1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: Otizm

  1. #1

    Standart Otizm



    Normalde ülkemizde önceleri her 500 çocuktan birinde görülen otizm, günümüzde 150 çocuktan birinde görünüyor.

    Kelime olarak “kendine dönük” anlamındadır. Erken çocukluk psikozu, atipik gelişme gösteren çocuklar, çocukluk şizofrenisi olarak değerlendirilen bu ; 1943 yılında Leo KANNER tarafından “infantil otizm” diye tanımlanmış, yaygın gelişim bozukluğudur,
    Leo KANNER’ın kullandığı otizm deyimi, bu bireylerin insanlarla ilişki kurmak yerine kendi yarattikları dünyada yaşama eğilimlerine değiniyordu. Aynı yıllarda Avustralyalı çocuk psikiyatrı Hans ASPERGER aynı nitelik taşıyan sorunları fark etmiştir. Böylece otizm pek çok araştırmaya konu olmuştur ve bir çok bilim adamı otizme ilişkin pek çok soruya yanıt armış, çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.
    1966 yılına kadar Freud yaklaşımına göre Otizm açıklanmaya çalışılmış varlıklı ailelerde ve soğuk ebeveynlerden kaynaklandığı – özellikle “buzdolabı anne” olarak tanımlanan anneye bağlı olduğu – düşünülmüştür. Bu düşünce doğrultusunda tedavi ve terapiler uygulanmaya çalışılmıştır.
    Biyolojik bir temele dayalı olduğu varsayımı ilk kez tıp doktoru olmayan, bir otistik çocuğu bulunan Bernard RİMBRAND tarafından ortaya atılmıştır. Bu tarihten sonra biyolojik nedenler üzerine yoğun araştırmalar yapılmaya başlamıştır.
    Günümüzde hala otizmi kökten çözen bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. Ayrıca otizmin henüz kesin bir laboratuar tanısı yoktur. Beyinlerinin neresinde sorun var ya da beyin fonksiyonlarının işleyişindeki farklılık net bir şekilde açıklanamamaktadır.
    OTİZM NEDİR?
    Kişinin; düşüncelerinin, duygularının ve arzularının, dünyayı kendi algılayış biçimine göre belirlenmesidir. Bireyin iç gerçekliği, dış gerçeklikle bağdaşmaz. Birey olay, nesne ve olguları norm içinde bulunan kişilerin paylaştığı gerçeklik temelinde değil kendi duygu ve düşüncelerinin ışığı altında değerlendirir. Bu tanımıyla patolojik bir anlam taşır. Karşılık, red, sosyal etkileşimde, iletişimde devam eden bozukluklar, stereotip davranış paterni ile karakterizedir.
    Tipik olarak sosyal anlamda çevreye tepkisizlik, sözlü veya başka türlü iletişim güçlükleri, gerçeklikten uzaklaşma, içe kapanma, nesnelere karşı aşırı düşkünlük, takıntılı hareketlerle tanımlanan bir süreçtir.
    Ne olduğu kesin olarak bilinmeyen bu süreçte tek bir tanım bütün otistikleri kapsamamaktadır. Başlıca davranışsal belirtileri bazen normal çocukların ya da diğer gelişim farklılığı gösteren çocukların gösterdiği özelliklerle karışabilmektedir.
    Yaşanan bu süreç her hangi bir kültüre ait değildir. Evrensel bir özellik taşır. Her kültürde, her toplulukta görülebilir. Toplumu, toplumsal kuralları, geleneği, uyumu, kültürü ve bağlılığı reddeden bir nitelik gösterir.
    Otizm yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkan bir sendromdur. Otistiklerde ; sosyo – duygusal ve dil alanında şiddetli bir farklı gelişim seyreder. Otistik bireyi tanımlamak için kullanılan bir çok davranış kriteri vardır. Ancak otistiklerin kendilerine özgü farklı özelliklerinden dolayı hiçbir otistikte bu kriterlerin tümü bulunmaz veya aynı anda görülmez.
    Bazı otistikler matematik, müzik veya görsel alanda müthiş yetenekli olabilirler. Ancak bu yeteneklerini günlük hayatta kullanamaya bilirler. Bu tip yetenekler gösteren bireyler için Fransızca bir deyim olan “İdiot Savant” (Bilgin Aptal) terimi kullanılır. Dünyayı bir bütün olarak algılayamazlar, genelleme yapamazlar, detaylara takılıp kalabilirler.
    Yaygın gelişim bozukluğu adı altında toplanan hiçbir süreç birbirinin aynı olarak seyretmez. Her biri kendi iç yapısı içinde farklı özellikler gösterirler. Ancak süreçte kendine özgü ortak özellikler bulunur.
    Gelişimleri ne düzeyde veya nasıl bir yapıda olursa olsun onların hayatı ve dünyayı algılayış biçimleri bizim algılama şeklimizden oldukça farklı bir yapı göstermektedir.
    YAYGINLIK DERECESİ NEDİR?
    İlk araştırmalarda 2500 kişide 1 olarak bildirilen değer günümüzde 1000’de 1 civarında olduğunu belirtmektedir. Zaman içinde görülen bu artışın açıklanmasında değişik varsayımlar vardır. Bir görüşe göre; çevrenin – doğanın kirlenmesi, radyo aktif maddeler, beslenme alışkanlığının değişmesi gibi nedenlerle sürecin giderek arttığını savunmaktadır. Bir diğer görüş ise ; sürecin zamanla daha iyi tanınması ve hafif formlarının da bu sayıya eklenmesiyle sıklık oranının artmış görüldüğünü savunmaktadır.
    EPİDEMİYOLOJİK ÇALIŞMALARDA;
    Prevalans (yaygınlık): Çoğu vakada 36. Aydan önce başlar. Ancak anne – babanın farkında olması ve şiddetinin belirlenip tanı konması 36. Aydan sonra olur. Son çalışmaların hedefi 18. Aydan önce güvenilir bir şekilde tanı koyabilmektir. % 25 vakada epilepsi nöbeti birlikte seyreder.
    Cinsiyet Dağılımı: Erkek çocuklarda 2 – 3 kat daha fazla görüldüğü saptanırken , geniş olgu serilerinde erkek – kız oranının 4 – 5 / 1 olduğu görülmüştür. Ülkemizde yapılan araştırmalarda erkek – kız oranı 5/1 olarak bildirilmiştir. Bunun yanı sıra kız çocuklar, erkek çocuklara göre otizmin özelliklerini daha yoğun ve ağır olarak yaşarlar.
    Sosyo – Ekonomik Durum: Başlangıçta yapılan çalışmalarda yüksek sosyo – ekonomik düzeydeki ailelerde daha sık görüldüğü ortaya konurken son çalışmalar ise arada bir fark olmadığını, sosyo ekonomik durumu düşük düzeyde olan ailelerin tanı ve tedavi için hekime gitmemeleri ile ilişkili olduğunu söyler.
    Zeka Seviyesi: Yapılan araştırmalarda %80 inde zihinsel kapasitede zayıflık, % 75 inde öğrenme güçlüğü olduğunu göstermektedir.

