12 yaşındaki zihinsel ve bedensel engelli Zeynep

5 yaşından beri doktor yüzü görmedi. En son 2000 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ndeki dosyasına 'teşhis konulamadı' yazılıp evine gönderildi.
Ailesi havale geçirmemesi için yazılan ilacı yıllardır her gün veriyor; ama ne zaman bırakacaklarını bilmiyor.
Reyhan Tunca'nın hayatta kendisi için tek istediği şey yarım saat bile olsa

kaygısız

üzüntüsüz açık havada yürümek. En büyük hayali ise kızının konuştuğunu

yürüdüğünü görebilmek. En azından Zeynep'in tam bir kontrolden geçirilmesini

şu anda nasıl olduğu ve bundan sonra ne yapılması gerektiği konusunda bilgilenmek istiyor.
Omurgasında eğrilik (skolyoz) oluşan Zeynep'in

tedavi imkânının olup olmadığı bile belli değil. Çünkü maddi sıkıntı yaşayan Tunca ailesi

kızlarını doktor doktor gezdirmekten yorulmuş durumda. Bölge hastaneleri Zeynep'in üniversite hastanesinde geniş çaplı bir muayeneden geçmesi gerektiğini söyleyip geri çeviriyor. Reyhan hanım

artık kucağına sığmayan bebeğini Pendik Esenler Mahallesi'nden belediye otobüsleriyle her seferinde Çapa veya Cerrahpaşa'ya nasıl getireceğini kara kara düşünüyor. Çözüm bulamadığı için de kızıyla dört duvar arasında yaşamaya devam ediyor.
Zeynep

1995'te Göztepe SSK Hastanesi'nde sezaryenle dünyaya geldi. Doğumdan önce suyu gelen Reyhan Tunca hemen hastaneye koşmuştu; ama burada 24 saat sancı gelmesi için bekletildi. Bir günün sonunda 'bebek içeride morarmış' denilerek aceleyle ameliyata alındı. Doğumdan sonra sütü hemen gelmeyen Reyhan Hanım bebeğini besleyemedi. Sarılık olan Reyhan Hanım 5

kızı Zeynep 7 gün hastanede kaldı. Taburcu edilirken küçük bir havale geçirdiği ve her ay kontrole getirilmesi gerektiği söylendi. Zeynep 2 aylıkken beyin elektrosu (EEG) çektirildi

ama bir sorunu yoktu. 2 ayda bir gizli ateş ile havale geçiren Zeynep'in vücut gelişimi normal görünüyordu

ancak konuşma ve yürüme yaşı gelip de bunlar olmayınca sorun anlaşıldı. 3 sene Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde gelişim nörolojisi bölümüne kontrole götürülen Zeynep'in omurgasındaki eğrilik sonradan fark edildi. Bir doktor ameliyat yapılmasını önerdi

başka biri korse ile düzeleceğini söyleyerek ayakta bile duramayan çocuğa vücudunu sıkan ve düştükçe yaralayan bir korse taktırdı. Başkası o korseyi de beğenmedi. Hatta bir doktor

evladını sağlığına kavuşturmak için her yolu deneyen

her kapıyı çalan anneye 'Bunun için niye uğraşıyorsun?' bile diyebildi.
Yıllarca hastanelere kucağında taşıdı Anne Reyhan Hanım

kızını kucağında taşıyarak yakındaki rehabilitasyon merkezlerinde kaslarının gelişmesi için spor yaptırmaya çalıştı. En azından kendi yemeğini yiyebilmesi

yürüyebilmesi

başkasına muhtaç olmadan ihtiyaçlarını giderebilmesi için sürekli onunla ilgilendi. Büyüdükçe ağırlaşan evladını taşırken kronik bel ve kol rahatsızlıkları ortaya çıktı. İlk zamanlar sürekli 'Niçin benim evladımın başına geldi?' diye sorduğu için psikolojik sorunlar da yaşayan Reyhan Tunca

Allah'a ve kadere imanı sayesinde bu sıkıntıları atlattığını söylüyor. Ancak

hâlâ bazı takıntıları devam ediyor. Yaşadığı her şeyi bir çırpıda anlatma telaşı yüzünden çok hızlı konuşuyor. O sıralarda arabası ve sigortalı bir işi olan baba Zeki Tunca ise ekonomik kriz sırasında işten çıkarıldı

arabasını satmak zorunda kaldı. Aldığı tazminatla iş kurma çabaları sonuç vermedi. Sosyal güvencesi olmayan aile

hem parasızlıktan hem üniversite hastanelerinin uzaklığından dolayı Zeynep'in tedavisini devam ettiremedi.