![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Mareşal
![]() ![]() |
Narsisistik kişiler
en temelde içselleştirilmiş nesne ilişkilerindeki spesifik çatışmalarla bağlantılı olarak benlik değerlerinde kendine güven ve saygı duymada ciddi sorun yaşayan kişilerdir (Kernberg 1975). Narsisistik kişinin tüm çabası bu dünyada değerli anlamlı ve meşru bir varlık olduğunu diğer insanlara tasdik ettirmektir. Görünüş itibariyle narsisistik kişi genellikle kibirli üstten bakan kendini beğenmiş soğuk mesafeli ancak çoğu kez çekici bir izlenim verir (Kernberg 1975). Diğer insanlara kıyasla özel ve üstün biri olduğunu düşünür. Yüzeyde bu kişiler ciddi bir davranış bozukluğu göstermeyebilirler hatta bazıları sosyal ve mesleki olarak oldukça başarılıdırlar. Kendilerinden memnuniyet duymak kendilerini sevilebilir hissetmek için mükemmel kusursuz görünmeye ihtiyaç duyarlar. İnsanların takdirini onayını sevgisini beğenisini; karakteristik olarak ise hayranlığını kazanmanın peşindedirler. Başkalarından aldıkları takdir ya da kendi büyüklenmeci fanaaaileri dışında hayattan pek zevk almazlar. İnsanların hayranlığını kazandıklarını onların gözünde mükemmel göründüklerini veya idealize ettikleri kişinin onayını hissettikleri durumda ancak kendilerini iyi sevilebilir güven dolu ve mutlu hissederler. Bu olmadığı takdirde hissettikleri huzursuzluk sıkıntı ve çökkünlüktür. Kendilerine dair büyüklenmeci şişkin bir benlik temsiline sahip olmakla ötekinin hayranlığına muhtaç olmak çelişki gibi görünebilir (Kernberg 1975). Ötekinin hayranlığını elde etmek suretiyle büyüklenmeci benlik temsilini ve iyilik halini sürdürebilir ve ancak bu sayede bilinçdışında tuttukları olumsuz duygulanım ve imgelerle yüklü özbenliklerini bastırmaya devam edebilirler. Özellikle idealize ettikleri insanların kendileri hakkındaki duygu ve düşüncelerine aşırı bir hassasiyet gösterirler. İmaj dışarıya karşı nasıl göründüğü narsisistik kişi için hayati bir önem taşır. Gerçekte ne olduklarından ziyade nasıl göründüklerini daha çok önemserler. Kendilerini dışarıdan bir gözle izlerler. Bu nedenle narsisistik kişinin zihni tipik olarak sürekli biçimde kendisiyle insanların gözündeki izlenimiyle meşguldür. Ötekinin gözüne girmek benliği ifade etmenin önüne geçmiştir. Bu kişiler kendilerine hayranlık kazandıracak sahte gerçek özdeşleşmelerden uzak yüzeysel özdeşleşmeleri yansıtan imajlara davranışlara bürünürler. İdealize ettikleri kişiye/kişilere özenir onu/onları görünüş davranış olarak taklit ederler. Sürekli biçimde reel benliklerini özdeşleşmek istedikleri ideal benlikleriyle kıyaslar ve uygunluğunu sınarlar. Başkalarına olduğu kadar kendilerine karşı da acımasız biçimde eleştireldirler ve kendilerini sürekli biçimde olmaları gerekenden eksik hissederler. Narsisistik kişi sürekli olarak mükemmel imajını diri tutacak besleyecek aynalamalara ihtiyaç duyar. Bu tepkileri elde etmek için uğraşır durur. Dolayısıyla kendini iyi hissetmenin yolu olarak narsisistik kişi tipik olarak büyüklük ve üstünlük hissini pekiştirmek için sürekli bir şeyler yapmak zorunda hisseden performans zorlantısı içindeki kişidir. Narsisistik kişi benliğinin uzantısı olarak yaşantıladığı çevresindeki canlı ve cansız tüm nesnelerin de kendi mükemmelliğini yansıtmasını onların da mükemmel görünmelerini bekler; ev araba giysi gidilen mekanlar partner ilişki içinde oldukları insanların mükemmelliği bir bakıma onun mükemmelliğinin kanıtıdır (Masterson 1990). D ünyayı