Güneş koruma ürünü yaz ve kış olmak üzere sabahleyin uygulamayla kalmayıp yaklaşık altı saat sonra tekrar kullanılmalıdır.

Çünkü son görüşlerin hiç bir güneş koruma ürününün yaklaşık olarak altı saatten fazla koruma özelliğinin devam etmediğini
yönündedir.

Mevsimine göre koruma ürünü güneşe maruz kalan her yerimize uygulamamız gerekmektedir.

Yaz mevsiminde Deniz yada havuza gidilecekse mutlaka suya dayanıklı olan ürünleri seçmeliyiz.

Son yıllarda güneş işınlarının etkisiyle cilt hastalıklarının epeyce arttığını unutmamalısınız.

Güneş ışınları ve bunların içerikleri, verdiği zararları, Faydaları, dalga boyları cildimizdeki etkileri gibi tüm
bilinmesi gereken yönleri ile bunların zararlı etkilerinden nasıl korunmamız gerektiği konusunda bir dergiden yararlanarak
aşağıda detaylı bir şekilde açıklanmıştır.

Güneş ışınları, geniş bir elektronmanyetik enerji spektrumuna
sahiptir. Bunlar kozmik ışınlardan başlayıp gamma X morötesi
(Ultraviolet), görünen ışık, kızılötesi (İnfrared) ve radyo
ışınlarına dek oluşan küçükten büyüğe değişen dalga boylarındaki
ışınlardır. Ancak bizi ilgilendiren ışın dilimi görünen,
ultraviyolet (UVR) ve infrared ışınlarıdır. Çünkü cildimizdeki
istenmeyen etkilerden sorumlu olan bu spektrumdur.

Dünya yüzeyinde (deniz seviyesinde) güneş ışığı 290-3000
nm dalga boylarındaki ışınımlardan oluşur. Normal insan derisindeki
etkili olan ve bazı deri hastalıklarına neden olan ışınım ise
290-400 nm dalga boyundaki ultraviyolet ışını ve bazen de 400-760 nm
dalga boylarındaki görünen ışınımdır. 290 nm den daha kısa dalga
boyundaki ışınımlar, ozon tabakası ve stratosferdeki moleküler
oksijen tarafından selektif olarak absorbe edildiği için deniz
seviyesine ulaşamaz. Kronik güneş harabiyetinin gelişiminden dalga
boyuna göre değişen ışınlar sorumludur. Solar spektrumun görünen
ışınlardan oluşan kesiminin deriye zararlı etkileri yok sayılır.
Ancak lazer sistemleri içinde verildiğinde deriye sakıncalı
etkilerde bulunabilir, bazı hastalıkların gelişiminde rol
oynayabilir.

Dünya Yüzeyine Ulaşan Güneş Işınları

1. UV Işınları (290-400 nm): 3’e ayrılır
-UVA ışınları deride birikmiş melaninin koyu renk almasını sağlar.
-UVB derinin erken yaşlanmasını ve güneş yanığını gerçekleştirir.
Melanositleri uyararak melonazomların daha çabuk yapılmasını ve
sonuçta derinin bronzlaşmasını kolaylaştırır.
-UVC ışınları atmosferdeki ozon tabakası tarafından absorbe edilerek
yeryüzüne ulaşamazlar. Bu ışınlar bakterisit olup, güneş yanığına
neden olurlar.Ameliyathanelerde sterilizasyon maksadıyla kullanılır.
2. Görünür ışık (400-760 nm): Gözle görülebilen ışınlardır, retinayı
uyarırlar.

3. İnfrared ışını (760 nm den daha uzun dalga boyları):
Sıcaklık şeklinde algılanır.

Güneş Işını Spektrumu
Dalga boyu (nm)Işın
0.01-10 X
10-200 Vakum UV
200-290 UVC
290-320 UVB
320-400 UVA
400-760 Görünür ışın
10000 Yakın kızılötesi
100000 Uzak kızılötesi



Güneş Işınlarının Deri Altına Emilimi: Derinin
görevlerinden biri de absorbsiyon görevidir. Her türlü maddeyi
yeteri kadar deri altı dokularına kadar indirebilme yeteneği
olmamasına karşın güneş ışınlarının dalga boylarına ve geliş
açılarına göre deri altına emilimi gerçekleşmektedir.bundan dolayı
UVA ve UVB ışınlarının deri altına emilimini önleyebilmek için deri
bazı doğal savunma mekanizmaları geliştirmektedir.Bunlar ;
bronzlaşma, St. Corneum tabakasının kalınlaşması ve hücre yenileme
süreci olarak ifade edilebilir. Daha detaylı ifade etmek gerekir ise
güneş ışınlarının deri altına tamamının emilimini gerçekleştirmemek
ve zaralı tüm etkilerden etkilenmesini önlemek için derinin doğal
bir savunma mekanizması vardır. Bunlar;
1-Saçlı deride saçlar
2-Deri yüzeyinde lipitler
3-Terde urosonik asit sekrasyonu
4-Stratum corneum
5-Beta karoten (Serbest radikal temizleyici)
6-Antioksidan enzimler
7-DNA tamir sistemi

Tüm bunlara rağmen derinin emilim görevinden ve güneş
ışınlarının yoğun etkilerinden dolayı vücudun doğal koruyucu
etkileri yeterli gelmeyebilir. Böylece epidermis ve dermise kadar
etkili olan güneş ışınları tehlikeli tahribatlara yol açmaktadır.

