ANDROPOZ


Kadınlardaki menopoz gibi erkekte de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik meydana gelmektedir. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor.


"Andropoz "olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, cinsel güç azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor.


Ortalama yaşam süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor.


Türkiye de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52 sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir.


Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir.


Bu klinik tablo şu belirtileri içerir:


1. :-):-):-):-)üel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,


2. Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,


3. Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,


4. Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),


5. Organ yağlanmasında artış.


Andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu bağlamda "yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği andropoz a göre daha doğru bir tanımdır.


39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %.1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir.


65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50 sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.









BALANIT


Balanit, glans (penis başı) veya penis ucunun iltihaplanmasıdır. Oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Sünnet olmamış erkeklerde, özellikle sünnet derisinin daralması nedeniyle kolaylıkla geriye çekilemediği durumlarda, sünnet olmuş erkeklere kıyasla daha fazla görülür.

Belirtiler : Penisin ucunda kızarıklık ve tahriş.

Balanitin birçok çeşidi vardır. Nedenlerinden bazıları; böbrek yolları enfeksiyonu, penise sürtünen kumaşın tahrişi veya kumaşın temizlenmesi ya da yapımında kullanılan kimyasal maddeler ve doğum kontrol kremlerine reaksiyon, olabilir. Şeker hastası erkeklerde, idrarda fazla şeker bulunması nedeniyle, balanitis çok sık görülür. Mantar enfeksiyonu da sık rastlanan bir sebeptir.

Teşhis

Penisteki tahriş bir iki gün içinde geçmezse doktorunuza veya bir üroloğa danışmak gereklidir. Doktor penisi inceleyerek ve daha ciddi enfeksiyon ihtimalinin olup olmadığını anlamak için testler yapacaktır. Balanit teşhisi konursa da, şeker hastalığı ihtimalini gözönünde tutarak idrar testi uygulayacaktır.

Tedavi

Balanit tedavisinin temeli temizliktir. Sünnet derisi kolaylıkla geri çekilemeyen bir erkekte balanit in iyileşmesi ve önlenebilmesi için sünnet yapmak gerekebilir. Bakteri ve mantar enfeksiyonlarını iyileştirmek için antibiyotikler ve mantar ilaçları kullanılır.








ÇALIŞAN ERKEK UZUN YAŞIYOR


Yapılan araştırmada, 1769 erkek ve 1913 kadın 10 yıl süreyle çalışma koşulları ve kalp hastalıkları ile Gelir, eğitim, çocuk sayısı, meslek, iş değiştirme oranı, terfiler, ev işi, evdeki stres ve istenilen ücret gibi etkenleri de analiz eden bilim adamları, 10 yıllık araştırmalarında, çalışmayan ev erkekleri nde ölüm oranının çalışan hemcinslerine göre daha yüksek olduğunu tespit ettiler.


DÜŞÜK GELİRİN ETKİSİ


Ayrıca yıllık gelirleri düşük olan erkeklerin de daha erken öldüğünü ve kalp hastalıklarına daha sık yakalandığını belirtiliyor. Araştırma çerçevesinde, dul ya da eşlerinden ayrı yaşayan erkeklerin ölüm riskinin, evli erkeklere göre daha yüksek olduğu da belirlendi. Uzmanlar, Evlilik, daha uzun yaşamak isteyen erkekler için vazgeçilmezdir diyorlar.






COUVADE SENDROMU: ERKEKLERDE GEBELİK BELİRTİLERİ


Couvade Sendromu na yakalanan erkekler, eşleri hamile kaldıktan kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşıyor.


Couvade Sendromu denilen hastalık, eşleri gebe kalan erkeklerin kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşaması anlamına geliyor. Bu semptomlar arasında mide, bağırsak sistemi rahatsızlıkları, karın büyümesi, iştahta değişme, kokuya hassasiyet, sırt ağrıları, bacak krampları, halsizlik, uyku yakınmaları, diş ağrısı, deride isilik, bayılma ve kilo alma yer alıyor. Couvade Sendromu yaşayan baba adaylarına yaşadıkları bu semptomların hastalıktan daha çok ebeveynlik konusundaki yetersiz bilgilenmelerinden kaynaklandığının açıklanması gerekiyor. Uzmanlar, bu sendromu yaşayan baba adayının kaygıları ile başa çıkamaması durumunda, destekleyici psikoterapi tedavisi görmesi konusunda uyarıyorlar.


