1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: Osmanlıda Sabun

  1. #1
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Osmanlıda Sabun






    OSMANLIDA SABUN



    Trablus sabunu, Çiçek sabunu, Misk sabunu, Hünkari sabun, beyaz ve siyah Paşa sabunu, alaca sabun, kara sabun, kokulu sabun, Kandiye sabunu, Girit sabunu, Arap sabunu, leke sabunu ve fes sabunu... Bunlar Osmanlı İmparatorluğu'nda üretilen sabun türlerinin sadece birkaçıydı.

    İnsanların eski çağlardan beri kullandıkları temizlik maddelerinin başında akla öncelikle kül ve kil, daha sonraları ise sabun gelir. Sabunun hafif ve güzel kokusu hep temizliği ve saflığı hatırlatmış, sabun dolayısıyla temizliğin simgesi olmuştur.

    Sabun esas itibarı ile ana maddesi olan nebati ve hayvani yağların veya yağ asitlerinin alkaliler ile kimyasal reaksiyonu sonucu elde edilir. Geçmişi ise M.Ö. altı binlere kadar uzanmaktadır. Önceleri tıpta hariçten tedavi edici olarak ele alınmış ve sonradan vücut temizliğinde kullanılmaya başlanır. Kullanım alanı ortaçağda genişler ve çamaşırların sabunla yıkanarak temizlenmesi başlanır. Bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkışında da dezenfektan olarak kullanılır.

    Sabuna talep bu jekilde arttıkça üretimi de arttı ve sabuncular bir esnaf grubunu oluşturdular. 10. yüzyılda Bizans'ta esnaf loncaları içinde sabuncu esnafı grubu da vardı.

    Sabunculuk, Osmanlı Devleti'nde de önemli bir imalat kolu oldu. Sabun esnafı özel zamanlarda tertip edilen törenlerinde yani esnaf alaylarında yeralmaktaydı. Osmanlılarda sabun imali ve tüketiminin oldukça yaygın olduğunu arşiv vesikalarından anlaşılmaktadır.

    Osmanlılarda sabunla ilgili ilk düzenlemeler Fatih Sultan Mehmet, İkinci Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman devri kanunnamelerinde görülür. Fatih dönemine ait Foça Sabunhanesi ile ilgili düzenlemede ve Yavuz devrine ait Trablus Sancağı Kanunnamesi'nde sabun konusunda hukuki düzenlemeler bulunur. Sonraki dönemlerde sabunun üretimi, kalitesi, fiyatı, kontrolü, ticareti ve sabuncu esnafı konularında oldukça fazla vesika ve düzenleme bulunması dikkat çekmektedir.

    SABUN KOTALARI

    Sabun, Osmanlı Devleti'nde 'sabunhane' denilen ve şahıslara ait olan imalathanelerde geleneksel yöntemlerle üretiliyordu. Sabunhanelerin yanında Şam'da olduğu gibi miri yani devlete ait sabunhaneler de vardı. Sabunun hammaddesi zeytinyağı ve içyağıydı ekonomik değeri olan ve tercih edilen sabunlar zeytinyağından imal edilenlerdi.

    Osmanlı İmparatorluğu'nda sabun üretimi yapılan yerlerin başında Batı Anadolu ve Adalar, Şam, Halep ve Nablus gelmektedir. Bu yerler zeytin ağacı ve sabunun hammadesi olan zeytinyağının bolca bulunduğu yerlerdir. O dönemde en fazla sabun üreten merkezler ise Midilli ve Girit Adaları, Ayvalık, Edremit, Kemer Edremit, İzmir, Kızılcatuzla, Yunda Acası ve Urla'dır. Buralarda imal edilen sabunun büyük bir bölümü, bazı senelerde tamamı, saray, ordu ve İstanbul halkının ihtiyacını karşılamak üzere 'Dersaadet tahsisatı' olarak ayrılırdı.