Güneş ışınları vücutta damar genişlemesi, kan hacminin
artması ve cildin kızarması gibi deri değişimlerine yol açmaktadır.
Kızarıklık cildin güneş ışınlarına karşı tepkisidir. Yanma ise güneş
ışınlarının epidermis tabakalarını veya dermisi etkileyerek
ışınların etkisine karşı cildin kendini koruyamamasıdır.

Güneş ışınlarının bu zararlı etkileri ve derinin bu
etkilerden yoğun olarak etkilenmesinden dolayı güneş koruyucu
preparatlar kullanılmalıdır. Güneş preparatları zararlı UV
ışınlarını apsorplayarak ve uzun dalga boylu ışınları geçirip
pigment oluşmasını sağlayarak etki ederler. Koruyucular güneşin
zararlı ışınlarını emerek cildin zarar görmesini engeller. UVA ve
UVB ışınlarını engelleyici koruyucular kullanmak gerekir. Bu
koruyucular özellikle yüzde oluşabilecek kızarıklıklar ve güneş
yanıklarından cildi koruma amaçlıdır.

Kozmetiklerde kullanılan etkin maddelerin sistematik
dolaşımına geçmeden sadece deri yüzeyinde ve tabakalarında etki
göstermeleri istenmesine rağmen güneşten koruyucu ve bronzlaştırıcı
ürünlerin çok geniş vücut alanına tekrarlanan dozlarda ve genellikle
sıcaklık ile nem faktörlerinin de bulunduğu ortamlarda
uygulanmaları, bunların deri den absorpsiyonlarını artırıcı
faktörlerdir. Formülasyon parametreleri de absorbsiyonu artırma
yönünde ise önemli miktarda etkin maddenin kana karışması kaçınılmaz
bir sonuçtur.

Birçok güneşten koruyucu en fazla 290 ile 320 nm. Dalga
boyundaki UVB ışınlarını absorbe eder.Bu maddelerden yalnızca
benzophenon ve anthranilat 320-400 nm. Dalga boyundaki UVA
ışınlarını daha fazla emerler.

Deri altına emilimine etki eden faktörleri incelerken
kullanılan kozmetik ürünler ve güneş ışınlarını biyolojik ve
kozmetiklerin fizikokimyasal özellikleri göz nünde bulundurulur.
Buna göre aşağıdaki tablo incelenmelidir.

FİZİKOKİMYASAL FAKTÖRLERBİYOLOJİK FAKTÖRLER
İlacın yağ/su karışımı
İlacın çözünürlüğü
İlacın iyonizasyonu
Sıvağın tipi
İlacın konsantrasyoaaaarinin patolojik durumu

Bölgesel farklılıklar
Derinin hidrasyonu
Derinin aaaabolizma etkisi
Derinin sıcaklığı
Preparatların uygulama alanı ve sıklığı
Cinsiyet ve ırk farkı

GÜNEŞ IŞINLARININ ETKİSİ
Güneş ışınları ve yapay ışık kaynaklarından elde edilen
UV ışınlarının insan ve insan derisi için birçok faydaları ve
zararları vardır. Fotosenaaa, görme duyusu, vitamin D senaaai,
patojenlerin yok edilmesi, sağlıklı bir bronzlaşma sonucu derideki
melaninin koruma fonksiyonu, insan psikolojisine olumlu etkisi,
psoriasis ve diğer deri hastalıklarının fototerapi ve
fotokemoterapisi yararlı etkileridir. Ancak yaşam için vazgeçilmez
olan bu ışının fazlası fotoprotektif mekanizmaları zayıf kişiler
için oldukça zararlıdır. İnsan sağlığı açısından belli başlı zararlı
güneş yanığı deri kanseri oluşumu ışığa bağlı deri yaşlanmasıdır. UV
ışınlarının zararlı etkileri UV’ye maruz kalma süresine ve
sıklığına, güneş ışınlarının yoğunluğuna, genetik olarak belirlenen
deri rengine bağlıdır. Yani güneş ışınlarını tolere edebilme
yeteneği derideki melanin miktarına, kişinin genetik yapısına ve
güneş ışınını takiben melanin yapma özelliğine, yani bronzlaşma
şekline bağlıdır.

Ozon tabakasının delinmesi ve kutup bölgesindeki
deliklerin bulunması zamanından önce yaşlanma, kırışıklıklar ve deri
kanserine yol açabileceği düşüncesi nedeni ile güneşte bronzlaşmaya
karşı tepki oluşturmaktadır. Bu yüzden makyaj malzemeleri, losyonlar
ve hatta saç preparatları formüllerine güneşten koruyucu maddeler
konulmaktadır. Güneş preparatı kullanırken dikkat edilecek bir husus
yaşlılarda görülebilecek D vitamini kaybıdır. Bu durumda kemikte
görülen kayıpta artar. Güneş preparatı kullanan yaşlılara D vitamini
takviyesi yapılmalıdır. Doktorlar ileride bazal hücre karsinomuna
sebep olabildiği için, özellikle küçük çocukların güneşten
korunmasının çok önemli olduğundan söz etmektedir. Çocukların güneş
ışığı altındayken burun, yanak ve kulak üstlerine çinko oksit içeren
ürünler sürülmesi önerilmektedir.

