal kitlenme, yetersizlik duygulari ve olumsuz degerlendirilmeye asiri duyarlilik gösterme. (Bakiniz Çekingen Kisilik Bozuklugu)

    9- Bagimli Kisilik Bozuklugu
    Kendine bakim verilmesi ihtiyacinin yüksek olmasi nedeniyle, iliskilerde sürekli alttan alma, boyun egme ve askinti olma davranisidir. (Bakiniz Bagimli Kisilik Bozuklugu)

    10- Obsesif-Kompulsif Kisilik Bozuklugu
    Düzenlilik, mükemmeliyetçilik ve asiri bir sekilde duygularini denetim altinda tutmaya çalisma.

    11- Baska Türlü Adlandirilamayan Kisilik Bozuklugu

    Iki durum için kapsanmistir :

    a- Kisinin kisilik yapisi, bir kisilik bozuklugu için genel tani ölçütlerini karsilamaktadir ve degisik birçok kisilik bozuklugunun özellikleri vardir. Tek bir taniya girmemektedir.

    b- Kisinin kisilik yapisi, bir kisilik bozuklugu için genel tani ölçütlerini karsilamaktadir, ancak tanilari kapsamayan bir kisilik yapisida vardir. (Pasif - Agresif Kisilik Bozuklugu gibi)



    TANIMA


    Kisilik özellikleri, toplumsal ve kisisel ortamlarda sergilenen, kisinin kendini ve çevresini algilamasi, iliski kurma biçimi ve düsünceleri ile ilgili süregiden bir örüntüdür. Kisilik özellikleri esneklikten yoksun, uyumu bozucu oldugunda, üretkenlikte bir bozulmaya ve sikintiya neden oldugunda ancak kisilik bozukluklarini olusturur. Su alanlardan en az ikisinde kendisini gösterir : Bilis, duygulanim, kisilerarasi üretkenlik ya da dürtü kontrolü. Bu kisilik yapisi esneklik göstermez. Toplumsal, ailevi, mesleki ya da diger önemli alanlarda bozulmaya neden olur. Bu yapi degismez, uzun süredir vardir ve baslangici en azindan ergenlik ya da eriskinlik dönemine uzanir.

    Kisilik bozukluklari incelenirken bireyin etnik, kültürel ve toplumsal geçmisi dikkate alinmalidir. Göçten sonra, kültürden etkilenme sonucu olusan sorunlarla ya da bireyin geldigi kültürden kaynaklanan aliskanliklari, gelenekler, görenekler, din ve siyasal degerlerin disavurulus biçimi ile karistirilmamalidir.

    Kisilik bozukluklari aileye, çevreye, topluma uyum problemleri ile ortaya çikar. Çocuklukta görülmeye baslayabilir, zaman içinde degiserek kalabilir. Bazen destek veren esin kaybi veya bir is travmasi gibi durumlardan sonra alevlenebilir. Orta veya ileri yasta kisilik degismesi olarak görülebilir.


    GIDIS


    Kisilik bozuklugunun özellikleri ergenlik ya da erken eriskinlik döneminde taninabilir. Zamanla, yasla birlikte Antisosyal ve Borderline Kisilik Bozukluklari giderek silinebilir veya yatisabilir. Ama Obsesif-Kompulsif ve Sizodipal Kisilik Bozukluklari için bu durum geçerli degildir.

    Kisi asiri bir stresle karsilasmis ve kisilik degisikligine ugramissa, travma sonrasi stres bozuklugu, madde kullanimi ile ortaya çikmissa, madde zehirlenmesi (Entoksikasyonu) ya da yoksunlugun incelenmesi. Genel tibbi bir durum (Örnegin bir beyin tümör&#252, varsa genel tibbi bir duruma bagli kisilik degisikliginin arastirilmasi gerekir.
    Bir kisilik bozuklugunda normal davranislarin içine geçmis ve ayirt edilemeyen normal disi davranislar olabilir. Içe dönüklük karsisinda - disa dönüklük, kapali yasanti karsisinda - açik yasanti, uzlasmazlik - vicdanlilik görülebilir. Ayrica, duygusal tepkisellik, toplumsal endise, bilissel çarpiklik, dürtüsellik, içten olamama, samimiyetsizlik, benmerkezcilik, yenilik arama, ödüle bagimlilik, zarardan kaçinma, baskinlik, yakin iliskiye girme, sinir koyuculuk, israrcilik, olumlu duygulanma karsisinda olumsuz duygulanma, haz arama karsisinda aci çekmekten kaçinma, kendi basina üretmek yerine baskalarindan beslenme boyutlari vardir.

    Kisilik bozuklulari kümeleri, acayip - siradan, rol yapan - duygusal ve gergin - korku içinde gibi çesitli yönleriyle bugün üzerinde yogun arastirmalar yapilan bir bozukluktur. Psikiyatr ve psikoterapistlerin en sik karsilastiklari bozukluklar kisilik bozukluklaridir. Ilaç + psikoterapi ile 1 yildan 10 yila kadar süren ve destek psikoterapisi ile devam eden vakalar literatürde çogalmistir.

