1 den 4´e kadar. Toplam 4 Sayfa bulundu

Konu: Bellek Türleri

  1. #1
    Orgeneral
    ÇiÇEK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Bellek Türleri



    Bellek Türleri

    BELLEK TÜRLERİ

    Bellek; geçmiş yaşantılardan öğrenilmiş şeyleri akılda tutabilme gücü olarak tanımlanabilir.Bunu daha iyi açıklayabilmek için belleme sürecini şu bölümlere ayırarak anlatabiliriz.

    1.Bir şeyin bellekte yer etmesi ve böylece istenildiği zaman anımsanabilmesi için o şeyin önce algılanması gerekir.Böylece ilk evrede birtakım izlenimlerin kazanılması söz konusu olur.

    2.Algılama sonucu elde edilen izlenimlerin zihinde tutulması ikinci evreyi meydana getirir.Bunun nöronlar ve nöronlar arası ilişkilerde (sinapslarda )birtakım değişikliklerle oluştuğu ileri sürülmektedir.

    3.Her öğrenilen şeyin zihinde izi kalır.Öyle ki, yaşamış olayların zihinde kalan izleri sayesinde daha önce görülmüş,algılanmış nesne ve olaylarla karşılaşıldığı zaman, bunların daha önce görülmüş olduğu anımsanır.Buna tanıma denir.Tanıma belleğin ilkel bir belirtisidir.B öylece daha önce gidilen yerler, tanışılan kimseler, müzik parçaları yeniden görüldüğü ve işitildiği zaman tanınır. Tanınmak için bir nesneyi veya olayı bir kere algılamış olmak yetebilir.

    4.Birkaç kez görüp zihnimizde yer etmiş olan nesne ve olayları,istediğimiz zaman,zihnimizde canlandırabiliriz.Buna anımsama (hatırlama)denir.Bir tanıdığımızı istediğimiz zaman, zihnimizde canlandırabilir ve adını söyleyebiliriz.Okuduğumuz şeyleri ana çizgileri ile başkasına tekrarlayabiliriz. Gerçi bu tekrarlamada bazı değişiklikler olur.
    Öğrenilen materyalin bazı kısımları unutulur,bazı kısımları değişir,bazı kısımları ise abartılır.Anımsama,belleğin sadece tanımadan daha ileri bir fonksiyonudur.Anımsayabilmek için daha esaslı kavramış,daha iyi öğrenmiş olmak gerekir.

    5.İyi öğrenilmiş şeyler çok tekrar edilirse alışkanlık meydana gelir. Alışkanlıklar o kadar iyi bellenmiş bilgi ve davranışlardır ki,bunları hiç düşünmeden otomatik olarak tekrarlar veya yaparız.O halde tanımak,anımsamak ve bir davranışı otomatik olarak aynen yapabilmek, değişik derecelerde öğrenmenin belirtileridir. (PROF.DR. FERİHA BAYMUR)

    Bellek, yaşantılar yoluyla edinilen deneyim birikimidir. Eğer insan bilgilerini depoladığı bir bellek sisteminden yoksun olsaydı, hiçbir bilgi ya da beceri kalıcı bir biçimde öğrenilemezdi. Dolayısıyla bellek, geçmiş yaşantılar yoluyla edinilen deneyimle yeni ve daha karmaşık öğrenme durumlarına hazırlığın önkoşulunu oluşturur. Birçok psikolog(Atkinson ve Shiffrin 1971), (Wough ve Norman 1965) genel olarak belleğin üç alt sistemden oluştuğu konusunda görüş birliği içindedir. Buna göre bellek: Duyusal depo, Kısa süreli kayıt ve Uzun süreli depo olmak üzere üç bölüme ayrılmaktadır.

    Epizodik (Episodic) Bellek

    Episodik bellek kişisel tecrübelerin izlerine, bilginin biriktirilmesine ve tekrarlanmasına işaret eder. Bireyin çocuklu­ğunda, aile üyelerinden biriyle arasında geçen bir konuşmayı, bir gün önce akşam yemeğinde ne yediğini, nerede yediğini hatırlaması, episodik belleğin örneklerindendir.Bellek yer ve zamanla ilgili bilgilerin tekrarlanması niteli­ğindedir.

