![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
Şeker Hastalığı
Şeker hastalığı (Diabetes Mellitus) vücudumuzda insülin hormonunun hiç üretilememesine vücudun ihtiyacını karşılayacak kadar üretilememesi ya da üretilen insülinin yeterince etki gösterememesine bağlı olarak ortaya çıkar.Diabet ( şeker hastalığı) kronik bir hastalık olup hayat boyu tedavi gerektirir. En basit teşhis bir damla kan ile yapılabilen açlık kan şekeri ölçümüdür. Aşağıdakilerden en az bir tanesi varsa şeker hastalığı(Diabetes Mellitus) teşhisi konulur. Açlık kan şekeri 126 mg/dl veya üzerinde ise ![]() Herhangi bir saatte bakılan kan şekeri 200 mg/dl veya daha fazla ve beraberinde çok su içme çok idrara çıkma veya açıklanamayan kilo kaybı varsa![]() 75 gr glukoz içerek yapılan şeker yüklemesinden iki saat sonra kan şekeri 200 mg/dl veya daha fazla ise . Kan şekeri yükselmesinin belirtileri nelerdir? Her zamankinden daha fazla susama ve su içme ![]() Her zamankinden daha fazla acıkma ve yemek yeme ![]() Çok sık idrar yapma ![]() Gece sık olarak idrar yapmak için uykudan uyanma ![]() Cildinizde kuruma ![]() Halsizlik yorgunluk![]() Bulanık görme ![]() Yaraların geç iyileşmesi ![]() Şeker hastalığının birkaç nedeni vardır. Bunun sebebi vücudun glikozu yeterli seviyede kullanamamasıdır. Vücuttaki insülin hormonu yetersiz kalmakta ya da görevini tam anlamıyla yerine getirememektedir. Bu hastalıkta sadece kandaki şeker oranı değil idrardaki şeker oranı da yüksek miktarda bulunabilir. Diabet hastalığı 3500 yıldır bilinmektedir. Günümüzde dünyada milyonlarca kişi bu hastalıkla yaşamaktadırlar. Bu hastaların 1/3 lik bölümü ise tip 2 adı verilen diabet rahatsızlığı ile yaşamaktadırlar. Diabet Tipleri Nedenleri ve başlangıç zamanına göre şeker hastalığı başlıca iki tipe ayrılır. Tip I Diabet çok genç yaşlarda başlar. Bu tipte pankreasta üretilen insülin miktarı çok düşüktür veya üretim tamamen durmuştur.Tip II Diabet yetişkin yaşlarda başlar. Burada insülin üretiminin eksikliğinden ziyade üretilen insülin gerektiği şekilde etki gösterememektedir.Ayrıca yatkınlığı olan kişilerde gebelikte üretilen bazı hormonlara ve aaaabolik yükteki artışa bağlı olarak gebelik sırasında ortaya çıkan ve gestasyonel (gebelik) diabet adı verilen bir diabet çeşidi daha vardır. Bu tip diabette kan şekeri hamilelik sonrasında genellikle normale döner. Ancak bu kişilerin yaklaşık % 40 ında sonraki 15 yıl içerisinde Tip II diabet gelişir.Bu nedenle şeker hastalarının büyük bir kısmında uzun süreli kan şekeri yüksekliğine bağlı olarak zararlar (komplikasyonlar) ortaya çıkmaktadır.Bu zararlar yaşam süresi ve kalitesini etkilediğinden riskli bireylerin (şişmanlar ve ailesinde şeker hastalığı olanlar) taranarak hastalığın erkenden teşhisi ve hastaların sıkı bir şekilde takibi büyük önem taşımaktadır.Diabet gelecekteki komplikasyonları önceden bilinebilen ender hastalıklardan biridir. O nedenle diabetle başa çıkabilmenin temel ilkesi “önlemek tedavi etmekten kolaydır” şeklinde özetlenebilir.Diabete çıkabilecek komplikasyonlar akut (kısa süreli) ve kronik (yıllar içinde) olmak üzere iki grupta toplanır. Akut komplikosyonlar hipoglisemi (kan şekerinin düzeyinin normalin altına inmesi) hiperglisemi (kan şekerinin düzeyinin normalin üzerine çıkması) ve buna bağlı olarak kanda keton cisimciklerinin artışıyla gelişen “ketoasidoz”dur. Kronik komplikasyonlar ise şöyle özetlenebilir: Kalp-damar hastalıkları; yüksek tansiyon; gözde katarakt retinopati; böbrekte nefropati yetmezlik; sinir sisteminde nöropati; deri ayaklar üreme organları idrar yolları akciğer gibi bölgelerde yerleşen enfeksiyonlar...Kronik komplikasyonların oluşumunda başta gelen etken hiperglisemi yani iyi tedavi edilmeyen diabettir. Hiperglisemi sırasında kan bol miktarda glikoz içerir. Glikoz kimyasal yapısı gereği yapışkan bir maddedir. Kan