Semptomlar, gebeliğin ilk üç ayının sonunda başlayıp, ikinci üç ayında artarak ve doğum gerçekleşene kadar sürüyor. Uzmanların 267 çift üzerinde yaptıkları çalışmada, erkeklerin yüzde 22.5 inin Couvade Sendromu yaşadıkları belirlendi. Ayrıca Couvade Sendromu yaşayan ve yaşamayan erkekler arasında davranışsal olarak anlamlı farklar bulundu. Gebelik öncesi, gebelik esnası ve sonrasında yapılan ziyaretlerde, Couvade Sendromu yaşamayan erkeklerde sabit bir düzey bulunmasına rağmen, sendromu yaşayan erkeklerde her ziyarette semptomların iki kat arttığı gözlendi.


Türkiye de 2002 yılında 150 çift üzerinde yapılan araştırmalarda ise eşlerinin gebelikleri sırasında baba adaylarının yarısından fazlasının endişe hali yaşadıkları, yaklaşık üçte birinin kendisini normalden daha iyi hissettikleri, bunlar içerisinde, yüzde 28 inin yorgunluk ve çabuk yorulma, yüzde 26 sının diş ya da diş eti ağrısı, yüzde 23 ünün sık idrada çıkma, yüzde 20 sinin normalden daha az aktif oldukları saptandı.


Uzmanlar baba adayı olmayı bekleyenlerde yaşanan semptomların, hamileliğe hissi olarak katılmaya, önceki çocuk sayısına, dini inanca, yaşadıkları strese ve hamilelik döneminden önceki sağlık durumlarına bağlı olarak ortaya çıkacağını belirtti.








EPIDIDIMIT


Her bir testisin gerisinde spermleri sperm kanallarına taşıyan kıvrımlı bir boru bulunur. Bu boruya epididim denir. Epididimit bu borunun iltihaplanmasıdır. Dokunulduğunda şişen bölgenin sıcak ve sosis gibi gergin olduğu hissedilir. Epididimit e genellikle bakteriler neden olur. Bazen bakteriler olmaksızın, bilinmeyen nedenlerden de ortaya çıkabilir.

Belirtiler

- Skrotumda genellikle şiddetli ve birkaç saat veya gün içinde yavaş yavaş artan ağrı;

- Ateş;

- şişme.

Teşhis

Testislerde birkaç saat içinde yavaş yavaş artan ağrı, ateş de varsa epididimiti akla getirir. Genellikle tek testis etkilenmiştir. Doktor enfeksiyonu meydana getiren organizmaları saptayabilmek için, idrar ve prostat bezi salgısı alabilir.

Epididimit genellikle cinsel organlara bir zarar vermeden ilaçla tedavi edilebilen akut bir rahatsızlıktır. Çok daha ender olarak ortaya çıkan kronik epididimit, iyileşebilmek için cerrahi müdahaleyi gerektirebilir.

İlaç Tedavisi

Bakteri kökenli epididimiti geçirmek için genellikle antibiyotikler kullanılır. Aynı bakterinin bulaşmış olma ihtimaline karşı eşin de tedavisi gerekli olabilir.

Diğer Tedaviler

Epididimit in tedavisi için ayrıca, yatak istirahati, skrotuma buz torbası koymak, skrotu mu kaldırmak ve ağrıya karşı da ağrı kesici kullanmak gereklidir.










ERKEKLER İÇİN HORMON TEDAVİSİ


Erkeklik hormonu testosteron tedavisini, erkek menopozu olarak kabul edilen hırcınlık ve mukavemet gücü kaybını önleyebileceği saptandı.


Menopoz rahatsızlıkları olan kadılara, ateşlenme, osteoporosis nedeniyle verilen hormon tedavisinin, erkeklerde tartışmalı olduğuna değinen uzmanlar, testosteron tedavisinin erkeklerde, menopoz rahatsızlıklarını indirebildiğine değindi.


Testosteronun enjekte edilebileceği gibi, jöle şeklinde hazırlanacak parcalarla deriden veya ağızdan alınabileceği, bu konuda bazı firmaların yeni uygulamalara girdiği belirtildi.


