Psikolojinin Konusu :

Psikoloji Nedir ?


Psikolojinin İlgi Alanı Nedir?

Hiç kendinizin ya da çevrenizdeki herhangi bir insanın davranışlarını sorguladınız mı?
Örneğin :
Neden şu anda tüm dikkatiniz bilgisayar ekranında ve çevrenizdeki diğer nesnelerin farkında değilsiniz?
Çevrenizdeki ses, renk, ışık, koku, tat, sıcaklık, ağırlık gibi uyarıcılar sizde hangi tepkileri oluşturuyor?
Herkes sizin gibi çevredeki uyarıcılara aynı tepkiyi mi veriyor?
Korku, öfke, sevinç, üzüntü gibi duyguları niye yaşıyorsunuz?
Bilgisayar kullanmayı ya da yemek yemeyi nasıl öğrendiniz?
Nasıl düşünüyorsunuz?
Duygu ve düşünceleriniz arasında çatışma yaşıyor musunuz?
Gösterdiğiniz bazı tepkileri derinlemesine incelediğinizde kendinize ve çevrenize karşı masum yalanlar söylediğiniz oluyor mu?
Bu ve buna benzer soruları soran, kendini ve çevresindeki insanları tanımak isteyen insan, bu sorulara bilimin evrensel nitelikleri çevresinde yanıtlar arayınca psikoloji bilimi doğmuştur.
Psikoloji sözcüğü eski Yunanca kökenli ruh anlamına gelen psyche (psühe) ve bilgi, düzen anlamına gelen logos sözcüklerinden oluşur ve ruhbilim anlamına gelir.
Psikoloji, her ne kadar ruh bilim anlamına gelirse de ruhların var olup olmadığı problemi psikolojinin ilgi alanına girmez.
Psikolojinin konusu davranıştır.
Psikoloji, insan ve hayvan davranışları ile bu davranışların altında yatan etmenleri inceleyen bilimdir.

Bu tanımda üzerinde durulması gereken iki önemli nokta vardır:

Birincisi ; davranış nedir?
İkincisi ; psikoloji, neden hayvan davranışlarını inceler?

Davranış Türleri :