    OTİZMİN NEDENLERİ NELERDİR?
    Yaygın gelişim bozukluğu olan bu sürecin nedenleri konusunda bir çok varsayım öne sürülmekle birlikte neden kaynaklandığı üzerine araştırmalar hala devam etmektedir.
    Ailesel Faktörler: Ailelerle yapılan çalışmalar sonucunda; normal çocuğu olan annelerle, otistik çocuğa sahip aileler karşılaştırılmış, ancak çocuk yetiştirme becerisi konusunda anlamlı bir fark bulunamamıştır.
    Organik / Nörobiyolojik / Biyolojik Anormallikler
    Otizme pek çok faktörün neden olduğu düşünülmektedir. Örneğin %25 inde “Frajil X” ( kırılgan X ) sendromu adıyla bilinen bir hastalığın, %1 – 3 ünde “Tüberoz Skleroz” (iyi huylu urlar, gelişme geriliği, nöbetler, görme kusurları ve zeka geriliği ile tanımlanan otozomal baskın kalıtsal bir hastalık) adıyla tanınan genetik hastalıkların otizme yol açtığı düşünülmektedir.
    Araştırmalar otistiklerin beyin hücrelerinin tuhaf bir şekilde çalıştığını göstermektedir. Beyin hücreleri arasında mesajları taşıyan kimyasal ileticilerin aşırı fazla veya eksik olduğu düşünülmektedir.
    Bazı ip uçları genetik nedenlere bağlı olduğunu ve bu nedenler doğrultusunda beyindeki bazı kimyasal yapılardaki dengenin bozulduğunu varsaymakta ve bu varsayımlar üzerine çalışılmaktadır.
    Bir başka teoriye göre ise anne rahminde, çocuğun beyninin oluşma safhasında yani 3. ve 6. aylar arasında bir farklı gelişimin ortaya çıktığı tahmin edilmektedir.
    Normal çocuklarla yapılan karşılaştırma çalışmalarında otistiklerin daha fazla perinatal (doğumdan hemen önce ve doğumdan hemen sonraki dönem) komplikasyonlar yaşadıkları saptanmıştır.
    TANI:
    Otistik süreç için tanı koymada kullanılan her hangi bir nesnel – objektif- yöntem henüz yoktur. Günümüzde biyolojik durumu tespit eden bir yöntemle tanı koyulmamaktadır. Tanı koyma aşaması; aileden alınan detaylı bir özgeçmiş bilgisi ve uzun süreli, sistematik olarak yapılan gözlemlerle ve bu sonuçların değerlendirilmesi ile tanı koyulmaktadır.
    TANI ÖLÇÜTLERİ
    DSM IV’ e göre otizm tanı ölçütleri şunlardır.
    A – En az bir tanesi 1. maddeden olmak üzere ve birer tanesi 2. ve 3. maddelerden olmak üzere 6 maddenin bulunması gerekir.
    1-Aşağıdakilerden en az bir tanesinin varlığı ile kendini gösteren toplumsal ( sosyal) etkileşimde niteliksel bozulma.
    a)Toplumsal etkileşimi sağlamak için yapılan el, kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi bir çok sözel olmayan davranışta belirgin bir bozulma,
    b)Yaşıtlarıyla gelişim düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe, onlardan uzak durma,
    c)İlgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşmama,
    d)Toplumsal veya duygusal karşılık vermeme,
    2-Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren iletişimde niteliksel bozulma,
    a)Konuşulan dilin gelişiminde bozulma olması ya da hiç gelişmemiş olmaması
    b)Konuşması yeterli olan kişilerde, başkaları ile söyleyişi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması,
    c)Basmakalıp, yineleyici ( ekolali), ifadeler ya da özel bir dil kullanması,
    d)Gelişim düzeyine uygun çeşitli imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama,
    3- Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı ilgi örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma.
    a)İlgilenme düzeyi üzerinde odaklanma açısından olağan dışı, basmakalıp ve yineleyici davranışlar çerçevesi içinde kalma,
    b)Özgül, işlevsel olmayan, alışıla geldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya bağlanma,
    c)Yineleyici motor manyerizmler ( parmak şıklatma, el çırpma, karmaşık vücut hareketleri)
    d)Eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşma.
    B- Aşağıdaki alanların en az birinde, 3 yaşından önce gecikmelerin yada olagan dşı bir işlevselliğin olması.
    1-Toplumsal etkileşimde,
    2-Sosyal iletişimde kullanılan dilde,
    3-Sembolik veya imgesel oyunlarda.