Sheffield Üniversitesinde yapılan bir araştırmada, kronik kalp rahatsızlığı olan 20 erkek üzerinde testosteron tedavisi uygulandı. Testosteron tedavisinin bu deneklerde yürüme gücünü yüzde 34 artırdığı saptandı.


TESTOSTERON KASLARI GÜÇLENDİREBİLİYOR


Kalp rahatsızlığı olan erkeklerde, testosteron oranının düşük olduğu, bu gruptaki erkeklerde soluma rahatsızlığı, kas güçsüzlüğü ve depresyon görülebildiği biliniyor. Araştırmada, testosteron terapisinin kalp fonksiyonunu yükseltici özellik ortaya koymadığı, fakat kasları güçlendirebildiği gözlendi. Bazı uzmanlar, erkeklerde görülen ve andropoz olarak adlandırılan rahatsızlıkların yaşlılık nedeniyle oluştuğunu, ancak bunda testosteron oranının azılmasının da etkili bulunduğunu düşünüyor.


Deneysel bir testosteron jölesinin 98 erkekte denendiği ve 24 saat içinde testosteron oranını yüzde 85 normale çevirdiği gözlendi. Uygulamada yan etki olarak, bazı hastaların ağızlarında hafif tahrişler meydana geldiği belirlendi. Güney California Üniversitesinde denenen sentetik testosteron hapının ise 60-87 yaş grubunda kasları geliştirdiği, kas gücünü ve fiziksel işlevi artırdığı gözlendi. 12 hafta süren denemelerin ilk altı haftasında, tedavinin yeterli etki sağladığı görüldü.


RİSKLERİ DE VAR


Araştırmacılar, testosteron tedavisinin yaşlı erkeklerde fiziksel gücü artırabileceğini kaydetti. Hormon tedavisinin kadınlarda meme kanseri riskini artırdığı, yüksek testosteron oranının ise erkeklerde prostat kanseri riskini artırabildiği biliniyor.


Ağızdan alınan erkeklik hormonu haplarının ise karaciğerde toksin meydana getirebileceği belirtildi. Araştırma raporu, San Franciscoda başlayan Endokrin Kuruluşunun genel kurulunda açıklandı.









ERKEKLERDE ORTA YAŞ KRİZİ


Doğmak ve büyümek kadar doğal bir süreç olan yaş dönümünü en az hasarla atlatmak içinse, anlayışlı olmak gerek.


Hanımlar, kocanızdaki değişimler sizi korkutmasın. Ona destek olun ve sorunu birlikte çözün Yakada ruj lekesi, cekette saç teli. Aşırı para harcamak ve yeni bir spor araba almak. Bu sıkıntının adı orta yaş krizi ve evliliğinizin devamı için yapacağınız çok şey var.


ONU CİDDİYE ALIN


Eskiden işinden memnundu ve mutlu gözüküyordu. Fakat birdenbire hayatının ne kadar sıkıcı olduğundan bahsetmeye başladı. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi, orta yaş sendromuna girmiştir. Ya da şimdiye kadar istediği her şeyi başarmıştır. Uzmanlara göre erkeklerin bu durumlarını ciddiye almak gerekir. Onları dinlemeli ve dertlerini paylaşmak en doğru harekettir.


İHANET İHTİMALİ


Son zamanlarda onu dışarıda gördüğü her kadına bakarken mi yakalıyorsunuz? Evi yabancı kadınlar mı arıyor? Bu soruların cevabı evet"se o zaman sizi aldatma ihtimali büyük. Uzmanlara göre orta yaşlarını yaşayan erkekler etrafa alıcı gözle bakarlar.


ARABA TUTKUSU


Eşiniz son zamanlarda kariyeriyle yakından ilgilenmiyor ve parasını istediği gibi harcamaya başladı. Örneğin her zaman hayalini kurduğu spor arabayı almaya karar verdi. Bu kesinlikle bir orta yaş krizidir. Fakat bu sorunun çözümü diğerlerine göre daha kolaydır.


AYNALARA BAĞLI


Hayatınızdaki erkeğe son günlerde birşey oldu. Artık onu tanıyamıyorsunuz. Görünüşü o kadar değişti ki! Eğer aynanın önünden ayrılmıyor ve kendine sürekli farklı kıyafetler satın alıyorsa bu da orta yaş krizine girdiğinin güçlü bir göstergesidir. Eğer dış görünüşüyle ilgili size de danışıyorsa, kendini iyi hissetmesini sağlayabilirsiniz. Ama eğer size karşı kibirliyse, başka bir kadın olabilir.


