Günümüzde ileri derecede prematüre doğmuş bebekler, gelişmiş ülkelerdeki ilkokulların sınıflarında sık sık görülmeye başlandı. Bundan 20 yıl önce tesadüfen yaşayabilen bu bebeklere, 21. yüzyılda tam bir yaşam desteği sağlanabiliyor. Hatta son yıllarda yaşatılan mucize bebeklerin doğum haftası gittikçe küçülmüş, 20. hamilelik haftasında doğup yaşatılan bebekler, doğum kilosu 400 - 500 gram olan ileri derecede prematüre olup yaşayan bebekler literatürde bildirilmiştir. Türkiye’de de 5 - 6 yıldan beri yenidoğan dalında hızlı gelişmeler kaydediliyor. Özellikle akciğer fonksiyonları için gerekli ilaçların sağlanması, iyi donanımlı, özveriyle çalışan, eğitimli personeli olan bebek yoğun bakım ünitelerinin açılması, Türk prematüre bebeklerin de yaşam şanslarını, Avrupa - Amerika’daki merkezler düzeyine hızla çıkarıyor.

Ülkemizde ve bütün dünyada suni üreme tekniklerinin yaygın olarak uygulanmaya başlamasıyla çoğul gebelik oranları hızla arttı. Bu gebelikler sonucunda doğan çoğul bebekler üniteleri doldurmaya başladı. Bu da yaklaşık 5 - 10 yıl içinde Türkiye’de de okul çağına gelmiş olan ileri derecede prematüre doğmuş öğrenci sayısının artmasına neden olacak.

İleriye yönelik risk faktörleri neler?
İleri derecede prematüre bebeklerin yaşatılmaları kadar, taburcu olduktan sonraki sağlık takiplerinin de dikkatle yapılması ve görülebilecek sorunların çok yönlü tıbbi yaklaşımlarla çözülmesi gerekir. Bu bebeklerde motor ve zihinsel gelişimde görülen olumsuzluklar, doğum kilosu küçüldükçe ve gestasyon haftası azaldıkça artar. Erken yenidoğan döneminde aylarca oksijen gereksiniminin olması (kronik akciğer hastalığı) ve beyin kanamasının ileri dereceleri (3. - 4. derece), hasarlı gelişim için başlıca risk faktörleri olarak ortaya çıkar.

Başlıca görülen sorunlar; motor - zihin gelişimde gerilik, körlüğe kadar gidebilen görme problemleri, işitme kusurları ve astım tarzında solunum problemleridir. Uzun süreyle takip edilmiş yoğun bakım bebeklerine bakıldığında (Pediatrics dergisi Aralık 2000 sayısı), toplam 150 prematüre bebekten 30 - 31 haftanın üzerinde doğmuş, doğum tartıları 1500 gramın üzerinde olan bebekler, sekiz yaşına geldiklerinde, zamanında doğmuş bebekler kadar normal bulunmuş. Bu tablonun olumlu yüzü. Ancak, daha yoğun bakımdayken beyin hasarı geçirerek nörolojik açıdan doktorların riskli bulduğu bebeklerin neredeyse tamamı okul çağında da akademik açıdan başarısız, algılama kabiliyetleri sınırlı bulunmuş. Tabii ki bu guruptaki bebeklerin doğum tartıları daha az (700 - 1500 gram) ve doğum haftaları daha erken (24 - 30 haftalar).

Genel olarak, 2500 gramın üzerindeki bebekleri normale yakın doğmuş olarak değerlendirirsek, bu gruba oranla 1500-2500 gram arasında doğan bebeklerin dil, sosyal beceri ve motor gelişimde gecikme riski iki kattır. Doğum tartısının gelişimin bütün parametreleri açısından olumsuz etkilerinin görüldüğü grup 1000 gramın altında doğmuş bebeklerdir. Normal doğum tartılı bebeklere göre bu gurup özellikle görme, majör motor veya zihinsel problemler açısından 10 - 15 kat daha riskli bulunur.