    ERKEN TANININ ÖNEMİ
    Otistik çocukların gelişiminde eğitimin önemi dikkate alındığında, özel eğitimin bir an önce başlatılması için erken tanı önemlidir. Klinisyenler ve araştırmacılar çocuk gelişiminde; öğrenme çağındaki çocukların potansiyellerinin dikkate alınarak ve uygun eğitimle daha çok gelişme göstereceklerini ifade etmektedirler. Öğrenme çağı geçtikten sonra pek fazla bir değişme sağlanamayacağı ve ya daha yoğun çalışılması gerektiğini saptamışlardır.
    Yapılan pek çok araştırmada erken yaşta başlanılan tedavi uygulamalarında otistik çocuklara bir çok beceri davranışı kazandırılmıştır.
    Erken tanı konan bir otistik çocukta yapılan çalışmalarda özellikle sosyo – duygusal ve dil alanında büyük gelişmeler sağlanmıştır. 5 – 6 yaşına kadar hiçbir tedavi uygulanmayan çocuklarda ise zamanla gösterdikleri pek çok davranışı kaybettikleri, ana – babaların verdiği özgeçmiş bilgilerinden saptanmıştır.
    Erken yaşta uygulamaya başlanılan tedavilerle sosyo – duygusal ve dil alanında ortaya çıkan gelişme diğer gelişme alanlarını – bilişsel ve devinsel alanı- olumlu yönde etkileyecek ve gelişmeyi sürdürecektir.
    Otistik çocukta eğitsel tedavin önemi dikkate alındığında bu alanda yapılan çalışmaların amaca uygunluğu ve sağlıklı ilerlemesi, uygun bireysel eğitim programının hazırlanabilmesi için derin ve sistematik bir gözlem süreci gerçekleştirilmelidir.
    Otizm bilindiği üzere “yaygın gelişim bozukluğu” dur. Bu nedenle otistik çocuğun yaşına göre içinde bulunduğu gelişim basamağının belirlenmesi gerekir. Bu tespit eğitimciye çocukla nerden, nasıl başlayacağına yardımcı olacaktır.