Güneş ışınları dalga boylarına göre dünya yüzeyine
gelişleri ve etkileri değişmektedir. Buna göre UVA, UVB, UVC,
görünür ışık, infrared ışını olarak gruplandırılabilir.

UVA: 320-400 nm dalga boylarındaki UV ışınlarından
oluşur. Reaksiyonun şiddeti deride önceden mevcut olan melanin
pigmenti miktarına ve UVA ışının dozuna bağlıdır.UVA güneş yanığı
oluşturabilmesine karşın eriten veya güneş yanığı oluşturma
kapasitesi UVB’ye göre 600 ile 1000 kat daha düşüktür. UVA’ya bağlı
eriten ışınıma maruz kaldıktan hemen sonra ortaya çıkar. Yoğunluğu
10-12 saat sonra optimal düzeydedir ve kızarıklık 24 saat kadar
devam edebilir.

UVB: 290-320 nm arasındadır. Yüksek rakımlarda deniz
seviyesinden %20 kadar daha fazladır. Güneş yanığı ışınımı, mid-UVR
veya eriten bandı adıda verilmektedir. Güneş yanığından asıl sorumlu
olan banttır. Camdan geçemez. Aynı zamanda deride melanin pigment
senaaaini harekete geçiren etkili bir banttır. Deri kanserine yol
açabilir.

UVC: Bu ışınlar yeryüzüne statosferdeki moleküler
oksijen ve ozon tabakası tarafından absorbe edilerek ulaşamadığı
için eskiden fazla ilgi çekmiyordu. Ancak ozon tabakasının delinmesi
ile önem kazanmıştır. Yapay kaynaklardan yayılan UVC normal deride
eriten dozu 25 cm mesafede 30 sn.dir. Eritenden sonra çok az veya
hiç pigmentasyon oluştumaz ağır yanıklar görülmez.
Görünür Işın: 400-600 nm normal kişiler için genellikle
zararsızdır. Ancak belli kimyasal maddelerin (porfirinler, boyalar
gibi) etkisiyle fotosensitizasyona neden olarak deriye zarar
verebilir.

İnfrared Işını (Kızılötesi): Düşük dozlarda zararsız
ancak yüksek dozlarda termal yanıklara ve protein denatürasyonuna
neden olabilir. Ayrıca UV ışınlarının zararlı etkilerini
artırabilir. Deri rengi açık olan sağlıklı ve normal bir kişi için
infrared ışınlarının; akut etkileri (güneş yanığı) deri
kırışıklıkları deri yaşlanması epidermiste düzensiz kalınlaşmalar,
telenjiektazi ve hiper pigmente, bazal hücreli karsinom, nonmelanon
gibi deri kanserleri gözde nükleer katarakt oluşumu ve immün
sisteminde bozukluklar gibi deri üzerinde olumsuz etkileri vardır.

Deride Güneşin Yaptığı Değişiklikler:Cilt tonu derimizde
bulunan ve melanin dediğimiz renkli pigmentlerin varlığından
kaynaklanır. Melanin, melanosit hücreleri tarafından devamlı senaaae
uğrar. Güneş bu hücrelerin üretimlerini uyarır ve bronzlaşmaya neden
olur. Melanin pigmenti deriye doğal güneş koruması sağlar ama her
deri tipi bu pigmenti güneş ışınlarının zararlarını engelleyecek
miktarda üretmeyebilir. Koyu tenli insanların açık tenlilere göre
daha fazla melanini vardır.

Güneş ışınlarına karşı gelişen reaksiyonlara göre deri
tipleri sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre deri tipleri
6’ya ayrılmıştır.

Tip 1: Çoğunlukla açık renkli, mavi gözlü kişilerdir.
Kızıl saçlı olabilirler. Ancak daha koyu saçlı, mavi ve yeşil gözlü
bazı kişilerde de tip 1 güneş reaksiyonları meydana gelebilir. Yaz
ayında öğle zamanı 10-20 dakikalık sürelerde güneş yanığı ortaya
çıkar. Her zaman kolay yanar, kesinlikle bronzlaşma olmaz.

Tip 2: Genellikle kolay yanar çok az bronzlaşır. Açık
renkli, mavi gözlü kişilerdir. Kızıl saçlı olabilirler. Ancak daha
koyu saçlı, mavi ve yeşil gözlü bazı kişilerde de tip 1 güneş
reaksiyonları meydana gelebilir. Yaz ayında öğle zamanı 10-20
dakikalık sürelerde güneş yanığı ortaya çıkar.

Tip 3: Açık, pembemsi cilde sahip, mavi veya yeşil gözlü
kişilerdir. Güneşlenirken kızarmalarına rağmen bronzlaşmayı
başaramazlar. Az hassas ciltlerdir. Yanar, ancak zamanla
bronzlaşabilirler. Bu tip ciltler ilk kez güneşe çıkarken 15-25
dakikadan fazla güneşte kalmamalıdırlar.

Tip 4: Buğday tenli, koyu sarı veya kumral saçlı, mavi,
yeşil veya kahverengi gözlere sahip kişilerdir. Çok az yanar kolay
bronzlaşırlar. Genellikle güneş yanığına maruz kalmazlar. İlk kez
güneşe çıkarken, 20-30 dakikadan fazla güneşte kalmamalıdırlar.
Normal ciltlerdir.