    Midilli Adası'nda çok miktarda zeytinyağı ve sabun imal edilirdi. Adanın başlıca gelir kaynağı zeytin, zeytinyağı ve bu zeytinyağından yapılan sabundu ama Midilli'deki sabunhanelerde imal edilen sabunlar kalite itibarı ile Girit sabunları ile mukayese edilemezdi. Bunun sebebi, Midilli zeytinyağlarının Girit zeytinyağları kadar kaliteli olmayışıydı. Midilli ayrıca zeytinyağını yeterince üretemeyen İzmir ve Ayvalık'taki sabunhanelerin zeytinyağı ihtiyacını da karşılamaktaydı.

    SABUNUN İYİSİ GİRİT’TEN


    Osmanlı Devleti'nde en kaliteli ve en çok aranan sabunlar Girit Adası, özellikle de Kandiye'de yapılanlardı. Kandiye sabunları temizlik ve iyi pişmiş olmaları ile nam salmıştı. Bu özelliklerinden dolayı Midilli ve Edremit sabunlarının üzerine 'Girit Sabunu' damgası vurularak taklit edilmiş ve bu durum Giritli sabuncuların şikáyetine sebep olmuştu. Hanya, Kandiye, Resmo başta olmak üzere Girit'te elde edilen zeytinyağının önemli miktarı sabun üretiminde kullanılmaktaydı. 18. yüzyılın ilk yıllarında Girit'te sabunhane sayısı birkaç tane iken, yüzyıl ortalarına doğru on mislinden fazla arttı ve adadaki sabunhanelerin adedi daha sonraki dönemlerde 45'e ulaştı.

    Lübnan'daki Trablusşam kenti ve çevresi de zeytinyağının bolca bulunduğu ve sabun üretiminin de o nispette fazla olduğu bir bölgeydi. Özellikle Nablus, Kudüs, Rakka ve Şam sabunculuğun çok geliştiği ve sabun ihraç eden şehirlerdi. Buralarda sabunun geçmişi 14. yüzyılın oratlarına kadar gidiyordu. Anadolu'nun ve Mısır'ın sabun ihtiyacı da büyük ölçüde bu bölgelerden karşılanmaktaydı.

    Sabunu çok meşhur olan ve sabun ihraç eden Halep'te 19. yüzyıl sonlarında 12 sabunhane mevcuttu. Halep ve civarında imal edilen sabunlar yerel ihtiyacı karşılamaları dışında, Avrupalı ticaret şirketleri ve büyük tüccarlar tarafından Suriye dışına ihraç ediliyordu.

    Edirne ve Kudüs'te imal edilen 'misk sabunu' ise Osmanlı sarayına, sultanlara ve devlet ricaline sunulan değerli hediyele arasındaydı.

    Arşiv belgelerinde Osmanlı sabunlarının cins ve adlarına da rastlamaktayız. Bunlar arasında Trablus sabunu, Çiçek sabunu, Misk sabunu, Hünkari sabun, beyaz ve siyah Paşa sabunu, alaca sabun, kara sabun, kokulu sabun, Kandiye sabunu, Girit sabunu, Arap sabunu, leke sabunu, fes sabunu ve Iraki sabungibi çeşitler vardır.

    BAŞKENTİN SABUN MERAKI

    Sabunun kalitesi, kullanılan malzemeye ve üretim tekniklerine bağlıydı. Zeytinyağının kalitesi, kullanılan suyun temizliği, katılan maddelerin oranı, pişirme teknikleri, sabuncu ustasının mahareti ve becerisi sabunun kalitesini belirleyen başlıca unsurlardı.

    İstanbul'un yeme-içme ihtiyacının temini gibi sabun ihtiyacının karşılanması da Osmanlı idarecilerini sık sık uğraştıran bir sorundu. Zorunlu ihtiyaç maddelerinden sayılan sabunun İstanbul'a zamanında ulaştırılması ve sarayın, ordunun ve İstanbul halkının talebinin karşılanması için Osmanlı tarihi boyunca pek çok düzenlemeler yapılmıştı. Osmanlı topraklarında geleneksel sabunhanelerin yanısıra sabun fabrikalarının da kurulup seri üretime geçilmesi için 19. yüzyılın ikinci yarısının gelmesi beklenecektir.