aracığıyla vücudun her hücresine girer. Hem kandaki hem de hücrelerdeki proteinlere yapışır.Kandaki şekerin sürekli yüksek olduğu durumlarda bu proteinlerin üstüne giderek artan oranda glikoz kümelenir. Hücre ya da doku görevini yapamaz hale gelir. Sonuçta “kronik” grubuna giren komplikasyonlar ortaya çıkar. Sözgelimi yüksek tansiyonun sıkça görüldüğü bir aileden gelen diabetli kendine özen göstermiyorsa bu bakımdan önemli bir riskle karşı karşıyadır.Diabet tedavisinde temel hedef kandaki şeker düzeyini “sürekli olarak normal ya da normale yakın değerde” tutmaktır. Bunun ilk basamağını perhiz oluşturur. Genel ilkelerin dışında perhiz kişinin fizyolojik yapısına (cins yaş kilo) sağlık durumuna (Tip 1 yada Tip 2 diabet gebelik diabeti diabete eşlik eden başka hastalıklar vb.) ve toplumsal konumuna (okul meslek yaşam biçimi vb.) göre düzenlenir. Amaç diabetlinin dengeli ve doğru beslenmesidir. Diabet perhizi tek cümleyle şöyle özetlenebilir: Gereken zamanında ve yeterince yenmelidir. “Gereken” besinlerin türünü; “zamanında” düzenlenen öğünlerin aynı saatte alınmasını; “yeterince” verilen miktarın aşılmamasını ifade eder. İlk besin grubunu oluşturan karbonhidratlar (şekerler) sindirilme hızı bakımından üçe ayrılır. Toz ya da kesme şeker biçimindeki sofra şekeri ve sofra şekeri içeren tüm besinler (tatlı reçel hazır meyve suyu vb.) ile bal diabetlilere yasaklanmıştır. Yanlızca hipoglisemi sırasında kullanılabilir. Kana büyük bir hızla karıştıklarından bunlara “koşan şekerler” diyebiliriz. Kana nispeten yavaş karışan “yürüyen şekerler” biraz daha güvenli besinlerdir. Başlıca temsilcileri nişastalılar (ekmek prinç patates makarna mercimek gibi kuru sebzeler vb.) meyveler (trunçgiller elma armut vb.) ve sütlü besinlerdir (yoğurt vb.). En yavaş sindirilen ve bu yüzdende diabetli için en güvenilir sayılan besinler “tırmanan” şekerlerdir. Tüm taze sebzeler ve işlenmemiş tahıllar bu grupta yer alır. Bu bakımdan bolca sebze yemek beyaz ekmek yerine kepeklisini tercih etmek sağlıklı beslenmenin ilk adımlarıdır. Ayrıca lif bakımından zengin olmaları değerlerini bir kat daha artırır. “Doğru” karbonhidrat içeren (yani yüreyen şekerlerden sınırlı tırmananlardan ise biraz daha fazla) besinleri alma gerek Tip 1 gerekse Tip 2 diabette vücudun insülini çok daha iyi kullanabilmesini sağlar.Proteinler (et balık süt yumurta vb.) gelişme dönemindeki diabetliler için önemlidir. Yetişkinlerde hayvansal proteine daha az yer verilir. Tip 2 diabette aşırı protein içeren bir beslenme karaciğerde proteinlerin glikoza dönüşümünü hızlandırır ve kana glikoz geçişi artar (glikoneogenez). Başka bir anlatımla diabette karaciğer etin fazlasını karbonhidrata dönüştürüp tekrar kana verir. Ayrıca son veriler aşırı proteinle beslenmenin böbreklerde diabete bağlı bozuklukları hızlandırdığını göstermiştir. Yağ ise yoğun bir enerji kaynağıdır. Kilo sorunu olan kişilerde yağ tüketimi en az düzeye indirilir. Hayvansal yağlar ve margarin yerine bitkisel kökenli sıvı yağlar önerilir.Diabet tedavisinin ikinci aşamasını egzersiz (yürüyüş spor) oluşturur. “Bilerek” yapılan bir egzersiz kaslarda birikmiş glikozun yakılmasını sağlar. “Bilerek” çünkü kan şekeri 200 mg/dl’nin üstünde ise egzersizin yararı değil zararı olur; diabetlilerin dalma paraşütle atlama gibi bireysel sporları yapması doğru olmaz... Egzersizi eğer gerekiyorsa ilaç (insülin şeker düşürücü tabletler) izler. Tıbbi desteğin en önemli basamağı ise perhiz egzersiz ilaç kullanım kuralları ve diabetlinin kendini izlemesini kapsayan eğitim sürecidir. Kişi bu süreçte kazandığı yeni alışkanlıkları günlük yaşamına ne kadar çabuk uyarlarsa diabetle yaşamayı o kadar kolay benimser. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | UslanmaM | Cevaplar | Son Mesaj |
| Şeker hastalığı | HeLiN | Sağlık ve Yaşam | 0 | 04-18-2007 11:39 PM |