    Semantik Bellek

    Episodik bilgilerden derlenir. Birçok denemeden sonra öğrenilir. Yer ve zaman önemli değildir. Genel olarak, ilkeler, kavramlar ve onlar arasındaki ilişkiye işaret eder.

    Motorik Süreçlerle İlgili Bellek

    Duygu ve düşünceleri ifade etmek ya da bir iş meydana getirmek için kaslarımızı kullanırız. Konuşmak için ağız kaslarını, yazmak için el kaslarını, sporda tüm vücut kaslarını, araba kul­lanmak için el ayak kaslarını kullanırız. Örneğin bir kalemi tutmamız ve yazı yazmamız, parmak kaslarının liflerinin bir dizi koordineli hareket örüntüsünü gerektirir ve parmak kaslarını kullanmayı öğrenme sürecinde, hareketi doğru yapabilmek için kasların hareketi tekrarlaması gerekir. Bu süreçte ilk hareketlerin sonuçlarının bilgisi, söz konusu davranışların de­vamlılığını sağlayıcı denence adayı izler olarak kodlanarak bellekte sakla­nırlar. Tekrarlarla kasların hareketlerinde meydana gelen düzeltmeler de kodlamalarda yenilenir.

    Duygusal Bellek

    Hoş ve hoş olmayan duyguların kodlanarak bellekte saklanmasıdır.

  2. #2
    Orgeneral
    ÇiÇEK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Duyusal Bellek


    Çevreden gelen uyarıcılar duyu organları yolu ile duyusal kayıda gelirler. Duyusal kayıdın kapasitesi çok geniş olmasına karşın bilginin kalış süresi çok kısadır. Ancak dikkat ve algı süreçleri ile bu bilginin bir kısmı alınır ve kısa süreli belleğe gönderilir.

    Gözlerimizin önünde bir kalemi ya da parmağımızı sallarsak objeden geriye kalan gölgeyi farkederiz. Elimizle diğer kolumuza hafifçe vurursak, vurmayı hemen duyumsarız. Başka bir söylemle biz vurma ve kalem izini gerçek kalktıktan sonra duyumsarız. Bu durumlar, duyu girdisinin duyusal kayıtta çok kısa kaldığını göstermektedir (:-):-):-):-):-):-):-) ve Norman, 1977).

    Duyusal kayıtın içerdiği bilgi özgün uyarıcının tam bir kopyasıdır. Görsel duyular duyusal kayıt tarafından aynı fotoğraf gibi, kısa bir süre için kodlanır. Aynı şekilde işitsel duyular da ses kalıpları olarak kodlanır. Kimi yazarlar bilginin duyusal kayıtta kalış süresinin yarım saniyeden daha az olduğunu belirtirler (Gage ve Berliner, 1988; McCown ve Roop, 1992).

    Moates ve Schumacher (1980) ise, duyusal belleğin işitsel bilgi için yaklaşık dört saniye; görsel bilgi için yaklaşık bir saniye süren, uyarıcının tam bir kopyasının tutulduğu bilgi deposu olduğunu savunmuşlardır (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992). Böylece duyusal kayıt her duyu için farklı kodlama biçimlerinin olduğu, sınırsız kapasitesi ile bilginin çok kısa tutulduğu bir bellek türüdür.

    Duyusal kayıtın varlığı insan yaşamında kritik bir öneme sahiptir. Birey okuduğu ya da işittiği bir cümlenin sonu gelmeden başlangıçtaki sözleri unutsaydı cümleyi anlamlandırması olanaksız olurdu. Duyusal kayıtın kapasitesinin sınırsız olmasına karşın gerekli bilgiler işlenmezse kaybolur ya da varolan bilgi yeni bilgi tarafından itilir. Birey dikkat ve algı süreçleri yoluyla bu bilgiyi işleme şansına sahiptir. İşlenen bilgi bir sonraki sisteme yani kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle işlenemeyen bilgi, duyusal kayıttan kaybolacaktır.