İLGİSİZ KALMAYIN


Artık sizinle sürekli birlikte vakit geçirmek istemiyor. Hatta :-):-):-):-) hayatınız bile eskisi gibi değil. Onda meydana gelen büyük değişikliklere ilgisiz kalmayın ve sürekli onunla konuşun. Uzmanlar orta yaş krizindeki erkeklerle iletişim kurmanın, evliliği sağlam tutan en büyük faktör olduğunu düşünüyor.











HIDROSEL


Hidrosel terimi Yunanca hydro: su, ve cele: tümör kelimelerinden gelir. Testiste hidrosel, testisi saran kılıfta sıvı toplanmasıyla oluşur. Normal olarak kılıfta sadece testisi kayganlaştıracak kadar sıvı bulunur. Bu miktarın artmasının nedeni, vücudun ya çok fazla sıvı üretmesi veya yeterince sıvıyı emmemesidir.

Belirtiler : Skrotumda yumuşak, genellikle ağrısız şişkinlik.

Hidroseller skrotumda çok görülen kitlelerdendir, tek veya her iki testisde de görülebilir. Her yaşta görülebilirse de yaşlı erkeklerde daha yaygındır.

Teşhis

Hidroseli tümör veya diğer şişliklerden ayrılabilmek için doktor, şiş bölgeyi dikkatle inceler ve büyük ihtimalle skrotuma bir ışık tutar. şişkinlik sebebi hidrosel ise ışığı geçirir. Ağrısız bir ultrasonografi muayenesi de uygulanabilir.

Hidrosel tehlikeli değildir. Skrotumun çok şişmesi nedeniyle fazla rahatsızlık vermiyorsa, tedavi gerektirmez.

Tedavi-Ameliyat

Hidrosel tedavi gerektiriyorsa, ameliyat gereklidir. Sıvı bir iğne ve şırınga ile de çekilebilir (aspire etmek). Bu yöntem çok basittir, ama sıvı yeniden birikeceği için çok ender uygulanır. Ayrıca iğne ile boşaltma, enfeksiyon bulaştırmak tehlikesi nedeniyle risklidir. Aspirasyon sadece, ameliyatın tehlike oluşturduğu hastalara uygulanır.










INMEMIS TESTIS


Doğumdan önce testisler erkek bebeğin karnında gelişir. Genellikle skrotum içindeki yerlerine doğumdan bir ay önce inerler. Erkek bebeklerin küçük bir yüzdesi bir veya her iki testisi skrotuma inmemiş olarak doğar.

Belirtiler : Skrotum içinde iki yerine tek testis bulunması.

Bu bebeklerin çoğunda testisler, birkaç yıl içinde hiçbir tıbbi müdahale olmaksızın, kendiliklerinden skrotumun içine inerler. Bazı yakalarda ise ilaç veya ameliyat gerekebilir. 5 yaşına kadar inmemiş olan testis ilerideki hayatında kısır hale gelir.

Teşhis için geniş bir çalışma gerektiren, daha az rastlanan bir takım nedenler de olabilir. Bazen her iki tesis de aşağıda olduğu halde biri diğerinden daha küçüktür.

Teşhis

Doktor, skrotumu muayene ederek, testisin eksikliğini veya iyi gelişmemiş olduğunu anlayabilir. Durumu düzeltmek için gerekenleri yapmadan önce başka testler de gerekebilir.

Bir testisin eksikliği önemli değildir. Bebeklerde veya küçük çocuklarda sorun ya kendi kendine düzelir ya da tıbbi müdahale ile çözülür. Ancak 5 yaşından sonra bu durum kısırlığa yol açabilir. İnmemiş bir testis, kendisi de inse, ameliyatla da düzeltilmiş olsa, normal bir testise kıyasla kanser olmaya daha yatkındır.

İlaç Tedavisi

İnmemiş bir testisi skrotum içine indirebilmek için çoğunlukla hormon verilir.

Ameliyat

Hayatın başlangıcında inmemiş ve hormonlara da cevap vermeyen testisler, gelecekte kısırlık sorunuyla karşılaşmamak ve testis kanserine yatkınlığı azaltmak için ameliyat edilirler. Bunun için en uygun zaman 1-1.5 yaştır.