Davranış, organizmanın iç ve dış uyaranlara verdiği, gözlemlenebilen ve ölçülebilen her türlü tepkidir.
Davranış üç biçimde anlaşılır.
Doğrudan gözlenebilen davranışlar : Organizmanın başkaları tarafından gözlemlenebilen davranışlarıdır.
Dolaylı gözlenebilen davranışlar (Bilişsel zihinsel davranışlar) : Bireyin iç yaşantısında geçen dışarı yansımayan davranışlarıdır.
Duyu organlarında, beyinde, sinir sisteminde gerçekleşen fizyolojik davranışlar : Düşünme, beslenme, görme, işitme gibi etkinlikler sırasında organizma da oluşan biyokimyasal değişmeler, bazı araçlar kullanılarak ölçülebilirler.
Psikoloji Neden Hayvan Davranışları İle İlgilenir ?
Psikoloji neden insan davranışlarının yanı sıra hayvan davranışlarını da inceler?
Psikoloji, hayvan davranışları ile basit insan davranışları arasında benzerlikler olduğu kanısındadır.
Psikolojinin Amaçları :
Tanımlama : Genel olarak organizmanın, özel olarak insanın davranışlarını bilimsel yöntem ve tekniklerle inceleyip genel yasalara ulaşmak.
Anlama : İnsanın davranışlarını etkileyen etmenlerin neler olduğunu araştırmak.
Öngörü-Öndeyi : İnsanın çevreye uyum sağlama sürecinde neler yapabileceğini önceden kestirmek ve kendini denetleyip daha mutlu bir yaşam sürmesi için olanaklar sunmak.
Denetleme-Değiştirme : Psikolojinin bulgularının eğitim, sağlık, sanayi, hukuk gibi alanlara uygulanarak bu alanlarda insanlığa yararlı uygulamaların gelişmesine olanak sağlamak.
Psikolojinin Diğer Bilimlerle İlişkisi :
Psikoloji, gerek kurulurken gerek gelişirken pek çok bilim dalından etkilenmiş, yararlanmış ve pek çok bilim dalını da etkilemiştir.
Fizyoloji : Organizmadaki organların işleyişleri ve işlevlerini inceleyen fizyoloji psikolojinin yararlandığı başlıca bilimlerdendir. Beynin, sinir sisteminin, duyu organlarının, iç salgı bezlerinin etkinlikleri fizyolojinin konusudur.
Antropoloji : Antropoloji insan soyunun geçmişini inceler. Atalarımızın geçmişte yaşadığı olaylar bugünkü davranışlarımızın biçimlenmesinde etkili olmuştur.
Sosyoloji : Psikoloji, toplumu inceleyen sosyolojiden, bireyin içinde yaşadığı grubun birey davranışları üzerindeki etkisin incelerken yararlanır.
Siyaset Bilimi : Psikoloji, yönetim biçimlerinin davranışlar üzerindeki etkilerini incelerken siyaset biliminden yararlanır.
İstatistik : Tüm bilimler, vardıkları sonuçları sayılarla, grafiklerle ifade ederler. Bu sayede bilimlerin sonuçları açıklık, kesinlik ve somutluk kazanır, yani bilimler pozitifleşir. Psikoloji de test sonuçlarını değerlendirirken, genellemelere ulaşırken sayısal verileri ve grafikleri kullanarak istatistikten yararlanır.
Coğrafya : Doğa koşularının, yüzey şekillerinin, iklimin davranışlar üzerindeki etkilerini incelerken psikoloji coğrafyadan yararlanır.
Hukuk : Yasaların ve yasal düzenlemelerin davranışlara etkilerini incelerken psikoloji hukuktan yararlanır.
Psikiyatri : Psikoloji genelde normal insanların davranışlarını incelerken, psikiyatri anormal insan davranışlarını konu edinir. Psikoloji normal insanlarda görülen anormal davranışları incelerken psikiyatriden yararlanır.
Psikolojinin Doğuşu :
Psikoloji bilimi, sanayi devriminin ürünü olarak doğmuştur.
Psikolojinin, 19. Yüzyıl sonlarında Alman fizyolojisti Wilhelm Wundt tarafından kurulduğu kabul edilir.
Wilhelm Wundt, 1879 yılında Leipzig'de ilk psikoloji laboratuvarını kurmuştur.
Böylece, psikoloji konuları ilk kez laboratuvar koşullarında incelenmeye başlanmıştır.

Ekoller ve Yaklaşımlar :

Psikoloji gerek bilim olarak doğarken, gerekse gelişirken farklı görüşlerin tartışmalarından yararlanılmıştır.

Psikolojiye farklı işlevler yükleyen, farklı konulara psikolojinin dikkatini çeken, kullanılması gereken farklı yöntem ve teknikler öneren ekol ve yaklaşımlar, psikolojinin gelişmesine hız kazandırmışlar.

Başlıca ekol ve yaklaşımlar :

Yapısalcılık (Strüktüralizm) : Yapısalcı psikologlar, bir kimyacının suyu hidrojen ve oksijen atomlarına ayırması gibi, duyumları, imgeleri, duygulanımları en temel elemanlarına ayırarak incelemeye çalıştılar.

Yapısalcılık, bireyin iç yaşantısını oluşturan duyumları, imgeleri ve duygulanımları incelemek için iç gözlem (içe bakış) yöntemini kullanır.
Temsilcileri W. Wundt ve E. Titchener dir.

UYARI : Yapısalcı ekol, zihnin ne olduğunu araştırırken, işlevselci ekol, zihnin ne için olduğunu araştırır.

Yapısalcı ekol, zihni statik (durağan) haliyle ele alıp unsurlarına ayırırken , işlevselci ekol, zihni yaşayan, canlı, dinamik işlevleriyle inceler.