  6. #6
    D/üşüyorum ~
    SiyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Kaynaklarda normal ve anormal kavrami normatif, istatistik ve sosyal ölçülere göre degerlendirilir. Normatif ölçüye göre, yargilamayi yapan kisiye ters düsen, onun görüslerine aykiri olan, anormaldir. Örnegin esiyle hergün yatmak istemeyen kadin kocasina göre anormal, kadina göre de, kocasi anormaldir. Istatistik ölçüye göre, ortalamadan çok aykiri düsen anormaldir. Örnegin belli bir siniftaki ögrencilerin zeka ortalamasi 100 ise, 90 olanda, 110 olanda anormaldir. Sosyal ölçüye göre, o toplumsal ortam içinde uyumu çok iyi olup, yasantisindan ve halinden hosnut olanlar normal, bu ortama uyum saglayamayanlar anormaldir. Genelde, hepimizin zaman zaman bu ölçülerin hepsine birden uyamadigi, bazen birine, bazen ötekine aykiri düstügü olur. Ayrica, özellikle toplumsal normlar açisindan insan ve insan topluluklari her zaman ayni uyumu saglayamazlar ve normlar de çok degisik oldugundan bir grup için normal olan toplumsal kosul, digeri için anormal sayilabilir.

    Normal ve anormal arasindaki sinirin çizilmesideki bu zorluklara karsin, yine de belirgin biçimde ayird edilebilen normal ve anormal kisilik tipleri vardir. Bu tipler iki türlü siniflama yapilarak ayrilabilir. Birincisi anormalligin islevsel mi yoksa yapisal mi oldugu, ikincisi anormalligin psikonevroz mu yoksa psikoz mu oldugudur ?

    Yapisal ya da organik bozuklugunda, bozukluk belli bir organik nedene dayalidir. Örnegin beyin doku ya da damarlarindaki dogustan veya edinilmis bozukluklari, kan hastaliklari, endokrin bozukluklari v.s. sayilabilir. Islevsel bozukluklarda ise saptanabilen bir organik bozukluk yoktur, ancak kisinin sinir sisteminde edinilmis bazi davranis degisiklikleri ya da bozukluklari olusmustur. Örnegin, çesitli ruhsal nedenlere, streslere bagli olarak, sinir sisteminin uyarilabilirliginin artmasi ile çabuk sinirlenme, ya da vegetatif sinir sistemi dengesinin bozulmasi ile çesitli vegetatif belirtilerin (çarpinti, terleme, yüz kizarmasi, mide salgisi artmasi, nefes darligi v.s.) genel davranis ve ruhsal durumu bozulmalari gibi.

    Psikonevrozlarla psikozlar arasindaki ayirima gelindiginde ise, psikonevrozlarin psikozlardan çok daha fazla sayida görülmekte olup, kisinin düsünce, yargi, algi v.s. ruhsal islevlerinde fazla bir bozukluk göstermeyip, daha çok duygu bozuklugunun ön planda oldugu hastaliklardir. Bunlarda dis görünüm ve dis ortam ile iliskilerdeki davranis genellikle normal gibidir. Asil huzursuzluk kendi içlerindedir. Psikozlarda ise yargi, algi ve düsünce alaninda bozukluklar ön plandadir ve dis ortam iliskileri bozuk olup normal insan toplulugu içinde hemen göze batip, o ortamda yasamalari olanakli degildir.

  7. #7
    D/üşüyorum ~
    SiyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Antisosyal Kisilik Bozuklugu'nun baslica özelligi çocuklukta ya da ergenlik yillarinin ilk yillarinda baslayan ve yetiskinlik dönemine dogru süren, baskalarinin haklarini saymama ve haklarina saldirma ile giden yaygin bir bozukluktur.

    Bu bozukluk psikopatlik, sosyopatlik ya da dissoyal kisilik bozuklugu olarak da adlandirilir. Hilekarlik ve manipülasyon, antisosyal kisilik bozuklugunun baslica özellikleridir.
    Bu taninin konulabilmesi için kisi en az 18 yasinda olmalidir ve 15 yasindan önce davranis bozuklugunun bazi belirtilerini göstermelidir. Davranis bozuklugu baskalarinin temel haklarina saldiran ve yasa uygun toplumsal göreneklerin ve kurallarin bozuldugu, tekrarlayici ve sürekli bir bozukluktur.

    Davranis bozuklugu:

    1. Insanlara ve hayvanlara saldirganlik

    2. Mala zarar verme

    3. Sahtekarlik, hirsizlik
    4. Kurallari ciddi bir biçimde bozma

    gibi dört siniflama içerir.

