YAKINLARINI KAYBETMIS OLAN birisi için birkaç medyom Ölümden Sonra Iletisime (ÖSI) geçmeye kalkissa, acaba dogru ve tekrarlanabilir ÖSI bilgisi elde edilebilir mi? Ölümden Sonra Iletisim amaciyla yapilan arastirmalar için çok yetenekli bes medyom, Insan Enerji Sistemleri Laboratuvarina getirildi. Medyomlarin hiçbirinin tanimadigi ve geçtigimiz on yil içinde alti yakinini kaybeden Arizonali bir kadin, denek (süje) olarak çalismalara katkida bulundu. Ölen yakinlari hakkinda deneyden önce ayrintili soru-cevap formlarini doldurdu. Medyomlarin her biri, denek ile teker teker tanistilar. Medyomlar arasinda, yaptiklari celseler hakkinda herhangi bir iletisim olmadi. Aralarinda bir buçuk metre olan iki sandalye yan yana yerlestirildi ve görsel ipuçlarini ortadan kaldirmak amaciyla aralarina bir perde gerildi. Tanismanin baslangicindaki selamlasma disinda, denegin sadece medyomdan gelecek olasi sorulara 'evet' ya da 'hayir' seklinde cevap vermesine izin verilmisti. Hem medyomlarin hem de denegin EEG ve ECG dalgalari on dokuz ayri kanaldan ayni anda kayda alinmaktaydi. Celseler iki video kamerasiyla da kaydedilmekteydi. Celselerde söylenen her seyin birebir yaziya dökülmüs raporlari çikartildi. Medyomlarin ikisi ile ikinci bir denek daha test edildi. Medyomlarin ortalama dogru bilme orani, ilk denek için % 83 ve ikinci denek için % 77 idi. 68 kontrol denegi ile yapilan testlerde ortalama dogruluk orani ise % 36 idi. Tekrarlama ve genisletme amaçli olan ve ilk on dakikasinda evet/hayir cevaplarina izin verilmeyen bir deneyde ise medyomun ortalama dogru bilme orani % 77 idi. Bu veriler, özel yetenekli medyomlarin dogru ve tekrarlanabilir bilgi edinebildiklerini kanitlamaktadir. Sahtekarlik, sarlatanlik, hata ve istatistiksel tesadüf unsurlarini ortadan kaldirmak üzere mümkün olan her türlü önlem alinmis oldugundan dolayi, bu konunun ileriki arastirilmalarinda diger olasi mekanizmalar da dikkate alinmalidir. Bu mekanizmalara telepati, süper psi ve suurun ölümden sonra yasamaya devam etmesi dahildir.
Ülkemizde bilimsel metapsisik arastirmalar gerçeklestirme amaciyla 1950 yilinda kurulan ilk dernek olan Metapsisik Tetkikler ve Ilmi Arastirmalar Derneginin üyeleri olarak, bu ilginç deneyin sonuçlarini sizlere duyurmak ve bu vesileyle, Ruhçuluk tarihine kisaca göz gezdirmek, bizleri bugünlere getiren psisik ve spiritik arastirmalarin nasil basladigini bir kez daha hatirlamak istedik.
Bilimle Metapsisik Ayni Köprüde Bulusuyor
Her ekolün, her arastirmanin, her bilimsel çalismanin kendine ait bir tarihçesi vardir. Spiritüalizmin baslangici insanlik tarihi kadar eski ise de, Arizona Üniversitesi bilim adamlarinin öte dünya ile irtibat konusunda medyomlar araciligiyla günümüzde yürüttükleri deneylerin geçmisteki ilk örnekleri, 1850'li yillarda gerçeklestirilmisti. O dönemin çok ünlü bilim adamlarinin katildiklari bu deneysel arastirmalar, günümüz üniversitelerinin parapsikoloji kürsülerinde yapilan arastirmalarin ilk nüvelerini olusturmaktadir.