İşlevselcilik (Fonksiyonalizm) : İşlevselcilik, yapısalcılığa tepki olarak ortaya çıkmıştır. İşlevselciliğin temsilcilerinden William James'e göre davranışın yapı taşlarını araştırmak zaman kaybıdır, çünkü, beyin ve dolayısıyla zihin sürekli değişim halindedir. O halde, psikoloji davranışın işlevi ya da amacı üzerine yoğunlaşmalıdır. İşlevselciliğe göre, psikoloji yaşamı kolaylaştıran bir araç olmalıdır. Bu yüzden işlevselciler, davranışların insanın çevreye uyum sağlamasına nasıl yardım ettiğini öğrenmek istediler.

Yapısalcıların tersine, işlevselciler iç gözlem, gözlem gibi tüm yöntemleri kullanırlar.

Temsilcileri : W james ve John Dewey dir.

Davranışçılık (Biheviyorizm) : Zihnin ne olduğu ya da ne için olduğu tartışmalarına tepki olarak doğmuştur.

Davranışçılığa göre psikoloji, zihin yerine organizmanın doğrudan gözlemlenebilen ve ölçülebilen davranışlarını incelemelidir. Çünkü, davranışçı ekol psikolojiyi, uyarıcı davranış (U - D) ilişkisi çerçevesinde ele alır. Buna göre, insanın içinde yaşadığı koşullar davranışlarını belirler.

Davranışçı psikologlar zihni inceleyen iç gözlemi reddederler.

Temsilcileri I. Pavlov, J. Watson ve B.F. Skinner dir.

Psikodinamik Yaklaşım (Psikanaliz) : Ekoller ve yaklaşımlar arasında davranış bozukluklarını doğrudan ele alan yaklaşımdır.

Bu ekole göre, davranış bozuklukları bilinçaltına bastırılan istenmeyen duygulardan kaynaklanır.

Bilinçaltı, yaşadığımız istenmeyen duyguların bilinçte gizlendiği yerdir. İstenmeyen duygular, id, ego (ben), süper ego (üst ben) çerçevesinde bilinçaltına itilir.

İd, insanın ilkel benliğidir. Psikodinamik yaklaşımın kurucusu Freud'a göre insanın doğuştan getirdiği ve idini oluşturan iki etkili eğilim cinsellik ve saldırganlıktır.

Ego, insanın psikolojik yanıdır. İnsan kendinin ne olduğunu ne olmak istediğini, çevresini nasıl tanıdığını gösteren bilinç durumudur.

Süper ego ise, insanın toplumsal yanıdır. Toplumun kuralları ve değer yargılarından etkilenir.

Temsilcileri S. Freud, A. Adler ve C. Jung dur.

Gestalt (Bütünlük) Psikolojisi : Yapısalcılığın, zihni öğelerine ayıran anlayışına tepki olarak ortaya çıkmıştır.

Gestalt psikolojisine göre, bütünü anlamdan parçaları doğru anlamak olanaksızdır. Çünkü "Bütün, kendini oluşturan parçaların toplamından farklı ve büyüktür. Hiçbir parça, bütünün içerdiği özelliklere sahip değildir."

Gestalt ekolü, algı ve bellek üzerine çalışmaları ile psikolojiye katkıda bulunmuştur. Bu ekol, psikolojide tümdengelim yöntemini kullanır.

Temsilcileri M. Wertheimer, K. Koffka, W. Köhler'dir.

Hümanist Yaklaşım : Hümanist yaklaşım, eski ve yeni yaklaşımları birleştirip bunların çağdaş yorumunu yapmaya çalışmıştır.

Hümanizme göre, her insan kendine göre bir değerdir ve her insan, birey olarak kendi davranışlarından sorumludur.
Bu çerçevede bilimin daha özelde Psikolojinin görevi bireyi denetim altına almak değil, onu özgürleştirmektir.
Hümanist yaklaşım insanın cansız bir nesne olmadığını, dıştan bakılarak anlaşılamayacağını ileri sürüp insanın iç gözlemle incelenmesi gerektiğini söyleyerek davranışçı ekole karşı çıkar.
Temsilcisi A. H. Maslow'dur.