    Antisosyal Davranis Bozuklugu yetiskinlige dogru uzanir. Bu kisiler yasalara uygun davranis biçimine ayak uyduramazlar. Bu kisiler sik sik mala zarar verme, baskalarini taciz etme, hirsizlik yapma, yasadisi islerin pesinde kosma gibi tutuklanmalarina zemin hazirlayan (tutuklansinlar ya da tutuklanmasinlar) eylemlerde bulunurlar. Bu kisiler baskalarinin isteklerini, haklarini ya da duygularini görmezlikten gelirler. Siklikla düzenbazlik yaparlar ve kisisel bir çikar saglamak ya da sirf zevk almak için (para kazanma, cinsel doyum saglama ya da güç elde etme gibi) yönlendirici davranabilirler. Sik sik yalan söylerler, takma isim kullanirlar, baskalarini dolandirirlar ya da hasta gibi davranirlar. Ileriye dönük tasarilar yapmayip dürtüsel yasarlar. Kendileri kiskirtan anlik durumlara göre mantikli düsünmeden kendileri ve baskalari için olusacak sonuçlari düsünmeden karar verirler. Bu da islerini, oturduklari yeri ve iliskilerini birden degistirmelerine yol açar. Irrite ve saldirgan egilimli olup, sik sik kavga ederler. Fiziksel saldirilara kalkisir, es ve çocuklarini da döverler. (Bu davranis, normal kisinin kendisini ya da bir baskasini savunmasindan farklidir). Bu kisiler kendilerinin ve baskalarinin güvenligi karsisinda umursamazlik gösterirler. Kisinin araba kullanmasi kendi ve diger insanlar için tehlikeli olabilir. Alkollü araba kullanma, sürat, sik sik kaza yapma görülür. Uyusturucu madde kullanimi, zararli sonuçlara neden olacak cinsel davranislari, ailesini ve çocuklarini ihmal eden bir tavri vardir. Bu insanlar ileri derecede sorumsuz olma özelligi tasirlar. Isleriyle ilgili sorumluluk almadiklari için uzun süre issiz kalabilirler. Önlem almadan islerini birakabilirler. Ailevi hastaliklar bahanesiyle sik sik islerine gitmezler. Ailelerine maddi ve manevi destek vermezler, borçlarina sadik olmazlar. Sorumsuz eylemlerinin sonuçlarindan vicdan azabi duymazlar. Yüzeysel bir biçimde akila uydurarak “Adaletsiz dünya“ , “Kaybedecekler kaybeder“ , “O nasil olsa yeniden kazanir“ gibi cümleler kurarlar. Kurbanlarini aptal, çaresiz ya da böyle bir kadere zaten kendileri razi olan insanlar olarak suçlarlar. Eylemlerinin zararli sonuçlarini hafife alirlar. Zarar veren davranislarini telafi etmezler ya da düzeltmezler.

    Sizofreni ya da Manik Bozuklukla ortaya çikmissa, Antisosyal kisilik bozuklugu tanisi konulamaz.


    ESLIK EDEN ÖZELLIKLER VE BOZUKLUKLAR


    Bu insanlar diger insanlarin acilarina , duygularina, haklarina karsi hissizdirler, esduyumdan yoksundurlar ve de bu insanlara karsi alayci ve hakir gören bir tavir takinirlar. Kendilerine sisirilmis gerçekçi olmayan bir deger biçerek, kibirli davranirlar. Siradan islerin kendileri için olmadigini savunarak, simdiki ve gelecekteki gerçek sorunlara karsi ilgisiz kalirlar. Ileri derecede “sabit fikirli“, kendine güvenen ya da kendini begenmis kisilerdir. Yumusak ve rahat hareketler içinde yüzeysel bir çekicilik sergileyebilirler. Oldukça konuskan ve sözel olarak cana yakin olabilirler.

    (Konuyu bilmeyen bir kisiyi etkileyebilecek teknik terimler ya da anlasilmaz bir dil kullanirlar)

    Çogu kez tek esli bir iliskiyi sürdüremezler ve cinsel iliskilerde sorumsuz ve sömürücü olurlar.
    Kendilerini geçindiremeyip yoksulluga düserler. Evsiz barksiz yasayabilirler. Yillarini cezaevlerinde geçirebilirler. Siddete basvurduklari için erken yasta ölebilirler (Intihar, kaza ve baskasini öldürme)

    Bu insanlar gerginlik ve can sikintisina katlanamama, depresif duygudurum bozuklugu, uyusturucu madde kullanimi bozukluklari, somatizasyon bozuklugu, patalojik kumar oynama ve dürtü kontrol bozukluklari olabilir. Borderline, histerionik ve narsisistik kisilik bozukluklari ile beraber görülebilir.

    Çocuklarda 10 yasindan önce davranis bozuklugu ve eslik eden Dikkat eksikligi arti Hiperaktivite görülmüsse, eriskinlik döneminde Antisosyal Kisilik Bozuklugu gelistirme egilimi yüksektir.

    Çocuk istismari, çocuga yeterli bakimin verilmemesi, kararsiz ya da tutarsiz anne – babalik Antisosyal kisilik yapisinin olusmasina neden olur.