şöhretli zengin büyük ve önemli insanlar ile aşağılanabilir değersiz "düşük kalite" insanlar biçiminde ikiye böler. Büyük önemli zengin ve güçlü gruba değil de "düşük kaliteli" gruba ait olmaktan korkar (Kernberg 1975). Sıradan olmak narsisistik kişi için aşağılayıcı ve korkutucudur. Mükemmel görünmediğini hissettiğinde ya hep ya hiç kuralını işletir; kendini değersiz önemsiz yetersiz zavallı kusurlu hiçbir işe yaramayan ve bir hiç hisseder. Büyüklenmeci benliğin çöktüğü depresif dönemlerinde hipokondriya ölüm anksiyetesi paranoid kaygılar yoğunlaşır. Bu duygulanımlar narsisistik bireyin kendini neye karşı savunduğunu açığa çıkarır. Tüm gayreti ona derin bir ıstırap veren değersizlikle yüklü özbenliğin inkârına yöneliktir. Mükemmel olmaktaki başarısızlık şiddetli utanç duygularını açığa çıkarır. Nevrotik bireydeki suçluluk duygusuna karşılık narsisistik kişinin merkezi duygusu yetersizlik hissine bağlı olarak ortaya çıkan utançtır. Eleştiriye ve başarısızlığa karşı oldukça hassastırlar. Bu durumda kendilerini incinmiş ve küçük düşmüş hisseder öfaaale tepki verirler. Bu kişiler açısından "başarısızlık" rekabet içeren bir ortamda birinci önde gelen ya da tercih edilen kişi olamamak anlamını taşır. Terapi içinde rekabetlerinin ketlenmesi çoğu kez hatalı bir biçimde oidipal rekabetten kaçınma biçiminde yorumlansa da dikkatle incelendiğinde bu ketlenmenin temelde büyüklenmeci benliğin narsisistik kırılganlığına karşı bir savunma olduğu anlaşılır (Kernberg 1975). Gücünü özbenliğinden değil narsisistik yatırımda bulunduğu ötekilerin gözündeki hayranlık dolu ışıltıdan alır narsisistik kişi. Kendini iyi hissetmenin tümüyle nesneye endeksli bu yolu yabancılaşmaya işaret eder; narsisistik kişi yabancılaşmış kişidir. Spontan olduğu haliyle değil ancak hayranlık uyandıracağını düşündüğü özbenliğine yabancı sahte bir benlik sayesinde sevilebileceğ ine derinden inanmıştır. Aslında çoğu kez zannedilenin aksine narsisistik kişi kendini seven değil kendinden nefret eden kişidir. Bilinçdışında kendini değersiz eksik kusurlu ve küçük görür. Tüm savunmaları nefret ettiği özbenliğini bastırmak ve hayranlık elde etme yoluyla temel nesne nezdinde kendini sevilebilir hale getirmeye yöneliktir. Ancak bu durumda benlik değerini yükseltebilir ve dolayısıyla kendini iyi hissedebilir. Özbenliğiyle dışarı yansıttığı imajı arasındaki bu zıtlık narsisistik kişinin yapaylık yapmacıklık ve sahtelik hissi yaşamasına yol açar. Sevgiyi beğeniyi hayranlığı elde ettiğindeyse içten içe gerçekten sevilmediğini aslında sevilenin sahte benliği olduğunu hisseder. Bu farkındalık elde ettiği hayranlığın aaafini ve coşkusunu gölgeler. Sevgi ve hayranlık narsisistik kişinin iç dünyasında eş anlamlıdır. Sevmek ve sevilmek için kusursuz mükemmel hayranlık uyandırıcı olmak gerektiğine inanır. Psikanalitik inceleme sevilmemekten ve değer görmemekten yakınan narsisistik bireyin aslında kendisinin kimseyi gerçekten sevmediğini ve değer vermediğini ortaya çıkarır. Narsisistik kişinin sorunu aslında sevilmemek değil sevememektir. Narsisistik birey için sevgi nesnesi içinden akıp gelen coşkuyla bağlandığı biri değil çatışmalarına karşı ona emniyet hissi veren bir korkuluktur. Sevgisizlik iç dünyada agresyonun libido üzerindeki hâkimiyetinin fenomenolojik göstergesidir. Sahte benlik doğrultusunda davranan narsisistik bireyin en temel karakteristiklerind en biri -belki de en önde geleni- spontanlığını yitirmiş olmasıdır. İçsel özgürlük olarak da