Böbrek yetmezliği ülkemizdeki en önemli sağlık sorunlarından birisi. Türk Nefroloji Derneği�nin yayınlarına göre şu anda kronik böbrek yetmezliği olan hastaların sayısı 19 bini aşıyor.

İnsan böbreğinin çeşitli görevleri var �Bunların başında kişinin su ve elektrolit dengesini sağlamak. Yani, günlük aldığımız su, suyla beraber aldığımız çeşitli mineraller, tuzlar, vücutta sabit miktarda kalmasını temin etmek, bunun sonucunda fazla biriken atık maddeleri idrar vasıtasıyla vücuttan uzaklaştırmak. Onun dışında yine günlük insanın metabolik aktivitesi sonucu oluşan bir takım toksit zararlı maddeler var. Örneğin üre gibi... Bunları da yine idrar vasıtasıyla vücuttan uzaklaştırmak böbreğin vazifeleri. Bunun dışında böbrek bir takım hormonlar salgılayabiliyor. Biri, kan yapımında rol oynayan hormonu üretmek. Bir diğer hormonu da böbreğin, tansiyon dengesini ayarlayan, renin adını verdiğimiz hormonu üretmek gibi.

Böbrek yetmezliklerini belki iki ana grupta incelemek lazım� diyen Prof. Dr. Çetin Özener, bu iki grubu açıkladı: �Birincisi akut dediğimiz birdenbire gelişen ve daha sonra düzelmesi yani fonksiyonlarının geriye dönmesi mümkün olan tipteki böbrek yetmezliği. Diğeriyse kronik dediğimiz geri dönüşü mümkün olmayan, böbrek fonksiyonlarının tamamiyle kaybolmasıyla giden tipteki böbrek yetmezliğidir. Bunun dışında bunlara neden olacak faktörlere bakacak olursak, akut böbrek yetersizlikleri daha çok kan kayıpları sonuçları veya yaygın infeksiyon sonuçları, kazalar, ağır yaralanmalar sonuçları, bazen de toksit maddeleri maruziyet sonucu ortaya çıkabilirken, kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri daha farklı. Onlarda en önemli neden bütün dünyayı düşünecek olursak, bizim ülkemizde de giderek bir numaraya çıkıyor, en önemli neden şeker hastalığı. Bunu takip ederek, yüksek tansiyon, nefritler, bunun dışında bir takım ilaçlar, taşlı böbrek hastalıkları gibi şeyler sayılabilir.�

Prof. Dr. Çetin Özener, böbrek yetmezliğine risk oluşturabilecek faktörlerle ilgili olarak ise şunları söyledi: �En önemlisi kan basıncı yüksekliği, yani tansiyon yüksekliği. Bir diğeri de taş hikayesinin olması. Dolayısıyla iki tane risk faktörü olan kişilerin kendisine dikkat etmesi gerekiyor. Özellikle kan basıncının çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor. Taşlarının da herhangi bir tıkanmaya yol açmaması için periyodik olarak kontrol edilmesinde yarar var.�


Böbrek hastalıkların erken tanısıyla ilgili olarak Prof. Dr. Çetin Özener, şunları söyledi,: �Özellikle kronik böbrek yetmezliği sinsi gidişli bir hastalık. Çoğu zaman hastalar bize ulaştığında hastalık ileri döneme varmış oluyor. Biz hemen hastayı, çoğu zaman da acil koşullarda dializ tedavisine almak durumunda kalıyoruz. Sinsi gidişli bir hastalık olduğu için çok belirgin bulguları ortaya çıkmadığından dolayı da hastalar çoğu zaman tesadüfen veya başka nedenlerle doktora gittiğinde böbrek yetmezlikleri yakalanabiliyor. En önemli belirtileri belki idrar yapma şeklindeki değişiklikler olarak dikkati çekmeli. Özellikle geceleyin birden fazla idrar yapma ihtiyacıyla uykudan uyanması gibi. Aşırı miktarda idrar yapma gibi veya aşırı miktarda su içme isteği gibi şeyler ilk belirtileri olabilir.


Kronik böbrek yetmezliği tanısı konulan bir hastanın yaşamını iyi planlaması ve diyalize giden yolu uzatması için dikkat etmesi gereken yolu ise Prof. Dr. Çetin Özener, şöyle açıkladı: �Kronik böbrek yetmezliği, geri dönüşümü olmayan bir yol. Bu yolda giderken, belki hastalığın süratiyle oynamaya şansımız oluyor. Sonuç aynı, diyaliz ama bu diyalize gidiş sürecini uzatmak önemli. Bunu da etkileyen en önemli şey, kişinin iyi bir şekilde kan basıncı kontrolü sağlaması, birinci faktör bu. İkincisi diyetiyle gereksiz bir takım maddeleri almaması. Aşırı tuz almaması veya aşırı protein almaması. Yine bu hastalığa yolaçan en önemli faktörlerden birisi şeker hastalığı olduğu için şekerin çok ciddi bir şekilde kontrol edilmesi, hastalığın ilerlemesi açısından hatta hastalığın oluşması açısından önemli bir faktör. Özellikle hasta, şekerini çok ciddiye alacak.�

Sigaranın, erkeklerde böbrek hastalığı riskini önemli ölçüde artırdığı belirtildi. Avustralya�nın Melbourne kentindeki Monash Üniversitesi�nde yapılan araştırmaya 4500 kişi katıldı. Üniversitenin Tıp Merkezi�nde görevli Dr. Esther Briganti, böbrek hastalıklarına yakalanma riskinin sigara içen erkeklerde, içmeyenlere göre 3 kat daha yüksek olduğunu kaydetti.

Araştırmaya katılan erkeklerin, böbrek hastalıklarının iki önemli nedeni olarak bilinen şeker ve yüksek tansiyon hastası olmadığının altını çizen Briganti, böbrekteki hasarın içilen sigara sayısıyla doğru orantılı olarak arttığını söyledi. Böbrekteki hasarı, idrardaki protein oranının önemli ölçüde artmasından anladıklarını belirten Briganti, sigara tiryakilerindeki böbrek hasarının böbrek içindeki kan basıncının artmasıyla ilgili olduğunu tahmin ettiklerini kaydetti. Sigaranın, kan basıncını artıran iki hormonun daha fazla salgılanmasına neden olduğunu söyleyen Briganti, kan dolaşımını olumsuz etkileyen sigaranın ayrıca böbrekteki kan damarlarına zarar verebileceğini belirtti.