    Kaynak: Dr. Gülden Sarıyıldız,Trakya Ünv.

  2. #2
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Sabunun Genel Tarihi

    Geçmişi MÖ altı binlere kadar uzanan sabun kullanımı, zamanla günlük yaşantımızın önemli bir parçası haline geldi, vazgeçilmez oldu. Fenikeliler sabunu bulana kadar, kül ve kil geleneksel temizlik aracı olarak kullanıyordu. M.Ö. 600'de bulunan ve kullanımı ortaçağda genişleyen sabun, tarih içinde kimi zaman değerli bir değiş tokuş aracı olarak kimi zamansa ilaç olarak kullanıldı. Geçmişte Fenikeliler ile Galyalılar arasında önemli bir takas aracı olan sabun, Roma döneminde, kadınların en gözde temizlik aracı haline geldi.

    Sabun niteliği taşıyan maddelerle ilgili ilk yazılı belge ise, Mezopotamya'da M.Ö. III. bin yıldan kalma kil tabletleri... Bu tabletlerde, potasyum ve yağla karıştırılarak elde edilen bir maddeden söz ediliyor.

    Eski zamanlardan kalma bir Roma masalına göre, sabunu ilk defa kadınlar keşfetmiş. Hayvanların kurban edildiği Sapo Dağı'nın kıyısında bulunan Tiber Nehri'nde çamaşırlarını yıkayan kadınlar, çamaşırlarını eskiye oranla daha az çaba sarf ederek temizledikleri fark ettiler. Çünkü, hayvanların kurban edildiği Sapo Dağı'ndan Tiber Nehri'ne, yağmurla birlikte hayvan yağları ve odun külleri karışıyordu. Bu karışım ise, bayanların çamaşır günü için hoş bir hediye oluyordu. İngiltere'nin eski halklarından Keltler de, hayvansal yağlar ve bitki küllerinden ürettikleri sabuna "Saipo" adını verdi, bu sözcük daha sonra "Soap" olarak değişti. M.Ö. 1500'e ait Ebers Papirüsinde, kişisel temizliklerine düşkün olan Mısırlılar'ın, hayvan ve sebze yağları ile alkalinli tuzdan elde edilen sabunsu bir maddeyle yıkandıkları belirtiliyor. Yunanlılar'a bakacak olursak, onlar da en az Mısırlılar kadar temizliğe önem veriyorlardı. Sabun kullanmayan Yunanlılar, vücutlarını yağ ve killerle sıvadıktan sonra, kum ya da sünger taşı parçalarıyla fırçalıyor ve "strigil" denen kavisli metal bir aletle vücutlarında oluşan tabakayı kazıyorlardı. Bunu suya girerek yıkanma ve zeytinyağı ile yağlanma izliyordu.

    Kişisel temizliği oldukça önemseyen Roma ulusunda ise, banyo kültürü oldukça yaygındı. Hamamlara aşırı düşkün olan Romalılar'da banyo yapmak en temel sosyal görevdi. M.Ö 25 yılında yüzlerce hamamın bulunduğu Roma'da banyonun altın çağı başladı. Roma'da yaşanan zengin banyo kültürünü, Erken Hıristiyan Kilisesi dini açıdan uygunsuz olduğu gerekçesiyle çok çabuk saf dışı bıraktı. Fakat M.S. 476'da Batı Roma'nın yıkılmasıyla birlikte Avrupa'da, hamam alışkanlığı tarihe karıştı. Kişisel temizlikte gözlenen bu gerileme ve sağlıksız yaşam koşulları, Ortaçağ Avrupasında büyük sorunlara neden oldu. Temizlik, artık halk kültürünün bir parçası değildi. Yaklaşık 17. yy'a kadar yaşanan bu karanlık dönemde ihmal edilen kişisel temizlik aynı zamanda 14. yy'da büyük veba salgınını doğurdu. Eski Romalıların sabun yapımıyla ilgili bilgilerinin Avrupa'ya yayılmasıyla önemli sabun yapım merkezleri ortaya çıktı. Sabun yapımcılığı 7. yy'da Avrupa'da meslek haline geldi. Sebze ve hayvan yağlarına bitki külleri ve güzel kokular katan sabun yapımcıları kendi ticaret ağlarını kurdular. Güzel kokuların da katılmasıyla artan sabun çeşitleri çamaşır yıkamada ve banyo yapmak için kullanıldı.