Tip 5: Esmer ten, koyu kumral veya esmer
saçlar,kahverengi gözlere sahip kişilerdir. Çabuk bronzlaşır ve
güneş yanığı nedir bilmezler. Sorunsuz bir cilde sahiplerdir. Ancak
güneşe ilk çıktıklarında 30-40 dakikadan fazla güneşte
kalmamalıdırlar.

Tip 6: Zencilerde bulunan cilt tipidir. Güneş yanığı
oluşmaz. Ancak alerji görülebilir.
Fazla güneşlenme birçok deri hastalığına ve deri
lezyonuna neden olur. Bunlar güneş yanıkları, güneşe karşı aşırı
duyarlılık, deri yaşlanması, pigment lekeleri ve deri kanseridir.
Güneş yanığına UVA ve UVB dediğimiz ultraviyole ışınları
neden olur. Güneş yanığının hemen ardından ciltte meydana gelen
zedelenme sonucu ödenen bedel, uzun vadede ödenecek olan bedelin
yanında önemsenmeyecek kadar küçüktür. Çünkü güneş yanığı ve aşırı
bronzlaşma sonucu; ileride habis, melanoma, basal hücreli karsinoma
ve sukuamoz hücreli karsinoma gibi çeşitli formlardaki cilt kanseri
oluşabilir. Kırışıklık, benek oluşumu ve beyaz lekeler gibi bazı
erken yaşlanma bulguları ortaya çıkabilir.
Güneş ışığı hayatın idamesi için hava ve su gibi
gereklidir. Psikolojik durum üzerinde pozitif etkisi, vitamin D
senaaai sağlayıcı etkisi ve deride melanin arttırıcı gibi olumlu
etkilerinin yanı sıra cilt üzerinde olumsuz pek çok etkiye sahiptir.
Bunlar;
v Hiperpigmentasyon
v Akut yanık inflamasyonu
v Fotoyaşlanma
v Fotokarsinogenez (DNA hasarları)
v Fototoksik ve fotoallerjik deri hastlalıkları
v Deri immün sisteminin baskılanması
v Katarakt oluşumu

GÜNEŞTEN KORUNMADA TEMEL PRENSİP
Deri bilindiği gibi organizmada iç ortam ile dış
çevrenin potansiyel zararları arasında bir bariyer oluşturarak
yaşamsal bir rol oynamaktadır. Dolayısı ile çevrede oluşan
değişiklikler ilk ve doğrudan deriyi etkilemektedir. Çeşitli dalga
boylarındaki güneş ışınlarının sağladığı enerji yerkürede yaşamın
varlığını ve devamını sağlamaktadır. Güneş ışınları biyolojik
olayları başlatmakta, sürdürmekte ve sonuçlandırmaktadır. Yeryüzüne
ulaşan ışınların yarısı kızılötesi ışınlardır. Kalanın büyük kısmını
görünür ışınlar az bir bölümünü ise morötesi ışınlar
oluşturmaktadır. Ozon katmanı 285 nm altındaki ışınları
geçirmemektedir. UV ışınları yeryüzüne ulaşan ışınların %5 kadarını
oluşturmaktadır. Deriye ulaşan UV ışını miktarını etkileyen 6 faktör
bulunmaktadır.

1. Saat: Günlük total UV ışınının %75’i saat 09:00 ile 15.00
arasında alınmaktadır. 11.00 ile 13.00 arasında bu oran %20-30
kadardır.

2. Mevsim: Ilıman iklim bölgelerinde UV ışınlarına maruz kalma
özellikle UVB yönünden önem taşımaktadır. Yaz aylarında UVB’ nin
yeryüzüne ulaşma yoğunluğu artmakta, mevsimsel değişkenlik ekvatora
yaklaştıkça önemini kaybetmektedir.

3. Coğrafik Enlem: Yıllık maruz kalınan UV ışın miktarı ekvatordan
uzaklaştıkça azalmaktadır.

4. Bulutlanma: UV şiddetini bulutlar azaltmaktadır. Ancak
bulutlardaki su içeriği UV’ den çok kızılötesi ışınları
zayıflatmakta, bu ise deride ısı etkisini azaltmakta, bu uyarıcı
etki azaldığından UV’ ye aşırı maruz kalma riski artmaktadır. Kalın
bulut katmanının olmadığı tam bulutlu havalarda UVB ışınlarının
%50’si yeryüzüne ulaşmakta, bulut katmanı kalınlaştıkça bu oran daha
da azalmaktadır.

5. Yüzey Yansımaları: UVB radyasyonunun %3 kadarı çimden yansırken
bu oran kumda %25’i bulabilmektedir. Kar örtüsü ise %50-95 oranında
UVB yansımalarına yol açabilmekte, özellikle gözlerde ağrılı keratit
gelişebilmektedir. Su %5 oranında yansımaya neden olmaktadır. UV
radyasyonunun %75’inin 2 m su derinliğine ulaşabilmesi asıl önemli
noktadır.