Tarih boyunca, yasayanlarla bedensizler arasinda bir iliski kurulabilecegi üzerinde durulmustur. Mitolojilerde, efsanelerde ve dinsel inançlarda bu konuya ait sayisiz örnek vardir; ama New York eyaletinin Hydesville kasabasinda yasayan Fox Ailesi yasayanlarla ölmüsler arasinda, özel metotlarla ikili bir konusma yapilabilecegini ispatlayan ilk ailedir. Fox kardeslerin basindan geçen olaylar konuyla ilgili birçok bilim adami ve uzman tarafindan ölüm ötesinde baska bir yasamin olduguna dair kanit olarak kabul edilmistir. Böylece Fox Ailesi bugün dünya üzerinde milyonlarca kisinin benimsedigi Ruhçulugun, ilk temellerini atmistir.
Bilimsel Dönem: Ünlü Bilim Adamlari Metapsisik Olaylari Arastiriyorlar
19. yüzyil, bilimde bir patlamanin baslangici ve metapsisik olaylarin bilimsel olarak incelendigi, arastirildigi, ispat edildigi yani metotlu arastirmalarin yapildigi bir dönemdir.
Bu dönemde Ruhçulukla ilgilenen fizyolog Prof. Charles Richet, psikiyatri profesörü ve kriminalist Cesar Lombroso, fizik ve kimya profesörü Sir William Crookes, Doga Bilimcisi Russel Wallace, fizikçi Sir Oliver Lodge, Cambridge Üniversitesi profesörü Frederic Myers gibi ünlü bilim adamlarinin hemen hemen hepsi; önceleri, bilimsel arastirma yapmak ve yapilan sahtekarliklari ortaya çikarmak için bu konularla ilgilenmislerse de, sonunda metapsisik olgularin gerçek oldugunu belirten beyanlarda bulunmuslardir.
Ilk Bilimsel Arastirmalar Basliyor
Ilk bilimsel arastirmalar 1851-1854 yillari arasinda Philadelphia'dan Prof. Robert Hare'in alet kullanarak gerçeklestirdigi deneysel çalismalarla baslar.
Avrupa'da Spiritüalizm Hizla Yayiliyor ve Ilk Bilimsel Arastirmalar Basliyor
Ruhçuluk, Amerika'da dogmus fakat özellikle Londra ve Paris'e gidenlerin anlattiklari sayesinde, Ruhçulugun getirdigi yeni bilgilerin haberleri çok kisa bir süre içinde Avrupa'ya varmistir. Çarlik Rusyasi'nin St. Petersburg kentine kadar bütün Avrupa kitasinda, düzenli olarak celseler toplanir olmustu.
Avrupa'da psi fenomenini incelemek üzere girisilen ferdi atilimlarin tarihi 1854 yilina kadar dayanir. Bu tarihte, Kont Ag?nor de Gasparin, Des tables tournantes, du surnaturel et des Esprits (Ruhlar, Dönen Masalar ve Dogaüstü, Paris, Dentu, 1854) adli kitabinda, Isviçre'de yapilan bazi 'masa döndürme' deneylerinden bahsediyordu. 'Masa döndürme', daha o zamandan popüler bir hale gelmisti.
Gasparin'in bulgularini, 1855 yilinda, Geneva Akademisinden meslektasi Profesör Marc Thury'ninkiler izlemisti. Prof. Thury, adina psychode dedigi, tüm maddeye nüfuz eden ve kuramsal etere benzeyen bir seyin mevcudiyetini öneriyordu. Prof. Thury, bulgu ve görüslerini, Des tables tournantes, consid?r?es au point de vue de la question de physique g?n?rale qui s'y rattache (Dönen Masalarin Genel Fizik Açisindan Yorumlanmasi ve Açiklanmasi, Geneva, Kessmann, 1855) adli kitabinda açiklamisti.
Klasik Ruhçulugun kurucusu olan Allan Kardec çalismalarina ciddi bir biçimde 1857'li yillarda basladi ve ölümüne kadar geçen 12 yil içinde de 'Spiritizm' (Ruhçuluk) adini verdigi ögretiyi bir sistem haline getirerek bu konuyu anlattigi bes kitap ve iki brosür yayinladi.