    GIDIS


    Erkeklerde % 3, kadinlarda % 1 görülür. Kronik bir gidisi vardir. Yas ilerledikçe 40’li yaslarda yatisir.
    Aileden biri Antisosyal Kisilik Bozuklugu tasiyorsa, çocuklardan erkek olanda uyusturucu ve Antisosyal Kisilik Bozuklugu, kadinlarda ise somatizasyon (Psikolojik bir rahatsizligin bedende fiziksel bir belirtiye dönüsmesi. Bas, mide agrilari v.s. gibi ) bozuklugu olmaktadir.

    Antisosyal Kisilik Bozuklugu olan anne – babalarin hem kendi öz biyolojik çocuklarinda, hem de evlat edindikleri çocuklarda Antisosyal Kisilik Bozuklugu + Somatizasyon Bozuklugu + Uyusturucu medde kullanimi ile ilgili bozukluklar daha çok görülmüstür.

    18 yasin altindaki kisilere bu tani konmaz. Ayrica 15 yasindan önce Davranis Bozuklugunun bazi semptomlari olmalidir.
    Antisosyal Kisilik Bozuklugu ile Narsisistik Kisilik Bozuklugu olan kisilerin kati olma, rahat hareket etme, yüzeysel olma, karsisindakini sömürme ve esduyum, empati yapamama gibi ortak özellikleri vardir. Ama Narsisistik Kisilik Bozuklugu dürtüsellik, saldirganlik, sahtekarlik özelliklerini kapsamaz. Antisosyal Kisilik Bozuklugunda kisi baskalarinin kendisine hayranlik duymasini önemsemez ve baskalarini kiskanmaz. Narsisler çocukluk dönemlerinde Davranis Bozuklugu göstermemistir.

    Antisosyal Kisilik Bozuklugu diger Kisilik Bozukluklarindan suça yönelimi ile ayirt edilmelidir. Bazen tani tam Antisosyal Kisilik Bozukluguna uymuyorsa Eriskin Antisosyal Davranisi terimi kullanilir.

  8. #8
    D/üşüyorum ~
    SiyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Bagimli Kisilik Bozuklugu'nun baslica özelligi uysal, yapiskan (askinti) davranisa ve ayrilma korkusuna yol açacak sekilde asiri bir düzeyde kendisine bakim verilmesi ihtiyacinin olmasidir. Ergenlik ve ergenlik sonrasi (genç yetiskinlik) döneminde baslar ve degisik kosullarda ortaya çikar. Bagimli ve uysal davranislar kendisine baktirmak (bakim vermek) üzerine tasarlanir. Bireyin baskalarinin yardimi olmadan kendi basina basaramayacagi düsüncesi ise ilgili benlik algisindan kaynaklanir.

    Bu kisiler baskalarindan bol miktarda ögüt ve destek almazlarsa günlük kararlarini almakta bile güçlük çekebilirler. Girisimde bulunmak ve sorumluluk almak için baskalarinin (çogu zaman tek bir kisi) ön ayak olmasini isterler. Nerede yasayacaklar, ne gibi isleri olacak, hangi komsuyla yakin görüsecekler gibi konularda karar verirken anne, baba ya da ese bagimlidirlar. Böyle bozuklugu olan ergenler, ne giymeleri gerektigi, kimlerle arkadaslik etmeleri, hangi okula gitmeleri, hangi hobileri seçmeleri konularinda anne ve babalari karar versin isterler. Sorumlulugu baskalarinin almasini istemeleri yaslarina ve durumlarina uygun degildir (küçük çocuklarin gereksinimleri, yasli ve özürlü kisilerin yardim istemesinden bu durum farklidir).

    Bu kisiler sevgileri kaybetme, destekleri yitirme, ya da kabul görmeyecekleri korkusu ile bagimli olduklari kisiler basta olmak üzere , digerleriyle ayni görüste olmadiklarini söylemekte çogu zaman güçlük çekerler. Tek basina basaramama inanci öylesine yerlesmistir ki, yanlis olduguna inansalar bile, rehberlik eden kisinin önerilerini uygularlar. Kendilerinden uzaklasacak kaygisi ile gereksinim duyduklari seyleri söyleyemeyip, kizginliklarini gösteremezler. Misillemeden korkarlar.

    Tasarilari baslatamazlar. Kendilerine güvenmedikleri için, isi baslatmak üzere baskalarini beklerler; çünkü bir kural olarak baskalari kendilerinden daha iyi yapar; onlar yardimsiz yapamazlar. Kendilerini beceriksiz sunarlar. Eger yeterli destek görürlerse islerini iyi yaparlar. Daha yeterli biri olmak ya da daha yeterli biri olarak görünmekten korkarlar. Çünkü bu durumun terkedilmelerine yol açacagina inanirlar. Sorunlarinin çözümü için baskalarina güvendikleri için bagimsiz yasama becerileri gelistiremezler ve bir kisir döngü ile bagimliliklari artar.