6. Yükseklik: Genel olarak yükseklikte her 300 m lik artış güneş
ışınlarının güneş yanığı oluşturma etkisini %4 arttırmaktadır.
Güneşten korunurken ilk bilinmesi gereken güneş
ışınlarının yeryüzüne düştüğü saat aralığı ve ultraviyole
ışınlarının oranlarıdır.
Saat AralığıGünlük UV (%)
8:30 AM&# 8217;den önce 6
8:30 AM-9:30 AM arası 8
9:30 AM-10:30 AM arası 12
10:30 AM-11:30 PM arası 15
11:30 PM-12:30 PM arası 17
12:30 PM-13:30 PM arası 15
13:30 PM-14:30 PM arası 12
14:30 PM-15:30 PM arası 8
15:30 PM-16:30 PM arası 4
16:30 PM-17:30 PM arası 2
17:30 PM den sonra 1

Bunun yanında güneşten korunmak için bireysel korunma
metotları bulunmaktadır.
1. Yazın öğlen direk güneş ışığına maruz kalmaktan
kaçınma
2. Gölge yerleri tercih etmek
3. UV indeksini takip etmek
4. Güneşlenecek mevsime dikkat etmek
5. Deniz seviyesinden yükseklik
6. Koruyucu giysiler ve güneşten koruyucu gözlükler
kullanmak
7. Yüzü ve boyunu koruyan şapkalar takmak
8. Tropikal güneş koruyucuları kullanmak

GÜNEŞ KORUYUCU ÜRÜNLERİN ETKİ MEKANİZMASI
Güneşten koruyucu preparatlar deriyi gerek güneş gerek
yüksek yoğunlukta UV radyasyonundan korur. Güneş koruyucu ürünler
1920’li yıllardan beri kullanılmaktadır. Her geçen gün yeniden
formüle edilen ürünler pazardaki yerini almaktadır. Güneşten
koruyucular terapotik ajanlar olarak FDA tarafından kozmetikten çok
ilaç olarak düzenlenmiştir. Amerika’da ilaç olarak, Avrupa’da
kozmetik olarak kabul edilmektedir. İlk 50 yıl UVA zararsız kabul
edildiği için sadece UVB ışınına karşı koruma amaçlı formülize
edilmişlerdir. Daha sonra hem UVA hem UVB’ ye karşı uygun koruma
sağlamak üzere geniş spektrumlu olarak üretilmişlerdir. Bir güneşten
koruyucu ajanda aranan özellikler;
v Hem UVA hem UVB’ ye karşı eşit etkili koruma sağlaması
v Kullanıcı tarafından iyi tolere edilmesi
v Kozmetik olarak kabul edilebilir olması
v Nontoksik olması
v Fotostabil olması
v Suya dayanıklı olması
v Yüksek SPF’ye sahip olmasıdır.

Güneşten koruyucu preparatlar dayanıklılığına göre de 3 sınıfa
ayrılabilmektedir.
1. Tere dayanıklı: Sürekli ve yoğun terlemede 30 dakika
koruma sağlar.
2. Suya dayanıklı: Sürekli suya temasta 40 dakika SPF
seviyesini devam ettirir.
3. Suya daha dayanıklı: Sürekli suya temasla 80 dakika
koruma sağlar.
Ürünler etkinlik açısından FDA tarafından 3 kategoride
sınıflanmıştır.
1. Minimal koruma: SPF 4-12
2. Orta derecede koruma: SPF 12-30
3. Yüksek koruma: SPF 30-30+

Koruyucular kimyasal ve fiziksel olmak üzere 2 tiptir.
Kimyasal koruyucular ışını absorbsiyon, yansıtma ve dağıtma yoluyla
koruyan aktif kimyasallar içerirler. Günümüzde güneşten koruyucu
preparatlar UV tarafından oluşturulan eritemi durdurma kabiliyetine
göre numaralandırılırlar. Eritemi baskılama
oranları SPF olarak bilinir. SPF korunmamış deride 1 MED oluşturmak
için gereken UV ile 2mg/cm2 ye ürün sürüldükten sonra korunmuş
deride 1MED oluşturmak için gereken UV dozuna oranı olarak
tanımlanır. Güneşten koruyucu preparatlar güneşten korunmada altın
standart olarak kabul edilmesine rağmen son zamanlarda doğru
kullanılmamaları nedeni ile beklenilen etkide olmadıkları
bilinmektedir.UV kaynağı, deri rengi, uygulama doğruluğu, eriteme
yatkınlık gibi nedenlerde laboratuar değerler saha değerleri ile
paralellik göstermemektedir. Son çalışmalar yeni formülasyonların
ışını kısmen absorbe ettiğinde göstermiştir.Güneşten koruyucu
preparatlarda etkinlik açısından ter, su ve egzersiz esnasında
deride kalabilmelerini sağlamak en önemli problem olarak
görülmektedir. İdeal koruyucularda deride fotokimyasal ve
fotostablite özelliği çok önemlidir. Taşıyıcı güneşten koruyucu
ürünün etkisini, dayanıklılığını ve estetik özelliklerini belirler.
Taşıyıcı olarak mineral yağlar, avokado yağı, metil parafen, petrol
atum, nemlendirici, kıvam verici, prezervatifler ve parfüm gibi
maddeler kullanılır. Güneş preparatları zararlı ışınları absorbe
ederek ve uzun dalga boyundaki ışınları geçirip pigment oluşmasının
sağlayarak etki ederler demiştik, güneş ışınlarının şiddeti, maruz
kalma süresi, sıklığı ve kişinin hassasiyetine bağlı olarak yararlı
ve zararlı etkileri görülmekte ve bilinmektedir. Güneşe uzun süre ve
ilave bir korunma olmaksızın maruz kalma sonucunda doğal savunma
mekanizması da zarar görmekte ve korunma bile yetersiz olmaktadır.
Güneş ışınlarının zararlı etkilerinin cilt altına ulaşmasını
engellemek için doğal, bilinçli korunma yolları ve mutlaka güneş
altında koruyucu krem, losyon veya jel kullanılmalıdır.Cildin erken
yaşlanmasına ve ve cilt kanserine yol açmadan güneş ışığından
yararlanabilmek için çeşitli güneşten koruyucu ve bronzlaştırıcı
kullanılması gerekir.genellikle güneş filitreleme sistemleri ciltte
fazla bir gerilme olmasını engeller. Cilde nüfuz eden güneş ışığı
miktarında emme ve yansıtma mekanizmaları ile düşüş sağlar.