Fransa'da Allan Kardec'in Spiritizm ögretisi vasitasiyla önderligini yaptigi spiritüalist faaliyetlere daha baska ünlü isimlerin de katkisi olmustur. Örnegin, ünlü yazar Victor Hugo, ilk kez 1885 yilinda psisik tezahürleri incelemis, bunlar, inançlarini ve yazilarini etkilemistir.
Kardec'in öldügü 1869 yilinda, Spiritüalizm, bastan basa bütün Avrupa'ya iyice yerlesmisti. Ayni yil Londra Diyalektik Dernegi (London Dialectical Society) kirk celselik bir diziden olusan bir deneye giristi. Iki yil sonra, 1871'de raporlarini yayimlayan dernek üyeleri, Gasparin ve Thury'ninkilere çok benzeyen sonuçlara vardilar: 'Bilinmeyen bir güç vardi ve bazen bir tür zeka tarafindan yönetiliyordu.'
Iste bu noktada, muhtemelen psi arastirma tarihinin en önemli kisisi olan ünlü Ingiliz bilim adami Sir William Crookes'un (1832-1919) ortaya çikisini görüyoruz.
1870-1874 yillari arasinda telekinezi ve materyalizasyon üzerinde çok ciddi bilimsel incelemelerde bulunan Sir William Crookes, yillarca bu konularda yapilabilecek hileleri arastirdi. Ilk baslarda amaci telekinezi ve materyalizasyon celselerinin hilelerini bularak medyomlarin sahtekarligini ortaya çikarabilmekti.
Crookes, Home'dan baska, bir düzine kadar medyomu incelemisti. Bunlarin arasinda ünlü Fox kardeslerden Kate Fox ve birçok tartismalara hedef olan ünlü medyom Florance Cook (1856-1904) da yer aliyordu. Crookes, Cook'un 1871 yilinda baslayan materyalizasyon celselerinde Katie King adindaki ruhsal varligin materyalizasyonuna birkaç kez tanik olmus ve Cook'un medyomlugu vasitasiyla tezahür eden fenomenlerin gerçek oldugunu açiklamisti. Crookes, bu celseler sirasinda, Katie King'in komple materyalize olan bedenini incelemek ve hatta kucaklamak, Katie King'i Cook'la mukayese etmek ve Cook'un içinde bulundugu kabineye girmek, Katie King'in fotograflarini çekmek ve daha baska deneyler yapmak firsatini bulmustu. Crookes söz konusu fotograflari çekmek için ilk defa 'karbon flamanli ampul' kullanmis ve çok basarili sonuçlar almisti. Ampuldeki nüvesiz karbon çubuklar kizilötesi isinlar yayma bakimindan çok zengin oldugu için mükemmel 'ruh fotograflari' çekilebiliyordu. Hileli fotografçiligin kullanilmaya baslandigi tarihlerden çok öncesine rastlayan o günlerde celseler sirasinda çekilen fotograflar, materyalize olan ruhsal varliklarin gerçekligi hakkinda saglam kanitlar sagliyordu. Crookes, 1896-1897 yillarinda Ingiliz Psisik Arastirma Derneginin (SPR, Society for Psychical Research) baskanligini da yapti.
SPR Kuruluyor
Iki yil sonra, Barrett'in teklifini tazelemesi üzerine, bilimsel çevrelerde henüz yeterince benimsenmemesine ragmen, bir karara varildi. Ocak ayinda, taninmis bilginlerin ve konu üzerinde çalisan uzmanlarin davet edildigi bir hazirlik toplantisindan sonra, 20 Subat 1882'de, 'Society for Psychical Research' Ruhsal Arastirmalar Kurumu, kisa adiyla 'SPR' kuruldu.
SPR'nin kuruculari ve ilk üyeleri arasinda bir hayli renkli simalar vardi. Sir William Barrett'in çagrisina uyanlar arasinda, Liverpool Üniversitesi fizik profesörü Sir Oliver Lodge, onun ögrencisi Richard Hodgson, eski diller filologu Frederick W. H. Myers, Edmund Gurney, Frank Rodmore ve ünlü kimyaci ve fizikçi Sir William Crookes da bulunmaktaydi.