  2. #2

    Standart

    Norm içi kabul edilen çocukların yaşlarına göre gösterdikleri gelişim basamakları aşağıda çıkartılmıştır.
    GELİŞİM BASAMAKLARI
    0 – 8 AY
    Dil Gelişimleri
    Müzik dinlerler,
    Seslere karşı tepki verirler,sesler çıkarırlar,
    Gülümseyebilirler,isimleri söylendiğinde tepki gösterirler.
    Bilişsel Gelişimleri
    Bir nesneden diğer nesneye bakabilirler,
    Düşen bir nesneyi takip edebilirler,
    Nesneleri çekebilirler.
    Özbakım Becerileri
    Biberonlarına uzanabilirler,
    Parmaklarını emerler,
    Bir nesneyi ağızlarına götürebilirler,
    Yardımla bardaktan içebilirler,
    Yardımla kaşıktan yiyebilirler.
    Sosyalleşme
    Çevresindekilere gülümseyebilerler,
    Tanıdıklarına uzanırlar,aynadaki yansımalarına gülümserler,
    İnsanların kendileri ile konuşmalarına gülümseyerek karşılık verirler.
    İnce Motor Becerileri
    Elerini kaldırıp,bakarlar.
    Gözleriyle 180 derece takip edebilirler.
    İki eli kullanarak kavrayabilirler.
    Uzanabilirler
    Nesneleri bir elinden diğerine geçirebilirler.
    Kaba Motor Becerileri
    Kafalarını tutabilirler
    Dönebilirler
    Oturabilirler
    Emekleyebilirler
    Tutunarak kendilerini çekebilirler.

    14.Ay
    Dil Gelişimleri
    Objeleri isimlerinden tanıyabilirler
    Müzik dinlemekten hoşlanırlar
    İki kelimeli basit cümleler kurabilirler
    Bilişsel Gelişimleri
    Oyuncaklarıyla oynayabilirler
    Kaybolan oyuncaklarını arayabilirler
    İsmi söylenen nesneyi bulabilirler.
    Özbakım Becerileri
    Dökmeden bardaktan içebilirler
    Kaşığı kullanmaya çalışırlar
    Çoraplarını çıkarabilirler
    Sosyalleşme
    Evet ve hayır kelimelerinin anlamını bilirler.
    İnsanların duygu durumunu anlayabilirler
    Kısa süreli yalnız oynayabilirler
    Çevresindeki insanlarla ilişki kurmaya çabalarlar
    İnce Motor Becerileri
    Avuçlayıp koparabilirler
    Oyuncaklarını itebilirler
    İki parmağını kullanabilirler
    Bir eliyle diğer eline yardım edebilirler.
    Kaba Motor Becerileri
    Tek başlarına yürüyebilirler
    Tutunarak merdiven çıkabilirler
    Topu takip edebilirler.