nitelenebilecek spontanlık kaybı özbenlik kaybının kaçınılmaz bir sonucudur. İçsel özgürlüğünü yitirmiş olan narsisistik kişi içinden geldiği gibi davranamaz. Travmaya uğrayacağı gözden düşeceği; nesnenin ve benliğin agresyonunu uyaracağı yaralı ve kusurlu benliğinin açığa çıkacağı kaygısıyla spontanlığını ketler. Dolayısıyla sürekli büyüklenmeci benliğin empoze ettiği biçimde ölçülü kontollü hesapçı davranır. Özbenliklerini sürekli biçimde bastırdıkları için spontan hakiki gereksinimleri hiçbir zaman tatmin bulmaz. Gerçek gereksinimlerin güdülemediği aksine bu gereksinimlerin bastırılmasından enerjisini alan sahte benliğin kazanımları başarıları ve tatminleri ancak geçici bir mutluluk verir. Hakiki mutluluğun ve doyumun içsel (ve dışsal) nesne tarafından olumlanan özbenlik kökenli arzuların spontan ifadesi ve doyumuyla mümkün olabileceği gerçeğinden habersiz her doyumsuzluğun ardından yeni bir sahte tatmin kaynağına yönelirler. Özbenliğin bastırılmış olması nedeniyle hakiki spontan gereksinimlerin asla tatmin nesneleriyle buluşamaması narsisistik kişide tipik olarak anlamsızlık hissi yaratır; zira anlam ancak özbenliğin nesnesiyle buluştuğunda benliğin yaşayabileceği hissiyattır. Nitekim özbenliklerini bastırmış olan narsisistik bireylerin terapiye başvurma sebepleri arasında en başta geleni anlamsızlık duygusudur her türlü sözde tatmine rağmen tam anlamıyla mutlu ve tatminkâr olmamaları tipik yakınmalarıdır. Kronik tatminsizlik ve memnuniyetsizlik hissi narsisistik birey için karakteristiktir. Narsisistik kişiler özbenliklerini ve dolayısıyla tüm spontan duygulanımları nı ketlediklerinden duygu ve düşüncelerini tarif ederken sıklıkla "hissiz" terimini kullanırlar; hiçbir hakiki duygu yaşayamadıkları ndan yakınırlar. Bu noktada mitolojideki "Narkisos"la "narkoz"un ortak "nark-" kökünden geldiğini ve "hissiz" anlamını taşıdığını kaydetmek ilginçtir. Özbenliğe uygun yaşayamamanın bir diğer önemli sonucu narsisistik bireylerin kendilerini olgun yetişkin hissedememeleri çocuksu hissetmeleridir. Sıklıkla "kalıbının adamı" olamadıklarından yakınırlar. Günlük yaşamlarında sorumlulukları nı adeta görev icabı sürükleniyormuşç asına yerine getirirler (Kernberg 1975). Yaşamlarının merkezinde ürpertici bir boşluk can sıkıntısı ve anlamsızlık hissederler. Boşluk duygusunu yaratan özbenliğin ketlenmişliği bilinçdışı patolojik/patojen nesne ilişkisinin bilince yansıyan ürpertisi hakiki tatmin eksikliği umutsuzluk karamsarlık ve sıkıntıdır. İçsel boşluklarını doldurmak için çeşitli dışavurum davranışlarına yönelirler. Derinliği ve geleceği olmayan gelişigüzel yüzeysel ilişkiler anlamsız ve/veya sapkın cinsel etkinlikler alkolizm madde kullanımı aşırı başarı hırsı işkoliklik; ideolojik dinsel ve grupsal fanatizm yaygın dışavurumlardır (Masterson 1990). Narsisistik kişi için varoluş henüz burada olmayan gerçek hayatın ve gerçek aşkın başlayacağı ânı arama ve bekleme sürecidir (Bromberg 1986). Şu an daima kusurlu ve eksiktir. Umut hep karşı kıyıdadır. Büyüklenmeci benlik tatmine ulaştığında ve bu sayede insanların hayranlığını kazandığında sonsuz emniyet tatmin mutluluk ve sevgiye kavuşacağı tipik fanaaaisidir. Onu hayatın risklerinden acılarından tatminsizliklerinde n ve tehlikelerinden; aslında temelde bir türlü başaçıkamadığı dünya karşısındaki âcizliğinden kurtaracak ideal tatmin edici sevgi dolu omnipotent nesneyle onun hayranlığını kazanmak suretiyle kaynaşma arzusu tüm davranışlarının ardındaki