    Bu kisiler bakim ve destek almak için, akla yatkin olmasa da baskalarinin hos olmayan isteklerine boyun egecek kadar asiriya gidebilirler. Önemli bir bagi sürdürme ihtiyaçlari çogu zaman dengesiz ya da çarpik iliskilerin dogmasiyla sonuçlanabilir. Olagandisi özverilerde bulunup, sözel ya da cinsel olarak kötüye kullanima katlanabilirler. Kendilerine bakamayacaklari inanci öylesine yerlesmistir ki, tek baslarina kaldiklarinda kendilerini rahatsiz ve çaresiz hissederler. Sirf tek basina kalmamak için önemli bulduklari kisinin pesine takilip giderler. Yakin bir iliskileri sonlandiginda (sevgiliden ayrilma, bakan kisinin ölümü gibi) DERHAL bakim ve destek kaynagi olarak baska bir iliski arayisi içine girerler. Yakin bir iliskileri olmadiginda "olamayacaklari" inanciyla baska birine gelisigüzel baglanabilirler.

    Asiri ve gerçek disi bir korkuyla, saglam bir delilleri olmadigi halde terkedilecekleri endisesi yasarlar. Kendi kendilerine bakamayacaklari korkusu ile gerçekçi olmayan bir biçimde kafa yorarlar. Genelde kötümserdirler, kendilerinden kuskulanirlar. Yeteneklerini, sahip olduklari degerleri küçümserler ve sürekli kendilerini " aptal " olarak tanimlaniyor olabilirler. Elestirileri ve kabul görmemeyi degersiz olduklarinin bir kaniti olarak alip, kendilerine olan güvenlerini yitirirler. Baskasinin kendisini asiri bir düzeyde koruyup, kollamasini ve üzerlerinde egemenlik kurmasini isterler. Girisimci olunmasi gereken bir meslekte basarisiz olabilirler. Sorumluluk alma ve karar verme durumlarinda endise ve gerginlik baslar.

    Toplumsal iliskileri kisinin bagimli oldugu birkaç kisi ile sinirlidir. Duygu durum bozukluklari basta olmak üzere, diger kisilik bozukluklari : borderline, çekingen ve histerionik kisilik bozukluklari ile birlikte görülür.Çocukluk ve ergenlikte uzun süren (kronik) fiziksel hastalik ya da ayrilma anksiyete bozuklugu geçirmis kisi de bu bozuklugun gelismesine zemin hazirlayabilir.

    Bagimli davranislarin yasa ve sosyokültürel gruplarin etkenleri dikkate alinarak incelenmesi gerekir. Kültürel degerlere göre fazla ise ya da gerçek disi kaygilar yansitiyorsa bu tani konmalidir. Çocuklara ve ergenlere bu tani konulurken çok dikkatli olunmalidir. Çocuk ve ergenin rehberlige ihtiyaci olmasi farkli bir durumdur.

    Bagimli kisilik bozuklugu ruh sagligi kliniklerinde en sik karsilasildigi bildirilen bozukluklardan biridir. Kadinlarda ve erkeklerde esit görülür. Ortak özelliklere sahip oldugu için diger kisilik bozukluklari ile karistirilabilir.
    Bagimli kisilik bozuklugu daha çok boyun eger, tepkisel ve yapiskan davranislar gösterir. Borderline kisilik bozuklugunda da terkedilme korkusu vardir ama bu kisi duygusal olarak boslukta kalma, öfke duygulari ve isteklerde bulunma ile tepki gösterirken. Bagimli kisilik bozuklugu olan kisi terkedilmeye suskunlukla ve boyun egerek tepki gösterir. Böyle bir durumda derhal onun yerini tutacak baska bir iliskinin arayisina girer. Histerioniklerse güvence verilmesine ve kabul görmeye karsi güçlü ihtiyaçlari vardir. Bunlar da çocuksu ve yapiskan görülürler. Ancak silik ve yumusak basli davranislarla davranan bagimli kisilik bozuklugundan farkli olarak histerionikler asiri derecede süslü olmalari ile belirlidir ve ilgi çekmek için özel bir takim çabalar harcarlar. Çekingen kisilik bozuklugunda öylesine güçlü asagilanma ve reddedilme korkusu vardir ki, kabul görüleceklerinden emin olana dek kendilerini geri çekerler. Bunun tersine bagimli kisilik bozuklugu olan kisiler, iliskilerden kaçmak ya da kendilerini geri çekmekten çok, önemli bulduklari diger kisilerle baglanti kurma ve bu baglantiyi sürdürme çabasi gösterirler.

  9. #9
    D/üşüyorum ~
    SiyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Kisilerarasi iliskilerde, benlik algisinda ve duygulanimda tutarsizlik, belirgin dürtüselligin oldugu, genç eriskinlik döneminde baslayan ve degisik kosullar altinda ortaya çikan bir davranis biçimidir.