    14-24 Ay
    Dil Gelişimi
    Kelimelerin sayısı artmıştır
    Resimleri isimlendirebilirler
    Çok basit komutları gerçekleştirebilirler
    Teknik bir dil kullanabilirler.
    Bilişsel Gelişim
    Objeleri aletler gibi kullanabilirler
    Nesnelerin görevlerini ilişkilendirebilirler.
    Deneme-yanılma yoluyla öğrenebilirler
    Nesneleri büyüklük sırasına göre dizebilirler.
    Özbakım Becerileri
    Yardımsız bardaktan su içebilirler
    Saçını tarayabilirler
    Kaşığı kullanarak yemek yerler
    Fermuar açıp kapatabilirler
    Düğmesiz,lastikli kıyafetlerini çıkarabilirler
    Tuvalet ihtiyaçlarını söyleyebilirler.
    Sosyalleşme
    Hayali oyunlar oynayabilirler
    Yaşıtlarının oyunlarına katılmak isterler
    Hayır kelimesini kullanırlar
    İnce Motor Becerileri
    Küplerden kule yapabilirler
    Basit yap-bozları yapabilirler
    Kitap sayfalarını açabilirler
    Kaba Motor Becerileri
    Sandalyeye tırmanabilirler
    Tek ayak üstünde durabilirler
    Zıplayabilir,topu tutup tekme atabilirler.

    36.Ay
    Dil Gelişimi
    Vücut parçalarını bilir,isimlendirirler
    Sıfatları kullanmaya başlarlar.
    Oldukça fazla soru sorarlar
    Bilişsel Gelişim
    Saymaca yapabilirler
    İnsan yüzü çizebilirler
    Ana renkleri bilirler
    Özbakım Becerileri
    Ayakkabılarını giyip-çıkarabilirler
    Tuvalet ihtiyacını yapabilirler.
    Günlük rutin işleri bilirler
    Basit kıyafetlerini giyip-çıkarabilirler
    Sosyalleşme
    Hayali oyunlar kurup oynarlar,
    Kendi eşyalarını tanır ve korurlar
    Sıralarını bekleyebilirler (kısa süreli)
    Yardım isteyebilirler
    İhtiyaçlarını önce kendileri karşılamaya çalışırlar
    Çevrelerine karşı ilgili ve meraklıdırlar.
    İnce Motor Becerileri
    Kitap sayfalarını tek tek çevirebilirler
    Makasla kesebilirler
    Çekmece ve kapıları açabilirler,
    Boncukları ipe dizebilirler.
    Kaba Motor Becerileri
    Koşup,tırmanabilirler
    Oyuncaklarını iterek veya çekerek yürüyebilirler
    Üç tekerlekli bisiklete binebilirler.

    Klinik Belirtiler
    Otistik davranışlar gösteren çocuklarda 2,5-3 yaşından sonra tanı konulmaktadır.
    Ebeveynlerin çocuklarındaki farklılığı öncelikle konuşmanın gelişmemesi veya hiç konuşma olmadığı durumlar dikkatlerini çeker.Bu nedenle işitme problemleri olduğu düşüncesiyle bir KBB uzmanına götürürler.
    Bu çocukların 1/3 ünde işitmeyi bozan bir ortakulak hastalığı saptanır.tedavi ile kısmi bir iyileşme sağlansa da psikiyatrik değerlendirme yapılması şarttır.
    Otistik çocuğu olan ailelerin yüzde 50 si ilk bir yaşına kadar bebeklerinde normal dışı sosyo-duygusal bir gelişim olduğunu farkederler.
    İlk yıllarda bebek anne-babanın yüzüne bakmaz,anne kucağına almak istediğinde uzanmaz,sosyal temastan kaçınır.Çevresinde olup-biten olaylara karşı ilgisizdir.Bu her sosyal-duygusal farklılık gösteren bebeklerin otistik olduğu anlamına da gelmez.

    Leo KANNER yaptığı çalışmalar sonucunda otizmin doğumda mevcut olduğunu savunmuştur.Günümüz araştırmaları da semptomların bir çoğunda doğumda olmasa da çok erken dönemlerde bir takım sorunların olduğunu vurgulamaktadır.Norm içi kabul edilen bebekler 2. ayın sonuna kadar insanlarla nesneler arasındaki farkı görebilmektedir.Ancak otistik bebekler nesnelerle insanların faklı olduğunu uzun süre algılayamazlar.Bu durum sonucunda da otizmin bu dönemde başlıyor olabileceğini göstermektedir.
    Olguların yüzde 25 inde temel problemler erken dönemde kendisini göstermez.Belitiler 2.yaşın sonlarına doğru ortaya çıkmaya başlar.
    Birçok otistik çocukta semptomlar kendini göstermekle birlikte aileler farketmaz.Bir çok faktörde belirtilerin tespit edilmesinde gecikmelere neden olabilir.

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]