    Duyusal bellek ya da duyusal kayıt bilgilerin işlendiği ilk aşamadır. Duyusal depoda yer alan girdilerin tümü, duyusal mekanizmalar (göz, kulak vb) yoluyla edinilen bilgilerdir. Çevreden gelen uyarıcılar alıcılar tarafından alınarak duyulara kayıt edilir. Duyusal kayıt süresi çok kısadır.

    Çevreden gelen uyarıcılar öğrenenin alıcılarına yani duyu organlarına etkiler ve duyusal kayıt yoluyla sinir sistemine girer. Duyu organlarının her birine giren uyarıcıların ilk algılamalarından duyusal kayıt sorumludur. Örneğin; parmağınızı gözünüzün önünde tutup hızlı bir şekilde çektiğinizde parmağınızın gölgesinin gözünüzün önünde kaldığını hissedersiniz. Anlamsız bir sözcüğün tümünü ya da bir parçasını tekrar edebilirsiniz. Gördüğünüz gölge görsel kayıtınızda kalan bellek izinin bir sonucudur. (:-):-):-):-):-):-):-) ve Norman 1977)Anlamsız olsa bile sözcüğü tekrar etmenizde duyusal kayıtın işitme kısmına kaydedilmesinin bir sonucudur.( Loftus ve Loftus 1976)

    Duyusal mekanizmalar yoluyla edinilen bilgilerin ancak küçük bir bölümü kısa süreli belleğe aktarılır. Duyusal mekanizmalarla alınan bilgilerin kısa süreli belleğe aktarılması, organizmanın o andaki içsel varoluşuna (dikkat, beklenti, güdülenme ve gereksinimleri gibi değişkenlerin etkileşimine) bağlıdır. Bu aşamada belirleyici değişken dikkattir. Çünkü organizma içinde bulunan bağlamsal koşullara göre, her durumda belli bir bilgi kümesi üzerinde yoğunlaşma eğilimindedir. Dolayısıyla organizma, dikkatini belli bir kategori içinde yer alan bilgi kümesine yönelterek çevresel uyaranları seçici biçimde algılar. Bu doğal bir durumdur. Çünkü hem insanın algı kapasitesi sınırlıdır hem de bütün uyaranlara aynı zamanda tepkide bulunmanın anlamlı bir nedeni yoktur.

    Başka bir anlatımla organizma belli bir durumda kapasitesini aşan bir sayıda uyaranla karşı karşıyadır. Ancak insan anlamlı ve amaçlı bir yaşam sürdürmek gereksinimindedir. Doğal olarak uyaranların elenerek kısa süreli belleğe yönlendirilmesi bireyin seçimlerine bağlıdır. Araştırmalar, (Gleitman 1981, Tlaber 1988) belli bir durumda birçok uyaranla karşı karşıya bırakılan bireylerin, kısa bir süre sonra bunların büyük bir bölümünü hatırlamadığını göstermektedir. Öte yandan bir grup anlamlı sözcük kümesiyle, anlamsız sözcük kümesinin hatırlanmasında birincilere ilişkin kalıcılık düzeyi göreli olarak daha yüksek bulunmuştur.

    Duyusal kayıttaki bilgi, orijinal uyarıcıyı temsil eden bir yapıdadır. Yani, uyarıcının tam bir kopyası biçimindedir. Bilgi burada çok kısa bir süre kalabilmektedir. Bazı yazarlara göre, bilginin kalış süresi, yarım saniyeden daha azdır. (Gage ve Berliner 1988) Bazı yazarlar ise bilginin, duyusal kayıtta bir ile dört sn arasında kaldığını düşünmektedir.
    Moates ve Schumacher(1980),görsel bilginin bir saniye civarında,işitsel bilginin ise dört saniye kadar duyusal kayıtta kalabildiğini belirtmektedirler.Bilginin duyusal kayıtta kalış süresi çok sınırlı olmakla birlikte,duyusal kayıtın kapasitesi sınırsızdır ve her duyu için ayrı bir deposu olduğu düşünülmektedir.

