14 Şubat, Batı kültüründen gelen ve tüm dünyaya tüketim çılgınlığı yaşatmak için empoze edilen bir gün. Bu ayın başından itibaren her yerde sevginin ispatı için pahalı hediyeler alınması fikri telkin ediliyor.

Oysa, bugünü sevgiyi ifade etme fırsatı olarak görenler için, bunun en güzel ve kolay yolu birkaç güzel sözcük olmalı. Bir kişiye hitap ederken kullandığımız isimler, sıfatlar ve tanımlamalar, onun, bizim zihnimizde ve kalbimizde bulunduğu yeri gösteren en kıymetli delildir. Yazının gücü de burada ortaya çıkar. Hayatını paylaştığı, her gününü birlikte geçirdiği eşi bile olsa içinden gelen sevgiyi, özlemi, aşkı yüzüne karşı söylemeye çekinen bir insan için kalem ve kağıt en güzel kurtarıcıdır. Dünyanın her yerinden anında haberleşme imkanlarının sunulduğu günümüzde, sevgi sözcükleri de cep telefonlarının kısa mesaj hanesinin limiti kadar uzayabiliyor. Sadece bugün değil, yılın her gününde kısa da olsa yazılan mektuplar, küçük notlar bugüne anlam katacak, geleceğe güzel hatıralar bırakacaktır. Eserleriyle gönlümüze taht kuran, dünyaya yön veren nice sanatçı, yazar, düşünürler, devlet kurup devlet yıkma kudretine sahip nice ihtişamlı komutanlar, yöneticiler, sıra sevgiye gelince en masum hallerine bürünüyorlar. Biz de bugün için, yüzyıllar öncesinden günümüze kadar sevgisini yazdığı mektuplarda ifade eden ünlü isimlerin sevdiklerine hitap cümlelerini ve ilk satırlarından örnekleri, Aşk Hep Vardı (Hakan İnce, İyi Adam Yayınları) ve Aşkoğrafya (Serkan Özburun, Kaknüs Yayınları) adlı kitaplardan derledik.

Kanuni Sultan Süleyman'dan eşi Hürrem Sultan'a:
Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ay'ım, can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım. Hayatımın, yaşamımın sebebi cennetim, kevser şarabım. Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm. Sevinç kaynağım, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meşalem. Turuncum, narım, narencim, hayatımın aydınlığı. Gönlümdeki Mısır'ın sultanı, varlığımın anlamı, İstanbul'um, Karaman'ım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevdiğim...

Hürrem Sultan'dan Kanuni Sultan Süleyman'a:
Canımın paresi saadetlü sultanım hazretlerine derun-i gönülden (en içten) enva-ı büsyar can u dilden sadhezaran hezar (pek çok) bin türlü hasret iştiyaklarıyla bin bin dualar ve senalar edip yüzümü haki payi şerife (mübarek ayağının toprağına) sürüp desti şerifinizi (mübarek elinizi) pus ederim...

Sultan 1. Abdülhamid'den eşi Ruhşah'a:
Ruhşah'ım, Hamid'in sana kurban ola, Cenabı Hallak-ı Alem cemi mahlukatın Halık'ıdır. Bir kusur ile azab eylemez. Efendim, sana bende olmuş bir kulunum, ister beni darb eyle ister öldür, sana teslimim.

Berin Menderes'ten eşi merhum Başbakan Adnan Menderes'e:
Adnancığım, Yassıada'dan ilk sıhhat haberini gece aldık. Ne kadar sevindik bilemezsin. Kavaklıdere Görme Sokak'ta bir kat varmış. Görmeden tuttum. Gazetelerden geceyi gömlekle geçirdiğini öğrenince çok üzüldüm...

Adnan Menderes'in Yassıada'dan eşine yazdığı son mektup:
Berin'im benim, 8 ve iki de 10 tarihli üç mektubunu aldım. Minnet ve teşekkürler. Hakikaten eşsiz ızdıraplar çektik, benim ızdırabımın aslı sen ve siz, hasretimiz. Bir dağ başında tek başımıza olsaydık, bir ızdırabım olmazdı. Mektuplarınla her an yetiştin ve bu sayede hasretin acısına dayanabilmek imkanını bulabildim...

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nden eşi Firdevs Hanım'a:
İzzetli, hürmetli, hakikatli, adamlıklı, şefkatli, hatırlı, gönüllü, asilli, usullu, akıllı, izanlı, hünerli, marifetli, üsluplu, yakışıklı, güzel huylu, tatlı dilli, uzun boylu ince belli, ayıpsız hatunum, helalim Firdevs Hatun huzuruna, derun-i dilden ve can u gönülden selamlar ve dualar edip ol mübarek nazik hatırın sual ederiz, Huda'nın birliğine emanet veririz. Benim nazlı yar-ı gamgusârım. Benim şenliğim, şöhretim, benim sevdiğim, aaafim, benim canım Firdevs'im! Neylersin n'işlersin, ne aaaftesin, ne fikirdesin, ne haldesin, ne demdesin? Benim güzelim, garip gönlünü ne ile eğlersin? Benim güzel aaafim, senden ayrılmak ne çetin ahval imiş bilmezdim...