Ruhsal Arastirmalar Kurumu SPR'nin Amerika'da Subesi Kuruluyor
Sadece yirmi yil gibi kisa bir zaman diliminde SPR hayran olunacak degerde, çok yönlü, öncü bir hizmet vermistir. 1885'de Amerika'da bir subesi kurulmus ve Amerikan Psisik Arastirma Dernegi (American Society for Psychical Research), kisa adiyla da ASPR olarak taninmistir.
Amerika'da kurulan bu ilk dernegin kurucusu ünlü psikolog Prof. William James'dir (1842-1910). Fakat 1887 yilinda ASPR mali güçlükler nedeniyle Londra'daki dernekle birleserek onun subesi olmus ve Sir Oliver Lodge'un ögrencisi Richard Hodgson, ASPR'nin basina geçmistir. 1905 yilinda onun ölümüyle dernek Londra'nin subesi olmaktan çikip, arastirmalara yalniz devam etmis ve bir süre sonra Amerika'da Ruhçuluk konusunun öncülügünü yapmaya baslamistir.
SPR'nin Kuruculari Bilimsel Arastirmalara Basliyorlar
Giderek parapsikoloji arastirmalarinin önderligini yapacak olan SPR'nin ilk yillarinda, agirlik Spiritüalizm (Ruhçuluk) konusunda deneysel çalismalara verilmisti. SPR'nin yetkili kisilerinden ve Ingiltere'nin önde gelen psi arastirmacilarindan Bn. K. M. Goldney, 'Spiritüalistlerin iddialari lehindeki en iyi kanitlarin, SPR'nin yayimlamis oldugu Proceedings (Tutanaklar) dergilerinde bulunabilecegini' ileri sürmektedir.
Ünlü psikolog Prof. William James (1842-1910) 1885 yilinda Amerika'da harikulade bir 'trans medyomu' olan Bn. Leonora E. Piper (1857-1950) ile karsilasmisti.
Profesör bu çesit olaylari daima süpheyle karsilamis olmasiyla taninmis bir kimseydi. Bu bakimdan medyomun trans halinde yaptiklarina tanik olunca inanmakta biraz güçlük çekti. Fakat ikinci bir oturuma katilinca, ortada herhangi bir aldatmaca degil, bambaska seylerin oldugu kanisina vardi.
Dört yil sonra Bn. Piper Ingiltere'ye geldiginde, Prof. William James, Sir Oliver Lodge (1851-1940) ve Richard Hodgson tarafindan ayrintili olarak incelendi. Üçü de SPR üyesi olan bu bilim adamlari, dernegin Proceedings dergilerinde, Bn. Piper hakkinda 450 sayfayi asan raporlar yayimladilar.
Bn. Piper, sirasiyla, önce 1887-1889 yillari arasinda ASPR, sonra 1889-1890 yillari arasinda SPR tarafindan incelendi.
Bn. Piper, Ingiltere'deki çalismalar sirasinda, Sir Oliver Lodge'un vefat etmis olan akrabalarinin ikisinden gelen mesajlari aktarmis ve sonunda onu ölüm-ötesi yasamin ve spatyoma geçenlerle irtibat kurma imkaninin gerçekligi hakkinda ikna etmisti.
SPR'nin kurucularindan olan Sir Oliver Lodge, elektrik konusunda ve özellikle iyonlar hakkindaki teorileri ile ün kazanmis büyük bir Ingiliz fizikçidir.
Bu ünlü bilim adami, Spiritüalizmin disinda birçok alanlarda da önderlik yapmis bir kisiydi. 1894 yilinin 14 Agustos günü Oxford'daki Ingiliz Kurumu toplantisinda radyo-telgraf'i (telsiz telgraf) ilk kez gözler önüne serdiginde, bu isi Marconi'den tam bir yil önce gerçeklestirmis oluyordu. Ancak üne kavusan Lodge degil de Marconi olmustu!
Sir Lodge, daha sonra Italya'ya giderek F. W. H. Myers ve Fransiz fizyolog Dr. Charles Richet (1850-1935) ile birlikte, ünlü 'fiziki medyom' Eusapia Palladino'yu (1854-1918) da incelemisti. Lodge'a göre, bilimsel ve psisik arastirmalar, beseriyet olgusu hakkinda bilgi edinmek üzere yürütülen arastirmalarin birbirini tamamlayan parçalariydi ve bunlari ayirmamak gerekirdi.