ORSIT


Orşit, testislerin iltihaplanmasıdır. Orşitin en çok görülen sebebi muhtemelen kabakulaktır. Ancak, prostat veya epididim enfeksiyonlarına da bağlı olabilir. Orşit pek sık görülmeyen birçok hastalığın yan etkileri arasında olabilir.

Belirtiler

- Skrotumda ağrı;

- Genellikle skrotumun sadece tek tarafında şişlik;

- Skrotumda bir ağırlık hissi.

Teşhis

Doktor skrotumdaki şişliği dikkatle inceleyecektir, çünkü orşitin semptomları, epididimit ve testisleri etkileyen başka şartlarda ortaya çıkan belirtilenle karıştırabilir. Doktor idrar testi ve başka testler de yaparak orşite bağlı olabilecek diğer enfeksiyonları araştırır.

Orşit testislerin birine veya her ikisine zarar vererek kısırlığa ve organların küçülmesine neden olabilir.

İlaç Tedavisi

Bakteri enfeksiyonları ile birlikte ortaya çıkan orşit, genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir. Ancak kabakulak gibi viral (virüslerin neden olduğu) enfeksiyonlarla birlikte olduğu zaman, istirahat etmek ve ağrı kesici ilaçlar almak gibi geleneksel yollar izlenir.








PENIS KANSERI


Penis kanseri çok enderdir. Genellikle sünnet olmamış ve sünnet derisinin altındaki bölgeyi temiz tutmayan erkeklerde görülür. Ilk safhalarda, genellikle penis ucuna yakın ağrısız küçük oluşumlar ortaya çıkar. Ameliyatla çıkarılıp incelenmeden, bunları alelade zararsız penis siğillerinden ayırmak olanaksızdır. Hapis oluşum geliştikçe ağrı ve kanama olabilir.

Belirtiler

- Penisin genellikle ucunda, sivilce gibi ağrısız bir yara;

- Peniste başka tip ağrısız sivilce veya siğiller.

Teşhis

Penisteki herhangi bir oluşum üroloğa görünmek için yeterli bir nedendir. Doktor muayenede kitlenin çıkarılarak incelenmesi sonucunda kitlenin habis olup olmadığına karar verir. Habis olduğu ortaya çıkarsa, vücudun başka yerlerine dağılıp dağılmadığını anlamak üzere birtakım başka testler yapılarak yayılmayı kontrol altına alabilmek için gerekli en iyi tedaviye karar verilir.

Bütün diğer kanserler gibi penis kanseri de hayatı tehdit edebilir. Ne kadar erken teşhis ve tedavi olursa, iyileşme şansı o kadar yüksektir.

Tedavi - Ameliyat

Habis oluşumla birlikte, penisin küçük bir kısmının da çıkarılması gerekebilir. Penisin büyük bir bölümü çıkarılsa da, cinsel aktivite ve idrar yapmak için yetecek kadarı bırakılabilir.

Diğer Tedaviler

Hastalığın vücudun diğer taraflarına da dağılmasını engellemek veya dağılmayı kontrol altında tutmak için, radyoterapi veya kemoterapi kullanılabilir.









PEYRONIE HASTALIGI (PENIS EGRILMESI)


Peyronie hastalığı da denilen (durumu ilk tanımlayan Fransız doktorun adı verilmiştir) penis eğrilmesi çoğunlukla 40-60 yaşındaki erkeklerde görülür. Penisin içinde, boyunca uzanan ve ereksiyon sırasında kanla dolan silindir biçimindeki cisimlerin çevresinde bir yara izi (nedbe dokusu veya sert bir tabaka) oluşmuştur. Penisin eğrilmesine neden olan bu dokunun oluşma sebebi bilinmemektedir.

Belirtiler : Ereksiyon sırasında peniste meydana gelen ağrılı (bazen) bükülme cinsel ilişkiyi zorlaştırır veya olanaksız hale getirir.

Teşhis

Penis eğrilmesi durumunda, olaya neden olan iz dokunulduğu zaman, cildin üstünden bir kabartı şeklinde hissedilebilir.