temel güdülenme kaynağıdır. Yaşam bu fantastik kaynaşmanın peşinde koşarken geçen zamandır; kâh bunu bir süreliğine de olsa yakaladığı yanılsamasına kapılır kâh hayalkırıklığıyla umudunu sonrasına erteler. Ancak hiçbir zaman bu kaynaşma fanaaaide olduğu gibi gerçekleşmez; ancak narsisistik kişi hep bu umutla sürekli başarı hayranlık ideal aşk ideal partner peşinde sonsuz bir arayış içinde koşar durur. Bu arada hayat geçip gider. En rasyonel görünenlerinde bile bilinçdışı kurtarıcı fanaaaisini tespit etmek ilginçtir. En temelde hayatlarını onlar adına kolaylaştıracak birinin varlığına ihtiyaç duyarlar. Hayatlarının (özbenliklerinin demeli belki de) sorumluluğunu almaktan kaçınırlar; özbenlik ketlenmesi sonucunda özbenlik doğrultusunda irade ve insiyatif de ketlenir. Başka alanlarda oldukça yetenekli olabilen narsisistik birey adeta öğrenilmiş çaresizlikle kendi arzuları karşısında irade ve insiyatif gösteremez; zira sonuç alamayacağına arzularının kötülüğüne travmaya uğrayacağına derinden inanmıştır. Sahip olduğu iradeyi özbenliği doğrultusunda değil büyüklenmecilik ve idealizasyon yoluyla narsisistik yatırımda bulunduğu kişi veya kişilerin iradelerini kendi savunmacı narsisistik gereksinimleri lehine etkilemede kullanmaya çalışır. Bu nedenle narsisistik bozuklukta arzu kipi tersine döner; edilgenleşir. Narsisistik kişiler kendi arzuları peşinde gitmektense ötekilerin arzusunun nesnesi olmayı tercih ederler. Arzu tatmini ego becerisi sayesinde değil "benliğe hayran öteki" aracılığıyla gerçekleşecektir. İdeal ötekinin arzu nesnesi haline geldiği takdirde arzusunun doyurulacağı içsel özgürlüğüne kavuşacağı beklentisi vardır. Paradoksal biçimde itaatkârlığın özgürlüğü ve tatmini getireceğine inanır. Büyüklenmecilik bir bakıma ideal öteki temsilinin yansıtıldığı kişinin hayranlığını kazanmak suretiyle onun yaşamsal desteğini almaya yönelik bir manevradır. Ancak ötekinin arzu nesnesi olmak için kendi arzusunu bastırdığı ve dolayısıyla arzunun nesnesiyle buluşma imkânını ortadan kaldırdığı için kendini hiçbir zaman gerçek anlamda tatminkâr ve huzurlu hissedemez. Ne kadar itaatkâr boyun eğici olursa kendinden gerçek tatminden özgürlüğünden ve mutluluğundan da o kadar uzaklaşır. Narsisistik kişi temelde özbenliğinin bastırılmasına bağlı narsisistik çatışmaların yol açtığı içsel güçsüzlüğünü ya güce sahip olarak ya da gücün parçası olarak -ki bu durumda da dolaylı olarak güce ulaşır- aşmaya çalışır . Kendini "potent" hissedemediği için "omnipotent" olmaya çalışır; bilinçdışında kendini "hiç" hissettiği içindir ki "hep" olmak ister. Büyüklenmeciliğ in yanı sıra güç atfettiği kişileri idealize etmesi ancak ilk kusurlarında ya da yaşadığı hayalkırıklıkları nda hızla gözden düşürmesi narsisistik bireyin tipik davranışıdır. Yakından incelendiğinde idealize ettiği kişinin kendi büyüklenmeci benliğinin yalnızca bir uzantısı olduğu anlaşılır (Kernberg 1975). Duygusal yaşamları sığdır. Duygusal derinlikten yoksun diğer insanlardaki karmaşık duygulanımları fark etmede başarısız olmanın yanı sıra kendi duyguları da farklılaşmamıştır; çabuk alevlenen ve ertesinde sönen duygulanımlara sahiptirler. Gerçek üzüntü ve yas içeren özlemden özellikle yoksun oldukları gözlenir; depresif tepkiler yaşantılama kapasitesine sahip olmamaları temel özelliklerindendir. Terk edildiklerinde veya hayalkırıklığına uğradıklarında görünüşte depresyona benzeyen tepkiler verseler de yakından incelendiğinde bu tepkilerin değer verilen