Lodge, Raymond or Life and Death (Raymond ya da Yasam ve Ölüm, London, Methuen, 1916) adli kitabinda, Birinci Dünya Savasi'nda ölen oglu Leonard'in 1915 yilinda incelemekte oldugu ünlü Ingiliz trans medyomu Bn. Gladys Osborne Leonard (1882-1968) vasitasiyla verdigi mesajlari anlatmakta ve bu irtibatin, oglunun mevcudiyetinin, ölümünden sonra da sürdügüne dair kendisini kesinlikle ikna ettigini belirtmektedir.
Italyan fizikçi ve kriminolog Cesare Lombroso ile Dr. Charles Richet'in yani sira, Sir Oliver Lodge, Frederick Myers, Alexandre Aksakof, Camille Flammarion, Bergson ve Pierre ile Marie Curie gibi otoritelerce sürekli incelenen ve deneylere tabi tutulan Italyan medyom Eusapia Palladino en az Home kadar yetenekli bir fizik medyomuydu. Bu arastirmalarin en önemlisi, 1908 yilinda SPR'nin tayin ettigi bir komite tarafindan yürütülmüstü. Bu komitede, fizik medyomlarla ilgili olarak önceden çesitli çalismalar yapmis olan Everard Feilding, Hereward Carrington ve W. W. Baggally yer aliyordu.
Bu uzman arastirmacilarin, Palladino'nun bir düzine kadar celsesini izledikten sonra yayimladiklari rapor, paranormal fizik fenomenlerin simdiye kadar kaydedilen en sarsilmaz kaniti olarak kabul edilmektedir. 'Eusapia Palladino ile Bir Dizi Celse Üzerine Rapor' (Report on a Series of Sittings with Eusapia Palladino, SPR Proceedings, Cilt 23, Kisim 59, 1909) baslikli bu yazida, sahtekarligi imkansiz kilan sartlar altinda olusan tam 470 adet açiklanamayan fenomenin dökümü yapilmaktadir.
Arastirma ekibinin amaci, sürekli tartismalara yol açan Palladino efsanesini kesin olarak bir sonuca baglamakti. Böylece, bu tür incelemeler için yepyeni standartlar ortaya koydular: Celse odasini kendileri hazirladilar. Odadaki her seyi tartip ölçtüler. Medyomu, celsenin baslamasindan ancak kisa bir süre önce içeriye aldilar. Celseler yapilirken söylenen her kelimenin kaydedilmesi için steno yazan bir eleman tuttular. Bu celseler sirasinda olup bitenlerin kelimesi kelimesine ve dakikasi dakikasina tutulmus olan kaydi 200 sayfadan fazladir. Bu kayitlarda, sadece meydana gelen fenomenin mahiyeti degil, ayrica ayni anda arastirmacilarin her birinin ne yaptigi da anlatilmaktadir. Sonuçta, söz konusu arastirmanin böylesine önemli olmasinda, tanimlanan fenomenlerin yani sira, bu raporun bu kadar ayrintili olmasinin da büyük payi vardir.
Kili kirk yaran bu uzman kisiler, çalismalari boyunca gördükleri her seyi önce kuskuyla karsilamalarina ragmen, Eusapia Palladino vasitasiyla tezahür eden bu fenomenlerin gerçekligini sonunda kabul etmeye mecbur olmuslardir.
Palladino ve Home kadar ünlü olmasalar da, Avusturyali Rudi Schneider (1908-1954) ve agabeyi Willi Schneider de ciddi bir sekilde incelenmis birkaç fizik medyom arasinda yer alirlar. Schneider kardeslerden, önce Willi'nin ve sonra Rehber Ruh'un Rudi'yi kontrol altina almasiyla da Rudi'nin çevresinde olusan fenomenler, 1920'lerin baslarinda Alman fizikçi ve psisik arastirmaci Baron Albert von Schrenck-Notzing (1862-1929) tarafindan etüt edilmisti. Daha sonra da Fransiz fizikçisi ve parapsikolog Dr. Eug?ne Osty (1874-1938) ile bazi Ingiliz arastirmacilar, Schneider kardeslerle ilgili bu çalismalari devam ettirmislerdi.