Bilişsel Yaklaşım (Kognitivizm) : Biliş, insanın dünyayı tanımaya ve anlamaya yönelik zihinsel etkinlikleridir.

Bilişsel yaklaşıma göre insan diğer canlılardan farklı olarak dikkat, algı, düşünme gibi zihinsel süreçlerle etkin bir canlı olarak çevresini anlar ve yorumlar. O halde davranışları biçimlendiren bilişsel süreçlerdir. Bilişsel süreçler insanın gelişim aşamalarına göre sırayla ortaya çıkar.
İnsanı gelişmiş bir bilgisayar sistemi olarak gören bu yaklaşım, insan zihninin bilgi edinmek, bilgiyi işlemek ve depolamak gibi işlemler yaptığı görüşündedir. Bilişsel yaklaşım, kendine özgü eğitim anlayışları da geliştirmiş, öğrenmenin gerçekleşmesi için gelişim aşamalarının tamamlanması gereğini vurgulamıştır.
Temsilcisi J. Piaget dır.

Biyo-psikolojik Yaklaşım : İnsanı bütünselliği olan biyolojik bir varlık olarak gören bu yaklaşım, akıl hastalıklarının nedenleri üzerinde de durmuştur.

Biyo-psikolojik yaklaşıma göre insan davranışlarının biçimlenmesinde beyinde meydan gelen biyokimyasal olayların ve genetik özelliklerin etkisi vardır.
Bu ekol, beyin üzerinde özellikle de gelişmiş hayvanların beyni üzerinde ayrıntılı laboratuvar deneyleri yapmış davranışlarla beynin işleyişi arasında bağlantılar kurmuştur.
Temsilcisi A. Meyer dir.

Psikolojinin Alt Dalları :

Psikolojinin uzmanlık alanları ile psikolojinin sonuçlarının diğer bilimlere uygulanması psikolojinin alt dallarını oluşturmuştur.
Şimdi sırası ile bunları inceleyelim :

Sosyal Psikoloji : Bireyin grup içinde değişen davranışları ve grupların ortak davranışlara yönelmelerini araştıran alana sosyal psikoloji denir.
Gelişim Psikolojisi : Gelişim psikolojisi, yaşa bağlı davranış değişikliklerini inceler.
Çocukken büyük bir dikkatle ve ---ifle izlenen çizgi filmler büyüyünce ilgi çekici olmaktan çıkabilir.
Gelişim psikolojisi çocuk psikolojisi ve yetişkin psikolojisi olmak üzere ikiye ayrılır.
Klinik Psikolojisi : Davranış bozukluklarının tanı (teşhis) ve tedavileri ile ilgilenir.
Zeka, kişilik, akıl sağlığı sorunları olan, bu yüzden çevreye uyum zorluğu çeken insanların tanı ve tedavisi için teknikler geliştirir.
Rehberlik ve Danışmanlık Psikolojisi : Normal yaşamda karşılaşılan sorun ve sıkıntıları, çevreye uyum güçlüklerini ele alan psikoloji dalı rehberlik ve danışmanlık psikolojisidir.
Klinik psikoloji akıl hastalığı düzeyindeki davranış bozukluklarını inceler.
Rehberlik ve danışma psikolojisi klinik psikolojisinden farklı olarak normal sınırlar içinde kalan sorunları ele alır.
Deneysel Psikoloji : Deneysel psikoloji bir davranışı etkileyen çevre koşullarını ve uyarıcıları tanımlayıp ölçerek hangi davranışı, nasıl ve ne derecede etkilediğini bulmayı amaçlar.
Bunu yaparken hayvanlar üzerinde laboratuvar deneyleri yapar, bunları insan davranışları ile karşılaştırır.
Endüstri (Sanayi) Psikolojisi : Günümüzde üretimde verimi artırmak için yalnızca teknolojiyi geliştirmek yeterli mi?
Üretimde verimi artırmak amacıyla, insan emeğinin daha üretken hale getirilmesi endüstri psikolojisinin konusuna girer.
Bugün endüstri psikologları şu sorularla ilgilenmektedir.
Çalışanları verimli kılmak için, nasıl bir ücret politikası uygulanabilir?
Çalışanların çalışma ortamı nasıl olursa üretim artışı yükselir?
İşe eleman alırken, hangi teknikler kullanılırsa daha akılcı davranılmış olur?
Hizmet içi eğitim sonuçları nasıl değerlendirilmeli?
Çalışma ortamında insan ilişkileri hangi yöntemlerle geliştirilebilir?