    Bu kisiler gerçek ya da hayali bir terkedilmekten kaçinmak için çilginca çabalar gösterirler. Yakinda ya reddedilecegi ya da bir ayriligin olacagi algisi ya da dis yapinin degismesi, benlik algisinda, duygulanimda, biliste ve davranista derin degisikliklere yol açabilir. Bu kisiler çevresel kosullara karsi çok duyarlidirlar. Belirli bir zaman dilimiyle sinirli gerçek ayriliklar oldugunda ya da tasarlanan seylerde kaçinilmaz degisiklikler oldugunda bile yogun terkedilme korkulari ve uygunsuz öfke yasarlar (Örnegin onlar için önemli birinin birkaç dakika geç kalmasi, randevusunu iptal etmesi karsisinda panikleme ya da hiddetlenme). Bu "terkedilme" nin "kötü" olduklarini gösterdigine inanabilirler.
    Terkedilme korkulari, tek basina kalmaya dayanamamalari ve yanlarinda baskalarinin olmasina gereksinimleri ile iliskilidir. Terkedilmek, kaçinmak için çilginca çabalar göstermeleri, bir yerlerine zarar vermeleri ya da intihar tehdidi ve davranisinda bulunmalari gibi dürtüsel eylemlerini kapsayabilir.

    Borderline kisilik bozuklugu olan kisilerin tutarsiz ve gergin iliskileri vardir. Daha birinci ya da ikinci görüsmede kendisine bakanlari ya da sevgilileri olabilecek kisileri gözlerinde yüceltebilirler. Birlikte çok zaman geçirmeyi isteyebilirler ve iliskilerinin daha basinda en özel yönlerini paylasabilirler. Bununla birlikte, baskasinin yeterince ilgilenmedigini, yeterli özveride bulunmadigini ve yeterince "ORADA OLMADIGINI" hissederek kisileri yüceltmeden birden degersizlestirmeye geçebilirler. Bu kisiler baskalariyla esduyum yapabilirler ve baskalarini besleyebilirler. Ancak bunlari gerektiginde kendi beslenmelerinin karsilanmasi için diger kisilerin "ORADA OLMALARI" karsiliginda ve bunun beklentisi içinde yaparlar. Bu kisiler baskalarina bakislarinda, birden, belirgin degisiklik göstermeye yatkindirlar. O kisileri bir iyiliksever destekçi ya da insafsizca cezalandirici olarak görebilirler. Bu tür gidip gelmeler, çogu zaman, besleyici nitelikleri yücelestirilmis ya da reddetmesi, ya da terketmesi beklenen, bakim veren bir kisi ile ilgili bir düs kirikligi yansitir.

    Sürekli ve belirgin bir biçimde tutarsiz bir benlik algisi ya da benlik duyumu ile belirli bir kimlik karmasasi olabilir. Amaçlarin, degerlerin, mesleki beklentilerin sürekli olarak degismesi ile belirli, birden ortaya çikan belirgin benlik algisi degisiklikleri vardir. Meslek, cinsel kimlik, degerler ve arkadas türleri ile ilgili görüslerinde ve tasarilarinda birden ortaya çikan degisiklikler olur. Bu kisiler yardim arama geregi duyan bir insan rolünden, geçmisteki yanlis tedavilerin öcünü almaya çalisan adil bir insan rolüne hizla geçis yapabilirler. Genellikle kötü ve günahkar olmaya dayali bir benlik algilari olmasina karsin, bazen bu duygularin hiç olmadigi anlar da yasayabilirler. Bu tür yasantilari genellikle anlamli, besleyen , destekleyen bir iliskilerinin olmadigini hissettikleri durumlarda ortaya çikar. Bu kisilerin yapilandirilmamis islerdeki ya da okuldaki basarilari düsük olabilir. Kendilerine zarar verici; kumar oynama, sorumsuz bir biçimde para harcama, Tikinircasina Yemek Yeme, güvenli olmayan rastgele cinsel iliskilere girme, pervasiz araba kullanma ve uyusturucu madde kullanabilirler. Intiharla ilgili girisimler, göz korkutma eylemleri gösterirler. Bu kisilerin %8 - 10'unda kendini öldürme, yakma, yikma vardir. Intiharla ilgili göz korkutma çogu zaman bu kisilerin yardim almak için hazir olduklari anlamindadir. Ayrilma - reddedilme, ya da sorumluluklarin artmasi dürtüsel olarak kendine zarar verme davranislarina zemin hazirlar. Intihar, yasamda karsilasilan bir güçlükle basa çikamayip, çözülme esnasinda esnasinda görülebilir. Ya da kötü biri olmus olmasinin kefaleti olarak degerlendirilebilir.

    Borderline kisilik bozuklugu olan kisilerin duygularini ifadede tepkisellik vardir. Öfke, panik, umutsuzluk dönemleri, irrite bir hal, nadiren kendini iyi hissetme ya da doyum bulma dönemleri ile bir rahatlama saglanir. Kisiler arasi iliskilerde stres etkenlerine asiri tepki verebilirler. Kendilerinin sürekli olarak boslukta hissetme güçlügü yasayabilirler. Hemen sikilirlar, bu nedenle sürekli olarak yapacak bir seyler ararlar. Kendilerine bakan kisileri ya da sevgililerini ihmalkar, kisitlayici, aldirmaz, basindan atan kisiler olarak gördüklerinde uygunsuz ve yogun bir öfke disa vururlar. Öfkelerini kontrol etme güçlügü yasayarak, esyalara ya da birbirlerine zarar verebilirler. Asiri igneleyici konusurlar, sürekli aci çekiyorlarmis gibi bir tutumlari vardir. Öfkelerini kontrolsüz bir biçimde disa vurmayi çogu zaman utanma ve suçluluk duygulari izler ve kötü biri olduklari duygusunu pekistirir. Asiri stres altinda kisilik çözülmesi, süpheci düsünceler ortaya çikabilir. Tüm bu semptomlar, hayali bir terkedilme tehlikesine karsi bir tepkidir. Dakikalar ya da saatler, bazen de günler boyu sürebilir. Sevdikleri kisinin geri dönüsüyle sakinlesirler.