    Duyusal kayıt,kendisinden sonraki bilişsel süreçler için kritik bir öneme sahiptir.Örneğin,duyusal kayıt olmasaydı bir cümle okurken,cümlenin sonunu geldiğimizde başındaki sözcüğü unutmuş olacak,cümleden hiçbir anlam çıkaramayacaktık.Aynı şey konuşma dili için de geçerlidir.

    Duyusal kayıtın kapasitesi yukarıda da belirtildiği gibi sınırsız olmakla birlikte gelen bilgi anında işlenmezse,çok hızlı bir şekilde kaybolur.Duyusal kayıta gelen sınırsız uyarıcıdan sadece dikkat edilen sınırlı sayıdaki bilgi kısa süreli belleğe aktarılabilir.Diğerleri duyusal kayıttan yok olur.(Weinstein,Goetz ve Alexander ,1988)

    Duyusal depodaki bilgilerin silinişi,esasen diğer bellek depoları içinde geçerli olan unutma olgusu ile bir ölçüde açıklanabilir.Buna göre unutmanın kuramsal olarak iki temel nedeni bulunabilir.Bunlardan birincisi,bozucu etki olgusudur.İkincisi ise,bellekteki çözülme ile ilgilidir.Bellekteki çözülme “sızan kovan hipotezi”(leaky-bucket)olarak adlandırılmaktadır.(Miller 1982).Şu halde yeni bilgilerin unutulması bir ölçüde bellekte kendiliğinden silinme olgusu ile ilişiktir.
    Duyusal kayıt merkezinin seçme ve çözümleme fonksiyonları genel bilgilerin alınması aşamasında çok önemli bir yer tutar.

  3. #3
    Orgeneral
    ÇiÇEK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    KISA SÜRELİ BELLEK

    Kısa süreli bellek,duyusal depodan süzülerek aktarılan bilgileri bütünleştiren kontrol süreçlerini tanımlamaktadır.Kontrol süreçleri aynı zamanda duyusal depo ile uzun süreli bellek arasında köprü görevi yapar.Dolayısıyla hangi bilgileri elenerek silineceğini veya uzun süreli bellekte depolanacağı kısa süreli belleğin işleyiş biçimine bağlıdır.

    Bu bağlamda kısa süreli belleğin temel işlevleri ve özellikleri şöyle sıralanabilir.

    1)Kısa süreli belleğin sığası(depolama kapasitesi)oldukça sınırlıdır.
    2)Kısa süreli bellekte,bilginin bozulma olasılığı yüksektir.
    3)Kısa süreli bellekteki bilgilerin yaşama süreleri ve geri çağırılma oranları düşüktür.Diğer bir anlatımla buradaki bilgileri uzun süreli belleğe aktarılması oldukça güçtür.
    4)Kısa süreli bellekte n silinen bir bilginin hatırlanması mümkün değildir.

    Bu nedenlerle kısa süreli bellekteki bilgileri tarayarak,tam ve kesin sonuca ulaşamazsınız.Bilgiye yeniden ulaşmanın tek yolu,öğrenme yaşantısının tekrar edilmesidir.Kısa süreli belleğin işleyişini değişik örnekler bağlamında inceleyelim.Varsayalım ki uzun bir isim listesini ezberlemek zorundasınız veya kalabalık bir sokaktan geçtikten sonra gördüklerinizi anlatmanız istemektedir.Büyük olasılıkla duyusal deponuzda geçici olarak kayıt edilmiş bilgilerin önemli bir bölümünü geri çağıramazsınız.Aynı şekilde bir kütüphanede raflara dizilmiş kitapları incelediğinizi düşünelim.Bir süre sonra incelediğiniz kitapların isimlerini hatırlamakta güçlük çekersiniz.Kuşkusuz bu durum sadece çok sayıda sadece çok sayıda benzer uyaranla karşı karşıya bulunmakla açıklanamaz.(Ferst.1980).Burada önemli başka etmenlerde bulunmaktadır.Örneğin bağlamsal koşullarda,dikkat ve güdülenme düzeyiniz,önemli bir etkendir,ayrıca yaşantı kesiti ile geri çağırma anına dek geçen sürenin uzunluğu da kayda değer bir etkendir.Bunlara ek olarak benzer bilgilerin ön yaşantılar aracılığıyla uzun süreli bellekte kümelenmiş olması,(Bu durum yeterli ölçüde tekrar ve pekiştirme süreçleriyle ilgilidir.)geri çağırma başarısını etkiler.