Eğitim Psikolojisi : Psikolojinin bulgularının eğitim ve öğretime uygulanarak kolaylıklar ve ilerlemeler sağlanması eğitim psikolojisinin konusuna girer.
Öğrenme nasıl daha hızlı gerçekleştirilir?
Öğrenmeyi teşvik etmek için hangi araçlar kullanılmalıdır?
Hangi konu, kimlere, nasıl öğretilir?
Öğretmenler nasıl yetiştirilmelidir?
gibi sorulara yanıt arar.
Eğitim psikolojisi sayesinde eğitim süreci en etkin düzeyde gerçekleştirilir.

Psikometrik Psikoloji : Psikolojinin sonuçlarını testler, anketler aracılığı ile sayısallaştırmak, psikolojide kullanılmak üzere ölçüm araçlarının geliştirilmesini sağlamak, böylece psikolojinin sonuçlarını daha somut, açık, kısa bir biçimde ifade etmek, psikometrinin konusuna girer.

Araştırma Yöntemleri :

Bir bilim alanında sonuca ulaşmak için izlenen amaçlı, düzenli ve kısa yollara yöntem denir.

Psikoloji de gerek kendine özgü yöntem ve teknikler kullanılarak, gerekse diğer bilimlerin yöntem ve tekniklerinden yararlanarak, konusunu bilimsel bir şekilde inceler.

Psikolojinin kullandığı başlıca yöntem ve teknikler üç başlıkta incelenebilir.

Betimleyici ve Tanımlayıcı Yöntemler

Deneysel Yöntem

İstatistiksel yöntem

Betimleyici ve Tanımlayıcı Yöntemler : İncelenen olayla ilgili özellikleri saptamayı amaçlayan yöntemler betimleyici ve tanımlayıcı yöntemlerdir.

Bu yöntemler gözlem, anket ve klinik yöntemin görüşme, vak'a incelemesi, test gibi tekniklerini içerir.

Gözlem : Olayları kendiliğinden oluşan oluşum biçimleri içinde amaçlı ve sistemli olarak izlemek ve kaydetmektir.

İç Gözlem (İçe Bakış) : Bir uyarıcının etkisiyle bireyin yaşadığı duyguları kendi ağzından anlatmasıdır.

Doğal Gözlem : İncelenen olayların kendi doğal ortamında, müdahalede bulunulmaksızın gözlemlenmesidir.
Doğal gözlemin zaman zaman yanıltıcı olmasının üç temel nedeni vardır.
Duyu verileri araştırmacıyı yanıltabilir.
Araştırmacı subjektivizme (öznelliğe) düşebilir.
Araştırmacılar, aynı gözleme farklı yorumlar getirebilir.

Sistematik Gözlem : Araştırmacının belirli teknikleri kullanarak, gözlem ortamını denetim altına alarak gözlem yapmasıdır.
Sistematik gözlemde araştırmacı, görüşme ve gözlem çizelgeleri hazırlayabilir, soru kağıtları ve test gibi araçlardan yararlanabilir.

Anket : Önceden hazırlanmış soruların yazılı olarak üzerinde inceleme yapılan insanlara doğrudan yöneltilmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesidir.
Klinik Yöntem : Davranış bozukluklarının tanısı (teşhisi) için uygulanan yöntemdir. Bu yöntem genel olarak şu teknikleri kullanmayı gerektirir.
Görüşme (Mülakat) : İncelenen insanın, duygu, düşünce, davranış ve tutumlarını saptamak amacı ile yüz yüze yapılan sözlü söyleşidir.
Güvenilir bir görüşme için görüşmecinin alanında uzman olması, ortamın ve görüşme süresinin, görüşülen insanı olumlu ya da olumsuz yönde etkilemeyecek biçimde düzenlenmesi gereklidir.