Güneşten korunmanın pek çok yöntemi vardır ve bunların
pek çoğundan daha önce bahsettik. PABA(Para amino benzoik
asit)koruyucu güneş kremleri içerisinde yer alan temel bir maddedir.
Dezavantajı elbisede leke bırakması ve alerjik olmasıdır. PABA
titanyum dioksit ve çinko oksit gibi UVR ’u yansıtıp dağıtarak etki
gösteren fiziksel blokörler foto hassasiyet oluşturmasalar da bu
etkin maddeleri içeren formülasyonlar deri yüzeyini tamamen
örtükleri ve oldukça yağ içerdikleri için akne ve göz çevresinde
milia oluşumuna neden olabilirler.

Güneş koruma faktörü: Güneşten koruma faktörü (GKF)
güneş preparatlarının koruyuculuğunun bir göstergesidir. GKF güneş
preparatı uygulanması ile korunmuş deride minimal eritemal doz
oluşturmak için gerekli olan enerji miktarına oranıdır. GKF’ nün
tayin edilmesi ve standardizasyonu ile ilgili çalışmalar mevcuttur.
GKF genellikle 2-20 arasında bulunur. GKF’ nde izin verilen en
yüksek değer 15 olmasına rağmen 50 ye kadar yükselenler vardır.
Bunların tahriş edici ve yüzde yara oluşturucu etkisi bulunur.
Formülasyon optimizasyonunda güneşten koruyucu madde miktarı en aza
indirilir. En önemli iki UVB koruyucusu Padimat O (Oksit dimetil
PABA) ve oktilp-metoksi sinnamattır. PABAyüzde rahatsızlık ve
hassasiyet yaratır. Padimat O’dan genellikle kanserojen etki yapma
olasılığı bulunan nitrozaminler oluşur, fakat bunların
konserojenliği ispatlanmamıştır. Üreticiler bu nedenle p-metoksi
sinnematı tercih etmektedir. UVA ve UVB ışınlarını
absorplayıcılarının farklı oranlardaki konbinasyonu ve farmasotik
şeklinin değiştirilmesi ile istenilen GKF değerinde preparat
hazırlanabilir. Emülsiyonlarla en yüksek, alkollü çözeltilerle en
düşük GKF değerine sahip güneş preparatları hazırlanmaktadır.
Derinin nem içeriği ve sıcaklığı, rüzgarda yanmış olması, yağın
varlığı karışımın etkinliğini değiştirir. En iyi emülsiyon Y/S tipi
emülsiyonlardır. Uygulandığında daha az yağlı bir his verir. Vücuda
sürüldüğünde S/Y tipine dönüşür, böylece suya dayanıklı hale gelir.

Sunscreen ajanlar: Güneşten koruyucu topikal preparatlar
solüsyon, jel, krem veya merhem şeklinde hazırlanmış, deriye ulaşan
UVB’ nin en az %95’ ini absorbe eden veya engelleyen kimyasal
ajanlardır.Koruma fonksiyonu uygulanan sunscreen içindeki aktif
maddenin solar radyasyonu absorbsiyonu,yansıtması ve dağıtması yolu
ile sağlanır. Sunscreenler 3’e ayrılır. Bunlar; fiziksel
sunscreenler, kimyasal sunscreenler ve konbinasyon sunscreenler’
dir. Sunscreenlerin amacı; deriye ulaşan UV radyasyonun tamamen veya
kısmen engellenmesi, hiperpigmentasyonun minimale indirilmesi,
kromazom hasarına karşı dermis ve epidermisin canlı hücrelerinin DNA
sının korunması, ilaca bağlı fotosensitivite ve diğer
fotodermatozların önlenmesi, epidermal ve dermal proteinlerin
(keratin,elastin, enzimler) denatürasyon ve çaraz bağ oluşumuna
karşı korunması, UV ye bağlı immün fonksiyon bozukluklarının
düzeltilmesidir. Bir sunscreen kullanımında dikkat edilmesi gereken
bazı hususlar vardır, bunlar;

1-Deri rengi ve deri fotatip grubu. Deri fotatip grubu ı veya ıı
olan ciltler doğumdan itibaren sunscreen kullanmayı alışkanlık
haline getirmelidir.