kişinin kaybında duyulan hakiki bir üzüntüden çok intikam arzularıyla yüklü kızgınlık ve kin olduğu fark edilir (Kernberg 1975). Narsisistik kişi diğer insanlara yönelik dikkat çekecek derecede ilgi ve empati yoksunluğu sergiler. İnsanların duygularına ve düşüncelerine empati göstermez. Gösterir gibi göründüğünde ise bunun ardındaki motivasyon da tanıdıktır: o kişinin minnettarlığını harekete geçirip onu kendi narsisistik gereksinimleri doğrultusunda davranmaya sevketmek. İnsanların kendilerine has ve narsisistik kişinin arzularından bağımsız gereksinimleri duyguları ve düşünceleri olduğunu kabullenmekte zorlanır. Kendinde görmeye tahammül edemediği kurtulmaya saklamaya çalıştığı eksik ve kusurlara sahip olduğunu düşündüğü kişileri küçümser aşağılar ve değersizleştirir. Kronik ve yoğun haset bu insanların duygusal yaşamlarının temel bir özelliğidir. Narsisistik kişiler kendilerinin sahip olmadığına sahip olan veya yalnızca hayattan zevk alıyor görünen insanlara karşı oldukça yoğun haset duyarlar (Kernberg 1975). Özellikle büyüklenmeci benlikle özdeşleştiklerinde dolayısıyla kendilerini mükemmel hissettiklerinde diğer insanların onlara haset ettiklerini düşünürler. Narsisistik kişilerin savunmacı örüntüleri bilinçli benliği patolojik nesne ilişkisinden korurken öte yandan nesne ilişkilerini ciddi derecede tahrip eder. İnsanlarla ilişkileri sömürücü ve parazitiktir. İlişkilerini sanki bir limonun suyunu sıkıp posasını bir kenara çıkarırmış gibi yaşarlar. İnsanlar onun için ya içinden alınıp çıkarılacak potansiyel narsisistik besinlere sahip veya içi boş ve değersiz olarak görünürler (Kernberg 1975). İnsanların narsisistik kişinin hayatında onu doyurmak; onun tarafından kullanılmak ve sömürülmek; ona biricik özel ayrıcalıklı önemli ve üstün biri olduğunu hissettirmekten başka bir işlevleri yoktur adeta. Narsisistik destek bekledikleri kişileri idealleştirme hiçbir şey beklemediklerini ise küçük görme yok sayma eğilimindedirler. İnsanları gerçekte sevmez kendilerinden nefret ettikleri gibi aslında insanlardan da nefret ederler. Onları savunmacı narsisistik amaçları gereksinimleri doğrultusunda davranmaya zorlamak tipik davranışlarıdır. Bu tutum omnipotent kontrol olarak adlandırılır. Omnipotent kontrol bilinçdışı patolojik/patojen nesne ilişkisinden kaçınmak ve ilişki içindeki nesneyi çeşitli taktikler aracılığıyla bu kaçınmayı sağlayacak gereksinimler doğrultusunda davranmaya zorlamayı içerir. Adeta çocuksu bir beklentiyle dünyanın arzusuna göre şekillenmesini ve gereksinimleri doğrultusunda vaziyet almasını umar. Narsisistik yatırımda bulunduğu "iyi nesne" arzusuna uygun davranmadığında birden "kötü nesne"ye dönüşür. Narsisistik kişi partnerinin narsisistik gereksinimlerini kusursuz biçimde karşılamasını bekler. Buna hakkı olduğuna derinden inanır. Ya hayranlık bekler ya da idealize ettiği partnerinin yüceliğine sığınmak ister. Bu beklentisi karşılanmadığında şiddetli bir hüsran ve öfke yaşar ve partnerini değersizleştirerek karşılık verir. Değersizleştirmeyi hayalkırıklığı olarak yaşantılar ve meşrulaştırır. Sonu gelmez ve asla doyum bulmayan narsisistik talepleri yoğun mutlak ve ısrarcıdır. Üstelik çoğu kez de karşısındakinin karşılayabileceğ i türden makûl talepler değildir. İlişkilerinde hâkim taraf olmak isterler. Özel ve üstün olduklarını düşündüklerinden insanlardan ayrıcalıklı muamele beklerler. İlişkileri her zaman gizli bir gündeme sahiptir. Yüzeyde arkadaşça samimi görünebilseler