Belirtiler genellikle hafiftir ve çoğunlukla zaman içinde daha kötüye gitmez. Birçok yakada hastalık kendi kendine geçer. Ancak bu yıllar alabilir. çok çeşitli tedavi şekilleri denenmiş ise de, gerçek bir başarı elde edilememiştir. En iyisi bir süre kendi kendisine geçmesini beklemektir. Geçmez ise bir üroloğa danışmak gerekir.






PRIAPIZM (PENISIN VAKITSIZ SERTLESMESI)


Bu çok ender rastlanan durum, bir cins omurilik rahatsızlığı, lösemi veya üretra iltihaplanması sonucunda ortaya çıkar. Bu cinsel uyarı olmadan meydana gelen, uzanan ve çoğunlukla acılı bir ereksiyondur (sertleşme).

Priapizm te penis sapı sertleştiği halde, penis ucu (glans) yumuşaktır. Normal bir ereksiyon halinde olduğu gibi penis kanla dolar, fakat kan cinsel aktivite bittikten veya uyarı geçtikten sonra olduğu gibi geri boşalmaz. "Priapizm" ismi, klasik mitolojide bereket tanrısı olan Priapus un Latince adından türetilmiştir.

Geçmeden ağrılı bir ereksiyon (sertleşme) durumunda doktora gitmek gereklidir. Penisin normal ereksiyon yeteneğinin korunabilmesi için, çabuk müdahale şarttır.

Doktor penisi inceleyerek priapizm in nedenini araştıracaktır.









PROSTATIT


Prostatit; prostat iltihabına verilen genel isimdir.

Akut Bakteriyel Prostatit

Genellikle prostat absesi ile birlikte bulunur. Gram negatif adı verilen bakteri grubu tarafından meydana getirilirler. En sık neden olan bakteriler: E. coli, proteus ve klepsielladır. Bazen stafilokok ve enterokok gibi gram pozitif bakteriler de neden olabilir.

Titremelerle yükselen ateş, idrar yollarına ait şikayetler, ve penis ile makat arasında ağrı ile kendini gösterir. İdrar yapamama, eklem ağrıları ve kas ağrısı da eşlik edebilir. Bazen absenin kendiliğinden boşalması sonucu penisin ucundan akıntı gelir.

Tedavide genelde ikili antibiyotik enjeksiyonu tercih edilir. İdrar tutulumu varsa penisin hemen üzerinden enjektör ile idrar dışarı alınır. Abse varsa boşaltılır.

Kronik Bakteriyel Prostatit

Yine yukarıda adı geçen bakteriler neden olur. Prostat masajı ile alınan örnekte bakteri üretilebilir. Muayene sırasında ağrı meydana gelmez. Ateş gibi akut enfeksiyon bulguları yoktur.

Tedavide esas; prostat sıvısına en fazla geçen antibiyotiklerle uzun süreli tedavi uygulamaktır (3 ay kadar). Tedavide trimetoprim-sulfametoksazol, sadece trimetoprim, indanil karbenisilin, doksisiklin ve eritromisin kullanılabilir.

Kronik bakteriyel prostatit ile sıklıkla karışan durum, kronik abakteriyel prostatittir. Bu hastalıkta klamidya, mikoplazma, üreaplazma gibi mikroorganizmaların etken olduğu düşünülmektedir.










SIGILLER (PENISTE)

Penis üzerindeki siğiller vücudun diğer yerlerindeki siğillere benzer. Bütün siğiller gibi penisteki siğillere de virüsler neden olur. Bu da siğillerin bulaşıcı olduğu anlamına gelir. Cinsel bölgedeki siğiller, cinsel aktivite sırasında, eşe bulaşabilir veya ondan alınabilir. Penisinde siğil olan hastanın eşi de kendisiyle birlikte tedavi olmalıdır.

Belirtiler : Penisin başı veya sapı üzerinde siğiller.

Teşhis

Peniste siğiller görünüşlerinden teşhis edilirler. Bazen penis üzerindeki bir oluşum siğil gibi görünse de, aslında cinsel ilişkiyle bulaşan bir hastalığın veya habis bir tümörün belirtisi olabilir. Doktor bu farklı sebeplerden birinden şüpheleniyorsa, teşhis koyabilmek ve gerekli tedaviyi planlayabilmek için testler yapar.

Penis siğilleri zararsızdır. Ancak, tedavi edilmezse, eşe bulaşabilir ve penis üzerinde de çoğalabilir.