    Öte yandan kısa süreli bellekteki bilgilerin belli bir düzen içinde geri çağrılması,daha güç bir işlemdir.Bu konuda yapılan işlemler araştırmalar,karışık bir sözcük listesinin geri çağrılmasında,belleğin genellikle yedi sayısında kilitlendiğini göstermektedir.Bu nedenle yedi sayısı,sihirli rakam(magic number )olarak adlandırılmaktadır.(Chung ve Davies.1995).Bu durumun mantıksal olarak anlamlı ve kabul edilebilir bir açıklaması yoktur. Ancak bu nedenle kısa süreli belleğin sadece sınırlı bir kapasiteye sahip olduğunu düşünmek doğru gibi görünmektedir. Ayrıca bu kapasitenin geliştirilmesinde, uzun süreli belleğin rolü de vardır. Örneğin bir reklam filmine ilişkin ayrıntıların hatırlamasında uzun süreli bellekteki şemaları filmin birden çok izlemenin olumlu etkiler yarattığı bulunmuştur

    Kısa süreli bellek gelen bilgiliyi belli bir süre (20-30 sn) canlı tutar. Bu bellek sınırlı bir bilgi için geçici bir depodur. İnsanların gördüğü, duyduğu veya daha önceden bildiği sayı, harf ve objenin (7-9) tanesi burada tutulabilir ve hatırlanabilir.

    Kısa süreli belleğe gelen bilgi kullanılmaz ve tekrarlanmaz ise 20-30 sn. içinde kaybolur. Rehberden bulduğumuz bir telefon numarasını, telefonu çevirdikten sonra hemen unutabiliriz. Numaranın canlı kalması için onu birkaç kez tekrar etmemiz ya da numarada yer alan sayılar arasında bir ilişki kurmamız gerekir.

    Kısa süreli bellekte anlam verilen bilgi depolanmak üzere uzun süreli belleğe yönelir.
    Kısa süreli belleğe gelen bilgi şunlardan biri sonuçlanmaktadır:
    1) Zihinsel tekrar yoluyla bir süre hatırda tutularak tepki üreticilere gönderilir ve davranış olarak ortaya çıkar.
    2) 20 sn. içinde tamamen unutulabilir.
    Zihinsel tekrar ve kodlama yapılarak uzun süreli belleğe gönderilebilir.



    Bilgiyi yalnızca birkaç saniye için hatırlamamız gereken ve bilginin halen aktif olabileceği durumlar bile belleğin üç evresini içerir.

    KODLAMA

    Bilgiyi kısa s&#252;reli belleğe kodlamanız i&#231;in ona dikkatinizi y&#246;neltmeniz gerekir. Neye dikkatimizi y&#246;nelteceğimiz konusunda se&#231;ici olduğumu<z i&#231;in, kısa s&#252;reli belleğimiz yalnızca se&#231;ilmiş olanları i&#231;erecektir. Bu karşılaştığımız şeylerin &#231;oğunu kısa s&#252;reli belleğe hi&#231; girmediği ve tabii ki daha sonra hatırlanmasının m&#252;mk&#252;n olamayacağı anlamına gelmektedir. Aslında “bellek sorunları” adı verilen g&#252;&#231;l&#252;klerin &#231;oğu, ger&#231;ekte dikkat yoğunlaştırmada ki aksamalardır. &#214;rneğin, manavdan alış veriş yaptıktan sonra biri size satıcının g&#246;z rengini sorsa, dikkat etmemiş olabileceğinizden b&#252;y&#252;k olasılıkla cevap veremeyebilirsiniz.