Vak'a incelemesi : Vak'a incelemeleri bir insanla ilgili ya da bazı olguların belirli anlarıyla ilgili yoğun incelemelerdir.
Örneğin, Televizyonda gösterilen şiddet filmlerinin saldırgan davranışları özendirmesiyle ilgili bir vak'a incelemesinde, hava korsanlığını konu alan bir filmin etkileri incelenmiştir.

Test : Birden fazla insanın davranışlarını karşılaştırmak amacı ile uygulanan sistematik ölçme tekniğidir.
Sözlü ya da yazılı olabilen testler zeka, yetenek, kişilik, bilgi, ilgi gibi özellikleri ölçmek için kullanılır.

Deneysel Yöntem : İncelenen olayla ilgili neden sonuç ilişkilerini saptamak üzere araştırmacının uygun laboratuvar koşullarında hazırladığı ve incelediği kişi ya da nesneyi yönlendirebildiği yöntem, deneysel yöntemdir.
Deneysel yöntem sırasında incelenen insana denek, hayvana kobay adı verilir.

Deneysel Yöntemin Aşamaları

Ön Hazırlık : Gözlemlerle ve yapılan ön araştırmalarla konuyu tanımak ve betimlemektir.

Varsayım (Hipoaaa) : Gözlem ve ön araştırma sonuçlarına dayanarak oluşan yargıyı geçici bir iddia olarak ileri sürmektir.

Deney :Varsayımı kanıtlamak üzere sonucu etkileyen değişkenlerle sonuç arasındaki ilişkiyi saptamak üzere pratik uygulamalar yapmaktır.

Deney Değişkenleri : Deney sırasında üç temel değişken ortaya çıkar.

Bağımsız Değişken : İncelediğimiz olayda sonucu etkileyen etken yani neden bağımsız değişkendir.

Bağımlı Değişken : Bağımsız değişkene bağlı olarak ortaya çıkan sonuç ise bağımlı değişkendir.

Ara Değişken : Bağımsız değişken dışında sonucu etkileyen faktörlere ara değişken denir.

İstatistiksel Yöntem : Tüm yöntemler kullanılırken çoğu zaman karşımıza sayısal sonuçlar çıkar. Ancak sayısal sonuçlar yalnız başına bir anlam taşımaz. Elde edilen sayısal sonuçları değerlendirmek için kullanılan teknikler istatistiksel yöntemi oluşturur.

İstatistikler sayesinde psikolojinin sonuçları daha somut, açık, kısa açıklanır. Bir anlamda sonuçların bilimselliği pekişir.
İncelediği olaylarda ölçme araçları kullanılabilmesi psikolojiye ölçme konusunda avantajlar sağlamaktadır.

Korelasyon (Bağıntı) : İki değişken arasındaki ilişki miktarına korelasyon denir. Üç temel korelasyon biçimi vardır.

Pozitif (Olumlu) Korelasyon : İki değişken arasında birlikte artan ya da birlikte azalan doğru orantılı bir ilişki varsa korelasyon pozitiftir.
Negatif (Olumsuz) Korelasyon : İki değişken arasında biri artarken diğeri azalan ters orantılı bir ilişki varsa korelasyon negatiftir.
Nötr Korelasyon : İki değişken arasında hiçbir ilişki olmamasıdır.
Korelasyon Katsayısı : +1, -1, 0 korelasyon katsayıları tam ve mükemmel bağıntının ifadesidir.
Korelasyon katsayılarından 0'a yakın olanlar ise güçlü bir ilişkiyi ifade eder.
Ancak, 1'e yakınlık, rakamın (+) veya (-) değerinden bağımsızdır. (+) ve (-) söz konusu edilmeden en yüksek rakam en güçlü ilişkiyi, en küçük rakam en zayıf ilişkiyi ifade eder.