    ESLIK EDEN ÖZELLIKLER VE BOZUKLUKLAR


    Borderline kisilik bozuklugu olan kisiler amaçlari tam gerçeklesmek üzere iken kendi ayaklarini kaydirirlar (Örnegin tam mezun olacakken okulu birakma, bir iliskiyi iyi bir biçimde sürdürüyorken onu baltalama, bozmaya çalisma). Bazilari stres dönemlerinde hayaller görebilir, vücut algisinda çarpikliklar yasarlar. Daha çok evcil bir hayvan ya da cansiz bir nesne ( geçis nesneleri ) ile kendilerini daha güvende hissederler. Eger duygu durumu bozuklugu ve uyusturucu madde kullanimi varsa, intihar nedeniyle genç yasta ölümler ortaya çikabilir. Kendilerine aci çektirmeye yönelik girisimler ve basarisiz intihar girisimleri ile sakat kalabilirler. Sik sik islerini kaybederler veya birakirlar. Egitimlerini yarida birakirlar veya evlenip ayrilirlar. Çocukluk yasamlarinda fiziksel ve cinsel kötüye kullanilip, ihmalkarlik, düsmanca çatismalar, küçük yasta anne baba kaybi ya da ayriligi görülür.

    Borderline kisilik bozuklugu dünyanin her yerinde tanimlanmistir. Borderline kisilik bozuklugu olan kisilerin % 75'ini kadinlar olusturmaktadir. Genel toplumun % 2'si civarinda görülme sikligi vardir. ABD'de bu kisilerin % 10'u ayakta tedavi görmekte iken (muayenehaneye düzenli olarak gelip giderek), % 20'si ise psikiyatrik yatakli kurumlarda tedavi görürler.

    Ailede Antisosyal Kisilik bozuklugu veya Duygudurum Bozuklugu varsa risk artar.

    Borderline Kisilik Bozukluklari çogu zaman duygu durum bozukluklari ile birlikte görülür. Ya da ilgi çekme manipülatif davranis ve hizli degisen davranislarla karakterize, Histerionik Kisilik Bozuklugu tanisi ile bir aradadir.
    Bazen Sizotipal Kisilik Bozuklugu'nda, süpheci düsüncelerle Paranoid Bozukluk ve Narsisistik Kisilik Bozuklugu'nda ufak uyarilara, öfkeyle tepki gösterme ile beraber olabilir.

    Bazen Sizotipal Kisilik Bozuklugu'nda süpheci düsüncelerle, ya da Paranoid Bozukluk ve Narsisistik Kisilik Bozuklugu'nda ufak uyarilara öfkeyle tepki gösterme ile beraber olabilir. Bagimli Kisilik Bozuklugu ile beraber de görülebilir. Borderline Kisilik Bozuklugu olanlar terkedilmeye duygusal açidan boslukta kalma, öfke duyma ve karsi istekte bulunma ile tepki verirken, bagimli kisilik bozuklugu olan kisi ise, duruma giderek artan bir suskunluk ve bas egici bir tutumla tepki gösterir. Acele ile bakim almak ve destek görmek için bunun yerine geçecek yeni bir iliskinin arayisina girer.

    Borderline Kisilik Bozukluklari psikoterapide ilaç ve terapi ile tedavi görürler. Zor vakalardir. Bazen 10 yili askin süren terapiler, destek terapisi ile yasam boyu devam edebilirler. Daha çok terapistle arasindaki iyi iliskinin iyilestirici tarafindan yarar görürler ama sik sik yüceltme ve terapisti degersizlestirme süreci yasadiklari için, degersizlestirme süreci atlatilabilirse terapide kalirlar. Terapistleriyle iyi giden iliskilerini de oldukça sik baltalamaya çalisabilirler. Hizli ve zamansiz yüzlestirmeler hemen terapiden uzaklasmalarina neden olur. Terapistin çok dikkatli olmasi gerekebilir.