de altta ilişkinin tek bir amacı vardır: büyüklenmeci benliği ayakta tutacak narsisistik geribildirimleri/ tepkileri elde etmek (Masterson 1990). Tatmin edici hakiki bir yakınlığı içeren duygusal ilişkiye giremez veya sürdüremezler. İlişkileri genelde kısa sürer veya oldukça sorunludur. Kişilik yapıları gereği kendilerini duygusal olarak içtenlikle birine adayamazlar; zira yakın ilişkiler kendini ifade etme ortaya koyma ve empati becerisi; gerektiğinde ötekinin gereksinimleri adına kendi gereksinimlerini ikincil plana alabilme özverisi ve esnekliği gerektirdiği için narsisistik bireyin özellikle beceremediği bir ilişki tarzıdır. Ayrıca yakın ilişkiler insanlardan ve kendinden sakladığı yaralı boş değersiz hissedilen ve pek doğal olarak aslında hiç de mükemmel olmayan gerçek benliğin açığa çıkma fark edilme riskini de taşıdığı için narsisistik kişinin özellikle kaçındığı ilişkilerdir. Bu kişiler içsel dünyalarında aslında yoğun bir yalnızlık yaşarlar. Samimi yakın ilişki kuramamaları kendilerini içtenlikle birine adayamamaları ; kendilerini olduğu haliyle tüm spontanlıkları yla ortaya koyamamaları ortaya koydukları takdirde içsel güçsüzlükleri nedeniyle travmaya maruz kalacakları endişesi sosyal hayatta mesafeli kontrollü ölçülü ilişkiler geliştirmelerine ve dolayısıyla kendilerini yalnız hissetmelerine yol açar. Kendilerini oldukları haliyle serbestçe ifade edememeleri hakiki duygularını yaşayamamaları nedeniyle insanlarla ilişkilerinde kaynaşmış hissedemezler; ayrıksılık dışarıda kalmışlık dışlanmışlık hisleri yoğundur. Çoğu kez narsisistik kişilerin bağımlı oldukları düşünülür. Narsisistik geribildirimler elde etme noktasında ötekilere bağımlı oldukları doğrudur; zira kendilerine dair olumsuz hisleri ve temsilleri ancak bu koşulda bilinçdışında tutabilmektedirler. Nitekim bu bağımlılık onları kişilerarası ilişkilerde kırılgan ve alıngan hale sokar. Ancak öte yandan derin bilinçdışı düzeyde insanlara yönelik yoğun güvensizlikleri ve kuşkuları nedeniyle herhangi birine gerçekten samimiyetle güvenemez ilişkilere kendilerini emniyet duygusu içinde teslim edemezler. Bu durumda yoğun olarak güçsüz benliklerinin zarar göreceği kaygısı yaşarlar. Aslında bu kişilerin en büyük korkusu bir başkasına bağımlı olmaktır; zira bağımlı olmak muhtaç olmak nefret etmek haset duymak kendini sömürülme aşağılanma kötü muamele görme ve frustre edilmeye açık hale getirmek anlamına gelir. Ötekine bağımlılığı bir zayıflık olarak değerlendirirler. Nitekim büyüklenmeci benliğin önemli bir işlevi de kişinin diğer insanlara bağımlılığını inkârına imkân tanımasıdır. Kendine yeterlilik fanaaaileri ile bağımlılık gereksinimlerine karşı kendilerini korurlar; davranış düzeyinde bu savunma kendini katı bir gurur güçlü ve kendine yeterli görünme gerçekten ihtiyaç duyduğu bir şeyi talep edememe reddedilme kaygıları muhtaç duruma düşmekten korku duyma böyle bir durumda kendini aşağılanmış hissetme ve şizoid kaçınmacı davranışlar biçiminde açığa vurur. Temel fanaaailerinden biri hayranlık elde ettiklerinde diğerlerinin onun gereksinimlerini kendiliğinden doyuracakları veya hayranlık uyandırdıkları için onlardan bunları rahatlıkla isteyebilme hakkına erişecekleri hissidir. |
|
|
|
![]() |
| Beğenilen Sayfayı İşaretleyin |
| Konuyla Alakalı Etiketler |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | UslanmaM | Cevaplar | Son Mesaj |
| Tanınmaya Dğer Kişiler | DeViL | Kitap Tanıtımları | 0 | 12-21-2006 02:23 AM |