    Sabuna talep arttıkça üretimi de arttı ve sabuncular bir esnaf grubu oluşturdu. 10. Yüzyılda Bizans'ta esnaf loncaları içinde sabuncu esnafı grubu da vardı. Türkler yaklaşık olarak 11. yy'a kadar sabun yerine sulardaki soda, çöven, saparma, sabun otu, süt kökü, kaşık otu, kılaya kavuğu, acı ağaç, herdemtaze, tavşankulağı, hintkestanesi gibi saponinli maddeleri ve kül kullandı. Belgelere göre bugünkü sabunun ilkel şekli ilk çağlarda Araplar tarafından yapıldı. Sabunculuk, ortaçağda İslam ülkelerinde gelişmiş bir imalat koluydu. Osmanlı'nda sabun esnafı tertip edilen törenlerde esnaf alaylarında yer alıyordu. Osmanlılarda sabun imali ve tüketiminin oldukça yaygın olduğuna arşiv vesikalarında rastlıyoruz.


    Sabun üretiminin 12. yy'da başlandığı İngiltere'de ise, 1622 yılında I. King James, sabun üretim tekelini yılda 100 bin dolar karşılığında bir sabun yapımcısına verdi. Fakat, sabun lüks sayılıp yüzde yüz vergiye tabi tutulduğundan halkın banyo yapması imkansızdı. Temizlik ve su sistemleri Roma ve Girit'teki sistemlerle yarış edecek düzeye gelmiş olmasına rağmen, ülkede temizliğe karşı genel bir isteksizlik hakimdi. Dickens dönemi, korkunç bir pislik içinde geçti. Hastalıklar iyiden iyiye yayılıyordu. 1842'de, İngiltere Fakir Yasası Komisyonu sekreteri olan Edwin Chadwick'in çabaları sonucunda, Parlamento, 1846'da "Halk Hamamlarını ve Yıkanma Evleri Hareketi"ni onayladı ve Gladstone, 1853'te sabun vergisini kaldırdı. 1860'ta Londra'da sayısı 10 olan halka açık yıkanma evleri, bir milyondan fazla sayıya yükseltildi. Bu hareket Amerika'ya da yayıldı. Amerikan Tıp Topluluğu Dergisi'nin 1892 Ekim sayısında; korunma tedaviden daha olduğu takdirde, halka açık büyük bir hamam kurmanın, hastane inşa etmekten daha ucuza mal olacağını yazmaktaydı.

    Gerçek anlamda bilimsel sabun yapımı ise, 18. yy'da da Michel Eugene Chevreul'un katkılarıyla, önceden belirlenen kesin amaçların elde edilmesini sağlayan kimyasal formüllerin ortaya konmasıyla başlıyor. Buhar makinesi gibi buluşların gerçekleşmesiyle de, sabun yapımı gerçek bir sanayiye dönüşüyor. Sabunun sert sularda eritildiği zaman yeterince köpürmemesinin yol açtığı sakıncayı giderme çalışmaları, 1930'lu yıllarda ABD'de ilk deterjanların ortaya çıkmasını sağlıyor ve o tarihten bu yana deterjan yapımı da önemli bir sanayi dalına dönüşüyor.

Benzer Konular

  1. Osmanlıda Sadaret
    By ABYSS in forum Osmanlı Tarihi
    Cevaplar: 1
    Bölüm Listesi: 03-10-2008, 04:53 PM
  2. Osmanlıda Tüberküloz
    By ABYSS in forum Osmanlı Tarihi
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 01-11-2007, 06:33 PM
  3. Osmanlıda Fotoğraf
    By ABYSS in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-19-2006, 10:48 PM
  4. osmanlıda tıp
    By ABYSS in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-19-2006, 10:40 PM
  5. Osmanlıda Müzecilik
    By ABYSS in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-19-2006, 10:19 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]