    Dikkat bir bilgiye yoğunlaştırıldığında, bu bilgi kısa s&#252;reli belleğe kodlanır. Daha &#246;ncede belirtildiği gibi kodlama, bilginin bellekte yalnızca tutulmadığı aynı zamanda belirli bir bi&#231;imde ve ya şifre (kod) halinde saklandığı anlamına da gelmektedir. &#214;rneğin, bir telefon numarasını g&#246;z atıp &#231;evirinceye kadar aklınızda tuttuğunuzda sayıları ne şekilde kodlayarak saklarsınız? G&#246;rsel bir kod-sayıların zihinsel imgeleri- olarak mı? Yoksa işitsel bir kod- sayıların isimlerinin sesleri- olarak mı? Yoksa kısmen semantik (anlama dayalı) bir kod- sayılarla ilgili olabilecek bazı anlamlı bağlantılar- olarak mı? Araştırmalar, bilgiyi kısa s&#252;reli belleğe kodlamada bu olasılıklardan herhangi birini kullanabildiğimizi g&#246;stermektedir. Ancak, tekrar ederek- yani, i&#231;imizden defalarca tekrarlayarak- bilgiyi aktif tutmaya &#231;alıştığımızda, işitsel kodları daha &#231;ok kullanırız. Bilgi, sayı, harf veya s&#246;zc&#252;kler gibi s&#246;zel birimlerden oluştuğunda tekrar etme &#246;zellikle sık başvurulan bir y&#246;ntemdir. Bu nedenle bir telefon numarasını hatırlamak i&#231;in b&#252;y&#252;k olasılıkla numaraları, sayıların isimlerinin sesleri olarak kodlar ve numarayı &#231;evirinceye kadar i&#231;imizden bu sesleri tekrar ederiz.

    İşitsel kodların s&#246;z konusu olduğunu kanıtlayan bir deneyde deneklere altı sessiz harften oluşan bir liste (&#246;rneğin, R,L,B,K,S,J) g&#246;sterilmiştir. Harfler ortadan kaldırıldıktan sonra, deneklerden bu altı harfin hepsini sırayla yazmaları istenmiştir. İşlemin tamamı yalnızca bir iki saniye s&#252;rmesine rağmen denekler bazı hatalar yapmışlardır. Yaptıkları hatalarda doğru olmayan harfin doğru olan harfe ses olarak benzediği g&#246;r&#252;lm&#252;şt&#252;r. Bu nedenle yukarıda verilen listede denek, B yerine ses olarak ona benzeyen T koyarak R L T K S J yazabilir. (conrad. 1964). Bu bulgu, deneğin her harfi işitsel olarak kodladığı (&#246;rneğin, B harfine “be” olarak) d&#252;ş&#252;ncesini desteklemektedir. Bazen bu kodun bir kısmı kaybolur (yalnızca sesin “e” kısmı kalır), o zaman denek, kodun kalan kısmıyla uyumlu bir harfi (“te”) yazar.

    S&#246;zel bilgi i&#231;in g&#246;rsel kodlar kullandığımızda bu kodlar genellikle hızla kaybolur ve hemen ardından işitsel kodlar baskın gelir. Bir &#246;rnekle g&#246;sterelim 5OAK CREEK DRIVE adresine baktıktan sonra bir iki saniye i&#231;in g&#246;rsel bir kod oluşabilir. Bu kodun, adresin b&#252;y&#252;k harflerle yazılmış olması gibi g&#246;rsel detayları da alabilir. Birka&#231; saniye sonra bunda kalan yalnızca adresin sesi olacaktır- işitsel kod- ve bu kod, harflerin b&#252;y&#252;k ya da k&#252;&#231;&#252;k harflerle yazılı olduğuna dair bir bilgi i&#231;ermeyecektir. İşitsel kodun baskınlığı, birincil olarak s&#246;zel bilgiye uygulanabilir. Son araştırmalar, bir kişi s&#246;zel olmayan maddeleri (tanımlanması ve işitsel olarak tekrar edilmesi zor olan isimler gibi) saklamak zorunda olduğunda, g&#246;rsel kodun daha &#246;nemli olabileceğini g&#246;stermektedir. Bazı kişiler, &#231;oğunlukla &#231;ocuklar, resimleri ince fotoğrafsı detaylarıyla birlikte kodlayabilirler. Dokunma ve koku alma gibi diğer duyularla bağlı olan kodlar da kısa s&#252;reli belleğe kodlamada kullanılabilir. &#214;rneğin, ekşimiş s&#252;t&#252;n keskin kokusunu kokladıktan birka&#231; saniye sonrada hissederiz.