2-UVA VE UVB ye karşı deri reaksiyonu ve sunscreen içindeki kimyasal
maddelere gösterilen cilt reaksiyonu

3-Çevredeki ışık yoğunluğu: enlem derecesi, mevsim, nem oranı, kar,
rüzgar, ışığa maruz kalma süresi alınan ışın dozunu etkiler.
4-Meslek ve açık hava aktiviteleri

5-Sunscreenlerin water-resistant ve SPF(Sun Protection Faktor/güneş
koruyucunun etkinliği) değerleri de dikkate alınmalıdır.

Sunblocklar: Sunblocklar genellikle opaktırlar ve
partikül tipinde maddeler içerirler. Bu maddeler UV ışınımı selektif
olarak absorbe etmezler, ince bir film halinde uygulandıklarında
partiküllerin büyüklüğü ve film tabakasının kalınlığına bağlı olarak
hem UV hem de görünür ışığı yansıtır ve dağıtırlar. Çinko oksit ve
titanyum dioksit UV ışınlarını dağıtmada ve yansıtmada en etkili
olan kimyasallardandır. Deniz ya da havuzlarda görev yapanlar,
çocuklar ve pigmentasyon hastaları ile güneşten tam olarak korunması
zorunlu kişiler için sunblocklar iyi bir koruyucudur. Özellikle
kulaklar, burum üzeri, omuzlar, yanaklar gibi güneş ışınlarından en
çok etkilenen deri bölgelerinin korunmasında da önm taşımaktadır.
Sunblockların avantajlarına karşın dezavantajları da vardır.
Avantajlarıeriye sürüldüklerinde belirgin
olduklarından nereye uygulanmadığını görmek ve her bölümü kapatmak
kolaydır, hem UVA hemde UVB ye karşı çok iyi bir koruma sağlar,
alerji türleri çok nadir görülür.
Dezavantajları: Opak olduklarından kozmetik görününm
açısından kişinin yüzünde maske varmış gibi bir görünüm verir,
güneşin etkisi ile ısınma sonucu erimeye eğilimli olduklarından iki
saatten daha uzun süreli güneş banyolarında yeteri kadar tam bir
koruma sağlayamazlar.
Bu dezavantajlarına rağmen hem UV hem degörünür ışınıma
duyarlı olan kişilerde kullanımları zorunludur. Sürekli güneş
altında kalan ve deri rengi açık olan kişilere sunblock kullanılması
faydalıdır.

Güneş Koruyucuların Özellikleri:
1-Güneş ürünleri gerek günlük aktiviteler sırasında gerekse terleme
sırasında etkinliğini sürdürür.

2-Güneş koruyucular mutlaka güneş ışınlarına özellikle de UVA ve UVB
ışınlarına karşı filitre içermelidir.

3-Fotokimyasal koruma sağlamalıdır. PUVA sağaltımı stratum corneumu
kalınlaştıracak ve melanositleri uyararak ışın koruyuculuğu
sağlamakta, ayrıca immünosupresif etki yapmaktadır.

4-Yüksek sıcaklıklara dayanıklı olmalıdır ve özelliklerini
korumalıdır.

5-İritasyonlara neden olmamalı ve deride aşırı duyarlılık
reaksiyonları oluşturmamalıdır. Ürünün imalinden sonra gerekli olan
tümalerji testler mutlaka yapılmalıdır.
6-Geniş vücut yüzeylerine uygulanacağı için içereceği kimyasal
maddelerin deriden apsorplanma ihtimali gözönüne alınmalıdır.
7-Deriye kolaylıkla uygulanmalı, homojen, şeffaf bir film
oluşturmalıdır.

8-Deri üzerinde yağlı ve kaygan bir etki bırakmamalıdır.

9-Giysilerde leke bırakmamalıdır.

10-Güneşten koruma faktörü standartlara uygun şekilde hazırlanmalı
ve ambalajında doğru bilgi yer almalıdır.
Güneş koruyucu Ürünlerin Gruplandırılması: Güneş
koruyucu ürünlerin pek çok sınıflandırması bulunmaktadır. Ancak
içerik ve koruma özelliği olarak düşünüldüğünde genel olarak 3 grup
altında toplanabilir.

1-Kimyasal Işık Filtreli: (UVA, UVB ışınlarını filtre edebilen
kimyasal koruyucular) 320-190 nm. dalga boyundaki UV ışınlarını
absorbe edebilen ajanlardırt. Bu kişmyasal ajanlar ışığın enerjisini
emerler, daha sonra emilen enerjiyi ortama zararsız bir ısı olarak
dışarı verirler. Kendi orijinal durumlarına geri dönerle. Bu
preparatlarda kullanılan koruyucular toksik, foto alerjik ve tahriş
edici olmamalı, suya dayanıklı olmalı, renksiz ve kokusuz olmalıdır.

2-Mineral ışık koruma Filtreleri: (Fiziksel blok oluşturan ürünler)
UV dalga boylarını fiziksel olarak dağıtma ve yansıtma mekanizmaları
ile birim yüzeydeki ışın yoğunluğunu azaltan opak maddelerdir.bunlar
UVA, UVB ışınlarını bir ayna gibi yansıtırlar ve geniş spektrumlu
bir filtre gibi çalışırlar.En çok kullanılan opak madde titanyum
dioksitdir.