İlaç Tedavisi

Doktorunuz siğilleri yok etmek için sürülecek bir karışım reçetesi yazar. (Eczanelerde reçetesiz satılan siğil ilaçlarından alarak kendiniz sürmeye kalkmayın, çünkü bu ilaçlar penisin derisinden daha az hassas ciltler için hazırlanmıştır). Bazen bu siğilleri yok etmek için daha kapsamlı tedavi gerekebilir. Cryosurgery (çok düşük derecede soğuk uygulamak), lazer operasyonu veya elektrodissekasyon operasyonu gibi.









SISTIT (ERKEKLERDE)


Sistit, genellikle bir enfeksiyon sonucunda mesanenin iltihaplanmasıdır. Terim, Yunanca cyst: Mesane kelimesinden gelmektedir. Seyrek olarak iltihaplanma, interstitial sistit gibi başka nedenlerden kaynaklanır. Uretranın uzunluğu nedeniyle, erkeklerde sistitin genellikle başka nedenleri vardır. idrar yoluna baskı yapan büyümüş bir prostat gibi.

Belirtiler

- idrar yaparken acı duymak (yanma veya kaşınma hissi);

- Sık veya acil idrar yapma ihtiyacı;

- Bulanık, kötü kokulu, kanlı idrar (bazen);

- Hafif ateş (bazen).

Sistit erkeklerde çok görülen bir rahatsızlık değildir. Tedavisi kolayca da, tekrarlamasını önlemek için altında yatan nedenin de tedavi edilmesi gerekir.

Teşhis

Bir ürolog şikayetlerin tarifine ve testlere dayanarak teşhis koyabilir. Bu testler idrar analizleri, sistoskopi (özel bir aletle üretra ve mesanenin gözlenmesi) ve damar içi pylogram denilen özel bir röntgen çekimini kapsar. Enfeksiyona neden olan bakteriyi tanımlayabilmek için de idrar kültürü gerekebilir.

Sistit hemen ve uygun şekilde tedavi edilirse önemli bir hastalık değildir. Sistit ve altında yatan neden tedavi edilmezse, kronik ve insanı zayıf düşüren bir şekle girer.

ilaç Tedavisi

Sistite neden olan enfeksiyonla mücadele edebilmek için antibiyotik verilir. Altındaki sebep için ilave ilaç veya ameliyat gerekebilir.










SKROTUMDA KITLELER


Skrotumdaki kitlelerin çeşitli sebepleri vardır. Bunlar, tümörler, kistler ve diğer iltihaplar, fiziksel örselenmeler ve kasık fıtığıdır.

Belirtiler

- Skrotumda yumru veya şişme;

- Belli yerlerde ağrı veya hassasiyet olasılığı

Tümörler selim veya habis olabilirler. Testislerin kendilerinin içinde büyüyen tümörler çoğunlukla habis (kanser) olurlar, skrotumun içinde başka bir kısımda gelişen tümörler ise genellikle selimdir Testis kanseri daha ilerde anlatılacaktır.

Ağrısız selim bir kist olan spermatik kist ya da spermatosel çok yaygın görülür. Testisin üstünde epididime yapışık olarak gelişir. Bu bölümde ilerde anlatılacak olan Hidrosel ve varikosel de skrotumdaki ağrısız selim kitlelerdir. Hematosel de skrotumda incinme sonucu ortaya çıkan bir kitledir ve kan birikiminden oluşmuştur.

Kasık fıtığı, bağırsaklardan bir bölümün skrotum içine kadar inerek onu şişirmesiyle ortaya çıkar.

Teşhis

Skrotumdaki her türlü kitlenin doktor tarafından incelenmesi gereklidir. Kitle bir tümörse habis olabilir. Kesin bir teşhis konulabilmesi için tümörün ameliyatla çıkarılması gerekir. Kan testleri ve ultrasonografi yöntemi, birçok zararsız kitleyi tümörlerden ayırmakta yardımcı olabilir.

Habis tümörler tehlikelidir. Kanser yayılmadan fark edilebilirse genellikle etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Skrotumdaki kitlelerin diğer nedenlerinden kasık fıtığı hariç hiçbirisi tedavi gerektirmez.

Tedavi-Ameliyat

Testiste tümör varsa tümörün ameliyatla alınması şarttır. Testis kanseri, testisin tümünün alınmasını ve muhtemelen ilave tedaviyi de gerektirir.