Prematüre bebeklerin yaşama şansları yüksek
Amerikan Hastanesi Yenidoğan uzmanları, hastalarının yüzde 70’ini prematüre bebeklerin oluşturduğunu belirtiyorlar. Bu bebeklerin yaşama şansları; 1500 - 2000 gram için yüzde 98, 1000-1500 gram için yüzde 95, 1000 gramdan az bebekler için yüzde 72 olarak bulunuyor. Amerikan Hastanesi uzmanları, nörogelişimsel açıdan en riskli olduğunu belirttikleri 1000 gramın altında olan bebeklerin, tüm bebeklerinin yüzde 7’sini oluşturduğunu ifade ediyorlar. Ciddi beyin hasarı oluşturan ileri evre beyin kanamaları, 1000 gramın altında olan bebeklerin yüzde 25’inde görüldüğü ve ağır kanamalı bebeklerin hemen tamamı kaybedildiği vurgulanıyor.

Amerikan Hastanesi Yenidoğan uzmanları, Prematüreliğe has bir problem olan ve ciddi görme kayıplarına kadar gidebilen retina rahatsızlığının ünitelerinde bakılan bebeklerin 1500 gramın altında doğum tartısı olanlarda rastlanmadığını belirtiyorlar. Amerikan Hastanesi Yenidoğan Ünitesinde bu hastalık 29. haftadan daha erken doğan bebeklerin hastalığı olarak ortaya çıkıyor. Bu bebeklerin yüzde 20’sinde (toplam 13 bebek) görülüyor. Ancak bunların tamamına yakını tedaviyle normale yakın göz sağlığına kavuşmuş. Sadece 25. haftada doğmuş bir bebekte tedaviye rağmen retina rahatsızlığı körlüğe neden olmuş.

İşitme kayıpları açısından normal doğum tartılı bebeklere göre 4 – 6 kat risk taşıyan prematürelerde, yapılan 150 işitme taramasında son bir yıl içinde sağırlığa rastlanmamış.
Uzmanlar, kronik akciğer hastalığına, baktıkları bebek popülasyonunda şaşırılacak derecede az rastlandıklarını dile getiriyorlar. Ağır akciğer problemleri olup, ciddi solunum desteği almalarına rağmen, bu hastalık sadece 2 bebekte görülmüş. Bu bebekler de oksijenle taburcu olmuşlar. Bu hastalık dünyada 30. haftadan daha erken doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 10’unda görülmesine rağmen, bizde nadiren rastlanması genetik faktörlerin olumlu etkilerine bağlanabilir.

Riskli prematüre bebekler nasıl takip edilmeli?
Yukarıda saydığımız çeşitli problemlere maruz kalmış bebeklerin taburculuk planlarının dikkatle yapılması gerekir. Ağır problemler yaşamasa da, 1500 gramın altında doğmuş her bebeğin hızla kilo almasını sağlayacak şekilde beslenmesi ayarlanmalı ve yenidoğan dönemindeki kalori açığı 1 - 2 ay içinde kapatılmalı. Bu nedenle de eve giderken, bebeğin kendini büyütecek kadar besleniyor olmasına dikkat etmek önem taşır. Solunum açısında problemlerin çözülmüş olması gerekir. Nadiren uzamış ve kronik olarak oksijen alması gereken bebekler eve oksijen alarak da gönderilir. Bebeğin kuvözden çıktıktan sonra ısısını iyi koruduğundan emin olmak gerekir. Üşüyerek kalori kaybetmesi önlenmelidir. İlk 6 ay içinde nedensiz ani bebek ölümleri nadir de olsa bu bebeklerde daha sık görülür. Anne - babaya ilk yardım eğitimi ve bebeğin doğru yatırılma pozisyonları öğretilmelidir. Normal gelişim için özellikle görme ve işitme fonksiyonlarının dikkatle araştırılması önem taşır. Bugün yenidoğan bebeklerin işitmeleri ince ses dalgalarının beyinde yarattığı elektrik aktivitenin ölçülmesiyle taranabilir. 32 haftanın altında doğmuş her bebeğe, daha ileri haftada doğmuş, ancak uzun süreyle oksijen kullanmış tüm bebeklere, göz muayenesi, 35. haftada yapılmış olmalı. Diğer organ sistemleriyle ilgili problemler yaşandıysa da, ilgili konsültan doktorların onayları alınarak bebekler taburcu edilmelidir.
Yenidoğan Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman
Yenidoğan Uzmanı Dr. Pınar Dayanıklı

Alıntıdır....