Diger birçok fizik medyom gibi Rudi de trans altinda, Olga adindaki rehber ruhun kontrolüne girince, bir masa üzerindeki objeler harekete geçiyor ve ufak çapta materyalizasyonlar olusturuyordu. Celseler karanlikta yürütülüyordu ama, arastirmacilar Rudi'yi tam bir kontrol altinda tutuyorlardi.
Uluslararasi Metapsisik Enstitüsü Kuruluyor Sanayici Jean Meier, 1919 yilinda, Uluslararasi Metapsisik Enstitüsünü (Institute Metapsychique International) kurmus ve ilk baskan, Dr. Charles Richet olmustu. Daha sonraki yillarda ise enstitü baskanligina Dr. Gustave Geley (1865-1924) ve Dr. Eugene Osty getirilmisti.
Dr. Eugene Osty, önceleri Paris'te doktorluk yapiyordu. Daha sonralari metapsisik konularla ciddi bir biçimde ilgilenmeye basladi ve 1913 yilinda paranormal idrakler üzerine yaptigi arastirmalarini "Lucidite et Intuition" (Durugörü ve Sezgi) adli eseri ile yayinladi. Bir iki yil sonra da Beser Hayatinin Duyusu'nu yayinladi.
Özellikle sübjektif olaylarla ilgileniyordu. 1922 yilinda La Connaissace Supra Normale (Normalüstü Idrak) adli ünlü eseriyle bu çalismalarinin sonuçlarini ortaya koydu. Bu eser o dönem için durugörü olaylarini incelemek isteyenlere temel olusturdu.
Dr. Geley'in ölümünden sonra Charles Richet'in israri üzerine, 1925 yilinda Uluslararasi Metapsisik Enstitüsünün baskani oldu.
Bu dönem içinde ünlü durugörür Ludwick Kahn Lesage, medyomluk türü olarak kollarinin derisi üzerinde belirgin yazilar ortaya çikarabilen (dermografizm) Bn. Kahl gibi kiymetli medyomlarla çalisti. Ayrica enstitüde yaptigi çalismalar sirasinda Bourniquet ve Stanislawa gibi fizik medyomlari kesfetti. Avustralyali medyom Rudi Schneider'in telekinezik bir olayi meydana getirirken, özellikle kizilötesi renkleri soguran 'görünmez bir cevher' çikardigini ortaya koydular. Bu çalismalarinin sonucunu 1932 yilinda 'Ruhun Madde Üzerindeki Bilinmez Kudretleri' adli bir brosürle yayinladilar.
Dr. Eug?ne Osty, Gustave Geley ve Charles Richet'nin çalismalarini degisik yönlerden tamamlamis olan bir bilim adamidir.
1950'lerde ise Prof. Willy Gerloff, Avrupa'nin en son büyük materyalizasyon medyomu olan Danimarkali Einer Nielsen ile arastirmalar yürütmüs ve bunlari Die Phantome von Kopenhagen (Kopenhag'in Hayaletleri, Münih, 1955) adli kitabinda yayimlamistir.
Ektoplazmik görüntüleri, akil hastaliklari ile karistiran bazi psikiyatristlere en güzel cevabi, önce Prof. Charles Richet vermistir. Charles Richet, fantomun solunumu ile kireç suyunu bulandirdigini, dolayisiyla fantomun soludugunu ispat etmistir. Ayni deney nörolog Profesör Willy Gerloff tarafindan medyom Einer Nielsen'le tekrar etmistir.
Prof. Gerloff, yaptigi deneylerde ortaya çikan fantomlarin fotograflarini çekmis ve bunlari 1958 yilinda yayinladigi kitabinda belirtmistir.
Ayrica ruhsal konulari ciddi bir biçimde arastiran, inceleyen ve bu konuda pek çok eser veren ünlü ruhsal arastirmacilar Gabriele Delanne ve Leon Denis'i unutmamak gerekir.