Nâzım Hikmet'ten Piraye Hanım'a (1933 Bursa Hapishanesi):
Bir tanem, son mektubunda "başım sızlıyor, yüreğim sersem" diyorsun. "Seni asarlarsa, seni kaybedersem" diyorsun, "yaşayamam". Yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda, yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı...

ABD Başkanı Roosevelt'in oğlu Theodore Roosevelt'ten eşi Bunny'ye:
Sevgili Bunny, bu ne biliyor musun? Bir evlilik yıldönümü mektubu. Umarım zamanında eline geçer. Otuz üç yıl öncesinin o sıcak haziran gününü anımsıyor musun?

Alman devlet adamı Bismarck'tan eşine (1849):
"Sevdiğim, biraz önce büyük bir sevinçle mektubunu aldım ve askeri saptırmak isteyenlerin cezalandırılması konulu, son derce can sıkıcı bir encümen toplantısında okudum... Düşüncelerimi bu konu üzerinde toparlayamayıp sevimli mektupçuğunun verdiği yön üzere onların sana doğru, meleğim, koşmaları için gemlerini salıveriyorum...

Alman müzisyen Schumann'dan eşi Clara'ya (1838):
Sevgili aziz kuzucuğum, yanıma gel ve kafanı hafifçe sağa eğ. Çünkü o pozda pek güzel görünüyorsun. Sana böylece bazı şeyler anlatayım. Bir zamanlar emsalsiz bir saadet içindeydim...
Şilili şair Pablo Neruda'dan eşi Albertina Rosa'ya:
Albertina, kötü bir kadınsın. Bana hiç yazmıyorsun. Oysa tek tük yazdığın mektupların bende yarattığı mutluluğu kıskanmaman gerekirdi... -Başka bir mektubunda- Sevgili küçüğüm, beni bağışla. Bir insanın umutsuzluğa düşmesinin tek nedeni kalbinin kuruluğudur...
Yazar James Joyce'dan eşi Nora'ya:
Canım minik Nora'm, senin bana sevdalı olduğunu düşünmekteyim. Yoksa değil misin? Seni benim şiirlerimi okurken düşünmek hoşuma gidiyor. Onları yazdığımda geceleri bir başına dolaşan ve bir gün bir kızın bana sevdalanacağını düşünen garip yapayalnız bir çocuktum...

Ünlü yazar Balzac'tan eşi Hanska'ya:
Canım sevgilim, bak işte sana yazmayalı tam üç gün oluyor, eğer sen benim sevgili eşim olmasaydın çok kötü olurdu. Ama çalışmalar öylesine sürükleyici ki, güçlükler de öylesine büyük ki! Zavallı melek, sana sıkıntılarımı anlatmak yerine, ruhumun senin için dopdolu olduğu tatlı sözleri söylemeyi yeğlerim...

Fizikçi Albert Einstein'dan matematik dâhisi eşi Mileva Maric'e:
Sevgili pisiciğim, az önce Leonard'ın ultraviyole ışıktan katot ışınlarının elde edilmesine dair muhteşem bir makalesini okudum. Bu güzel yazının etkisiyle öyle bir mutlulukla doldum ki, senin de bundan mutlaka payını alman lazım...

Yazar Halil Cibran'dan Mey Ziyade'ye:
Sevgili Bayan Ziyade, bir yanıt veya bir mektup almadığım sessiz aylar boyunca pek çok konu hakkında düşündüm ancak vefasız olduğunuz aklımın ucundan bile geçmemişti. Ama şimdi ruhunuzdaki vefasızlığı itiraf ettiniz, sanıyorum ki size inanmam doğru ve yerinde olacaktır, çünkü söylediğiniz her kelimeye inanıyorum!..
Ludvig Van Beethoven'dan "ölümsüz sevgili"ye:
Ezeli yarim, yataktayken bile düşüncelerim üzerinize üşüşüyor, kimileyin sevinçle kimileyin hüzünle Yazgı'nın dualarımızı işitmesini bekliyorum. Bu hayata göğüs gerebilmem için ya tümüyle sizinle birlikte olmalıyım ya da siz hiç görmemeliyim...
Şair Lord Byron'dan Teresa'ya:
Ciğerparem Teresa, bu kitabı bahçenizde okudum. Siz yoktunuz aşkım, zaten olsaydınız okuyamazdım...
Anton Çehov'dan eşi Olga Knipper'e (1902):
Canım bir taneciğim, yine tuhaf bir mektup aldım senden. Yine bir türlü itham fırlatıyorsun kafama. Moskova'ya dönmek istemediğimi, oradan bir daha dönmemek üzere ayrılıdğımı kim söyledi sana?