  10. #10
    D/üşüyorum ~
    SiyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Ergenlik dönemi ya da sonrasinda (genç yetiskinlik) baslar. Degisik kosullar altinda ortaya çikan, toplumsal ketlenmenin, yetersizlik duygularinin ve elestiriye asiri duyarliligin süreklilik gösterdigi bir davranis biçimidir.
    Bu kisiler, elestirilecek, begenilmeyecek ya da dislanacak olma korkusuyla çok fazla kisiler arasi iliskiler gerektiren meslek etkinliklerinden, ya da okul etkinliklerinden kaçinirlar. Islerinde yükselme önerilerini, yeni sorumluluklar ve is arkadaslarindan elestiri alma sonucunu getirebilecegi için geri çevirirebilirler. Sevileceklerinden, elestirilmeden kabul edileceklerinden emin olmadan yeni arkadasliklar kurmaktan kaçinirlar. Tersi kanitlanmadikça diger insanlari reddedici ve elestirici olarak kabul ederler. Destekleyici ve iliskileri besleyici yanlarini tekrar tekrar görmedikçe grup etkinliklerine katilmazlar. Kisiler arasi yakinlik kurmak bu insanlar için zordur. Tutukluk gösterir ve kendileri hakkinda alay edilecegi, küçük düsecekleri kaygisi ile yakinlasma, dostluk kurmaya iliskin duygularini kendilerine saklarlar. Bu kisiler toplumsal durumlarda elestirilecekleri ve dislanacaklari konusu üzerinde asiri düsündükleri için, bu tür tepkileri sezme yetileri çok düsüktür. Hafifi bir elestiride hemen yaralanmis hissederler. Utangaç, sessiz, " görünür - görünmez " olma egilimleri vardir. Kendilerine yönelik bir ilginin asagilayici ve dislayici olabileceginden korkarlar. Hiçbir sey söylemeden durabilirler, çünkü baskalari bunu "yanlis" degerlendirebilir kaygilari vardir. Alay konusu olduklarini düsündüren gizli ipuçlarina çok sert tepki verirler. Topluma etkin bir birey olarak katilma özlemleri vardir. Yetersiz hissetme ve benlik saygilarinin düsük olmasi katilimlarini engeller.

    Toplumsal yönden yetersiz, beceriksiz, albenisi olmayan, kisisel çekicilikleri ile ilgili kaygili ve baskalarindan asagida hissederler. Siradan durumlarda karsilasacaklari tehlikeleri abartirlar. Güvenli ve kesinlik tasiyan ortamlara duyduklari ihtiyaç sinirli bir yasamlari olmasi sonucunu dogurur. Bu kisiler uygun bir giyecegi olmadigini düsünerek bir is görüsmesini iptal edebilirler. Siradisi somatik belirtiler (kansizlik, yan agrisi, asiri üsüme v.s. gibi) ya da diger sorunlari bahane ederek mahçup olma, utanma kaygisi ile yeni etkinliklerden kaçinirlar.

    Iliskiye girdikleri insanlarin davranislarini ve ifadelerini tetikte kalarak degerlendirmeye çalisirlar. Korkulu, gergin, yavas davranislari gülünç duruma düsme ve alay edilmelerine ya da yazgi çagirarak kendileri ile ilgili kaygilarinin, dogrulanmasina neden olur. (Bakiniz kendini dogrulayan kehanet)

    Elestiriye yüzleri kizararak ya da aglayarak tepki verme endiseleri vardir. "Utangaç" "ürkek" "yalniz" "kendi halinde" kisiler olarak tanimlanirlar. Bu bozukluga eslik eden sorunlar toplumsal ve mesleki alanlarda ortaya çikar. Islerinde yükselemezler ya da çok yavas yükselirler. Benlik saygisinin düsük olmasi, dislanmaya duyulan asiri duyarlilik kisiler arasi iliskileri kisitladigi için, toplumdan uzak yasayarak, toplumsal destekten yoksun kalirlar. Ya çok güven duyduklari kisilerle ya da yalniz dolasirlar. Sevgi ve kabul görmek istedikleri için diger insanlarla ideal bir iliskileri oldugu düslerini kurarlar. Az sayida arkadaslari oldugu için onlara çok baglanirlar.

    Kadinlarda ve erkeklerde esit oranda görülür. Toplumda %1 oraninda görülür. Kültür ve etnik gruplarin kaçinmayi ve çekinmeyi ne kadar olagan kabul ettigi düsünülerek tani konmalidir.

    Çekingen davranis çogu zaman bebeklikte ya da çocuklukta utangaçlik ve toplumdan uzaklasma, yabanci ve yeni durumlardan korkma ile baslayabilir. Yas ilerledikçe utangaçlik azalacagina, ergenlikte daha fazla utangaç ve çekingen olur. Eriskinlikte ilerleyen yas ile yatisabilir.

    Hem çekingen bozukluk hem de bagimli kisilik bozuklugu bir arada görülebilir. Pekçok kisi çekingen özellik sergileyebilir. Bu özellikler esneklik göstermedigi, uyumu bozdugu, süreklilik tasidiginda, mesleki olarak basariyi engellediginde, çekingen kisilik bozuklugu tanisi alir.

    Genelde psikoterapiden çok yararlanirlar. Terapistlerine güvenirlerse baglanirlar. Terapistlerinden aldiklari güçle yavas yavas dis dünyaya katilirlar. Utangaçliklariyla, dislanma korkulari ve yalnizliklariyla, kisiler arasi iliskiler kurma inceliklerini ögrenirler ve bunu terapi odasinin disina çikarabilirler.

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]