Spiritüel Arastirmalar Parapsikoloji Bilimine Dönüsüyor
1850'li yillarda kurumlasmaya ve bir arastirma dali olarak ortaya çikmaya baslayan 'Deneysel Spiritüalizm' ilk temellerini tamamen bilimsel metotlarla yapilan arastirmalara borçludur.
Ve deneysel spiritüalizm konusunda yapilan bu arastirmalar, günümüz laboratuvarlarinda yapilan medyomsal irtibatlarin ilk çalismalaridir.
Ruhsal arastirmalarin ikinci büyük dönüm noktasi ise Kuzey Carolina'daki Duke Üniversitesinde Parapsikoloji Laboratuvarinin kurulmasiyla baslamistir. Bu laboratuvar, halen aktif olarak çalismaktadir.
Ünlü Fox Ailesi ile baslayan ruhsal olaylar dizisi çok kisa bir zaman araligi içinde üniversite kürsülerine kadar uzanmis ve dünyanin pek çok ülkesinde kurulan parapsikoloji kürsüleri tarafindan tamamen bilimsel metotlarla arastirilmaya, denenmeye, incelenmeye baslanmistir.
Insan zihninin nesnel sorgulayiciliginin ürünü olan çagdas bilimin, insanin ruhsal yaniyla ilgili gerçeklere bazen asiri temkinli olsa da saglam adimlarla yaklasiyor olmasi, dünya insanligi açisindan sevinç verici bir olaydir çünkü iki yüzyildir, dünyanin hemen hemen her bölgesine akmakta olan tüm ruhsal tebligler, evrendeki birlik ve teklik prensibini bizlere anlatmaya çalismaktadir.
Bilimin kendi yöntemleriyle bu birlik ve teklik prensibine adim adim yaklasmasiyla, günümüz insanligi ruhsal tebliglerle modern fizik teorilerinin ayni dili kullanmasina ve ayni köprüde bulusmasina sahit olacaktir.
Evrenin bütünselligini ve sonsuzlugunu anlatan ruhsal arastirmalar ve tebliglerdeki bilgilerle; bir holografik fotografin her bir parçasinin, bütünün kapsadigi tüm bilgiyi içerdigini ifade etmek, evrensel bilginin bütünün her yanina dagilmis oldugunu ifade etmek anlamina gelir.
Hem ruhsallikla ilgili çalismalar, hem de fiziksel arastirmalar bir birlige ve teklige giderken tüm bilim dallari da bu birlik anlayisindan etkileneceklerdir. Çagimiz, bütünü parçalara bölmekten, ayirmaktan, dagitmaktan yana degil. Bilgiyi parçalara bölmek bize yarardan çok zarar getiriyor. Özellikle atom alti parçacik düzeyinde de her seyin dinamik bir ilintiyle birbirine bagli oldugunu ifade eden 'Yeni Fizigin Kuantum Teorisi'; bilim dallari, din ve spiritüalizm arasindaki köprü görevini en iyi sekilde yerine getirecege benziyor.
Biz hepimiz özde tek ve bölünmez bir varligiz. Kuantum teorisinin dalga ve parçacik özelligine de uygun olarak seyler (varliklar ve tüm varedilmis olanlar) ayni zamanda hem bölünmez bir bütünün parçalari olabilirler hem de kendi özgün niteliklerine sahip olmayi sürdürebilirler.
Sadiklar Plani Tebligati'nda söyle denmektedir:
"Birlesik Insanlik Realitesi, bütün insanligi tesiri altina alabilecek fevkalade yüksek ve kuvvetli bir suur alanidir. Bu suur alaninin, merkezi ile en dis kisimlari arasinda bir ihtizaz (titresim) farki mevcuttur. Yani bu realitenin bütün sartlari içerisinde bulunabilen varliklar olabildigi gibi, yari yariya bunu tatbik edebilen varliklar da bulunabilecektir. Fakat insanlar simdiki insanlik realitesinden daha yüksek bir ahenk, bir bilgi, bir seviye ve bir dayanisma içerisinde yasayabileceklerdir."