3-Bronzlaşmayı sağlayıcı preparatlar: Deriyi boyamak sureti ile etki
gösterirler. Derinin yapısındaki protein ve peptitlerin sebest amino
gruplarının, basit şekerlerin aldehit grupları ile reksiyona girmesi
sonucu kahverengi renk oluşmaktadır. Böylelikle ten renginden daha
koyu bir renk aşmış olan cildin güneş ışınlarını absorbe etme gücü
ve derin tabakalarda oluşacak hasarı önleme imkanı artar. Bu
maddeler hidroksi keton ve aldehit yapısındadır.

Güneşten Koruyucu Preparatların Bileşimi:

Aminobenzoik asit
Padimat
Oktil metoksisinnamat
Sinoksat
Homosalat
Oktisalat
Trolamin salisalat
Oktosrilen
Oksibenzon
Dioksibenzon
Sulisobenzon
Mentil antranilat
Avabenzon
Fenilbenzimidazol sulfonik asid
Titanyum dioksid
Çinko oksid

Güneş Koruyucularının seçimi: Güneş altında korunmadan güneş
ışınlarının deride birikmesi ileride deride ve vücutta oluşabilecek
pek çok hasara yol açacaktır. Hücre fonksiyonlarını ve cildin
DNA’sını bozan cilt altında biriken bu zararlı ışınların etkisidir.
Ancak her cilt tipi güneş ışınlarından aynı oranda etkilenmez ve her
güneş koruyucu ürün her tip cildi aynı oranda koruyamaz. Cilt tipine
uygun UV ışınlarından yeterince koruyacak bir güneş koruması
kullanmak bu bakımdan çok önemlidir. Güneş koruyucu ürün seçerken
cilt tipi ve güneş koruma faktörü iyi belirlenmeli ve uygun ürün
seçilmelidir. Örneğin; çok açık, hassas bir cilde sahip kişiler,
ailesine cilt kanseri vakası olanlar daha yüksek SPF li koruyucu
ürün kullanmalıdır.Ayrıca güneşte geçirilecek süre uzun olacaksa
koruma faktörü ona göre seçilmelidir.
SPF denilen şey güneşten koruma faktörünün derecesidir.
Bunu koruyucu losyonların ambalajlarının arkasında sunscreen olarak
gösterilen bölümün yanında görmek mümkündür.SPF 2 ile 60 arasında
derecelendirilir.


Güneş koruyucularının yan Etkileri: Güneş koruyucu
ürünlerde amaç ; deriyi tahriş etmeden, güneş ışınlarından ve
alerjiden koruyarak bronzlaşmayı engellemeden cildi
korumaktır.Güneşten koruyucu preparat kullanan kişilerin 1/3 inde
reaksiyona rastlanmaktadır.En önemli yan etkileri eritem olmaksızın
yanma ve batma hissidir. Bunun yanında kaşınma, ürtiker, akne ve
püstül oluşumudur. Parfümler, prezervatifler ve diğer katkı
maddeleri irritasyonu artırır. En sık alejik reaksiyo0n gösterm
koruyucu preparat PABA ya bağlı olarak gelişir.Kronik koruyucu
kullanımı vitamin D yetmezliğine de yol açabilir.

Tüm bu durumlar göz önünde bulundurulduğunda güneşten
korunmak için kullanılan ürünler kullanılırken dikkat edilmesi
gereken bazı durumlar ortaya çıkmaktadır

Güneş Koruyucu Ürün Kullanırken Dikkat Edilmesi
Gerekenler:
1-Kullanım sırasında üzerinde bulunan, filitrelerinin güneş ışınları
ile bozularak yapı değiştirmemesi için filitrelerin kimyasal yapısı,
maruz kalınan ışınların şiddeti, formülde yer alan diğer maddelerle
etkileşimi, ürün formülü gibi etkenlere dikkat edilmesi gerekir.
2-En az SPF 15 kullanılmalıdır.
3-Ürünün absorbe olabilmesi ve film örtü oluşturabilmesi için dışarı
çıkmadan 15-20 dk. önce kuru deriye uygulanması gerekir. Fiziksel
koruyucular güneşe çıkmadan hemen önce uygulanabilir.
4-Deri tipine bağlı olmaksızın ürünün baştan ayak parmağına kadar
tüm alana kullanılması gerekir.Ortalama 1.73 m2 vücut alanına sahip
bir yetişkinin yaklaşık 35 ml.ürüne ihtiyacı vardır.
5-Deri eşit miktarda kaplanmalı, arada yamalar kalmamalıdır.
6-Özellikle burun, yanaklar, kulaklar, boyun sırtı, eller ve
kolların dış yüzü, ayak derisi ve saçsız baş derisine
uygulanmalıdırlar.
7-Dudakların korunması için SPF 15 ve üzeri kullanılmalıdır.Kimyasal
koruyucular rujlar içine ilave edilebilir.
8-Her iki saatte bir tekrarlanmalıdır.
9-Yüzme ve aşırı eforlardan sonra tekrarlanmalıdır.
10-Son kullanım tarihine dikkat edilmelidir.Genel olarak bu süre 3
yıldır, ama aşırı sıcakta kaldığında bu süre kısalır.
11-Gözler ve göz çevresi mümkün olduğunca gözlükle korunmalıdır.
12-Saçlar SPF 15 olan spreylerle korunmalıdır.