  4. #4
    Orgeneral
    ÇiÇEK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Uzun S&#252;reli Bellek

    Uzun S&#252;reli Bellek

    Bilgiyi işleme modelinde bilgiyi, &#246;zellikle iyi &#246;ğrenilmiş bilgiyi, uzun s&#252;re saklayan kısmına uzun s&#252;reli bellek adı verilmektedir. Ashcraft (1989) uzun s&#252;reli belleği, kitaplara milyonlarca girişi olan bir k&#252;t&#252;phaneye benzetmektedir. D&#252;zenlenmiş bilgiler, gerektiğinde kullanıma hazır olarak beklemektedir. Uzun s&#252;reli bellek, bilgiyi her istendiğinde kullanılmaya izin veren bir ağa sahiptir. Kapasitesi sınırsızdır, bazı kestirimlere g&#246;re, sınır bir milyondan fazladır ve bazı olaylar sonsuza dek kalmaktadır (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992; 314 ).

    Uzun s&#252;reli bellekte bilgiyi, istediğimiz uzunlukta ve miktarda (Woolfolk, 1993) depolar ve asla unutmayız (Slavin, 1988). Bu konudaki problem, gerektiği zaman doğru bilgiyi bulmaktır. Uzun s&#252;reli bellekte bilgiler kaybolmaz, ancak bilgi, uygun bi&#231;imde kodlanmamış ve uygun yere yerleştirilmemişse, geri getirmede zorluklarla karşılaşılır. Anderson (1990) iyi &#246;ğrenilmiş bilginin dayanıklılığın y&#252;ksek olduğunu belirtmektedir (Akt; Woolfolk, 1993). Slavin (1988) ise uzun s&#252;reli bellekte bilgilerin asla unutulmadığını, bireyin bilgiyi bulma yeteneğini kaybettiğini s&#246;ylemektedir.

    Uzun s&#252;reli bellekte bir&#231;ok farklı bilgi bulunur. G&#246;rsel imgeler, duygular, tatlar, sesler, kokular, problem &#231;&#246;zmek i&#231;in stratejiler, dili anlamaya yarayan kurallar, olaylar, &#231;ocuklukta ge&#231;irilen deneyimler gibi (McGrow ve Roop, 1992). &#214;zetle uzun s&#252;reli belleğin kapasitesi &#231;ok geniştir, hatta doldurmaya yaşamımız yeterli değildir (Slavin, 1988). Ancak kısa s&#252;reli bellekte olduğu gibi, uzun s&#252;reli belleğe bilgi hızla girmez, biraz zaman ve g&#252;&#231; gerekir.

    Kimi kuramcılar, uzun s&#252;reli belleği anısal bellek (episodic memory) ve anlamsal bellek (semantic memory) olarak iki temel b&#246;l&#252;mden oluştuğunu ileri s&#252;rerken, kimi kuramcılar da bunlara işlemsel belleği (procedure memory) eklemektedirler.

    Anısal bellek, kişisel yaşantılarla ilgili b&#246;l&#252;md&#252;r. Belirli bir zaman, yer ve olaylarla ilgilidir. &#214;rneğin; yemekte yediklerimiz, &#246;zel bir g&#252;nde giydiğimiz giysi, yaptığımız gezi anısal bellektedir. Ashcraft (1989) anısal belleği &#246;z yaşamsal bellek olarak adlandırmaktadır. Yaşamımızda başımızdan ge&#231;en t&#252;m olaylar, şakalar, dedikodular anısal bellekte tutulur (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992; 315). Anılar g&#252;&#231; sarf edilmeden &#246;ğrenilir. Fakat anıların birbirine karışma eğilimi vardır. Bu nedenle, bilgiyi geri getirmede zorluk &#231;ekilir. Ancak, &#246;nemli ve travmatik olaylar ayrıntılı hatırlanır. Bunun yanı sıra olağan ve s&#252;rekli yinelenen olayların anımsanması zordur, &#231;&#252;nk&#252; yeni olaylar &#246;ncekini bozabilir.