SPERM SAYILARINDAKİ DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR


Çeşitli ülkelere ait çalışmalar erkeklerdeki sperm sayılarında hızlı bir düşüş olduğunu gösterirken, İskoçya da gerçekleştirilen bir çalışma bu ülkedeki düşüşün daha önceki çalışmalara göre çok hızlı olduğunu ortaya koydu.


İskoçya da erkeklerin sperm sayılarında son 14 yılda neredeyse üçte bir oranında azalma olduğu kaydedildi.


Kuzey İskoçya da 1989-2002 yılları arasında 7 bin erkek üzerinde yapılan araştırmalar, sperm sayısındaki düşüşün alkol, sigara ve obeziteyle bağlantılı olduğu sanılıyor.


Araştırma boyunca denek durumundaki erkeklerden yaklaşık 16 bin sperm örneği alındığını belirten bilim adamları, 14 yıl önce alınan örneklerde mililitrede ortalama 87 milyon olan sperm sayısının, son alınan örneklerde mililitrede ortalama 62 milyona düştüğünü belirledi. Araştırmayı yürüten Dr. Siladitya Bhattacharya ‘‘Bunda bir takım farklı yaşam şekillerinin de rolü olabilir. Bu faktörler konusunda daha geniş incelemeler yapmalı’’ dedi.









TESTIS KANSERI


Testis kanseri çoğunlukla, sperm üreten hücrelerde başlar. Kanser ilk olarak testiste bezelye büyüklüğünde sert bir yumru olarak dikkat çeker. Bu yumru genellikle dokunulduğu zaman acımaz. Erken safhalarda başka belirti yoktur. Birçok erkek tümörü kendisi keşfeder. Ne kadar erken fark edilirse o kadar iyidir. Genellikle kanser sadece tek testisi etkiler.

Belirtiler

- Testiste yumru veya şişme;

- Muhtemelen bölgesel ağrı veya hassasiyet

- Testiste ağırlık hissi (bazen).

Testis kanseri genç erkeklerde, özellikle 15-35 yaşlarında ve siyah erkeklere kıyasla beyaz erkekler arasında daha çok görülür. Eğer testislerin biri veya her ikisi doğumda inmemişse, ileride her iki testis için de kanser riski daha büyüktür. Erken tespit edilerek tedavi edilirse, kanser genellikle iyileşebilir.

Teşhis

Kendi kendini muayene ile skrotum içindeki tümör veya başka bir oluşumun varlığı fark edilebilir. Böyle bir yumru fark ederseniz, acıyıp acımadığına bakmadan hemen doktora danışın. Teşhisi doğrulamak için ultrasonografi yapılabilir.

Testisteki bir tümör hemen her zaman habistir, ama tümörün varlığından emin olmak için doktor muayenesi gereklidir. Testisleri ve skrotumu etkileyen başka şartlarda da benzer yumrular ortaya çıkabilir. Epididimit, Hidrosel, Vanikosel ve Orşit gibi. Bunların bir kısmı da zararsızdır.

Testiste tümör varsa, ameliyatla çıkartılması şarttır. Tümör habis ise, vücudun başka yerlerine dağılıp dağılmadığını anlamak için, kan testleri, röntgen ve başka testler gerekir.

Testis kanseri teşhisi konulan erkeklerin yüzde 70 i tedaviden sonra 5 yıl veya daha fazla yaşarlar (5 yıl sağ kalma oranı). Ancak, bu geç safhada keşfedilmiş kanserleri de kapsamaktadır. Testis kanserlerinin en çok görülen türü olan seminom erken teşhis ve tedavi edilirse, hemen hemen bütün vakalarda iyileşebilir.

Tedavi-Ameliyat

Hasta testisin ameliyatla alınması gereklidir. Bu erkekliğin kaybedileceği anlamına gelmez, çünkü geride kalan sağlıklı testis vücudun normal cinsel ve hormon üretme işlevlerini yerine getirebilir. İki testis de kaybedilirse, kısırlık meydana çıkar. Ancak 3 haftada bir enjeksiyonla erkeklik hormonu verilerek gerekli olan normal cinsel işlev sağlanabilir.

Diğer Tedaviler

Kanserlerin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek veya yayılmışsa ona karşı mücadele edebilmek için radyoterapi veya kemoterapi kullanılır.