![]() |
![]()
|
|
||||||
| Özel Günleriniz Üyelerimizin özel ve güzel günlerinin kutlamaları (Doğumgünü, evlilik yıldönümü, çocuğu olanlar, terfi edenler) |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#23 (permalink) |
|
Mareşal
![]() ![]() |
çok teşekkürler destansı :
![]() ![]() : :![]()
__________________
![]() [Linkleri üyelerimiz görebilir.Üyeyseniz Mailinizi OnaylayınBurayı tıklayarak üyemiz olabilirsiniz.] [Linkleri üyelerimiz görebilir.Üyeyseniz Mailinizi OnaylayınBurayı tıklayarak üyemiz olabilirsiniz.] [Linkleri üyelerimiz görebilir.Üyeyseniz Mailinizi OnaylayınBurayı tıklayarak üyemiz olabilirsiniz.] |
|
|
|
|
|
#24 (permalink) |
|
Tuğgeneral
![]() ![]() |
saol herkesin Anneler Günü KUTLU OLSUN
__________________
Sen Uslanmam'lısın arkadaş küfürlerle işin olmaz.Adminlere,üyelere bu foruma saygılı ol !!! [Linkleri üyelerimiz görebilir.Üyeyseniz Mailinizi OnaylayınBurayı tıklayarak üyemiz olabilirsiniz.] Kumral Prenses Saygılarımla
|
|
|
|
|
|
#25 (permalink) |
|
Mareşal
![]() ![]() |
Ne zaman bahar olacak anne Ne zaman eriyecek gözlerindeki buz parçaları Ne zaman ıslak bir tebessüm akacak yüreğinden Ne zaman saracaksın beni kar beyaz göğsüne Gülümse, gülümse anne, bak ben yanındayım Babam da akşam dönecek Mayınlar susacak, kurşunlar atılmayacak Canlar yakılmayacak meydanlarda Bak anne topraktaki bitkilere Ne güzel dans ediyorlar el ele kardeşçe Bu evren hepimize yeter anne Bu kavga, bu savaş, bu kin, bu nefret kime Bir avuç ömrümüz kaldı Sıra dağlar gibi kardeşçe yaşamaya koşalım anne Bak oğul, ne zalimin zulmü bitecek Ne de mazlumun göz yaşı Bir bahar gelecekti oğul, öyle bir bahar ki Toprak yeşil çarşaf giyecek ve rengarenk çiçeklerle süslenecekti Çocuklar kan kırmızı güllerden salıncaklar yapacaktı Kanla kirlenmeyecekti gök, hep maviye çalacaktı Güneş, boğulmayacaktı yasa, hep güleç kalacaktı Ama gel gör ki oğul Ablanın cesedi tankların dişleri arasında Ağabeyin yeşil gömleğinden sadece bir parça gömebildik Masum bedenlere uçurum boyları ve sesiz vadiler mezar oldu Ben yırtınmayayım da kimler yırtınsın oğul Bırak bırak beni oğul gem vurma yüreğime Parçalansın bu gökyüzü, parçalansın arş Tut anne, tut minik ellerimden tut anne Karanlık ürkütüyor beni anne Mezar taşım kolun gibi yumuşak durmuyor anne Toprakta göğsün gibi sıcak tutmuyor Burası yabancı bana anne üşüyorum Al beni yanına anne, sar o sımsıcak kucağına Dokun siyaha çalan saçlarıma anne Çıyanlar kemiriyor bedenimi anne Çıkar beni buradan anne dayanamıyorum Bak anne evimizin önünde ektiğim kan kırmızı gülleri Evimizin arka yamacındaki gelincikleri benim yerime kokla anne Artık güvercinlerim sana emanet anne Uçur sabahın ilk ışıklarında Dünyaya barış şarkılarını fısıldasınlar anne Belki kimseye mezar olmayacak bu soğuk ve karanlık dünya Bırak beni anne Babamla birlikte yaşayacağın güzel günlerin düşünü kur anne Sakın benim için ağlama anne Bırak beni anne, vicdanları uyutabilecek mi Taze fidanları toprağa verenlerin Bırak onların yürekleri parçalansın Sen ağlama anne..sen ağlama..canım annem.. A.Vahap ERGÜVEN
__________________
![]() Yeter ki yaralarım kanamasın artık...
|
|
|
|
|
|
#26 (permalink) |
|
DenemeModerator
![]() |
eline sağlık ...
![]()
__________________
KAN REVAN İÇİNDE HEP KANAMAZ DENEN YERLERİM...!!! ![]() |
|
|
|
|
|
#28 (permalink) |
|
Mareşal
![]() ![]() |
Sevgili Anneciğim,
Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki, çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler... ... Ve insan, zamanın nasıl insafsız bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor. Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların 'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı... Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin. Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin, kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar ortak üretiyor, tüketiyoruz. Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik... Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin en iyi annesi... Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıylaayakta kaldım. Sevginle donandım... Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi ; Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki, anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta... Söyleyemedim sana... 'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye... Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden; 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin? Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını... Oysa ne çok acılar paylaştık seninle... Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber... Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi. 'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu. Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... ...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe, ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum. Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne... Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm. Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi... Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri... Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum. Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu; yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda, öpülen kurbağalar prens oluyor. ...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin geçersizleştiğini anlatan kitapları kaldırıyoruz salondan gizli gizli... O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini... Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum. O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum. Hem biliyor musun? 'SENİ ÇOK SEVİYORUM'...... Can Dündar
__________________
![]() Yeter ki yaralarım kanamasın artık...
|
|
|
|
|
|
#30 (permalink) |
|
Tuğgeneral
![]() ![]() |
arkadaşlar bütün annelerin annelerin anneler gününü kutlarım ama üzlürek.benim annem var Allaha şükür ama yok olmasını tercih ederim. şimdi annesi olmayan cocukları düsünüyorum da onlara cok üzlüyorum.ama beni annem babam hiç anne baba olmadı .bunu sadece yasıyan bilir.hep işten eve evden işe yaparlardı.ben babamla bi maça gidemedim günde en fazla 20 dk bile konusamadım.annemde aynı sekilde onunda günde yüzünü 1 saat görüyordum.ve seni seviyorum diyip ilgisizliklerini görmeliydiniz.yani insanların anne babasının olmadan üzülmeleri benimle ilgilenmiyor demeleri normal.ama benim olupta ilgilenmeyen boslayan bir annem babam oldugu için bu durum çok koyuyor be...(dediğim gibi bu durumu sadece yasıyan bilir)
__________________
İmzanıda daha küçük resimler kullanınız. UslanmaM Yönetim A R E YOU PLAYER ? |
|
|
|