    Anlamsal bellek uzun s&#252;reli belleğin kurallar, genellemeler, kavramlar, problem &#231;&#246;zme becerileri gibi genel bilgilerin yer aldığı b&#246;l&#252;md&#252;r. Paivio (1971) anlamsal bellekte s&#246;zel ve g&#246;rsel kodların birlikte ağ gibi birbirine bağlanarak bilginin depolandığını belirtir. Bir&#231;ok psikolog da bilginin hem g&#246;rsel hem de s&#246;zel olarak kodlanmasının anımsamayı kolaylaştırdığını kabul etmektedir.

    Anlamsal bellekte bilgi &#246;nerme ağları (propositional networks) ve şemalar bi&#231;iminde depolanır. &#214;nerme, doğru ya da yanlış olduğuna karar verilebilecek bilginin en k&#252;&#231;&#252;k par&#231;asıdır (Woolfolk, 1993; Eggen ve Kauchak, 1992).&#214;nerme ağı ise bilgi birimleri setidir. Başka bir s&#246;ylemle, birbirine bağlı d&#252;ş&#252;nceler, kavramlar, ilişkiler setidir. Bilgiyi daha geniş &#246;l&#231;&#252;de d&#252;zenleyen veri yapıları da şema olarak adlandırılır. Şema birbirine bağlı d&#252;ş&#252;nceler, ilişkiler ve işlemler setidir. Şemalar bilgi ağlarını i&#231;erir ve karar verme, problem &#231;&#246;zme durumlarında bilgi ağlarını y&#246;nlendirir ve kullanır.

    İşlemsel bellek, belli bir işlemin nasıl yapıldığına ilişkin bilgilerin saklandığı bellek b&#246;l&#252;m&#252;d&#252;r. İşlemsel bellekte işlemlerin basamaklarının oluşması uzun zaman alır, ancak oluştuktan sonra anımsanması &#231;ok kolaydır. &#214;rneğin;y&#252;zmenin &#246;ğrenilmesi zaman alır ancak unutulmaz. İşlemsel bellek durum-etkinlik kuralları deposudur. Bireyler t&#252;m durum-etkinlik kurallarını gerekli bir bi&#231;imde belirtemezler ama gerekeni yaparlar. İşlem ne denli &#231;ok yinelenirse o denli doğal tepkiye d&#246;n&#252;ş&#252;r (Woolfolk, 1993).

    Kısa s&#252;reli bellek biyofizik, uzun s&#252;reli bellek ise biyokimyasal bir s&#252;re&#231;tir. Bir bilginin uzun s&#252;reli belleğe girmesi protein sentezi ile ger&#231;ekleşir.

    30 saniye ge&#231;tikten sonra hatırlanan ve her bilgi veya olay uzun s&#252;reli bellekten &#231;ağrılır. Uzun s&#252;reli bellek, kısa s&#252;reli bellekten kendisine bilgiyi birka&#231; dakikadan başlayan ve g&#252;nlere, haftalara yıllara hatta bir &#246;m&#252;r boyuna uzanan s&#252;relerle saklayabilir. Yapılan araştırmalar, dakika ve saat gibi kısa zaman s&#252;releri i&#231;inde yapılmıştır. Fakat ayları ve hatta yılları kapsayan birka&#231; psikolojik araştırma da vardır. Aynı kısa s&#252;reli bellekte olduğu gibi, uzun s&#252;reli bellekte de kodlama, depolama ve ara – bul – geriye getir s&#252;re&#231;lerini inceleyeceğiz...

Benzer Konular

  1. Bellek Süreçleri
    By ÇiÇEK in forum Psikoloji
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 07-26-2007, 10:27 PM
  2. Bellek nedir?
    By ÇiÇEK in forum Psikoloji
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 07-26-2007, 10:24 PM
  3. USB bellek
    By BoDyGuArD in forum Donanım
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 03-23-2007, 09:36 AM
  4. SuperTalent USB Bellek
    By BoDyGuArD in forum Donanım
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 03-20-2007, 04:54 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]